Turan Dursun Sitesi Forumları

Turan Dursun Sitesi Forumları (https://turandursun.com/forumlar/index__1.php)
-   Politika (https://turandursun.com/forumlar/forumdisplay.php?f=21)
-   -   Belgelerle ''Deniz Feneri Kardeşliği'' / İktidarın Deniz Feneriyle Dansı (https://turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=25528)

AlbatrosS 06-08-2011 12:24

Belgelerle ''Deniz Feneri Kardeşliği'' / İktidarın Deniz Feneriyle Dansı
 
http://www.sendika.org/yazi.php?yazi_no=38941

mustafa peköz, iktisatçı. davayı oldukça yakından takip eden bir isim. davayla ilgili en kapsamlı, detaylı bilgileri veren simadır. göz atılmasında fayda var.

bu '''vurgun'' ağı'nın bürokrasiyi nasıl içine aldığını, hatta iç edilen paralar için jet hızıyla yasa değişimi yapıldığını belgesiyle ortaya koyuyor...

Violadagamba 06-08-2011 12:33

HSYK Deniz Feneri savcıları hakkında soruşturma başlattı. Dün tansiyonumu düşüren haberdi. Türkiye git gide rezilleşen, namussuzlaşan bir ülke oldu. Bu namussuzlaşmada birinci sorumlu İslâm'dır.

“Aldığı bir şeye karşı hainlik eden, çapulculuk yapan ve kamu malını zimmetine geçirene el kesme cezası yoktur.” (Nesâî, Kat’us Sarık: 13; Ebû Dâvûd: Hudûd: 14)

murted 26-08-2011 18:17

Deniz Feneri e.V savcıları görevden alındı

Yargı yetkisini direk hükümet kullansın artık. Kuvvetleri uzun süreli bir ayrılıktan sonra birleştiren, her daim sevenlerin yanında olan Akp hükümetini destekleyenler de kına yaksınlar.

AlbatrosS 28-08-2011 23:54

İktidarın Deniz Feneriyle Dansı/Silinmesi Unutulan Belgeler ve Akp'li Köstebek
 
Alıntı:


(...)

Köstebek belediye başkanı

Arama kararı, mahkemelerden 14 Ekim 2009 tarihinde alındı. Bu bilgi 15 Ekim 2009 tarihinde, yani aramadan bir gün önce, bir kamu görevlisi tarafından ikinci bir kamu görevlisine aktarıldı. İkinci köstebek de bu bilgiyi, üçüncü köstebeğe ulaştırdı.

Bu kişi, ‘İç Anadolu Bölgesi’nde, büyükşehir olmayan bir ilin AKP’li belediye başkanı.’ İsmi açıklanmayan, ancak kimliği savcılarca tesipt edilen belediye başkanı da Kanal 7 yöneticilerinden Mustafa Çelik’e ulaştı. Çelik ise ilk olarak bir başka yönetici İsmail Karahan’a işyerlerinde arama yapılacağı bilgisini verdi.

Arama kararını öğrenen şüpheliler, belirlenen adreslerde temizlik yaptı. Şüpheliler Atlas isimli şirketteki kayıtları silmeyi ise unuttu. Atlas’taki ‘uyumlu muhasebe programında’ bulunan kayıtlar, şüphelilerin topladıkları yardım paralarını, kendi şirketleri için kullandıklarını açığa çıkardı.

Savcıların şüphelilerin tutuklanması istemiyle yazdıkları sevk yazısında, Atlas isimli firmadan çıkan kayıtlara özel vurgu yapıldı. Yazıda Atlas Pazarlama Yayıncılık Yapımcılık Limited isimli şirketin server’ından alınan imajlarda Almanya’da kurulan şirketlerin gayri muhasebe kayıtları bulunduğu belirtildi:
“İmajda Almanya’da bulunan Weiss Handels Und Investement GmbH (Beyaz Yatırım ve Ticaret Şirketi) Ass Plan, Yeni Şafak Avrupa, Europan Food Und Marketing GmbH (Avrupa Gıda ve Pazarlama Şirketi) isimli şirketlerin gayri resmi muhasebenin 01 Ocak 2004 ve 31 Ekim 2004 tarihleri arasındaki aylık ve 01 Ocak 2004 ve 31 Ekim 2004 tarihleri arasındaki dönemlik Dövizli Genel Mizan sayfalarına rastlandığı, bunlardan Weiss Handels Und Investment GmbH (Beyaz Yatırım ve Ticaret) şirketine ait kayıtlarda 120 hesap kodu başlığı altındaki kısmında 120 90 007 hesap kodunda Deniz Feneri e.V’nin kaydı bulunmaktadır. Bu durumda Deniz Feneri e.V ve Almanya’daki şirketlerin gayri resmi muhasebe kayıtlarının Türkiye’deki server’larda tutulduğu ve Türkiye’de işlendiği anlaşılmıştır.”

(...)

http://haber.sol.org.tr/devlet-ve-si...s-haberi-45881

Ustalık dönemi incelikli icraatlara sahne olmakta. Daha önce bazı HES projelerinde yürütmeyi durdurma kararı verip ÇED raporlarını görmek isteyen hakimlerin sürülmesinden sonra Deniz Feneri soruşturmasını yürüten 3 savcı görevlerinden alınmıştı.

Öyle ki, bu oldukça dikkat çekici değişikliği TARAF gazetesinden Ahmet ALTAN da dikkati çekmiş, bu konudaki ''kuşkuları''nı dile getirdikten sonra YANDAŞ MEDYA'nın bu konuda suskunluğuna dikkat çekmişti.

Gün geçmiyor ki davayla ilgili yeni bir skandal yaşanmasın.

murted 29-08-2011 02:06

Hukuk sisteminin mevcut durumu ortadayken, yandaşlar başka şeylerle meşgul. Neden? Çünkü mevcut durumun kaymağını onlar da yiyor.

- Şehitlerimiz var ama hepsi askerin yüzünden. Biz de askerin canını okuyoruz zaten.
- Kürt sorunu kanıyor, yakında muhattap alacak insan bulunmayacak ama o da nasılsa kemalistlerin mirası, yeni bir şey değil.
- Somali'ye en çok yardım eden ülke biziz.
- Dünya'daki olaylara sesiz kalmıyor, mazlumun hakkını koruyoruz. Artık dünyada daha çok sayılıyor, çok daha etkin bir rol oynuyoruz. Kah kendi ülkesindeki mevcut yok sayma politikalarına ve kısmi iç savaşa bakmadan İsrail'e efeleniyor, kah kendi muhaliflerini yandaş bir hukuk ile sindiririrken şaka gibi de olsa Suriye'ye muhaliflerini ezme diyoruz.

Gerçekten akıl alır gibi değil. Aydın Doğan medyasında bile adam akıllı bir şeyler çıkmaz oldu. Kimse umursamıyor mu olanları? Sıranın size de gelme ihtimali yok mu? Kuvvetler ayrılığı diye bir şey kalmadı. Siyasetin, bürokrasinin, cartın curtun politikaya hiç etki etmemesi ancak ütopik bir devlet modelinde falan olur elbet ama İktidarın yargıyla özdeş olduğu bir dönem başladı. Efendim tek parti zamanında da öyleydi, İstiklal mahkemeleri vardı, hede hödö... Yahu bana ne? Onlar gibi değilim diye neden bu muameleyi görmek zorundayım?

Bir de yandaş medyanın çok iyi yaptığı bir şey var: Olan bitenleri önce yok saymak olmadı münferit vakalar, marjinal örnekler ya da büyük oranda hayali bir suç örgütünüm ürünü olarak sunmak.
O eskiden de vardı, bu yeni çıkmadı, inşallah daha iyi olacak diye diye tepemize çıkardılar bunları. Şimdi geri dönebiliyorlarsa dönsünler gerisin geriye.

AlbatrosS 04-09-2011 16:50

http://www.sendika.org/yazi.php?yazi_no=39402 4 (PARAVAN ŞİRKETLERİN MERKEZİ AYNI KEŞKE ERDOĞANA SORSAYDINIZ)

http://www.sendika.org/yazi.php?yazi_no=39102 3 ( Belgelerle Deniz Feneri soygunu III: Z.Karaman'ın oğlunun ortak olduğu Rapidway ve Quick Taxi şirketi -Mustafa Peköz)

http://www.sendika.org/yazi.php?yazi_no=38941 ( Belgelerle 'Deniz Fenerleri kardeşliği' -Mustafa Peköz)

http://www.sendika.org/yazi.php?yazi_no=38760 (
Belgelerle Deniz Feneri Soygun Şirketinin işleyişi (I) -Dr. Mustafa Peköz)


Mevzu hakkında derli toplu yazı ve belgelerin olduğu arşiv. Okunmasında fayda var. Bu mevzu ile ilgili haberler bu başlık altında toplanabilinir; zira, mevzu cidden skandal düzeylerde. Üstelik AKP'nin başını yiyecek kadar ciddi.

AlbatrosS 09-09-2011 21:38

Alıntı:

Deniz Feneri soruşturma sürecine neden müdahale edildi? -Mustafa Peköz
06 Eylül 2011 - Mustafa Peköz

Herkese laf yetiştiren Erdoğan'ın, Deniz Feneri konusunda ‘dut yemiş bülbüle dönmesi’ korkusunun ifadesidir. Susmanın, sessizliğe gömülmenin kendisine iyi geleceğini düşünüyor. Ama bu kez yanılıyor

Türkiye’deki hukuk sistemi dünyanın hiçbir yerinde yoktur. Bu yöntemi diktatör dedikleri ülke yönetimlerinde dahi bulmak mümkün değil. Soruşturmayı sürdüren 3 savcı görevden alınıyor. Gerekçesi ‘kanuna aykırı’ işler yapmalarıymış.

Başka davalar söz konusu olduğunda ‘ben savcıların işine karışmam’ diyen Başbakan ve Adalet Bakanı, sorun Deniz Feneri Soygun Şirketi olunca ‘ben müdahale ederim’ diyor. Savcıları görevden almak, bu davanın fiilen bitmesi anlamına geliyor. Mesela Ergenekon davasında HSYK’ya kaç kez başvuruda bulunuldu. Sayısı bilinmiyor. Ama hepsine olumsuz yanıt verildi. Şike operasyonunda Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım, HSYK’ya başvuruda bulundu. Ama henüz somut bir yanıt verilmiş değil. Ama iş Deniz Feneri Soygun Şirketi davası olunca işler değişiyor. Doğrudan müdahale gündeme geliyor. Öcalan’ın avukatlarının İmralı’ya gidip-gitmemesi konusunda ‘savıcılık karar verir, ben karışamam’ diyen Adalet Bakanı, Deniz Feneri Davasında anında talimat verip, müdahale ediyor.

Üçlünün keyfi kaçarsa, Başbakan o koltukta oturamaz
AKP’nin adaleti, Deniz Feneri Soygun Şirketi yararına işliyor. AKP’nin vekilleri gruplar halinde soygun şebekesinin baş sorumlusunu ziyaret ediyorlar. Kaldıkları yer, bir cezaevi değil, saray yavrusu gibi. Zekeriya Karaman, Zahit Akman ve İzzet Kurum birlikte kalıyorlar. Her gün onlarca ziyaretçi gidiyor. Bu bir bakıma zorunlu, eğer bu üçlüden terk edilme duygusu oluşursa ve biri kazara konuşmaya başlarsa, Başbakanın şu an oturduğu koltukta kalma şansı olmayacaktır.

Peki, Adalet Bakanı bunu neden yapıyor? Hiç şüphesiz ki birçok nedeni var. Birincisi kendisi bu sürecin doğrudan bir parçasıdır. Zekeriya KARAMAN ile olan ilişkisinin boyutunu kamuoyuna açıklarsa, müdahalenin gerekçesi anlaşılmış olur. Mesela Sadullah Ergin, Deniz Feneri Soygun Şirketi’nin yöneticisi Z. KARAMAN’ın şahsi veya şirketlerinin avukatlığını yaptı mı? Almanya Deniz Feneri Davası başladıktan sonra KARAMAN ile kaç kez görüştü?

Peki, soruşturma savcılarına karşı neden bir operasyon yapıldı? Savcıları görevden alan Bakan diyor ki; “Savcıların iki talebi var; bir 19 kişinin mal varlıklarına, araçlarına ortaklık hisselerine el konulmasını istiyorlar. İki, bu kişilerin ortağı olduğu şirketlerin malvarlığına da el konulması isteniyor. 18 kişinin malvarlığına el konuluyor. Mahkeme, ikinci talebi ‘kanuna aykırıdır’ diyerek reddediyor. Mahkemenin kararını kapatılıyor ve Tapu Müdürlüğü’ne gönderiliyor. Sorulması gereken soru şudur; mahkemenin el konulmasını reddettiği karar uygulanmış mıdır, uygulanmamış mıdır? Kanun ihlal edildi, el konulma kararı alındı. Sürece ilişkin suçlamalar dezenformasyon. Siz mahkeme kararını ters çevirip uyguluyorsunuz. Böylesi bir iddia var. Savcılar yasaya, mahkeme kararına uymasa da izin vermeyecek misiniz? Müfettişler inceledikten sonra savcılardan savunma istediler. Savcılar değiştirilmiştir, başsavcının tasarrufundadır.” Bu değerlendirme tamamen gerçek dışıdır. Hiçbir doğruluk payı yoktur. Tersine toplumu yanlış yönlendirme eylemini bizzat kendisi yapıyor. HSYK’ya müdahale etmedim derken, gerçeği söylemiyor ve toplumu kandırıyor.

Soruşturma sanılandan büyük sonuçlar yarattı, ucu Erdoğan ailesine dayandı
Soruşturma derinleştikçe davaya bakan savcılar çok büyük bir organizasyonla karşı karşıya olduklarını gördüler. Gelen bilgiler değerlendirildiğinde bunun arkasında bizzat AKP’nin var olduğunu da anladılar.

İşin içinde 100 milyon Euro’dan fazla para var. Bu paralar nereden geldi? Söz konusu kişiler kısa bir sürede bu kadar sermayeyi ve mal varlığını nereden temin ettiler? Ayrıca Deniz Feneri’ni soymak için kurulan şirketler var? Bu şirketlerin ortakları da biliniyor. Zekeriya KARAMAN, Zahid AKMAN, Mustafa ÇELİK, Mehmet GÜRHAN, İzzet KURUM gibi onlarca insan var. Tabii ucu ERDOĞAN ailesine de dokunuyor. Erdoğan’ın ‘oğlum gemi değil, gemicik alacaktı’ dediği gemi Almanya Deniz Feneri parasıyla alındı.

Kaçırılan çuvallarda kimler var?
Ayrıca savcıların yaptığı bütün çalışmanın anında Zekeriya KARAMAN’a bildirildiği de ortaya çıktı. Bir zamanlar Süleyman Demirel’in yeğeni Yahya Demirel, sahibi olduğu bankaları boşaltırken çuvallarla parayı taşırken görüntülenmişti, şimdi de Deniz Feneri Soygun Şirketinin elemanlarının çuvallarla belgeleri taşıdıkları yani çaldıkları belirlendi. Onlardan sadece bir çuval ele geçti. İş, bu noktaya geldi. Peki, hepsi ele geçirilseydi, neler ortaya çıkacaktı? Başta Erdoğan olmaz üzere AKP’nin birçok yöneticisi, milletvekili, bürokratı da doğrudan soruşturma kapsamına alınacaktı. O zaman işin rengi değişecekti. AKP’li Büyükşehir Belediye Başkanlarından birinin gözaltına alınması süreci başlayacaktı ki, savcılar apar topar değiştirildi.

Bir başka nokta, savcılar, söz konusu sanıkların hem kişisel hem de şirketlerin mal varlıkları üzerine tedbir kararı konulmasını istedi. Söz konusu şahısların satın almış oldukları mal varlıklarının önemli bir kısmı, DENİZ FENERİ adına toplanan paraları zimmetlerine geçirmesiyle birikmeye başladı. Örneğin İzzet Kurum’un hesabında 75 milyon Euro bulunuyor. Peki, bu para nerden geldi? Hesaplar incelendiğinde bunun Deniz Feneri’nden çalınan-aşırılan paralar olduğu anlaşılıyor.

Peki, İzzet KURUM’un hesabında olduğu belirtilen bu paralar nereye gönderilecekti? Kime teslim edilecekti? Nerelere aktarılacaktı? Savcılığın ulaştığı belgelerde bu paralar AKP’ye aktarılması gereken miktar olduğu tespit edildi.

Adalet Bakanlığı şirketler konusunda hassas
Savcıların “19 kişinin mal varlıklarına, araçlarına ortaklık hisselerine ve bu kişilerin ortağı olduğu şirketlerin malvarlığına el konulması” önerisi var. Adalet Bakanı özenle şirketlerin isimlerini açıklamaktan kaçınıyor. Savcılar hangi şirketlerin mal varlığına tedbir koymak istedi? Bu şirketlerin tutuklu olmayan ortakları kimlerdir? Bunların ne kadarı AKP ile ilişkili? Bu şirketlerin kaç tanesinin ismi Almanya Deniz Feneri Soruşturmasında geçiyor? Bunları açıklayamaz. Çünkü o da biliyor ki, sözü edilen şirketlerin tamamı şaibelidir. Ayrıca şirketler soruşturma kapsamına alındığında, işin ucu kendilerine dokunacak. Bu tehlikenin farkına varıldı ve savcılar görevlerinden alındı. Söz konusu şirketlere ait belgelerin kaçırılması da boşuna değil.

Zekeriya Karaman bu parayı nerden buldu, kim için sakladı?
Ayrıca Z. KARAMAN, 10 yıl içinde, yani Deniz Feneri’nin kurulmasından sonra, 1,2 milyar dolarlık servete nasıl ulaştı. Normal koşullarda, böyle bir servetin elde edilmesi kesinlikle mümkün değil. KARAMAN’ın Soygun Şirketinin gerçek sahibi olduğu artık herkesçe biliniyor. Ayrıca bu paraların bir kısmının Erdoğan ailesine ait olduğu iddialarına neden yanıt verilmez? Bir dönemler Çiller de Kuşadası’ndaki çiftliğini hizmetçisi üzerine yaptırmıştı. Anlaşıldığı kadarıyla Erdoğan da artık akraba oldukları KARAMAN üzerine aktarmış.

Soruşturmayı sürdüren savcılar, sanıkların mevcut mal varlıklarını Deniz Feneri Soygun Şirketinden kaçırdıkları paralarla elde ettiklerini tespit etmiş durumda. Doğal olarak operasyonun kapsamını geliştirmek istediler. Tam bu kritik noktada Başbakan ERDOĞAN devreye girdi ve doğrudan müdahale etti. Savcıların görevden alınması AKP’nin bir operasyonudur. Çünkü kendi hesaplarına geçirmek istedikleri 75 milyon dolara ve Erdoğan ailesinin Zekeriya KARAMAN üzerindeki mal varlıklarına el konulacaktı.

Bazı kişilerin tutuklu kalmasının bir başka boyutu da, söz konusu edilen paraların ve mal varlıklarının devredilmesi sorunudur. Dava dosyasında görüldüğü gibi Deniz Feneri projesi esasen Necmettin Erbakan’a aittir. Zekeriya KARAMAN, Mehmet GÜRHAN gibi bu işte görev alanlar Milli Görüş geleneğinden gelenlerdir. Erdoğan-Erbakan ayrışmasında, güçlü olanın yani Erdoğan’ın yanında yer aldılar. Her ne kadar Erdoğan’a ve AKP’ye yakın olsalar da bunlara yeterince bir güven yok. Erbakan gibi birini satanlar, yarın Erdoğan’ı ve AKP’yi de satabilirler.

Soruşturma ganimet paylaşımı için mi?
Cezaevi denilen yavru saray’da paraların ve mal varlıklarının pazarlığı yapılıyor. Bu konuda gerekli anlaşma sağlanıp ve para başka insanlara devredilirse, hiç kimsenin kuşkusu olmasın, bunlar serbest kalır.

Savcıların çok hızlı bir şekilde görevden alınmasının bir başka boyutu da, AKP’li Büyükşehir Belediyesine ait bir başkanın da operasyon kapsamına alınacağı iddiasıdır. Bu belediye başkanı kimdir? Neden operasyon sürecine dâhil edilecekti?

Ayrıca Savcılık soruşturmasında yer alan köstebek kimdir? Soruşturma hakkında anında bilgi veren polis kim? Bu bilgiler, Beşir Atalay’ın sekreterine nasıl geldi ve sekreter bu bilgileri kime aktardı? Örneğin söz konusu edilen şirketlerin belgelerinin kaçırılmasında kimlerin rolü oldu? Belgeler kime teslim edildi? Adı geçen belediye başkanının bundan bir rolü var mı?

Buna benzer yüzlerce soru gündemdeyken ve hiçbirine yanıt verilmezken, Adalet Bakanı’nın savcıları görevden aldırması, telaştan ve korkudandır.

Başta Erdoğan olmak üzere bütün AKP ve hükümet yetkilileri biliyorlar ki Deniz Feneri Davası hakkıyla soruşturulursa koltuğunda kalamaz.

Herkese laf yetiştiren Erdoğan'ın, Deniz Feneri konusunda ‘dut yemiş bülbüle dönmesi’ korkusunun ifadesidir. Susmanın, sessizliğe gömülmenin kendisine iyi geleceğini düşünüyor. Ama bu kez yanılıyor.

Deniz Feneri Soygununu belgelerle açıklamaya devam edeceğiz.
sendika.org

redyellow 09-09-2011 22:46

Fener soruları ve kısa cevaplar

Savcılar, Deniz Feneri sanıklarının ortak oldukları şirketlerin maddi varlıklarını bloke etmek için, davayla alakası olmayan kişilere de zarar verecek şekilde mahkeme kararında tahrifat yaptılar mı?

Deniz Feneri avukatlarının beyanlarına göre, yaptılar.

Savcılar hakkında, bu suç (veya iddia) sebebiyle soruşturma başlatıldı mı?

Başlatıldı.

Adalet Bakanı Sadullah Ergin, bu soruşturmaya izin verdi mi?

Verdi.

Ergin, bu konudaki soruşturma izinlerinin, Balyoz savcıları dahil herkes için verildiğini açıkladı mı?

Açıkladı.

Başsavcı, soruşturmanın selameti için, mahkeme kararında tahrifat yaptığı iddia edilen savcıları açığa aldı mı?

Aldı.

Bu idari bir mevzu. .. İkna olmazsan eleştirirsin.

Eğer 'taraf' tutuyorsan, ikna olsan bile eleştirirsin. Bu da alışılmış bir şey. Ne yazık ki, alışılmış bir şey.

Eleştiriyorlar zaten.

Davanın bütününü, üç yıldır devam eden sürecin tamamını göz önünde bulundurduğumuzda, bu hikayenin içinde sorunlar var mı?

Var.

Almanya'daki Deniz Feneri (Bunun, Türkiye'deki Deniz Feneri Derneği'nden bağımsız bir kuruluş olduğunu not edelim) Alman makamları açısından suç olabilecek yanlışlar yapmış.

Mesela, derneğin kasasına giren- çıkan paralarla ilgili olarak, düzenli kayıt tutmamış.

Almanlar haklı olabilir, dernek, muhtemelen, para sirkülasyonunun önemli bir kısmını Almanya'dan sakladığı için...

Belki, Almanya'dan vergi kaçırdığı için. Bu konularla ilgili bilgim yok, sadece tahminde bulunuyorum.

Bu kadar mı?

Değil.

Yardım faaliyetlerini, çok sıkı resmi kayıtlardan ziyade, zaman zaman karşılıklı güven ilişkisine dayandırmış olabilirler.

Eğer böyle yapmışlarsa, bu da yanlış.

Bu kadar mı?

Bir tane daha var. Bu da çok önemli.

CHP ve Doğan Medyası, Alman makamlarıyla da işbirliği yaparak, Deniz Feneri Davası'nı hükümetle de ilişkilendirmek için olağanüstü bir çaba sarfetti mi?

Etti.

Aynı çevreler, bu davanın kapsamını genişletmek için sözlü, yazılı ve diplomatik 'yatırım'lar yaptı mı?

Yaptı.

Bunları not ettikten sonra, benim için çok önemli olan bir başka soruya geçelim.

Bu insanlar, yani şu anda tutuklu bulunan Deniz Feneri sanıkları, yardım paralarını cebe indirmişler midir?

Bence indirmemişlerdir.

Bu çok yüzeysel bulunabilir. Bence ne demek?

Bu insanların, kişiliklerini dikkate aldığım zaman, Deniz Feneri'nin yardım çalışmalarını dikkate aldığım zaman ve bu iki konudaki gözlemimi yan yana koyduğum zaman, böyle bir sonuca varıyorum.

Eğer indirmiş olduklarını düşünseydim, düşünmek bir yana, kalbimde buna dair bir şüphe olsaydı, böyle yazamazdım.

Eğer bu işte bir hırsızlık olduğunu düşünseydim.

Bu insanların, Açe'deki yetimler için toplanan parayı, Keşmir'deki evsizler için kendilerine emanet edilen parayı cebe indirdiklerini düşünseydim, o hakkın tazmini için herkesten daha çok uğraşırdım.

Yeni Şafak, çok ezber bozmuştur. Burada da bozardı, kimsenin şüphesi olmasın.

Herkesten, olaya benim gibi bakmalarını isteyebilir miyim?

Asla. Buna zerre kadar hakkım yok.

Son bir soru:

Yeni Şafak, Aydınlık'la Taraf'ın, Deniz Feneri haberlerini birbirlerine yakın üsluplarla vermesine niçin dikkat çekti?

Cevap: Dikkat çekici olduğu için.

Bu durum, Taraf'ın basın dünyasına yaptığı ve yapacağı çok önemli katkıları gözardı etmeyi gerektirmez.


Kaynak



Bu mahkemenin kararının ASLI:

http://yenisafak.com.tr/resim/site/u...1f13c0a6by.jpg


http://666kb.com/i/bwszuzc66im4isnfv.jpg

Çok net bir şekilde REDDİNE deniyor kararda.

Bu da savcıların tahrif ettikleri karar:

http://www.corlu.org/haberresim/img_...yet-edildi.jpg

Savcılar mahkemenin REDDİNE dediği bölümleri kapatıyorlar, mahkemenin kararının tam tersine bazı kişilerin mallarına el konulmasına sebep oluyorlar.

Deniz feneri olayında yanlış yapan varsa nasıl ki cezasını çekmeli ise, mahkeme kararı üzerinde oynama yapanlar da yaptıklarının cezasını çekmelidir.

AlbatrosS 09-09-2011 23:36

1. Mahkeme kararı belgeleri okunmuyor.

2. Savcıların talep ettiği şey malvarlıklarına ''el koyma'' değil, ''dondurma, tedbir'' kararıdır.

3. Yapılan işlem hatalı olabilir, şu an net biçimde bilmiyoruz. Ancak savcıların beyanatlarına göreyse hemen her mevzuda yapılan rutin bir uygulama.

4. Yapılan işlem malvarlıklarının dondurulması; yani mahkemenin gidişatını etkileyecek, doğru olsa bile delilleri saptıracak, karartacak yahut sanıkların lehine delilleri görmezden gelecek bir uygulama değil.

5. Savcıların elinde ALMAN-TÜRK Deniz Fenerleri arasındaki para akışı, ilişki vs onlarca belge var. Alman savcıların iddiaları çok ciddi. Bugüne kadar gecikmiş olması bile skandal.

6. Ayrıyeten tutuklu sanıkların Alman Deniz Feneri'yle ilişkileri sabit, çocuk mu kandırıyorsunuz?

7. Mevzunun adı ''belgelerle''. Ezber bozacak hazret, eldeki somut verilere ilişkin hiçbir yalanlamaya gitmemiş, yalnızca çocuksu kanaatlarını bildirmiştir. Yetmemiş Alman savcılarının içinde olduğu bir KOMPLO'ya işaret etmektedir. Yapabileceği de ancak budur, tabi yerseniz.

8. Paraların hangi paravan şirketlere hangi isimler ve hesap no'larıyla Almanya'dan TC'ye aktardıkları Alman savcıların yaptıkları tahkikatlarda belgeleriyle ortaya konmuş. Yazar açıkça yalan söylüyor. Aynı belgeler, paraların hangi paravan şirketlerden aktarıldığına dair belgeleriyle bu konunun içinde de verilmiş, merak eden bakar.

9. Doğan medyası ve CHP ittiafakının gündeme getirmesi denilerek mevzu saptırılmakta ve bayağı bir dezenformasyon yapılmakta. Açıkçası Doğan grubu ve CHP bu mevzuya Yandaş medyanın Ergenekon'a harcadığı mesainin onda birini bile ayırmamaktadır. Çamur at, izi kalsın elbette.

10. Doğan grubunun mevzuya gösterdiği ilgi, gayet normal ve olağan bir gazetecilik refleksidir. Kendilerini savunmak bana düşmez, ancak bu konuya yeterli şekilde eğilmemektedirler dahi.



8.

redyellow 11-09-2011 22:43

Sayın arkadaşım, belgeleri okuyan okumuş ve gereğini yapmış. savcıların belge üzerinde oynama yaptıkları, tahrifat yaptıkları müfettişlerce belgelenmiş ve görevden alınmışlar.

burda benim belirttiğim husus "savcıların evrak üzerinde tahrifat yapmaları"dır.

Olay budur.

çok fazla uzatmaya gerek yok bence.

Niye böyle bir sahtekarlık yapmak istemişler, bulunması gereken soru budur.

AlbatrosS 11-09-2011 22:58

Alıntı:

redyellow´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 411593)
Sayın arkadaşım, belgeleri okuyan okumuş ve gereğini yapmış. savcıların belge üzerinde oynama yaptıkları, tahrifat yaptıkları müfettişlerce belgelenmiş ve görevden alınmışlar.

burda benim belirttiğim husus "savcıların evrak üzerinde tahrifat yapmaları"dır.

Olay budur.

çok fazla uzatmaya gerek yok bence.

Niye böyle bir sahtekarlık yapmak istemişler, bulunması gereken soru budur.

Sen asıl şunu sor: DAVANIN ALMANYA ayağında tonla belge TC'ye postalanıp TC deniz feneri bağlantısı sabitken, daha hangi yüz-sıfatla iktidarın bu derece ''kayıtsız'' kalmasına şaşmıyorsunuz?

100 milyon euro'ya yakın paradan bahsediliyor, Alman savcıları bunu ispatladı. Hala bu soygun şebekesinin arkasında hangi yüz-sıfatla durup yerine göre İLAHİ ADALET'TEN, NAMAZDAN, ALLAH'TAN bahsedebiliyorsunuz?

Ahanda belgeler orada, bağlantılar, Alman savcılarının gönderdiği resmi deliller, hepsi orada. DAHA neyi ispatlamak gerekiyor? Ne yapmış savcılar,BU ADAMLARIN ORTAK OLDUĞU ŞİRKETLERDEKİ taşınmaz mallara da tedbir istemiş, mahkeme kararına rağmen!

YANLIŞ MI? Ortada soygunun belgeleri varken, Almanya ayağında bu ispatlanmışken ve paravan şirketlere aktarılan paralar ortadayken türlü sahtekarlıklarla paraların hülle edilmesine göz mü yumulsaydı?

Devlet bankalarından hortumladığın paralarla gidip başka şirkete ortak olsan ve bu şirketler o sermayeyle onlarca taşınmaz mülk edinse, ''hayır kardeşim, o başkasının'' mı diyeceksiniz?

Savcılar belgede tahrifat yaptıysa, ki bu sabit bir ''suç'' değil, hala soruşturuluyor, onca belgeye rağmen böyle bir soygun yok mu demektir?

Ama bizler şunu biliyoruz: TC büyük bir süpriz olmazsa, davanın TC ayağını yani Zekeriya KARAMAN ve yandaşlarını aklıyacak. En fazla vergi kaçırma, kayıt tutmama gibi göstermelik bir iki suçtan yargılayacak. Ama ALMANYA'daki davaya ve onca delile rağmen tarih bunu asla affetmeyecek. Sizin vicdanlarınız belki bunu yutar;ama, aklı başında ALMANYA'daki inançlılar, paraları soygunlarda gidenler bu zokayı yutacak mı, ondan emin değilim.

redyellow 11-09-2011 23:03

SAVCILARIN EVRAK ÜZERİNDE SAHTEKARLIK YAPTIKLARIna dikkat çekiyorum, boşuna yazma arkadaşım.

deniz feneri deniz feneri diye durmadan yazanların iki satır da savcıların sahtekarlıklarına yazı yazmaları lazım.

yazamıyorlarsa diğer yazdıklarının hükmü yoktur.

evet BU SAVCILAR BU SAHTEKARLIĞI NİYE YAPMIŞLARDIR? BUNA NİYE İHTİYAÇ DUYMUŞLARDIR?

Varsa buna cevap verin.

yoksa boşuna yazmayın, okumuyorum.

taylan 11-09-2011 23:11

Din başlıbaşına takiyedir zaten. Amaca ulaşma adına her yol mübahdır diyen bir anlayıştan ne bekliyoruz ki? Dinleri ve imanları para olmuş bu şebekelerin ne haltlar karıştırdığı eninde sonunda ortaya çıkacak zaten. Savcılar tahrifat yaptı vs de kurtaramaz söyleyelim. Almanlar bu işin peşini bırakmaz.

AlbatrosS 11-09-2011 23:23

Alıntı:

redyellow´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 411607)
SAVCILARIN EVRAK ÜZERİNDE SAHTEKARLIK YAPTIKLARIna dikkat çekiyorum, boşuna yazma arkadaşım.

deniz feneri deniz feneri diye durmadan yazanların iki satır da savcıların sahtekarlıklarına yazı yazmaları lazım.

yazamıyorlarsa diğer yazdıklarının hükmü yoktur.

evet BU SAVCILAR BU SAHTEKARLIĞI NİYE YAPMIŞLARDIR? BUNA NİYE İHTİYAÇ DUYMUŞLARDIR?

Varsa buna cevap verin.

yoksa boşuna yazmayın, okumuyorum.

Savcıların sahtekarlık yaptıklarına dair mahkeme hükmün mü var?

Savcılar sahtekarlık falan yapmamıştır, tedbir kararını mahkemenin uygun gördüğü halin dışında geniş tutmuştur, en fazla budur!

Sen asıl bu hırsızların suçları ALMAN MAHKEMELERİNCE sabitken, zekeriya karaman denen zatın ALMANYA'ya gelmesi halinde hakkında tutuklama emri varken hangi pişkinlikle bu durumu kabullenebiliyorsun?

Dininiz HIRSIZIN MÜSLÜMANI İYİDİR mi diyor yoksa? Müslümanlık adına dolandırıcılık ve hırsızlık yapıp zimmete para geçirmeyi meşru mu görüyorsunuz?

redyellow 11-09-2011 23:36

Alıntı:

Savcıların sahtekarlık yaptıklarına dair mahkeme hükmün mü var?
vayyyyy nihayet aklına hukuk geldi arkadaşın!

1- Evet savcıların sahtekarlık yaptıklarına dair müfettişlerin raporu ve onu değerlendiren hsyknın kararı var!

2- peki sen yukarda ahkam keserken, insanları haklarında kesinleşmiş MAHKEME KARARI OLMADAN mahkum ederken, hırsız derken vs.vs. hiç aklına gelmiyor muydu MAHKEME HÜKMÜ?

Ne oldu ki birden bire mahkeme hüküm geldi aklına?

yandaşların sözkonusu olunca mahkeme hüküm, başkaları olunca hemen kır kalemi!

biz buna "takiyye" veya "ikiyüzlülük" diyoruz!

Benim dinim hırsızın müslümanı iyi vs. demez sen rahat ol, hırsızın elini keseriz biz var mısınız şeriat uygulamasına??????

Biz iftiraya karşıyız, haklarında hiç bir kesinleşmiş mahkeme kararı olmayan insanlara çamur atmanıza karşıyız.

Alıntı:

zekeriya karaman denen zatın ALMANYA'ya gelmesi halinde hakkında tutuklama emri varken
Sen de mi bu emir? kim vermiş? ne zaman vermiş?

ben kimseyi savunmuyorum, yanlış yapmışlarsa cezalarını çeksinler, ben insanların yargısız infaza tutulmasına itiraz ediyorum, sizin takiyyenize itiraz ediyorum, ikiyüzlü davranmanıza itiraz ediyorum.

Savcıların sahtekarlık yaptıkları belgeli iken tek kelime yazamayıp kesinleşmiş hiç bir hükmü olmayanlara çamur atmanıza kızıyorum.

okey???????????

(ben türkiyedeyim, TÜRKÜM... Bana alman mahkemelerinden ahkam kesme arkadaşım)

AlbatrosS 12-09-2011 10:21

Alıntı:

vayyyyy nihayet aklına hukuk geldi arkadaşın!

1- Evet savcıların sahtekarlık yaptıklarına dair müfettişlerin raporu ve onu değerlendiren hsyknın kararı var!

2- peki sen yukarda ahkam keserken, insanları haklarında kesinleşmiş MAHKEME KARARI OLMADAN mahkum ederken, hırsız derken vs.vs. hiç aklına gelmiyor muydu MAHKEME HÜKMÜ?
Ehh, yazarken zaten bunu söylüyeceğini bildiğim için yazmıştım, kendi ayağınla geldin, hoş geldin:

Ancak, dönüp dolaşıp kendi ayağınıza çelme takmaya bayılıyorsunuz. Tabi ya ''hukuk ve belgeler'' değil mi? Biz ne demişiz: Belgelerle deniz feneri ve bu derneğin almanya şubesinde kanıtlanmış suçlar. Almanya'daki dernekle Tc arasındaki açık ilişkiler ve buna ilişkin somut belgeler.

Savcılarla ilgili öncelikle ''idari'' bir karar alınmıştır. Hsyk, eline geçen belgelere göre savcıların mahkeme içtihadı dışına taşarak taşınmaz mülkler üzerindeki tedbir kararının mahkemenin uygun görmediği biçimde alındığına kanaat getirmişler.

Yalnız burada şuna dikkat ediniz: Savcıların ''sahtekarlık'' yapmakla suçlandıkları şey, bir yolsuzluk ve zimmete para geçirme soruşturmasında mal varlığı ve mülkler üzerindeki tedbir işlemi.

Asgari hukuk mantığına sahip biri, bunun davanın esasına ilişkin bir ''tahrifat'' olmadığını anlar. Alınan karar zaten ''tedbiren'' bir karardır, mahkeme sonuçlanmadan uygulanacak bir şey yoktur. Ki nitelikli dolandırıcılık davasında mallara ilişkin tedbirin gayet anlaşılır bir yanı vardır.


Alıntı:

Ne oldu ki birden bire mahkeme hüküm geldi aklına?

yandaşların sözkonusu olunca mahkeme hüküm, başkaları olunca hemen kır kalemi!
Alıntı:

Yandaş olduğuma nasıl kanaat getirdiniz, vahiy mi indi?

biz buna "takiyye" veya "ikiyüzlülük" diyoruz!

Benim dinim hırsızın müslümanı iyi vs. demez sen rahat ol, hırsızın elini keseriz biz var mısınız şeriat uygulamasına??????
Aramızdaki fark budur işte, ben hırsız da olsa elinin kesilmesini istemem. Senin dinin benden daha işlevsel bir hukuk nizamı ortaya koyabilseydi Müslümanlar şeriatla yönetilen ülkelerde de bugün inim inim inlemezdi zaten. Hukuksuzluk vaka-yı adiye olmazdı.

Sen Allah'ın şu işine bak ki, ileri demokrasi ve özgürlükçü kafir ülkelerde hukuk şeriatla yönetilen tüm ülkelerden fersah fersah gelişmiş. Ahanda senin dininle evrensel hukuk arasındaki fark sonuçları itibariyle budur.

Alıntı:

Biz iftiraya karşıyız, haklarında hiç bir kesinleşmiş mahkeme kararı olmayan insanlara çamur atmanıza karşıyız.
Hangi çamurdan bahsediyorsunuz? Zahit Akman Almanya'ya gitse, anında tutuklanacak.


Alıntı:

Sen de mi bu emir? kim vermiş? ne zaman vermiş?
Evrensel hukuk ilkelerinin aynı şekilde işlediği ve Almanya'da.

http://www.evrensel.net/news.php?id=9385
Alıntı:


ben kimseyi savunmuyorum, yanlış yapmışlarsa cezalarını çeksinler, ben insanların yargısız infaza tutulmasına itiraz ediyorum, sizin takiyyenize itiraz ediyorum, ikiyüzlü davranmanıza itiraz ediyorum.

Savcıların sahtekarlık yaptıkları belgeli iken tek kelime yazamayıp kesinleşmiş hiç bir hükmü olmayanlara çamur atmanıza kızıyorum.

okey???????????

(ben türkiyedeyim, TÜRKÜM... Bana alman mahkemelerinden ahkam kesme arkadaşım)
Mevzuyla ilgili sayfa sayfa belge koyduk önüne, başka bir ülkede alınmış net bir karar ve o süreçte ortaya çıkan belgeler var. Yahu, zerre-i miskal haysiyet ve ahlakınız varsa o belgeler ve süreçler üzerine iki çift laf edin!

Alman savcıları işi gücü bıraktı bir de size komplo hazırlamakla mı mesai harcıyorlar? Şu savunmaya kargalar bile güler.

Şeriatı savunmayı marifet bilip el kesmeyi göze alacak kadar AHLAK SAHİBİYSENİZ onca bilgi ve belge ile gayet temiz biçimde yargılanan ve TC'nin de ''meşru'' biçimde tanıdığı başka bir ülke mahkemesine saygı duyarsınız.

Muhteşem ahlak sahipleri ve basılmamış kitaptan terörizm çıkarmaya teşne bülbüller aylarca keriz fenerini görmezden geldi arkadaşım. Uyanın artık, kimsenin bu herifler sırf müslüman diye linç etme gayreti felan yok. Benim annem, babam da Müslüman. Kendi hallerinde, inançlı insanlar; kimseyi neden inançları için rencide edeyim?

Darbeler ve ERGENEKON konusunda gösterdiğiniz hassasiyet ve cevvalliğinizin yarısını deniz fenerine gösterin. Hukuk kararlarını takmazlık etmeyin.

Aslında burada konunun başında mevzu bahis edilen ''savcılara müdahale'' değildir, ELDEKİ ONCA BELGE VE BİLGİYE KARŞIN iktidarın sessizliği ve müdahalenin bizzat Adalet Bakanı eliyle HSYK'ya yaptırılmasıdır.

İktidar aylarca bu işin peşinde olup tutarlı bir tavır alıp da bu müdahaleyi yapsa zannediyoruz ki kimsenin aklına böyle işler gelmeyecekti.


HUKUK DEMİŞKEN!

Bu ülkede yüzlerce insan mahkemeleri aylarca ötelenip somut bir yargı kararı olmadan içeride! İki tane kıytırık slogan atan öğrenciler neredeyse vatana ihanetle yargılanacak, 24 aydır içerdeler!

Hukuku en son kafalarına inen balyozla hatırlayan generaller gibi davranmaya ne çabuk başladınız? Ne çabuk düşmanınızın taktikleri bu kadar ''işlevsel'' oldu?

redyellow 12-09-2011 10:27

almanyaya girdiklerinde anında tutuklanacaklarına dair belge diyorum, chpli birinin konuşmasın ı aktarıyor:)

iyi geceler.

İyi uykular:)

jadi 15-09-2011 21:05

On yildir deniz feneri ve gemicik disinda bir laf duyamadigimiza gore iktidar partisi emsallerine nazaran epeyce temiz anladigim kadariyla.

http://www.youtube.com/watch?v=FAMOwvEcRw4

taylan 15-09-2011 21:31

Bu genç en azından özgürce hayatına devam ediyor. Kılıçdaroğlu kendisini eleştiren bu genci gayet sakince dinliyor. En azından insan gibi dinlemesini biliyor. Başbakan gibi insanları hayvan yerine koymuyor.

Acaba bu genç başbakanı eleştirmiş ve onu rezil etmiş olsaydı ne olacaktı? Muhtemelen karakolda misafir edilecekti.

Sadece pankart açtığı için 17 aydır içerde yatan üstelik bayramda annesiyle bile görüştürülmeyen genci unutmayalım bayan sarışın....

Verdiğin örneğe bak... Başbakan, Kemal Bey'in tırnağı olamaz. Onda ne hoşgörü, ne demokrasi ne de evrensel kültür birikimi var. Olsa olsa bedevi kültürü olur.

murted 11-10-2011 19:43

'Köstebek Dosyası'nda müthiş iddia

Alıntı:

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu beklenen ‘köstebek’ açıklamasını yaptı. CHP lideri, Deniz Feneri e.V. soruşturmasında sanıkların işyeri ve evlerinde yapılacak polis aramasının önceden haber verildiğini ve bunu dönemin İçişleri Bakanı Beşir Atalay tarafından yapıldığını öne sürdü.
Hükümette yer alanların hiçbirinin yapmayacağı şey değil. Yapmışlardır, beklenir. Lakin Kılıçdaroğlu'nun elinde ne var iddiasını ispata yönelik, işte bu önemli.

Alıntı:

İşte Kılıçdaroğlu'nun CHP Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşma:

Kılıçdaroğlu şunları söyledi:

''Geçen hafta Deniz Feneri köstebeğini açıklayacağımı söylemiştim. Aslında herkes biliyor ama birisinin çıkıp açıkça söylemesi lazım. Ama önce Deniz Feneri ile ilgili biraz geçmişe bakmakta fayda var. Köstebek olmanın nerelere dayandığını toplum çok iyi görmeli. Kamu yararına çalışan dernek statüsü vermek istediler. Danıştay reddetti. Deniz Feneri’ne izinsiz para toplama yetkisi verdiler. TBMM’de Deniz feneri’ne üstün hizmet ödülünü verdiler. Almanya’da hapiste yatan adam burada vekaletname çıkardı. Bunu ortaya çıkardık kıyamet koptu ama kimse bu nasıl oluyor diye sormadı.

14.10.2009. Saat 22.19.33. Saniyesini de veriyorum ki, kuşkuya kapılmasınlar. İçişleri Bakanlığı'nın özel kaleminden, bakanın koruma müdürü Kırıkkale Belediye Başkanı'nı arıyor. Bu görüşme 134 saniye sürüyor. Aynı akşam, saat 22.22.35'te, Kırıkkale Belediye Başkanı hemen Hayat Görsel Yayıncılık A.Ş'den Mustafa Çelik'i arıyor. Bu görüşme 44 saniye sürüyor. Görüşmede Veli Korkmaz, Mustafa Çelik'e 'üstadım' diye hitap ediyor. Veli Korkmaz, 'Evde misin? Bana acele sabit telefonu ver' diyor. Yine aynı gece, saat 22.23.23'de sabit telefondan Mustafa Çelik'i arıyor ve bu görüşme 113 saniye sürüyor. Mustafa Çelik, Deniz Feneri operasyonu dolayısıyla öğrendiği arama kararını İsmail Karahan'a bildiriyor. Savcı, bu bilgiyi kimden aldıklarını soruyor. İsmail Karahan, 'Mustafa Çelik bana işyerlerinde arama yapılacağını duyduğunu söyledi. Mustafa Çelik bana arama yapılacağını söyledikten sonra Zekeriya Bey'e de aynı bilgiyi vermiş" diyor.

KÖSTEBEK BEŞİR ATALAY'DIR

İçişleri Bakanı’nın koruma müdürü, gecenin o saatinde İçişleri Bakanı'nın özel bürosundan başlayıp İstanbul'da sonlanan, saniyelerle, dakikalarla açıkladığım telefon trafiği.. Bu yapı bir demokrasiye yakışan bir yapı değildir. Bu yapı, tüyü bitmemiş yetimin cüzdanına tüy dikmek demektir. 'Tapeler önümüze geliyor' diyordu ya Başbakan. Bir Başbakan düşünün, Deniz Feneri'nin bütün adamlarını koruyor. Zahid Akman için özel yasa çıkarıyor. Adalet Bakanı'nı düşünün, 3 savcıyı derhal görevden alıyor. Ne yaptı o savcılar? Namuslu birer insan gibi çalıştılar. Köstebek Beşir Atalay’dır. Bir dava düşünün; Adalet Bakanı'nın görevi savcıları görevden almak. İçişleri Bakanı'nın görevi de arama yapılacağını önceden duyurmak. İnsanda biraz utanma olur. Bu ahlakı, herkesin sorgulaması gerekiyor"

MEHMET GÜRHAN ALMANYA'DA HAPİSTE AMA TÜRKİYE'DEKİ NOTERE VEKALETNAME VERİYOR

RTÜK eski Başkanı Zahid Akman da Başbakan Erdoğan tarafından korunuyor. Sayın Akman, 'Başbakan arkamda. Arkamda olmasa hala bu koltukta oturabilir miyim?' diyor. Doğru, Başbakan arkasındaydı. Yasa ile dokunulmazlık getirilmesinin temel nedeninin, Başbakan'ın arkasında olduğunu da bu ifadeyle görüyoruz. 21.09.2008'de TBMM'de bir basın toplantısı yaptım. O basın toplantısında, Mehmet Gürhan'ın, Zekeriya Karaman'a verdiği bir vekaletnameyi açıkladım. Mehmet Gürhan, Almanya'da hapiste ama Türkiye'deki notere vekaletname veriyor. Biz bunu gündeme getirdik, kıyamet koptu. Soruşturma açılması için dilekçeler yağdırdık. 'O noterin hiçbir kabahati yok' dediler ve beraat etti. 'Ey noter, sen nasıl oluyor da yurtdışında hapiste yatan bir adamın senin ayağına geldiğini kabul ediyorsun?' diye sorulmadı. Çünkü, Deniz Feneri'nin arkasında Başbakan vardı.

YÜZYILIN SOYGUNUNUN ÜZERİ ÖRTÜLMEK İSTENİYOR

Almanya’da açılan dava 1 yıl 5 ayda bitti. Biz de 19 Eylül 2008’de açılan davadan hala sonuç yok. 27 Ağustos'ta Deniz Feneri'nin üç savcısı görevden alındı. Yüzyılın soygununun üzeri örtülmek isteniyor.

İTO kayıtlarına göre, Beşir Atalay, Zahid Akman ve Zekeriya Karaman Nehir Medya Filmcilik'i kurdu. Film işini çok iyi yapıyorlar gerçekten. Başbakan Erdoğan'a konuyla ilgili soru önergesi verdim ancak 3 senedir cevap alamadım. Meclis içtüzüğüne göre 15 gün içinde yanıt verilmesi lazımdı. Haklılar tabi nasıl yanıt versinler. Hepsine 'evet' diyecekler. 'Evet' dedikleri zaman da bütün filmleri ortaya çıkmış olacak.''

spartacus 11-10-2011 19:54

Şu biçimde gidersek; savcılar sahtekarlık yapmış. Bunu da merkeze korsak, hayli sahte belgelerle alaksız insanları, kesimleri de davaya ortak eden, böylelikle , kendi kırımızı çizgilerini belirleyip dikte eden bir iktidar koşulunda, Ergenekon diye bir şey kalır mı?bence olayları doğru halkalardan kavramak lazım. Birde 1990-2000 arası yeşil sermayenin, rant sicilinin kabarıklığına bakmalı... Yahu Bosna yardımlarını bile iç etmişlerdi, cami yaşatma vs derneklerine hiç girmiyorum bile...


Kılıçdaroğlunun şu sorusu önemlidir.. Bu gün, yaptığı konuşmayı izledim. 2008 De hükümete soru önergesi sunulmuş. Hükümetin ise 15 gün içinde cevap vermekle mükellef olduğunu dile getiriyor ve soruyor, 3 yıl geçmiş neden hala cevap yok.. Bu önemli...

AlbatrosS 04-12-2011 18:30

Alıntı:

Belgelerle Deniz Feneri soygunu (VI): Savcılığın el koymak istediği mal varlığının kaynağı sahte faturalarla dolandırılan paraydı –Mustafa Peköz
04 Aralık 2011 - Mustafa Peköz

AKP devleti bütün gücünü kullanarak Deniz Feneri Soygun Şirketi sanıklarını serbest bıraktırdı. Bunun nedenlerini yazmıştım. Şebekenin nasıl işlendiğini anlamak bakımından biz, yine de bu şirket nasıl dolandırıcılık yaptığını belgelerle yazmaya devam edelim.

Almanya Deniz Feneri adına toplanan paraların zimmete geçirilmesi için akıllara gelen her yöntem kullanılmaktadır. Deniz Feneri adına toplanan paraların Türkiye’ye aktarılması ve aklanması için izlenen en kolay yöntemlerden biri de, bazı şirketlerden mal alımı yapılmış gibi gösterilerek paraların şirketlere aktarılmasıdır. Söz konusu şirketler yine soyguncular tarafından kurulmaktadır. Daha önce, belgelerle açıkladığımız gibi, ilgili bazı şirketler farklı kentlerde ancak birçoğu da aynı adreste bulunmaktadır.

...

http://www.sendika.org/yazi.php?yazi_no=41338

Bu dava bugün kapatılsa dahi yarın ''vicdanlı'' savcıların elinde mutlaka açılacak, bugünün serbestleri ibretlik cezalar alacaktır.

Mustafa Peköz de oldukça ciddi, zahmetli ve önemli bir işe koyularak bu soygun düzenini tek tek ifşa ediyor.

KCK, Ergenekon, Hopa ve Hrant Dink davalarındaki onca kepazeliğe olanca haksız uygulamaya ve lehe delillerin görmezden gelinmesine bir kez olsun müdahil olmayan ADALET BAKANLIĞI Deniz Feneri soygununun geleceği yeri görerek eften-püften mazaretlerle davaya müdahil olmuş ve 3 savcıyı birden davadan almıştır.

10 yıldır örgütlü-nitelikli dolandırıcılık suçlarından bile yargılanamayan bürokrat ve vekillerin dokunulmazlıkları için BİR TEK ADIM ATMAYAN iktidar, pişkinliği ''OLAĞAN'' hale getirmiştir.

Deniz Feneri, benzerleri geçmişte defalarca yaşanmış bir YEŞİL SERMAYE PALAZLANDIRMA yöntemi ve soygun şebekesidir. Bu şekilde oluşturulmuş yardım havuzlarından geçmişte de bugün de milyarlarca dolar hortumlanmakta, toplanan paralarsa yandaş holdinglerin palazlandırılmasında kullanılmaktadır.

İşte belgeleri...

ALKA 02-12-2012 03:12

Bilindiği gibi Deniz Feneri davasını yürüten savcılar görevden alınmış, sonra da haklarında dava açılmış ve Deniz feneri davasında yargılananlar ise beraat etmişti!

Şimdi Deniz Feneri'nde para akışını gösteren belgeler ise gerçek çıktı!

Buna dair haber.

Alıntı:

Deniz Feneri'nde para akışını gösteren belgeler gerçek çıktı!

Kemal Kılıçdaroğlu tarafından kamuoyuyla paylaşılan Deniz Feneri belgelerini inceleyen Ankara Kriminal Polis Laboratuvarı belgelerin gerçek olduğunu belirledi.

Deniz Feneri davasında, Almanya’dan Türkiye’ye kuryeler aracılığıyla getirilen 4 milyon 580 bin avroluk para trafiğini gösteren ıslak imzalı belgeler gerçek çıktı.Ankara Kriminal Polis Laboratuvarı tarafından incelenen belgelerin BLG102424-ANK10017318 numaralı raporda gerçek olduğu belirtildi.

Murat Çelik'in Vatan gazetesinde yer alan habere göre, belgeler sahte olma ihtimaline karşı, Ankara Kriminal Polis Laboratuvarı’nda incelendi ve Deniz Feneri davası sanıklarından ikisinin el ürünü olduğu belirlendi.

Devamı
http://haber.sol.org.tr/devlet-ve-si...i-haberi-63438

errata 02-12-2012 03:29

Sorun şu ki bu davalar, uğraşılar artık işin çerez taraflarını oluşturuyor. Yani bunların tek tek aydınlatılmasına uğraşılması ancak gerçekten demokrasinin işlediği ülkelerde bir hükümeti değiştirir veya kısmen de olsa bir adalet dalgası yaratır.

Şöyle düşünün, evinizin altında, hareket ettiğinde evinizin temelini sarsacak büyüklükte bir hamamböceği var. Siz ise elinizde böcek öldürücü sprey ile minik hamam böceklerini öldürüyorsunuz. Ama işin kaynağı olan dev böceğin ruhu bile duymuyor. Ve birgün gelecek o evinizi de başınıza geçirip sizi mideye indirecek.

TV'ye göz gezdirirseniz muhalif gazetecilerin, siyasetçilerin, avukatların, aydın görünümlülerin, sanatçıların hep küçük hamam böcekleriyle uğraştığını görürsünüz. İşin kaynağıyla uğraşmak biraz radikal olmayı, radikal olmak ise çok büyük bir özveri ve cesaret gerektiriyor. Üstelik büyük ihtimalle bu radikallikle ucunda ölüm dahi olabilen ve halkı karşınıza alacağınız türlü işler yapmalısınız.

Neva 13-12-2013 16:24

Guncelleme.


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 02:30 .