![]() |
Gerçek Mağduriyet ve Ateistler
Bu yazıyı soL.org.tr sitesine gönderdim. Fazla umudum yok ama belki yayınlanır. Çünkü bu site ateistlerin hakları konusunda da duyarlı bir site.
----------------------------------------------------------------------------------- Gerçek Mağduriyet ve Ateistler Bu ülkede kim mağdur? Anadolu'daki son bin seneyi egemen dinin imanlıları olarak geçiren, cumhuriyetle birlikte de egemenlikleri ''çağdaş'' bir görünüm altında devam eden, Diyanet İşleri Başkanlığı adlı bir kuruma sahip olan, kendi din görevlilerinin ve dinsel yayınların parasını inanan-inanmayan herkesin vergisiyle finanse eden, yani basbaya haraç alan, zorunlu din dersleriyle kendi inancını herkese zorla benimseten, camilerinin hoparlöründen günde beş vakit sokaktaki herkese inancının propagandasını yapan, hala ne kendi tarihindeki ne de inanç ilkelerindeki baskıcı yönle yüzleşmemiş olan, inancının eleştirilemez bir kutsal olduğunu iddia eden, eleştiren herkesi susturan hatta canına kasteden, fakat sırf resmi daireler ile üniversitelere başındaki örtüyle giremediği için zulme uğradığını iddia eden türbanlılar mı? İslamcılar, tarih boyunca bu topraklarda hep egemen dinin mümini olmuş, hep hükmetmeye alışmışlardı. O kadar alışmışlardı ki, üstte saydığımız onca avantajlarına rağmen sırf türbanlarına belli alanlarda izin verilmiyor diye kendilerini mağdur hissedebiliyorlardı! O kadar muktedirler ki, kendi islami baskı düzenlerini kurabilmelerinde bir ideolojik anahtar rolü biçtikleri türban yüzünden yeri göğü inletebiliyorlar. Öte yanda da biz varız. Ateistler... İsmi bile ''allahsız'', ''kitapsız'' v.s. denerek küfür gibi kullanılagelen, katlinin vacip olduğu tarih boyunca özenle belirtilmiş, her türlü ahlaksızlığı yapabilir olmasından şüphelenilebilen, en iyi ihtimalle sesini kesip uslu uslu oturması beklenen, ''çıkıntılık'' yaptığında katledilen(bakınız: Turan Dursun), ülkeyi terk etmek zorunda bırakılan(bakınız: İlhan Arsel), diri diri yakılmak istenen(bakınız: Aziz Nesin), çocukluğundan itibaren zorunlu din derslerinde kendisine ne kadar da cehennemde yanmayı hak ettiği söylenen, bir kısmı kendi inançsızlığını kötülemek üzere yayın yapması için Diyanet'e gidecek olan vergisini mecburen vermek zorunda kalan ve kimsenin adını bile anmadığı, en demokrat geçinenlerin bile görmezden gelmeyi tercih ettiği ateistler.... Oysa ülkemizin de altına imza attığı İnsan Hakları Evrensel Beyannâmesi tercümesinin 19'uncu maddesi şöyle der: "Her ferdin fikir ve fikirlerini açıklamak hürriyetine hakkı vardır. Bu hak fikirlerinden ötürü rahatsız edilmemek, memleket sınırları mevzubahis olmaksızın malümat ve fikirleri her vasıta ile aramak, elde etmek veya yaymak hakkını içerir." Görüldüğü gibi gerek din eleştirisi içeren, gerek sosyal-siyasal düzenin eleştirisini içeren, gerekse başka bir konuda olsun, herkesin fikir sahibi olma ve fikirlerini açıklama hürriyeti vardır. Kimse fikirleri, fikirlerini açıklaması v.b. yüzünden yaptırıma uğratılamaz, rahatsız edilemez. T.C. Devleti, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi'ni kabul ederek kanunlarla fikir özgürlüğünü güvenceye almıştır. Bir devletin kendi kanununa uyması gerektiği, aksi takdirde kendi meşruiyetini sarsacağı da kuşku götürmez. Peki ateistlerin varlığının ve ateist fikirlerin ifade edilmesinin güvencesi var mı gerçekten? Yasalarca tanınan haklar gerçek yaşamda tam olarak uygulanabiliyor mu? Ateistlerin de kendi fikirlerini savunmaları ve hatta yaymalarına, muhafazakarların 'tebliğ' faaliyetlerine gösterilen hoşgörünün onda biri bile gösteriliyor mu? AKP gibi bir partinin iktidar olduğu devlet, ateist yurttaşlarını da tam olarak koruyup gözetiyor mu? Eğer gerçekten insan haklarına saygılı, fikir ve ifade hürriyetini önemseyen, demokrat ve özgürlükçü, her yurttaşını ayrım yapmadan kapsayan bir hükümet varsa bunu biz ateistler de kendi yaşamımızda ve etrafımızda görebilmeliyizdir. Birçoğumuz inançsız olduğunu ailesine bile söylemekten çekinirken, muhafazakar kültür yapısı her geçen gün artan cemaatleşme ve tarikatlaşmayla daha da artarken, eğitim sisteminde evrime bile yer verilmezken, toplumda ''allahsız'' tabiri küfür anlamında kullanılırken bizler kendimizi nasıl güvende hissedeceğiz? Bu toplumun en çok ezilen ve mağdur edilen, varlığı en çok inkar edilen, buna karşın hakkında en çok iftira atılan kesimi ateistler değil midir? Bizden alınan vergilerle de Diyanet finanse edilmiyor mu? Bizim paramızla bize karşı devlet propagandası yapılmıyor mu? Daha küçücükken çocuklarımız devlet eliyle zorunlu din dersine maruz bırakılmayacak mı? Tüm bu soruları şunun için soruyorum, eğer bir ülke gerçekten demokrat ve özgürlükçü olarak anılmayı hakedecekse bunu ancak, o güne kadar kendi sınırları içinde en ''lanetli'' görülen kesimin haklarına sahip çıkarak ve onların diğer kesimlerle eşitliğini sağlayarak yapabilir. %99'unun müslüman olduğu söylenen bizim gibi toplumlarda(ve aslında pek çok toplumda) en mağdur, en ''lanetli'' kesim de ateistlerdir. Ateistlerin özgürlük ve güvenlik dereceleri, içinde yeraldıkları toplumun demokrat ve özgürlükçü olup olmadığı konusunda en temel kıstaslardan biridir. Devletin kendi kanunlarına uyması ve ateistlerin de güvenliğini sağlaması, bu amaçla mevcut kültürel muhafazakarlaşmayla mücadele etmesi, eğitim sisteminde köklü değişiklikler yapması gerekmiyor mu? Aksi halde ateistleri nasıl koruyacak? Ateistleri koruyamıyorsa, o halde altına imza attığı uluslararası sözleşmelere ve kişisel özgürlüklere dair kendi kanunlarına uymayı reddetmiş olmayacak mı? Herşeyden evvel, toplumda hala bir kesim ''lanetli'' muamelesi görüyorsa nasıl oluyor da iktidara sahip olanlar kendilerini özgürlükçü ve demokrat olarak sunabiliyorlar? Bu ülkede Turan Dursun öldürüldü, Aziz Nesin yakılmak istendi, İlhan Arsel ülkeyi terketmek zorunda kaldı. Dinsiz olduğu ve fikirlerini savunduğu için yok edilmek istenen pek çok insan sayabilirim ve gönül rahatlığıyla şunu iddia edebilirim ki her ateist hayatında en az bir defa tehdit edilmiştir. Peki bu ülkede kaç müslüman inancından dolayı yakılmak istenmiştir? Kaçı öldürülmüş veya yurt dışına gitmek zorunda bırakılmıştır? Onların uğradıkları en ''büyük'' yaptırım, türbanlarını çıkarmak zorunda bırakılmaları! Ve bunun için bile kıyameti koparıp mazlum edebiyatı yapıyorlar! Majestelerinin mağduriyeti bu kadar oluyor tabi! Bir ateistin yaşadığının veya yaşayabileceğinin onda birine maruz kalsalar kim bilir ne kadar feryat ederlerdi? Her ne kadar ''demokratikleşiyoruz'', ''statüko geriliyor'', ''artık özgürlük var'' dense de bir kesim için değişen hiçbir şey yok: Ateistler. Kısacası diyeceğim şudur: Eğer AKP ve bazı cemaatler gerçekten kendilerinin demokrat ve özgürlükçü olduğunu iddia ediyorsa bunu kanıtlamalıdırlar. Bunu kanıtlamanın da tek ve en sağlam, inandırıcı yolu ateistlere ve onların fikirlerine hoşgörü gösterebilmeleridir. Bunu yapamadıkları müddetçe onların özgürlükçülüğü de yalandır, demokratlığı da, laik oldukları da, cumhuriyetçi oldukları da. Ateistlerin kendilerini rahatça ifade edebildikleri bazı internet forumlarında, ''AKP gerçekten demokrat mı?'', ''İslam demokrasi ile uyuşur mu?'', ''Muhafazakar demokrat diye birşey olur mu?'' diye tartışıp durduk. Bu tartışmaların tümü teorik plandadır ve kimin teorisinin doğru olduğu pratikte test edilip sınanır. O halde aslında pratiğe, yani hayatın gerçeğine, yaşananlara bakmak gerekir. AKP'lilerin, kendine ''muhafazakar demokrat'' diyenlerin ve AKP'ci liberallerin kendi savundukları şeyde samimi olduklarını gösterebilmelerinin ve laik kesimin şüphelerini dindirebilmelerinin tek yolu ateistlere ve ateist fikirlere tahammül edebildiklerini gerçek yaşamda göstermeleridir. Dindar olduğu için zulme uğrayan bir insana duyarlı oldukları kadar ateist olduğu için zulme uğrayanlara da duyarlı olunmadan demokrasiden bahsetmek ikiyüzlülük olur.Zira demokrasi, farklılıkların barış içinde birarada yaşayabilmelerine dayanır. Bunun için de farklılıklara karşı düşmanca bir bastırma tutumuna girilmemelidir. Farklı olan kesim size ne kadar aykırı veya çirkin görünürse görünsün, onun fikirlerine de tahammüllü olmalısınız. Dindarlar, kendilerinden en farklı düşünen kesime(ateistlere) tahammüllü olmayı ve onlara baskı yapmamayı becerebilirlerse işte ancak o zaman bu ülke gerçekten demokratikleşebilir. Gerisi hikayedir... Şunu da belirtmek gerekir, eğer din ateistlerin varlığına 'yapısı gereği' tahammül edemeyecekse, o zaman laikliği ve demokrasiyi korumanın yolunun ''sınırlandırılmış dinden'' geçtiği de ortaya çıkmalı ve gereği yapılmalıdır. Laik devlet bizleri bizim varlığımızı tanımayan ve haklarımızı tehdit eden, üstelik bu konularda kendini yapısı gereği düzeltemeyecek olan islama karşı korumakla mükelleftir. |
Güzel bir yazı olmuş. Eline sağlık. Ben geçenlerde nüfus idaresine Nüfus Cüzdanımdaki Din hanesinin boş bırakılmasını istemek için gittim. Böyle bir uygulama yok denilerek terslendim. Yazın bana bunu anımsattı..
|
Ortaçağda, cadı diye nitelendirilip yakılan, engizisyon tarafından yargılanan galileo ve kutsaliyet kılıfına uydurulmuş daha bir sürü saçmalıklar-yapılan eziyet ve işkenceler geliyor aklıma..
Belkide 1000 yıl sonra insanlar bizim yaşadıklarımız içinde aynısını düşünecek :) Ne diyelim. Saygılarımla, Nova. |
Ezilenler tarafından elde edilen her hak mücadelelerle olmuştur.Örgütlenmelerle,baskı gurubu oluşturmalarla belli kazanımlar elde edilebilinir.
Ateist düşüncenin yaygınlaştırılması,insanların dinlerin karanlıgından kurtarılabilmesi normal koşullarda mümkün görülmüyor. İnternet üzeründen bu tür örgütlenmelerin hiç bir riski yoktur. Ateistler interneti daha verimli nasıl kullanabilirler ? |
Cok hakli bir yorum.
Eline emegine saglik. Demokrasi ve laikligin adi var olup kendisinin var olmadigi tek ulke olmali vatanimiz. En cok kullanilan kelimeler laiklik ve demokrasi, ikide bir tekrarliyarak, var olmayani varmis gibi gosterme cabalari bunlar. Ateistlerin de , diger imanlilar gibi, dusuncelerini korkmadan soyleyebildikleri ulkelerin var olmasi, bizler icin de gelecege umitle bakabilmemiz icin bir neden olmalidir. Internetin var olusu, sesimizi dunyaya duyurabilmemize bir firsat iken, bundan yararlanmamiz bizlerin elinde. Yurt duisindaki ateistlerle mumkun oldugu kadar temas kurup, haberlesmeliyiz. Turkiye'deki ateistlerlerin durumunu dunyayaya duyurmaliyiz ki, vatandasini temsil eden devlet, uyduruk masallarla baskalarini uyutamasin hic degilse. |
AKŞAM gazetesinde özlem çelik yazmış.... Çok güzel
malesef Sol gazetesi ve TKP dincilerden korktuğu için böyle yazarlara yer vermiyor. Ancak Sol "akşam gazetesinde bir yazar böyle yazmış" diye haber yapmışlar. Alıntı:
|
Gerçekten arkadaşlar şunu farkedemiyoruz, bizler hiç dahil olmadığımız bir orta oyununda varoluşumuzla piyon konumuna düşürülüyoruz egemenlerce.
Farkındamısınız bilmem, haruncuklar ve ömerciklerle dayatılan mucize empozesi ve evrim çöktü saçmalaması meşhur amerikan menşeyli tarikatımızın tüm dünyaya okullarla yayılması ve dinler arası diyalog masallarının aslında geldiği bir nokta var. Belki paranoya diyeceksiniz.Şu meşhur ahmetciğimiz var ya bir adet, yazılarında sürekli olarak mehdi-mesih pompalaması var.Adamların yaptığı tüm dünyayada kabul görüp resmen itaat etmeye alışmış toplumların, bir çok farklı inancın ortak kabul edeceği mucizevi bir mehdi-mesih yaratmak.Tüm bu okullar, tarikatlar, mucizeciler, hıristiyan, musevi yada müslüman kesimlerdeki gayet bilinçli ,dersini iyi ezberlemiş tipler emperyalizmin uşaklığına soyunmuş mehdiyi ha ilan etti ha edecek. Buda uyanan bilinçlerin uzun bir süre daha uyumasına hizmet edecektir. Ahmet secer denen şahıs resmen propagandasını site üzerinden yapıyor ve amacınada ulaşıyor. Siz istediğiniz kadar cevap yazıp onu iyi niyetlice iknaya çalışın. Adam belki hepimizden ateist. O işini iyi yapıyor. Mehdi-mesih amerikada eğitimini tamamlıyor, siz rahat olun, türban daha çok sıkacak islamın boğazını ki beyne kan gitmesin yeterince. Neyse biz hayale devam edelim, bunların insafa gelip bizi koruyacağını yada demokratik haklarımıza saygı duyacağını mı sanıyoruz.Ne ironik ama. Şimdilik saygımla gittim... |
Akşam yazarlarının genelinde zeka ve algı problemi var, bu hatunda da aynı durum geçerli :)
İstatistiksel açıdan ateistler Türkiye de azınlıktır, sabetaylar da öyledir, diğer kriptolar da. Ancak kabaca söylersek seksen yıldır bunların ortak dürtüsü İslam düşmanlığı, İslam'la savaş iktidardadır :whip: Oray'a Ahmet Hakan'a falan danışsın bu hatun. Onlar da saçmalıyor ama yazıları içine serpiştirdikleri magazinel gevezeliklerle bunu biraz örtüyorlar. Burada saçmalama cas cavlak ayazda kalmış :confused: |
Saçmaladığını düşünmüyorum.
Sana kalsa Kürtlerin Türklere düşman olmasından sadece kürtler sorumlu olur ama suçun büyüğü bizim. islam devletten devasa bütçe alıyor, trabzonda,hatayda papaz öldürüyor, diyanet işleri başkanı toplumu gütmeye heveslenmiş,ateistler korkudan nüfus cüzdanında dinini değiştiremiyor, islam faşizmine karşı nasıl islam düşmanı olmasın bu kadıncağız ve ben? |
Saygideger freddie;
Aslinda konunun cok baska bir yonu var. Birey yetismeyen ve yetistirilmeyen ulkemizde, eger hukumet boyle bir aciklama yapsa, ya da Anayasa'da dini ve teolojik inanc ozgurlugu madde olarak bile konsa; bunun samimiyet ve gerceklik derecesi ne kadar olacak ve boyle bir ozgurluk taniminin bir politk oyun olmadigi nasil saptanacaktir. Turkiyenin, en buyuk sorunu; soylenen ve yapilanlar degil; yapilacagi soylenenlere karsi duyulan guven ve samimiyettir. Bugun eger hukumet, ya da devleti; boyle bir aciklama dahi yapsa; bu gecmis gozlem ve tecrube kendisini ateist olarak ortaya koyacaklarin birer kurban olarak algilanacagi gercegidir. Yani mimlenecekler ve hayatlari zehir edilecektir. Cunku, sorun neyin yaplip yapilmayacaginin kanunlasmasi veya aciklanmasi degil; bundaki samimiyet, ve guvendir. Tarihini, politikasini ve her turlu yonetim ve yonlendirimi, etik yonlendirim ve yaptirimin dini, milli, duygusal ve duygu somurusu, duygu istismari ve sadece oy almak adina ve taraftar kazanmak adina amaci ugruna bir arac olarak kullanan bu zihniyet, hic bir zaman SAMIMI OLAMAZ VE GUVEN VEREMEZ. Tarih bunun boyle oldugunu ulkede yasam suren ve ulkenin her turlu hareketini takip eden ve gozlemleyenler acisindan, boyle bir kanidadir. Ta okul yillarindan beri, duygusal, dini ve milli masallarla uyutulan kitle, hic bir zaman gercekleri ogrenememis ve ogrenemeyecektir. Gercekleri aciklamanin kendine zarar verecegini dusunen bir TC iktidar ve muhalefet zihniyetinin de neyi yapacagini aciklamasi, hic bir zaman samimi olmayacak ve guven vermeyecektir. Ustelik bu oyuna gelenler de, kendilerini mimletmekten baska ve hayatlarini tehlikeye atmaktan baska da bir sey yapmamis olacaklardir. O yuzden Turkiye oyle bir ulkedir ki, nerede, kiminle ne konustuguna dikkat etmeden yasanmaz. Kanunlar, Anayasa v.s. boyle bir hak ve ozgurluk vermis/verecek olsa bile, samimi degildir ve guven vermez. Saygilarimla; evrensel-insan |
Bu zamana kadar değişik iş yerlerinde çalıştım. Bütün erkekler cuma namazına giderken orda sap gibi kalmanın, manidar bakışlara hedef olmanın daha cürretlilerin sorularına maruz kalmanın ne demek olduğunu tahmin edebilİrsiniz.
Verilen fetvalara, tarihe kayıt düşürülen olaylara ve halen yaşıdağımız şeylere rağmen bir alevi ve kemalist olarak osmanlı seviciliğine, yalakalığına katlanamıyorum, dayanamıyorum; bunun islam üzerinden yapılması ise ayrı bir konu. Yine bir Türk ve aydınlanmacı bir insan olarak kılıç zoruyla kabul ettiğimiz, şiddet-zorbalık içeren, cinsiyet ve sınıf ayrımcılığı yapan bir dinin yere göğe sığdırılamaması ayrı bir konu. Tüm bunlar bir yana tüm bunların benden de beklenmesine ne demeli? Gazi üniversitesi kampüsünde ramazan ayında yemekhanede yemek çıkmamasına, kantinlerde birşey satılmamasına ne buyrulur? Ankara-Sincan üç yüz bin nüfuslu bir şehir ama tek bir birahanesi, meyhanesi, içkili lokantası yoktur; oysa dünya kadar tekel bayi var. Ailelerde ciddi anlamda muhafazakar, basmakalıp olunca gençler evde de içki içemiyor; kızılay, ulus, bahçelieveler gibi semtlere gitmeleri lazım bu hazzı yaşamak için. Sadece gidip gelmek 3 saat ne sürüyor, bir de geri dönüş saatini düşünmek zorudalar otobüsü kaçırmamak için. O yüzden gençler şehirden oldukça uzakta açık arazide içmek zorunda kalırlar; ama orda bile rahat yoktur. Dinci ve ülkücü grupların baskınları yüzünden kalıcı körlükten, kötürümlüğe kadar birçok insanın hayatı mahvoldu. |
Alıntı:
Alıntı:
İslam değil, kemalist rejimin İslam'ı, Müslümanları kontrol etmek adına kurduğu Diyanet kurumu bütçeden pay alıyor ve bundan, yani hem bu paydan hep o kurumdan Müslümanlar da(ben dahil) rahatsız. Alıntı:
Alıntı:
Steril olduğu sanılan meşhur yalanlardan. Bıkmadınız mı sallamaktan? |
Alıntı:
Alıntı:
Alıntı:
Ya gözünü aç ya da saf ayağına yatma; yemezler... |
Alıntı:
"Kemalist rejimin İslam'ı, Müslümanları kontrol etmek adına kurduğu Diyanet" diyorum ben ve sen beni onaylıyorsun bu sözlerle! Bu gün de durum kemocanım aynıdır, imamın cuma hutbesinde dahi eline tutuşturulur ne okunacağı. Olur ki Müslümanlara sistem adına sakıncalı bir şeyler anlatır İmam, kemalist zihniyet korkar bundan, ödü patlar. Alıntı:
http://www.bumko.gov.tr/TR/Genel/Bel...DCB41B038C3F0E Alıntı:
Alıntı:
Maraş'ı şartlar olgunlaşsın diye bekleyen Kemalist Evren'e, Sivas'ı da hem öncesindeki garip tutumları ile dönemin aslan sosyal demokratlarına, hem kalabalığa müdahale etmeyen rejimin hamisi bellediğiniz TSK'ya hem de ortamı gerip otelden de sağ çıkmayı başaran malum şahısa(artık bu dünya da sorma imkanı kalmadı, ahirette yaparsın bu işi) soracaksın. Bu tip provokasyonlar üzerinden yıllarca bu ülkenin Müslüman halkına hem küfrettiniz hem zulmettiniz! İpliğiniz 2007 Haziran'ından bu yana pazara çıkarılıyor ama burada hala aynı masalları anlatmaya devam ediyorsunuz :pray2: Kemocan, işte bu yüzden kaybetmeye mahkumsunuz. Alıntı:
Yemekhanede Ramazan da yemek çıkmadığı düpedüz yalan, orada okuyan arkadaşlarım var. Sallama yüzünü fena kızartırım senin. |
@wiperandcleaner
bu ne üslub yahu? başkasına "zeka ve algılama problemi var" diyorsun, sende ne tür problemler var merak ediyorum. muhammed abinizde böyle. hepinizde aynı bir sinir, aynı öfke, üslubsuzluk, hazımsızlık. yöneticilerde biraz müdahale etsin diyorum bu arkadaşa. burda ve diğer başlıklarda çapsız ve provokatif mesajlar yazıyor sürekli. |
YÖNETİLCER LÜTFEN İLETİME MÜDAHALE ETMEYİN!
Aslanım, tosunum, koçum! Bravo sana. Sinir harbi ile, soytarılık ile, arsızlık ve pişkinlik ile, çamur atma ile işini yürütüyorsun ya bravo! Çarpıtmanın, yüzsüzlüğün, utanmazlığın bu kadarına pes doğrusu! Senin cümlenle benimkisinin çok fazla bir ilgisi yok! Bugünkü diyanet kişilerin oldukça muhafazakar, dindar olmalarını sağlamaya çalışırken ve islamı bir hegemonya aracı olarak görürken; kemalist devlet laikliği, sekülerliği, özgür birey anlayışını desteklemek ve insanların dini istismalarara, safsatalara ve provakasyonlara karşı korumak amaçlı kurulmuştur. Bugünkü diyanet iç işleri bakanlığı dahil 8 bakanlığın bütçesine denk bir bütçeye sahipken, ciddi anlamda din adamı yetiştiriken, yetiştirdiği din adamları ile yurdumuzun sosyo-kültürel dokusunu değiştirmeyi, laikliği zedelemeyi, atatürk ilke ve devrimlerinden saptırmayı hedeflemişken; o günkü diyanet cılız, etkisiz bir kurumdur; tek yaptığı geçici olarak sayılı miktarda imam hatip açmak ve seçmeli din dersleri koymaktır(laikliğin anayasal olarak benimsenmesiyle bunlar kaldırılacaktır), devlet din adamları yetiştirilmesi konusundan çok türkçe ezan-hutbe-vaaz-kuran gibi ulusallaşma çalışmalarıyla ilgilenmiştir. Niye zorunuza gitti acaba! O günkü diyanet ile bugünkü arasında dağlar kadar fark olduğunu bilerek bunları söylüyorsun ya pes doğrusu! O günkü diyanet asla tesettür farzdır, diyemezdi, demezdi, aksini söylerdi. 1960'larda diyanet cemaatlerle mücadele ediyordu, bugünse diyaneti cemaatler yönetiyor. Verdiğin link nedir? Ne bulacağız, ne öğreneceğiz, ne göreceğiz ordan? Herkesin bildiği, ulusal gazetlerde yayınlanıp hükümetçe tezkip edilmeyen şeyleri inkar mı edeceksin burda? Ki link beni yalanlamıyor zaten ve birkaç sene dışında veri vermiyor. Alıntı:
Görünen o ki asıl cahil cühela olan sensin! Kenilerine kitap gönderilenlerin tek kurtuluş yolu kendi elleriyle aşağlanarak cizye vermek; ben demiyorum aynen böyle yazıyor. Maide33'de ise psikopatça yöntemlerden bahsediliyor. Kenan Evren gibilerin senden ne farkı var ki? Neden onları kendinden farklı tutuyorsun, kemalist olarak belliyorsun anlamadım; hoca efendin gibi bir sürü insan 12 eylül için ona minnet duyduklarını bizzat dile getirdiler, milli birlik komitesindeki subaylardan biri halen büyükelçilik görevi devam ederken şeriatçı bir örgütlenmenin kurucusu oldu, mili güvenlik komitesi avrupadaki imamların maaşını RABITA adlı suudi kökenli şeriat örgütlenmesine ödetti ve karşılığında ülkemizin cami, kuran kursu cenneti olmasını kabul etti, milli birlik komitesi zorunlu din dersleri koydurttu anayasaya, Evren her gittiği yerde kuran okudu. CHP kapatıldı, Atatürk'ün vaisyeti olan dil ve tarih kurumlarının özerkliği kaldırıldı... Asıl pişkinlik ve yüzsüzlük sende yahu! Adamı yaktık ama niye ölmedi diye bize mi soruyorsun utanmaz, arlanmaz! Ben 1997-2001 yılları arasında gazide okudum; olay hep anlattığım şekilde gelişti. Ramazanda öğlenleri yemek çıkmadı, kantinler yiyecek birşey satmadılar, ayrıca kimse yeme teşebbüsünde bulunamadı korkudan. Ankara üniversitesi yemekhanesi ve kantini ramazanda defalarca basıldı eli sopalı ve kesici alet taşıyan insanlarca. Ben yüzümün kızarmasına hazırım; bekliyorum! |
günde 5 defa ezanı dinlemek zorunda bırakılmak,kurban bayramı denen rezillikte sokaklarda hayvan boğazlanmasını görmek zorunda kalmak,küçük ilerdeki mahalle baskıları vb vb daha gider bu.az bile yazmış.
|
Alıntı:
http://www.youtube.com/watch?v=hUYoDUkeHk0 Alıntı:
Yoksa Kur'an 20. yy ortalarında tekrar mı inmeye başladı :help: İslami bilgi eksikliğini diyanet meselesinde görmüştük, ekstra gayrete ne hacet kemocan :ranger: Alıntı:
"8 bakanlık bütçesi=Diyanet bütçesi" söyleminin yalan olduğunu görüp öğreneceksin! Alıntı:
Savaş ayetlerini bana "kendiniz gibi olmayanları öldürmelisiniz" diye sunma becerini alkışlayalım mı yahu :) Mesela Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin güvenlik metinlerinde, ordusunda düşman saldırı ve taarruzuna karşı "onları çiçeklerle karşılayın" türü şeyler mi yazıyor sanıyorsun akıllım :help: Bir ateiste ayet meali sunmanın anlamsızlığını bilmekle birlikte, yaptığın üçkağıdı başkaları yutmasın diyerek look here diyorum: Alıntı:
Alıntı:
Ben yanlız Allah'a kulluk, secde ederim. O ise "Atatürk'e tapılır" diyen bir manyak. Sizinle aynı dine mensup yani! http://i52.tinypic.com/2njlfgm.jpg Alıntı:
Her şeyden kuşkulanan aklın oradan Nesin'in sağ salim nasıl çıktığından, askerin neden kalabalığa müdahale etmediğinden hiç mi kuşkulanmaz? Kuşkulanır tabi, kuşkulanır da kemalist saha operasyonlarına toz kondurmak mavi kanınıza dokunur :target: Alıntı:
97-01 arası da asparagas, yalan söylüyorsun. 28 Şubat'ın civcivli günlerinde orada yemek çıkmayacakmış, kemocan kemalist olmak ile sallamak arasındaki doğrudan ilişkiyi ne güzel resmediyorsun :lol: |
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 23:55 . |