![]() |
Muhammed Peygamberliği Red Edebilir miydi ?
Muhammed'e oku emri geldi. O okudu. Gerisini biliyoruz.Ancak Muhammed , peygamber olmayı red edebilir miydi?
Adil olmanın vasıflarına sahip olan bir insan olarak : "Ben de senin yarattığın kullarından sadece biri değil miyim? Neden herkese eşit muamele etmiyorsun? Madem yüce özelliklere sahip bir yaratansın neden bizzat herkesin kalbine(beynine) inanç yerleştirmiyorsun? Ben bu şekilde adaletsiz bir görevi kabul edemem" diyebilir miydi ? Şeytan bile yaratılışta : "insanı adi çamurdan yarattın, beni ise daha asil olan ateş ile yarattın. Neden beni onun önünde secde ettiriyorsun ?" diyerek tanrıyı sorgulayabilmiş , tanrının bu seçiminde mantık ve adalet aramıştır. Muhammed böyle bir şey yapabilir miydi? |
Aha cok iyi bir fikirki
Seytan neden insana saldiri halinde diyince o atesden yaratildi bizi kiskandi derler !! Eeee Ahirette Gelmis gecmis bütün insanlikda aha bu 25 peygemberi kiskanirsa ?? Ona düsman olursa ? Nerde kaldi allahin adaleti , nerde kullarina verdigi hak ? Evet ikinci soruda güzel acaba peygember okadar iyi bir insan , okadar üstün Kendi yerine baskasinin peygamber edilmesine razi olamazmiydi ?? |
elcvb,
Tarih sormuyorum sana mantık soruyorum... Nasıl titrediğini eğer sen bilmek istiyorsan, Muhammed'in "temporal lob epilepsisi" olduğunu da bilmiyorsundur, git bir araştır . Ayrıca sanrılara da yol açar bu hastalık. Şizofreni gibi bi şeydir, olmayan şeyler görür inanırsın. Ama önce bir epilepsi nedir onu öğren. Günümüde kaç kişi benzer şekilde titiriyor biliyormusun sanrılarla? Bir de şizofrenikler çok ikna edicidir. Bir çok aklı başında insanın aklını karıştırma ve etkileme sanatına sahiplerdir. Aklı yarım olanları sen düşün!!! Beyhude başlık açmak yok burada, açık açık mantık var. İlahi bir yaradandan beklenen ve üstün yaratıldığı iddia edilen bir insan ile ilgili. Ama asıl mantıklı cevap bulamayıp, ille de cevap olsun diye boş boş lugat parçalamak katmaz insana bir şey... |
sn elcvb
Ben hikayeler denemez ama açıklamalarımı, bilimden aldım. Muhammede vahiy geldiği zaman titremesi, olmayan ve başkalarının göremediği şeyler görmesi,duyması (Unutma ki Hatice bile Muhammedin yanındayken melek filan görmemiştir. Sadece Muhammedin vahiy anındaki semptomlarını görmüştür), ki bunlara halüsinasyon denir. Tıpta bunların tanımı açık açık bulunmaktadır. Günümüzde de bir çok kişinin başına gelir benzeri semptomlar. Ama ne mutlu ki günümüzde artık bu tür hastalıkların hastalık olduğu biliniyor. Keşke Tırmızi ya da Buhari zamanında "Temporal Lob Epilepsisi" nin veyahut "Şizofreni" nin teşhisi ve tanımı biliniyor olsaydı... O zaman bugün, kimse bu konuları tartışmıyor olacaktı... |
Hangi bilimden aldığınız birşey ile böyle bir konu açtınız peki?
Hangi bilim bunu merak ediyor? Hangi bilim size bunu sordurttu? Saygılar |
Alıntı:
Psikiyatri Konusudur. Araştırabilir ya da bir uzmana sorabilirsiniz... |
Alıntı:
Şu an yaşamayan birisinin yani Peygamberimizin üzerinden acaba bunu kabul etmese ne olurdu yada reddedebilir miydi sorular sormanız nasıl bir Psikiyatri konusuna giriyor? |
Alıntı:
Aksine, aklı başında ve en adil bir şekilde yaratılmış olduğu iddia edilen bir insanın , "Ben de herkes gibi yarattığın bir insanım. Neden beni özelleştiriyorsun da herkese eşit davranmıyorsun?" diye sorması gerekmez miydi diye bir soru sormuştum... |
Sayın elcvb;
Laf olsun diye yazma sanatı var olsa siz ustası olurdunuz. Ben hiç rivayet uydurduğumu yada ordaymış gibi konuştuğumu hatırlamıyorum. Elimde kanıt varsa sunarım, inancınızın uydurma ve işinize gelene sahih gelmeyene değil diyerek bol bol esnettiğiniz hadisleride kanıt saymam. Sayarım diyorsanız buhariden ayşe ananızın 9 yaşındayken 53 yaşındaki muhammedle evlendiğinide söyleyen hadiside kabul edersiniz. Şimdilik saygımla gittim... |
Alıntı:
İlgisi olmadığını düşünüyorsanız yukarıda söylediklerimi söylemedim sayabilirsiniz. Saygılar |
Sayın elcvb;
Bana masalı bırak kardeşim, sen kim gerçeğe sadakat kim, Tüm mesajlarımı arattır ve hadis kullanmışmıyım konularda başkalarınca konulmuş ve konuya dahil olanlar dışında hiç bak. Sonra ahkam kes gerçeklerden bihaber zat. Sana iki soru, Buharinin ayşe ve muhammed evliliği ile ilgili hadisi sahihmidir. Sefih kelimesinin anlamı nedir. Hadi gerçeğe sadakat şart tüccarı kardeşim cevap yaz. Akşama uğrayacağım, vaaz ve propaganda dışı kanıtlarla cevap sunmanız şartını koydum önünüze.Hadi kolay gele gerçeğe ihanet içindeki inkarcılar. Şimdilik saygımla gittim... |
Sayın elcvb;
Sorumu anladığınıza eminim. Sahih mi değilmi buharinin hadisi. Ben ayşe kaçyaşında evlenmiştir diye sormadım.Ayrıca bu hikayenizi çok duydumda kanıtlarını göremedim. ablası 27 yaşındaymışta bilmem ne. Kim diyor bunu yazında bilsin herkes. Dayanağı hangi hadis. bu bir. Sefih kelimesinin anlamıda çok açık ve nettir, kendini bilmez, ahmak, düşüncesiz anlamlarında bir kelimedir. Devamında uyduracaklarınızı merakla beklemekteyim, buda iki. Şimdilik saygımla gittim... |
Fasil:NİKAH BÖLÜMÜKonu:Resulullah (sav)`ın ZevceleriRavi:AişeHadis:Resulullah (sav), ben altı yaşında iken benimle evlendi. Medine`ye geldik. Beni`l-Haris İbnu`l-Hazrec kabilesine indik. Ben hummaya yakalandım. Saçlarım döküldü, (İyileşince) saçım yine uzadı. Annem Ümmü Ruman, ben arkadaşlarımla salıncakta oynarken, bana geldi, benden ne istediğini bilmeksizin yanına gittim. Elimden tuttu. Evin kapısında beni durdurdu. Evimizde, ensardan bir grup kadın vardı. "Hayırlı, bereketli olsun!", "Uğurlu mübarek olsun!" diye dualar, tebrikler ettiler. Annem beni onlara teslim etti. Onlar kılık-kıyafetime çeki düzen verdiler. Beni, [kuşluk vakti aniden] Resulullah (sav)(`ın gelişinden) başka bir şey şaşırtmadı. Annem beni O`na teslim etti. O gün ben dokuz yaşında idim.HadisNo:5611
Al sana Kütübü Sitte Hadisi gayet sahih. |
hz muhammedin mezarı açılsa kemiklerine yapılan bilimsel incelemelerle temporal lob epilepsisi veya şizofren olduğu ispatlanabilir mi?
|
Alıntı:
Elbette Tıp geçmişte yaşamış bir insan hakkında kesin karar veremez. Ancak o zamandan günümüze aktarılan bilgiler temporal lob epilepsisi tanısına eşdeğer bulgular vermektedir. Tekrar ediyorum elbette tıp bir kişiyi bizzat incelemeden kesin birşey diyemez. Ama maalesef gariban Buhari ya da Taberi bu hadisleri hazırlarken tıp bilimi bu hastalıkların tanımının yakınından bile geçmiyordu. Bugün olsaydı aynı iddialarla dağdan gelen birini en başta siz inananlar akıl hastası diye hastaneye götürürdünüz. Hele ki akıl hastası olmadığını düşünürse bu kişinin inananlar, vay haline o zaman o zavallının... Sorunuza gelince.İlgisi şöyle var: Tıp bilimi bir kişiyi muayene etmeden sonuç söyleyemez. Ama bulguları inceleyerek bu kişi hakkında çok yakın bir sonuca varabilir. Ve bu bulgular neticesinde , vahiylerin geliş şekli, kimsenin görmediği doğa üstü varlıklardan söz etmek, dini inançlarla fazla meşguliyet, titreme atakları, hayal görmeler, kendinin diğer insanlardan çok daha özel olduğuna inanmak. Üstelik hanımlarının vahiy anlarında Muhammed'i bizzat gördüklerine dair hadisler var. Ancak Muhammed'den başka kimse ortada bir şey görmüyor. Maalesef ne siz bu kişiyi karşımıza dikebiliyorsunuz bakın doğruyu söylüyor diyerek. Ne de biz götürüp akıl hastanesine yatırabiliyoruz hangi hastalıklara sahip olduğunu incelemek için . Çünkü malum, 1400 yıl öncesinde yaşamış. |
Alıntı:
Çok zor. Beyin mumyalanıp saklanmış olsa belki , ama ufak tefek örneklerle (Kemik, Saç, Kıl ) mezardan DNA testi nereye kadar sonuç verebilir bu işin uzmanı bir arkadaş aramızda varsa yanıt verebilir sanıyorum. Ayrıca mezar konusu ayrı bir muamma. Ne kesin yeri belli. Ne de içinde gerçekten Muhammedin cesedinin olup olmadığı... Çeşitli ve ayrı ayrı iddialar var bu konuda.. Diyelim ki olduğu iddia edilen Mescidi Nebevi de. Bugünün şartlarıyla mümkün değil açılması ve incelemesi... |
Alıntı:
|
Saygideger Necip 12;
Bahsettigin "hastaliklar" beyinden, yani somuttan degil; dusunceden, yani soyuttan kaynaklanir. O yuzden DNA incelemesi mumkun bile olsa, bu ancak; fiziksel, yani beyin organi ile ilgili bir "ozur" olarak cikar. Cunku soyutun, yani dusuncenin "ozur" u yoktur. Olsaydi, tip bugune kadar "inancsal ozur" diye bir tamlamayi, deney, gozlem, bulus v.s. olarak ortaya koyardi. Saygilarimla; evrensel-insan |
Sayın evrensel galiba hatlar karıştı. Ben yazdıklarınızı yazmayı gerektirecek birşey yazmadım
|
Alıntı:
|
Saygideger necip 12;
İşin ilginç olan tarafı bu adam ölüp gittikten sonra bu hastalığını pek çok kişiye bulaştırmış -necip 12- Yukarida, sizden alintiladigim ve koyulastirdigim kisimda, hangi hastaliktan bahsediyorsunuz?, bu hastalik beyin ile ilgili, fiziksel mi?, yoksa dusunce ile ilgili, dusunsel mi? Saygilarimla; evrensel-insan |
Alıntı:
Sanırım burada epilepsi hastalığı ve şizofreni söyleniyor ki beynin hasta olma (fiziksel) durumunun düşünceye yansıması halidir sonuç.Düşünce hasta olur mu? Olmaz. Hasta beynin ürettiği düşünce olur ki sonuçlarınada ideoloji demek mümkündür. Siz ne dersiniz? Şimdilik saygımla gittim... |
Değerli Forumdaşlar,
Eski Türkçe, Osmanlıca, Arabi ve Farsi sözcükler dağarcığımız forum genelinden ve diğer kişilere oranla daha gelişmiş olsa da lütfen genelin anlayabilmesi için de çok eski ve yaygın olarak kullanılmayan sözcüklerin, eğer bunları iletilerimizde diğerleri tarafından anlaşılamayacak derecede çok sık kullanıyorsak, günümüzdeki karşılıklarını da bir parantez içinde bildirmeyi unutmayalım. Forum alanında seviyeli ve yararlı bir tartışma ortamı sağlamak için yazarların birbirlerini anlaması önem taşıyor. Lütfen bu konuda titiz olmaya özen gösterelim. Bu tür yazılar yazarlarca düzeltilmediğinde veya parantez içinde yeni Türkçe'deki karşılıkları belirtilmediği sürece tarafımızdan silinmektedir. Israrla bu kurala uymayan yazarlar uzaklaştırılabilirler. Alıntılarda geçen Edebi veya Dini eserlerdeki eski Osmanlıca metinler ve sözcükler ise tercümeleştirilemiyorlarsa bu uygulamamızdan muaftir. İlgili duyurunun, 01-08-2010 yayın tarihli linki: http://www.turandursun.com/forumlar/...ad.php?t=20202 |
Saygideger aliyarasfal;
Hasta beynin ürettiği düşünce olur ki sonuçlarınada ideoloji demek mümkündür. Siz ne dersiniz?-aliyarasfal- Bence sadece ideoloji dersek, bilimin epistemoloji ustu ve spekulatif teorilerine, haksizlik etmis oluruz. O yuzden, Bilimsellik uretmeyen beynin, "hastaligi" varsa; o da ancak, inancsallik olur. Yani "bilimsellik ozurlu dusunce":high5::yo::attention: Saygilarimla; evrensel-insan |
Alıntı:
Benim dilim varmamıştı inanç demeye ama haklısınız bilime haksızlık oldu.İdeoloji düşünen beynin ürünüdür. İnanç ise sadece hasta değil aynı zamanda çıkarcı beynin ürünüdür desem daha net olur.Hasta olan çok beyin var, kaçı peygamberim der ve kaçına inanılır.Sanırım birazda ortamdaki cehaletle ve ortamın şartlarının uygunluğu ile orantılı. Şimdi ben şıhım diyen bir tarikat kuruyor ve öyleleri varki benim şeyhim uçar, istediğini öldürür istediğini diriltir diyor ve inanıyor buna. Birebir üniversiteli gençlerin bunu dediğine şahit oldum.Şıhın beynimi hasta, inananınmı?Her ikisidemi karar veremedim.Mantar gibi tarikat bitiyor bu ülkede son yıllarda.Acaba çok dindarlıktan mı yoksa cehaletin artmasından mı?Komşum var, soruyorum kitap okuyormusun diye, evet diyor bilmem kim efendi hazretlerinin hayatını okudum.Başka diyorum, hep dini kitaplar söylüyor.Ve iddia ediyor, insanlar 10.000 yıldır bu dünyada ve evrenin yaşı dünyanınkine eşit.Kim diyor diyorum, alimler diyor. Yanlışın var diyincede kızıyor, sen bilim adamlarından iyimi biliyorsun diyor. Kuran okuyor, ayet söylüyorum yok öyle bir ayet diyor.Gelde çık bu hastalık fizikselmi, düşünselmi ikileminden... Şimdilik saygımla gittim.. |
Saygideger aliyarasfal;
Gelde çık bu hastalık fizikselmi, düşünselmi ikileminden-aliyarasfal- Aslinda bu bir uclem, dusunce kendisini dile getirebilmesi icin; kavram ve beyne ihtiyaci var. Kavram kendisini dile getirebilmesi icin, soyut ve somuta ihtiyaci var. Fizik kendini dile getirebilmesi icin, dusunce ve kavramas ihtiyaci var. Senin anlayacagin, dusuncenin oznesi yoktur ve kendini bir ozne olmadan lanse edemez. Iste bu baglamda da, fizik kendisini dusunce olmadan dile getiremez.:lever: Oyuzden bu "hastalik"; kavram temelli fizikodusunsel. Kisaca insanoglu turu ve birinin zihniyetinden ve egosundan ve de dogallastirma kisvesinden bahsediyoruz. Kendi varligini fark edene kadar da, maalesef; insanoglu fizigi, bu mahkum dusuncesini kavramiyla ortaya koymaya devam edecek.:horn: Saygilarimla; evrensel-insan |
Sevgili evrensel-insan;
Bizde kendi varlığını farketsin diye kurgu-soyut-kavram-somut dörtlemini üçleme ve gerçek rotası olan özneye çevirmek için fizikodüşünsel paydamızdan payımıza düşeni pay edeceğiz insanlarla ki evrensel devinime katkımız olsun. Şimdilik saygımla gittim... |
Saygideger aliyarasfal;
Bizde kendi varlığını farketsin diye kurgu-soyut-kavram-somut dörtlemini üçleme -aliyarasfal- Kurgunun olusturdugu uclem, bulgu ve olgudur. Kavram hem somuttur, hem soyut. Aslinda kavram; somut/soyut, oznel/nesnel, ozel/genel, ozsel/gorunussel, icsel/dissal, olarak her iki algi cesidini (bes duyu ve duyum), icerir. Ama bir dortlemden bahsedeceksek, bu da zaten uclemin karakteridir. Yani ikilem ve karsitlik. Ikileme ornek, varlik/inanc, karsitliga ornek; varligin, vari/yoku. Ama dedigin bir nokta cok onemli, insanoglu herseyi ortaya koyarken, kendini de ortaya koyuyor. Iste bu kendini ortaya koymada, kim olarak ne olmus oluyor. Ama; maalesef, metafizik ve etik ne uzerine kurulmus, yani KIM ozne olarak, ya yaraticiya, ya da oznellestirilen nesneye verilmis. Halbuki, insanoglunun soyutlamasinin, ortaya koydugu nesne ile degilde, nesneyi ortaya koyan kim olarak algilarsak, bu otomatikman, tanri arama olasaligini ortadan kaldiriyor. Ama, insanoglunun ortaya koydugu nesneden yola cikarsak ve nesnenin kendi kendisini ortaya koydugu yanilgisina dusersek, iste o zaman kim sorusunun meydani, tanriya kaliyor. Iste o nedenden, tum bu ortaya koyumu, konan, koyan ve koyum metodu ile uygulayan insanoglu faktoru temel oluyor ve bu da otomatikman, metafizigin ve etigin ne temelli ideolojik inancsal dogrularinin ORTAYA ATANINI gostererek, insanoglu turu ve birini faktor olarak, ve de epistemolojik temelde, soyutlama yetisine sahip, tek ve alternatifi olmayasn bir tur ve bir yapiyor. Yeterki, insanoglu disi baska bir guc aramanin mantiksizliginin farkina varalim. Saygilarimla; evrensel-insan |
Alıntı:
Örneğin Ayşenin "“Rasulullah’ı soğuğu pek şiddetli bir günde kendisine vahiy nazil olurken gördüm. İşte öyle soğuk bir günde bile kendisinden o hal geçtiği vakitte şakaklarından şıpır şıpır ter akardı” demesi gibi. |
Konu Başlığı ile ilgili
Peygamber kendi uydurduğu bir dini nasıl reddedebilir ki? Gerçi adama kızamıyorum bile epilepsi, aynı zamanda genetik olarak gelen şizofren hastalığı var. Bunun yanında 10 sene mağaralarda kitap okuyup düşünerek vakit geçiriyor. yirmili yaşlarda menapoza girmiş bir kadınla evlenmiş ve ebubekirden istediği kızlarını alamamış. elbet ki o saatten sonra hem hastalığının etkisiyle hem de zekasının yardımıyla kendisine hanım bolluğu oluşturacak bir din oluşturmuş. vahiylerin büyük bölümü bilinçli bazılarıysa bilinçsiz olabilir. Hatta ebubekirden intikamını 5 yaşındaki kızını alıp 9 yaşında tecvaüz ederek çıkarmış. Bu arada tecavüz sadece zorla hakim olmak değil, aynı zamanda cinselliğin ne olduğunu bilmeyen bir çocuğa cinsel istismarda bulunmakdır. Ha o zamanda yaşasaydım ben bunu yaparmıyım ya da siz bunu yaparmısınız aynı durumda; bilemiyorum. Tamamen hastalıklı bir zihnin neler yapacağını kimse bilemez. Problem bu noktada değil, adam bu koşullarda böyle bir yol çizmiş, kendisi için dünyayı cennet kılmış, peki biz 1400 sene sonra niye hala adamın yolundan gitmeye çalışıyoruz! O da cehaletten. adam 10 sene mağaralarda kitap okumuş, biz okumuyoruz, okuduğumuz kitabı da anlamıyoruz, daha doğrusu arapça okuyoruz ama arapça bilmiyoruz. Bu arada biz genellemesi Türkiye için. aklı başında olan insanlar kendi dilindeki çevirileri okuyarak tutarsızlıkları görebiliyor. Konu başlığı harici yazılara Evrensel insan ve Aliyarasfal arkadaşlarıma, soyut-somut, hastalıklı fikir-beyin, hastalığı bulaştırma hastalıklı fikri bulaştırmak gibi kavramlar ve birbirine yakın kelimeanlamları üzerinde çok durmuşsunuz. Edebiyat ve Türk dili dersine dönmüş neredeyse konu başlığı. Özetle şunu diyebiliriz. Fikri oluşturan kişi: Hasta Hastalık merkezi: Beyin Hastalık merkezinin oluşturdukları: Fikir ve eylemler Fikir ve eylemlerin oluşturduğu düşünce sistemi: İslam İslamın etkilediği topluluk: Müslümanlar. Yani muhammed hastalıklı fikir ve eylemleriyle şu zamanda müslüman olarak tanımlanan topluluğu etkilemiş ve bu topluluğu hastalıklı fikirler ile yönlendirmiştir. Gerisi ayrıntıdır. Saygılarımla |
Alıntı:
Kendi uydurduğu dediğiniz şeylere nasıl inanarak hakaretler edebiliyorsunuz. Bunun tıptaki hastalığının karşılığı nedir? Saygılarımla |
Sayın Üye Yergin
Şizofren hastalığı büyük oranda kalıtsal olarak gelmektedir. muhammedin soyu incelendiği zaman ibrahim ve ismaile kadar gelir. Bu iki kişi de peygamberliğini ilan etmiştir. Hatta topluluk içerisinde, ibrahim, kimse duymadığı halde ağacın kendisiyle konuştuğunu gökten bir sesin kendisine seslendiğini ve konuştuğunu söylermiş. Bir gün böyle bir kriz anında neredeyse kendi oğlunu kesiyormuş. Yine ibrahimden sonra kendi soyundan gelen ishak, yusuf ve yakup'ta da gayipten ses duyma becerileri varmış. Bu arapların soyunun uzantısı olan muhammedde de gerek mağrada gerekse hanınmlarının olduğu ortamlarda kimse yokken gayipten sesler duyuyormuş. Ardından da epilepsi nöbeti. gerçi epilepsi ve şizofren ile ilgili biraz bilgisi olan bir kişi size şunu iletebilir. epilepsi nöbetinden önce beynin çalışma hızında ciddi artış ardından da ciddi bir azalma olur, azalmanın hemen sonrasında ise epilepsi krizi. şizofrenlerde de sağrılar ve halisilasyonlar beyin aktivitesinin yüksek olduğu zamanlarda daha yoğundur. Al sana örtün beni diyip ahanda vahiy inmesi. ibrahim yada yakup, ismail gibi peygamberliğini ilan eden kişilerde sadece şizofren varken muhammette hem şizofren hem de epilepsi bir aradaymış. |
Ayrıca Sayın Yergin
Bir insanın şizofren ve epilepi hastası olduğunu söylemek kişiye yapılmış bir hakaret değildir. Bu kişi kendi oluşturduğu bir dinin lideri olsa dahi. Yada şöyle diyelim ben sizin duymadığınız sesler duyan ve titreme nöbetleri geçiren birisi olsam ve peygamberliğimi ilan edip kutsal olduğunu iddia ettiğim bir kitap yazsam benim için böyle iddialarda bulunur musunuz? Ayrıca şizofren ve epilepsi gibi iki durum ile ilgili de yazılmış belirtiler bulunmaktadır. kuran içerisinde dahi ibrahimin şizofreni ile ilgili belirtiler anlatılmaktadır. muhammed ile ilgili yazılmış bir çok kitapta da şizofren ve epilepsi belirtileri bariz şekilde görülmektedir. Bu konu ile ilgili önyargılar ve koşulsuz kabullenmeleri bir kenara bırakarak ''Acaba olabilir mi?' sorgusu ile bakarsanız siz de bu belirtileri görebilirsiniz. saygılarımla... |
Alıntı:
Keşke tüm inananlar dediğiniz gibi ''Acaba olabilir mi?" sorusuyla, her insan da bulunan mantık yönlerini din için de kıpırdatabilseler... Ancak iman zincirleri beyinlerinde öyle bir korku ile tutar ki onları , tövbeler ile sustururlar içindekileri... |
Bir de "Peygamber Hastalığı" diye bilinen bir hastalık var. "Mitomani" (mythomania) olarak da bilinen bu hastalıkta kişi yalanlar uydurur, hastalık ilerledikçe bu yalanların dozu artar. Bunlar, basit yalanlardan fantastik dünya hayallerine kadar uzanabilen bir yelpazeyi içerir. Bir müddet sonra hastanın kendisi de bu yalanların doğru olduğuna inanır...
|
Saygideger Voltaire Darwin;
Senin bahsettigin, bu "peygamberlik hastaligi" sadece yalani uyduran ve uydurdugu kendi yalanina kendi inananda,kalsa iyi; ayni yalani baskalarina anlatmasi ve onlarinda inanmasi, aslinda "toplumsal hastalik." Yoksa, insanoglunun tarihinde, bunca din ve dinine bagimli olarak tanrisi/yaraticisi, bunca, efsanevi, mitolojik, mistik ve hayal urunu tanri temelli, insanoglu ustu temelli, doga ustu ve dunya otesi temelli, anlatilanlar gunumuze kadar ulasir ve "toplumsal yalana inanc hastaligini" yaratir miydi? Bugun bile, soyle en cok satan, en cok seyredilen kitap ve filmlere baktiginda, bunlarin bilim kurgu ve hayal urunu olmasi bir tesaduf degil. Insanoglunun hayal gucu her konuda zihniyet acisindan bir ufuktur, ama bunu epistemolojik gerceklik sinirini da asmamak gerekir. Yoksa, bu "peygamber hastaligini" yayanlar devam ettikce ve kitlesellestikce, insanoglu gercekte degil; hayal dunyasinda yasayacaktir. Gerci simdi de, zaten turu ve birinin varliginin bilincinde ve farkinda olmayan insanoglu, kendi disi bir gucun yine kendi anlattigi ve kendine anlattigi masalina kanmaya devam etmekte ve bu masalsal degerler icin, yasamini feda etmekte, birbiriyle savasmakta ve biribirine hakimiyet kurmaya calismaktadir. Ne desek, acaba "kendim ettim, kendim buldum" mu, yoksa "kendi kendine gelin/guvey olmak" mi, ya da kendi calip, kendi oynamak" mi? Yada, her insanoglu turu birinin, oturup "ben, nerede hata yaptim?" sorusuyla, kendinin zihniyetini sorgulamasi mi? Saygilarimla; evrensel-insan |
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 09:54 . |