![]() |
Çekim Yasası Paradoksları
ÇEKİM YASASI PARADOKSLARI Çekim yasasında gerçeklik payı olduğuna inanıyorum. Ancak bu argümanın bazı paradokslara yol açtığını düşünüyorum. Bunları başka forumlarda da dile getirmiştim. Bu konu hakkındaki topladığım bilgileri burada sizlerle paylaşmak istiyorum. Şimdi bu tenakuzlara değinelim. Çekim yasası içtenlikle imgelediğimiz şeylerin realize olması olarak özetlenebilir. Eğer bir şeyi yeterince istersek ve ona zaten sahip olduğumuz psikolojisi içine girersek isteğimizi tezahür ettireceğimizi söyler. Düşünce+Duygu=Çekim şeklinde formüle edilebilir. Secret formülatörleri bunun evrensel bir yasa olduğunu, her zaman ve her yerde geçerli olduğunu iddia ederler. Ancak çekim yasasının bu ünlü kuralını hayatlarında uyguladıkları halde vaat edilen durumları kendilerine çekmeyen sayısız örnek vardır. Aktörler/Sinema Oyuncuları Örneğin aktörleri ve sinema oyuncularını düşünün. Sinema oyuncuları pek çok karakteri canlandırırlar. Bunlardan bazıları sıradan insanlardır, bazıları şiddete maruz kalan ve hastalık kurbanı iyi insanlardır, bazıları ise kendi çıkarları için başkalarını harcayan psikopat karakterlerdir. Bir rolde ustalaşmak için bazen işi o kadar ileriye götürürler ki oynadıkları karakterin yaşamına yoğun bir şekilde dalarlar ve (fiziksel taklitin ötesinde) oynadıkları karakter gibi düşünmeyi ve hissetmeyi öğrenirler. Son olarak o karaktermiş gibi davranırlar. Eğer çekim yasası evrensel bir kanunsa aktörlerin canlandırdıkları karakterin hayat şartlarını kendilerine çekmeleri gerekmez mi? The Secret belgeselinde yer alan James Ray'e göre duygu, düşünce ve davranış kombinasyonunun Çekim Yasası'nı çalıştırmayı kesinleştirmesi gerekir. Aktörlerin yaptığı da bu değil mi? Sinema oyuncularının sadece rol yaptığı ve oynadıkları karakter haline gelmeyi amaçlamadıkları fikri çekim yasası açısından bir fark yaratmamalıdır. Çünkü çekim yasası formülatörlerine göre duygu, düşünce ve davranışlarınız tam bir uyum içindeyse çekim garantilemiş demektir. Aktörlerin bir role hazırlanma süreçlerinin ne kadar yoğun olduğu dikkate alınırsa çekim yasası gereği oynamaya konsantre oldukları karakterin hayat şartlarını kendilerine çekmeleri gerekir. Çekim Yasası öğretmenlerinden biri olan James Ray’in sözlerinde bu durum açıkça ifade edilir: Alıntı:
Alıntı:
Hipokondriyaklar (hastalık hastaları) Bir diğer örnek hastalık hastaları (hipokondriyaklar). Bu paranoyak kişiler gerçekten hastalığı düşünürler. Yakalandıklarını hayal ettikleri hastalığa yakalanmış gibi davranırlar. Kendileri için hastalıkları bir gerçektir ve kesin olarak inanırlar. Duyguları, düşünceleri, inançları ve davranışları “tam bir uyum içinde” olmasına rağmen odaklandıkları korkunç hastalıkları hayatlarına çekmezler ve fiziksel olarak sağlıklıdırlar. Alıntı:
Ülkemizde en sık görüleni aldatılma sanrısıdır. Bu sanrıya sahip kişiler eşlerine hayatı cehenneme çevirirler ve cinayet dahi işleyebilirler. Bu paranoyak kişiler işledikleri suçlardan dolayı TCK'nın 46. maddesine göre mes'ul değildirler. Zira muhakemeleri bozuktur. Sanrılı kişilerin vizualize ve imajine ettikleri durumları çekememeleri çekim yasası açısından çok önemli bir problem oluşturmaz mı? Büyüklük Sanrıları Yaşayan Kimseler Paranoid bozuklukların bir başka çeşidi de megalomanik sanrılardır. Bu kişilerin bazılarında mesih veya peygamber olduğu biçiminde mistik sanrılar ortaya çıkar. Kendilerinin Tanrı tarafından seçilmiş özel kişiler olduklarına inanırlar. Evrenle ilgili herkesin bilmediği bir takım sırlara vakıf olduklarına, gelecekten haber aldıklarına, farklı boyutları algıladıklarına, doğa ötesi güçlerle temas kurduklarına inanırlar. Çeşitli garip dinsel seremoniler düzenlerler ve bu ritüeller esnasında gerçeklikle tüm irtibatlarını kaybederler. Bu vecd ve trans halleri sırasında peygamberle, cinlerle veya ruhlarla konuştuklarına inanırlar. Özellikle Nazi subayları, Satanistler, Thule Derneği gibi ruhçu ve pagan tarikatların mensupları arasında bu tür mistik sanrılar yaşayan kişilere sıkça rastlanır. Sanki tüm dünya kendisi etrafında dönüyor, tüm evren kendisine yardım ediyor gibi bir hisse kapılır. Telkine açık bir takım saf kişileri de etkisi altına alabilir. Böylelikle bir "toplumsal paranoya" oluşturarak geniş çaplı organizasyonlar düzenleyebilirler. Ancak bu kişiler mesihsel bir krallığı veya peygambersel bir pozisyonu kendilerine çekmezler. Bunların çoğu genellikle bir psikiyatri servisine teslim edilirler. Bazıları ise peşinden giden milyonlarca mürid bulur. Ancak yine de dediğim gibi bu kişilerin hiçbir sanrısı gerçek olmaz. Ve bu durum inanç eksikliğinden KAYNAKLANMAZ. Çünkü bu kişilerin mistik hezeyanlarla adeta beyni yıkanmıştır. Bence Çekim Yasası’ndaki çelişkilerden biri de budur. Kanser Araştırmacıları Bir başka örneğimiz tıbbi araştırmalar yapan hekimler. Dünyanın dört bir yanındaki tıp araştırmacıları çeşitli hastalıkların tanı ve tedavisi ve diğer tıbbi durumlar üzerine –tabiri caizse- kafa yoruyor, daha iyi tedavi yöntemleri bulmak için deneyler ve gözlemler yapıyorlar (hatta bu araştırmalardan elde edilen bulgular öylesine devasa boyutlara ulaştı ki son yüzyıl içinde ortalama insan ömrü neredeyse ikiye katlandı). Yani Secret mantığıyla bakacak olursak “hastalıklara odaklanıyorlar” ve onları vizualize ediyorlar. Ancak tıbbi durumları araştıranlar onlarca kanser türünü vizualize etmelerine rağmen herhangi bir hastalığı kendilerine çekmezler. "Ama onlar tedavi etmeyi düşünüyorlar" diyebilirsiniz. Fakat herkesin bildiği gibi olumlama tekniklerinde (cümle anlamca olumlu olsa da) olumsuzluğu çağrıştıran kelimeler kullanmaktan ısrarla kaçınılır. "Yoksul olmak istemiyorum" yerine "zenginim, zenginliğe sahibim." "Hasta olmuyorum" yerine "sağlık içindeyim" gibi. Bunlar oldukça yararlı tavsiyeler tabi ki. Benim vurgulamak istediğim nokta kanser araştırmacılarının her ne kadar enfeksiyonların, kanserlerin ve diğer organik kusurların tanı ve tedavisi üzerinde düşünseler de bunları neden kendilerine çekmedikleridir? Konuyla ilgili bir başka detaya daha dikkat çekmek istiyorum: Bilim insanları nükleer kazalar sonucu ortaya çıkan yüksek radyasyondan etkilenmiş ve mutasyona uğramış pek çok canlı üzerinde araştırma ve gözlem yapıyor. Bildiğiniz gibi bu mutant canlılar üzerinde pek çok anormal durumlar ortaya çıkar. Hatta bilimciler mikrobiyolojik analizler için bu mutant canlılardan alınan DNA nümunelerini elektron mikroskobu altında gözlemleyerek hasarlı genleri tespit etmeye çalışırlar. Biyokimya ve genetik biliminden yararlanarak bu hasarları düzeltmeye yarayacak kimyasal ilaçlar ve çeşitli ameliyat yöntemleri geliştirilir. Ancak bilim insanlarından neredeyse hiçbirinin başına nükleer bir kaza gelmez. Çekim Yasası üstadlarının sözlerinde de neye karşı koyarsak o şeyi kendimize çekeceğimiz ısrarla vurgulanır: Spiritual ve kişisel gelişim konularında yazan Lisa Nichols şöyle diyor: Alıntı:
The Secret'ta yer alan bir başka alıntı: Alıntı:
Alıntı:
Alıntı:
Alıntı:
Çoğu insan uçmaktan korkar, ancak bir uçak kazasında ÖLMEZ. Pek çok kişi örümceklerden korkar, ancak bir örümceğin ısırığıyla HAYATINI KAYBETMEZ. Birçok kişi yükseklikten korkar ancak bir uçurumdan aşağı düşerek ÖLMEZ. Bilinçaltlarında bu tür korkular yer almasına rağmen bunları hayatlarına çekmeyen pek çok örnek var. Oysaki The Secret'ta tüm hayatımızın Çekim Yasası tarafından şekillendirildiği iddia ediliyor: Alıntı:
|
"Cekim yasasi", "the secret"...vs konularin, benim bildigim, arastirdigim, okudugum kadim hicbir spirituel ya da mistik gelenekte ve felsefede yeri yoktur, gercek ruhsallikla da uzaktan ya da yakindan alakasi yoktur...Bunlar son zamanlarda (ozellikle son 20-25 yilda) ortaya cikmis, duygulari ve umutlari somurerek "cepleri doldurma" yasasini kesfedip icra eden cesitli sarlatanlarin insanlari kandirmasindan ibarettir.
Bu sacmalik, tamamen bir pollyannaciliktan ibarettir, gerceklerden ve gercekcilikten ayrica mantiktan da cok uzaktir. Gercek olan sey, istemenin azmi getirdigi, azmin de cesitli sekillerde, dogal olarak, basariya goturebilecegidir. Bunda hic "olaganustu" bir sey de yoktur, gayet siradan bir durumdur. Bir seyi cok istersiniz, hayal edersiniz, calisirsiniz, azmedersiniz o yolda caba harcarsiniz ve istediginiz seyin gerceklesme olasiligini belki %10`dan %60-70`e cikarirsiniz ornegin. Bunda herhangi bir "giz" "secret" ya da bir olaganustuluk yoktur. Bu cercevenin disinda soylenenler ise sacmaliktan ve sarlatanliktan ibarettir. Su secretcilere sormak lazim, Afrika`da her gun acliktan olen o kadar cocuga ne onerirsiniz? Herkes Burger King`ten triple Whopper menu hayal etmeyi, "imgelemeyi"(!) ogrenirse acligi bitirebilir miyiz(!)? Gerci onlar bir dilim ekmegi bile, hepinizin hayal gucunden daha fazla sekilde hayal ediyorlar. |
Alıntı:
Alıntı:
Yani Secretçılar kitlesel felaketleri böyle anti-hümanistik ve son derece irrasyonel bir bakış açısıyla yorumluyorlar. Amerikalı yazar ve beden dili uzmanı Kevin Hogan, Rhonda Byrne’nin bu konudaki görüşlerini şöyle kritize ediyor: Alıntı:
|
Alıntı:
"Soykirim" katillerin sucu degil, cocuklarin sucuymus! Tecavuz, tecavuzcunun degil tecavuze ugrayanin sucuymus! kendisi sefa pe...engi bir sarlatan oldugu icin bu kadar rahat. Su Rhonda`nin kendi ailesinin ya da kendisinin basina bir seyler gelsin bakalim bir, cok merak ediyorum acaba ayni seyleri soyleyecek mi yine? Ayrica koca dunyada Rhonda`nin iddia ettigi gibi, olumsuz tek bir dusunce grubuna ya da kelimelere sahip olmayip yine de tecavuze yahut baska bir zarara ugrayan biri bulunsa, sadece bir tane bile bulunsa, bu zirva zaten parcalanir gider. Ki ben, olumsuz tek bir dusunceye sahip olmayan, hayat dolu son derece pozitif, herkese enerji yayan bazi yakinlarimin kanserden oldugune sahit oldum ve kimse onlarin, iclerinde bir yerde, son derece karamsar ve olumsuz dusunen ama saglikli rahat yasayan insanlardan daha fazla "olumsuz" dusunce tasidigina ikna edemez beni. Halk bu kadar saf ve malesef cahil oldugu surece, bu tip sarlatanlar cepleri doldurup sefa pe...engi haline gelmeye devam edecekler ve bu tip zirvalari agizlarindan duymaya devam edecegiz. |
Alıntı:
|
Einstein ve Buda Çekim Yasası'na inanıyor muydu?
Bildiğiniz The Secretçılar Çekim Yasası'nı pek çok ünlü ve başarılı insanın uyguladığını öne sürerler.
Bununla ilgili bir konuyu psikoterapist peder Bob Beverley'in tespitlerinden yararlanarak bir yazımda incelemiştim: The Secret'taki Bağlam Dışı Alıntılar ve Referans Eksikliği Sonuç olarak ortada bariz bir referans eksikliği ve bağlamından koparılmış alıntılar var. Bu topicde ise Einstein ve Buda hakkındaki iddiayı incelemek istiyorum. The Secretçılar Einstein'in şu sözlerini SIRRA inandığına delil olarak gösteriyor: "Your imagination is your preview of life's coming attractions." "Hayal gücü her şeydir. Sizi bekleyen güzelliklerin önizlemesi gibidir." "Imagination is more important than knowledge." "Hayal gücü bilgiden daha önemlidir." “Eğer düşüncelerimizi görebilseydik, onların beynimizin önünden çıkıp, arkadan yine bize döndüğünü de görecektik.” (Şahsen İngilizce kaynaklarda bu sözü bulamadım. Nil Gün'ün ve diğer yerli Çekim Yasası yazarlarının kitaplarında bu söz aktarılıyor.) Buddha'dan ise şöyle bir söz aktarılıyor: "All that we are is the result of what we have thought." “Olduğumuz her şey düşüncelerimizin sonucudur” Bu alıntılar her ne kadar hayal gücünün önemini vurgulasalar da onların SIRRA inandıkları yönünde net bir fikir vermiyor ve bunların bağlam dışı alıntı olabileceğinden şüpheleniyorum. Einstein'in panteist olduğunu ve Budizm'e sempati duyduğunu biliyorum. Bunu şu sözlerinden okuyabiliriz: Alıntı:
|
Alıntı:
Alıntı:
Ilgili soz ise contextinden koparilmis, cimbizlanmis ve saptirilmis bir sozdur, Buddhizm`in "B`sini bilmeyenler tarafindan soylenmistir. O soz, Pali Kanon`un icinde Dhammapada isminde bir metinde gecer. Orijinali sudur: 1. Mind precedes all mental states. Mind is their chief; they are all mind-wrought. If with an impure mind a person speaks or acts suffering follows him like the wheel that follows the foot of the ox. 2. Mind precedes all mental states. Mind is their chief; they are all mind-wrought. If with a pure mind a person speaks or acts happiness follows him like his never-departing shadow. Ayetlerin orijinali yukardakidir. Ama batili Max Muller, bu ayetleri su sekilde cevirmistir: "All that we are is the result of what we have thought: it is founded on our thoughts, it is made up of our thoughts. If a man speaks or acts with an evil thought, pain follows him, as the wheel follows the foot of the ox that draws the carriage... If a man speaks or acts with a pure thought, happiness follows him, like a shadow that never leaves him." Ceviri ne olursa olsun, ayetlerde zihnin basimiza gelen her olayin nedeni oldugu soylenmekte. Eger saf olmayan bir zihin ile hareket edersek aci bizi izler denmekte, ya da tam tersi. Pali Kanon`u biraz okumus, Buddhizm`i biraz bilen herhangi bir insanin, bu ayetlerin etki-tepki(karma) yasasina gonderme yaptigini bilir. Zira Pali Kanon`daki pek cok acik ayet, karma yasasina isaret eder. Yani basimiza gelen iyi ya da kotu hicbir sey tesadufi degildir. Her sey, kendi dusuncelerimizin, davranislarimizin hareketlerimizin sonucudur. Hem bu hayatta hem de oncekilerinde yapilanlar, sonraki hayatlari sekillendirir. Bunun "secret" ile uzaktan yakindan alakasi yoktur. Zira gecmis yasamlardan getirilen etki-tepki gucluyse, isterseniz bir seyi en mukemmel sekilde omur boyu "imgeleyin" o sey gerceklesmez. Zaten karma yasasina gore aslolan "imgelemek, hayal etmek" degil, kotu tepkilere neden olmayacak sekilde dusunceler (kotu olmayan) gelistirmek, o sekilde davranislarda ve eylemlerde bulunmaktir ya da bunlari en aza indirgeyerek karmayi az uretmektir. Karma felsefesi, "hayal edin imgeleyin o seyi cepte bilin" "hayal edin imgeleyin basaramayacaginiz bir sey yok" seklindeki fikirlerle taban tabana zittir. |
Alıntı:
Sevgili firatb84; Eger karmaya gore insanin basina gelen hersey, dusunce ve davranisin sonucu ise, ornegin bu anlayisa(karma) gore, sayet onceki yasamlarda(dusunce ve davranislar sonucu) olan bitenler, sonraki yasami sekillendiriyorsa; Afrika'daki aclar kendi dusunceleri ve davranislari(veya onceki yasamlarindakiler) sonucu mu bu durumdadir? Mesela karma inanci onlarin durumunu nasil tanimlar? Karma'ya iliskin ne yapmis olsalardi, bugun bu durumda olmayacaklardi? |
Alıntı:
Afrika`daki aclarin basina gelenler Buddhizm`e gore "tesaduf" olamayacagina gore ya da Buddhizm`de, cesitli insanlara dogustan keyfi bicimde aclik verip cesitli insanlara zenginlik veren, aklinca "sinav yapan" bir Tanri inanci olmadigina gore, etki tepki yasasi geregi onceki yasantilardan gelen karmik birikimler sonucu bu durumda olmalidirlar. Durumlari, karmik temizlenme de saglamaktadir yani birikim "enerjileri" aciga cikmis ve tukenmistir. Ama bu durum her zaman olumsuz karsilanmaz, belki binlerce yasamda azar azar biriken kotu dedigimiz tepkilere neden olan birikimler, azar azar degil tek bir yasamda birden ortaya cikmistir ve bu durumla sonuclanmistir sonraki yasamlarda ise negatif birikimleri yavas yavas aciga cikan insanlardan cok daha iyi bir hayat sureceklerdir. Burada dikkat edilmesi gereken sey, karmanin bir ceza olmadigidir. Hatta iyi ya da kotu kavramlari bile gorecelidir. Afrika gibi ekstrem ornekleri birakirsak, ornegin cok yoksul olan biri, cok zengin ve rahat yasayan baska birinden daha mutlu olabilir "aydinlanmaya" daha yakin da olabilir. Afrika`daki insanlar oyle olmayi "hakettikleri" icin oyle degildirler, binlerce belki cok daha fazla belki sonsuz yasamdan beri biriken karmik birikimlerin birden aciga cikmasindan dolayi oyledirler yani karma, bir iradenin yasasi degildir, mekanik doga yasasi gibi bir yasa olarak dusunulur. Denize yuzme bilmeden giren ve bogulup olen biri icin "hakkettigi icin oyle oldu" diyemeyiz, etki (yuzme bilmeden denize girme) tepkiye (bogulup olme) neden oldu deriz. Karma da benzer mantiktadir. Alıntı:
|
Alıntı:
Nasil dusunuyor ve davraniyorsaniz, sonuc oyle olur diyor. Yani bir bilincli nedensellik mevcut. Diger arkadasin koydugu kaynaklara bakarsak boyle duruyor zira. Onda da iyi/kotu goreceli gibi bir durum olusuyor. ------------------------------------------------------------------------ "Çekim Yasası, bir şeyi iyi yada kötü olarak algılamanıza veya bir şeyi isteyip istemediğinize aldırmaz: sadece düşüncelerinize karşılık verir." -Bob Doyle. "Birçok kişi borçlarından kurtulmak istiyor. Bu onları sonsuza dek borç içinde bırakıyor. Düşündüğünüz şeyi kendinize çekersiniz. Ama borçtan kurtulduğunuzu düşündüğünüzü söyleyebilirsiniz. Borçtan kurtulmayı veya borca girmeyi düşünmeniz önemli değildir. Borcu düşünürseniz borcu çekersiniz." -Bob Proctor Yaniliyor muyum? |
Alıntı:
|
Alıntı:
Guzel soyluyorsunuz ama, imgelemek, hayal etmek de dusuncenin bir parcasidir. Cunku bilincli sekilde bir dusunce gelistiriyorsunuz her ikisinde de. Mesela basit ornek oturup meditasyon yapilmasi gibi. Anlatiminiza gore bu kapiya cikiyor karma'ya iliskin.. |
O halde sunu sorayim size. Ornegin:
"Cantanizda 1 milyon dolar oldugunu imgeleyin ve ona gore davranin yani tipki bir deli gibi cantanizda servet varmiscasina davranin fakat hic fire vermeyin muthis bir sekilde imgeleyin ileriki aylarda veya yillarda maddi acidan hatri sayilir artislar olmaya baslayacak" Bu dusunceyle "Zengin olacakmiscasina davranin. Ornegin, cok para kazandiracak, cok kisinin de bilmedigi bilgiler edinin ve bu bilgilerinizi istisnai seviyeye ulasincaya kadar gelistirin. Bu bilgileri kullanmayi gerektiren meslek sahibi olmaya calisin, bu yolda davranin, hayal edin imgeleyin, bu bilgileri de kullanmayi gerektiren islere basvurup yukselmeye baslayin.. Goreceksiniz, aylar ya da birkac yil icinde zengin olacaksiniz" Bu dusunce ayni midir? Ikisinde de gorunurde "neden-sonuc" var, ikisinde de davranis var imgeleme var hayal var simdi bunlari ayni kefeye koyabilir miyiz? |
Alıntı:
Sonucta bir tesaduf soz konusu degil, planli bir dusunce soz konusu. O sekle donecek dusunceleriniz ve davranislariniz. Yoksa oyle demis, boyle demis bir farki yok. Her iki ogretide de mantik bellidir. Zira o sekilde imgelemistir, dusuncesini yonlendirmistir, kendisini oyle hissetmektedir. |
O halde itirazim yok... Yukarda yazdigim iki dusunceyi ayni kefeye koyabiliyorsaniz, karma ile secret i de ayni kefeye koyabilirsiniz. Bakis acisi... Ama ben asla ayni kefeye koyamam, bence bu iki dusunce taban tabana zittir. Zaten Buddhistler de Secret`e "sacmalik" der.
|
Alıntı:
Zaten ayni kokenden besleniyorlar, ayni kefede pekala degerlendirilebilir. Bugunun new age akimlari eski kokenden beslenir. Bu o kadar acik ki... Karmik temizlikler, olumlamalar, sunlar bunlar bunlarin hepsi ayni mantikta sunulur. Hayal et, dusun, oyle davran. Sonuc olarak, hayal etme, imgeleme, dusunce uzerine kurguludur bu tur inanclar. Yoksa biri daha edebi yazmis, biri populer sekilde vurucu yaklasmis cumlelerde arada fark yok yani. Sonucta sunulan bir bedel soz konusu, bak mesela ne dediniz yukarda; "Zira gecmis yasamlardan getirilen etki-tepki gucluyse, isterseniz bir seyi en mukemmel sekilde omur boyu "imgeleyin" o sey gerceklesmez. Zaten karma yasasina gore aslolan "imgelemek, hayal etmek" degil, kotu tepkilere neden olmayacak sekilde dusunceler (kotu olmayan) gelistirmek, o sekilde davranislarda ve eylemlerde bulunmaktir ya da bunlari en aza indirgeyerek karmayi az uretmektir." Kotu tepkilere neden olacak dusunceleri gelistirmemek icin de, iyi dusunceler gelistirmek durumundasinizdir. Bunun icin de hayal etmeniz ve imgelemeniz gerekir yine dusuncenin parcasi olarak. Ha bu para olur, bolluk olur, hastalik olur vs. olur farketmez. Etki-tepki'den bahsediyorsak orada bir cekim soz konusudur zaten. Cekmese tepki olusmaz zira mantiken. Dinlerin icerigindeki inanclara bakacak olursak, bircogu otekine "sacmalik" der zaten, bu degismez bir klasiktir. |
O halde, ornegin bilimdeki quantum ile sarlatanlarin "quantum"unu da ayni kefeye koyabiliriz. Zira ikisi de ayni kaynaktan besleniyor. Hatta sarlatanlarin cesitli quantum kitaplarini okursaniz, bilimsel kitaplarda anlatilan quantum ile cok fazla ortak yon de bulabilirsiniz. Bu ikisi arasindaki benzerlikler, sizin yukarda karma ile secret arasinda buldugunuz benzerliklerden kat be kat fazla. :) O halde "sonucta" ikisi de aynidir diyebiliriz. :)
Alıntı:
Alıntı:
|
Karma Yasası hakkında detaylı bir araştırmam yok. Ama sizin bahsettiğiniz karma (etki tepki) yasasıyla Çekim Yasası'nı sentezleyen spiritualist akımlar var.
Bu akımlar hakkında ne düşünüyorsunuz? Mesela Türkçe kaynak olarak Reiki üstadı Berna Özcan Demir'in blogunda Çekim Yasası'yla birlikte 10 tane yasadan söz edilir. Bunları listelersek: Teklik Yasası Titreşim Yasası Çekim Yasası Denklik Yasası Neden-Sonuç Yasası Geri Dönüş Yasası Görecelilik Yasası Dönüşüm Yasası Polarite Yasası Ritm Yasası Detaylı bilgi için: http://www.bernaozcandemir.com/ Ayrıca aralarında The Secret yazarlarından Joe Vitale, Bob Proctor ve Jack Canfield’in de bulunduğu The Meta Secret kitabında da benzer yasalardan söz ediliyor. Bu kitapta evrenin diğer yasalarıyla uyum içinde olarak Çekim Yasası'nın çalıştırılabileceğinden söz ediliyor. |
Alıntı:
Bilim bolumumuzde elestiriyoruz zaten yeri geldiginde. Goz atabilirsiniz. |
Alıntı:
Reikiyi de cep doldurmak icin uydurulmus bir olgu olarak goruyorum. Dolayisiyla "reiki ustalari" da benim gozumde sarlatandirlar. |
Alıntı:
Sizin tanidiginiz, bildiginiz budist veya hindu benimsemiyor olabilir Secret adi altinda. Ama uygulamalar ayni koken olarak. Mesela meditasyon yapildiginda ne imgeleniyor? Cakralar niye temizleniyor? Karmik iliskiler ile bunun bir ilgisi var mi? Bunlar yapilirken neler imgeleniyor? Ne amacla yapiliyor? Bu rituellerin hepsi bir odaklanma iceriyor, gerek imgesel olarak, gerek dusunsel olarak. Siz kendi sahsinizda farkli dusunuyor olabilirsiniz, ama bu o dinlere iliskin varolan rituellerin varligini degistirmiyor. |
Uygulamalar ayni falan degil. Meditasyon yapildiginda da bir sey imgelenmez, en azindan secret mantigindaki gibi imgelenmez. Meditasyon turleri vardir ve bunlar nefes egzersizleriyle su ana odaklanmayi, konsantrasyon seviyesini artirip icteki gizli tanigi/rigpayi/atmani...vs daha net sekilde deneyimlemeyi hedefler. Bu amactan baska bir sey imgeleyip o seye ulasmak hedeflenmez. Zaten maddi seyler veya benzerlerini istemek Buddhizm`in ve Hinduizm`in ruhuna da aykiridir. Birakalim maddi seyleri, manevi seyler bile istenmez, bir seye ulasilmaya "calisilmaz" wu wei mantiginda oldugu gibi, o sey kendiliginden gelir. Bunun icin ozellikle bir sey "yapilmaz" icteki sessiz kisiliksiz tanigi hissetmek de, bir seye ulasma maksadi degil hayati daha iyi bir bicimde anlamlandirma maksadi guder.
Cakra temizlenmesi kavrami da New Age sacmaliklarindan biridir o ayri konu. Karmik iliskiler ile bunun ilgisi yok, karma sadece etki tepki yasasinin daha genel anlasilan bir halidir ve secret ile ilgisi onceki sayfada verdigim iki alakasiz ornekten daha fazla degildir. Bu ritueller "odaklanma" iceriyor ama neye odaklanma? Bu kadar yuzeysel bakilirsa alakasiz her seyin birbiriyle aslimda ayni oldugu dahi iddia edilebilir. Hatta ateizm ile islamin ayni oldugu bile iddia edilebilir bu mantiktan gidersek. :) |
Alıntı:
Sevgili firatb84; Su asagidaki tanim yanlis mi? Biz mi yanlis biliyoruz? Bu secret'a inanan insanlarin tamami para icin inanmiyor ki!? Saglik vs. bu tur seyler icin de inananlar var. Karma; hem fiziksel hem de zihinsel her türlü eylemin sonuçlarının kaçınılmaz olduğunu ifade eder; düşündüğümüz her şey ya da yaptığımız her eylemin sonuçlarının, bizi bu yaşamımızda ya da sonraki yaşamımızda etkileyeceğini söyleyen bir kuraldır. Yani; gerçekleştirmiş olduğumuz, fiziksel ya da zihinsel her türlü eylemin etkilerini şu anki gerçek yaşam içinde görmesek bile, bir sonraki yaşamımızda bu etkiler mutlaka kendini gösterecektir. Hint dinlerindeki Karma öğretisi, “yeniden doğuş” inanışı olan Samsara ile bağlantılıdır. Sebep –sonuç (etki-tepki) ilkesinin geçerliliği ruh var oldukça devam eder. Hinduizm, Budizm ve Jainizm‘de Karma; herhangi bir eyleminin veya düşüncenin sonucunun, her şekilde sadece o kişiyi etkilediğini ifade eder. Karmik iliskilerle nasil ilgisi olmaz? Gecmis yasamlar soz konusu bura anlatilana gore.. Burada bir cekim, bir bag, bir etki- tepki bariz sekilde var. Yani sizin etki-tepki dediginiz, secret'a inananlar icin de cekim'dir. Bu baglamda inanc bakimindan arada bir fark yoktur temel ogreti unsuru bakimindan. Bakin mesela yukarda tarif ettiginiz meditasyon, bir amac dahilinde yapilir bir getirisi olduguna inanilir. Zaten soylemissiniz konsantrasyon seviyesini arttirmak demissiniz. Odaklanmak icin de yine imgelemektesiniz. Yani sadece nefes alistirmasi deyip gecemezsiniz. Sadece nefes egzersizi olmus olsaydi, cok basit sekilde spor yapip bunu giderebilirsiniz. Ancak bu konsantrasyonun arttirilmasi, sizin icin bir aracidir, ama belli bir amac dahilindedir, o inanca iliskin. Cunku temel ogretinin bir parcasidir. Secret'ta da bunun aynisi, belki kisiler oturup meditasyon yapmiyor, ama buna odaklaniyor yine de.. Cunku butun evrenle hareket ettigini, evrenin onun dinledigini, duydugunu vs. gibi seylere inaniyor. Maddi seyler istenmiyor olsaydi, Kast sistemi olur muydu? :) http://tr.wikipedia.org/wiki/Kast_sistemi |
Tartismanin dongusel nitelige burunmemesi icin ayni konulara tekrar tekrar girmeyecegim. Yukrda yazdiginiz, degindiginiz konulara onceki mesajlarimda son derece ayrintili bir sekilde yanit verdigime inaniyorum. Tekrar tekrar ayni seyleri baska sozcuklerle ve orneklerle anlatmaya hevesim ve istegim yok. Onun yerine yeni yazdiginiz seylere deginmek istiyorum. Wikipedia`da gosterdiginiz maddelerin cogunu (baris08 nickiyle) ben yazdim ancak zamanla degistirilip bozuldu yazdiklarim. Karman corman hale getirdiler ben de bu nedenle vikipedide yazmayi biraktim.
Kast sisteminin karma felsefesinin baslangiciyla ilgisi yoktur, felsefi anlamda baglantisi da yoktur. Kast, karmanin sarti olsaydi Buddhizm`de karma olmazdi zira Buddhizm`de kast sistemi yoktur. Karma felsefesinin baslangicina iliskin elimizdeki en eski metin Brihadaranyaka Upanishad`tir. Ilgili bolumlere bakilirsa, yani karma felsefesi ile ilgili en eski kitabin bolumlerine bakilirsa gorulecektir ki tamamen felsefi argumanlarla sunulmustur karma ve reenkarnasyon. Kastin adi bile gecmemektedir. Maddi seyler de genel anlamda zaten yerilmektedir. Ornegin Katha Upanishad`ta maddiyat yerine mistik bilgi tercih edilir, diger upanishadlarda mali mulku satip yoksullara dagitip, maddiyati ve maddi istekleri geride birakip "hayati anlama" ve aydinlanma yolunda caba sarfedilmesi temalari siklikla islenir. Surekli, maddiyati ve maddi istekleri, dunyayla ilgili istekleri "geride birakma" temasi islenir. Benim ilgilendigim de felsefi kutsal metinlerdeki anlatim ve cikarimlardir, Hint gelenekleri ve uygulamalari cok ilgimi cekmiyor. Hint felsefesi ile ilgileniyorum, gelenekleriyle degil. Gunumuzde Hindistan`da uygulanan Kast sistemi benim ilgi alanim degil, savundugum bir sey de degil. |
Alıntı:
Sizin kisisel olarak ilgilendiginiz veya cikarsadiginiz alan tabi ki sizi ilgilendirir. Wiki'yi basit kaynak olarak verdim sadece. Ama bu ortada duran seyleri degistirmez. Bahsettiginiz inanclarda belli bir disipline yok mu? Var. Bir amac var. Ayni seyler bu Secret dedikleri inancta da var. Nicin ornegin, statu babinda ; Brahmanlar, Kshatriyalar ust sinif? Neden vaisyalar, sudralar orta sinif? Bu belirleyici siniflar da maddidir. Zira yukarda dediniz ki; Zaten maddi seyler veya benzerlerini istemek Buddhizm`in ve Hinduizm`in ruhuna da aykiridir. Gunumuz New Age inanclari, daima eski inanclardan koken alir, katip karistirir ama eski koklu inanclarin temel ogretileri disina cikmaz. Soylemeye calistigim sey bu. Zaten farkli birsey degil, oznesi insan cunku. |
Alıntı:
Benim bu konuda teorim sudur: "Secret yasasi" denilen sey, Buddhizm`in Zen mezhebinin (Zen Buddhizmi) ya da okul olarak Yogachara/ Vijnanavada (sadece zihin) isimli Hint felsefe okulunun tamamen yanlis yorumlanmasi ve saptirilmasindan ibaret olabilir. Zaten Zen de cogunlukla Vijnanavada okulunun ogretileri uzerine kurulmustur. Bu ogretiye gore her sey zihinden ibarettir, zihinden baska hicbir sey yoktur, "her sey zihindedir" Bu zihin, bireysel bir sey olmayip birdir. Secret yasasi ya da ilk benzeri de bu ogretinin feci sekilde saptirilarak "madem her sey zihin sizin bireysel zihniniz de aslinda bu tek olan zihindir oyleyse bu zihni kullanarak her seyi yapabilirsiniz" seklinde biraz da ticari mantikla dusunerek ortaya atilmis olabilir. Zira batida en yaygin ve bilinen Buddhizm mezhebi hep ZEN olmustur ve new age denilen inanisa cok sey katmistir. |
Çekim Yasası Deneyimleri
Çekim Yasası Deneyimleri
Konumun başında değindiğim gibi Çekim Yasası inancı pek çok paradoksu beraberinde getiriyor. Çünkü ÇY talimatlarına harfi harfine uymalarına rağmen paranoyaklar, sinema oyuncuları, kanser araştırmacıları vs. imgeledikleri ve vizualize ettikleri durumları kendilerine çekmezler. "Pek çok ünlü ve başarılı insanın ÇY'yi hayatlarında uyguladığı" iddiasının da aslında temelsiz olduğunu biliyoruz. Benim şimdi müzakere etmek istediğim husus, yerli ve yabancı pek çok sitede yer alan ÇY deneyimleridir. ÇY'yi hayatına uygulayıp radikal değişimler geçirdinden bahseden sayısız kişi var. Şahsen bunların placebo etkisi, algıda seçicilik, şans veya bir başka psikolojik illüzyon olma ihtimali üzerinde durdum ama oldukça gerçekçi ve (benim açımdan) ilgi uyan duran deneyimler olduğunu itiraf etmeliyim. Bu konuda hayatimdegisti.com forumunda birçok örnek mevcut. Özellikle şu sayfada: dilekleri bonusuyla gerçekleşenler burda paylaşalım Örneğin şu hikayelerde olduğu gibi: Alıntı:
Alıntı:
Alıntı:
Alıntı:
|
Ben bunu dua olayi gibi goruyorum. Dua ile su secret in "imgelemesi" bu konuda benzer mantiktadir.
Ekstrem bir ornek verelim, 100 tane kanser hastasi var diyelim, farzedelim ki bu hastalarin birbirlerinden haberleri yok. Hepsinin de inancli insanlar olduklarini varsayalim. Bu insanlardan her biri, iyilesmek icin tum yurekleriyle imgelesinler. Varsayalim, her biri muthis ve mukemmel bir sekilde saglikli olduklarini imgelediler. Sonuc olarak varsayalim ki 100 kisiden 50`si iyilesti, 50`si ise iyilesmedi… Iyilesen 50 kisiden pek cogu, “iste imgelemenin gucu!” diyecektir hatta belki de aralarindan, “Secret mucizesi”, “imgelemenin akil almaz, inanilmaz gucu”, “Cekim yasasi hayatimi nasil degistirdi” konulu yazilar ya da kitaplar yazanlar dahi cikacaktir, bunlari okuyanlar da “vay canina” diyerek bu “mucize”ye sahit olmus olacaklardir. Diger 50 kisi arasindan ise belki de sirf imgelemeri gerceklemedigi icin, Secret yasasina inanclarini kaybedenler olacaktir. Halbuki bu 100 kisiden hicbiri imgelemeseydi yine benzer iyilesme oranlari olacakti. Yani imgeleyip de iyilesen 50 kisi, hic imgelemeseydi de iyilesecekti yahut imgeleyip de iyilesmeyen diger 50 kisi imgelediklerinden 2 kat daha fazla ve “yurekten” bir sekilde imgeleselerdi de yine iyilesmeyeceklerdi… "Dua gerceklesmesi" de secret yasasinin imgelemesi de iluzyondan ibarettir. |
Bence durum bu kadar basit değil. Çekim Yasası Deneyimleri hakkında tek başına 1-2 örneği incelemek çok da etkileyici olmaz, buna katılıyorum. Çünkü şans veya algıda seçicilik gibi psikolojik faktörlere bağlanabilir. Ya da hesaba katılmayan bazı fiziksel faktörlerin etkisi de olmuş olabilir. Yanılsamalara açık olan ve duyguları kolaylıkla manipüle edilebilen insanların deneyimleri bu nedenle bilimsel bir kanıt oluşturmaz. Ve tek başına birkaç deneyim oldukça zayıf bir kanıttır. Verdiğiniz dua örneğindeki gibi.
Ama bu deneyimler bir bütün halinde incelendiğinde ÇY hakkında oldukça şaşırtıcı ve zorlayıcı örnekler oluşturduğunu düşünüyorum. Tıpkı yüzlerce ince ipin birleşip bir halat oluşturması gibi. Mesela aşağıdaki hikayelerde şans faktörünün etkisi biraz daha az: Alıntı:
Alıntı:
Alıntı:
Alıntı:
Kaynak olarak verdiğim sayfada özellikle Bengusu (Sultan) nickli üyenin paylaşımları ilgi uyandırıcı. Parapsikolojiye inanıyor musunuz bilmiyorum (şahsen ben bazı bölümlerine inanıyorum) ama cevap ÇY değilse herhangi bir parapsikolojik fenomen olabilir mi? |
bana hepsi hikaye gibi geliyor ya . şimdiye kadar böyle şeyler hep yalan çıktı. ne kadar parapsikolojik şeyler varsa yalan çıktı.
|
Guncelleme.
|
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 01:45 . |