![]() |
Din size ne zararlar verdi?
Haliyle hepimiz bir zamanların Müslüman'ı, Hristiyan'ı, Musevi'si, vb. 'ydik...
Dindar olduğumuz süreçte, dinlerin ne gibi zararlarını gördük, onları paylaşalım istedim. Kendimle başlıyorum; Müslüman'dım. Ama namaz kılmaz, oruç tutmaz, zina eder, bazen de içki içerdim. Bunlar yüzünden için için sıkıntı çektim hep. "Allah'ı inkar etmiyorum, ebedi cehennemlik değilim ama, bu yaptıklarım (ve yapmadıklarım) yüzünden; cehennemde bayağı bir yanacağım." diye düşünür, ızdırap çekerdim hafiften. Bir ikincisi, esnaflık yaparken yanımda çalışan bazı sütü bozukları (para çalan, bayan müşterilerime asılan) işten çıkarırken; haketmedikleri halde kıdem tazminatlarını gene de hesaplayıp, kuruşu kuruşuna veriyordum. Ne olur, ne olmaz; "kul hakkıyla gelme karşıma" diyordu Allah. Saçmalık, enayilik, boşa giden paralar. Bir üçüncüsü, eskilerden çok sevdiğim bir arkadaşım vardı. Bir kaç ay görüşmedikten sonra yeniden görüşmüştük - tamamen değişmişti: Anladım ki tarikatların eline düşüp beyni yıkanmıştı. O görüşmeden sonra müşterek başka bir arkadaşımla haber göndermişti, "Eğer Erdem Allah'ın birliğini kabul etmiyorsa, bir daha yanıma gelmesin" gibisinden (biliyordu lay lay lom Müslüman olduğumu, namaz kılmadığımı, vb.) - ben de "Tamam, canı sağolsun" demek durumunda kalmıştım, da koymuştu sevdiğim bir arkadaşla böyle ayrılmak. İlk aklıma bunlar geldi... |
Dinin bana pek bir zarar verdiğini düşünmüyorum. Hiçbir şarta gereğe uymayan klasik bir tatlı su müslümanıydım. Cehennemde yanmak gibi bir korkum da hiç olmamıştı. Ben Allah'dan korkmak yerine ona büyük saygı duyuyor ve merak ediyordum.
Zararı olduğunu söyleyebileceğim tek nokta dinden çıkış süresi boyunca yaşadığım travmatik dönem oldu. İki yıla yakın bir süre artık müslüman olmadığımı kendime itiraf edememiştim. Çok zayıf bir müslüman olmama rağmen dinden çıkış benim için çok yıkıcı bir süreç oldu. Kişisel olarak değil ama toplumsal olarak çok büyük zararları olduğunu düşünüyorum. İslamiyet öncesi Türk toplumlarında kadının yeri ile bugünkü yerine bakınca, olur olmaz herşeyi dine uygun mu değil mi diye değerlendirmeye çalışmamıza ve benzeri durumlara bakınca zararın oldukça büyük olduğunu düşünüyorum. |
Ömrümüz heba oldu..Yine de ayıkmak güzel be:)
|
çok verdi boşa umutlar besledim, merakımı körelttim, yıllarca namaz kıldım, oruç tuttum dualar ettim, sonunda kurtuldum ama şimdi farklı şekilde veriyor, ateist gibi yaşamamıza izin vermiyor yasalarla, örflerle, adetlerle, ahlak kurallarıyla, toplum baskısıyla hayatımızın her anına burnunu sokuyor bize yine hayatı zından ediyor hangisi daha iyi bilemedim. artık bu ülkeden gitmek istiyorum.
|
Çocukken maruz kaldığımız genital sakatlama operasyonu fiziksel zararları hakkında ilk akla gelen şey. Bunun dışında din ruhsal açıdan da zararlı bir alışkanlık. Dinsel metinlerde yer alan işkencehane tasvirleriyle beyni yıkanan bir insanın bu korku duvarını yıkması epey güçtür.
Bir ateist olarak kendimi dindarlar arasında akıl hastanesindeki doktor gibi hissediyorum. |
Alıntı:
Bende sizin gibi bir teşbih yapıyım bari.. Bir ateist olarak kendimi,hayvanat bahçesindeki yalnız bir ziyaretçi gibi hissediyorum..:) |
Alıntı:
Hayvanlığı, "Atalarımız" muhabbetinde bu figürün doğallığı yönünde ele alırken, İnanırları aşağılama bâbında hakâret içeren cümlelerin tam merkezine almaktasınız. Bu kadar kıvraklık omurilikte ciddi problemlere yol açabilir!... Ben isizin ateist olduğunuzdan bile şüpheliyim. Muhtemelen ne olduğunuzu kendiniz de idrâk edebilecek durumda değilsiniz. Ateizmi de inanırlara karşı duyduğunuz kin ve nefreti rahataça sergileyebilme adına kullanmaktasınız. Şimdi de, on puanlık "baraj sorusu"nu sorayım. Dinden dönenler için "katli vâcip" diyen yobaz ile, Bir Tanrının var olabileceğine inanan insanları "hayvan" olarak niteleyen 'zât-ı âli'(!)niz arasında ne fark vardır ? |
Alıntı:
Aklı başında olan,dürüst insanlar yalan söyler mi? Kafa kesen mücahitler veya haçlı seferi düzenleyenler,suya sabuna dokunmayan ve kendi halinde yaşayan inananların arkasına sığınarak bunları yapmıyorlar mı? Suriye'de bir mücahit kafa kesiyorsa,bunu vebali sadece o kişiye mi ait? Biraz tümel düşünmenin vakti gelmedi mi sn.Vefik Sami? |
Alıntı:
Ispat edilen şeye iman edilmez; o şey bilinir. "Yalan söylüyorlar" demektesiniz. Neye ve kime göre ? Ateistlere göre mi ? Dürüst ve ahlâk sahibi bir ateist, kendisi gibi düşünmeyen/inanmayanlar için, "Yalan söylüyorlar" demez. Belki daha nâzik bir üslûp kullanır ve " Bir Tanrının var olabileceğine inanarak yanılıyorlar" der. Çünki yalancılığın temelinde yalan söyleyen kişinin söylediği/anlattığı husûsun yalan olduğunu bilmesi gerçeği yatar. Ha; bilmeden "yalan" söylenmişse, bilindiğinde artık o "yalan"dan vaz geçilir. Tanrı'nın varlığı ise kesin olarak bilinmez; inanılır. Aradaki farkı bilmem idrâk edebiliyor musunuz ? Yoksa gene "kör dövüşü"ne devam mı edeceksiiz ? Defalarca yazdım, anlattım. Ancak sizin huyunuzdur; işinize gelmeyenleri görünce başka tarafa bakıp ıslık çalarsınız. Alıntı:
Çünki hayvanlar konuşamadıkları için yalan da söyleyemezler. Yalancı insanı anlatacak kadar çirkin/aşağılık bir kavram bulmayı başaramadı henüz insanoğlu. Sık sık dürüstlükten bahseden siz, inanırlar aleyhine - özellikle de müslümanlar - bir haber/yazı görünce, mal bulmuş mağribi gibi atlıyorsunuz üzerine. Haberin kaynağını, doğru olup olamıyacağını hiç düşünmeden hem de. Siyesette de hâl-i pür melâliniz aynı. AKP aleyhine bir haber olsun da, ne olursa olsun. Bütün bu seviyesizlikleri kendisine şiar edinmiş birinin; inançlılara dürüstlükten bahsetmesi tam bir ironi. Hani "dinime zemmeden bâri müslüman olsa" derler ya. Sizinki, o hesap işte. Alıntı:
Zât-ı âli'niz ile ilgisini kuramıyorum ne yazık ki... Alıntı:
Böyleleri için Tanrı, Allah, Good, İlah, Şiva, Vişnu vs... insanları kavuşmayı umdukları menfaatlerine ulaştıracak şefaatçi/aracı putlardır. Bunlar, Cennet'e kavuşmak için adam öldürmekten çekinmedikleri gibi, dünyalık için mazlumu/garibi ezmeyi de mârifet bilirler. Bahsettiğiniz "Haçlı seferleri" tam da bu dünyevi menfaat kumpasını anlatmaktadır. Alıntı:
Lâkin; sizin kadar "kıvrak" figürler sergileyebileceğimi hiç sanmıyorum. |
Alıntı:
Bir insanın yalan söylüyor olabilmesi için söylediği şeyin yanlış olduğunun farkında olması gereklidir. Adamın inancı kendisine göre geçerlidir ve bunu dillendirirdiğinde de, bu minvalde konuştuğunda da yalan söylemiş olmaz. İnancının geçerliğini nesnel bir şekilde ortaya koyamaması, bunun yapamayacağının bilincinde olmaması ayrı bir konudur. Zaten bunun farkında olsa o da muhtemelen inanmama, en azından inancının kesinliğine dair konuşmama yolunu seçerdi. Kişi burada yalan söylemiyor, sadece doğru saydıklarının sağlıklı bir akıl yürütme sürecinin çıktısı olmadığının farkında değil. Tabi bununla beraber inanırlar içinde homojen bir algı düzeyinden bahsedemeyiz. Öyle ki "Ben inandıklarımın doğruluğunu mantıksal olarak, nesnel bir şekilde ortaya koyamam, inancımın geçerliğini aleni şekilde gösteremem; ben sadece inanıyorum" diyen inanırlar bile vardır. Alıntı:
"Patates tarlasında patates yetişir. Ahmet, patates tarlasının bekçisidir. Öyleyse Ahmet de bir patates olmalıdır." Kusura bakma ama sürekli olarak şekildeki kadar hatalı şekilde akıl yürütmektesin. Bir inanıra ortalama dinsiz profili budur deyip sadece senin yazdıklarını okutabilsek onun daha da dindarlaşmasına vesile olmuş olurduk, başka da bir şey yapmış olmazdık. |
Sn.Vefik Sami;siz Tanrı var mı diyorsunuz,yoksa Tanrı'ya inanıyorum mu diyorsunuz?
Tanrı'ya inanıyorum demek,Tanrı'nın varlığını kabul etmek değil midir? Tanrı'ya iman,Tanrı'nın varlığına iman değil mi? Bu bağlamda Tanrı var(Tanrı'ya inanıyorum) diyenlere,benim gibi ateistlerin ''Tanrı nerede?'' sorusu anlamsız mıdır? Karşısındaki ateistlere yüzlerce/binlerce yıldır en ufak bir kanıt gösteremeyen bu inançlılar,yalancı değiller de nedir? Açıkca yalan söyleyenlere,neden hoşgörü gösterelim? Yalancılara hoşgörülü davranmak,dürüstlere yapılmış bir ceza/haksızlık değil midir? |
Biraz ince, nazik bir durum bana göre...
Misal: Alıntı:
Ancak Tanrı kavramına gelince iş değişiyor, zira gözle görünen maddi bir şeyden ziyade görünmeyen-uhrevi bir varlık mevzubahis oluyor. "Tanrı vardır" diyen kişi, aslında ateist olup da böyle bir söylem yapmıyor (böyle olsa gene -yalancı- ifadesi doğru olacaktır); o kişi can-ı gönülden Tanrı'nın olduğuna, tüm benliğiyle kanaat getirdiği için bunu söylüyor. Yani bu durumda, "yalan söylemek" değilde, "iddiasını ispat edememek" ifadesi bence biraz daha uygun düşer. |
Alıntı:
Mahkemede yalancı şahitlik yapan birine,yalan söylediğinin farkında mıydın,yoksa değil miydin diye sorulur mu? Böyle saçmalık olur mu? Herhangi birşey hakkında VAR hükmü veren birisinin,nerede/nasıl sorusu karşılığında bir cevap veremediği anlaşılırsa,bu kişinin yalancı bir sahtekar olduğunun söylenmesi tabi ki doğru bir tespittir.. Kapınıza gelen bir pazarlamacı ''abi tencere satıyorum ama bu tencere gözükmüyor'' derse,ne cevap verirsiniz,muhakeme yeteneği tavan yapmış sn.mürted:) |
Alıntı:
Bir münakaşa ne denli sert geçerse geçsin; eğer tartışma kişiselleşmemişse, kolay kolay üslûbumu bozmam. Fakat bazen öyle abuk-subuk şeyler yazmaktasın ki, emin ol "kayışı sıyırdığını" düşünmekteyim. Mahkemede şahitlik eden kimse, bizzat görüp bildiklerini anlatarak şâhitlik eder. Hiç bir hâkim, "Ben sanığın masum olduğuna inanıyorum hakim bey" diyen adamın şahâdetini kabul etmez. Müslümanların kelime-i şahadet dediği şey için söyledikleriniz doğrudur. Çünki cümle, "şahadet ederim" diye bitmektedir. Fakat bütün inanırlar böyle yapmaz. Misâl ben "Tüm varlığın sahibi/yaratıcısı bir Tanrı'nın olduğuna şahâdet ederim" demiyorum. İnandığımı söylüyorum. Umuyorum; bu ikisi arasındaki kalın çizgiyi göremeyecek kadar "miyop" değilsinizdir. Tarafların karşılıklı münakaşa etme noktasında istekli olmaları durumu müstesnâ,"Olmayan Tanrı'ya neden inanıyorsun ?" gibi benim inancımı ve inanç özgürlüğümü sorgulayıcı bir soru sorma hakkına hiç kimse sâhip değildir. Çünki, tüm inanırlara bu hakkı, İnsan hakları evrensel beyannâmesi tanımaktadır. Kendisini "dindar" olarak tanımlayanlardan ne gibi bir kötülük gördüğünü bilemem de, fakat o her ne ise, gözünüzü kör etmiş anlaşılan. Binaenaleyh, seviyeyi yerlerde süründürüp "İnananlar yalancıdır" demek sûretiyle haddini aşarak, bizlerin kişilik haklarını tahkir ve tezyif edici höykünmelerde bulunmak, içinde bulunduğunuz ruhsal durmun bir yansıması gibi. Hoş mu görelim, anladığın dil ve perdeden cevap mı verelim bilemedim doğrusu... |
Alıntı:
Hakim,şahidin yalancı olup olmadığını nereden bilecek? Şahit belki doğru söylüyor,belki yalan söylüyor..Hakim,eldeki verileri ve şahitlerin beyanatlarını değerlendirerek bir karar verir.. Ben yalan söyleyenleri biliyorum diyorum size..Bu yalan söyleyen kişiler,ister yalan söylediklerinin farkında olsunlar,ister olmasınlar..Hiç mühim değil bu.. Alıntı:
Olan birşeye mi,yoksa olmayan bir şeye mi inanılır? Siz Tanrı'ya inanıyorsunuz,çünkü size göre Tanrı var.. Bende size şu inandığınız Tanrı'yı bir gösterin diyorum,yahu:) Gösteremezseniz,herkesin anlayabileceği,ikna olabileceği bir argüman sunamazsanız;size ne dememizi beklersiniz acaba? Dipnot:Bu foruma birbirimizin sırtını sıvazlamaya girmiyoruz.. |
Alıntı:
Alıntı:
Alıntı:
Sense inananlara hayvan diyorsun, bu nasıl oluyor denince de olayı yalan söylemeyle ilişkilendirmeye çalışıyorsun. İnananları hayvana benzetmen mi daha kötü, yoksa hayvanla insan arasındaki farkı yalan söylemekle ilişkilendirmen mi? Bilemedim şimdi ben. Azıcık düşünce... :) |
Alıntı:
Senin gibi düşünmeyenleri "yalancı" ilân ederek, açıkça bizlere hakâret etmektesin. Hatta bu terbiyesizliğinde de ısrar ediyorsun. Üslûbuna dikkat etmeni istemiştim. Paşa gönlün bilir. Nasıl yazarsan ona göre cevap alırsın. * Bu forumda yazan herkesi okumak gibi bir lüksüm yok. sn mürrted'in yaptığı alıntıda gördüm. Diğer vatandaş da, ateist olarak kendisini "doktor", imanlıları da "akıl hastası" ilân etmiş. Bu ne şişkin egodur bilader. Bir de sık sık empatiden, dürüstlükten söz etmezler mi ? Bing-Banag teorisini ortaya koyan Rahip fizkçi Geogres Lemaitre "akıl hastası-yalancı" olursa sizin gibi muhteremlerin ne durumda olduğunu tahayyül etmek dahi mümkün olamaz. Öyle deeel mi efeeemmm ? :D |
Alıntı:
Hayvanat bahçesinde çaresiz bir şekilde hapsedilen hayvanları görünce burkuluyorum/üzülüyorum..İmanlı insanların akıllarını/vicdanlarını hapsetmeleri,bir kenara bırakmaları karşısında burkuluyorum/üzülüyorum.. Okumayan,okuduğunu anlayamayan,düşün(e)meyen,sorgula(ya)mayan insanların bir hayvandan ne farkı var demekteyim.. Aynı zamanda hayvan olduğumu da söylüyorum:) Kafanız karışmasın..Hepimiz hayvanız ama bizim türümüz biraz farklı..Bu farklılıktan bihaber imanlıların,insan olacak kertede olmadıklarını anlatmaya çalışıyorum..İnsan olmak için biraz ahlaka/erdeme ihtiyaç vardır..Yalan söyleyen birisi,benim açımdan bir sırtlandan farksızdır..Sırtlan sorgulayamaz/bizim gibi düşünemez/okuyamaz..İmanlılar da böyle değil mi? Mesela Nuh tufanına inanan birisi,sizce düşünebiliyor mu? Alıntı:
Siz ''Tanrı'ya iman ediyorum ben'' diyorsunuz..Ben de size ''olmayan birşeye iman edilir mi?'' diyorum..Demek ki var olan bir Tanrı'ya iman ediyorsunuz ama bu var olan Tanrı'yı bize gösteremiyorsunuz..Bu durumda size ne dememizi istiyorsunuz? |
Alıntı:
|
Din tek bana değil tüm insanlığa zarar verdi. dünyadaki açlığın kıtlığın savaşların ölen bebeklerin %99 u din yüzünden.
din olmasaydı milyarlarsa insan hurafelerle değil de bilime insanlığa katkısı olacak şekilde yetiştirilseydi belki bugün kanser olmaz, tüm hastalıkların tedavileri çok basit bir şekilde gerçekleştirilebilir, doğal kaynaklarımızı idareli kullanmayı öğrenmiş masta yaşam formları yapmayı başarmış, tüm insanların bilinçli, akıllı insanlar hakkını savunabilen kolay kandırılamayan insanlar olurduk. Devletin yönetimini bir kaç gözü açığa teslim etmemiş olurduk, daha kolay örgütlenebilirdik. şiddet ortadan kalkardı. Daha akıllı mühendislerimiz olur, Çok daha az maliyete çok daha dayanıklı inşaatlar yapardık. |
Alıntı:
Yoksa bâzı zihinsel problemlere düçar mı oldun ? Kaç defâ yazdımm; artık ben de unuttum. Diyorum ki; bilinen, bilinir; ona iman gerekmez. İman, kimi insanlarda bir Tanrı'nın var olabileceğine dâir kanâatttir. İster kabul et, ister etme. Tanrı kavramı bir ihtiyaçtan ortaya çıktı. Peki, "Uçan spagetti canavarı"nı ortaya çıkaran ne ? Kendini çok zekî görüp, inançlı insanları "ahmak" yerine koyan; aslında din-iman noktasında hiçbir kaygısı olmadığı hâlde, içinde yetiştiği çevrenin etkisiyle "imanlı" görünen kimi tipler gibi, yine yaşadığı çevresel koşullardan ötürü, dinsel bilgi ve hassasiyetleri zayıf olduğu için kendini "ateist" zanneden; genelde muhatabını, muhatabının kutsalını, değer yargılarını küçümseyip alay ederek egosunun hamallığını yapan ve gariptir, yaptığı hamallığın farkında olmadığı halde, kendisini "özgür" zanneden tiplerin geyik muhabbeti kıvâmında ortaya koyduğu bir ironi. "Çok zeki" arkadaşımız, elma ile armut'un çarpımından nar elde etme telâşında. Edeb Ya Hu!... |
Alıntı:
Şimdi anladım sizi..''Ya varsa'' yani:) Tanrı'ya böyle inanan birine yalancı gözüyle bakamam..Çünkü bu tercihinizle ''Tanrı var'' diyecek konumunda değilsiniz..! Alıntı:
Siz bu ihtiyaçtan ortaya çıkan Tanrı kavramına ''ya varsa'' diyerek iman ediyorsunuz:) Alıntı:
|
Alıntı:
Ve dinin tıpkı bir obsesyon, anxiete, paranoya ve delüzyon benzeri bir mental kusur olduğu konusunda ısrarcıyım. Hatta delüzyonel bozukluğun tanımına harfiyyen uymaktadır. Bu hastalık genellikle ebeveynlerden çocuğa bulaşır ve tedavi edilmezse kronik bir kusur olarak hayat boyu devam eder. Hastalığın şiddeti bireylere göre farklılık gösterir. Kimisinde ılımlı kimisinde radikaldir. Ancak tedavisi mümkündür. Ben de sonradan tedavi olabilen şanslı azınlık içindeyim. :) Darısı diğer inançlıların başına. |
Alıntı:
Tüm gayretleriniz, bana cevap yetiştirmeye endeksli. Bir ateist inançlı insanların Tanrı hakkındaki kanâatlerini kabul etmez fakat; imanlı insanları da yalancılıkla, akıl hastası olmakla suçlamaz. Böyle yapması için hiç bir sebebi yoktur çünki. Sizdeki durum epey ilginç. Tavırlarınız, bir ateist'ten ziyâde kültür dindarı tavırları gibi. Hiç bir ateist "olmayan Tanrı"ya bu kadar öfke duymaz. Eğer iddia ettiğiniz gibi gerçekten ateist iseniz, durumunuz Cervantes'in "Don kişot'undan daha vahim. Çünki onun düşmanı daha nesnel idi. Yel değirmenleri. :D Alıntı:
Tedbir üzerinden imanda samimiyet yoktur. Yılın onbir ayı müşterilerini kazıklayıp, Ramazanda oruç tutarak kendisini affettirdiğini zanneden esnaf mantığıdır bu anlattığınız garâbet. Bana yalancı demiş olmanızla, yukarıdaki iddianız arasında hakâret bâbında hiç bir fark yok. Kendisini "kurnaz" muhatabını "saf" zanneden insanların düştüğü gülünç durumlar, çok daha beterdir. Ama farkedebilmek de lâzım tabii. Alıntı:
Bu kanâatim ise subjektiftir. Başklarına Tanrı'yı gösterme misyonum ve haddim yok. Dikkat ettiyseniz, varlığı noktasında hiç bir tartışmaya girmedim ve girmem. Tanrı, kendisini samimiyetle arayan insana tecelli eder. Tabii "tecelli"den kasdım, O'nu bir "şekil-nesne" gibi görmek değil. Eğer Tanrı birileri için bilinmek istemiyorsa, kendisinin varlığını bildirmek başkalarının harcı değildir. İmanda "torpil" olmaz. Kendin arayıp bulacaksın. Bulamıyorsan, mevcut konumunla yetinip imanlılara kin, nefret kusmayacaksın. Alıntı:
Belki bölgesel bir âfet yaşanmış olabilir. Ama Tevrat'ta anlatıldığı gibi, tüm dünyayı suların kapladığı bir tufan pek inandırıcı durmuyor. Dünyanın düz zannedildiği dönemlerde böyle bir efsâne insanları etkileyebilir de, Şimdiki öğrendiklerimiz, bildiklerimiz çerçevesinde bunu kabul etmek mümkün değil. Konu "Tanrı'nın gücü" değil. Tanrı isterse tüm dünyayı suya boğar; o ayrı. Fakat anlatılan efsâne, Tanrısal adâlet ilkesine ters düşüyor. Dünya Nuh ve etrâfındakilerden ibâret değil ki. Neden Nuh kavimine kızıp da tüm insanları ve dahi diğer canlıları öldürsün ? Böyle bir şeye insanın gücü yetse ve yapsa "Pire için yorgan yakmışsın" demezler mi ? Tanrı'nın, canlıların hayatlarını sonlandırmak için yağmura sele ihtiyâcı yok ki. Nasıl yarattıysa öyle de öldürür. Uzun zamandır bir kavramı anlatmaya çabalıyorum. Kültür dindarlığı. Yâni, içine doğduğu kültürün kendisine dayatmalarını kabul etmek zorunda kalıp, şartlanmışlığını "iman" zanneden insanların hâlini anlatma çabasındayım. Beni kültür dindarlarıyla karıştırmayın. Alıntı:
Bu forumun kurallarına ters düşmediğim ve kırıcı bir üslup kulanmadığım müddetçe istediğimi yazarım. Üstüne vazife olmayan işlere karışma. |
Alıntı:
Bu durumda, eldeki bilgi birikiminin inançlı insanlara âit olanlarını çıkarıp atın bakalım. Kendinizi ateist yapan verilere nasıl ulaşacaksınız... Bence bribirimizi birşeylerle itham etmekten çok, anlamaya çabalamak gibi bir gayretin sâhibi olmak daha mantıklı. Sizce de böyle değil mi ? Burada bulunuş amacımız; bilgiyi silah gibi kullanıp, başkalarının saflığından ve iyi niyetinden bilistifâde, onları gülünç durumlara düşürmek sûretiyle, egomuzun azad kabul etmez köleliğne yeni katkılarda bulunmak değilse tabii. |
Hayır inkâr etmek gerekmez. İlk çağlarda inançlar, mistisizm, paranoid ve delüzyonel kusurlar insanlığı merak etmeye ve araştırmaya teşvik etmiş olabilir, bunu inkar etmiyorum. Ama şu da bir gerçek ki tüm bu maceradan geriye kalan sadece ateistik metodolojinin bize kazandırdığı bilgilerdir. Mesela astroloji, simya ve numerolojiden geriye astronomi, kimya ve matematik kalmıştır. İnsanlığın bilimsel birikimi ve buna bağlı olarak gelişen teknolojik imkânlar -kâşiflerin ya da mucitlerin inançsal kimliğinden bağımsız olarak- ateistik perspektifin meyveleridir. Bugün bilimsel sürece yön veren şey de köhne cinnetler değil materyalistik metodolojidir.
|
Alıntı:
Alıntı:
Alıntı:
Alıntı:
Tanrı'ya iman etmiyorsunuz yani..Tanrı'nın varlığını kesinlikle biliyorsunuz.. Buyrun,bildiğiniz bu Tanrı'yı bize gösterin diyorum bende..Bunu anlamak zor mu? Alıntı:
|
Alıntı:
Alıntı:
Bu forumda Müslüman olmak iddiasındaki Bursalı, Bahai olduğunu söyleyen Psiko ve kendisine Mesih takipçisi diyen Vefik Sami (sakin olduğu zamanlarda) benim gözümde forumdaki pek çok ateiste göre daha sağlıklı bir ruh halini yaşıyorlarmış gibi duruyor. Keza bunları muhakeme yetenekleri, pek çok ateistten daha yüksek düzeyde, pek çoğundan daha sağlıklı şekilde akıl yürütebiliyorlar. |
Alıntı:
Tanrı'nın varlığına dâir uydurulan kimi hurâfe ve ön yargıların bilimsel araştırmalardan uzak tutulması elbette doğru bir şeydir. Fakat benim sorum bu değildi. İnsanlığın teknolojide ulaştığı bu günki konum her inançtan kişinin katkılarıyla meydana geldi. Mâdem inançlı insanların akıl sağlığı hakkında "şüphe"leriniz var; neden onların bilim ve medeniyet adına ortaya koyduğu verileri kullanıyorsunuz ? .Siz bir taraftan, inançlı insanların bilim adına harcadığı emekleri sahiplenip, kulanırken; diğer taraftan o emek sahiplerini "köhnemiş cinnet" şeklinde itham ederek şimdiye kadar hiç kimsede göremediğim bir kötü davranışa imzâ atıyırsunuz. Ne adına ? İnançlı kesimi aşağılama noktasında ağzına geleni savurup, sonrada bu yazdıklarını sahiplenme mecbûriyetinde kalarak "haklı çıkma" adına. Seveyim sizin "toplumsal birlikteliğin güdülediği ahlâk" anlayışınızı!... NOLAN ile birlikte ikiniz bir münakaşadan çok, ortaya koyduğum her argümanı keyfinize göre şekillendirip, yeni hakaretler üretme çabasıyla davranmaktasınız. Ben seviyeli bir münakaşa adına sabrımı muhafaza etmekteyim. Rüzgâr ekenin fırtına biçeceğini de hatırlatarak. |
Alıntı:
Gelişmiş ülkelerdeki Hristiyanlar olaya genellikle böyle bakarlar. Haftada bir de kiliseye giderler, arada bağış yaparlar. Öteki türlü bu kadar aydınlanmış toplumların bilimi yalancı sayarak Müslümanlar misali bilime yüz çevirip klasik öğretiye bağlı kalmaları mümkün değildir. Demem o ki Kutsal Kitaplar'daki akla ve bilime zıt anlatıları, fabl gibi düşünüp ders çıkarmak lazım diye düşünüyorlar. Malum fablarda da farklı tür hayvanlar birbirleri ile konuşur ve bu durum da akla ve bilime terstir. İnanma ihtiyacı bazı insanların olaya böyle yaklaşmalarına neden oluyor. Evrim Teorisi'ne tamamen ters olan Adem-Havva masalına bir temsildir diyen evrimci Müslümanlar yok mu? |
Alıntı:
Ben genelde sâkin bir yapıya sâhibim. Tartışma esnasında fikri düzlemde seyreden en sert ifadelere dahi tepki vermem. Ama atılan "ok"lar fikir hedefinden sapıp o fikrin sâhibine yönelince iş değişiyor. Farkında olmadan "kantarın topuzu"nu kaçırmaktaysam; yaptığınız/yapacağınız uyarılardan isitfâde edeceğimin de bilinmesini isterim. Saygıyla. |
Alıntı:
|
Sanırım dindarları akıl hastası olmakla suçlamak da yanlış bir tutum. Ancak bir inançlı inancını savunmak için ortaya argüman koyuyorsa bu kesin olarak ahmakça bir harekettir. Aklını gereği gibi kullanamamaktır. Zaten inançlılar kendi aralarında birbirlerini genellikle sersemlik ve budalalıkla suçluyor. Hristiyanlar Müslimleri ve Yahudileri, Müslimler Hristiyanları Yahudileri. Yahudiler diğer ikisini de. 3,5 milyar insan birbirlerinin inançlarının zırvadan ibaret olduğunu ileri sürüyor. Öyleyse bu iddiacıların aptalca davrandıklarına hükmedebiliriz.
|
Alıntı:
Ateistler, bu tip zihinsel hastalıklardan muaf mıdır ? Alıntı:
Ne de büyük laf etmişsin muhterem. Yalnız, ağzınla gerini karıştırmışsın gibi. Pis kokular yayılıyor mesajından. O "Ahmak"ın #29 no'lu mesajda sorduğu basit bir soruya henüz net bir cevap veremeyip kırım kırım kıvırtan, üstüne bir de "akıllı" geçinen senin gibi dansözlere ne demeli; pabucumun "entel"i ? |
Alıntı:
Ip adreslerimizi öğrenip,bize baskın mı yapacaksınız? :) Neye inandığınızın bile farkında değilsiniz siz..Alenen paradoks içindesiniz ve zeytinyağı gibi de hep üsttesiniz..Bırakın bunları,sadede gelin lütfen.. ''Tanrı var'' diyene ''nerede bu Tanrı'' diye sormaktayım ama aldığım bir cevap yok..Demek ki bu ''Tanrı var'' diyen kişi,bana söylemekte..Yani bu kişi bir yalancı..! Siz bu gerçeği ister kabul edin,ister etmeyin.. Gerçek bu..! Tanrı var diyene yalancı demek hakaret etmek değildir..Saçmalamayın lütfen.. Gerçekler acıdır ve burada sadece gerçeklerden bahsedebilirsiniz.. Hayali karakterlerin var olduğunu söyleyenlere,yalancı denmez de ne denir?! Size birkaç sefer izah ettim bu durumu..Mevzu sadece Tanrı kavramı değil.. Kapınıza gelen bir satıcı ''abi tencere satıyorum ama görünmüyor bu tencere..Görünmediği o kadar da önemli değil,sonuçta bu tencere var'' derse, ne dersiniz bu kişiye? Sadece bu soruma cevap verin.. |
Alıntı:
Alıntı:
* Adam 950 yaşına kadar yaşıyor. (29:14) * Karınca konuşuyor. (27:18) * Kuş adamla sohbet ediyor. (27:22) * Yeni doğmuş bebek konuşuyor. (19:29) * Balık adamı yutuyor birkaç gün sonra sağsalim karaya tükürüyor. (37:142) * Bakire kız çocuk doğuruyor. (3:47) * Adamlar mağarada 300 sene uyuyor. (18:25) * Adam bastonuyla denizi ikiye ayırıyor. (26:63) * Adam topraktan kuş yapıyor, üstüne üflüyor, kuş gerçek oluyor. (5:110) * Adam gemisine dünyadaki her hayvan türünden bir çift bulup sığdırıyor. (11:40) * Adamla eşşeği ölüyor 100 sene sonra diriliyor. (2:259) * Adamın bastonu yılana dönüyor. (7:107) Bu masallara inanan kişiye ahmak denilmez de ne denir? Üç semavi dinin müminleri soykırım teşvikçisi kasap bir figüre tapmaktalar. Dindarlar birbirlerini karşılıklı budalalıkla, kafirlikle, sapıklık ve dalaletle suçladıkları için dindarlar ahmaktır. Ve aslında bu benim kişisel iddiam bile değil. Tanrılı dinler "En kusursuz din benim, benden olmayan akılsızdır" iddiasıyla yola çıkıyor. Bu çekişmenin kaymağını da zeki politikler yiyor. Ateizmi unut. Farzet ki dünyada ateizm ve ateistler yok, sadece bahsettiğim din ve dindar profilleri var. Bu koşullar altında dindarlar yine ahmaktır. |
Çok doğru diyorsunuz sn.Cosmic Perspective;)
Ben bu konularda biraz Nietzsche gibi düşünüyorum..Böyle düşünmeyen dinsizleri de,böyle düşünmeye davet ediyorum:) Nietzsche,zamanında noktayı koymuş bu konulara; Alıntı:
|
Alıntı:
|
Alıntı:
Ateistim diye ortalarda gezen kimdir? Bu nasıl bir bakış açısı böyle? Bu nasıl bir üslup? Kim Darwin'i Tanrı yapmış,kim evrime din gözüyle bakıyor? Yazık size.. |
Alıntı:
"Bizim oğlan binâ okur; döner döner yine okur." İmanlı insanlara karşı sahip olduğunu zannettiğin "entellektüel birikim"e ne oldu ? Düşüncelerini, inançlarını beğenmediğin kimselere hakâret etmekten maadâ bir hünerini göremedik henüz. Argümandan bahseden sen, ağız ishali ürünü bir yığın laga-luga dışında net bir fikir üretemiyorsun. Yapabildiğin tek şey İnançlı insanları "akıl hastası-ahmak" olarak itham edip çemkirmek. Bu şekilde suçladığın imanlı insanların bir kısmı üniversitelerde prof. olarak görev yapıyor. NASA'da çalışanlar da var. Zât-ı âli'niz ne işle iştigal eder acaba ? Sülo dayının yeşilliğinde bostan korkuluğu mu ? Benim gerçek ateistlere saygım vardır. Çünki onlar en azından üç semavi dini incelemiş ve neye karşı çıktıklarını bilerek ateist olmuşlardır. Bir de senin gibi, içinde yetiştiği toplumun kültürel yapısı nedeniyle dinsel hassasiyetleri bulunmayan. bu nedenle de içine düştüğü boşluğu ateizm, kendisini de "ateist" zanneden, kifayetsiz muhterisler var. Üj-bej yabancı kelime ezberleyip tekrarlamakla; ya da oaradan-buradan (Ç)alıntı Copy/pasteleri foruma asıp entel pozları takınmakla yürümez bu işler. "Din diye ortaya koyup, maddeler halinde sıraladıklarına baktığımda, din-iman olgusundan ne kadar uzak ve sığ bir anlayışa olduğun görülüyor. Sen daha din denen mefhumun ne olduğunu tam anlayamamışken, karşı çıktığın da ne ola ki ? İnanırlar o hikâyeleri okudukları için Tanrı'ya inanmazlar. Tanrı'ya inandıkları için, İnandıkları Tanrı'nın bunları yapabileceğine inanırlar. Ayrıca ben de Kutsal Kitap diye bilinen kitaplardaki kimi anlatımları gerçek dışı bulmuşumdur. Bunları da zaman zaman paylaştım. Mevzûyu öyle bir noktaya getirdin ki; sürekli karşı çıktığım, elştirdiğim kültür dindarlığını savunmak mecbûriyetindeymişim gibi bir durum çıktı ortaya. |
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 01:20 . |