![]() |
DİNLER arası diyalog olur mu?
Eskiden beri konuşulan bir konu.
Dinler arası diyalog. Esas kastedilen de; Hristiyanlık-Müslümanlık. Bence, bu diyalog asla *mümkün olamaz. Diyalogun oluşabilmesi için, muhatapların birbirini, eğer var ise, hükmi şahsiyetleri ile kabul etmesi gerekir. Hristiyanlar, İslamiyeti bir ilahi mesaj-din olarak, peygamberini de, ilahi bir peygamber olarak kabul etmemektedir. Dolayısı ile bir diyalogtan söz etmek mümkün değildir. Ancak bir şeyleri empoze edebilmek gayesi ile, konuşma ortamının sürdürülmesi gay-retinden söz edilebilir. * Batılılar,oyalamayı çok iyi bilir. Biz Türkler de, poh pohlanmaya bayılırız. Aldostu. |
Re: DİNLER arası diyalog olur mu?
Böyle bir diyalog hiçbir zaman olmaz.Olsa da zaten inanmam.
Olsa olsa dinlerarası bir savaş olur. |
Re: DİNLER arası diyalog olur mu?
Sevgili aldostu hoşgeldin, özlettin kendini...
|
Re: DİNLER arası diyalog olur mu?
billur,
* * * * amma sallamışın bütün dinler, sevgi ve kardeşliğin peşindedir.???? * * * * savaşı sadece kendi kardeşlerini çoğaltmak için ! çok masum ! bir geyeyle yaparlar. ee biraz zayiat oluyor doğal olarak. bu kadarınıda hoş görmek! lazım. |
Re: DİNLER arası diyalog olur mu?
Sevgili Aldostu hocam;
Dinler arası diyalog peygamberler kabul edilse bile dini açıdan olmaz bana göre.. Dinler arası diyalogun düzeyini, dönemin politikaları belirler. Bu gün Hristiyanlık ile diyalog oluşturma çabaları özünde Yahudilere karşı bir platform çabasıdır. Amaç dini bir diyalaog falan değildir, bu günki anti siyonizm adı aldtında bir kaşık suda kopartılan fırtınalar ve son dönemlerde dinler arası diyalog adı altında, yahudilere sopa gösteriminin açık delili olacak politik manevralar aleni ortadadır. Bir zamanlar ise tam tersidir, Yahudiler ile birlikte Hristiyanlara karşı kullanılmıştır bu diyalog meselesi. Bir alıntı yapayım sonrada Papa fırtınasından basit bir örnek vereyim. Eğer bu kutsal şehir böyle bir uluslararası denetime verilirse, aynen Cemiyeti Akvam (Birleşmiş Milletler) himayesi altında İngiltere hükümeti’nin Yahudi göçmenler için Filistin’in kapılarını açmış olduğu gibi, Yahudiler için Kudüs’te yerleşmenin kapıları ardına kadar açılacaktır. Yine aynı şekilde, nasıl ki İngiltere himayesi altında Yahudilere Filistin arazileri peşkeş çekilmişse, aynı şekilde Yahudilerin Kudüs’te arazi ve bina satın almaları yolundaki tüm engeller kalkacaktır. Böylece kısa bir süre içerisinde bu kutsal şehir fiili olarak da bir Yahudi şehrine dönüşecektir ve bu şehir kalplerinde ne Hıristiyanlık kutsallarına ve ne de Müslümanlık kutsallarına saygı duyan Yahudilerin eline geçecektir. http://www.dunyabulteni.net/haber_de...043&Grup=DOSYA Yukarıdaki alıntı, 2 gün önce Hiramusta'nın açtığı ve linklediği yazıdan bir bölüm. Aslında orada sordum yazıyı eleştirelim mi ne diyorsun Hiramusta diye, Hiramustanın yaptığı açıklamaya dayanarak yazıyı eleştirmemin yersiz olduğuna inandım ve bunu yapmadım. Ama şu paragraf bana destek oluyor. Görüldüğü gibi, dinler hala politik manevra ve politikaların vazgeçilmez aracı olarak sonuna kadar kullanılmaktadır. Düşmanımın düşmanı benim dostumdur yada düşmanıma karşı dost kazanmanın adı diyalog olsundur buradaki ayrım. İnanç konusunda mangalda kül bırakmayanlar aslında onu politikaların aleti haline getirirken, bir yığın duygu sömürüsü, bilemedik ego tatmini ve bir kaşık suda fırtına kopartan kimi bazı olaylarıda hareket noktası yaparak işi, diyalog kisvesi altında manipüle ediyorlar. Aslı astarı bumudur peki? Değildir bu ise uzun bir yazı gerektirir kısa kesiyorum. Son bir örnek. Papa evvelce söylediği bir söz karşısında başbakan ne dedi? Papa siyaset yapıyor, papa siyasi olamaz!!!!!! Papa geldi ne oldu, Avrupa Birliği yönünde papadan temenniler vs gibi siyasi fırtınalar kopartıldı. Peki şimdi ne oldu papa siyasi yapıldı?!!! İşte adama burada sorarlar, sen oyun mu oynuyorsun, herkesi cahil mi sandın, sözde adı diyalog ile kimi, kime, dini dine, neyi kullanarak yapıyorsun diye. Dinler arası dini bir diyalog mümkün değildir, bu olsa olsa politik bir malzemedir, politik güçler arası savaşın bir başka aracı-biçimidir. Diyalektik bir kanun vardır, yadsıyanın yadsınması, yada inkar edenin inkar edilmesi diye. Her sonraki din özünde bir evvelkinin yadsısı üzerinden doğmuştur, aslı astarı budur ve dini birlik söz konusu olsa idi, sonrakilere zaten gerek kalmazdı, ama sonrakilerin olması eşyanın tabiatına uygundur. Diayaloğun ise özünde salt siyasi olmasıda, politikanın tabiatına uygundur. |
Re: DİNLER arası diyalog olur mu?
Değerli Özgür_beyin,
Dinler hiçbir zaman sevgi ve kardeşliğin peşinde olmadılar.Olsalardı bunca kötülükler ve savaşlar olurmuydu?Bence olmazdı Özgür_beyin. Değerli Sodomo'nun yazılarını takip ediyorum da,muhammed'in nasıl islamı yaydığını okuyorum.Kılıçla,kanla..vs. Dinler artık insanlığa nefret ve düşmanlıktan başka hiçbirşey vermiyor.Herkesin kendi inancını üstün görmesi yüzünden masum onlarca insan ölüyor.Yukarıda da yazdığım gibi diyalogdan çok savaşlar bekliyor bence insanlığı. Saygılar |
Re: DİNLER arası diyalog olur mu?
Dinler arası diyalog derken burdan ne anladığımızla alakalı bir durum bu eğer farklı dinlere inanan iki kişi arasındaki bir diyalog olarak algılarsak sorun yok bakın Papa ile Diyanet işleri başkanı ne de güzel anlaştılar artık ciddi miydi gösteriş miydi karar sizin ama ben bu ülkeye Kemalizm lazım diyen birisinden pek bir gösteriş beklemem orası ayrı konu bunun dışında dışarda kalan müslümanlara kilisenin bahçesini tahsis eden hristiyanlar var haberlerde rastladık bu da dinlerden diyaloğa güzel bir örnek :)
|
Re: DİNLER arası diyalog olur mu?
billur : ironi yaptım,metni bir daha okumanı rica ederim.
* * *dikkatli okursan senin yazdıklarını teyid ediyordu ,ama ironi yaparak. |
Re: DİNLER arası diyalog olur mu?
:lol: *:lol: *:lol: *:lol:
Anladım Özgür_beyin :oops: *:oops: *:oops: *pardon |
Re: DİNLER arası diyalog olur mu?
zaten dört büyük dinde dahil çoğu dinler birbirinin kopyası . toplumlar işlerine gelen, benimseyebildikleri şeyleri bir başka dinden aynen almışlar gördüğüm kadarıyla ama kendilerini başka göstermişler bence . zaten aynı olduklarından aralarında iyi diyologlarda kurarlar gibi geliyor
|
Re: DİNLER arası diyalog olur mu?
Ne dinlerin ne de dinler arasi diyaloglarin, simdiye kadar, insanliga bir faydasi olmamistir. Karlarini arttirma amacindaki sirketlerin, marketing taktigi de denilebilir bu ugraslara.
*Esas ateistlerle yapilacak diyaloglardan gelecege bir fayda umulabilir, bizlerin gayesi obur dunyaya degil, bu dunyada insanca yasamaga hazirlamaktir butun insanligi, hem de hicbir maddi kar gozetmeksizin. * Senin dinin sana, benimki bana mantigi da bastan hatalidir. Tek bir tanrinin varliginda hemfikir olanlarin, degisik uygulamalara inanmasi ve benimki dogrudur diye diretmesi ne buyuk celiski icinde olduklarini aciklamaya yeterlidir. Tatbikatta, kendi aralarinda bile degisik mezheblerin, degisik yorumlarda olmasi da, bir uzlasmanin imkansiz oldugunu, Mep'in esegi gibi adete anirmaktadir.... |
Re: DİNLER arası diyalog olur mu?
Sn. Aldostu,
Başlığınıza verdiğiniz cevabı takip etmiş, bütün arkadaşların yönleri. Ben biraz terslik yapayım istedim. Terslik olsun diye değil ama. Dialog; birden fazla kişi, gurup, topluluk, halk v.s arasındaki iletişimdir. Ben bu tanıma göre derim ki; Evet dialog olur. Haa, şayet sorduğunuz soru bu dialog neticesi geri dönüşüm olur mu? Şansı çok yüksek olmamakla beraber evet, bu da olur. Ancak, bu geri dönüşüm işlenip tekrar fikir üretimine katkı yapar mı? Diye sorarsanız. İşte o zaman size katılabilirim. Her halükarda dialog, monologdan iyidir. En azından bir gün konuştuklarını duymaları, istatistiki olarak mümkündür. Hatalarımızı, cehaletimize bağışlayın |
Re: DİNLER arası diyalog olur mu?
bence hiç birşey de olmaz kardeşim.olmuş olsaydı bizim halimiz de böyle olmazdı.bakın tayip amcama en büyük müslüman ona kalsa müslüman olmayanların hepsinin katli vacip.ammma, iş kendi çıkarlarına gelince ki çocukları orada okuyor.herşey güllük gülüstanlık.kendi insanları bile kafir, amerika inançlı bir ulus.hey gidi allah, sen nelere kadirsin değil mi.sen yine büyüksün de, birde biz görsek.
|
Re: DİNLER arası diyalog olur mu?
Sevgili Aldostu ağabeyim; Dinler arası dialog olur olur da istemek gerekli.İstemek yetmez bilmek gerekli.Bilmek de yetmez YAPMAK gerekli neden mi ? Eğer, dünya işlerini ellerinde tutanlar,yönetenler biraz dikkatli bakabilirlerse; Teknolojik faktörlerin yanı sıra, gezegenin birleşmeye gidişi, düşünce üzerinde daha başka ve hatta daha doğrudan etkiler ortaya çıkarmaktadır. Örneğin, küresel bilinç üzerinde uluslararası bir çaptaki kitlesel seyahatlerin sonucu olan dönüştürücü etkiyi mübalağa saymak imkansız olacaktır.Geçtiğimiz bir buçuk asır boyunca dünyanın tanık olduğu muazzam göçlerin sonuçları ise daha da büyük olmuştur. Zulümden kaçan milyonlarca mülteci, deprem dalgaları gibi özellikle Avrupa, Afrika ve Asya kıtalarının her bir tarafına çarparak dağıldı. Böyle bir kargaşanın yol açtığı acıların ortasında insan, dünyanın ırkları ve kültürlerinin tek bir küresel anavatanın yurttaşları olarak devam eden bütünleşmesini sezebilmektedir. Bunun bir sonucu olarak, her tür kökenden insan, atalarının çok az bildiği ya da hiç bilmediği insanların kültürleriyle ve görenekleriyle karşı karşıya geldi, ki bu gözden kaçırılamayacak bir anlam arayışını uyandırdı. Ortak keşifler ve ortak doğum sancıları sayesinde değişik kültürlerden insanlar, hayal edilen kimlik farklılıklarının yüzeyinin hemen altında yatmakta olan ortak insaniyet ile yüz yüze gelmişlerdir. Bazı toplumlarda inatla karşı konuluyor ya da başka yerlerde anlamsızlıktan ve boğucu sınırlandırmalardan bir kurtuluş olarak hoş karşılanıyor olsa da, dünyanın sakinlerinin gerçekten de “bir ağacın yaprakları” olduğu duygusu şimdi yavaş yavaş insanlığın ortak çabalarının değerlendirme ölçütü haline gelmektedir. Materyalizmin kesinliklerine olan inancın kaybedilişi(Buna şimdi yağmur gibi itirazlar gelecek :) ) ile insani deneyimin ilerleyen küreselleşmesi, varoluşun amacı hakkındaki anlayış için ilham ettikleri büyük istekte birbirlerini desteklemektedir. Temel değerlere meydan okunmuş; dar kalıplı mahalli bağımlılıklar terkedilmiş; bir zamanlar düşünülemeyecek nitelikte olan talepler kabul edilmiştir. Sorun;biz İNSANLAR "Seyirci kalarak" bu dialogun siyasi olmasına mı yoksa S.T.K ve benzeri sivil inisiyatiflerle "Seyirci kalmadan" İNSANİ mi olup olmayacağı kararıdır. Yoksa bu dialog "belki yarın belki yarından da yakın "olacaktır. "Yirminci yüzyılın başlarında gerçekliğin maddeci bir yorumu, toplumun doğrultusuna göre hakim dünya dini haline gelecek kadar yerini sağlamlaştırmıştı. Süreç içerisinde, insan doğasının uygarlaştırılması, milenyum boyunca izlemiş olduğu yörüngeden şiddetle fırlatılıp atılmıştı. Batı’daki birçok kimse için, kılavuzluk için odaksal merkez olma işlevini yürütmüş olan Kutsal otorite --doğası hakkındaki yorumlar her ne kadar farklı ise de-- tamamen dağılıp yok olmuş görünmekteydi. Geniş ölçüde birey, kendi hayatını maddi varoluşu aşan bir dünyaya bağladığına inandığı ilişkiye dair dilediği inanışı sürdürmekte özgür bırakılmıştı; ancak bir bütün olarak toplum, en iyi ihtimalle bir hayal ürünü ve en kötü düşünüşle de bir afyon olduğuna hükmedilen bir dünya görüşüne bağlılıktan kopmayı artan bir inançla sürdürdü. İnsanlık kendi kaderini kendi eline almıştı. Akli deneyler ve tezler yoluyla --insanlar böyle inanmak durumundaydı-- insan yönetimi ve gelişimiyle ilgili tüm temel sorunları çözmüştü." Ama 1989 a gelindiğinde hiçte öyle olmadığı,maalesef bugün İstanbul Aksaray Laleli ve diğer ülkelerin buralara benzer yerlerinde ki demirperde ülkesi kadınlarının ve ülkelerinin içine düştüğü yaşamla ilgili kaos'tan daha net anlaşılabilir. Sevgilerimle hoş ve esen kal. |
Re: DİNLER arası diyalog olur mu?
Dinler arası diyalog, şiddetin azaltılması veya en azından artışının önlenmesi ve dinsel nedenli uluslar arası krizin yükselmesinin önlemesi açısından faydalı olabilir. Bu açıdan önemlidir ve olması gerekir. Tabi burada kasdedilen aldostu'nun belirttiği gibi İslam-Hıristiyanlık ve İslam-Musevilik arası diyalog üzerinde durulan. En şiddetli sorunlar bunlar arasında.
Papa, büyük ihtimalle İslam dinine pek saygı duymasa da uluslar arası ve dinler arası gerginliğin azaltılması adına Sultan Ahmet Camisini İslami usüllere göre gezdi ve duasını yaptı. Önceki hatasını özür dileyerek değil bu şekilde onarmaya çalıştı. Bunları olumlu gelişme olarak görüyorum. Tüm bunlar sorunları kökünden çözmez ancak gerilimin azaltılması bakımından faydalıdır. Gerilimin azaltılması da önemlidir. |
Re: DİNLER arası diyalog olur mu?
Bir şeyi ayırmamız gerekiyor, bu gün temsiller düzeyinde öne çıkan dialog görüşmelerinde, bu dialogların hangi temsiller(din mi?) üzerinden yapıldığı gözardı edilmemelidir. Adına dinler arası dialog denmesi, bizlerin gerçekten dinler arası dialog olarak tanımlamamıza yeterlimidir? Bu soruya vereceğimiz yanıt ile ele alırsak sanırım dialog ile kastedilenin mahiyetinide tanımlamış oluruz. Ben dinler arası dialog diyemiyorum, dialog benim gözümde tırnak içidir.
Dinler arası dialog buarada toplumlar ve ülkeler arası siyasi dialogun olmaz ise olmaz bir sonucu olarak ortaya çıkarken, aslında bir çok alanda aynı amaçla sürdürülen, ekonomik, politik, kültürel dialoglardan sadece birisidir. Amaç dinler arası dialog oluşturmak değildir. Bu dialog kelimesinden anladığım salt konuşmak değildir, iletişim değildir, konu dinler arası dialog olunca dinler arası birlikde hesaba katılmak durumundadır. Asgari bir birliğin sağlanamadığı yada oluşturulamadığı hiç bir şeyde ve bilhassa dini tercihlerde, dialog mümkün değildir. Tarihi incelediğimizde ise, dialog, daha çok stratejik ve lojisitk üstünlükler sağlama maksatlı sürdürülmüş, geçici rahatlamalar sağlar görünsede, savaşlarda ana temel olan başka dinlere inanıyor olmasının kullanımı yönündeki dinin rolü yadsınamaz bir gerçektir. Bir egemenlik, savaşlar için bir nedensellik atfedilen yapay gerekçelerin vazgeçilemez unsuru olan dinler, politik çıkarlar göz önüne alındığında özne olmadıkları, araç oldukları görülür. (En basit örnek, İslamın yayılışı dönemi, Haçlı seferleri) Haçlı savaşları yada Kudüs hakimiyeti döneminde, Hristiyanlara karşı, bir zamanlar Müslümanlarca sürülmüş olan Yahudiler ile yapılan dialog, birlikte karşı koyma içeriği ile bu gün aynı Kudüs için Yahudilere karşı Hristiyanlarla aranan dialog nasıl olurda dinler arası dialog olarak görülebilir? Bu kadar basitmidir? Yada bu gün yeni bulunmuş bir şeymidir ? Dialog ile eğer karşılıklı salt bir iletişim söz konusu ise, adına dialog denebilir ama tüm dinleri kapsamadığı için dinler arası dialog denemez, böylesi bir dialogun ayrımsız tüm dinleri kapsıyor olması gerekir. Ancak menfi çıkarlara kimi dinler ile dialog yaparken, kimi diğerlerine karşı stratejik üstünlük sağlamak maksadı güdülüyor ise, burada noktalı bir virgül koyarak, irdelemek, muhasebe yapmak gerekir. Her daim politik yansımaların birer argümanı olarak kullanılan ve bağlayıcı olanın politik manevra ve çıkarlar olduğu göz önüne alınır ise, amacın dinler arası dialog yada birliktelik olduğu söylenebilir mi? Neden bu gün? Bu soruyu tarihi bir kaç olayda sorabiliriz. Güncel politik duruma göre analiz edebiliriz. Neden ABD Afganistan, Irak gibi ülkelerin yönetimini henüz düşürememişken dinler arası dialogu ön görecek, bir kaşık suda fırtına kopartacak Peygamber'in resimleri, Papanın açıklamaları olmamıştır ve neden dinler arası dialog çalışmaları olmamıştır da, aksine bu ülkelerin hükümetleri ve diğer ülkelere gerekli gözdağı verildikten sonra bu gündeme oturmuştur? Avrupa üzerinde ABD işgalini kabullenebilir bir düzeye çekmek için, Müslümanlar barbardır yönlü vicdan diyetleri gündem olmuştur? Afganistan, Gürcistan.. ve Irak'da insanlık dışı olaylara imza atan paravan dini örgütlerin finansmanlığını kim yapmış, kimler yapmaktadır? Neden o dönemlerde, şahin politikalar medya eli ile mümkün olduğunca nüfuz edilirken, şimdi demokrat politikalar, dialog vs söylemleri revaç yapmıştır? Yoksa, farklı dini görüşe mensup toplumlarda hükümetler düşmüş, diğerleri ise gerekli gözdağını almışmıdır? Şimdi artık savaş değil, yılanı tatlı dille delikten çıkartma sürecimi başlamıştır? Politik kriterlerin oluşturulmasında dini argümanların kullanımı laik bir tutum değildir! En basit örnekle Papa'ya biçilen AB yolundaki rol, anti-laik ve uygunsuz bir biçimde dinin kullanımını taşır. Dinler arası dialog ve birlik ülkeler ve politikalar-politikacılar, menfaatler bazında ele alınamaz, dinlerin teolojik yapıları ve kendi içselliği, özleri ile ele alınabilirler. Dinler arası dialog ile, bir örnek vermek gerekirse Kudüsü Yahudilerden kurtarmak anlayışı arasında nasıl bir bağ olabilir ki? Toplamda ülkeler arası süren dialoglardan, bana göre sadece bir ayağıdır bu durum ve öz, dinler arası dialog değil, toplumlar arası entegre çalışmasının bir parçasıdır. Güncel açıdan olumlu bakılabilir, gelecekte ne gibi olumsuz sonuçlar doğuracaktır bu durumda değerlendirilebilir. Bir evvelki yazımda aktardığım alıntıdaki gibi taktik-politik-üstünlük sağlamak yönlü bir irade ve anlayışla değil. Yada bu dialogun özü bu olmasın? |
Re: DİNLER arası diyalog olur mu?
dinler konusunda, peygamberler konusunda ansiklopedi'lere konu olacak
kadar bilgiye sahip site ahalisi ne yazikkı iş politikaya gelince malesef sınıfta kalıyor, hepinizin iyi niyetli düşüncelerine saygı duyuyorum ancak, dinler arası dialog'un *amacı barış, uzlaşma kardeşlik falan değil, amaç dünyada hızla yükselen materyalizm, ateizm akımının önüne geçmek, yani papa demek istiyorki'' biz birbirimizi yerken insanlar her geçen gün daha fazla darvin'e inanmaya başlıyor, gelin güçlerimiz birleştirip voltranı oluşturalım, dinsizliğe karşı savaşalım''. dünkü gazete manşetlerini görmedinizmi papa laikliğe karşı savaşmak için birlik çağrısı yaptı. vatikan avrupanın göbeğindeki tek din devleti, bizim mollaların amacı da bu değilmi zaten, bir din devleti kurmak, siz bakmayın akp lilerin köşe bucak kaçmalarına ellerinden gelse papa nı eteğini öpecekler, askerden korkmasalar bugün açarlar ruhban okulunu, çünkü ruhban okulunun açılması demek avrupada daha çok camii demek. |
Re: DİNLER arası diyalog olur mu?
Sevgili psiko, vaazına bence şu paragrafla başlaman gerekirdi.....
"Bu meydan okuma üzerinde düşünmek, bizi bu takip eden yazıyı hazırlama özel görevini vermeye sevk etmiştir. Bizim gözetimimizde hazırlanmış olan Ortak Bir Din[İnanç], hem Hz.Bahaullah’ın yazılarından hem de diğer dinlerin kutsal metinlerinden çağımızdaki krizin zeminine karşıt olan ilgili pasajları gözden geçirmektedir. Onu dostların düşünce dolu inceleme çabalarına emanet ediyoruz." Sonra devam ederdin materyalizmin kesinliklerine olan inancın kaybedilişi....diye.Ve sonra insan onurunun, Lalelide ,Aksaray’da çoğu eski ;"demirperde"ülkelerinden gelen fahişelerle nasıl Dolara tahvil edildiğini anlatır materyalizmi mahkum ederdin..Evet böylesi daha çarpıcı olabilirdi... Yalnız ‘sapla samanı karıştırma’ diye bir deyim duymadın mı hiç sevgili psiko ? 1994 yılında Rusya’da yatırım yapacak genç kapitalistlerden biri olarak bulundum psiko hocam..Gecenin bir vaktinde saunaya gidelim fikri oluştu aklımızda..Ne demek derhal dedi mihmandarımız. Sonra bizi bir çam koruluğunun içinde, bembeyaz karlar altında küçük bir yapıya götürdü..Yaşlıca bir görevli karşıladı bizi..Saat gece yarısını geçmişti..Ben bir süre sonra sıkıldım sauna şamatasından. Bekleme odası gibi bir yerde oturan yaşlı görevlinin yanına gittim..Yırtık paltosunun altında saklamaya çalıştığı sovyet nişanını farkettim. Tercüman arkadaşımızı çağırdım ve sohbete başladık...Sohbetin sonuna doğru aramızda belli bir dostluk oluştu..Ve hayatım boyunca unutamayacağım bir an yaşadım..2.Dünya savaşının son dönemlerine 16 yaşında bir partizan olarak katılmış sovyet yurttaşı cebinden çıkardığı,bizim verdiğimiz 20 doları uzattı ve nemli gözlerle bana bakarak ; -İşte bu kağıt parçasına onurumuzu sattık, neylersin iki torunum var... Hele bakın.İnsanlık tarihinin yüzkarası din , birden “insanı” keşfetti öylemi ? Ne çabuk unuttunuz dünyadaki katliamların bir çoğunun dinler adına işlendiğini ? “ İnsani deneyimin küreselleşen deneyimini” sahiplenebilmek cüretini nerden buldunuz ? Hani her şeyin temel direği göksel vahyin tezahürleriydi ? Nerde insan ? Şimdi dünyanın tek hükümdarı sermayenin , kapitalist sermayenin payandalığını, onun sözcülüğünü yapmaktan başka bir işlevi olmayan dinsel anlayış “dünya sakinlerinin bir ağacın yaprakları” olduğu savını ileri sürebiliyor ? Hiç mi tarih bilmezsiniz ? Psiko hocam, tek bir şey söyleyeceğim : Hadi canım sen de..... |
Re: DİNLER arası diyalog olur mu?
Sayın Frodo; Genç bir kapitalist gecenin bir yarısı canı istediği için saunaya gider.Her ne kadar bir ist taşısa da o da neticede bir İNSAN dır.Benliği ona gece yarısı parası olma konumundan isteklerini yapacağı için bir dürtüde bulunmuştur. Ama aynı dürtüdeki İNSAN yaşlı bir sovyet vatandaşı ile belli bir dostluğun kurulduğu sohbet sonrasında "Ve hayatım boyunca unutamayacağım bir an yaşadım" diyor. Nedeni ise ; " -İşte bu kağıt parçasına onurumuzu sattık, neylersin iki torunum var... " Bunu söyleyen kim ? Bir İNSAN hem de "2.Dünya savaşının son dönemlerine 16 yaşında bir partizan olarak katılmış sovyet yurttaşı " olan bir İNSAN. “Haksızlık karşısında eğilmeyiniz. Çünkü, hakkınızla birlikte şerefinizi de kaybedersiniz.” Peki bunu söyleyen kim ? Peki senin gibi birinden beklenmeyecek olan şu sözü " Hadi canım sen de....." söyleyen kim yine bir İNSAN. Frodo sen hiç fuhuş mafyasının ölüm tehdidine karşı Aksaraydan iki sovyet vatandaşı kadını her türlü risk ve ölüm tehdidine rağmen memleketlerine yolladın mı can ? Hala evine giderken sağına soluna bakıp belinde kendini korumak adına din'inin emrettiğinin tersine silah taşıdın mı can ? Bu işi yapmamak isteyen kadınların uçak biletlerini alıp evlerine yolladın mı can ? Önce insanı tanı kim kimdir ne nedir,sonra o meşum kelimeleri "Hadi canım sende...." yi söyle. Bak yukarıda genç bir kapitalistken hayatın boyu unutamayacağın bir olay yaşamışın ne zaman ama ? 16 yaşında 2.dünya savaşına katılmış,yırtık paltosunun altında sovyet nişanını saklamaya çalışan o yaşlı kişi ile konuştuktan sonra değil mi ? Neden düşünsel bir boyuttan sonra değil neden ? Peki benim derdim ne ? Evet sorgulayalım,sorgulayalımda TÜZEL kişiliklerden önce GERÇEK kişilikleri sorgulayalım. BİREY (İNSAN)-KURUM-TOPLUM bu yapılanmanın merkezindeki İNSAN ı yani. Haklısın sapla saman ancak bu kadar karıştırılabilir. Hadi canım sende demeden önce düşünsen ve kendi fikrini ortaya koyup hadi canım sendeyi fikirlerinle göstersen olmaz mıydı sayın frodo ? Şahsına yakıştıramadım :( Ya sen ? |
Re: DİNLER arası diyalog olur mu?
Cemal enteresan bir kişilik.
Anadolu bilgeliği var onda gibi geliyor bana.Bizim veya kendimi öne koyarak ifade edeyim, benim net söyleyemediğim bazı şeyleri, halk ağzı ile gayet rahat ifade ediyor. 21Ekim’de insan psikolojisini, yine bir dantel inceliğinde taşlamış Cemal İşte haberTürk kanalına gözümtakıldı.UFuk gÜndemir saibiymiş..Gasteciyken *şimdik patron olmuş..1-iki görüntüde verdi..ona buna sarılıyo..Bizazcık biliriz bu sarılmaları.Şimdik bizde acık *-yani akıllıyızya..bide esnafız..dukkana arada gelen böle yarı afilli(yanı düzgün giyimli filece..)abilere hemsipariş alırız*-hemde yakınnık olsun*-gene gelsin diye acık laflarız.Baktık konuşmamıza dıkkatediyo.biraz alttan biraz üstten alıp konuşur *-köfte oluncaya kadan sıkılmasın bakarıs. Şimdik acık bizi böle uyanık ve dinnemee deer buluyo..bir 2mevlana Hz.den filece *okurus. *o zaman böle kolunu üstümüze atar.. hımmmm..Cemal aferim sana ya..bayaa akıllı adammışın sen... filece derler.İşte bu -hımmm... - ve kolunu üstümüze atışı*-onun *bize takdir ettiini ama kendini - tabiki çook farklı yokarlarda gördüünün bi göstertgesiidir.cemal çakar bu ayakları.. Neyseme gasteci uFukGülde patron olunca-eski gasteci arkadaşlarına böle sarılıyodu.. Türkler,batının sevmediği, ama tamamen kaybedilmemesi için de arada elma şekeri verip, gözetiminden kaçırmak istemediği yaramaz çocuk. Müslümanlar ise, “Yüzünü şeytan görsün.!!” dediklerinden. Çağlar boyunca sevmeyip, nefret ettikleri bir gurup.İçten içe ,nasıl parçalarız zayıflatırız, niyetinden başka değerlendiremiyorum. Cemalin dediği gibi, arada “ Aferin aslanım” diyorlar iki guruba da. Arada sıvazlıyorlar sırtlarını,hal hatır soruyorlar. Gerçek diyalog, eşit statüler içerisinde olur. Ötesi Cemalin ifadesi ile, " Hımmmm..Cemal aferim sana ya..bayaa akıllı adammışın sen... " lafında gizlenen, küçümseme tavrıdır. Ben böyle değerlendiriyorum.Ama gene de akıllı bir diyalogdan yanayım. Aldostu |
Re: DİNLER arası diyalog olur mu?
Sevgili ağabeyim; Batının Türklere bakışı,İslama bakışı konusunda haklısın. Ancak bu dialog öyle bir olgu ki;tıpkı sidik torbasında biriken sidiğin mutlaka atılması gerektiği gibi, torbayı (ortamı)zorluyor. Yoksa böbrek ağrısı yapıyor. Böbrek ağrıyıncada vücut içindeki diğer organlar istediği kadar ben rahatım desin. Kendi ağrılarınızdan pay biçin bir yeriniz ağrır ama tüm vücut rahatsızdır. İşte bunun engellenebilip rahata kavuşulabilmesi için ister geçmiş dinler ister şu an varolan ideolojileri birer dr a benzetelim ve bu ağrının geçmesi için uzmanlıklarını,bilgilerini birikimlerini ortaya koysun ve bu ağrıya çözüm bulsunlar.Lafla peynir gemisi yürüyorsa onuda ben bilemem. Günlük yaşamdan şahsımın ruhunu,beynini ve kalbini parçalayan bu böbrek ağrısı görüntülerinden birini verdim hakarete maruz kaldım. İnsanı sevmek ve sorunlarına çare aramak kimin tekelinde ise ? |
Re: DİNLER arası diyalog olur mu?
Papa tüm hristiyanları kurum adına mı temsil ediyor yoksa toplumuda temsil ediyor mu?
Diyanet yada gayri dini örgüt liderleri herhangi bir kurumumu temsil ediyor yoksa toplumumu? Peki kurumlar kendilerini mi temsil ediyor yoksa toplumları mı? Maddi çıkarlar üzerinde din neden kullanılır? Hani maneviyattı? Kelimelerin sihri her dönem insanları etkilemiştir, elbette insanlar ama doğru tabirle toplumlar arasındaki diyaloglardan yana olmalıyız. Bunlardan evvel, bu gün güncel olan toplumlar arası diyalogları kimlerin kimler adına yaptığıdır. Daha kendi içinde dahi, mezhep kavgalarını bitirememiş, daha tarihi bile at gözlüğü ile izlerken, herkesin mutlu yaşadığı imparatorluklarda yüzbinlerce insanın mezhep konumundan dolayı katledildiği, bu gün sırf oruç tutmadığı için bir Ramazan günü Yeşilırmağa köprüden *insanların atıldığı, ırkçı duygularla üniversitelere satırlarla girildiği, toplum olabilmenin taraftar olmanın yanında zerre kadar değer taşımadığı... halimizle, kendisi ile diyalog yapamayanların başkaları ile "başkalaşmış-başkalarının!" sahte söylemlerine kapılacağız. Sırf darbeye uygun ortam yaratmak ve adına yeşil kuşak oluşturma denen dönemlerde camilere bomba konduğunu ne zamandır unuttuk? Toplumu yamalıklı olanın milletvekili uçakla tuvalete gidiyor ise, onun manevi duygularını yine onun(toplumun) seçmediği kurumlar onun adına temsil ederken, bu meşru ve gayrı meşru kurumların liderleri göbekten ve arkadan kas yapıyor ise, toprağın altından çıkacak kara altına sahip olmak için(petrol-uranyum) ülkeler altı üstüne geliyor yüzbinlerce insan ölüyor ise hangi diyalogdur bahsedilen? Ve neden şimdi ve hangi temsilciler!? 2 Sene evvel bir rahibin Irak'da vurularak ölmüş bir asker için konuşması geliyor aklıma. "Tanrı O'nu yanına aldı, o'nu bizden aldı. Böyle olmasının gerçek nedenini, *ancak Tanrı bilir." Evet, işte bariz bir örnek, suçlu ortada, neden ölmüştü bu zavallı insan? Çünkü ABD de 250.000 kişinin barınağı yok, evi yok, işi yok. Parasız insanlardan hayatlarının bedeli için savaşa seçilenlerdendi. Yaşamak için ölmenin diyeti neden savaştı? Tanrı O'nu alırken ve neden aldığının gerçek nedenleri bilinmezken silah ve kara altın tekellerinin sahipleri daha çok ön ve arka kası yapıyorlardı? Daha çok yapmalıydılar, işte bununda gerçek nedenini ancak Tanrı bilirdi?! Çünkü Tanrı petrol kadar yada yeşil dolarlar kadar değerli olamadı hiç bir zaman(bunun cüppeli örneği çoktur). Bir ölümün diyetinden dahi kurtulmak bu kadar kolaydı. Şimdi sıra vicdan oluşturmaya geldi, yada stratejik hakimiyeti kabullendirme, bunada diyalog diyoruz... Demek ki *Tanrı çok zamandır aldı, artık yanına almak istemiyor, Irak'da hükümet düştü ve artık hedef sağlandı, epey para harcandı, kurşun, bomba, petrol, eritilemeyen stoklar tüketildi, banka kasaları şişti, petrol tekellere açıldı, artık diyalog zamanıydı.... Tanrı yanına almak istemiyor, çünkü hala askerler ölüyor... Kuzuların üzerinde kurtlar sofrası? Hani gerçeği arayacaktık? Yalın gerçeği, ne oldu, gerçekleri söyleyip ardından kelimelerin albenisine kapılmak nasıl bir duygu? Basit bir örnek verdim, işte Kudüs meselesi, tarihi örnek. Eyyubi geliyor aklıma, sizlerinde geliyor mu? Ne oldu, şimdi sıra Hristiyanlarla diyalogda, ne için Kudüs için, yada Tanrı daha çok can almasın diye? Kudüsü görenler acaba Irak ve Afganistanı neden görmezler, çünkü Kudüs iyi bir by pass olmuştur, iyi bir manevi sibob, iyi bir kandırma ve iyi bir taraftar donesidir? Kudüs sadece bir araç, bir yanıltmaca, yanaştırmanın sihirli kelimesi! "Harun Yahya" isminde bile bu sihir vardır, çünkü iyi verilmiş bir enjeksiyon, iyi toplanacak olgun ayvalar demektir.... Tarihte toplumlar aynen ağaca benzerler, meyveleri gelecekdeki nesilleri için diplerine düşmez, dalında kopartılır, bu ağaç ayva ağacı neden olmasın? Hele biraz su yerine, Din iman, güneş yerine hacı, hoca, papa, takke verdinmi tamamdır. Diyalog yada toplum mu dediniz? Diyaloğun, onunla hiç alakası yok, hiç bir zamanda yoktu, ne Haçlı seferleri döneminde Kilise altın çanaklardan şarap içerken, ama nede şimdi. Çünkü kilise, derebeyleri için daha çok zenginlik için çanak tutarken, savaşta biraz daha fazla yaşayabilmek için kan dökmeye yollanmış, manevi Tanrı emri, bombardımanı ile yok olmaya ve yok etmeye giden vebadan kırılan o toplumların varlığı kimsenin aklına gelmez. Savaşta yüzbinlerce insan ölür ama tarih derbeyinin komutanının zaferini yazar... Bilemedik altın çanaklarda yemeğini yiyen, altın hacını boynunda taşırken, toplum tahta haçlar ile avunadursun, tarih bilmem kaç nolu papayı yazar. Her oyuna kolayca yönlendirilen, taraftar olmuş ama hayatta asıl önemli olanın taraftar değil taraf olmak gerektiğini bin yıllar evvelinden unutmuş, sahne alkışçısı bir toplum var. İnsanın aklına bir zamanlar prensleri, din adamlarını eğlendirmek için kurulmuş arenalar geliyor. Hani nerede bu diyalog? Biz iyi bir seyirci değiliz, olamıyoruz, sanırım bütün sorun burada. |
Re: DİNLER arası diyalog olur mu?
Sevgili psiko ;
* * * * * * Alınmış gördüm seni, üzüldüm.. * * * * * * Dikkat etmemişsin galiba ben psikoyu eleştirmedim.Benim ve bu forumların ilgi alanı değil bu... * * * * * * * * * * * * Daha önce de başka bir forumda aynı cümleleri (paragrafı) kullandığın için , düşüncelerinin bana göre yanlış olduğunu belirtmeye çalışmıştım. * * * * * * Materyalizmin "mahkum" olması ile aksaray laleli hattının ilişkisini nasıl kurduğuna yönelik bir tepki idi. * * * * * * Son olarak "hadi canım sen de" sana değil, üsttündeki paragrafları okuyunca anlayacağın gibi "dinsel" anlayışa idi... * * * * * * Sovyetler birliğinde yöneticilerin nasıl ayrıcalıklı olduğunu ballandıra, ballandıra anlatan yazı dizilerini hatırlarsın.Peki 10 yıl içerisinde bazı rusların nasıl bu kadar zengin olduğuna şaşan ve yoksul rus halkının geleceğinin yok edildiğini anlatan kaç yazı dizisi hatırlıyorsun ? * * * * * * Yoksa kapitalizm kendine tek direnen gücü "sosyalizmi" yok edince birden hafıza kaybına mı uğradı ? * * * * * *Sormak bilmenin ilk adımı sevgili psiko, senin de bildiğin gibi.. |
Re: DİNLER arası diyalog olur mu?
Ok sayın frodo tersten gelip soralım. Aksaraydaki demirperde ülkesi vatandaşı kadınlar afyon olan dinin gösterdiği birer halüsünasyon mu yoksa elinle tutabildiğin gözünle görebildiğin dolara tahvil birer gerçek mi ?
Bu sorunun cevabı evet mi ? Eğer evet ise ;1917 de başlayan bir sürecin tahlili olan şu analiz doğru mu ? "Yirminci yüzyılın başlarında gerçekliğin maddeci bir yorumu, toplumun doğrultusuna göre hakim dünya dini haline gelecek kadar yerini sağlamlaştırmıştı." Bu analiz doğru mu ?doğru ise o zaman Eğer sovyetler ve çin dünyada belli bir güce geldilerse ki geldiler tabi ki yine yok ya gelemediler etraflarında bir ton emperyalist güç vardı dersen o zaman bu emperyalist güçler; 1917 ve diğer (İçlerinde Mustafa Kemal Atatürk ve Cumhuriyetimizde dahil)doğumları neden engelleyemediğini ben sorarım bu sefer hani " Sormak bilmenin ilk adımı sevgili psiko, senin de bildiğin gibi..." diyoruz ya. Bu sorunun cevabından sonra onları buraya gelmeye iten seninde hayatın boyunca unutamayacağın sohbet ettiğin yaşlı adamın ifadesindeki o kağıt parçası ne menem bir güçtür ?ki 16 yaşında hayatının sona erebileceği bir şavaşa korkmadan katılmış birisi 20 dolardan mı korkup diz çökmüş bunu mu anlamalıyız ? Ve O zaman aksaray laleli hattı ile olan ilişkisini kuramamak nasıl bir soru ve cevabın sonucudur ? Aklıma Temelin hem ters yola girip hemde "Ula hanci birisu hanci birisu hepsu tersten celiyi da " dediği muhabbeti geliyor nedense. Birde sen hatırlayabilirmisin bilmem ama sohbet odasında 502 ve 503.cü maddeleri geçmiş 504 nolu maddede kalmıştık. Dikkat benim en göze çarpan özelliğimdir.Hadi canım sendeyi bir nebze olsun kaldırabilirim de dikkatsiz denilmesi epten aykırı gelir ba. |
Bahailigin oldugu yerde, ( monoteist ) dinler arasinda dialog vardir zaten. Papan'in yanina gidip biyat etmeye gerek yok.
Vatikanin semsiyesi altindaki dinler arasi dialogun ise siyasi bir ayak oyunudur. Eger Vatikanin niyeti Allahin tevhidini daha güclü bir ses ile tebilg etmek ise o zaman Vatikan bu dialog isine öncelikle Ortodoks Hristiyanlar ile degil de , MFG ile baslamasi en cok Müslümanlari düsündürmeli.... |
Saygideger -inVi-;
Onerilen dinler arasi dialog konusunda, islam dini dusunulmemistir. Dinler arasi dialog, evengalizmin, yahudilik temelindeki; hristiyanligin, protestan, katolik ve ortodox dallarini karsilamaktadir. Bu dialoga, islam ise direk evengalistlestirilerek "ilimli islam" adi ve temelinde, dahil edilmek istenmektedir.Iste, muslumanlar kullanilarak yaratilan "islam terorunun" temeli, muslumanligi radikal gosterip, bunun terorizmi yarattigi imajini yaymaktir. Iran konusunu da, amerikan idealizmi, yine bu radikal islam temelinde degerlendirmektedir. Saygilarimla; evrensel-insan |
bediüzzaman nasıl bakıyor olaya:
http://www.sorularlarisaleinur.com/s...ticle&aid=9398 |
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 05:32 . |