Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > Genel Forumlar > Politika

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #1  
Alt 06-08-2011, 12:24
AlbatrosS AlbatrosS isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 14 Jul 2010
Mesajlar: 1.606
Standart Belgelerle ''Deniz Feneri Kardeşliği'' / İktidarın Deniz Feneriyle Dansı

http://www.sendika.org/yazi.php?yazi_no=38941

mustafa peköz, iktisatçı. davayı oldukça yakından takip eden bir isim. davayla ilgili en kapsamlı, detaylı bilgileri veren simadır. göz atılmasında fayda var.

bu '''vurgun'' ağı'nın bürokrasiyi nasıl içine aldığını, hatta iç edilen paralar için jet hızıyla yasa değişimi yapıldığını belgesiyle ortaya koyuyor...
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 06-08-2011, 12:33
Violadagamba Violadagamba isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 26 Jan 2011
Bulunduğu yer: Ankara
Mesajlar: 402
Standart

HSYK Deniz Feneri savcıları hakkında soruşturma başlattı. Dün tansiyonumu düşüren haberdi. Türkiye git gide rezilleşen, namussuzlaşan bir ülke oldu. Bu namussuzlaşmada birinci sorumlu İslâm'dır.

“Aldığı bir şeye karşı hainlik eden, çapulculuk yapan ve kamu malını zimmetine geçirene el kesme cezası yoktur.” (Nesâî, Kat’us Sarık: 13; Ebû Dâvûd: Hudûd: 14)
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 26-08-2011, 18:17
murted - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
murted murted isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Moderator
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 26 Sep 2008
Mesajlar: 2.848
Standart

Deniz Feneri e.V savcıları görevden alındı

Yargı yetkisini direk hükümet kullansın artık. Kuvvetleri uzun süreli bir ayrılıktan sonra birleştiren, her daim sevenlerin yanında olan Akp hükümetini destekleyenler de kına yaksınlar.

No Religion No Cry

Ateizmi Anlamak için tıkla!
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 28-08-2011, 23:54
AlbatrosS AlbatrosS isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 14 Jul 2010
Mesajlar: 1.606
Standart İktidarın Deniz Feneriyle Dansı/Silinmesi Unutulan Belgeler ve Akp'li Köstebek


(...)

Köstebek belediye başkanı

Arama kararı, mahkemelerden 14 Ekim 2009 tarihinde alındı. Bu bilgi 15 Ekim 2009 tarihinde, yani aramadan bir gün önce, bir kamu görevlisi tarafından ikinci bir kamu görevlisine aktarıldı. İkinci köstebek de bu bilgiyi, üçüncü köstebeğe ulaştırdı.

Bu kişi, ‘İç Anadolu Bölgesi’nde, büyükşehir olmayan bir ilin AKP’li belediye başkanı.’ İsmi açıklanmayan, ancak kimliği savcılarca tesipt edilen belediye başkanı da Kanal 7 yöneticilerinden Mustafa Çelik’e ulaştı. Çelik ise ilk olarak bir başka yönetici İsmail Karahan’a işyerlerinde arama yapılacağı bilgisini verdi.

Arama kararını öğrenen şüpheliler, belirlenen adreslerde temizlik yaptı. Şüpheliler Atlas isimli şirketteki kayıtları silmeyi ise unuttu. Atlas’taki ‘uyumlu muhasebe programında’ bulunan kayıtlar, şüphelilerin topladıkları yardım paralarını, kendi şirketleri için kullandıklarını açığa çıkardı.

Savcıların şüphelilerin tutuklanması istemiyle yazdıkları sevk yazısında, Atlas isimli firmadan çıkan kayıtlara özel vurgu yapıldı. Yazıda Atlas Pazarlama Yayıncılık Yapımcılık Limited isimli şirketin server’ından alınan imajlarda Almanya’da kurulan şirketlerin gayri muhasebe kayıtları bulunduğu belirtildi:
“İmajda Almanya’da bulunan Weiss Handels Und Investement GmbH (Beyaz Yatırım ve Ticaret Şirketi) Ass Plan, Yeni Şafak Avrupa, Europan Food Und Marketing GmbH (Avrupa Gıda ve Pazarlama Şirketi) isimli şirketlerin gayri resmi muhasebenin 01 Ocak 2004 ve 31 Ekim 2004 tarihleri arasındaki aylık ve 01 Ocak 2004 ve 31 Ekim 2004 tarihleri arasındaki dönemlik Dövizli Genel Mizan sayfalarına rastlandığı, bunlardan Weiss Handels Und Investment GmbH (Beyaz Yatırım ve Ticaret) şirketine ait kayıtlarda 120 hesap kodu başlığı altındaki kısmında 120 90 007 hesap kodunda Deniz Feneri e.V’nin kaydı bulunmaktadır. Bu durumda Deniz Feneri e.V ve Almanya’daki şirketlerin gayri resmi muhasebe kayıtlarının Türkiye’deki server’larda tutulduğu ve Türkiye’de işlendiği anlaşılmıştır.”

(...)
http://haber.sol.org.tr/devlet-ve-si...s-haberi-45881

Ustalık dönemi incelikli icraatlara sahne olmakta. Daha önce bazı HES projelerinde yürütmeyi durdurma kararı verip ÇED raporlarını görmek isteyen hakimlerin sürülmesinden sonra Deniz Feneri soruşturmasını yürüten 3 savcı görevlerinden alınmıştı.

Öyle ki, bu oldukça dikkat çekici değişikliği TARAF gazetesinden Ahmet ALTAN da dikkati çekmiş, bu konudaki ''kuşkuları''nı dile getirdikten sonra YANDAŞ MEDYA'nın bu konuda suskunluğuna dikkat çekmişti.

Gün geçmiyor ki davayla ilgili yeni bir skandal yaşanmasın.

Konu murted tarafından (29-08-2011 Saat 01:45 ) değiştirilmiştir. Sebep: Alıntı daha okunabilir bir hale getirildi.
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 29-08-2011, 02:06
murted - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
murted murted isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Moderator
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 26 Sep 2008
Mesajlar: 2.848
Standart

Hukuk sisteminin mevcut durumu ortadayken, yandaşlar başka şeylerle meşgul. Neden? Çünkü mevcut durumun kaymağını onlar da yiyor.

- Şehitlerimiz var ama hepsi askerin yüzünden. Biz de askerin canını okuyoruz zaten.
- Kürt sorunu kanıyor, yakında muhattap alacak insan bulunmayacak ama o da nasılsa kemalistlerin mirası, yeni bir şey değil.
- Somali'ye en çok yardım eden ülke biziz.
- Dünya'daki olaylara sesiz kalmıyor, mazlumun hakkını koruyoruz. Artık dünyada daha çok sayılıyor, çok daha etkin bir rol oynuyoruz. Kah kendi ülkesindeki mevcut yok sayma politikalarına ve kısmi iç savaşa bakmadan İsrail'e efeleniyor, kah kendi muhaliflerini yandaş bir hukuk ile sindiririrken şaka gibi de olsa Suriye'ye muhaliflerini ezme diyoruz.

Gerçekten akıl alır gibi değil. Aydın Doğan medyasında bile adam akıllı bir şeyler çıkmaz oldu. Kimse umursamıyor mu olanları? Sıranın size de gelme ihtimali yok mu? Kuvvetler ayrılığı diye bir şey kalmadı. Siyasetin, bürokrasinin, cartın curtun politikaya hiç etki etmemesi ancak ütopik bir devlet modelinde falan olur elbet ama İktidarın yargıyla özdeş olduğu bir dönem başladı. Efendim tek parti zamanında da öyleydi, İstiklal mahkemeleri vardı, hede hödö... Yahu bana ne? Onlar gibi değilim diye neden bu muameleyi görmek zorundayım?

Bir de yandaş medyanın çok iyi yaptığı bir şey var: Olan bitenleri önce yok saymak olmadı münferit vakalar, marjinal örnekler ya da büyük oranda hayali bir suç örgütünüm ürünü olarak sunmak.
O eskiden de vardı, bu yeni çıkmadı, inşallah daha iyi olacak diye diye tepemize çıkardılar bunları. Şimdi geri dönebiliyorlarsa dönsünler gerisin geriye.

No Religion No Cry

Ateizmi Anlamak için tıkla!
Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 04-09-2011, 16:50
AlbatrosS AlbatrosS isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 14 Jul 2010
Mesajlar: 1.606
Standart

http://www.sendika.org/yazi.php?yazi_no=39402 4 (PARAVAN ŞİRKETLERİN MERKEZİ AYNI KEŞKE ERDOĞANA SORSAYDINIZ)

http://www.sendika.org/yazi.php?yazi_no=39102 3 ( Belgelerle Deniz Feneri soygunu III: Z.Karaman'ın oğlunun ortak olduğu Rapidway ve Quick Taxi şirketi -Mustafa Peköz)

http://www.sendika.org/yazi.php?yazi_no=38941 ( Belgelerle 'Deniz Fenerleri kardeşliği' -Mustafa Peköz)

http://www.sendika.org/yazi.php?yazi_no=38760 (
Belgelerle Deniz Feneri Soygun Şirketinin işleyişi (I) -Dr. Mustafa Peköz)


Mevzu hakkında derli toplu yazı ve belgelerin olduğu arşiv. Okunmasında fayda var. Bu mevzu ile ilgili haberler bu başlık altında toplanabilinir; zira, mevzu cidden skandal düzeylerde. Üstelik AKP'nin başını yiyecek kadar ciddi.
Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 09-09-2011, 21:38
AlbatrosS AlbatrosS isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 14 Jul 2010
Mesajlar: 1.606
Standart

Deniz Feneri soruşturma sürecine neden müdahale edildi? -Mustafa Peköz
06 Eylül 2011 - Mustafa Peköz

Herkese laf yetiştiren Erdoğan'ın, Deniz Feneri konusunda ‘dut yemiş bülbüle dönmesi’ korkusunun ifadesidir. Susmanın, sessizliğe gömülmenin kendisine iyi geleceğini düşünüyor. Ama bu kez yanılıyor

Türkiye’deki hukuk sistemi dünyanın hiçbir yerinde yoktur. Bu yöntemi diktatör dedikleri ülke yönetimlerinde dahi bulmak mümkün değil. Soruşturmayı sürdüren 3 savcı görevden alınıyor. Gerekçesi ‘kanuna aykırı’ işler yapmalarıymış.

Başka davalar söz konusu olduğunda ‘ben savcıların işine karışmam’ diyen Başbakan ve Adalet Bakanı, sorun Deniz Feneri Soygun Şirketi olunca ‘ben müdahale ederim’ diyor. Savcıları görevden almak, bu davanın fiilen bitmesi anlamına geliyor. Mesela Ergenekon davasında HSYK’ya kaç kez başvuruda bulunuldu. Sayısı bilinmiyor. Ama hepsine olumsuz yanıt verildi. Şike operasyonunda Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım, HSYK’ya başvuruda bulundu. Ama henüz somut bir yanıt verilmiş değil. Ama iş Deniz Feneri Soygun Şirketi davası olunca işler değişiyor. Doğrudan müdahale gündeme geliyor. Öcalan’ın avukatlarının İmralı’ya gidip-gitmemesi konusunda ‘savıcılık karar verir, ben karışamam’ diyen Adalet Bakanı, Deniz Feneri Davasında anında talimat verip, müdahale ediyor.

Üçlünün keyfi kaçarsa, Başbakan o koltukta oturamaz
AKP’nin adaleti, Deniz Feneri Soygun Şirketi yararına işliyor. AKP’nin vekilleri gruplar halinde soygun şebekesinin baş sorumlusunu ziyaret ediyorlar. Kaldıkları yer, bir cezaevi değil, saray yavrusu gibi. Zekeriya Karaman, Zahit Akman ve İzzet Kurum birlikte kalıyorlar. Her gün onlarca ziyaretçi gidiyor. Bu bir bakıma zorunlu, eğer bu üçlüden terk edilme duygusu oluşursa ve biri kazara konuşmaya başlarsa, Başbakanın şu an oturduğu koltukta kalma şansı olmayacaktır.

Peki, Adalet Bakanı bunu neden yapıyor? Hiç şüphesiz ki birçok nedeni var. Birincisi kendisi bu sürecin doğrudan bir parçasıdır. Zekeriya KARAMAN ile olan ilişkisinin boyutunu kamuoyuna açıklarsa, müdahalenin gerekçesi anlaşılmış olur. Mesela Sadullah Ergin, Deniz Feneri Soygun Şirketi’nin yöneticisi Z. KARAMAN’ın şahsi veya şirketlerinin avukatlığını yaptı mı? Almanya Deniz Feneri Davası başladıktan sonra KARAMAN ile kaç kez görüştü?

Peki, soruşturma savcılarına karşı neden bir operasyon yapıldı? Savcıları görevden alan Bakan diyor ki; “Savcıların iki talebi var; bir 19 kişinin mal varlıklarına, araçlarına ortaklık hisselerine el konulmasını istiyorlar. İki, bu kişilerin ortağı olduğu şirketlerin malvarlığına da el konulması isteniyor. 18 kişinin malvarlığına el konuluyor. Mahkeme, ikinci talebi ‘kanuna aykırıdır’ diyerek reddediyor. Mahkemenin kararını kapatılıyor ve Tapu Müdürlüğü’ne gönderiliyor. Sorulması gereken soru şudur; mahkemenin el konulmasını reddettiği karar uygulanmış mıdır, uygulanmamış mıdır? Kanun ihlal edildi, el konulma kararı alındı. Sürece ilişkin suçlamalar dezenformasyon. Siz mahkeme kararını ters çevirip uyguluyorsunuz. Böylesi bir iddia var. Savcılar yasaya, mahkeme kararına uymasa da izin vermeyecek misiniz? Müfettişler inceledikten sonra savcılardan savunma istediler. Savcılar değiştirilmiştir, başsavcının tasarrufundadır.” Bu değerlendirme tamamen gerçek dışıdır. Hiçbir doğruluk payı yoktur. Tersine toplumu yanlış yönlendirme eylemini bizzat kendisi yapıyor. HSYK’ya müdahale etmedim derken, gerçeği söylemiyor ve toplumu kandırıyor.

Soruşturma sanılandan büyük sonuçlar yarattı, ucu Erdoğan ailesine dayandı
Soruşturma derinleştikçe davaya bakan savcılar çok büyük bir organizasyonla karşı karşıya olduklarını gördüler. Gelen bilgiler değerlendirildiğinde bunun arkasında bizzat AKP’nin var olduğunu da anladılar.

İşin içinde 100 milyon Euro’dan fazla para var. Bu paralar nereden geldi? Söz konusu kişiler kısa bir sürede bu kadar sermayeyi ve mal varlığını nereden temin ettiler? Ayrıca Deniz Feneri’ni soymak için kurulan şirketler var? Bu şirketlerin ortakları da biliniyor. Zekeriya KARAMAN, Zahid AKMAN, Mustafa ÇELİK, Mehmet GÜRHAN, İzzet KURUM gibi onlarca insan var. Tabii ucu ERDOĞAN ailesine de dokunuyor. Erdoğan’ın ‘oğlum gemi değil, gemicik alacaktı’ dediği gemi Almanya Deniz Feneri parasıyla alındı.

Kaçırılan çuvallarda kimler var?
Ayrıca savcıların yaptığı bütün çalışmanın anında Zekeriya KARAMAN’a bildirildiği de ortaya çıktı. Bir zamanlar Süleyman Demirel’in yeğeni Yahya Demirel, sahibi olduğu bankaları boşaltırken çuvallarla parayı taşırken görüntülenmişti, şimdi de Deniz Feneri Soygun Şirketinin elemanlarının çuvallarla belgeleri taşıdıkları yani çaldıkları belirlendi. Onlardan sadece bir çuval ele geçti. İş, bu noktaya geldi. Peki, hepsi ele geçirilseydi, neler ortaya çıkacaktı? Başta Erdoğan olmaz üzere AKP’nin birçok yöneticisi, milletvekili, bürokratı da doğrudan soruşturma kapsamına alınacaktı. O zaman işin rengi değişecekti. AKP’li Büyükşehir Belediye Başkanlarından birinin gözaltına alınması süreci başlayacaktı ki, savcılar apar topar değiştirildi.

Bir başka nokta, savcılar, söz konusu sanıkların hem kişisel hem de şirketlerin mal varlıkları üzerine tedbir kararı konulmasını istedi. Söz konusu şahısların satın almış oldukları mal varlıklarının önemli bir kısmı, DENİZ FENERİ adına toplanan paraları zimmetlerine geçirmesiyle birikmeye başladı. Örneğin İzzet Kurum’un hesabında 75 milyon Euro bulunuyor. Peki, bu para nerden geldi? Hesaplar incelendiğinde bunun Deniz Feneri’nden çalınan-aşırılan paralar olduğu anlaşılıyor.

Peki, İzzet KURUM’un hesabında olduğu belirtilen bu paralar nereye gönderilecekti? Kime teslim edilecekti? Nerelere aktarılacaktı? Savcılığın ulaştığı belgelerde bu paralar AKP’ye aktarılması gereken miktar olduğu tespit edildi.

Adalet Bakanlığı şirketler konusunda hassas
Savcıların “19 kişinin mal varlıklarına, araçlarına ortaklık hisselerine ve bu kişilerin ortağı olduğu şirketlerin malvarlığına el konulması” önerisi var. Adalet Bakanı özenle şirketlerin isimlerini açıklamaktan kaçınıyor. Savcılar hangi şirketlerin mal varlığına tedbir koymak istedi? Bu şirketlerin tutuklu olmayan ortakları kimlerdir? Bunların ne kadarı AKP ile ilişkili? Bu şirketlerin kaç tanesinin ismi Almanya Deniz Feneri Soruşturmasında geçiyor? Bunları açıklayamaz. Çünkü o da biliyor ki, sözü edilen şirketlerin tamamı şaibelidir. Ayrıca şirketler soruşturma kapsamına alındığında, işin ucu kendilerine dokunacak. Bu tehlikenin farkına varıldı ve savcılar görevlerinden alındı. Söz konusu şirketlere ait belgelerin kaçırılması da boşuna değil.

Zekeriya Karaman bu parayı nerden buldu, kim için sakladı?
Ayrıca Z. KARAMAN, 10 yıl içinde, yani Deniz Feneri’nin kurulmasından sonra, 1,2 milyar dolarlık servete nasıl ulaştı. Normal koşullarda, böyle bir servetin elde edilmesi kesinlikle mümkün değil. KARAMAN’ın Soygun Şirketinin gerçek sahibi olduğu artık herkesçe biliniyor. Ayrıca bu paraların bir kısmının Erdoğan ailesine ait olduğu iddialarına neden yanıt verilmez? Bir dönemler Çiller de Kuşadası’ndaki çiftliğini hizmetçisi üzerine yaptırmıştı. Anlaşıldığı kadarıyla Erdoğan da artık akraba oldukları KARAMAN üzerine aktarmış.

Soruşturmayı sürdüren savcılar, sanıkların mevcut mal varlıklarını Deniz Feneri Soygun Şirketinden kaçırdıkları paralarla elde ettiklerini tespit etmiş durumda. Doğal olarak operasyonun kapsamını geliştirmek istediler. Tam bu kritik noktada Başbakan ERDOĞAN devreye girdi ve doğrudan müdahale etti. Savcıların görevden alınması AKP’nin bir operasyonudur. Çünkü kendi hesaplarına geçirmek istedikleri 75 milyon dolara ve Erdoğan ailesinin Zekeriya KARAMAN üzerindeki mal varlıklarına el konulacaktı.

Bazı kişilerin tutuklu kalmasının bir başka boyutu da, söz konusu edilen paraların ve mal varlıklarının devredilmesi sorunudur. Dava dosyasında görüldüğü gibi Deniz Feneri projesi esasen Necmettin Erbakan’a aittir. Zekeriya KARAMAN, Mehmet GÜRHAN gibi bu işte görev alanlar Milli Görüş geleneğinden gelenlerdir. Erdoğan-Erbakan ayrışmasında, güçlü olanın yani Erdoğan’ın yanında yer aldılar. Her ne kadar Erdoğan’a ve AKP’ye yakın olsalar da bunlara yeterince bir güven yok. Erbakan gibi birini satanlar, yarın Erdoğan’ı ve AKP’yi de satabilirler.

Soruşturma ganimet paylaşımı için mi?
Cezaevi denilen yavru saray’da paraların ve mal varlıklarının pazarlığı yapılıyor. Bu konuda gerekli anlaşma sağlanıp ve para başka insanlara devredilirse, hiç kimsenin kuşkusu olmasın, bunlar serbest kalır.

Savcıların çok hızlı bir şekilde görevden alınmasının bir başka boyutu da, AKP’li Büyükşehir Belediyesine ait bir başkanın da operasyon kapsamına alınacağı iddiasıdır. Bu belediye başkanı kimdir? Neden operasyon sürecine dâhil edilecekti?

Ayrıca Savcılık soruşturmasında yer alan köstebek kimdir? Soruşturma hakkında anında bilgi veren polis kim? Bu bilgiler, Beşir Atalay’ın sekreterine nasıl geldi ve sekreter bu bilgileri kime aktardı? Örneğin söz konusu edilen şirketlerin belgelerinin kaçırılmasında kimlerin rolü oldu? Belgeler kime teslim edildi? Adı geçen belediye başkanının bundan bir rolü var mı?

Buna benzer yüzlerce soru gündemdeyken ve hiçbirine yanıt verilmezken, Adalet Bakanı’nın savcıları görevden aldırması, telaştan ve korkudandır.

Başta Erdoğan olmak üzere bütün AKP ve hükümet yetkilileri biliyorlar ki Deniz Feneri Davası hakkıyla soruşturulursa koltuğunda kalamaz.

Herkese laf yetiştiren Erdoğan'ın, Deniz Feneri konusunda ‘dut yemiş bülbüle dönmesi’ korkusunun ifadesidir. Susmanın, sessizliğe gömülmenin kendisine iyi geleceğini düşünüyor. Ama bu kez yanılıyor.

Deniz Feneri Soygununu belgelerle açıklamaya devam edeceğiz.
sendika.org
Alıntı ile Cevapla
  #8  
Alt 09-09-2011, 22:46
redyellow redyellow isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 21 Mar 2010
Mesajlar: 193
Standart

Fener soruları ve kısa cevaplar

Savcılar, Deniz Feneri sanıklarının ortak oldukları şirketlerin maddi varlıklarını bloke etmek için, davayla alakası olmayan kişilere de zarar verecek şekilde mahkeme kararında tahrifat yaptılar mı?

Deniz Feneri avukatlarının beyanlarına göre, yaptılar.

Savcılar hakkında, bu suç (veya iddia) sebebiyle soruşturma başlatıldı mı?

Başlatıldı.

Adalet Bakanı Sadullah Ergin, bu soruşturmaya izin verdi mi?

Verdi.

Ergin, bu konudaki soruşturma izinlerinin, Balyoz savcıları dahil herkes için verildiğini açıkladı mı?

Açıkladı.

Başsavcı, soruşturmanın selameti için, mahkeme kararında tahrifat yaptığı iddia edilen savcıları açığa aldı mı?

Aldı.

Bu idari bir mevzu. .. İkna olmazsan eleştirirsin.

Eğer 'taraf' tutuyorsan, ikna olsan bile eleştirirsin. Bu da alışılmış bir şey. Ne yazık ki, alışılmış bir şey.

Eleştiriyorlar zaten.

Davanın bütününü, üç yıldır devam eden sürecin tamamını göz önünde bulundurduğumuzda, bu hikayenin içinde sorunlar var mı?

Var.

Almanya'daki Deniz Feneri (Bunun, Türkiye'deki Deniz Feneri Derneği'nden bağımsız bir kuruluş olduğunu not edelim) Alman makamları açısından suç olabilecek yanlışlar yapmış.

Mesela, derneğin kasasına giren- çıkan paralarla ilgili olarak, düzenli kayıt tutmamış.

Almanlar haklı olabilir, dernek, muhtemelen, para sirkülasyonunun önemli bir kısmını Almanya'dan sakladığı için...

Belki, Almanya'dan vergi kaçırdığı için. Bu konularla ilgili bilgim yok, sadece tahminde bulunuyorum.

Bu kadar mı?

Değil.

Yardım faaliyetlerini, çok sıkı resmi kayıtlardan ziyade, zaman zaman karşılıklı güven ilişkisine dayandırmış olabilirler.

Eğer böyle yapmışlarsa, bu da yanlış.

Bu kadar mı?

Bir tane daha var. Bu da çok önemli.

CHP ve Doğan Medyası, Alman makamlarıyla da işbirliği yaparak, Deniz Feneri Davası'nı hükümetle de ilişkilendirmek için olağanüstü bir çaba sarfetti mi?

Etti.

Aynı çevreler, bu davanın kapsamını genişletmek için sözlü, yazılı ve diplomatik 'yatırım'lar yaptı mı?

Yaptı.

Bunları not ettikten sonra, benim için çok önemli olan bir başka soruya geçelim.

Bu insanlar, yani şu anda tutuklu bulunan Deniz Feneri sanıkları, yardım paralarını cebe indirmişler midir?

Bence indirmemişlerdir.

Bu çok yüzeysel bulunabilir. Bence ne demek?

Bu insanların, kişiliklerini dikkate aldığım zaman, Deniz Feneri'nin yardım çalışmalarını dikkate aldığım zaman ve bu iki konudaki gözlemimi yan yana koyduğum zaman, böyle bir sonuca varıyorum.

Eğer indirmiş olduklarını düşünseydim, düşünmek bir yana, kalbimde buna dair bir şüphe olsaydı, böyle yazamazdım.

Eğer bu işte bir hırsızlık olduğunu düşünseydim.

Bu insanların, Açe'deki yetimler için toplanan parayı, Keşmir'deki evsizler için kendilerine emanet edilen parayı cebe indirdiklerini düşünseydim, o hakkın tazmini için herkesten daha çok uğraşırdım.

Yeni Şafak, çok ezber bozmuştur. Burada da bozardı, kimsenin şüphesi olmasın.

Herkesten, olaya benim gibi bakmalarını isteyebilir miyim?

Asla. Buna zerre kadar hakkım yok.

Son bir soru:

Yeni Şafak, Aydınlık'la Taraf'ın, Deniz Feneri haberlerini birbirlerine yakın üsluplarla vermesine niçin dikkat çekti?

Cevap: Dikkat çekici olduğu için.

Bu durum, Taraf'ın basın dünyasına yaptığı ve yapacağı çok önemli katkıları gözardı etmeyi gerektirmez.


Kaynak



Bu mahkemenin kararının ASLI:






Çok net bir şekilde REDDİNE deniyor kararda.

Bu da savcıların tahrif ettikleri karar:



Savcılar mahkemenin REDDİNE dediği bölümleri kapatıyorlar, mahkemenin kararının tam tersine bazı kişilerin mallarına el konulmasına sebep oluyorlar.

Deniz feneri olayında yanlış yapan varsa nasıl ki cezasını çekmeli ise, mahkeme kararı üzerinde oynama yapanlar da yaptıklarının cezasını çekmelidir.
Alıntı ile Cevapla
  #9  
Alt 09-09-2011, 23:36
AlbatrosS AlbatrosS isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 14 Jul 2010
Mesajlar: 1.606
Standart

1. Mahkeme kararı belgeleri okunmuyor.

2. Savcıların talep ettiği şey malvarlıklarına ''el koyma'' değil, ''dondurma, tedbir'' kararıdır.

3. Yapılan işlem hatalı olabilir, şu an net biçimde bilmiyoruz. Ancak savcıların beyanatlarına göreyse hemen her mevzuda yapılan rutin bir uygulama.

4. Yapılan işlem malvarlıklarının dondurulması; yani mahkemenin gidişatını etkileyecek, doğru olsa bile delilleri saptıracak, karartacak yahut sanıkların lehine delilleri görmezden gelecek bir uygulama değil.

5. Savcıların elinde ALMAN-TÜRK Deniz Fenerleri arasındaki para akışı, ilişki vs onlarca belge var. Alman savcıların iddiaları çok ciddi. Bugüne kadar gecikmiş olması bile skandal.

6. Ayrıyeten tutuklu sanıkların Alman Deniz Feneri'yle ilişkileri sabit, çocuk mu kandırıyorsunuz?

7. Mevzunun adı ''belgelerle''. Ezber bozacak hazret, eldeki somut verilere ilişkin hiçbir yalanlamaya gitmemiş, yalnızca çocuksu kanaatlarını bildirmiştir. Yetmemiş Alman savcılarının içinde olduğu bir KOMPLO'ya işaret etmektedir. Yapabileceği de ancak budur, tabi yerseniz.

8. Paraların hangi paravan şirketlere hangi isimler ve hesap no'larıyla Almanya'dan TC'ye aktardıkları Alman savcıların yaptıkları tahkikatlarda belgeleriyle ortaya konmuş. Yazar açıkça yalan söylüyor. Aynı belgeler, paraların hangi paravan şirketlerden aktarıldığına dair belgeleriyle bu konunun içinde de verilmiş, merak eden bakar.

9. Doğan medyası ve CHP ittiafakının gündeme getirmesi denilerek mevzu saptırılmakta ve bayağı bir dezenformasyon yapılmakta. Açıkçası Doğan grubu ve CHP bu mevzuya Yandaş medyanın Ergenekon'a harcadığı mesainin onda birini bile ayırmamaktadır. Çamur at, izi kalsın elbette.

10. Doğan grubunun mevzuya gösterdiği ilgi, gayet normal ve olağan bir gazetecilik refleksidir. Kendilerini savunmak bana düşmez, ancak bu konuya yeterli şekilde eğilmemektedirler dahi.



8.
Alıntı ile Cevapla
  #10  
Alt 11-09-2011, 22:43
redyellow redyellow isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 21 Mar 2010
Mesajlar: 193
Standart

Sayın arkadaşım, belgeleri okuyan okumuş ve gereğini yapmış. savcıların belge üzerinde oynama yaptıkları, tahrifat yaptıkları müfettişlerce belgelenmiş ve görevden alınmışlar.

burda benim belirttiğim husus "savcıların evrak üzerinde tahrifat yapmaları"dır.

Olay budur.

çok fazla uzatmaya gerek yok bence.

Niye böyle bir sahtekarlık yapmak istemişler, bulunması gereken soru budur.
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Şimdi de Deniz Feneri Soygunu pante Politika 62 18-03-2011 19:40
ben, deniz:) DenizBekir Yeni Üyeler 13 02-01-2011 19:34
Deniz Feneri pire kalır! saroz İslam 2 04-12-2009 16:34
slm ben deniz huzursuz Yeni Üyeler 13 09-04-2008 14:09
İki deniz korelmis İslam 5 14-01-2008 19:15

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 07:43 .