![]() |
Müge Anlı'dan Skandal Sözler
Alıntı:
Bu hem sıradanlaştırılmış faşizmin dile gelmesi, bilinç altının kusması; hem de depremle ilgili ciddi ihmalkarlıkları örtbas etmektir. Depremin hemen ardından yardım ekiplerinin bölgeye müdahale ettiği vs palavradır. Bazı kaynaklara göre Van Büyükşehir Belediyesi ekipleri dışında akşam saat sekize kadar arama-kurtarma ekipleri gelememiştir. Kar-çamur vs olmamasına rağmen özellikle köylere uzun süre yardım ulaşmamıştır. Van merkezde dahi uzun süre büyük bir kaos yaşanmıştır. Bölge insanına ''şefkati'' bile bir LUTUF gören faşizan zevklik bir yana, iktidarın ihmalkarlığı ve halen bu konuda Türkiye'nin yeterli donanımlar yaratmamış olması düşündürücüdür. Deprem bölgesi olan her ilde yahut birkaç ili kapsayan bölgelerde, son derece ciddi teknolojik donanımlarla ve yetişmiş elemanlarla oluşturulmuş bir afet koordinasyon merkezi olmalıdır . Van'daki bir depreme İstanbul-Ankara gibi uzak bölgelerden yardım ve kurtarma ekipleri ulaştırmaya çalışmak ilkelliktir. Risk olan her bölgede merkezi koordinasyon ekipleri ve birimleri olmalıdır. Sivil toplum ve kamu birimleri(polis-asker) bu konuda uzmanlaştırılmalıdır. Şu saat itibariyle bile onlarca köye yardım ulaşmamış olması, hem medyanın ciddi bir sansür-yanılsama girişimi hem de aymazlığıdır. Bu kadar acı bir durumdan bile kendine pay çıkarmak isteyenlere ne denir inanın bilmiyorum... |
|
Ne yazık ki böyle insanlarla dolu bir toplumdayız. Ama sevindirici şeyler de görüyorum. Bir sürü insan da yardım için seferber olmuş durumda, henüz bugün bizim buradan birkaç kamyon erzak toplandı ve yollandı. Türkiye'nin dört bir yanında da aynısı oluyor. İnsanlık dersi gibi...
|
Alıntı:
Bugün onca acıyı yaşadığımız, onca acıya lanet okuduğumuz şu günlerde, verilen onca acının arkasında köle ahlakına başkaldırıp onurlu ve eşit yurttaşlar olarak kalmak isteyen insanlar olduğunu hala göremiyor muyuz? En temel varlık sebebini dahi bir lütuf olarak gösterebilen bu zihniyete karşı çıkmak kendine insan diyen herkesin görevi olmalı... |
|
http://haber.sol.org.tr/devlet-ve-si...i-haberi-47674
Bakınız Kürtlere lütfumuza... O'nda bile yetersizmiş devletimiz... |
Boylesi bir afetin sonuclari ile insanlari denemek, basinin caresine bak demek ne kadar uzucu.. Iki farkli ulkenin insani dahi bunu yapmiyor kolayinda, degil ki ayni ulkenin insanlari..
Neyse ki hala duyarli insanlar mevcut.. |
Bu zavallı toplum ruh hastası. Kemalizmin Tımarhanesi.
|
Türk Milleti'nin genel duygularını sesli olarak düşünmüş o kadar. Kimse tribünlere oynamasın, çoğunluk böyle düşünüyor. Ben de kısmen düşünmüyor değilim.
Edit : Bakın işte Müge Anlı'nın böyle demesi ve artık ağızlara pelesenk olmuş demokrasi sözleri "westergaard" gibi Atatürk acısı olan zavallılara olanak tanıyor. Sana inat; Hail Müge ANLI ! |
Alıntı:
"Atatürk acısı" derken Atatürk'ün bende bıraktığı kuyruk acısı mı demek istiyorsun? Atatürk adamı s##iyor mu ki kuyruk acısı bırakıyor? Bir açıklar mısın? Hem dediğin gibi bir kuyruk acım varsa bile bir ülkenin kurucusu ile ülkenin vatandaşı arasında bu tarz bir kuyruk acısı ilişkisi olması sence güzel birşey mi? Olması gereken bu mudur sence? |
Müge hanımın "Başın rahatken kuş avlar gibi avlayacaksın, başın sıkışınca da yardım isteyeceksin" serzenişinde haklılık payı var aslında.
Devletin oradaki altyapı hizmetlerini baltalamak için elinden geleni yapan, işçi kaçıran hatta öldüren, iş makinelerini yakıp yıkan bir terör örgütü var. Ve bu örgütün her yaptığını alkışlayıp başı sıkışınca da "dövlöt buna birşey yapsın", "yardım geç geliyor" diye yakınan önemli bir kitle var. Gösterilen tepki aslında bu vefasızlığa, etiksizliğe. Tüm bunlara rağmen Müge Anlı'ya verilen tepkiyi katılmasam da anlıyorum. Çok hassas bir zamanda, işin özünde haklı bile olsa böyle yüksek perdeden eleştiri getirmekten kaçınması daha şık olurdu. Fakat Habertürk spikeri Duygu Canbaş'a yapılan saldırıları tamamen haksız buluyorum. Ne demişti "gafında"? "Deprem her ne kadar Van'da da olsa hepimiz üzüldük." Van değilde Japonya'da deprem olunca "Deprem Japonya'da olsa da hepimiz üzüldük." demiş olsaydı kimsenin dikkatini ve tepkisini çekmezdi, belki duygusal bile bulunurdu. Peki Van neden tepki çekti? Çünkü Van Türkiye'de ve böyle bir söylem ayrımcılık oluyor, kendi ülkendeki şehire/bölgeye yabancı ülke muamelesi yapmış oluyorsun diye, değil mi? İşte işin can noktası tam da burada. Bu kadına saldıran tayfaya baktığınızda ısrarla Van'ın olduğu bölgeyi politik olarak "Kürdistan"; ve bölgedeki terör eylemlerini de terör değil "savaş" olarak tanımladıklarını görürsünüz. Bu bakış açısına göre Van Türkiye değil Kürdistan'da bulunan bir şehirdir ve bu Kürdistan ile Türkiye arasında savaş vardır. Hal böyle iken spikerin Van'dan, başka bir memleketteymiş gibi (üstelik kendi ülkesiyle "savaş" halinde olan?) bahsetmesine kızmanın elle tutulur bir tarafı yoktur. Hatta, üzülerek söylüyorum ki, spikerin canlı yayında ağzından çıkan bu sözün tohumunu onun bilinçaltına yerleştiren yine kendisine şu an saldıranlardır, onların yaptığı propagandaların sonucudur, başarısıdır(!). Şimdi de utanmadan kadına saldırıyor, işten atılsın diye yırtınıyor, hatta dava açılmasından bahsediyorlar. Bu linççi, mikrofaşizan çığırtkanlık gerçekten kabak tadı vermeye başladı... Her şeyi politik gerginlik malzemesi haline getirmeye didinip provoke edenler yüzünden esas konunun ikinci plana düşmesi de ayrı bir trajedi. Tüm Van halkına büyük geçmiş olsun. İnşallah bilanço çok büyümez... |
Alıntı:
|
Bazı arkadaşlar deprem sonrasında yaşanan ırkçı davranışlara, devletin ihmalkarlığına bir takım bahaneler uydurmak istemişler.. Gerçekten çok yazık.
Kurtarma ekiplerinin geç gitmesi durumu, tamamen devletin, hükümetin ihmalkarlığından kaynaklanan bir durumdur.. 6.6 şiddetinde bir deprem de büyük yıkımlara yolaçar, 7.2 de.. Ne olursa olsun, bir deprem bölgesine hem kurtarma ekiplerinin, hem de barınak/yiyecek/giyecek yardımlarının gitmemesi ülkeyi şu anda yönetenlerin suçudur.. Hiç kimse bahanelerin arkasına sığınmasın. Ayrıca rasathanenin yanlış bilgilendirme yapması, yine yöneticilerin suçudur.. Çünkü o rasathane devlete ait bir kurumdur.. Hükümetin bu kurumu yanlış yapmayacak bir yere çevirmesi, öncesinde hükümetin bir görevidir.. Bu konuda da başarısız olmuşlardır. Bir de bu rasathanenin depremin şiddetini hep yanlış aktarma alışkanlığı var bildiğim kadarıyla.. Kocaeli depreminde, hatırladığım kadarıyla yabancı kaynaklar 7.8, yerel kaynaklar 6.8 demişlerdi.. Sonra orta yolunu bulup, 7.4 olarak belirlediler.. Aynı durum Afyon vb. şehirlerde yaşanan depremler için de olmuştu.. Rasathane bu durumu 'yerel ölçek' gibi terimlerle açıklıyor olsa da, beni pek ilgilendirmiyor doğrusu.. Şiddeti neyse onu versinler.. Bu tip saçmalıkların arkasına da sığınmasınlar. Müge Anlı denen zatın yaptığı ırkçı yorumlara diyecek bir şey bulamıyorum.. Dün okula gittiğimde bir kaç yerden, ''Şehitlerin acısı çıktı'' gibi yorumlar duymuştum.. Toplumun bir kısmının böyle düşündüğünü tahmin ediyordum ama internet kullanıcıları, toplumun geneline göre biraz daha bilinçli oluyorlar.. Ama yorumlara baktığım kadarıyla, tahmin ettiğimden daha çok kişi bu şekilde düşünüyor.. Gerçekten acınacak bir durumdayız. Duygu Canbaş isimli spikerin ise bir yanlış anlamaya kurban gittiğini düşünüyorum.. Ama yukarıdaki Ottomanus nickli zatın 'ötekileştirici' yorumuna binaen değil, videoyu izledikten sonra ben söyleneni biraz daha farklı anladım. ''Deprem her ne kadar Van'da da olsa, hepimiz üzüldük'' demişti. Videoyu seyrederken şöyle düşündüm; Türkiye'deki herkes depremi Batı bölgelerinde, özellikle Marmara ve İstanbul'da bekliyor.. Van'da olması ise bu beklentilerin biraz dışında bir durum oldu. Spiker de ''Her ne kadar Van'da da olsa' derken, bunu düşünerek 'istemeden' bir 'gaf' yapmış oluyor. Tabii ki söyledikleri tümüyle yanlış ve bir 'gaf'tır.. Ama ben istemeden böyle söylediğini düşünüyorum.. Yine de yanlış anlamış olabilirim.. Spikerin kendisi söylediklerine de bir açıklık getirebilir. |
Milli Eğitim Bakanlığı: "Van'daki Depremi İlahi Adaletle Açıklayan Onbinlerce Gerizekalıya Okuma Yazma Öğretmeyi Başardığımız İçin Gururluyuz..."
Müge Anlı son yıllarda Tv'de gördüğüm en itici insandı. Bazı sabahlar tvde yaptığı yorumlara kulak misafiri oluyordum da bu bile dellenmeme yetiyordu. Sabahları insanları kafasına göre yargılayan, polisliğine soyunan (hatta bu insanın yaptığının kanunlar nezdinde suç olduğunu bile düşünürdüm ve neden müdahale edilmediğine şaşardım.), zaten sık sık gaf yapan saçma sapan bir insanın (düne kadar magazinciydi, böyle ''toplumsal içerikli'' bir program yapmadan evvel kimin kimle nerede hangi pozisyonda olduğuyla ilgilenir, parasını bu yolla kazanırdı.) yaptığı yorum beni şaşırtmadı. Bir de bazu ülkelerin yardımlarının kabul edilmemesi olayı var. Her ne kadar açıklamalar yapılmış olsa da artık açıklama sahiplerinin ciğerini bildiğimizden tatmin olmuyoruz. Depremin ilk günü öncelikle ihtiyaç profesyonel yardım ve kurtarma ekipleriydi. Bunların sayısı ne kadar fazla olursa enkaz altından kurtarılabilecek insanların sayısı o kadar artacaktı. Ekip göndermek isteyen ülkelerin bu yardımlarının geri çevrilmesinin gerekçesi nedir? Sahiden de kafi midir Türk yardım ve kurtarma ekiplerinde yer alanların sayısı? Ya da kabul edilenlerle beraber yeterli sayıya ulaşılmış mıdır? Bunları koordine etmenin enkazların altında yardım bekleyenlere yardım etmeye çalışan profesyonel olmayan insanları etmekten çok daha kolay olduğunu zannediyorum. 17 Ağustos'ta bu tarz şeyler yaşanmıştı, geri çevrilmişti mesela yardımlar. Mhp'li Sağlık bakanı Osman Durmuş'u hatırlarsınız.Yani eğer politik gerekçelerle bazı ülkelerden gelen yardımlar kabul edilmediyse yazık ki ne yazık... Bir de bu depremin şiddetinin düşük verilme alışkanlığını belli bir yüksekliikte depremden sonra bölgedeki vatandaşların bazı vergilerden belli bir süreyle muaf olacak oluşlarına yoranlar var. Bugüne ne kadar toplanan deprem vergilerinin nerede olduğuna dair bir tartışma daha var gündemde ayrıca. |
O kadar salakça yorumlar var ki, pek çoğunun lideri konumunda olan Bahçeli bile kendini tutamayarak soysuzlar demek zorunda kalmış. HABER
Aslında konuyu en güzel özetleyenlerden biri de Leman dergisinden Behiç Pek'in bir karikatürüdür. Şimdi bulamadım ama muhtemelen pek çoğumuz görmüştür. Ölenlerin bizin insanlarımız olduğunun bilincinde olmak gerekir. |
Ortada bariz ırkçı-faşist bir yaklaşım var, bunun savunulacak hiç bir yanı olamaz, hafifletici bir sebep de olamaz... Resmen -Astur'un örek verdiği- bazı yorumlar soykırım temelinde, yani bu kadar insanlık dışı hasta bir toplumla karşı karşıyayız. Şu haklı-haksız çerçevesinden bakmak bir çözüm getirmez, dün de devlet binlerce köyü boşalttı, yaktı, nehirlere kimyasal bombalar atarak tüm canlıları zehirledi, insanlara dışkı yedirildi, vuruldu, öldürüldü, atılan bombalardan ormanlar yandı, şu bu yaktı dendi... O zaman bu devletinde canı cehenneme...
Bu çerçeve bu olay açısından da dinsel tuhaflıklar açısından da kullanılmaması ve istismar edilmemesi gereken bir çerçevedir diye düşünüyorum, şimdi bunlar tartışılacak şeyler değil. Nerede deprem olmuşta ülkedeki insanların bir tarafı oh çekmiş? Var mı bir örneği? Açıkcası insanlık ölmüş yerine de ne idüğü belirsiz soysuz-tanımlanamaz bir canavar gelmiş... Akşama kadar oturup abuk subuk, aldı, sattı verdi yattı, kalktı, öldürdü, kesti, biçti reyting programları izlerler, her akşam psikomanyak dizilere müptela olurlar ve aslında boktan bir hayat sürerler, tamamen hastalık üreten bir topluma dönerler, tamamen kişiliksizleşmiş, kimliksizleşmiş, onursuzlaşmış hayatlarına, ırkçılık kılıfıyla anlam kattıklarını, soyladıklarını, kimliksizliklerini, kimliklediklerini, hiç bir ot olamadıkları, hiç bir değer katamadıkları dünya da ancak böylesi etiketlerle bir halt olduklarını sanan bir anlayış, yani insan olmamak için çabalayan bir hastalık. Başka bir şey demeye gerek görmüyorum, o faşist yorum yapanların resmine baktığımda acıyorum, içine edilmiş bir hayattır yaşadıkları... Ekiplerin geç gitmesi konusunda rasathane günah keçisi yapılıyor. Ülkede telefon denen bir şey var, belkide yüzlerce telefon yağmıştır ilgili birimlere yardım edin diye, üstelikde depremden hemen bir kaç dakika sonra... Devlet -oy zamanları hariç- doğuyu 3. sınıf görüyor, öyle muamele ediyor, bu sorunlarda bir yansımasıdır diye düşünüyorum... |
Alıntı:
Bir de TRT'nin bu vergilerle ilgili açıklama yapan birine yaptığı sansür var.. Dikkatli dinlenirse, yukarıdan gelen talimatlar da duyuluyor. http://www.youtube.com/watch?v=KB-HWCZcbV0 Ayrıca şöyle de bir konu var; http://www.bianet.org/bianet/diger/1...e-kullaniliyor http://archive.ismmmo.org.tr/docs/ba...mvergileri.pdf |
Alıntı:
Ermeni soykirimi ve Kurt sorunu gibi konular bu memlekette ateisti, muslumani, aleviyi, sunniyi, sagciyi, solcuyu, kemalisti, seriatciyi birlestiren bir cimeto-zamk islevi goruyor. |
Alıntı:
|
Depremin büyüklüğünün rasathane tarafından yanlış duyurulması gibi bir şey söz konusu değil. Bu teknik bir takım değerlendirmeler ve ölçü birimleriyle alakalı, halk tarafından yanlış anlaşılan bir konu. Herhangi bir depremin hemen beş dakika içerisinde büyüklüğünü ve derinliğini duyurabilmek gibi bir şey de söz konusu değil. Zira sismik sensörlerin gönderdiği bilgilerin uzunca bir analiz süresi vardır.
|
Irkcilar, kemalofasistler, ite puta tapanlar: bu tür söylemlerle daha coook "sehit" verirsiniz. Ayrimciligi pekistiren her söz daima size misliyle aci ve feryat olarak geri döner. (Madem halkin cogunlugu böyle düsünüyor, o halde neden "terör" oluyor diye sormayacaksiniz. Nedeni basit.) Bin yildir ayni topragi paylasanlarin kardesligi kolay kolay bozulamaz.
Bu kadin zaten yozlasmis televizyon, izdivac ve magazin kültürünün artigi degil mi? Nasil egitimsiz, cahil toplumlardan farkli yorumlar bekleyemezsek, hayatini ici bos ve gereksiz televizyon programlarina adamis birisinden de aklini kullanmasini bekleyemeyiz. Alıntı:
Televizyon propagandasi da bu ülkede her zaman iktidar partisine mahsustur. Ilgililere duyurulur. |
Kurt ile terorist arasindaki ayrimi yapamayan cakma sarisin iste.Uzerinde dusunmeye, tartismaya bile gerek yok.
|
Depremden karnında 9 aylık çocuğu olan bir anne çıkmış...
Milliyetçiliğin gazına gelen bir sarışın ise çıkmış tvye "iyi olmuş taş atarken iyiydi" diyor... twitterdeki öküzlerde bu olayı allahın kararına, bedduaya, pkkya bağlıyor. ... yok abi ciddiyim, şu yabancı dili bi öğreneyim. ilk fırsatta siktir olup gidicem bu ülkeden... |
ünlü-ünsüz kadınlar ve erkekler vatansevever olduklarını sözylüyorlar ama toplumun bir kesiminin sadece ölüsünü seviyorlar.
|
Öncelikle bir şeyin akıldan çıkmaması gerekiyor:
Devletin zaten varlık nedeni ve yapmak zorunda olduğu işler için ''lütuf'' gibi konuşmak aymazlığın önde gidenidir. Bu nasıl bir cehalettir ki, zaten yapmak zorunda olduğu şeyi yaptığı iş için yurttaşlardan ekstra hayır-dualar bekliyor? Aymazlığın bundan da büyük olanı, devlet yapması gereken koordinasyon ve yardımları da layıkıyla yerine getirmemektedir. Depremin üzerinden 24 saat geçmesine rağmen ölü ve yaralıların olup 200 evin ciddi hasar gördüğü bazı köylere tek bir yardım ulaşmamıştır. Depremin yaşandığı günlerde kar-yağmur gibi olumsuz hava şartları da mevcut değildi üstelik. Aymazlığın en büyüklerinden biri, bazı bölgelerde özellikle kamu binalarının özel mülklerden çok daha büyük yıkımlara uğramasıdır. Anlaşılıyor ki, bazı medya organlarının dediği gibi, depremde göçen yapıların altında ''önce devlet'' kalmıştır... |
Bu insanlar birey olduklarinin farkinda degiller. Kendilerini devlet saniyorlar maalesef. Devlete karsi yapilan bir eylemi kendine yapildi saniyor bu salak mesela. Problemin ana kaynagi bu
|
İsrail ve 30 ülkeden resmen yardım istendi
Alıntı:
Yarın bir gün İstanbul ve çevresinde benzer bir felaket yaşandığında (yıllardır eli kulağında olduğunu söylüyor uzmanlar) kafamızı duvaralara vuıracağımızı, keşke başka yerlere yatırılan paraları önlem almaya harcasaydık diyeceğimizi adımız gibi bilmemize rağmen şimdiden bir şey yapmaya asla yanaşmayacağız. İstanbul'un başına gelecek felaketin sonunda herhalde en iyi ihtimalle bir on yıl Türkiye ekonomik olarak kendine gelemez. BAŞBAKAN ERDOĞAN'A SORU ÖNERGESİ "1999'dan Beri Toplanan Deprem Vergilerine Ne Oldu?" |
İşin korkutucu tarafı, halklar arası düşmanlık çok saçma sapan bahanelerle körüklenmeye çalışılıyor. Özellikle ifade etmem gerekirse "küçük elli, kıçı beton görmemiş beyaz Türkler" ve onların iğrenç internet medyası ırkçılığı, devletçiliği mide bulandırıcı bir hal almaya başladı. Bu iğrenç insanları kendilerinden sayan fakat halka, köylüye de yakın bir grup daha varki, bu insanların durumu da içler acısı. Ne yıkanmış beyinleri nedeniyle devletin abukluklarına laf söyleyebiliyorlar, ne de halkın çektiklerine kulak tıkayabiliyorlar, öyle ortalarda bir yerlerde, neler döndüğünü anlamaya çalışır vaziyette durmaktalar. Benim sözüm onlara değil elbette. Sözüm; samimiyetle şerefsizlik, ırkçılık yapan o beyaz kıçlı, eli kremsiz gezmeyen godoş Türk müsvettelerine.
Benim babam köylüydü, ben de Artvin'li bir köylüyüm. En iyi arkadaşlarım Muş, Van ve Ardahan'lıdır. Mertlikte, adamlıkta arasam böyle insanlara denk gelebileceğimi sanmam. Salim kafayla oturup düşündüğümde sırf bu adamları baz alarak Kürtler hakkında genelleme yapsam herhangi bir Kürt insanı için diyebileceğim tek şey sapına kadar delikanlı, saf ve temiz yürekli olduklarıdır. Size kafamdaki yalnızca tecrübelerime dayanan kanaatlerimden bahsediyorum, başka bir şey değil. Ben bunları böyle düşünürken, İstanbul'da, Ankara'da bir "şerefsiz oğlu şerefsiz", oturduğu yerden oradaki canını yitirmiş insana "küfür" ediyorsa, "oh olsun" diyorsa burada bir çarpıklık, bir kötüye gidiş var demektir. Bu sözüm ona devletçi Türk milliyetçisi "soysuz", delikanlı olsaydı, insan olmayı becerebilseydi kalkar Van'a gelir, burası da benim vatanımdır der elini Kürt kardeşi için taşın altına koyardı. Ama yok o "bölücülüğü" seçti ve seçmeye de devam edecek. Neden peki? Bu medyanın, reality show dünyasının, kan satarak reklamdan para kazanma dünyasının iyi irdelenmesi gerekiyor. Daha depremin birinci günü hiç bir şeyden haberim yokken STV'yi açtım, muhabir uçaktan depremde yıkılmış binaları işaret ederek sesleniyordu "Bu görüntüleri başka kanalda bulamazsınız!" Sağol be paşam! |
Erciş'te 15 yardım TIR'ı yağmalandı
Van'ın Erciş ilçesinde yağma olayları sürüyor. Depremin yaşandığı günden itibaren 15 TIR yardım yağmalandı. İHLAS SON DAKİKA - Van'daki depremzedeler için Kızılay tarafından gönderilen yardım TIR'ları yağmalanıyor. Van'da 3 gün önce meydana gelen depremin ardından gönderilen Kızılay'a ati 15 TIR yardım malzemesi yağmalandı. Yağmalanan TIR'lar da vatandaşların acil ihtiyacı olan çadır, soba ve gıda malzemeleri bulunuyordu. Duruma tepki gösteren vatandaşlar, yağmaların il dışından gelen kişiler tarafından yapıldığını, yardım konvoyların düzensiz ve kontrolsüz bir şekilde ilçe merkezine alınarak dağıtılmaya çalışıldığını savundu. Öte yandan, Erzurum Büyükşehir belediyesi tarafından gönderilen yardım konvoyu, Erciş ilçesi girişinde bulunan bir grup tarafından taşlandı. http://ihlassondakika.com/haber_Erci...di_416345.html Yardım konvoyunu bile taşlayanlar var. Buna daha ne denir ki... |
Alıntı:
Ama ben videoyu ilk izlediğimde bu şekilde düşünmüştüm.. Spikerin niyetini okumak pek mümkün değil elbette.. Ama yine de yukarıda belirttiğim tarzda bir açık kapı bırakılabilir diye düşünüyorum. Alıntı:
Yerel kaynaklar depremin 6.8 olduğunu söyledikten bir kaç saat sonra, ABD ve İsviçre kaynaklarının 7.3 olarak ölçtüğü haberi geldi.. Kandilli ise akşam saatlerine kadar 'yerel ölçek' olarak belirttiği 6.8'i değiştirmedi.. Bari kamuoyuna anlamlı bir açıklama yapıp, yabancı kaynakların ölçtüğü değerin büyük ihtimalle doğru olduğunu felan söyleyebilirlerdi. Bu tür teknik konular vardır elbette.. Ama bunlar çok hızlı bir şekilde aşılabilecek konular.. Benim için Kandilli'nin hata yaptığı gerçeğini değiştirmiyor bu durum. Alıntı:
Gayet normal bir durum yani. |
Alıntı:
Birilerini sevmiyorsunuz diye, onlara yapılan yanlışı göz ardı etmek doğru bir davranış değildir. Saygılar |
Alıntı:
Daha yardım dağıtmaktan bile aciz, ilkel kere ilkel, beceriksiz kere beceriksiz bir devlet. Topladığı yardımları ne koordineli biçimde dağıtabilen; ne gerekli yerlere ulaştırabilen ne de yağmacılardan korumayı başarabilen bir devlet! Şu kadar basit soruları bile sormak yerine ''yardım konvoyunu bile taşlıyorlar'' diyerek neyi ima ettiğinizi cidden merak ettim? Yani bu kürtler -türklerdeki cirit atmak gibi- taş atmayı ata sporları haline getirip buldukları her fırsatta eğleniyorlar mı? Kent dışından gelen hırsızlar 12 tır malzemeyi yağmalamış; bu yüzden yardımlar ulaşamamış? Yani devletin eli her yere erer, ulaşır; ama ahh şu yağmacılar engellemese... |
Alıntı:
Yardımların korunma ve ulaşımını koordine edemeyen ilkel kere ilkel, beceriksiz kere beceriksiz iktidarı-devleti sorumlu tutmak gerekiyor önce. Her zaman her yerde bazı fırsatçılar olacaktır. |
Deprem olsun, diğer doğal afetler olsun, devletin sosyal yönünü göstermesi gereken durumların tamamında sınıfta kalıyoruz. Çünkü, en kötü ihtimalleri düşünmeden, hafif tedbirler alarak işi idare ettirmeye çalışıyoruz. Bunun yanında, bu tip durumlarda en büyük refleksi göstermesi gereken Kızılay, malzemelerini Ankara merkezli olmak üzere stoklamakta. Bölge müdürlüklerinde varsa bile o kadar yetersiz düzey de ki. Türkiye yüzölçümü bakımından büyük bir ülke ve yardımların tek merkezden gönderilerek durumun idare ettirilebileceğini düşünmek hayalperestlik. Ulaşımın karayolu ile yapılması ve demiryollarının kullanılamaması ise daha büyük bir eksiklik.
Son günlerde gördüğümüz çadır kapma yarışının ise nedeni, ilgililerin bir ortayol bulamaması. Kızılay, çadır kent kurarak düzenli bir sistem oturtmaya çalışıyor. Evleri tamamen yıkılanlar bu çadır kentlere yerleşmiş durumda. Ancak, bir de evleri yıkılmayan, ancak hasarlı olduğu için oturulamaz durumda olanlar var. Bu vatandaşlarımız haklı olarak evlerini bırakmak istemiyorlar(1999 depreminde yaşanan yağma ve mezar soygunlarını hatırlayın). Bu nedenle de çadırı evlerinin yanında kurmak istiyorlar. Henüz bir orta yol bulunamadığı için de hem vatandaş mağdur oluyor, hem de yetersiz olan kızılay daha da yetersiz kalıyor. |
Alıntı:
Orada aç kalan, barınağı olmayan insanların tırları yağmalayarak önce kendilerinin faydalanması durumu normal bir durumdur, ama doğru, olması gereken, taktir edilmesi gereken bir şey değildir. İnsanlar barınamadıklarında, çocukları aç kaldığında, soğuktan donduğunda bu tür şeyler yaparlar.. Bu yüzden 'normal' bir durum olarak değerlendirdim. Evet, İstanbul'daki insanlar için söylediğin durum da doğru.. Aç, evsiz, işsiz insanların hırsızlık yapması, dükkan veya evleri yağmalaması 'normal' bir durumdur.. Hırsızların çoğu bu tür sebeplerden bunu yaparlar zaten. Ama doğru, olması gereken şey bu insanların hırsızlık yaparak geçinmeleri değil, devletin doğru dürüst bir sosyal politika ile bu insanlara yardım etmesidir.. İş olanakları sağlaması, olmazsa işsizlik maaşı vermesi, çocuklarına yardım etmesidir vs. Umarım anlatabilmişimdir. |
Sangre, depremin yerel büyüklüğü hala 6.6, aynı şekilde örneğin Marmara depreminin büyüklüğü de 6.8'dir. Bu yalnızca farklı aletsel büyüklük birimleriyle, şiddet ve yıkım etkisiyle alakalı bir durum. Magnitude, richter gibi şeylerle anlatıp ifade etmeye çalışsam emin ol anlaman şimdikinden daha da zor olacak. Şuradan ölçü birimleriyle ilgili yüzeysel bilgilere ulaşabilirsin.
Depremin herkesin bildiği şekilde ifade edilebileceği değerlerle açıklanması oldukça uzun süreli bir analiz sonucuna dayanır. Şurada 2.1. AYRINTILI DEĞERLENDİRME (DERLEME) başlığını okursan nasıl sonuca varıldığına dair bir bilgi edinebilirsin. USGS -Amerikan jeolojik ...-, depremleri raportörlere göre ya da araştırma merkezlerininn anlık verilerine göre yayımlar. Daha iyi sonuca ulaşması ya da çok ayrıntılı süper ölçümler yapabilmesi gibi bir şey söz konusu değildir. Ki en nihayetinde orada da, her yerde olduğu gibi tüm deprem ölçümleri ve sonuçlar sürekli olarak revize edilir. |
Alıntı:
Öncelikle içinizdeki öfkeyi dindirmelisiniz. Bu şekilde kimseye yardım edemezsiniz, kendiniz dahil. Ben devletin suçu yok demedim, son zamanlarda Avrupa'ya göre çok daha güçlüyüz, durumumuz iyi diyen devlet, Van depremi ile sınavından başarısız olmuştur. AKP Bakanının çadırlar yetersiz kaldı demesi asla ama asla kabullenebilecek bir durum değil. 1 milyon nüfuslu bir şehirde meydana gelen bir depremde bu kadar çuvallanırsa, Allah korusun bazı sokaklarından otomobillerin bile zor geçtiği İstanbul'da durum çok vahim olur. Bugün ülkemizde meydana gelen suçlarda, hırsızlıklarda devletin de suçu vardır evet ama bundan dolayı suçu işleyenleri sorumlu tutmamak anlamsız. Size göre her zaman her yerde suç işlemek isteyenler yani fırsatçılar olacaktır. Bunlara tek kelime etmeyip sırf sevmiyorsunuz diye devleti sadece suçlu olarak göstermeniz, ilk cümlelerimde yazdığım sizin öfkenizin eseri. Bunu anlamanız lazım, sürekli bu şekilde olduğunuz sürece, hiç bir zaman sorunları çözemezsiniz. Çünkü daima, sizin öfkenize karşılık vermeye kalkan olacaktır, sonrasında bu da danışıklı dövüşe doğru gidecektir. Sonucunda da iki tarafta zarar görecektir. Bugün siz, sevmiyorsunuz diye her fırsatta faşistin önde gideni, ilkel kere ilkel, beceriksiz kere becereksiz diyorsunuz, buna karşılıkta Müge Anlı gibileri karşılık veriyor. Alıntı:
Saygılar |
İnsanlık dersi, vicdan aşısı
http://www.youtube.com/watch?v=Rc55V...watch_response Türküz, doğruyuz Sünni, Hanefiyiz Camiye gitmez ama her yere cami yaparız Mini eteğe karşıyız ama bakmadan yapamayız :) |
Herkese Selam.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’den sert tepki geldi. “Böylesi bir günde ayrımcılığı körükleyerek ‘Ağlama sırası onlarda’ gibi lanetlenmesi gereken yaklaşımları da büyük bir densizlik ve soysuzluk olarak gördüğümüzü söylemeliyim” dedi. Haberin tamamı aşağıdaki linkte. ihlassondakika.com MHP liderinin bile böyle konuşması beni umutlandırdı. Elbette pilanlı olarak veya hastalıklı düşünceleri sebebiyle nefreti körükleyenler çıkacaktır. Ancak eminim ki her toplumda bu tip marjinal kesimler bulunabilir. İnsani değerlerin ön pilanda olduğu bir toplum dileği ile. |
Alıntı:
|
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 17:11 . |