YasasinBilim´isimli üyeden Alıntı
sevgili Levh,
muhteşem bir konuya değinmişsin.
fatiha suresindeki "alemlerin rabbi olan allah'a hamd ederiz" kısmı muhammed'in putperestlikten kalan alışkanlıklarının bir tezahürüdür.
bir ayette "o yaratanların en güzelidir" derken de, tanrılar arası rakabete kalkışıp kendi tanrısını "allah'ını" yüceltmiştir.
----
Rab kelimesine farklı bir bakış açısı olabilir mi diye düşünüyorum.
Abdülaziz Bayındır'a göre rab kelimesi efendi anlamındadır.
fetullahçıların hz. muhammed için kullandıkları "kâinatın efendisi" yakıştırmasını eleştirirken "rabbül alemin" anlamına geldiğine vurgu yapmaktadır.
acaba rab kelimesini "efendi" olarak düşündüğümüzde yine mantıksız bir durum oluşuyor mu?
not: namazdaki rükû ve secde putların karşısında yapılan bir figürdür. mekke müşrikleri de bu figürlerle namaz kılmaktaydılar. british museum'da (ingiliz kraliyet müzesinde) sümerler'den kalma namaz kılan kadın heykeli vardır. bu heykelde kadın iki elini göğüslerinin üzerine bağlamış ve yere doğru bakmaktadır. tıpkı günümüzde kılınan namaz figürü gibi (kıyamdı galiba).
alak suresinde cebrail muhammed'e "oku" dediğinde "ben okuma bilmem ki" demiştir.
ama "salat et (namaz kıl)" dediğinde ise "ben namaz nasıl kılınır bilmem ki" dememiştir.
saygılar...
(başlık için tekrar teşekkürler)
|
Muhterem frodo,
Bir reddiyeci olmadığımdan, belli noktalarda duraklayıp daha ileri gitmeyi istemiyorum, umarım bunu anlayışla karşılarsınız. Ancak konuyu açıklığa kavuşturmak açısından kendimce işi son haddesine kadar da zorlayacağımı bilmenizi isterim. Bu niyetimi de, sizin de takdir ettiğiniz üzere başlıkta ortaya koydum. Sonuçta hakikat neyse onu aramalı ve bulmalıyız. Benim inancıma göre de Allah korkakları değil, cesurca sorgulayanları sever. Bunda zaman zaman farklı felsefelere de girebilirim. Sonuçta bu dünya hayatında yanlış diye bir şey olduğuna inanmıyorum. Herkesin kendi doğruları var ve insanları yaşadıkları yönlendiriyor. Ortada bir hata varsa, bunu ortaya koymak lazım, neye mal olursa da olsun.
Sorunuza dönersek,
Eğer "Rab" kelimesini efendi olarak düşünürsek,
Elhamdulillahi rab bil alemiyn dediğimizde, alemlerin efendisi olan Allaha hamdolsun demiş oluruz ki yine, efendi kelimesi, yani zaten Rab kelimesi esmaul hüsnada bulunmayan bir kelime olması itibariyle Allah ismini niteleyemez, Allah ismi burada yeterlidir. Efendi kelimesi onu küçültür.
Biz insanlara da bey-efendi diye hitap edebiliyoruz ama bey-Allah diye hitap edemeyiz, Allah ismine hakaret anlamı taşır. Ancak, insanlar, anlamı gizlenmiş Rab kelimesi ile farkında olmadan kendi ilahlarına hakaret etmiş oluyor.
rab kim? Sarı çizmeli mehmet ağa. Allah kim, Allah= Allah. o halde, zaten bilinen birisini, bilinmeyenle tanımlayıp kendi kendimize anlamsızlaştırıyoruz.
Kanaatimce bu iş yahudilerin bir oyunudur.
Ve bu oyunu öyle sahnelemişler ki, kuranın toplanması aşamasında devreye girmişler. Şöyle ki;
Alak suresi;
"oku" emri ile başlar ve insanı niteler. Aslında, bir kitaba "oku" emri ile başlanması mantıklıdır ve zaten ilk inen ayettir. Ancak, bu işi yapanlar, yani Rab kelimesini kuranın içine sokuşturanlar, bunda zirve yaptıkları sureyi başa alarak, bu başarılarını taçlandırmışlar, ilk sure olmayan fatiha suresini başa alarak her müslümanın daha kuran okumaya başlar başlamaz şirke girmesini sağlamıştır.
Yani bir hafız kuran okuyup hatim edecek; daha hiç sevap yazılmamışken daha ilk ayette "elhamdulillahil rabbil alemin" demek suretiyle şirke girdiği için okuduğu geri kalan surelerin hiç bir anlamı kalmamaktadır. Oysa ki başta alak suresi bulunsaydı, en azından içinde şirk bulunmadığı için sevap kazanmaları mümkün olacaktı.
ve bunu başaran zihniyet yine öyle bir başarı sağlamış ki;
şirk olan fatiha suresini namazdaki tüm rekatlara koymuş.
Namazdaki istisnasız tüm rekatlarda fatiha suresi geçer. Geri kalan her şey değişir ama fatiha değişmez. Bu nedenle, biraz önce anlattığımız gibi, "rüku ve secdedeki tesbihlerde subhanel aziym ve subhanel ala" yerine "sübhane -rabbiyel- aziym ve subhane -rabbiyel- ala" dedirtmek suretiyle geçersiz yaptıkları gibi, tüm kıyamları da iptal etmişlerdir. Dolayısıyla namazın hiç bir rüknü sevap kazandırır nitelikte değildir.
Daha önce değinmediğimiz tahiyyat oturuşunu da çürüterek namazı nasıl tamamen çürüttüklerini gözler önüne serip bu araştırmamın bugünkü kısmını sonlandırmak istiyorum.
İstisnasız tüm namazların son rekat oturuşunda tahiyyat ve allahumme lerden sonra "Rabbena" duaları okunur.
Rabbena atine dediğinizde, Allahım ver demiş olursunuz, Aslında bunun "Allahumme atina" şeklinde söylenmesi de mümkünken, yine tanımsız olan bu kelime sokuşturularak, böylece otururken alınacak sevap da uçurulmuş oluyor. "Rab bana ver". rab kim? Sarı çizmeli mehmet ağa !
Tahiyyat oturuşu da iptal !