![]() |
Rab kelimesi islama sonradan girmiştir ve Allah'ın isimlerinden değildir
Bu konuyu biraz daha açacağım ama yazıyı hazırlamadım. Başka bir yazıda ilgimi çektiği için yanıt olarak yazdım. Oraya atıf olması maksadıyla yazıyorum.
Sonuç: Konu genişletilecektir. |
Konuya başlamadan önce, Herhangi bir ingilizce sözlüğü açın ve Rabbi kelimesinin karşılığına bakın. Sonuç: 1- Rabbi= haham 2- Rabbi= yahudi din adamı
Peki yahudi din adamımın ismi olan Rabbi kelimesinin Allahın isimlerinin arasında işi ne? İşin tuhaf tarafı, bir çok yerde aynen Rabbi olarak geçen bu kelime, Rab formatında kullanılarak anlamının gizlenmiş olduğudur!. Sürece göz atarsak, bu kelimenin fatiha suresinde bulunduğunu görürüz: Elhamdulillahi Rabbil alemin. Peki burada, alemlerin ilahına mı şükredilmektedir, yoksa, alemin haham başısına bir teşekkür müdür? Öncelikle Allahın 99 ismine göz atalım. Bunu siz de yapınız: İsimler arasında Rabbi veya Rab kelimesi yoktur. Peki Allahın isimleri içinde bulunmayan bu kelime yine nerelerde karşımıza çıkar? Subhane -Rabbiyel- aziym. Rüku tesbihinde de var. Anlamı, Azim olan Rabbi tesbih ediyorum. Şimdi burada bir ikilem var. Aziym ismi, Allahın 99 isminden birisidir ve aslında sübhanel aziym tek başına bir tesbihtir: Subhanel aziym: Aziymi (Allahı) tesbih ederim. O halde, teki seven Allahın kendini tesbih ettirirken iki ismini kullandırması anlamsızdır. Kaldı ki, esmaul hüsnanın bir tanesi olan aziymin önüne, onu niteleyecek bir kelime olan Rabbi kelimesinin konulması anlamsızdır, çünkü Rabbi kelimesi esmaul hüsnada bulunmayan bir kelime olması itibariyle, Aziym kelimesinden aşağıdadır. Dolayısıyla, Subhanel-aziym tesbihinin içine konulan Rabbi kelimesi sonradan konulmuştur. Subhane Rabbiyel - ala . Bu da secde tesbihi ve aynı problem burada da gözümüze çarpıyor. Ala kelimesi zaten Allahın isimlerinden olup, Ala'yı tesbih ederim manasındaki subhanel-ala tesbihi yeterliyken, hangi akla hizmetse, bunların arasına, Allahın isimlerinden olmayan Rab kelimesi sıkıştırılmış, güzel bir isim olan Ala'yı bozmuştur!. Tekrardan konunun çıkış yeri olan Fatiha suresine dönerek konuyu toparlıyorum: Elhamdulillahi rabbil alemin yerine; Elhamdulillahil alemiyn kelimesi de yeterlidir. Alemin ilahına hamd ederim manasındadır. Alemin ilahı olan Rabbe manasındaki Elhamdulillahi Rabbil amemiyn cümlesindeki Rabbiyle gerek yoktur, ayrıca gereksiz kelime tekrarıdır. Cümle içinde Elhamdulillahil kelimesindeki lillahil, Allah kelimesinin kcümle içindeki formudur, yani zaten Allah ismi burada mevcuttur. Tek başına elhamdulillahil alemiyn cümlesi, "Alemlerin ilahına hamdolsun" manasındayken, buraya Rab kelimesi sokuşturularak, gereksiz bir tamlamaya yol açılmıştır. Bu cümle şu manaya da gelebilir: "Alemlerin Rabbi (Rab her kimse) olan Allaha hamdolsun". Ya da, şu manaya da gelebilir: "Alemlerin hahamı olan ilaha hamdolsun". |
Sonuç:
Rükuda Allahın önünde eğileceği yere, secdede, Allaha secde edeceği yere, anlamını bilmediği bir kelime kullanarak, hiç tanımadığı bir hahambaşına rüku ve secde ederek kılınan tüm namazlar şirktir ! ! ! Not: İnançlı birisiyim diye lütfen hakkımı yemeyin. Bir çok buluş yaptım ve sanırım en büyüğü bu oldu. Bu işlere ödül sistemi filan varsa hani, ödül kabul edilir. ;) |
Alıntı:
http://www.islamforum.net/f133/rab-k...mahiyeti-9660/ şu linki tıklayıp biraz bilgi sahibi olursan,iddianın ne kadar biçimsiz ve yakışıksız olacağını göreceksin ,saygılar |
sayın kurtulusislamda ,
siz rab kelimesinden söz ediyorsunuz. ancak, yazıda sözü geçen rab değil rabbi kelimesidir ve ibranice kökenlidir. bakınız yine google translate'den. rabbi: ibranice-türkçe: Rabbi= haham kısacası, rabbi kelimesi dünyaya ibraniceden yayılmıştır ve haham manasındadır. bahsettiğiniz sitede ilk önce rab kelimesi rapçadır dendikten sonra, devamında bunun kurani bir kelime olduğundan bahisle, muhtelif anlamlara geldiği anlatılmış, ayetlere göre yorum yapılmıştır. Lütfen ama, eğer orada yazmak isteseydim orada yazardım. Burada yazmaktan belli bir muradımız var ki burada yazıyorum. kaynağımızın google olması bir şeyi değiştirmiyor. ibranice sözlüğünüz varsa açarsanız aynı şeyi göreceksiniz, ben size kolaylık olsun diye yol gösteriyorum. kuran'da yer alan rabbi kelimelerinden kasıt rab olmayıp, haham kelimesinden türetilen ibranice rab'dır ve haham manasındadır. İddiamı devam ettiriyorum. ve neden insanların bunu farketmediklerine geleceğim. Aynı Rabbi kelimesi, bu kez Rab formunda hristiyanlıkta da var. Öğrenciler İsa'ya, Rab diye hitap ederdi, bir de, Rabbi diye hitap ederdi. İşte hristiyanlar, İsa'yı tanrısal olarak düşündükleri için,Rab kelimesini de ilahlaştırdılar. Dolayısıyla, Rab kelimesi genel bir mana olarak ilahlaştı. Esasen öğrenciler İsa'ya Rabbi derken "hocam" diye hitap ediyordu. Çünkü onlar öğrenciydi, o da onların Rabbiydi (ibranicede hoca yani). Bu kelime anlam bozulmasını islama da taşıdı. Ben Kuran'da yanlışlık var filan demiyorum. Eğer yazıyı dikkatli okursanız bu ifadenin kullanılmamasının gereksiz bir tamlama olduğunu vurguluyorum ancak, yanlıştır demedim. Yanlış olduğunu söylediğim şey, rüku ve secdelerde, bizatihi tesbih olan subhanel-aziym ve sübhanel-ala orjinal tesbihlerinin içine sokuşturulmuş olması. İşte bu hurafenin alasıdır. |
Ayrıca evet, farketmemiş olmaları / olmanız normaldir.
Çünkü körler göremez. |
Alıntı:
Alıntı:
|
sevgili Levh,
muhteşem bir konuya değinmişsin. fatiha suresindeki "alemlerin rabbi olan allah'a hamd ederiz" kısmı muhammed'in putperestlikten kalan alışkanlıklarının bir tezahürüdür. bir ayette "o yaratanların en güzelidir" derken de, tanrılar arası rakabete kalkışıp kendi tanrısını "allah'ını" yüceltmiştir. ---- Rab kelimesine farklı bir bakış açısı olabilir mi diye düşünüyorum. Abdülaziz Bayındır'a göre rab kelimesi efendi anlamındadır. fetullahçıların hz. muhammed için kullandıkları "kâinatın efendisi" yakıştırmasını eleştirirken "rabbül alemin" anlamına geldiğine vurgu yapmaktadır. acaba rab kelimesini "efendi" olarak düşündüğümüzde yine mantıksız bir durum oluşuyor mu? not: namazdaki rükû ve secde putların karşısında yapılan bir figürdür. mekke müşrikleri de bu figürlerle namaz kılmaktaydılar. british museum'da (ingiliz kraliyet müzesinde) sümerler'den kalma namaz kılan kadın heykeli vardır. bu heykelde kadın iki elini göğüslerinin üzerine bağlamış ve yere doğru bakmaktadır. tıpkı günümüzde kılınan namaz figürü gibi (kıyamdı galiba). alak suresinde cebrail muhammed'e "oku" dediğinde "ben okuma bilmem ki" demiştir. ama "salat et (namaz kıl)" dediğinde ise "ben namaz nasıl kılınır bilmem ki" dememiştir. saygılar... (başlık için tekrar teşekkürler) |
Alıntı:
kuranın tasnifi sırasında bu işi yahudilerin organize ettiğini düşünüyorum. resulullah ticaretle uğraşırdı ve tüccar olan bir çok yahudiyle samimiyetinin olması kaçınılmaz. ayrıca yahudiler, hristiyanlığı yok sayıp alay ettikleri gibi, islamı da yok sayıp alay ettiklerini düşünüyorum. Bu bağlamda, kendi dinlerinde "haham" manasındaki rabbi kelimesini müslümanlara "allah" olarak yutturup alay etmişler, kendi imamlarına secde ettirmişlerdir. Saf ve eleştiri yeteneği geliştirmeyen müslümanlar da bu oyuna kolayca gelmiştir. Bu yahudilerin işidir. zaten belli. rab'be her rüku ve secdede yahudilerin nefsi kabarmakta, içten içe böbürlenip müslümanların ne kadar aptal olduğunu düşünmekteler. |
Alıntı:
Bir reddiyeci olmadığımdan, belli noktalarda duraklayıp daha ileri gitmeyi istemiyorum, umarım bunu anlayışla karşılarsınız. Ancak konuyu açıklığa kavuşturmak açısından kendimce işi son haddesine kadar da zorlayacağımı bilmenizi isterim. Bu niyetimi de, sizin de takdir ettiğiniz üzere başlıkta ortaya koydum. Sonuçta hakikat neyse onu aramalı ve bulmalıyız. Benim inancıma göre de Allah korkakları değil, cesurca sorgulayanları sever. Bunda zaman zaman farklı felsefelere de girebilirim. Sonuçta bu dünya hayatında yanlış diye bir şey olduğuna inanmıyorum. Herkesin kendi doğruları var ve insanları yaşadıkları yönlendiriyor. Ortada bir hata varsa, bunu ortaya koymak lazım, neye mal olursa da olsun. Sorunuza dönersek, Eğer "Rab" kelimesini efendi olarak düşünürsek, Elhamdulillahi rab bil alemiyn dediğimizde, alemlerin efendisi olan Allaha hamdolsun demiş oluruz ki yine, efendi kelimesi, yani zaten Rab kelimesi esmaul hüsnada bulunmayan bir kelime olması itibariyle Allah ismini niteleyemez, Allah ismi burada yeterlidir. Efendi kelimesi onu küçültür. Biz insanlara da bey-efendi diye hitap edebiliyoruz ama bey-Allah diye hitap edemeyiz, Allah ismine hakaret anlamı taşır. Ancak, insanlar, anlamı gizlenmiş Rab kelimesi ile farkında olmadan kendi ilahlarına hakaret etmiş oluyor. rab kim? Sarı çizmeli mehmet ağa. Allah kim, Allah= Allah. o halde, zaten bilinen birisini, bilinmeyenle tanımlayıp kendi kendimize anlamsızlaştırıyoruz. Kanaatimce bu iş yahudilerin bir oyunudur. Ve bu oyunu öyle sahnelemişler ki, kuranın toplanması aşamasında devreye girmişler. Şöyle ki; Alak suresi; "oku" emri ile başlar ve insanı niteler. Aslında, bir kitaba "oku" emri ile başlanması mantıklıdır ve zaten ilk inen ayettir. Ancak, bu işi yapanlar, yani Rab kelimesini kuranın içine sokuşturanlar, bunda zirve yaptıkları sureyi başa alarak, bu başarılarını taçlandırmışlar, ilk sure olmayan fatiha suresini başa alarak her müslümanın daha kuran okumaya başlar başlamaz şirke girmesini sağlamıştır. Yani bir hafız kuran okuyup hatim edecek; daha hiç sevap yazılmamışken daha ilk ayette "elhamdulillahil rabbil alemin" demek suretiyle şirke girdiği için okuduğu geri kalan surelerin hiç bir anlamı kalmamaktadır. Oysa ki başta alak suresi bulunsaydı, en azından içinde şirk bulunmadığı için sevap kazanmaları mümkün olacaktı. ve bunu başaran zihniyet yine öyle bir başarı sağlamış ki; şirk olan fatiha suresini namazdaki tüm rekatlara koymuş. Namazdaki istisnasız tüm rekatlarda fatiha suresi geçer. Geri kalan her şey değişir ama fatiha değişmez. Bu nedenle, biraz önce anlattığımız gibi, "rüku ve secdedeki tesbihlerde subhanel aziym ve subhanel ala" yerine "sübhane -rabbiyel- aziym ve subhane -rabbiyel- ala" dedirtmek suretiyle geçersiz yaptıkları gibi, tüm kıyamları da iptal etmişlerdir. Dolayısıyla namazın hiç bir rüknü sevap kazandırır nitelikte değildir. Daha önce değinmediğimiz tahiyyat oturuşunu da çürüterek namazı nasıl tamamen çürüttüklerini gözler önüne serip bu araştırmamın bugünkü kısmını sonlandırmak istiyorum. İstisnasız tüm namazların son rekat oturuşunda tahiyyat ve allahumme lerden sonra "Rabbena" duaları okunur. Rabbena atine dediğinizde, Allahım ver demiş olursunuz, Aslında bunun "Allahumme atina" şeklinde söylenmesi de mümkünken, yine tanımsız olan bu kelime sokuşturularak, böylece otururken alınacak sevap da uçurulmuş oluyor. "Rab bana ver". rab kim? Sarı çizmeli mehmet ağa ! Tahiyyat oturuşu da iptal ! |
LEVH o tamlamada "rabbi" olarak yazılmasının sebebi basit bir arapça kaidesinden öte bir şey değil. B harfinde kesre olması tamlamanın gereği bir seslendirmedir. Yoksa ibranice falan bayağı komplo haline getirmişsin. Ayrıca anlam olarak da arapça edebi sanatlara vakıf olman gerekir ki gerekli mi değil mi anlayasın.
|
Alıntı:
2- türkçe dua ediyorsuynuz: RABBİM BANA VER. diyorsunuz. a) Eğer kelimenin kökü Rab olsaydı, ses uyumuna göre Rabım bana ver demeniz gerekirdi. Rab arapça ise de, duanız Türkçedir ve kendi dilindeki dualarda kendi dilindeki kurallara uyulur arapçaya değil. b) Eğer kelimenin kökü Rabb olsaydı , bu durumda Rabbım (ı harfi ile) ver demeniz gerekirdi. sonuç: Kelimenin kökü: Rabbi olduğu için, Rabbim ver diyorsunuz. Bahsettiğiniz gibi Rab olsaydı, Rabım denmesi gerekirdi. Rabım. Hiç duydunuz mu? Ey Rabım. Ne kadar komik değilmi? Sanki başka birisi. Evet, başka birisi. Çünkü doğrusu Rabbi'm. Çünkü işin esası Rabbi. Hiç o bahsettiğiniz arapça hikayelere girmiyorum. Rabbena dendiğinde de Allahım ver manasında olduğunu varsayıyoruz. o dediğiniz arapça genel kaidelerine göre rabbena, birden çok rabden bahseder. Şöyle düşünün, arapçada tekil kelimeler nasıl uzatılıyor diye: ...na diye de uzatıldığı oluyor. ama iş Rabbenaya gelince, çoğul olmuyor çünkü duruma göre tekil Allahtan bahsettiğini iddia ediyorsunuz, yani saçmalıyorsunuz ! Rabbena aslında mantıklıdır. Rabbena= hahamlar. mantıklıdır, hahamlardan yardım istenmektedir. bir tanesi bir işe yaramıyor demekki. |
Alıntı:
Esmau'l Husna'da geçip geçmemesi mevzu bahis olamaz. Çünkü rabbi'l alemin dediğinde rab kelimesi fonksiyonunu değiştirmiş oluyor. Bayındır orada efendi anlamı verdiyse işi özet geçmiş. Düzenleyen, yöneten, işleri yürüten olarak anlamlandırılabilir Türkçe'de. Türkçe demişken kelimenin Türkçe'deki kullanımı noktasından etimolojik köken icad etmek çok komik. İngilizce bir kelimeyi Türkler Latince'deki kullanımı şeklinde seslendiriyor diye bu Latincedir demeye benziyor. Kaldı ki Türkçe'de bir çok kelime ses uyumuna uymamaktadır. Bunun bazı sosyolojik nedenleri var. Fakat genel olarak Arapça'da "ü" olmamasına rağmen biz Türkler "ü" ile telaffuz ediyoruz. Bu kültürel bir şeydir. Ayrıca Rabım demek de saçmadır. Çünkü kelime Arapça'da iki "b" ile yazılır. Yani karşılığı Rabb'dır. Ünlü uyumuna gelince Türkçe dilinin özünde bu kuralın olup olmadığına dair tartışmak yersiz olsa da birçok yerde uygulanmadığına sen de katılırsın. Kaldı ki kelimenin fiil hali Arapça'da "rabbe" dir ve Arap bunu kullanırken "yurabbi, turabbi" şekline çevirir. Arapça inmiş ve en başta dönem Araplarının anlaması gereken ve Kur'an'da geçen bir kelime hakkında hiç o Arapça hikayelere girmiyorum demek bence saçma. Nasıl ki bugün Fransızca kursunda öğrendiğin Fransızcayla 16. yüzyıldaki ağdalı bir dille yazılmış Fransızca edebi metnini anlayamaz isen bu da böyledir. Sosyolojik etmenleri ve dildeki değişimleri kaale almak zorundasın. "na" yani biz ekinin nesini kastettin anlamadım. Ama Türkçe'de dahi tek kişi saygınlık ifadesi olarak biz lafzını kullanabiliyor. Aynı kural Arapça'da da var. Gelelim dildeki etkileşimler noktasına; eğer Rabbi diye İbranice bir kelimeden geldiğini ve Arapların bunu kullandığını iddia ediyorsan; - 1400 yıl önceki İbranice'yi ve o günkü kullanımını, kurallarını bilmen ve "rabbi" kelimesinin fonksiyonunu açıklaman gerekir. Çünkü dil denilen yapı zamanla değişir. - Arapça'nın o dönemdeki İbranice ile ilişkisini varsa kelime alışverişlerini o dönemde yazılmış Arapça şiirlerden örnekler göstererek kanıtlaman gerekir. Eğer bunları sağlayacak kaynaklar var ise buraya yazarsın biz de öğreniriz. Ama sadece senin gördüğün dilbilgisinden kaynaklı bir fonetik benzerlik kanıt olamaz. Bu konuyu ele almanın yöntem ve usülü budur. Hatta çapı genişletip tüm Sami dillerle kıyaslamalar da yapılabilir. Ondan sonra de ki; bu tekildir veya çoğuldur. Hala nasıl bir yöntemdir öğrenmek istiyorsan arşivimden örnek bir makaleyi bulabilirim. |
Alıntı:
Yazınızda, Rabb kelimesinin kullanım şekli hakkında özetle sıçmış ve sıvamışsınız. (daha uygun bir tabir o an için aklıma gelmedi) Türkçe' de bu kelimenin kullanım şekli, eğer kökeni Rabb ise, Rabbım olması gerekirken, Rabbim olduğu halde, buna getirdiğiniz açıklamalar bahsettiğim bu kategoriye giriyor ve yanıt olmaktan uzaktır. Etimolojik köken hakkındaki iddianız da komik. Bu kelime neredeyse islam ülkeleri hariç gerisinde aynen yer alıyor. İngilizceden İbraniceye kadar Rabbi kelimesi haham manasına geliyor. Bunun kökenini araştırmaya gerek yoktur. İsrail şeriatla yönetilen tutucu bir ülkedir, binlerce yıldır aynı dili ve alfabeyi kullanan bu dilin, dilimize yerleşmiş bir kelimenin kökekininn değişmiş olabileceği iddiasıyla bunu sorgulamak, abesle iştigaldir. Yöntem önermişsiniz. Ben size bir yöntem önereyim. Tamam, önerdiğiniz yöntem doğrudur, detay vermenize gerek yok. Bu kelimenin kökeninin farklı bir kaynaktan geldiğini iddia ediyorsanız, eski İbranice metinlerde aynen Rabbi veya Rab formatında bulunmadığı iddiasındaysanız, bunu siz ispat edin. Kusura bakmayın ama böyle saçmalıklarla uğraşamayacağım. Her şey ortada. "na" nın çoğulluk ifade ettiğini kabul ediyorsunuz ama rabbe'na daki na'nın çoğulluk kattığına delil arıyorsunuz. hayır hayır, inanç sizi kör etmiş !! Ben körlere gösteremem ki. Sizin beni anlayabilmeniz için içinizdeki ön yargılardan sıyrılmanız ve objektif şekilde anlamaya çalışmanız gerekiyor. Son olarak, yöntem ve usül konusunda akla ihtiyacım yok. Eğer olsaydı, dha doğrusu bana bu konularda birisinin akıl verme kapasitesi bulunsaydı benden önce bu konuyu keşfeder açar ve çözerdi. Ben o işlere zaman ayıramam, ancak ihtiyaç olursa, kendim uygun görürsem derinine iner araştırırım. Şu açıdan bu iş benim açımdan vakit kaybıdır. Rabbi kelimesini hristiyanlar kullanmıştır. Günümüz ingilizcesinde ise Rabbi kelimesi haham manasındadır. Rabbi kelimesi ibranicede vardır ve haham manasındadır. Rabbi kelimesi dilimizde Allah manasındadır. Bunun kökeni için delil arıyorsunuz. Bu kadar net bilgilerin üstüne delil mi arıyorsunuz? Siz bulun ve eve götürün. |
Alıntı:
Kurgusalcı bir yöntemin dibine vurmuşsunuz açıkçası. Önce iddia atıp ondan sonra ona delil aramaya koyuluyor ve bağlamından kopararak, hatta buldum zannederek ortaya çıkıyorsunuz. Sosyal bilimlerde yöntem hakkında öncelikle Dilthey ve Rickert okumadıysanız ve bunun sonuçlarını uygulama sahasında görmediyseniz. Dini konularda, özellikle tarihi konularda hiçbir şekilde ben yeterli yöntemi kullanıyorum demeyin. İkincisi; dilbilim konusunda da birazcık teorik bilgilere ihtiyacınız var. 1948'de kurulan bir ülkenin tutuculuğu binlerce yıllık bir dilin değişmesini önleyebilir mi? Dilbilime yönelik tek eser okudunuz mu? Bugünkü Yahudilerin çoğu İbraniceyi sonradan öğrendiler. Yaşadıkları asimilasyon ve kültür değişimi onlarda ancak şeklen bir dini hayatı bıraktı. Ama sizin tutuculuğunuz dilbilim kaidelerini bile kabul etmeyi önler bence. Yöntemle alakalı bu eksikliklerinizden sonra gelelim örneğinize; Dilimize Arapça'dan geçmiş bir kelimenin seslendirme biçiminden yolla çıkarak kökünü değiştirmek nasıl hatta o kökün Türkçe değil İbranice olduğunu söylemek nasıl bir akıl tutulmasında ortaya çıktı? Sami dilleri arasındaki benzerliğe tamam dersin, benzeyebilir. (ki bu ilişkiyi tafsilatlı kanıtlaman gerekir) Sende ne İbranice ne Arapça olduğunu sanmıyorum ve bunu kanıtlayacak akademik yeterlilik de yoktur. Ama kalkıp Ural-Altay dil ailesine mensup bambaşka bir dildeki seslendirme biçiminden dilin Arapçadaki kökünü bozup bu İbranicedir diyemezsin. Kelime Arapça'da r-b-b üç harf rabbe'den geliyor. Muzarisi yani şimdiki ve geniş zaman kullanımı yurabbi şeklindedir. Fiil manası yetiştirmek, bakmak vs. demektir. Hatta dilimizde türetilmiş kullanımı bile var MÜREBBİYE yani bakıcı kadın manasında. Ben değişti iddiasında değilim ama bu böyle kanıtlanmaz. Ben Türkçe dua ederken Rabbım demedim de Rabbim dedim tamam bu İbranice. O zaman Türkler kelimeyi Yahudilerden mi aldı? Çünkü Araplar böyle kullanmıyor? Bunu kanıtla desem, sen bile gülersin. Kaldı ki Arapların, Türklerin Arapça telaffuzu ve öğren(e)me(me)leriyle dalga geçen bir yığın rivayet ortada dururken. Gelelim Arapça zayıflığının göstergesine; Rabbena; Rabbimiz yani bizim Rabbimiz demektir. Bizim Rablerimiz değil. Acaba kimin inancı kimi kör etmiş ki? Yeni bir şey buldum hevesiyle ortaya attığınız iddianın doğruluğuna o kadar inanmışsın ki Arapça'da en basit "na" yı bile araştırmamışsın. İşin özeti; konuştuğun konuyu bileceksin arkadaşım. İbranice diyorsan İbranice bileceksin, Arapça çoğul diyorsan Arapça kaideleri bileceksin. Ben tarih usülü veya dilbilim usülü araştırmam, vakit kaybı kimse bana akıl veremez diyorsan da bu konular da konuşmayacaksın. Bilmiyorsan ve iddialıysan, bilenden kanıt göster. De ki şu beyfendi şu makalesinde, şu eserinde konuyu ele almış Arapça, İbranice ve Sami dillerine vakıf bu böyle diyor de. Ha bu arada; benim nenem hala Rabbım Allah diyor "ı" ile şöyle Anadolu'nun güney taraflarına inersen duyarsın ünlü uyumlu halini. Saygılarımla. |
ben yine, bildiğim yoldan yanıtımı sürdüreyim de, okuyucu lafı neresinden anlarsa anlasın:
İşte Rab kelimesinin İsa için kullanıldığı ve farklı anlamlar yüklenen manaları: Yuhanna bölüm 1 İsa'nın ilk öğrencileri 38İsa dönüp kendisini iz*lediklerini görünce, "Ne istiyorsu*nuz?" diye sordu. Onlar da, "Rabbi! (çevirisi öğretmen'dir) Nerede otu*ruyorsun?" dediler. (Not: Yorum tarafıma ait değildir, tefsirler bu şekildedir. Burada Rab kelimesi öğretmen / hoca manasındadır) Baruk, Bölüm 2 ... -İs*rail'i 2 2yeruşalim'e asla rabbimiz tanrı'ya karşı günah işlemiş, ... burada ise Rabbi kelimesi Tanrı manasında kullanılmıştır. Esinleme 11. bölüm Onların Rabbi de orada çarmıha gerilmişti. Buradaki Rabbi, yine hoca manasındadır. Yuhanna, Bölüm 3 3Ferisiler arasında "Nikodimos adın*da bir adam vardı. Yahudiler'in önderlerindendi. 2Bu adam gece İsa'nın yanına gelip "Rabbi" dedi, "Senin Tan*rı'dan gelen bir öğretmen olduğunu biliyoruz. Çünkü Tanrı kendisiyle ol*madıkça, kimse senin yaptığın bu mu*cizeleri yapamaz." ... " "nikodimos 2bu adam adam rabbi" dedi, "senin tan*rı'dan gelen ... yine burada da rabbi kelimesi "öğretmen" manasında kullanılmıştır. ------- Yazdığınız diğer eleştiriler kısmen doğru olduğundan, konunun daha fazla detayına girmeyeceğim. Dil bilimci değilim, tarihçi de değilim. Güncel olarak kullandığımız Rab ve Rabbi kelimelerinin aslında aynı zamanda diğer dillerde "öğretmen / hoca /haham" manalarında da kullanıldığına dikkat çekip bu konuda araştırma yapacak olanları teşvik etmek istedim. Rabbi kelimesinin hikayesini araştıracak kişiler şunu görecektir ki, bir dönem Osmanlı'da bu kelime, farklı anlamlar da taşıdığı için şirke neden olmaması amacıyla yasaklanmıştır. Ancak, son dönemde yeniden (hurafe şeklinde) islama sızdırıldığını görüyoruz. Bu konunun araştırılmaya ihtiyacı vardır. Her görüşten, inançtan ve eğitim düzeyinden kişinin araştırmasında fayda vardır. "Sen şu konuda yetersizsin, bu senin işin değil", ya da "sen bu konunun uzmanı değilsin, sen bu konuda yazamazsın" bakış açısına sahip kişiler, Allahın da sevmediği, hatta nefret ettiği, ön yargılı, kitapta anlatıldığı şekliyle kalbi mühürlenmiş (gerçekleri göremeyen) kişilerdir. Böylelerinin bu konuya yapabileceği bir katkı bulunmadığı için kalabalık edip yazmasalar daha iyi ederler. Biz burada özgür fikirlere sahip kişileri bekliyoruz. Kamuoyuna saygıyla duyurulur. |
Sayın LEVH,
Bakınız, öncelikle fikir özgürlüğü konusuna önem vermeseydim burada olmazdım. Bir konuda araştırma yapmak ya da bilgi edinmek istiyorsak o konuda tabii ki uzman olmak gerekmiyor. Fakat o konuda uzmanlaşmış kişilerin eserleri hakkında bilgi sahibi olmalıyız. İbranice'ye vakıf değilim. Kutsal Kitap'taki kullanımlarından örnekler verdiniz sağolun. Güzel bir açıdan bakmamı sağladınız. Bahsettiğiniz rabbi kelimesi lügatten bakma şansım şu an için olmasa da ingilizce wikideki şeklini doğru kabul edersek, ki şöyle diyor: The word rabbi derives from the Semitic root R-B-B, in Hebrew script רַב rav, which in biblical Aramaic means ‘great’ in many senses, including "revered", but appears primarily as a prefix in construct forms. Although the usage rabbim "many" (as 1 Kings 18:25, הָרַבִּים) "the majority, the multitude" occurs for the assembly of the community in the Dead Sea scrolls there is no evidence to support an association with the later title "Rabbi." The root is cognate to Arabic ربّ rabb, meaning "lord" (generally used when talking about God, but also about temporal lords). As a sign of great respect, some great rabbis are simply called "The Rav". Yani rabbi kelimesi kök kelime değil. Dolayısıyla Arapça'daki rabbe ربّ kökü ile benzer olsa da fonetik açıdan tamı tamına uyuşmuyor. Yani hata şurada; "rabbi'l alemin" kalıbındaki rabbi ile İbranice'deki rabbi'nin etimolojik kökeni uysa da -ki bu çok normal bir şey- kullanımı uyuşmuyor. Orada sonunun "i" ile bitmesi elhamdü lillahi deki li'nin harf-i cer olması dolayısıyla kendisini kesre yani rabbe fiilini rabb(i) haline getirmesindendir. Yani arada Allah lafzını koyarak rabbe'yi Allah'a takılan bir isim değil, sıfat haline getirmiş oluyor böylece. Semantik açıdan da alemlerin Allah'ı yerine rabbe kullanması çok daha mantıklıdır. Alemleri tabiri caizse dizayn eden manasındadır. Hatta edebi açıdan bakarsak çok yerinde, güzel bir kullanımdır. Arapça açısından durum böyle, ha Türkçe'deki kullanımla ise alakası yoktur. Delil olarak kullanılamaz. r-b-b kelimesi aslı konusunda ise, sadece Sami dillerinin ortak kelimelerinden biri olarak kullanabiliriz. Önce İbranice'de mi Arapça'da mı onu saptamak çok zor bir iş. Yani bu durum Rab kelimesi İslam'a sonradan girmiş iddianızı yersiz bırakır. Kur'an Arapça bir kitaptır ve Kur'an'ın Arapçası o dönem Araplarının dilini, dünya görüşünü, ifade kalıplarını hatta hikayelerini ifade eder. Yoksa bugünkü müslümanların tefsirlerindeki bazı safsataları değil. Bunun üzerine güzel de bir makale döşenebilir aslında. Hazırda var mı yok mu bilmiyorum. Ama konu güzel. Fakat asıl eleştirim izlediğiniz yöntem konusunda. Önce kurgu yapıp yaklaşırsak iddialar yalnızca slogan haline dönüşür. Fakat mevcut şartları, birikimleri bir basamak haline getirirsek sonuca daha çok yaklaşmış oluruz. Saygılarımla... |
bir sözcük dillerarası kullanıma girdiğinde farklı anlamlar kazanmasından doğal bir şey olamaz
"Önce İbranice'de mi Arapça'da mı onu saptamak çok zor bir iş." dillerin eskiliğine bakılır kanımca ibranice için 3.300 yıl öncesi veriliyor ki bu da dillerin doğuşuna rastlar |
Sayin LEVH
Konuya sizin baktiginiz acidan bakarken aklimin zorlandigini hissediyorum.Hic bir tarafndan tutulabilir yani yok.Tum bilimsel metodlari alasagi etmekle kalmayip bir o kadar da saptirmissiniz.Bir seyi elestirmek adina (bok atmak tabirini kullanmaktan baska carem yokken beni saygisizlikla suclamayasiniz diye parantez aciyorum) tuttugunuz yerinden koparamazsiniz.Zira elinizde kalanin sizden baska kimseye yarari olamaz.Gerci size olan yarari da yalanci ego tatminidir. Ibranicede רב (rab) resh ve bet-vet harfleriyle yazilir. Bir cok anlama yuruyen bir kok kelimedir.Ama ortaya koydugu anlamlar.Ulu,buyuk ,uzun,yuce ,heybetli,sozu gecen,oldugu yerde baska birinin soz sahibi olamayacagi vs. Orneklememden de anlasilacagi gibi kelimenin asagi yukari hangi anlamlarda kullanildigi bellidr.Bunlarin yaninda haham olarak da bir anlam vardir.Ancak ,bir yahudinin hahamdan anladigi bir muslumanin hocadan anladigiyla ayni degildir.Israilde hahamlar uzerlerinde fotograflari olan kartvizit dagitirlar.Hatta buyuk posterler dagitirlar.Insanlar evlerine ,isyerlerine gonul verdikleri,yolunda yurudukleri hahamin bu resimlerini asarlar.Kartlarini ceplerinde tasirlar.Cunku o haham yilda bir kere ayinle ortaya cikarilan kutsal kitap tora sandiginin koruyucusudur.Bir haham muslumanlikta en abartili noktaya gelmis tarikat seyhinden daha ileridir.Bu hikaye uzadikca uzar.Bu yuzden adi rab dir.Rabi degil.רב diye yazilirken ibranicede okunusu rabdir.Kelimenin kokeni ise Akadca rabûm (rabi) =buyuk,ulu seklindedir.Akadcanin ibranice ve arapcadan daha eski oldugunu dusunursek daha saglikli mantik yurutebiliriz. Azerbaycanda bulundugum ilk zamanlarda Turkcede kullandigimiz sekliyle Muhabbet etmekten bahsetmistim.Beni ayipladilar.Zira muhabbet sadece bir kadinla bir erkek arasinda olabilecek bir iletisimmis.Bu kelime arapca.Ama neredeyse ayni dili konustugumuz halde farkli anlamlar yuklemisiz. Bu konuya sizin bakisinizi takip ederken, bana gore cok ciddi mantik hatalari yapmissiniz diye dusunuyorum.Sanki kendinize biraz zaman ayirip yeniden duzenlerseniz daha tutarli bir yaklasimla cogaltabilirsiniz Saygilarimla |
RABBİ gibi, aslen İbrani sözcüklerin kullanılışlarının Kuranda saymaya kalkasanız, Yüzlerce İbrani kökenli sözcükten geçemezsiniz!.
Teolojide usul, önceki sistemin incelenmesi ve kabul edilmesine dayanmaktadır. Yoksa yeni bir din ortaya koymak o denli kolay olsaydı KURAN Muhammed peygamber yaşarken bu yapılırdı. Neden yapılamadı? Teoloji önceki iki dinde var sadece Hristiyan ve Musevi yazılımları gibi. Arkadaşımızın akıl ufkumuzu açan bu yazısı bu nedenle son derecede değerli. |
Alıntı:
|
Sevgili Yavrucuğum Kurtuluş bey,
Zaten Kuranda beddualar eden bir ALLAH yok mu? 1440 yıl geçmiş, ama Müslümanlar El-Leheb suresini bugün dahi okuyorlarsa bunun açık anlamı Abdül Uzzanın ellerinin 1440 yıl da, geçse bir türlü kurutulamadığının açık delili değil mi? Münafukun suresinde Munafıkları duvara dayalı kerestelere benzeten kim? Böyle bir ALLAH sadece Muhammed peygamberin tasarladığı bir ALLAH'da görülebilir. 99 ismi olduğu söylenen ALLAH isimleri içinde, hiç bak bakalım, RABBİ diye bir ad var mı? Lütfen aklınızı iman denilen kafesten önce çıkarmalısınız ki, size söylenenleri anlamanız imkanı olsun... Sevgilerimle, |
Alıntı:
Osmanlı Rabbi kelimesini şirk olduğu için bir dönem yasaklamıştı. Demek ki tek ben değilmişim. Ama siz araştırmadan boş boş sayıklıyorsunuz! Daha önce burada yazacak arkadaşların ön yargılarından kurtularak yazmaları konusunda ikaz etmiştim. Sizi ön yargılarınızla baş başa bırakıyorum. * Arkadaşlar görüş ve iddialarınızla ilgili olarak fırsatını bulduğumda araştırmaya gireceğim. |
Alıntı:
..ateist olmadığına iddia ettiysen,o halde nesin,bak ben bağıra bağıra söylüyorum,ELHAMDULİLLAH MÜSLÜMANIM,itikatım EHLİ SÜNNET VEL CEMAAT elimde KURAN_I KERİM,dilimde HZ MUHAMMED MUSTAFA s.a.v ve kalbimde ALLAH CELLE CELALUHU,bu söylem o kadar basit,peki sen neyi gizliyorsun,birde kalkmış beni dinden cıkmakla itham ediyorsun,ben neyin insanı dinden cıkartacağını gayet iyi bilmekteyim..saygılar |
Sayn LEVH
Osmanlida RABBI kelimesinin yasaklanmasi konusuda bir bilgiye ulasamadim.Ama Rab kelimesinin , kula yonelik kullanimina bir yasaklama gelmis.Koydugunuz savin bir bilgiye ve kaynaga dayandigini aciklarsaniz memnun olurum. Siz eger bu bilgiyi kiliseden aldiysaniz sizin algiladiginiz Rab soylemindeki kutsalliga bu iddianiz bir ayricalik katamaz.Zaten Kuranin yinelenmis bir ortadogu hikayesi oldugunu Kuranin kendisi de soyluyor. |
Alıntı:
Inanciniza saygim var ancak; Cidden usul, yontem vs. konusunda akla ihtiyaciniz var. Yahudiler organize etti demek, o zaman sorun yok getirin orjinalini ortaya karsilastirma yapin. Ayni ileri surdugunuz mantikla okuyun bakalim Felak suresini. Felak'in hahami gibi bir anlam cikarabilecek misiniz? Siz Rabbi tanimini, icerik bakimindan sanirim "cami imami" ile karistirdiniz. Rabbi kavramini elestirebilmek icin once oturup peygamber kavramini ve tarih icindeki evrilme surecini hatmetmeniz gerekir. Hepten sacmalamissiniz.(kusura bakmayin baska karsiligi olan bir kelime yok, ortaya koydugunuz iddianiz ve ispatlarinizin) Esmaul Husna Kuran'da baslibasina bir sure midir ki, onu nokta aldiniz? Yanlis yerden yakalamissiniz. Veya Kuran'da Allah, bak beni bu isimle cagirmassan, dua etmessen iman eden degilsin diyor mu? Baslibasina Rahman suresi var. Onu ne yapacaksiniz? O da paganlardan gelme isim olarak!!!!? Kitabin neredeyse cogu Tanah ve Incil'den olusuyorken, islama sonradan girmistir demeniz gafletin tavan yapmis halidir. Bu arada Baruk'tan pasaj koymussunuz, ancak hristiyan alemini yekten Katolik zannetmek icin, insanin izole bir yerde yasiyor olmasi gerekir. Arastirma bolgesinde filan mi yasiyorsunuz? |
Alıntı:
|
güncelleme
|
kuranda sayısız ayette rab diyor o ne olacak ? kaldıki rab efendi demektir.
|
Alıntı:
|
Kuran'da 275 Ad. yabancı sözlük olduğu söylenir ben saymadım zaten ne Arapçayı ne de diğer dilleri bilmem ( Etiopya, Fars, Kıpti, Süryani, İbrani ) RABBİ de zaten ibranice buna itiraz cehaletten başka bir şey olmaz...
Sevgiyle.. |
Bu konuyu biraz deşmem lazım..
Şöyle kısaca yazayım,sonra bakarız.. Kuran'da Rabb veya Rab veya Rabbi veya Rabbu gibi ifadeler,kanımca ''İSA'' için kullanılmıştır..Birkaç ayetteki ''rabbunallah'' gibi ifadeleri,mealciler ''Rabbimiz Allahtır'' diye çevirmişler..Halbuki doğru çeviri ''Allah Rab'tir'' veya ''Allah'ımız Rab'tir'' veya ''Allah Rab'bimizdir'' olmalı..Kasıtlı olarak ters çeviri yapmışlar..Şöyle söyleyeyim..''İnşallah'' ifadesi ''Allah'ın izniyle'' diye çevrilir..''İzin Allah'tandır'' veya ''izin Allah'tır'' gibi çevrilmez..Rabbunallah'ta böyle çevrilmelidir.. |
Alıntı:
|
Rab İbranice'de efendi,öğretmen,lord manasında kullanılabilir nitakim hahamlara da Rabbi denir.
|
Rabbi; arâmice efendi, öğretmen anlamına geliyormuş. Arapça'ya geçince Rabb olmuş. Anlam gene aşağı-yukarı aynı. Konuyu açan arkadaş, bu kelimenin Esmâ-ül Hüsnâda olmadığını söyleyip, bu adı telaffuz ederek namaz kılanların "Şirk" içinde olduklarını iddia etmiş. Kanâ'atimce yanlış tebit. Esmâ-ül Hüsnâ da geçer mi bilemem de, geçmese bile, bu sorun olmaz. Çünki; Kur'anda "Allah ismi" olarak zikredilenler 99 sayısının çok üzerindedir. Ayrıca Rabb, isim değil, sıfattır. Kur'anda "Allah'ın ismi" diye geçen hemen bütün kelimeler, sıfattır. Diğer taratan, bir Tanrı isme neden gerek duysun ki ? İsim, yaratılmışları birbirinden ayırd etmek için kullanılır. Tevrat'ta anlatıldığına göre, Mûsâ Tanrıya "adın ne ?" diye sorduğunda, "Ben benim" cevabını alır. Tevrat içinde beni en çok etkileyen hususlardan birisi de bu cevap olmuştu.
|
Alıntı:
''Rabbimiz Allahtır'' derken Rabb 'ı Allah manasında zaten kullanıyorlar, Firavun'un "Ben sizin Rabbiniz değil miyim?" derken Allahlık iddiası güttüğünü bu yüzden de helakından dem vururlar. ''Rabbimiz Allahtır'' --> ''Allahımız Allahtır'' gibi acayip bir anlam çıkıyor ki hiç olmuyor tabi bu mana. Böyle mana vermektense hiç vermeyelim diyorlar olsa gerek. Yalnız Arabi, Rabb kelimesine mana veriyor bunun "terbiye edici, ıslah edici" anlamında olduğunu sadece ilahlıkla ilgili de olmadığını, hatta Firavun'un ilahlık iddiasında bile olmadığını, uzun uzadıya fususta değiniyor. Türkçede bile terbiye, mürebbiye aynı yerden geliyor ama mealciler RABB deyince öyle kalmışlar. Tabi insanlar da çok iyi bildiği bu kelimeyi hiç deşelememişler! Rabb = Allah. Zaten sıkıntılar da EN İYİ bilinenler de oluyor ne hikmetse. Ek: Alıntı:
|
Rabbi'nin ogretmen, uygulayici vb. anlamlara geldigi dogru. Rab ise tanriya iliskin bir isimdir diger dinlerde.Orneklemek gerekirse; Ibrahim, Yakup, Musa, Isa, Muhammed vs. birer Rabbi'dir. Fakat Rab(tanri anlaminda, tanrinin ta kendisi) degildir. Rabbi'lere iliskin, Rab tanridir. Cunku kendilerine seslenmistir veya kendilerine bir kisim gucler(!) mucizeler sergileme yetisi vermistir klasik anlayisa gore.
Kuran'da Allah,(diger kitaplardan alinti oldugu icin) ayni zamanda Rabbi anlaminda da kullanir farkina varmadan. Ornek olarak; Allah'in size ogrettigi sekilde egittiginiz av hayvanlarinin eti vs. denir. Halbuki baska ayette, Allah Ibrahim'e kusu parcalayip cesitli yerlere koymasini, sonrada cagirmasini filan ogretir. Konuyu acan arkadasin unuttugu, Esmaul Husna mottosu da hristiyanliktan alinmadir. O da(hristiyanlik) kokeni Tanah'tan alir. Yani Tanri'nin gercek adi hicbir sekilde agza alinmaz, kotu soz, kufur vb. sebepli, onun yerine farkli takma adlar(ki bu sifatlara denk duser) verilir veya dogan cocuklara filan isim seklinde verilir bu sifatlara iliskin ve bu sekilde anilir. Tanah'ta adi gecen takma isimler de ayni sekildedir. Bunlar da koken olarak Hammurabi'lere kadar filan gider. Mesela ortadogu cografyasinda hic kimse dogan cocuguna pig/domuz/Tammuz ismi koymaz, ama Aslan ismi koyar, geneli demeyeyim ama cogunluk boyledir. Veya Arabistan'da kimse cocuguna Allah ismi koymaz, ama cocuguna seslenirken sifat babinda Ya Allah'in lehce farkiyla yuvarlanip soylenisine iliskin "yallah, yallah" der. Ayni sekilde insanlar bu sekilde zikir de yapar. |
Eğer Rabbi İsa'ya referans yapıyorsa İsa İncil'de de rabbi diye anıldığı için bir nebze tutarlı olabilir ama sanmıyorum.
|
Bu arada konuyu açan arkadaş inançlı ve Müslüman'ım diyor ama Kuran'da geçen bir ifadenin Yahudi hahamı için kullanıldığını söylüyor o halde nasıl hala inançlı kalıyor?
|
Alıntı:
|
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 16:24 . |