![]() |
İman Mı Vicdan Mı?
Not: Bu yazıda 'vicdan'ı başkalarına zarar vermemek ve dürüst olmak anlamında kullanacağım. 'İman'ı ise Allah'a ve dinine inanmak anlamında kullanıyorum.
Dikkat ettiyseniz gerek ahiret yaşamına ilikşin ayetlerde ve söylenenlerde, gerek şeriat yönetimi altındaki ülkelerde, gerekse müslümanların insanlara genel olarak kişisel bakış açılarında imanın vicdandan öncelikli görülmesi şeklinde bir tutarsızlık var. Örneğin, ahiret yaşamında islamın en çok kıymet verdiği şey, kulun vicdanlı ve iyi yürekli biri olmasından ziyade, Allah'a tam iman etmiş olması olduğunu görüyoruz. Bir insan etrafına çok saygılı ve faydalı, son derece vicdanlı ve örnek bir kişilik olsa bile sırf Allah'a inanmadığı için sonsuza kadar cehennemden çıkamazken; imanlı biri, o kadar da vicdanlı ve örnek bir insan olmasa bile, bir süre cehennemde durduktan sonra cennete gidebiliyor. Yani ahirette vicdandan çok imana önem veriliyor. Şeriat yönetimiyle yönetilen ülkelerde yalancı ve güvenilmez, karısını döven, sorumluluklarını aksatan vicdansız biri olmanın cezası ya yok ya da pek hafif iken; örnek birisi olduğu halde sırf inançsız olduğu için vinçlerde asılan pek çok vicdanlı insan var. Yani islamcı yönetimlerde de vicdandan çok imana önem veriliyor. Müslümanların bireysel tutumlarına da bu anlayış yansıyor. Bir insanı değerlendirirken onun iyi biri olup olmamasına değil de, imanlı biri olup olmamasına dikkat ediyorlar. Sanki iyiliğin tek koşlulu iman sahibi olmakmış gibi! Sanki dinlerin, iyi insanları bile kötülük yapmaya ikna etmede ne denli başarılı olduklarını bilmiyormuşuz gibi! Müslümanlar, bir ''din kardeşliği'' anlayışı içerisinde kendi ''taraflarından'' olan çocuk tecavüzcülerine bile sahip çıkmaktan çekinmezken -bakınız Hüseyin Üzmez'e Vakit Gazetesinin sahip çıkması örneği-, sırf inançsız olduğu için vicdanlı ve dürüst birini kötü göstermekten de çekinmiyorlar. En büyük mücadelelerini vicdansızlığı ve kötülükleri önlemek için değil, inançsızlığı önlemek için veriyorlar. Sanki dinin etkisinin arttığı toplumlarda hiç kötülük olmazmış gibi! Bunu islami yardım derneklerinin, yiyecek ekmek bulamayan Afrika ülkelerine gıda maddesi yardımı yapmaktan çok cami yapmaya çalışmasından da anlıyoruz. - İyi de, bu çarpık durumu müslümanlar nasıl oluyor da sorgulamıyorlar? - Vicdan, imandan çok daha değerli ve gerekli birşey değil midir? - İslam dini, islamcı yönetimler ve müslümanlar iman saplantısından çıkıp vicdana haksızlık yapmayı ne zaman bırakacaklar? - Müslümanlara göre hangisi daha önceliklidir? İman mı vicdan mı? - Vicdanlı olabilmek için imanın şart olduğu önermesi mantıksal olarak gösterilebilir mi? Buyurun tartışalım... |
Arkadaşım, aklına hangi güzel ahlak geliyorsa, Kur'anın hedeflediği insan da odur. Zaten Hz Muhammed aleyhissalatü vesselamın hayatına bakılırsa bütün güzel ahlakın onda ictima ettiğini görürsün.
Ayrıca, bir hristiyanda veya bir yahudide veya bir budistte güzel ahlaklar olabilir. Fakat, eğer bir müslüman dinden çıkarsa aleminde hiç bir iyilik ve güzel ahlak kalmaz. Tamamen bozulur. Vicdan da kalmaz. Vatana ve millete muzır bir anarşist olur. Bu hakikati anlamak için şu misale bak: İki tane saray var. Her iki sarayın salonunda da büyük elektrik lambası ve odalarında ise küçük lambalar var. Birinci sarayın küçük odalarındaki lambalar, büyük elektrik lambasına bağlı değil. Diğer sarayın küçük odalarındaki lambalar ise salondaki büyük elektrik lambasına bağlı. Birinci saraydaki büyük elektrik lambası söndürülünce diğer odalardaki lambalar açık kalabilir. Fakat, ikinci saraydaki büyük elektrik lambası söndürüldüğü zaman bütün saray karanlığa düşer. İşte birinci saray bir gayr-i müslimdir. İkincisi de müslümandır. O büyük elektrik lambası ise Hz Muhammed aleyhissalatü vesselamdır. Bir gayri müslim Hz Muhammede iman etmezse, diğer peygamberleri kabul eder. Peygamberleri kabul etmezse bile Allahı kabul eder. Allahı kabul etmezse bile, yine aleminde bazı güzellikler kalabilir. Fakat, bir müslüman hem Allahı, hem diğer peygamberleri, hem de güzel ahlakı Hz Muhammed aleyhisselam vasıtasıyla öğrenmiş. Onu kalbinden çıkaran diğer hiçbir peygamberi ve Allahı kabul etmez. Ve mahiyetinde hiç bir iyilik ve güzellik kalmaz. Ayrıca, Allahı inkar eden biri nihayetsiz bir cinayet işlemiş olur. Çünkü, bu kainatın ve içindeki varlıkların ve bilhassa insanın ehemmiyetli vazifeleri, gayeleri ve manaları vardır. Zira onlar Allahın manalı birer mektubu ve vazifedar birer memurudurlar. İnsan ise, bu dünyada Allahın muhterem ve mükerrem bir misafiri ve emanet-i kübrayı uhdesine almış ve meleklerine tercih edilmiş ve çok ehemmiyetli vazifeleri olan ve ebed için yaratlan mübarek bir mahlukudur. İnkar ise, kainatı ve insanı manasız, başıboş, vazifesiz bir derekeye atar. Ve kainatta tecelli eden Allahın isimlerini inkar ile tezyif eder. Allahın varlığını ver birliğini gösteren hadsiz varlıkların şehadetini inkar eder. Bütün kainatın hakkına manen tecavüz eder. |
Alıntı:
Alıntı:
Alıntı:
Alıntı:
|
Alıntı:
9 yaşında bir kız çocuğuyla gerdeğe girmiş birisi için "bütün güzel ahlakın içtima ettiği" insan diye nasıl düşünebiliyorsun sadece bunu açıklasana bana ama sadece bunu???? |
Alıntı:
O hikmetlerden biri şudur: Allahın resülu olan Hz Muhammed aleyhisselamın sözleri, konuşması, hareketleri, halleri, tavırları hep dinin ve şeriatın menbaıdır. Zahiri kısmına sahabeler hamale olduğu gibi gizli ve mahrem kısmınında hameleleri ve ravileri temiz hanımlardır. Fiilen bu vazifeyi ifa etmişlerdir. Belki dinin yarısı bu hanımlardan rivayet edilmiştir. Demek sahabeler ne kadar çoksa, diğer vazifeye de değişik fıtratta kadınlar gerekmektedir. İkinci olarak, peygamber bir kimseye şefkat ve merhametinden dolayı evladım derse o kişi evladı olmaz. Zeyd(ra) ın ikrarıyla o izzetli zevcesini kendine denk bulmadığı ve Hz Zeynebin daha yüksek ahlakta ve ancak bir peygambere zevce olarak yaratıldığını görmüş. Boşamış. Daha sonra Allahın emri ile Allahın resulü onunla evlenmiştir. Yani, orada evladı değil, başka bir adam vardır. Her ne ise..Hz Muhammed-ül Emin aleyhissalatü vesselamın hayatını bilen biri onun ahlakını düşmanlarının bile medhettiğini görür, bilir. Alıntı:
Ayrıca, sen sinekten kaçıp yılanın ağzına kendini atmışsın. Kendini ve sevdiklerini başını vücuda çıkarmış ecel celladının satırıyla kesilip hiçliğe ve yokluğa atılacak kurbanlar olarak gören ve yokluk ve ayrılık tokatlarını yiye yiye kabir ejderhasının ağzına yaklaşan bir insanın nasıl vicdanı rahat edebilir. Kur'an, benim aklımdaki bütün sorulara en ince ayrıntısına kadar tam ikna edecek bir tarzda aklen ve mantıken cevap verdi. İnanmak isteyenlere tavsiye ederim. A Alıntı:
İslamiyet insanların hayatlarını zehir etmiyor ki. Ben Allahı tanımakla, yani bu dünyada ehemmiyetli vazifelerim bulunduğunu ve başıboş olmadığımı ve sonsuz merhamet ve hikmet ve kudret sahibi bir rabbim bulunduğunu bilmekle ve bu dünyanın bir son olmadığını ve rabbimin bana ve sevdiklerime ebedi bir cenneti hazırladığını düşündükçe ve zalimler için cehennemin bulunduğunu yani mazlumun hakkının zalimlerden alınacağını bilmekle ve ölümün benim ve sevdiklerim için bir terhis olduğunu bilmekle ve yıldızları ve zerreleri beraber kolay çeviren ve aynı zamanda benim kalbimden geçen bütün istekleri işiten bir zatın huzuruna çıkmak ve ona muhatap olmakla elbette nihayet derecede rahat ve mutlu oluyorum. Elhasıl, Allah zulmetmiyor. Tam tersine hikmeti ve merhameti ve adaleti gereği bu dünya imtihanına insanı atıyor. Bir düşün eğer dünya hayatı olmasaydı, musibetlere sabredip, Allaha itaatten vazgeçmeyen Hz Eyüb aleyhisselam gibi biri ile senin gibi Allaha isyan eden biri bir seviyede kalacaktı. İkinizde cennete gidecektiniz. Elbette Allahın hikmeti ve adaleti ve merhametine zıt bir şey olurdu. Alıntı:
Alıntı:
Allah bize en basit bir sanat olan bir iğnenin bile ustasız olamayacağını kavrayacak akıl vermişken böyle harika muntazam sanat eserleriyle kendini bize tanıtan ve rahmetin süslü meyveleriyle kendini sevdiren ve bizi sevdiğini gösteren bir zatı tanımazsak ve sevmezsek elbette bu hatamızın cezası olarak cehennemi hakkederiz. Ve cehennem bizim için tam bir adalet olur. |
Alıntı:
tanıdığım bir çok ateist arkadaşım arasında sizin yakıştırdığınız gibi "hayvandan aşağı mahluk" tanımlamasına uyabilecek bir kimse yok.Tam aksine,ateist olan arkadaşlar vicdan olarak çok daha dürüst,çok daha açıksözlü,çok daha yardımsever vb. çok yakın zamanda olan bir olayı anlatmak istiyorum.bjk voleybol takımından bir kız,akşamüstü antrenmandan çıkıp otobüse biniyor.üzerinde antreman kıyafetleri var haliyle üstelikte yaz ayı sıcak.yanına adamın teki oturuyor ve kıza durduk yere tekme atıp yumrukluyor.kız şöförden otobüsü kilitlemesini ve karakola çekmesini istiyor.düğer yolcular bu duruma itiraz ediyor.adamın darp etme gerekçesi ise şu:ramazanda milleti tahrik etmeye utan mıyor musun?! şimdi size soruyorum sn. ilim.bu otobüstekilerin hepsinin sizin gibi müslüman olduğunu biliyoruz,türkiyedeyiz çünkü.bu duruma tepki göstermeyip ayrıca bu kızın uğradığı haksızca saldırıyı karakola bildirmesine engel olan müslüman nasıl biridir???? sadece allahınıza inandığı için "hayvandan daha üstün bir mahluk "mudur? yoksa bizler allahınıza tapınmadığımız için "hayvandan daha aşağı mahluk "muyuz? |
Alıntı:
ve evet,elli yaşına kadar haticeyle yaşadı ancak hatice o döneme göre medeni olabilecek bi kadındı bana göre ki çok eşliliği kabullenecek yapıda da olamazdı mantıklı olarak.ve hepimiz biliyoruz ki muhammed haticeyle zenginliği için evlenmiştir. güldürüyorsunuz beni gerçekten ilim:D yani orada evladı değil başka bir adam vardır ne demektir?muhammed zamanında evladım dediği adamın karısına göz dikiyor,sizin yaptığınız savunmaya bakın:D:D:D: çocuklar güler ya bu mantığa....11 yaşındaki oğlum dahi bu konuda ona hiçbir şekilde tek kelime etmemiş olmama rağmen din derslerinin saçmalığından bahsedip aydınlanamaya doğru ilerlerken siz hala muhammedin uçkurunun savunmasını yapmaktasınız:D yani ne diyim ki?müslümanlık var olduğu sürece o toplum gelişemez derim... |
Alıntı:
|
Alıntı:
Hz Hatice ile zenginliği için evlendiğine delilin nedir? Ayrıca, hz Hatice müslüman olduktan sonra malını ne yapmıştır? Hz Muhammed aleyhisselam Hz Hatice(ra)nin mal varlığı ile nasıl bir evde yaşamıştır ve evinde ne vardı. Ve yemekleri nasıldı? Elbette maksadı dünya olan birinin yaşadığı eve ve evin içindekilere ve yediği yemeğe de dikkat etmemiz gerekir değil mi? Hz Muhammed aleyhisselam nasıl bir evde yaşadığını ve evinde hangi eşyaların olduğunu ve günde yediği yemekleri internetten araştırıp, bu konuda bizi aydınlatabilir misiniz. Dedelerimizin çok kişiye "evladım" dediğini duyuyoruz. Bu şefkat ve merhametten gelen bir kelimedir. Evladım, dediğimiz kişi niçin bizim evladımız olsun ki? Elhasıl, sizi cennete davet eden böyle bir insanı bırakıp, şeytanın arkasından gidenler binlerce yazıklar olsun. |
Alıntı:
Alıntı:
İçi devrik cümlelerle dolu ve normal bir Arap'ın dahi, hatta o zamanki Arap'ın dahi kolayca okuyamayacağı kadar cahilce yazılmış,bir kitabi hangi aklinla anlayabiliyrosun hayret ettim. Baksana DIYANET'in maasli ilahiyatcilari bile anlayamamis,sen anlamissin. http://www.diyanet.g...id=1282&sorgu=3 "•Tercümelerde, parantez içerisinde kelime eklemek ve dipnotlarında kısa açıklamalar yapmak çoğu zaman zaruret halini almaktadır. |
Şunu açıklamanı bekliyorum ilim:
9 yaşında bir kız çocuğuyla gerdeğe girmiş birisi için "bütün güzel ahlakın içtima ettiği" insan diye nasıl düşünebiliyorsun sadece bunu açıklasana bana ama sadece bunu???? |
islamda "kalp ile düşünmek" konusunda bahsedilen düşünce vicdandır. vicdan her insanda olmayan çok önemli bir kavram. sadece kendi ailene, çevrene, milletine, dindaşına karşı değil kurttan kuştan başlayarak her canlıya doğaya karşı merhametli ve adaletli olmak meselesidir.
sayın ilim, insan sadece dine inanmamakla anarşist, kötü, hayvandan aşağı bir mahluk olmaz. vicdansız ise öyle olabilir, hristiyanların kiliselerini mısırda bombalayanlar bence öyledir, keza norveçte insanları öldüren teröristler, afganistanda zulüm uygulayan taliban, köpekleri dövüp ildüren caniler, ormanları yakan akılsızlar hepsi bahsettiğiniz tanıma girer çünkü iman sahibi olsalar akıl yoksunu vicdansızlardırlar. |
hayvanlarda akıl olmadığını ,en azından belirli derecede akla sahip olduklarını biliyoruz bunu gayet güzel kendince açıklamışsın ilim.ancaaaaaak örnek vermiş olduğum konuyla ilgili tek yorum göremedim????acaba utanmış olabilir misin müslim kardeşlerinden??yoksa hak veriyorsun da kendilerine bu hayvani davranışları için sessizce içinden alkış mı tutuyorsun?
madem bu kadar hakkaniyetli bi dinin var ne diye bu hakkaniyet sadece inananlara?herkese özgürlük,herkesesöz hakkı diye bişi yok mudur senin lügatında? açıkçası siz müslümanlar için söyleyebileceğim tek söz şudur:sizin allahınız sizin gözünüze perde indirmiş ve herşeye at gözlüklerinden bakmaktasınız.size ezberletilenler dışında herhangi birşeyi düşünmüyor,düşünemiyorsunuz.öyle bir korku içindesiniz ki,yapılan haksızlıklaradahi ancak size dokunduğu zaman tepki gösteriyorsunuz.tıpkı sizin sıkmabaş kızlarınızın türbana özgürlük deyip yürümeleri ve açıklama olarak din özgürlüğü deyip başka hiç bir alanda özgürlükleri savunamamaları gibi.bu kadar da ikiyüzlüsünüz..... |
Alıntı:
o dönemde arap topraklarında kızlar erkenden gelişirdi......:D:D:D: tek verebilecekleri cevap bu olabilir. |
Alıntı:
Alıntı:
Evet, ben Kur'andan aklıma gelen en müşkil meselelere ve sorduğum her soruya akli ve mantıki ve tam ikna edici cevaplar aldım. Kafamda hiç bir soru cevapsız kalmadı. Yani, kainat ve insan nedir? Nereden geliyor ve nereye gidiyor. Kainat ve insanın yaratışındaki hikmet ve gayeler nedir? Bu kainatı yaratanın kainattan ve insandan maksadı nedir? gibi sorulara tam ikna edici cevaplar aldım. Bu da Kur'anın Allahın kelamı olduğunun ispatıdır. Çünkü, okuma yazma öğrenmemiş bir insanın 1400 sene önce yazdığı kendi eseri olsa benim aklımdaki bütün sorulara en ince ayrıntısına kadar cevap vermezdi. Öyle ise, Kur'an bu asra da hitap eden ve bütün zamanları ve mekanları bir anda gören bir zatın kelamıdır. |
Alıntı:
Evet, Allahın resülünün evlenmesi kesinlikle şehevani değildir. Daha yüksek ulvi gayeler içindir. Kendine bir sor..Bir insan 40 yaşından sonra tek başına meydana çıkıyor. Hiç bir yardımcısı ve serveti ve hanedanlığı yok. Bütün dünyaya meydan okuyor ve düşmanlarının damarlarına dokunduracak kadar şiddetli hakikatleri beyan ediyor ve kendini tehlikeye atıyor. ve insanlara Allahı tanıtıyor ve güzel ahlakı öğütlüyor ve yalan söylememeyi ve aldatmamayı ve kul hakkına riayeti ve hatta gıybet ve hatta anne ve babaya öf demeyi bile yasaklıyor. Böyle bir insanın gayesi 50 yaşından sonra rahat yaşamak ve evlenmek olabilir mi? Yalanı ve aldatmayı şiddetle men eden ve doğruluğundan dolayı kendisine el-emin dene zat, kendini tehlikeye atarak ve tek başına bütün dünyayı aldatmaya cesaret edebilir mi? Maksadı bu olan biri, sahabelerine anne ve babalarını ve kavim ve kabilelerini ve mal ve evlatlarını terkettirip, hicret ettirebilir mi? Dünyanın yarısına ve insanların beşte birine hükmünü dinletebilir mi? İnsafına havale ediyorum. |
Alıntı:
Aşağıda 1-2 küçük hikaye var. Onları dinle İslamiyetin hak ve hukuk ve güzel ahlak konusundaki hassasiyetini gör: Meşhur İslam seyyahı ve tarihçisi Evliya Çelebi, Seyahatname'sinde diyor ki: "İlk İstanbul kadısı (hakimi) olan Hızır Bey Çelebi'nin huzurunda, Haşmetli Padişah Fatih ile bir Rum mimarı arasında şöyle bir muhakeme cereyan eder: Büyük bir abidenin inşasında kullanılacak iki mermer sütunu Fatih, bir Rum mimarına teslim eder. Mimar da, Fatih'in arzusunun hilafına olarak, bu sütunları üçer arşın kesip kısaltır. Fatih, cezaen, Rum mimarının elini kestirir. Rum mimarı da, Fatih aleyhine dava açar. Bunun üzerine mahkemeye celp edilen Büyük Padişah, baş köşeye geçmek istemiş. Birdenbire, hakimin şu ihtarıyla karşılaşmış: "Oturma beyim! Hasmınla mürafaa-i şer'i olacaksın; ayakta beraber dur!" Hızır Bey Çelebi; bu koca şanlı Padişah-ı maznuna, haksız el kestirdiği için, kendisinin de kısasa tabi olduğunu ve elinin kesileceğini bildirir. Fakat, mimar kısası istemediği için, Büyük Fatih, günde on altın tazminata mahkum olur ve hatta kısastan kurtulduğu için, bu tazminatı kendiliğinden yirmi altına çıkarır. İslam mahkemesinin adaletinin şanlı misallerinden biri olan şu misal, bize en haşmetli hükümdarlarla en aciz fertlerin huzur-u mehakimde müsavi olduğunu gösteriyor. .................................................. ..... “Bir vakit İmam-ı Ali bir kâfiri yere atmış, kılıncını çekip keseceği zaman, o kâfir ona tükürmüş. O, kâfiri bırakmış, kesmemiş. O kâfir, ona demiş ki: ‘Neden beni kesmedin?’ Dedi: Seni Allah için kesecektim. Fakat bana tükürdün, hiddete geldim, nefsimin hissesi karıştığı için ihlâsım zedelendi. Onun için seni kesmedim. O kâfir ona dedi ‘Benim maksadım çabuk kesmen için seni hiddete getirmekti. Madem dininiz bu derece safi ve halistir; o din haktır.’ dedi.” |
Daha yüksek ulvi gayeler için evlendi de kız çocuğu 9 yaşındayken gerdeğe de ulvi nedenlerle mi girdi ilim? Lütfen... bol arapça kökenli kelimelerle süsleyerek kandırabileceğin bir kitle yok burada, hazır böyle bir kitle bulmuşken kendini kandırmayı da bırak... Bunun ulvi nedeni mi olur? Evlat edinmeyi iptal etmeseydi de evlat edinseydi o zaman veya gerdeğe girmek için 16-18 yaşına kadar sabretseydi. hazır peygamber sabrı mevcutken.
Büyümesini beklememiş ( daha doğrusu 6 yaşındayken evlenmiş de 3 sene bekleyebilmiş ancak ), başkasıyla idare edememiş (ki 40 küsür kişi ile evlenmiş olması idare edebileceği bir çok alternatif olduğunu da gösteriyor) Yani kardeşim biraz aklını başına topla da düşün yahu, biraz düşün kılıf uydurmaktan yorulmuyor musunuz? |
Alıntı:
Allah'iniz size yargi babinda gaybi bilme luksunu sunuyor mu, ki cehennem bileti kesiyorsunuz? Sunmuyorsa sayet, bu Allah rolune soyunma azminiz nedir? Alıntı:
Sizin inanciniza gore ; Siz kimsiniz ? Ki inanmayan birinde iyilik namina zerre olmayacagini iddia ediyor, inaniyor ve bu tur kimseleri katil, hayvandan asagi mahluk olarak nitelendiriyorsunuz? Sizin inanciniza gore, bu nitelendirmeyi(hayvandan asagi mahluk, katil) yapmanizi saglayan, imaniniz mi, yoksa vicdaniniz mi? |
Alıntı:
Ayrıca, inkar, çok küçük bir fiil gibi görünüyor. Fakat, çok büyük cinayetleri netice veriyor. Mesela, bütün yavruları rahmetiyle besleyen ve onlara rızık yetiştiren bir Allahı inkar eder. Bütün hastalara şifa veren bir Allahı inkar eder. Zerreden yıldızlara kadar herşeyin ilim, irade ve kudretiyle idare edildiği bir Allahı inkar eder. Zalimlerden mazlumların hakkını alan adil bir Allahı inkar eder....Bunun gibi Allahın isim ve sıfatlarını ve kainattaki tecellilerini inkar eder. Ayrıca, kainat ve insan çok büyük vazifeler ve gayeler için yaratılmışlardır. Kainatın içindeki varlıklarn her biri Allahın birer manalı mektubu ve zerrelerden yıldızlara kadar herşey Allahın vazifedar memurlarıdırlar. İnsan ise, Allahın bu dünyada muhterem ve mükerrem bir misafiri ve emanet-i Kübrayi omuzuna almış ve meleklere karşı rüçhaniyet kazanmış, yeryüzünün halifesi ve çok ehemmiyetli vazifeleri olan ve bu kainat sahibine muhatap olan aziz bir mahluktur. İnkar ise, kainatı ve insanı manasızlıkla, vazifesizlikle, hikmetsizlik ve gayesizlikle ve başıboşlukla ittiham eder. Son olarak, insanda akıl olmadığ için lezzet cihetinde de bir hayvandan daha aşağı düşüyor. Çünkü, hayvanda akıl olmadığı için lezzetini tam alıyor. İnsanda akıl olduğu için, geçmişten gelen elemler ve gelecekten gelen korkular ve yokluk ve ayrılıklar o insanın hazır lezzetine bin sıkıntı katıyor. İşte bu sebeplerden dolayı inkar eden bir insana cehemmen kızışıyor, yeryüzü ve semavat hiddet ediyor ve cehennem dahi o münkirlere öyle öfkeleniyor ki hiddetinden parçalanmak derecesine geliyor. |
Alıntı:
Yaptiginiz sadece Allah rolune soyunmak bence.. Bir kere Allah'iniz size gayb hakkinda bir yetki vermiyor. Ayrica bildiriyor ki(islam kaynaklariyla), kendisi son gune kadar bekleyecek ve yargiyi oyle yapacak. Ve yine bildiriyor ki; onun yargisi ve adalet anlayisi, kul anlayisi ile ayni seviyede degil. Bu durumda siz inanmayan birinin niyetini(gaybi) kul olarak nasil bilebilirsiniz ve cehennem bileti kesebilirsiniz? Sizin inanciniza gore; Allah'iniz dilediginde, diledigi kuluna vahyeder. Bu ayetle sabittir. Ve tum insanlari kendisi yaratmistir(kafiri de, muslumani da). Ayrica gene ayetle sabittir, Allah dilemedikce, sizin dilemeniz hicbir ifade etmez. Bu durumda siz nasil olur da, Allah'iniz dileyerek yarattigi ve akil verdigi insani, akilsiz veya katil, hayvandan asagi olarak nitelendirirsiniz? Allah'iniz dileseydi, tum insanlari gunahtan muaf/imanli/inkar etmeyen seklinde yaratamaz miydi? Bunu bildiginiz halde, baska insanlarin inancsizliklarini, niyetlerini, katil, hayvandan asagi seklinde ortaya koymaniz, Allah'a sirk kosmak degilde nedir? Sizin inanciniza gore, belki inkar edene de inkar etmesi yonunde vahyetti. Gaybi bilmediginize gore, nereden bileceksiniz bunu? Oyle ya! Inanmayani da o yaratti, islamiyete gore... Iman iyidir hostur, ama iman dusunceyi kor eder. Inancsiz akil kavramindan yoksundur. Inancsiz anlam kavramindan yoksundur. Inancsiz amac kavramindan yoksundur. Inancsiz vazife kavramindan yoksundur. Inancsiz kisi basibostur. Bakin bunlar sizin imaninizindan dokulen inciler. Akil, amac, anlam kavramindan yoksun kisilere, bunlardan bahsetmek tutarsizliktir. Kendi imaniniza iliskin ileri surdugunuz fikirlerinizi, kendiniz curutuyorsunuz farkinda misiniz? Imaniniz mi, yoksa vicdaniniz mi yaptiriyor bunu size? Hangisi? |
Alıntı:
Arkadaşım, yanılıyorsun. Ben şahıs olarak hiç kimsenin Cehenneme gideceğini söylemiyorum ve söylemem de. Çünkü, tevbe kapısı açıktır. Fakat, inkar eden, yani imansız ölen birinin ebedi cehenneme gideceğini Kur'an haber veriyor. Yoksa, hiç kimseye "sen kesin cehenneme gideceksin" diyemeyiz. Benim kullandığım kafirler veya imansızlar kelimesi şahsa değil.."kafirlere, münkirlere, müşriklere azap vardır" diye Kur'anın çok ayetinde geçiyor. Elhasıl, Cennetin anahtarı imandır. İmansız ölen bir insan ebedi cehennemde kalacak ve kalması da tam bir adalettir. Alıntı:
Allah dilemedikçe elbette bizim dilememiz bir işe yaramaz. Mesela, sen yürümek istesen fakat Allah istemese seni yürütmez. Ayrıca, iman ve hidayet bir hediyedir. Allah bunu dilediğine verir. Elbette kendi cüz-i iradesini kötüye yönlendiren birine gerekirse bu iman hediyesini layık görmez. Elbette, Allah isterse herkesi inandırabilir. Fakat, bu dünya hayatındaki imtihanın sırrı kalmaz. Şeytan ve nefisle ve kötülüklerle mücadele ve mücahede kalkar. İnsanın mahiyetine dercedilen tohumlar şeklindeki kabiliyet ve istidatlar inkişaf etmez. Bütün insanlar aynı seviyede kalırdı. Bir düşün:Sabredip, Allaha itaat edip, bütün ömrünü istikamet ve hayırla geçiren Hz Ebubekir veya Hz Ali ile ömrünü Allaha isyanla geçiren Ebucehil gibi bir adam aynı seviyede kalırdı. Bu da Allahın hikmetine ve adaletine zıt. Evet, Kur'ana göre insan kötülüklerinden tamamen mesuldür. Çünkü, kötülüğü isteyen insandır. Fakat, o kötülüğü yaratan Allahın kudretidir. Bu sebeple, yaptığın kötülükleri kadere havale edemezsin. Elhasıl, insan kendi isteğiyle kötülüğü istiyor ve Allah da kudretiyle (çok hikmetler için) yaratıyor. Öyle ise insan cehennemi hakkediyor. Alıntı:
Elhasıl, inkar edende de akıl var ve hatta en basit bir sanat olan bir iğnenin bile ustasız olamayacağını kavrayacak akıl var fakat akla ve mantığa ters hareket edip, ancak ilim ve irade sahibi bir kudretin eseri olabilecek bu eserleri akılsız, şuursuz ve kör varlıklara veriyor. Bu sebeple bu kılı inkar eden bir bedbahtın nazarından kaldırmak veya onun mahiyetini göstermek lazım. Yoksa, niçin bir insan hem dünyada hem de ahirette kendini dehşetli sıkıntılara sokan inkar yolunda gitsin ki. |
yav ilim verdiğin her cevap kıvırmayla dolu.....senle tartışmayacağım çünkü mantık içeren tek bir cümlen yok....
|
ilim arkadaş nasıl inançsızlara laf edilir göstermiş.
|
Alıntı:
|
bu nasıl hastalıklı bir mantık, nasıl saplanmış bir görüş, ne kadar akıl dışı bir anlatımdır. Bunu bir insan evladı nasıl başka bir insan için düşünüp yakıştırabilir?
bakınız ilim arkadaşım, hayvanlardan aşağı tabirinize cevap vereyim, hayatı olduğu gibi algılayıp sadece içgüdüleri ile hareket ederek neslini devam ettirmeye çalışan hayvanlar "inanç-din" adına birbirini boğazlayanlardan daha üstündür benim nazarımda. Bir müslüman bir yahudiden nefret edebilir, bir hristiyan için kin güdebilir, bir budisti boğazlayabilir ama bir aslan çiftleşme mevsimi değilse başka bir aslana birşey yapmaz, aç değilse bir canlıyı öldürmeye uğraşmaz. siz yaratan sevgisi ile öylesine dolusunuz ki, aç bir köpeğe dahi yardım etmezsiniz "köpek olan eve melek girmez" diye, başka dinden bir insanı komşu istemezsiniz, kendi dininizden farklı bir mezhep ile kanlı bıçaklı olursunuz, kendi mezhebinizden modern her kadını başı açık diye çok çirkin şekilde itham edersiniz, şortlu kızları döversiniz. işte dinin müsamahası hoşgörüsü ancak bu kadardır, karşımıza geçip imansız şudur budur ddiyebilmek için bizlerden daha aydın ve bilgili, vicdanlı, iyi, insanlığı düşünebilen, yaşam hakkına ve doğaya faydalı bireyler olmalısınız ki isteseniz de olamazsınız. |
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 03:59 . |