![]() |
Beynin Norokimyasal (Konektom) Yapisi mi/Numenal Yetinin Kendisini Sorgulamasi mi?
Mumkun oldugu kadar, bilimsel ve bilissel bir tartisma acmak istiyorum.
Sizce, insanoglu turunun kendi turu ile olan mucadelesi ve yarattigi soyutlar temelli sabitlik ve sahipligi, teist, nonteist ve antiteist duzeyli, inancsal/bilimsel bakis acisi ve dusunce ve davanisindaki her turlu farkliligin nedeni nedir? Bu evrimsel gelismisligin insanoglu beyin farki mi, yani farkli norokimyasal yapilara sahip beyinler ve bunlara paralel olan dusunce uretimi mi?, yoksa, ayni beyin yapisi, fakat bilinclenme duzeylerinin kisi tarafindan dusunce ile sorgulanarak, dusunce duzeyli bilinclenme farki mi? Yani kisaca, fark; beyinlerin norokimyasal yapilarinda mi? Yoksa dusunce sorgulamasiyla degistirilebilen bilinc ve farkindalikta mi? Yani, "bir kisini beyninin norokimyasal yapisi, nonteizme musait degilse, teistlikten kurtulamaz" denilebilir mi? Yoksa"teist olan bir kisi, dusuncesini sorgular ve teizmin ne oldugunu algilarsa ve bundan rahatsiz olursa, non teist olabilir" denebilir mi? Evet fark; dusuncede mi? Yoksa beynin norokimyasal yapisinda mi? Dusuncenin duzey degistirmesi insanoglunda sorgulama ile mumkun mu? Yoksa dusunce duzeyinin degisebilmesi icin, ona uygun bir beyin kimyasal yapisinin gerekliligi var mi? Tarihe cesitli donemlerde damgalarini cesitli konularla vurmus ve kitlesel hale gelmis dusunce uretenlerin beyin norokimyasal yapilari musait oldugu icin mi, bu dusunceleri urettiler, bir suru farkli izmleri ortaya attilar, yoksa; beyinleri herkes gibi idi de, sadece dusuncelerini sorgulayarak, irdeleyerek, degistirip mi bu dusunceleri ortaya attilar. Bu tarihte her konuda kitlesellesmis, isim yapmis kisilerin normal bir insanoglundan farki; beyinlerinin norokimyasal yapisimi idi, yoksa herseyi, ya da kendilerini kitlesellestiren konuyu sorgulayarak, irdeleyerek mi bu dusunce duzeyine ulastilar. Bilinc ve farkli duzeyleri, neye baglidir? Beynin norokimyasal yapi farkina mi/ yoksa, ayni beynin urettigi dusunceye mi? Mesela Einstain'in farki; beyninin norokimyasal yapisi mi?, yoksa herkes ile ayni olan beyninin, sorgulama ve konusuna yogunlasma farki mi? Kisaca insanoglunun ortada bir evrimci teslimiyeti mi vardir, yoksa kendi kendine bu teslimiyeti algilayabilir ve bunun farkina vararak ve bilinclenerek bu evrimciligi, devrimcilige; yani kendi kendini sorgulayarak bu teslimiyetten kurtulusa erdirebilir mi? Neden insanoglunun hem inanc temelli hem de bilim temelli bir beyni var? Neden biri beyni durdururken ve esir alirken, digeri beyni dusundurtuyor? Ya da insanoglu numenal yeti ufkunun, beyni ile bagi nedir? Beyin, fenomen ile numen arasindaki bagi/iliskiyi/celiskiyi kuran ve bu bag sonucu kavrami ortaya atan tek organ, ya da tek organ mi? Beyin olarak, insanoglu beyninin yeti farki ve duzeyi beyindeki yariklar acisindan kalitimsal ve genetik bir yapi gosteriyor oldugu halde, bunun one cikmasini saglayanin kisinin yasam ve iliskilerindeki onem/etki ve ilgisine bagli oldugu da gayet acik ve ortada. Yani bir muzisyenin oglunun muzisyen olma olanagi ile hic muzik ile ailesi genetik olarak ilgilenmemis bir kisinin muzisyen ola olanagi genetik olarak farkli olsa bile, ilkinin muzisyen olamadigini ama ikincinin olabildigini soyledigimizde bunu genetik ile nasil acikliyoruz. Beynin dusunmesi ile, kisinin kendi beynini dusundurtmesi farkini nasil acikliyoruz? Bir kisinin diger kisiye gore ayni toplumda oldugu halde, ideolojik inancsal izmsel ve etik farki nerden geliyor? Ya da bir kisi yasaminda bir ideoloji v.s. den baska birideolojiye nasil geciyor? Evet, yorum, gorus, bilgi paylasimlarinizi bekliyorum. |
Burda evrensel-insan cok buyuk bir psikolojik, felsefi problemden bahsediyor. Filozoflarin genelde insanlar sokaga cikip birbirini oldurmesin diye tartismaya acmaya cekindikleri gercekler gibi problem. Ozgur iradenin varligi boyle bir problem bana sorarsaniz. Cunku var yada yok demek icin biraz erken:bounce:. Kesin bilimsel ve felsefi bir sekilde varligini yada yoklugunu kanitlayamayiz. Bilim bize burda yardim etmiyor. Belki de butun eylemlerimiz kontrolumuz disinda ve biz olmayan birseyin cok buyuk yanilgisina kapilmisizdir. Burda ortaya kanit koyulamaz. Descartes ozellikle bu konuya cok iyi deginmis. Butun beynimize pek guvenemeyiz cunku yaniliyor diyor ve ozgur iradenin olmayabilirliginden de bahsediyor. Hatta direk kendi varliginin bile bir ilisyon, yanilsama olabileceginden bahsediyor. O yuzden bir varsayim yapmak zorunda hissediyor kendisini ve dusunuyorsam varimdir diyor. Cunku demezse felsefeye, dusunmeye, yasamaya devam edemiyecek:D. Freud ve Carl Gustav Jung psikolojisinin su an bilimsel acidan en mantikli, inanclari kenara birakip gozleme odaklidir. Freud ozellikle bilincalti ve ego kisilik parcaciklarini bulmus ve gun gibi ortada olan gerceklerdir, bilim tamamen arkasinda. Yani dis dunyaya su an rasyonel yaklasip, ben neyim sorusunu hem kendine hem baska insanlara sordugunda alacagin cevap: "Bir seyleri tam olarak bilemeyiz, tarih boyunca hep yanildik ama DNA'nin kendini kopyalayarak urettigi cok-hucreli bir canlidaki benlik benim galiba". Darwin'de biz neyiz lan sorusuna cok guzel cevaplar getirmistir tabiki.
Bu tip sorulari rasyonel insanlar sorar. Beynimiz bir fanusun icinde, bir super-bilgisayarin urettigi similasyonda olabilir su an ve. Kimse bunun boyle olmadigina dair kanit orataya birakamaz. Bu tip problemlerle karsilasan insanlar mesela muhammet bir halisulasyon gordu uzerin din kurdu. Rasyonel bir insan cok az uyudugu icin halisulasyon gordugunu dusunurdu. Din mi daha mantikli, rasyonel bilim mi? Biseylere inandirmamiz gerektirmiyor kendimizi bilimin aciklayamadigi konularla yuzlestigimizde. Olay hep boyleydi zaten, olay bir insanin yuzlestigi fenomene yaklasma sekli. Burda sakin olursak, kontrollu sekilde yaklasirsak bu tip bilinmeyen olaylarin tum tarih boyunca var oldugunu unutmamaliyiz. Bu problemlere rasyonel yaklasmak demek bilmedigini kabul etmektir sadece. Ben matrix'te yasayip yasamadigimi bilmiyorum. Bunu bilemem ama buna ragmen yasayabilirim. Valla ben Descartes'in yalancisiyim iste;). Konuya donucek olursak bir insan neden dindar olur evrenin sagci bir politikaci tarafindan yaratildigina inanir yada rasyonel bir birey olarak buna pek inanamaz, yanlis gelir, sorguluma ihtiyaci hisseder. Ego'nun isteklerinden birisi dogruyu arama istegidir. Ama elimiz kolumuz bagli bazi konularda. Varligini sorgulamak mesela. Burda problem cikiyor iste. Kesin bilemeyecegin olayi en dogru sekilde bilmeye calisiyorsun. Descartes cekti bu cileleri zamaninda iste :D. Bence problem var iste. Hepimiz hissettik, hissediyoruz bunu. Birseyler yanlis diyo bir parcamiz ve ilk once bilincaltindan sonra bilincli haraketlerimize dogru bir yanlislik hissi aliyoruz. Bence boyle yani. Sonrasinda bilincli bir sekilde dini sorgulama evresi gelir ki bir sure bastiririz bu dusunceleri eger dindarsak. Sonrasinda yanlisliklari bulursan bu yanlis dersin. Eee tam olarak bilemeyecegim bir suru din var hepsini islam gibi arastiracak miyim? Hadi ordan :banplease:. Ben bir metod buldum, bir pattern kesfettim, bir seyler oldu ateist oldum diyor insanlar yani. Mantiksiz dusunursen musluman olur tuvalette bir tanri 31 cekmeni izler dersin. Eger mantiksiz, non-rational davranislar sergilersem. Dis dunyadaki verileri incelemezsem beni yanlis bir seylere inandiracaklar ki insanin kendiside inanmak istiyor yani cennette memeleri tomurcuklanmis hurilerle sevismeyi filan. Yani ateist olurken tutundugum tutumu etrafimda gerceklesen her fenomen icin kullanmaya devam edebilirim. Her olayi ateist oldugumdaki gibi incelememe gerek yok. Aslinda var ama gerek yok bazen:D. Gerek duyarsak dini degistirmeye verdigimiz emekten daha fazlasini harciyoruz zaten. Sonuc olarak anlam veremedigimiz yada bilemedigimiz olaylara bir sekilde yaklasabiliriz. Supheciligini, rasyonelligini birakmayan insan ayni metodu kullanmaya devam eder. Cunku insan denen canlinin beyninin asil amaci, varlik sebebi; tehlikelerin farkina varmaktir. Beyin bu durtuye, cok programli. Ve etrafta donen olaylarin yanlisligi bu durtuden kaynaklaniyor. Descartes butun hayatinin yalan olmasini dusunurken beyni bir tehlike algiliyor, kesinlikle oyle. Ama burda korkma beyin, dusunuyorsak variz diyo. Yani rasyonel insanla, inanclari olan insan arasindaki fark noro-kimyasal yapisindan gelen sakinliktir. Bu dusuncemin arkasinda bir cok psikolog var. Carl Gustav Jung'u ozellikle okuyabilirsiniz. Ben rasyonel bir insansam, birakin ozgur iradeyi varligimi sorgulamaliyim. Ve disardan bakinca olay bazi insanlarin noro-kimyasal yapisi korkuya daha dayanikliysa ateist oluyorsunuz. Olay boyle bence degilse bile beyinde olmuyosa olay nerde oluyo ben bilmiyorum:D. Sonucta bilinc dunyasinda olsa bu korkularin, bilinmezliklerin sorgulanmasi yine beynimizin olusturdugu bir sey dusunceler ve beyindeki farklilik insani ateist yada teist yapiyor. Hatta evrensel-insan caktirma aramizda kalsin ateistlerin iq seviyesi teistlerden daha yuksek:D. Yani beyni bir sekilde calisan insanlar bakin zeki bile demiyorum baska bir yerde daha birlesiyorlar o da bilim. Artik bilim adamlarinin yaptigi isinde bu sekilde calisan bir beyinden kaynakli oldugunu biliyoruz. Yani iq'su yuksek insan hem bilime daha yatkin hem ateizme. Bir insanin bir seylere yatkinligi oldugu su goturmez bir gercek. Ve zaten olan butun olayin beyin denen makinanin urettigi pek olarak bilmedigimiz bir realitede geciyor. Bir vakit insanlar dunya merkezli bir evrende, bedenin icinde gezen mukemmel ruhlarlardi. Ama bilim adamlarindan pis tokatlar yediler. Realiteleri kaydi gitti teistlerin, acinasi haldeler. Bize bu tokatlar atilacak mi peki? Biz cozduk mu herseyi? Ilerdeki insanlar bu zamana bakip bitti, herseyi anladilar mi diyecekler? Burda gene rasyonel olursak bizim dusunce dunyamizada darbeler indiricek gelecegin insanlari. Olay bu sekilde gorunuyor. Buna hazirlikli olmaliyiz diyorum sadece. Cunku su zamanda yapabilecegimizin en iyisini yapmaya calisiyoruz zaten. Biz insanlarin urettigi herseyde bir kusur, bir eksiklik hatta yanlisliklar olucak. Sonucta daldan dala atlayan maymunlar bilgisayar uretip, gezegene internet denen agi kurduysa ilerde de bu boyle gider diyorum. Her yonden gelisicez ve bu gelisim bize yanlislarimizi kesinlikle gostericek. Ben kendimden biliyorum internetin temel iletisim protokollerindeki hatalari ve kesinlikle degisicek ilerde. Ilk baslarda bu kadar buyuyecegini hesaplamamislardi. Neyse. Alıntı:
Alıntı:
Son olarak Harry Potter'da gecen bir olaydan bahsetmek istiyorum. Harry buyucu okulu Hogwartsh'a gittigi ilk gun hangi okul kulubunden oldugunu secilmesi lazim. Okulda buyulu bir sapka var ve bu sapka insanlarin kafasina koyuldugunda o insanin butun kisiligine, karakterine, ozune, tecrubelerine bakip hangi kulube uygun oldugunu seciyor. Harry annesi ve babasinin okudugu yerde yani Grifindor'a gitmek istiyor. Yani istedigi sey Harry'nin Grifindorlu olmak istemesi. Harry sapka Slytherin derse Slytherin'e gitmek zorunda kalacagini biliyor. Ve bu kulup genelde kotu insanlarin gittigi bir kulup. Sapkayi taktiginda Harry hemen inceliyo sapka, hmmm, diyo falan. Sonra Slytherin mi Grifindor mu diyo. Harry cok korkuyo Slytherin'i duyunca, nasil benim icimde bu olabilir diyo, heyecanlaniyor. Sonra surekli Grifindor olmaliyim, Grifindor olmaliyim diyor. Sapkada Grifindor'a mi gitmek istiyorsun diyo. Harry evet diyo. O zaman "Grifindor" diye bagiriyo sapka. Burda J.K. Rowling cocuklara cok guzel bir mesaj vermek istiyor. O da sen ne olmayi secersen o sundur cocugum diyor. Iyi olmayi secersen iyi, kotu olmayi secersen kotu, rasyonal olmayi secersen rasyonel, inancli olmayi secersen inancli olursun diyo. Bence nasil oldugunu onemi yok secimin; insanlar secimleri neden yaptigini cok derin bir sekilde dusunerek secimler yapmali ve bunun kendisine ait oldugunu dusunmeli. Ben ozgur iradenin varligindan, hatta varligimdan suphelenirken, net bilemezken rasyonel olmayi seciyorum. Bu en guzel secenek benim icin. Baskasinin ne sectigi hic umrumda degil. Dunyada tek ateist kalsam onume deliller koyulmazsa inancli birine donusmem. Bu benim neremden geliyo beni cok ilgilendirmiyo yani. Buyuk ihtimal DNA'nin urettigi makinanin, urettigi bilincte oluyo iste. Bunu tam bilmesem bile secimim bu yonde. Sonuc olarak musluman ile ateist arasindaki fark noro-kimyasaldir diyorum. |
Alıntı:
Bilimin "true enugh"'indan bakildiginda devrim zaten bir canlinin baska bir canliya donusmesi degil midir? Burdan sonrasi hikaye artik. Ne dersek o olur :D. Sen teslimiyet dersin, ben derim zaten olay bu. Yani evrilicez kacari yok. Ne seviyeye cikarsak cikalim 1 milyon yil aramiza tur farki cekicektir emin ol. O zamanin insani artik kendisine insan demeyi pek istemeyecek bence ve genetik farkta olusacagindan cekerler valla setti. Biz baska turuz derler. Bu kesin olucak hatta. Ben Nietzsche'yide cok severim ve arada Nietzsche gibi insanlar cikip toptan biyolojik turun elestirisini yapmali. Simdilik insanlik elestirisi yapildi. Ve bence iste hakli adam. Harbiden kan kusuyor insanligin ustune ama diyor sizin omzunuzda baska insanlar yukselecek. Nietzsche burda bence sadece trance halinde. Sakinligini kaybetmis ve tum topmluma inanilmaz elestiriler, yenilir yutulur cinsten olmayan laflarla gelmistir. Cidden sanat yapmistir adam bence. Boyle Buyurdu Zerdust'u okudugumda aklim cikti, 14 yasmdaydim. Pek birsey anlamadim ama kim kizdirdi bu adami dedim ya. Niye kizdi bu adam bu kadar dedim ve elestirilerinde oyle mantikli noktalar gordum ki bu kadar onemli mi bunlar dedim. Simdi okudugum da cidden son 200 yilin insanini goz onune aldigimda. Harbiden butun elestirdikleri o insanlar her kelimesini haketmis bu laflarin. 200 yilda kurulan kapitalist duzen bu elestiriyi tek basina hak eder zaten. Eee millet Nietsche'nin bu nefretini kadinlarla olmayan sansina yukluyor. Muslumanlar mesela. Adam bas bas ust insan, evrim, ateizm diye bagirirken adama nihilist filan demeye calisiyorlar. Insanlarin bir amaci olmali diyen bir adama hicci demeye calisiyorlar fln. Banane ya millet ne derse. Burda herkes spekulasyon yapiyor. Ben adami tanimasamda beni kisiligi degil, kitabi ilgilendiriyor. Fikirleri, dusunceleri. Onlarin nerlerden geldigi degil. Tek yapilmasi gereken tabi rasyonel olmak. Hem fenomene hem de bilince bakmak. Iki tarafina anlamak icin en iyi yontem rasyonelliktir. Terence gene bir laf soyler hep: "Stoned and rational mind" baya sakin, iyi ama rasyonel bilinclere sahip insanlar cok seyi degistirir diyo. Kendisi hippi zaten. Baya destegi vardir 50'lerin hareketlerine. Interpol pesinde kosmus fln. |
Alıntı:
Bunun norokimya ile pek bir ilgisi yok, insanlar sorgulama yoluyla da sonuca ulasabilirler. Ayni sekilde tarihe damga vurmus insanlar da boyledir. Sonucta onemli olan algi sorunudur. Orneklemek gerekirse; Kopegin insani isirmasi mi, yoksa insanin kopegi isirmasi mi algi yonunden daha cekici veya irrite edicidir? Oysa buradaki esas unsur, yani detay isirma olayidir. Biri normal ve rutin algilanirken, digeri vahsilik olarak algilanabilir. |
Alıntı:
|
bu konuda son yilda birsuru kitap okudum... cetrefilli bir konu ..birkac kitap onerebilirim..
ilk once son okudugum turkce yazilmis bir kitap.. DDennett cizgisini benimseyen "bilinc gercek bir yanilsama" gerci konektomdan bahsetmiyor ama hep tarif edilen algiyi ve yasami bir tiyatro sahnesi gore egiliminin ve algisinin yanlisligi uzerine ilginc bir kitap... anladigim kadariyla devami da gelecek connectome dusuncesini ve projelerini ben "brainscience podcast" de teferruatiyla ogrendim. tavsiye ederim...hatta son 103. bolum bu konuda update veriyor. bu konudaki en onemli yazar olan sporns ile soylesi var.. yeni kitabi cikti.. http://brainsciencepodcast.com/bsp/2...update-bsp-103 ancak konektomu farkli algilayanlar var... bu konuda da iki farkli yaklasim ve proje var... avrupada ve amerikada... http://www.neuroscienceblueprint.nih...tome/index.htm http://www.openconnectomeproject.org bu da trends in cognitive sciences son sayisindaki giris bolumu.. Alıntı:
http://www.amazon.com/Top-Brain-Bott...n+bottom+brain http://www.amazon.com/Brains-Top-Dow...5BHardcover%5D |
yanliz sunu basta belirteyim sevgili ei'nin connectome'u sabit, degistirilemez seklinde bir yapi gibi algiladigini dusunuyorum .... bu yanlis.... belki temel pathway'ler degismeye bilir ( ki bu bile tartisiliyor) ancak sinaptik duzeyde degisim ve "beynin plastikligi" bugun bilinen bir konu...
ayni durum genetik yapiyla ilgili de konusulmakta... epigenetik de burada diger farkli tartisma konusudur.... tabii tum degistirilebilirlik belirli bir yere kadar.. sonuc: OKUMAYA ve ARASTIRMAYA DEVAM |
ayrica sevgili ei'nin bf skinner cizgisini ve artik olmus olan behaviourism' i savundugunu da sanmak istemiyorum...
|
İki faktörün birlikte hareketi söz konusu.
Her insan aynı düşünce potansiyeline sahip midir? Açıkçası zekanın her insanda aynı oranda gelişmediğini gözlemleyebiliyoruz. Peki belli bir oranda yeterli zekaya sahip olan bireylerin, sorgulama teknikleri ile, tek yönlü değil de, analitik düşünce sayesinde inançlardan arınması mümkün mü? Evet, elbette. Belli bir eşik değeri belirleyelim. O değerin üstünde seyreden her zeka bence, cesurca sorgulamayı denerse, saplantılardan arınırsa karşısındaki verileri daha doğru değerlendirebilir. Bu aşamada her insanın doğuştan aynı potansiyele sahip olmadıklarını biliyoruz. Yine de mevcut inançların doğuştan sonra, çevresel insan faktörü ile zihinlerine kazındığını düşünürsek, zihnindeki sorgu mekanizmasını harekete geçirecek verileri verdikçe bir noktadan sonra, sabitleşmiş fikirlerin merkezinde gerekli olan çatlamayı sağlayabiliyorsunuz. Sabitleşmiş fikirleri yıkarken genelde, yine bireyin sabitleşmiş başka fikrini kullanarak ikisi arasındaki çelişkiyi açığa çıkarmak işe yarıyor. Her bireyi maksimum seviyede bilince kavuşturmayı başarabilseydik, (doğru eğitim sistemi ve aile yetiştirilişinin büyük etkisi olurdu.) teizimi tartışmak yerine bugün neleri keşfedeceğimizin keyfine varırdık. |
Ben bir serbest dusunur olarak, yapilandirmaci epistemolojistim. Yani gercekligin bir insanoglu yapilandirilmisligi oldugunu soyluyorum ve evrensel-insan zihniyeti ile bu yapilandirilmis yapi ve isleyisin (x ve y) kokten ve temelden cozumunu sorununu analitigini ve kritigini yapiyorum.
Ayrica bir beynin sorunu algiladiginda ve onun farkina vardiginda bilincli olarak bilissel temelde, tum core faithlerden arinabilecegini ve de dogumdan kendisine verilmis her turlu deger veri ve tabuyu; tarafli olarak savunmak ya da karsi cikmak yerine, onu kavramsal temelde sorgulayabilecegini ve bilisselligine erildiginde de ondan kurtulunabilecegini soyluyorum. Bunun icin bir beynin "olmasi gereken" bir noro-kiyasal ve konektom yapisi gereginin evrimsel olarak yerine gelmis olmasinin savunusu, bana gore AYRIMCILIKtir. Yani her insanoglu beyninin her bir veriyi sorgulayabilecegini dusunuyorum. Tabi once bunun bir sorun oldugu algilanacak, sonra farkina varilacak, sonra bilince cikacak ve en sonunda da sorgulanarak dusunce ve davranis olarak ondan arinilacak. Bu temelde quantum dusuncesi "ne dusunuyorsam, oyum" siarini tasir. Butun bu dediklerimin bilimsel gozlemi ise basta kendim ve yasam ve sanal alemdeki sahislarda gozlem veren ideolojik inancsal degisimlerdir. Tabi bunun bilincli olup olmadigini, ancak bu degisimin farkinda olabilen algilar. Yani degisimi yasamis beyin, bu degisiminin farkinda ve bilincinde olmayabilir ve kendini ayni kendi olarak degerlendirebilir. |
Alıntı:
|
Alıntı:
Buradaki soru, "degisim icin belirli bir fiziksel yapi gerekir mi?" sorusudur. Cunku her turlu EVRIMSEL/BIYOLOJIK aciklama ile "bu isi su yapar, bu yapamaz" demek ya da boyle bir sonuca ulasmak; AYRIMCILIKtir ve de bir beyni baska bir beyne Evrimsel olarak teslimiyettir. Zaten emperyalist zihniyet te bunu yapmaya calismaktadir. Dogallik kisvesi altinda teslimiyet. Bilimi de buna alet etmektedir. |
Alıntı:
|
Alıntı:
Her insan dilediği kadar uğraşsın Einstein olamıyor evrensel-insan. Görsellik, fizyolojik etmenlerde farklılık olduğu gibi düşünce potansiyellerinde de farklılıklar var. Bunu görmezden gelemiyorsunuz. İq her ne kadar sağlıklı bir ölçüm methodu olmasa da, insandan insana çeşitlilik gösterdiğini biliyorsunuz ve yüksek dereceye sahip olanların sorgulama ve analiz yeteneklerinin daha üst düzeyde olduğunun muhtemelen farkındasınızdır. Tabi hafif zeka geriliğine yakın sınırlarda seyreden iqlar adına böyle bir beklenti içinde olmanız sadece hümanist bir yapıda olduğunuzun göstgergesi oluyor. Çok üstün zekalı insanların algısal dünyasının bizim bildiklerimizden çok daha ötede olması da bir anahtardır. Somut veriler içinde fikir üretirken, bilinenlerin çok ötesinde yaratıcı düşüncelerde hayat bulabiliyorlar. |
Alıntı:
Tabi burada gozlem veren beyin ozurlulugunu disarida tutuyorum. Yalniz kimse kimseye "sunun dusundugunu bu dusunemez" diyemez. Dusunememesinin sebebi tamamen kisinin kendini beynine teslim etmesi ve beynini kendi kontrolunde isletmemesidir. Yani sadece beyninde yer etmislerle leyhte ya da aleyhte hareket, teslimiyetciliktir. Felsefi olarak kritik ve analitik dusunce tarihi Kant ile baslar. Bugun o klasik "evet/hayir-dogru/yanlis-oyle/boyle" v.s. temelli sorular ve yanitlar tarih olmustur. Cunku bu tip sorular ve yanitlar, DUSUNCE VE BILGI ICERMEZ VE GEREK DUYMAZ. Mesela bir kisiye, "sen inancli misin?" sorusu klasik bilgi ve dusunce icermeyen kisirbir sorudur ve yaniti da "evet/hayir" dan biri olan ya soruya paralel ya da karsi yanittir. Halbuki "neden inanclisin?" sorusu hem soranin hem de yanitlayacak olanin dusunce ve bilgi paylasimini gerektirir. Ayrica yanitlayacak olanin, inancinin bilincinde ya da farkinda olup olmadiginin da verecegi yanittan algilanmasini saglar. Iste bu tip kritik ve analitik dusunce sorulari ile hem soran hem de yanitlayan, bilgi ve dusunce sunmak durumundadir. Sunamiyorsa zaten egosal rahatsizlik duyarak satasma, atisma, polemik daveti v.s. gundeme gelir. |
Sana once genel bir yanit vereyim. Tum yazinin ufku metafizigin, varliksal/ontolojik inanclari ve ideolojileri ile sinirli. Zaten butun bunlarin temeli akilciliga dayaniyor. Yani akil kendi icin neyi kendine dogruluyorsa ona inaniyor.
Konuya epistemolojik, bilimsel ve bilissel bakmak ise; tamamen farkli bir ufuk. Cunku bu ufuktaki bakis acisi "var, ol, inan" temelli degil; aksine "bil" temelli bakis acisidir. BU DA AKILCILIGA DEGIL, GOZLEME DAYANIR. Buradaki gozlem, emprisizm ile ayni degildir. Yani once ORTADA GOZLEMLENECEK BIR FENOMEN OLMASI GEREKIR. Iste bu gozlemi insanoglu once algiya donusturur ve sonrada kavramsal bilgisi ile aciklar. Yine buradaki gozlemin algisi da iki turludur, duyusal ve duyumsal algi. Iste buradaki duyumsal sezgisel algi, ayni metafizikteki varliksal bakis acilari gibi; akilcidir ve illa akli tatmin etmek adina; kendilerine kendilerince inandiklarini dogrularlar. Epistemoloji demek, bilgi genelindeki anlam ve icerigin ayni zamanda insanoglu kavramsal bilgisinin geldigi bu sinirdir. Bu sinir hep var olacaktir, ama onemli olan bu sinirin KALICILIGI DEGIL; GECICILIGIDIR ve her geldigi sinir duzeyinde; onu bilimsel ve bilissel olarak "yeterli" bulmaz ise, inanc ve ideoloji akilciligi kacinilmazdir. Aklin tatmini ve kendince kendini inandirarak gozlem vermeyen seyleri kendine dogrulamasi; tamamen insanoglunun kendine kendi giydirdigi ego elbisesinin bir sorunudur. Iste basta insanoglunun giydigi bu ego elbisesinin nasil neden ve ne sekilde giyildiginin, yani yapilandirildiginin algisi ve bilinci gerekir. Iste ondan sonra insanoglu bu yapilandirilmisligin yapi ve isleyisinin kokenine inip sorunu kokten ve temelden cozme analiz etme ve sorununu ortaya koymaya yoinlenebilir. Butun bunlarin temeli de NUMENAL YETIYE DAYANIR. Tabi ki bu numenal yeti bir fenomen olan beynin ve yine bir fenomen olan insanoglunun bir urunudur. Fiziksel farklar gozlem verir, NUMENAL YETI KULLANIM FARKI DA DUSUNCE VE DAVRANISTAKI BEYIN DUZEYININ BILGI ALGI BILINC VE FARKINDALIGINDAN ORTAYA CIKAR. Bugun insanoglu buna bilissel bilim demekte ve insanoglunun her turlu yasam iliski duzen ve sistem kurma kurum ve kurumsallasma da verdigi gozlem temelinde sosyo-psikolojik bir yapi olarak gozlemin bilimsel verileridir. Insanoglu hem fenomenonumeno kavramsal hem de biyososyopsiko bir varliktir. Yani bir uclemi icerir ve bu uclem onu insanoglu yapar. Aslinda konu ve kavramlar cok farkli ve detaylidir. Ben yeri geldiginde bunlari genis olarak kavram ve konu temelinde dile getiriyorum. Alıntı:
Burada bir tanim var onun uzerinden gidebiliriz. Özgür irade, kişinin eylemlerini, arzu, niyet ve amaçlarına göre kontrol altında tutabilme ve belirleme gücüdür. Kişinin belli eylem ya da eylemleri gerçekleştirmede ser*gilediği kararlılık; belli bir durum karşısın*da, gerçekleştirilecek olan eylemi, herhangi bir dış zorlama ya da zorunluluk olmaksı*zın, kararlaştırma ve uygulama gücü; eyle*me neden olan eylemi başlatabilen yetidir. Ayrica ozgur ile serbest de ayni anlam ve icerikte degildir. Ben bunu "ozgur ve serbest dusunce" basliginda acikladim. Alıntı:
Var oldugumuz icin de dusunmuyoruz. Cunku yukarida acikladigim gibi, insanoglunun beyni zihniyeti ve kavrami ayrilmaz bir uclemdir ve biri olmadan digeri de olmaz. Buradaki ifade "GOZLEMLEDIGIM FENOMENI/MI NUMENAL YETI/M ILE ALGILAYARAK KAVRAMSAL BILGI/M ILE ORTAYA KOYUYOR/UM" dur. Alıntı:
Alıntı:
Bilim ise gozlemini olgusal ya da teori seklinde ortaya koyar ve bu ortaya koyduklarinin da gecerliligini gozlemsel yanlislanabilirlige kadar kabullenir. Bilimde suphe de kesinlikte yoktur, sadece gecerlilik ve yanlislanabilirlik vardir. Alıntı:
Alıntı:
Alıntı:
Benim ...e gorem insanoglu temeli ve hedefim de insanoglunun zihinsel insanlasmasi evrensellsmesi bilimsellesmesi ve bilissellesmesidir. Alıntı:
Alıntı:
Alıntı:
Alıntı:
Cunku en basta bu sitede benim teist iken ateiste ya da non teiste bilinc olarak degisen bir suru gozlemim var. Tabi ki eger ateizm bilincli gelmedi ise, tekrar teizme donmek de kacinilmazdir. O yuzden ben hic bir beyni ne boyle bir mahkumiyete sokarim, ne de biri digeri olamaz diye ayiririm. |
Alıntı:
Emperyalizm'le bunun ne alakasi var? Buraya bari politika karistirmiyalim. Bilimsel konusacaksak, bilimsel konusalim, yok politika yapacaksak, bunun icin politika bolumu mevcut. Her insanda, mevcut zeka kullanimlarinin dominantligi farklidir dogustan, sozel zeka, duygusal zeka, matematiksel zeka vs. kimi gelistirilebilir, kimini gelistiremezsin ornegin. Bunu dile getirmek, nicin ayrimcilik olsun? Benzer sekilde, su rahatsizliginiz var, ameliyat olmaniz gerekiyor dediginde ayrimcilik mi yapmis oluyorsun yani? Bilim dusmanligi mi bu? Alıntı:
Ornegin domuzu cesitli sebeplerle tuketmeyen veya hicbir sekilde hayvan tuketmeyen bir insan vardir karsinda, onu yemege davet ettiginde pekala bunu sorabilirsin. O da sana sebebini aciklayabilir ve boylelikle iletisime gecmis olursun. Niye kisir soru bu? Yani adama hicbirsey sormadan, atiyorum bir inancli kisiye domuzu yedirmek veya domuzu tavuk diye yedirmek veya onu uyarmamak, bir sekilde onu kandirmak daha mi uygun sence? |
Alıntı:
Ayrimcilik, farkini ortaya koymak degil; farklari biribirinden ayirmaktir. |
Alıntı:
Eee sonuc? Sorabilir miyiz yani boyle bir "kisir soru" ? Demek ki genellemeler yanlistir. |
Alıntı:
Cunku her beyin her seyi algilar. Yeterki algilama icin gerekeni yapsin. Yani beyinlerin her turlu duzey farki tabi ki vardir. Yalniz bu farklar, birini digerine erisilmez kilmaz. Bunu ben noncognitivizm ile ilgili basliklar da acikladim. Ben "sorulamaz" demedim, aksine soruldugu icin o cumleyi yazdim. Buradaki "kisirlik" klasik dusunce ve bilgi istemeyen bir soru ve yanit olmasidir. |
Alıntı:
|
Alıntı:
Bunun ardinda metafizik aramak nedir peki? Egonun tiribidir abicim, hic kusura bakmayin. O egondan gelen mesajlari bastiramazsan bunun bilincinde yasayamazsin yada bilincsiz bir sekilde anlarsan delirirsin. Insani bu sonuca getiren her yolda egon problem cikaracak. Gercegi kabul etmeni engelleyecek. Korkucak, uzulucek, trip aticak garip garip. Simdi biz rasyonel ateistler dedigim gibi muslumanlardan farkli bir dusunce algoritmasina sahibiz. Ve bu dusunceler, noro-kimyasal bir reaksiyondur. Bunu kabul edememenin sebebi egondur sadece. Cunku beynin icinde olan olaya fizigin otesinde dersen muslumaninda big-bang'in fizigin otesinde demesinden bir farki kalmaz. Yani ben burda bir celiski goruyorum. Bunu yazdim, biz rasyonel dusunce metodunu uygulayarak geliyoruz buralara ya!!!!! Aloo, biz bilincten bahsediyoruz burda. Ruh degil. Ruhdan bahsetmiyorsak rasyonel metodla geldik buraya. Ve beynimizin urettigi bilincin urettigi realiteye metafizik dersen sen yanilirsin. Cunku dibine kadar hissediyoruz, goruyoruz, dokunuyoruz, kokluyoruz.... Yani beynin yaptigi is her neyse zaten hep icindeydik kardesim. Bazi insanlar disina cikabiliyo bu olayin ve beynine realite yaratma emri veriyor yada psychedelic maddelerle direk baska bir realiteye gidilip geri gelinebiliyor. Buyu mu yapiyoruz lucid dream yaparken yani? Buyuculuk mu mantar yemek? Burda problem var! Psikolojik bir problem var. O da agir bir gercegi kabul etmenin zorlugu. Niye? Egon incincek. Bir seyleri bilmedigini ve bunun arkasinda doga ustu bir olay olmayabilecegini kabul etmek. Rasyonel insanlar pesinde kosarsa cok guzel bir bilinmezin burnumuzun onunde azicik daha bilinebilir olabilecegi ve burdan cok buyuk teknolojiler cikabilecegi gercegini elinle itiyorsun. Ben bu lafi demeye daha devam edicem arkadaslar: "Insanligin farmakolojik destege ihtiyaci var, hemen!". Bu insanlarin icinde bizlerde variz. Egonu bastirmak, bir sus dusunuyoruz ak demek lazim bazen. Yoksa Descartes gibi varligini sorgulayamazsin. Yaptim sanirsin hayal kurmussundur halbuki, halisulasyondur o. Olmamis, yapamamissin. Bana bilincin arkasinda metafizik var diyen adama ben varliginin arkasinda niye metafizik yok diye sorarim abi. Herseyi birakalim o zaman. Gidelim amazona yasayalim kabileyle. Yildirim dustumu korkalim tanri kizdi diye. Olmaz yani. Rasyonel olmadigini belirtsin bu tip insanlar ona gore tartisalim. Muslumanla bilinci mi tartiscaz allahin isi diyo adam. Bilmiyorum diyemiyo ki. Yoksa cesareteniz gercekleri kabul etmeye dusunme o zaman. Buldugun gercekten tirsacaksan girmeyeceksin bu yollara. Git namaz kil. Biz agir tokatlar yedikte ogrendik bunlara. |
Alıntı:
Sakin bir kafayla dusunursen kim oldugunu unutmazsin. Cunku sen icerde bir kisisindir. Ozunu bulmussundur. Yani icinde iki felsefi yaklasim ayri konularda uygulanmaz. Allah'a yok deyip, beyin metafizik uretiyor demezsin. Yani bir kisi olmak iyidir iyi. Bu arada beynin yaptigi is gercekten o kadar inanilmaz ki. Gercekten. Terence'in lafi yani bu. "Death by astonishment" diyo. Yani saskinliktan ve hayranliktan olmezseniz olmezsiniz diyo. Biz diyo rasyoneliz, sekuleriz ama dindarlardan daha buyuk bir "awe" hissediyoruz diyo. Bu da korkuyla karisik sevgidir. Sen evrensel-insan dagin arkasinda su var diyorsun insanlar gidiyo gezip geliyo :D. Terence okumanizi tavsiye ediyorum tekrardan. |
Alıntı:
Sizin dusunce patternleriniz doganin isleyisinden uzak malesef. Dogada kurtlarin oldugu yerde kuzularin oldugu gibi. Insaninda bilincsizi, bilinclisi var malesef. Ama size sadece sunu soylemek istiyorum. Bu yollarda biraz ilerlemek insana aci veriyor. Insanin tanriyi sorgulamasi, bilinmeze rasyonel yaklasimi, kendisinin evrendeki en mukemmel varligin yarattigi kusursuz bir ruh olarak degilde daldan inip yurumus bir maymun oldugunu anlamasi insana aci veriyor. Bana bu dusunceler ne kadar zevk veriyor anlatsam, deli dersin:party:. Iste ateist ile musluman arasindaki fark ne biliyor musunuz? Karakter farki. Dusunce patternindeki degisiklik karakterindeki degisiklik hep birbiriyle baglantili. Ayrimcilik gercegi kabul edememektir bence. Illa bir kelime atip ortaya onunla gercegin ustunu orteceksek, sirf AHLAKSIZLIK diye. Ben de bu ayrimciligi niye bu gercege yapiyoruz diyorum. Niye noro-kimyasal yapimiz bizi ateizme itmesin. Butun realitemizi uretiyo bu yapi. Bunun uzerine hem fikiriz. Burada ki degisikligin insanin dusuncelerini degistirdigini niye kabul edemiyorsunuz. Burda ayrimcilik var. Neyin ayrimciligi oldugunu ilerde anlayacaksiniz. Cunku dunyada ve evrende bir duzen var, patternler var. Goruyoruz ve biliyoruz. Burada iste gene bir duzen, bir pattern var evrensel-insan sen bunun bilincine erisememissin iste. Ben burada ne oldugunu anladim. Teorisini cikaramayiz orataya. Bu benim tecrubem ve bu tecrubeden cikardigim sonus. O da bazi insanlarin dusunce dunyasinda gecirdikleri vakit bir sure sonra onlara odul olarak geri geliyor. Yani hepimiz uzun sureli bir dusunce maratonundan sonra bize cok guzel gozuken, cok iyi anlayip, hissettigimiz hatta tecrube ettigimiz "dusunce zenginlikleri" kesfediyoruz. Biz bu alemde bosuna gezmiyoruz. Daldan dala atlayip meyveler ariyoruz yani. Altindan kalkilmaz yucelikte gercekler kesfettiginde, panic yapmamak lazim. Daldan dala atladim, tanri oldum. Hikayeleri yalan. Tanri oldugumuza inanirsak ilerleyemeyiz. Ama ayni budist rahipleri dusune dusune oyle buyuk bir realite yaratabiliriz ki icinde surekli nirvananda yasayabilirsin. O kadar siyirirsin yani:loco:. Bunlar gercekler iste. Bilincin derinlikleri. Girip buralara birazcik delirmeden cikiyorsan zaten duzgun giremiyorsun demektir. O yuzden delice fikirleri kabul edebilmek lazim bazen. Bazen hem gercek hem de delici gerceklerle karsilasiyoruz. Oluyor boyle seyler. Cocukkten tanri yok dediler, yok uzaylilar var dediler, in-cin-hayelet vs korkuttular. Bunlar insanlarin gercekleri gormesini engellemek icin insanin icine yerlestirilmis mekanizmalar. Bir sure calisir iste sonra cikarir atarsin. Cunku geregi yoktur artik cinden korkmanin ateist fln olmussundur. Ama bu korkular hala ordadir. Cok az tabiki gercekten rasyonel bir ateist olamadiysen tam. Ama ben ruya aleminde bilinc altimdan cikan bu korku imgelerinin kafalarini samuray bicagiyla kopartiyorum evrensel insan. Lucid dream'de isteginizi yapabilirsiniz o evrende. Ve evet. Ben korkularimin kafasini kopartip, uzerine basip, parcaliyorum. Sizin de yapmaniz gereken bu aslinda. Rasyonel olmazsan ruyanda uyanik bicimde sikisabilir ve size cok uzun gelen bir zamanda inanilmaz iskencelere maruz kalabilirsiniz. O yuzden dedim tehlikelidir diye. Ve uyanmaniza ragmen vucudunuza hareket emri veremeyebilirsiniz ve gene sakin olup bir sure beklemezseniz. Egonuz panik yapar, oluyorum tribi atar ve halisulasyon gormeye baslarsiniz. Bu olay uyku felci ve insanlar bunu karabasan sanip korkmuslardir hep. Ben simdi gozumle gordugum olaya ve karsimda korkudan olusan, ruyadan tam cikamama bilinc seviyesindeyken gordugum halisulasyona mi? Ve abartmiyorum adamin akli dengesini bozacak sekilde korkunc halisulasyonlar bunlar. Bosuna g*tlerinden mit uydurmuyorlar inanclilar. Ama bu yollarda ilerlemenin yolu sakin ve keskin olmaktir. Bana bunu ogretmek icin 10 yil tapinaklarda su tasirttirabilirler di ama ben cabuk ogreniyorum iste gerek yok. Sakin olursaniz bilinc altinizdan gelen korkularla savas etmeyi, bi dakka gercekten savas etmeyi ogrenebilirsiniz. Bu dunyanin su an savascilara ihtiyaci var, sevgi pitirciklarina degil. Ama asil savas baska yerde donuyor iste bilincin icinde. Insanlar bilinclerinin icinde ailerinin, toplumun, kapitalizmin, dinin soktugu oyle buyuk psikolojik rahatsizliklar, sapiklik, sapkinliklar, korkular, travmalarla yasiyolar ki. Bunlar o kadar igrenc ki. Bunlarin ustesinden anca oldurulerek gelinir. Bu dusunceler sadece oldurulebilir. Ama yeterince gucluysen iste bir saniyede 1000 korkunun ustesinden gelebilrsin. Zayifsan 1 korku seni delirticek, yok efendim kleptomanik yapacak, beni seven olmadi ben kotu adam olucam triplerinde yasar, bunun aslinda sen olmadiginin bilincine varamazsin. Bu guc ne peki? Bu guc affedebilmektir hem kendini hem karsindakini. Bu guc sevmektir deli gibi. Gercekten sevmiyorsaniz birseyleri kotu adam olucaksiniz demektir. Olumune sevmek lazim bir seyleri. Ki burada sevmek demek okumayi, arastirmayi, dusunmeyi ve deneyler yapmayi sevmek demektir. En onemlisi ise cesaret demektir. Korkuyorum diye, olurum diye dusunce ozgurlugunden vazgecen insan burnunun ucunu goremez. Ateism mesela boyle bir dusunce sistemi ve buraya gelen insanlar belli bir aci cekip geliyor. Bitti cozmus mu ateist insan evreni. Bu daha baslangic. Bu tabana ayri bir felsefe oturtulmasi lazim artik. Kisi gunluk hayatina yon vermeli. Bunun da insaasini yapiyor. Bunun uzerine durmuyor hala devam ediyor. Yeni seyler kesfediyor. Bunu yapmayanla esit olmasi lazimmis. Valla ben demiyorum bunu doga diyo. Esit degilsiniz diyo. Iyilerinizi seciyoruz diyo. Ben bu dusuncemi evrime indirgerim. Rasyonel gozlukten bakinca da oyle gozukuyor. Dunya otistiklerle, sizofrenlerle, sosyopatlarla dolu. Bunlar baska yerlerde. Esit degil aslinda burda kullanilmasi gereken o da baska "gercekliklerde" aslinda bu insanlar. Kim ne bilir bi muslumanin hic bir problemi yoktur ne egodan, ne bilincaltindan herseyi oturtmustur kendince sorgulama ihtiyaci hissetmiyordur. Dusuncelerini sorgulamaz ve buyuk dini zevkler icinde yasar. Sen yuvarlanirsin ciripciplak "ateizmin realitesinde" yada durmaz sende heyecan icinde kosturursun. Yok yani esitlik, neresinden tutarsan tut, bu varyasyondur. Dogal secilim var, dogal baskilar var. Hem psikolojik, hem norolojik, hem cocukluktan tecrubeler hem toplumsal bi suru etken var ve secilim var. Bunu goremeyisan evrensel-insan evreni okuyamiyorsun. |
Alıntı:
Deneyi yaptiginda ne gozlemliyecen? Ilk ruyanda bilinclendiginde yani. Diyecegin tek sey "Abi hemen herkes yapmali olacaktir?". Ne oldugu hakkinda hic bir fikrim yok ama herkes yapsin diyeceksin. Lucid dream yapamiyorsan ucuver amsterdama abi ya. Rahat ol :hippie:. http://www.youtube.com/watch?v=-eu9GfHCpVo |
Alıntı:
Farklar algidandiktan sonra, ayrimciliga karsi olarak beyin antiayrimcilik yapar. Yani farklari bir birinden ayirmaz ama farklarin farkinda ve bilincindedir. Yukaridaki uzun mesajina yanit yazmayacagim. Cunku bu konudaki her turlu aciklayici mesajimi bir once ki mesajimda yazmistim. Sadece sana sunu soracagim Insanoglu gozlemi ve akilciligindan hangisi tamamen bilimseldir, hangisinin ve neden bilimsel olmama olanagi vardir? Bu soruya gelen yanita gore, cevap verecegim. Cunku bilimsel olan ve bilissel olanin hangisi oldugunu algilamak, konuya bilgisel ya da varliksal bakma farkidir. Ben konuya varliksal degil, bilgisel bakiyorum. Bilgi de insanoglu beyninin turettigidir ve bu turetim noro kimyasal yapi ile sinirli degildir. Kisi kendi serbest iradesi ile bilinci ve farkindaligi ile beynine bilgi turetebilir. |
Alıntı:
Ustelik bu soylem, bir beyni bir sey olamamak ile mahkum ettiginden de ayrimciliktir. |
Evrensel-insan onemli olan olayin anlasilmasi diyorum ben. Ben Terence gibi etrafta ne dondugunune dair hicbir fikrim yok diyorum. Gercekten. Bilmedigimi dile getirdim sadece ve konu uzerinde yaptigimiz baski bilmedigimiz uzerine. Yani genel olarak varligin ne oldugunu bilmezken, var miyiz bilmezken beynin ne yaptigini zaten bilemeyiz. Ben sadece rasyonel oldugumu belirttim. Ama karsimda duran seyi bilimin bugun cozemedigi, uzun sure cozemeyecegi asikar. Burda ben bilmiyorum diyorum sadece. Belirteyim. Gercekten ne dondugunu bilmeme cok var. Senin de bilmedigini biliyorum ama.
Ama burda hatan senin dusunce ile maddeyi ayirman soyliyim. Burda hata yapiyorsun. Yani dusunce bir enerjidir, varliktir. Bilinc, bilgilerde varliktir. Ben var olduklarina inaniyorum. Ve ben diyorum ki bunlar hersey gibi evrenin kurallarina bagli. Hersey birbiriyle baglantili ve bir. Sonucta bu evrene ait hersey bir vakit once ayni noktadaydi, birdi. Bu ayrilmaz bag herseyin patternlere gore hareket etmesini sagliyor. Bu var olan kurallarin urettikleri seyler degil miyiz biz? Bu kurallardan siyrildik mi? Oncelikle bir noktanin 13 milyar yil once genisleyip bizi olusturmasi gayet guzel bir olay. Terence'in dedigi gibi daha cok manyak isler olucak gercekten. Oyle gozukuyor yani. Benim icin problem yok. Terence bana felsefi yonden unutmamam gereken varsayimlarimin ne kadar mukemmel oldugunu gosterdi. Resmen kulagimin arkasindan para cikarip verdi elime. Eger bunu yapmasaydi ciddi ciddi delirirdim. O da bir sure sonra gercekten asil uzaylinin kendin oldugunu anlaman ve diger hayat formlarinin dusunce, enerji, elektriksel, kimyasal sekillerde form alabilecegini farketmek ve bunun bilgisinin bizde olmayisi, farkedemememize sebep oluyor. Yani su an ney bilincli, ne bilincsiz bilemeyiz burdan evrenin bir bolumunun hesap yapabilecek seviyeye geldigini goz onunde bulundurdugumuzda daha neler bilinclidir, hesap yapiyodur, evreni gozleyip bilgisini kaydediyordur bilmeye daha cok var. Ben Gaia inanisinin arkasindayim. Dunya bence gercekten canli bir varlik. Bunun boyle oldugunu kabul edebiliriz, onunde bir engel yok. Ama dunya bilincli mi dersen, gene bilincli derim ben. Ama ne dusundugu hakkinda hic bir bilgimiz yok. Ogrenmek lazim diyorum gene. Sonucta dunya birbirini kopyalayan genetik materyal havuzu ve bilgi kaydedip, islem yaptigida ortada. Nasil calistigini anlamak bize nasil calismamiz gerektigini gosteriyor. Gaia'nin bir seyin pesinde oldugu, evrenin bir kuralini/patternini takip ettigide ortada. Tamamen raslanti degil olay yani bir pattern takip ediliyor. Bu pattern yok diyorsun iste. Ben bunun yanlis oldugunu dusunuyorum. Yani evrende kurallara gore hareket etmeyen seyler yok eger bizim simdiki evren isleme sistemimizin versiyonu desteklemiyorsa evreninin bir patternini sorun buyuk ihtimal bizlerde. Biz evrenin kucuk modelleriyiz, kendimizi farkediyoruz. Burda evreni farketmek, patternlerini farketmek, kendimizi farketmek hepsi ayni. Ayni isi yapiyoruz. Bence biz mini-evren-modelleri daha gelismeliyiz/degismeliyiz. Ve gene benim yaptigim gozlemlerden birisidir degisim. Kesin var. Hic durmayacak. Bu varligin kurali. Varsaydigin hersey degisecek. Buna dikkat ederek yasamak lazim yani. Yani evrensel-insan insanin yaptigi olay fizik-kurallarinin uzerine cikmak degil yeni boyutta hareket etmektir sadece. Bu boyuta hareket eden canlilariz ve bu uzay-zaman-bilinc aleminde uzay-zaman'da oldugu gibi kurallar var. Bu kurallari yikip, duvarlari kirip etrafa baktiginda bir halt bilmedigimizi goruyorum ben sadece ve buradan guzel teknolojiler cikacagini soyluyorum. Terence'da oyle diyo. Ama sen bu uzay-zaman-bilinc aleminde uyanip, bilincli nefes alinca burada ki kurallarin yok olacagini soyluyorsun bana. Bir birinin uzerine cikmis iki boyut gibi dusunce ve beyin. Bu alemde yasayip varliginin bilincinde olmazsan bu alemde yasayip oluyorsun. Yaptigin isin bilincine varinca ise bir realitede oldugunu farkediyorsun ve inceliyorsun, egleniyorsun. Bak evrensel-insan bence daldan inip 2 adim atmis 2 maymunuz diyorum ben. Bende tam bilmiyorum ne donuyo ama emin ol sende bilmiyorsun. Bunlar yuksek kafalar, anlamlandirmasi zor. Birseyler demek icin ikimiz icinde erken. Sakin olmak lazim sadece. |
Alıntı:
[quoteAma burda hatan senin dusunce ile maddeyi ayirman soyliyim. Burda hata yapiyorsun. Yani dusunce bir enerjidir, varliktir. Bilinc, bilgilerde varliktir. Ben var olduklarina inaniyorum. Ve ben diyorum ki bunlar hersey gibi evrenin kurallarina bagli. Hersey birbiriyle baglantili ve bir. Sonucta bu evrene ait hersey bir vakit once ayni noktadaydi, birdi. Bu ayrilmaz bag herseyin patternlere gore hareket etmesini sagliyor.[/quote] Bir seyin farkini digerinden farkli ortaya koymak, ayirmak degil; aksine noktalanmis farklarin farklarini dile getirmektir. Alıntı:
Alıntı:
Alıntı:
Alıntı:
Ya nesneye oznel bir icerik katma, ya da tek oznenin insanoglu nesnesi oldugu ve bu nesnenin kendine gorev verdigi nesnelere oznellik kattigi. Kisaca ya insanoglu kavramsal bilgisi Ya da insanoglu akilciligin kendi disi bir guce inancsal/ideolojik teslimiyet. Bu teslimiyet nesneye ozne katma Ya da ozneye nesne katma olarak tezahur eder. Alıntı:
Alıntı:
|
Alıntı:
Yani A noktasindan B noktasina gitmek hissetmek demek, dusunmek demek ve var oldugunu kabul ediyoruz bu tecrubenin. Yine ayagimizi biraz yere basarsak canli bir yerden bir yere hareket etmeye ikiniyor surekli. Ve bu patternler dusunce dunyamizda izlerini tasiyor. Benim icinde bulundugum realitede hareket eden seyler var ve benim hareket etmem demem bunlarin hareket etmesi demek. Bir seyler hic durmadigi icin ve algimdaki gecikme oldugu icin zaman denen olayida tecrube ediyorum. Zamanin goreceli oldugunu da tecrube ediyorum, hizi degisiyor yani. Sonuc olarak tecrube ettigim sey bi suru alem oldugu ve hangisinin icine girersen o gercek gozukuyor. Yani hangisini gercekten hisseder ve gercek kabul edersen olaylar ordan baska gozukuyor. Ve ben bilincli bir sekilde alemlerde gezmeye basladigimda bir yerden bir yere gitmenin kurallarini gordum. Cunku ayni dis dunyada bir yere giderken bir kurallara uymam gerektigi gibi bir kurallara uymam lazim. Eger bilincsiz bir sekilde hareket edersem nerde uyandigimi bilemiyorum, oncesinde neler oldugunu tam kestiremiyorum. Kisaca A noktasindan B noktasina gitmek icin bir seyler yapmam lazim. Bu yaptigim seyi ben kendim mi yapiyorum bilmiyorum cunku burda ben ne bilmiyorum. Ama bir seye ben demezsem hareket edemiyorum. Hareket etmek istiyorsam ben olmak zorunda. Yani ben var olucaksam var olmaliyim ya. Dusunmek varsa var olmaliyim cunku dusunmek bir noktadan digerine gitmek, bir hareket, bir eylem ve bir degisim. Hicbirsey degismediginde ben dusunuyo muyum bilmiyorum ama orda zaman olmayacagi kesin. Yaptigim isin hareket etmek ve birseyleri de beraberimde hareket ettirmek oldugu sanrisindayim. Sonuc olarak dusuneceksem birseyler olmali, hissediceksem birseyler olmali, hareket ediceksem birseyler olmali. Hicbir sey olmadiginda hareket olmuyor. Ben harekete yon, istek, his verirsem bilincli gittigim sanrisina kapiliyorum. Yon vermek demek rasyonellik demek yani. Din demek vs. Istiyosam ben yapiyorum diyorum. Ben tartismali diyorum ve hissetmiyosan gercek degil diyorum. Hareketin kurallari ne peki? Tam bilmiyorum iste. Ama ben kendim kendi dusunce dunyamda yaptigim/yapabildigim degisimleri gozlemliyorum. Onceden gozlemlemiyordum otomatik moddaydim :D. Simdi biraz garip hersey. Daha bilincli oldugum sanrisindayim. Cunku dis dunyada gezmekle ic dunyada gezmek farkli onu da gozlemledim, hissettim, hissediyorum. Ikisi farkli ruyalar gibi yani. Tema farkli ama tabiki buyuk bir benzerlik gozlemliyorum. Burdan farkettigim sey kendimin ve diger insanlarin dusunce dunyasinda kendilerinin sandiklari ama onlara ait olmayan varliklar var. Bunu da gozlemliyorum. Bu bende oldugu gibi diger insanlarda da buyuk problemler cikariyor. Ikinci cok net gozlemledigim gercek ise insanin icinde bir biriyle celisen ve icinde surekli catisarak problem cikaran varliklar. Bunlara yaklasimin ben dusuncenin ne olduguna gore degistigini biliyoruz. Ben, yeni bir ben tanimi yaptim ve dusunce dunyamda temizlige ciktim. Amacim en erken zamanda bu catismayi durdurmak, sakinlesmek oldu. Cunku acida itiyor insanlari bu catismalari durdurma yoluna. Iste burda seninle ayriliyoruz. Cunku ben benim sen sensin. Yada oyle bir ilisyonu yasiyoruz. Herseyimiz ayni olsa biz derdik. Acaba ne olunca sen, ben oluyo. Bunu yapmali miyiz? Bu dusunce patolojik mi? Bilmiyorum. Ama yapmazsak gene bir dunyada A noktasindan B noktasina hareket edemeyecegimizi gozlemliyorum. Burda insanlarin benlik tanimi herseyi degistiriyor iste. Ben; kendi benlik tanimimin egonun tribi oldugunun bilincindeyim. Aslinda ben hersey de olabilirim, evrende olabilirim, peygamberde olabilirim, deli de olabilirim. Burda senin ben dediginle benim ben dedigim degistigi icin asla ayni realiteyi paylasmayacaz. Ama ben seni seviyorum ya. Bu dusuncelerimde bu kadar ileri gidip anlasabildigim ilk insansin yani yakin arkadaslarim ve okuduklarim disinda. Tekrardan anlatmaya calistigim yaptigimiz isi yapicaksak bir is yapmaliyiz gibi geliyo. Sanki bir is yapiyoruz ilisyonuna tutulduysak o zaman bir seyler yapabiliyo muyuz test etmeliyiz. Ben lucid dream tecrubelerimde ruyada olup olmadigimin kesin kanitini hemen bulmaya calisirim ve bunlar uzmanlarin onerdigi kisiden kisiye degismeyen ve genelde hep calisan seyler. Yani kisi ruyasinda uyandiginda oranin ruya oldugunu nasil anlayacak? Ruyanda uyandiktan sonra saate bakarsan sayilarin garip, saatin garip hareket ettigini gozlemlersem ben tamam ruyadayim derim. Ayni sekilde insan beyni ruyada insan elini algilayamiyor. Yani ruyanda eline baktiginda onune garip bir sekil cikacak ve bu senin el dedigin el degil. Yani insanin beyninde algiladigi sandigi dusunceler var aslinda algiladigi ilisyonuna kapilmis. Insan eline bakarken kafasinda kalici bir sekil kalmiyor. Eli algilayamiyoruz resmen. Ucuncu yontem isigi acip kapatmak. Genelde isik aciksa acik, kapaliysa kapali kalir ve degisim olmaz. Yani beyin ruyanda o butonu orda hayal ediyo ama ona bir fonksiyon yuklemiyo. Ruyanda isik tusuna bastiginda genelde acilmaz. Zaten ben hic bir zaman ruyada uyandigimda ruyada miyim diye sormadim. Ama uzmanlar emin olun diye uyariyor hep. En oneli kisim yani ruyada bilincli olmanin en onemli kismi bunun ruya oldugu bilgisine sahip olman. Degilsen gercek saniyorsun. Yani ruyanin ruya degilde gercek oldugunu varsaydigin an bir yere yapisiyorsun gercek sanip. Ve burayi gercek sayarak yaptigin her hareket ayni yerde dolanmak oluyor bir yerden bir yere giden bir canli gibi degil bir bitki yasiyorsun. Olayin ruya oldugunu kabul edersen bilincli oldugun sanrini yasarsin en azindan ve hareket ettigin ettigin ilisyonunu hissedersin. Ama bir yere gercek dersen hapi yuttun bir realiten olucak orda yasayip oluceksin. Bu benim gozlemim. Burda ben dedigimiz seye dikkat cekiyim. Ben lazim. Bu dunyada hareket olucaksa ben lazim, hersey birse ben hareket etmis sayilmam. Bu ilisyonu yasiyorsam ben vardir. Dusunuyorsam varim diyorum tekrardan. Dusunuyorsam hareket ediyorum. Ben dedigim sey dusunuyorsa bilincliyim. Yani yaptigim sey benlik kavramini degistirip baska bilinc seviyelerine cikmak. Ben bu bedendel ibaret olmadigim ilisyonunu yasiyorum o zaman ben baska bir yerde. Sadece beyin olmadigim ilisyonunu yasiyorum, beyin ben degil. Beynin olusturdugu alemlerde atlayan sey ben miyim? Evet oyle gozukuyor. Ben tanimini yaptigim icin artik gezebilirim. Burda boyle bir bilinclilik ilisyonu olusturabiliyorum. Ben; benlik tanimini yapamadan dusunemiyorum. Onume kurallar cizmeden hareket edemiyorum. Egomu birakarak yani benlik tanimimi yapmayarak yada herseyim yada hicbir seyim dedigim de dusunebilmeme, hissetmeme ragmen buraya kadar gelirken ogrendigim sey baska bir aleme gittigim oluyor. Yani onceki varsayimim realitenin goreceli oldugu uzerine. Bunu varsaydiktan sonra ben tanimi yaparsam baska alemlere gidiyor bu benlik. Once alemlerde gezdigim ilisyonunu yasadigim icin buranin da ayri bir alem oldugunu varsaymak zorundayim eger tekrar cikmak istiyorsam ordan. Eger bir yerde kalip, mutlak dogrulugu yasama plani kuruyorsam zaten basindan baska alemler oldugunun ve gezdigimin bilincinde olmaliyim. Yani mutlak dogruluk yok dedigim icin geziyorum. Mutlak dogruluk yok diyip bir yerde mutlak dogrulugu bulamam ki. Sonuc olarak hicbir tecrube gercek degildir demeden bu dusuncelere baslayamayiz. Bir realite tamamen gercek olamaz dersen bu inancsiz bir insan olman demek bu realitede. Yani inanmak istemiyorsak gercegin yoklugunu kabul etmek yeterli. Butun maceramiz zaten gercegin olmamasi uzerine. Yasamimiz bir yerin hersey olmamasi uzerine kurulu. Gezen seylere canli diyoruz. Gezmeyenler ayri alemde. Gezenler kendi istekleriyle mi geziyor? O zaman bilincli geziyorlar. Ben'e dikkat etmek lazim tabiki. Gezmek istiyorsak ben lazim ve hareket lazim. Yasamak istiyorsak ben lazim ve dusunmek lazim. Tabiki bilincli dusunmek lazim diyorum. Yani mutlak dogruluk olmadigi varsayimi uzerine dusunmeye baslayip mutlak dogru vardir diye bir dusunce bulduysaniz yaniliyorsunuz arkadaslar. Alemleri kafamizda dondurebiliriz, evet. Ama bunu yapmanin ilk adimini unutmamak lazim. O da herseyin bir ruya oldugu. Alıntı:
Alıntı:
Ben tanimini yaptiktan sonra mutlak dogru yok kabulunu yapmis oluyorum yani. Benim kendi tanimima gore dogru olmamasina ragmen birseylerin dogru oldugunu varsaymaliyim. Bu ben tanimima dahil. Yani her realitenin ayri dogrusu var diyorum. Bu dogru baska realitede yanlis oluyor. O zaman bu dogru degil, mutlak dogru hic degildir. Ama burda hareket ediceksem bu dogru varsayimlarina ihtiyacim var. Yani su an kuresel isinmayi durdurma yolunda adimlar atmak istiyorsa ben denen sey. Onun birseyleri dogru kabul etmesi lazim. Bunlari takip edip degistimesi lazim. Baska bir insan icin bu gercek olmayabilir bile. Ama icinde bulundugum realitede degisiklige gidiceksem birseylere dogru demeliyim. Goreceli bir alemde bulundugum soz konusuyken zaten dogrularin goreli oldugunu kabul etmisim. Tam olarak dogru olmamasina ragmen bu ruyada kurallar bu sekildeymis demek ordaki dogrular bunlarmis demek. Ama bu bir ilisyon. Tamam mutlak dogruyu buldugum an yersin tokati, gelir bir yerden o tokat. Cunku bu yolculugun baslangic adimini unuttun. Geriye gelemeyip bir realiteye yapisip kalican. Gezdigini, hareket ettigini, eglendigini unutup evrenin bir modelinin gercek olduguna kendini inandirican. Bu benim dusunce sistemime yanlis. Burda ayriliyoruz yani. Mutlak dogru yoktur diyerek basladim ben bu maceraya. Mutlak dogruyu bulursam macera bitiyor. Dusunce bitiyor. Varligim bitiyor. Benligim yok oluyor. Hepsinin yanlisligini buluyorum yani. Hoca burda bir celiski var iste. Bu tip dusunceleri taniyom ben bir yerlerden. Ben cok gezdim sanki bu sehrin sokaklarinda biraz fazla takildik sanki. Yani ben dedigim sey hic sevmiyo bu olayi. Mutlak dogrunun yoklugu beni yeterli bir sekilde tatmin ediyo. Cunku bence "true enough" bu. Ben "true enough" ormaninda avlaniyorum, "ultimate truth" bulursam ruya bu lan derim. Hamsi avlarken, T-rex cekilmez ki oltaya. Bunlar ruyalarda olur. Bu bana gore oyle. Beni birakmadim hala yani. Beni birakirsam dusunce alemim yok oluyor. Onu evip bukerek hareket ediyorum. Ve aslinda ben sonsuz olsamda varim, hic olsamda varim, varim da varim. Varsam, birseyler varmis gibi dusunuyorsam, hareket ediyorsam, hissediyorsam varim. Burda yaptigim sey ben'i kullanarak diger insanlara yasadigim tecrubeyi aktarma ihtiyaci. Cunku buraya gene surekli dis dunyayla bagi koparmadan adim adim, hoplaya ziplaya geldigimin farkindayim. Ben tanimini kopardigim an olucan olaylari biliyorum ve goruyorum. Dusuncenin bu alemlerinde gezmek icin daha hazirliksizim. Bu varsayimlarla seyahet etmenin varligimizi tehdit ettiginin gozlemine sahibim. O zaman bunu durdurabilmem lazim. Ve durduruyorum. Yani dusuncelerimin mutlak gercekler olmadigini, yaptigim isin gercek olmadigini varsayiyorum. Mutlak gercek diye onumuze koyulan seyler belli bir alemden oyle gozukebilir ama benim icimde geride birakmadigim bir parcam hic bir yerde durmak istemiyor ve herseyin degistiginin gozlemine de sahip oldugu icin bu yonde hareket etmeyi istiyor. Iyi olmayi istiyorum yani. Ve insanligin onune mutlak dogrular birakma hastaligindan vazgecilmeli diyorum. Problem bu hoca. Burdan baslanarak nereye gitsen insani bir kafese hapsedicen. Bundan nefret ediyorum ve bilinc dunyama girdiginde zaten yerinde durmuyor evrenin kendi hareketi ben bilincsiz olsam, hic birsey yapmasam bile bu mutlak dogruyu bir guzel eritiyor, paslandiriyor, yikiyor. Ve bu fenomen bende surekli daha iyi bir evren modeli olusturmam icin dusunceler, hisler, duygular, istekler, heyecanlar, maceralar birakiyor. Dusunce dunyama giren dusuncelere o yuzden cok fazla saldiriyorum. Cok dilim yandi sutten cunku. Cok agir tokatlar yedim. Mutlak dogru vardir dedirtemez kimse bana. Bu varligimiza yapilmis en buyuk hakarettir, kabul etmiyorum. Alıntı:
Bilincli dusunuyorsam dusunceye yon vermeliyim. Nereye gitsin bu dusunce demeliyim. Nasil gidicem demeliyim. Baslangic noktam yarar saglamak oldugu icin bu yonde ilerliyorum ve karsima yarar getirmeyen dusunceler cikarsa kullanmiyorum bu dusunceyi. Ama amacima uygun bir dusunce olusturduysam(sanrisindaysam) kendim de yanilabilecegimi goz onunde tutarak oldu diyorum. Boyle olmadiysa, yapamadim diyorum. Oraya gitmek istemiyorsam gitmiyorum. Iste benligin bu noktalarini cok iyi bildigim icin benligimi dusunce dunyama katiyorum. Eger realiteden realiteye gore degisen bu ben tanimimi yanimda tasimazsam amacimi yitirmis, kendimle celismis, istedigimi yapamamis oluyorum. Cokta bilincli degilim yani. Atladim da gitmek istedigim yere gidemediysem gidemedim derim. Bilincli hareket edemedim derim. Bana gore oyle yani. Alıntı:
Alıntı:
Bu konuya yaklasimim "samanist yaklasim". Yani dogayi yok etmeden mi yasayicaz, hem kendi turumuzu hem baska canli turlerini tehdit etmiyecez mi. O zaman samanlarin ne yaptigina bir goz atalim diyorum sadece. Benim dusuncem beni anca buraya kadar getirdi, ilerisini bilmiyorum. Samanlar dogadaki bitkiler yoluyla gaia ile iletisim kurdugu tecrubeler yasiyor ve bunlar bu maddelerinde inanilmaz gercekci gorunuyor. Ki benim felsefeme gore gercekler. Doga sen bir tek sey degilsin diye bagiriyor samana. Sen kendine ne dersen o olursun ama bu yaptigin is cok buyuk bir is diyor. Sonuclari buyuk ne yaptiginin bilincinde degilsin diyor. Sen kendini ne sandiysan yanildigini sana kanitlarim diyor ve kanitliyor. Benim bir realitem var ve o gercek, baska realite yok butun dogruluk burda diyen bir tipsen cok fena tokatlanirsin. Dedigim gibi gaia denen karinin sana bu mesaji iletmesi baya sancili oluyo. Samanlari dinlemek en iyisi o yuzden. Samanlarin baglantisini koparmamak lazim dogayla. Bu insanlar iletisim kuruyorlar gercekten. Baska bir realitede. Dogadaki bir bitkiyi alip bir tecrube yasamaya ne dersin artik bilemem. Yanlis tecrubelerde olsa bunun sana gore oldugunu kabul etmeli ve insanlarin dusunce dunyalarinda kendi realiteni olusturma hastaligindan vazgecilmeli ve bazi insanlarin baska realitelerde yasadiginin bilinci artirilmali. Bazi insanlara kendi dusunce dunyalarinda istediklerini yapma ozgurlugu taninmali. Sen bu tecrubeyi yasayamazsin demek cok buyuk ahlaksizliktir. Benim tecrubem senin tecrubeni dover demek salakliktir. Benim realitem senin realiteni dover demek bilincsizliktir. Bilincsiz insanlara gaia'nin attigi tokatin ne kadar okkali oldugunu bildigimden aman ha diyorum piknige gittiginizde fln, kamp yaptiginizda dikkat edin:D. Ordaki kimyasallari kafandaki kimyasallardan cok farkli birseyler oldugunu sanarak da yaniliyorsun. Dogadaki kimyasal duzenin beynindekinden cok farkli oldugunu sanarak da yaniliyorsun. Kendi noro-kimyasal yapinin tek, dogru, en onemli oldugunu sanarakta cok yaniliyorsun. Cok yaniliyorsun cok. Bazi insanlar dogaya bakip bu mesaji alabiliyor ve rasyonel kalmaya devam edebiliyorlar iste. Bu insanlarin dusunce ozgurlugune engel olunmamasi lazim diyorum. |
Alıntı:
Alıntı:
Alıntı:
Sonuc olarak tecrube ettigim sey bi suru alem oldugu ve hangisinin icine girersen o gercek gozukuyor. Yani hangisini gercekten hisseder ve gercek kabul edersen olaylar ordan baska gozukuyor. Ve ben bilincli bir sekilde alemlerde gezmeye basladigimda bir yerden bir yere gitmenin kurallarini gordum. Cunku ayni dis dunyada bir yere giderken bir kurallara uymam gerektigi gibi bir kurallara uymam lazim. Eger bilincsiz bir sekilde hareket edersem nerde uyandigimi bilemiyorum, oncesinde neler oldugunu tam kestiremiyorum. Kisaca A noktasindan B noktasina gitmek icin bir seyler yapmam lazim. Bu yaptigim seyi ben kendim mi yapiyorum bilmiyorum cunku burda ben ne bilmiyorum. Ama bir seye ben demezsem hareket edemiyorum. Hareket etmek istiyorsam ben olmak zorunda. Yani ben var olucaksam var olmaliyim ya. Dusunmek varsa var olmaliyim cunku dusunmek bir noktadan digerine gitmek, bir hareket, bir eylem ve bir degisim. Hicbirsey degismediginde ben dusunuyo muyum bilmiyorum ama orda zaman olmayacagi kesin. Yaptigim isin hareket etmek ve birseyleri de beraberimde hareket ettirmek oldugu sanrisindayim.[/quote] Sen gozlem verdigin ve algiladigin surece zaten varsin. Alıntı:
Alıntı:
Alıntı:
Alıntı:
Iste buradaki algi iki turlu, duyusal ve gozlem veren, duyumsal ve akilci/duygusal. Iste bilissellik ve bilimsellik te bu algi mantiginda yatiyor. Yani "algilanan sadece bana ya da tum insanligi kapsamayan bir algi mi/ yoksa tum insanogluna gozlem veren bir algi mi? Iste burada gozlem nitelikli algi ile algi nitelikli gozlem degiskendir. Ustelik algi nitelikli gozlem bilimsel bilissel ve bilgisel temelde de olmayabilir, etik metafizik ve astetik temelindeki sorgulanmayan alisilagelmis dusunce ve davranislar olabilir. Alıntı:
Alıntı:
Alıntı:
Alıntı:
Alıntı:
Alıntı:
Alıntı:
Alıntı:
Bilimsel olarak dogru gercek inanc ve varlik temelli kavramsal bilgiler, sosyal bilgidir. Alıntı:
Alıntı:
Alıntı:
Devam ediyor.... |
Alıntı:
Alıntı:
Tabi ki bu dile getiristeki bazi yerler bazi ideolojik inancsallar ile uyum gosterebilir. Burada onemli olan bilimsel bilissel ve bilgisel temeldeki bir yanasimin tum insanoglu adina uyum gostermesidir. Kisa kisa acikladigim her bir kavram ve konunun aslinda profilimden basligini ve daha detayli aciklamalarini bulabilirsin. |
Ben birbirimizi anladigimizi dusunuyorum. Ben kafamdaki duvarlarin disardaki fenomeni sekillendirip, kafamdaki bu duvarlara gore bende bir etki/anlam biraktiginin farkindayim. Bu duvarlari ben sekillendirdikce dis dunyayi algilayis tarzim degisiyor. Seni yanlis oldugumu farkettim cunku seninde kafama bir duvar koyma, bir set cekme ihtiyaci icinde oldugunu zannettim. Ama sen bu duvarlar kalkinca ozgur olabilirsin ancak diyormussun. Ben de ayni seyi soyluyorum. Ve artik bu dusunce tarzini kullanarak sana anlatmaya calistim bunun yanlis oldugunu. Yani insanin onune degismez denilen kavramlar birakma hastaligi bitirilmeli diyorum. Mutlak dogru koyulucaksa ben allah'a inanirim, yok evrenin bilgisinin gercek/mutlak olduguna inanirim, samanist olur gordugum ruhlarla muhabbet eder materyalistten daha iyi bir realite modeli birakirim ortaya. Madem mutlak dogru varsayip is yapiyoruz bende yaparim al derim. Ve onume koyulacak her felsefeyi itin g*tune sokarim. Benim onume bunlar degismez gercekler denilip koyulan her dusunceye cok saldirganim. Cunku bana sen susun diyor! Bak bak bak. Bu adam cozmus insanin ne oldugunu :D. Herkes yaniliyor diyorum ve tam ozgurlugumu ilan ediyorum. Bu metamorfozdur, devrimdir, evrimdir farketmez. Bana kimse benim ne oldugumu soyleyemez. Bunun bilgisi onda yok. Ama dedigim gibi bunun bilgisinin olmadigini bilmeme ragmen iletisim/felsefe/matematik/bilim/din icin birlesiveririz birkac varsayimda diyorum biter olay. Insanlarin bizi anlamasi icin ne bekleyecem ya. Banane diyorum hala. Buda benim dusunce ozgurlugum yani. Benim gerceklerim mutlak gercek diyenler kursun realite modelini girsin yasasin yani. Biz insanlarin onune degismez gercekler birakmayalim bari diyorum ve buna gore hareket etmeye calisiyorum sadece bunu belirttim. O yuzden devrim fikrine cok saldirgan yaklastim. Inandiginizi dusundum buna. Neyse.
Insan, ateist(guya birseylere inanmayan) insanin su an su iki kelimeyi kurabilen insani birazcik anlamasi lazim. Terence konusurken dinleyenlerden biri sunu diyor: -dinleyici: "Didn't you go too far?" -terence: "From what?" Gercekten neyden cok uzaga gittik ya :D? Terence'in dedigi seyler degil dusunce algoritmasi dikkatimi cekiyor yani benim. Ben Terence'in ortaya biraktigi dusunceyi degil Terence'in dusunce tarzini seviyorum. Cocuk gibi tirsa tirsa degil adam gibi dimdik gidiyor yani. Arada korkuyorsun ne diyo bu diye? Iki kelime ediyor. Tamam abi diyorsun. Boyle dusunurler lazim su an. Dindar insanlar degil yani. Ve dedigim gibi samanik yaklasimlar, uzak dogunun bilginin dogrulugu kabul etmeden gittikleri yolu goruyorum. Adamlar gercekten cok daha iyi bir model cikarmislar ne dondugu hakkinda. Hele samanlar :D. Insanin dusunce dunyasina cekilen setlerin hepsi insanliga hakarettir. Bu kadar ileri gidiyorum bende. Ve son bir sey diyorum. Alıntı:
Gitmek lazim bu kadar ileri. Bilinclice sadece. Degismeyen bir bilgi var mi? |
Zihin, yeteri kadar çalıştığında öznelliğinin tamamen bir hayal-jeneratörü olduğunu farkedecek kadar acaip bir yapı, ki bu doğrultuda bir süreden sonra ne düşünmesi gerektiğini dahi çözemeyecek bir hale gelecek potansiyele sahip. Ayrıca zihni kontrol eden "her ne ise", öznelliğinden ayrı bir kuvvet olarak zihni kavrayabiliyor, fakat yine de zihne mahkum. Evrimin böylesine anlaşılmaz bir mekanizma yaratmasını insanlar ne şekilde açıklıyor bilemiyorum fakat, bence bu mekanizmanın ortaya çıkması için baya bir uğraşılmış - her kim uğraştı ise. Bilinç ile kendini farkında olmak arasında da dağlar kadar fark var bana soracak olursanız. Hiç aynaya uzun süre bakıp kendiniz olmadığınızı farkettiniz mi? Fazla zorlarsanız aklınızı dahi kaçırabilirsiniz, ki gerçekten benliğin kendine bunu yapabilecek bir kabiliyeti olması ürkünç bir durum.
İnsanların düşünsel kabiliyetlerindeki farklılıklarının sebebi ise tamamen kendine ait fiziksel, ve geriye kalan çevresel - etmenler gibi görünüyor. |
Alıntı:
Alıntı:
Alıntı:
Alıntı:
Alıntı:
Alıntı:
Alıntı:
Alıntı:
Hic bir gozlem algi kav ram ve bilgi sinirli degildir. Ideolojik inancsal ve izmsel konulan her bir sinir, onun dogmalasmasi demektir. Iste bu siniri olanlar yukaridaki soruyu sorar. |
Alıntı:
Alıntı:
Alıntı:
|
Alıntı:
Artik kafamizdaki duvarlari yikip ozgur dusuneceksek, dusunce dunyamizda dunyamizda ve baskalarinin dusunce dunyalarinda saldirilmasi gereken ilk yer korku bence. Korkmayinca bir insan bu sekilde dusunebilir ve korku insanlari bir sekilde davranmaya/dusunmeye itiyor. En guclu durtu yani korku. Bunu bitirip insanlara gayet bencil bir yolla gosterdiginde insanlarin dusunce dunyasina daha once hic gormedigi turden tecrubeler/hisler/dusunceler birakilabiliyor. Mesela cingenelerle bir sure takildigimi belirttim ve beni cok etkilediklerini soyledim. Cogu cingene bu sekilde dusunuyor o yuzden sisteme entegre olamayan bir kulturleri var. Burda korkmayan insan olmak bu insanlarla iletisim icin ilk gerekli ozellik. Cunku cingeneler kendilerinden korktugunu anladiklari an senden nefret ediyorlar. Bende korku denen seyin nerdeyse hic olmasi cok etkiledi cogu cingeneyi. Oturup neden adam bicakladigini, hirsizlik yaptigini, uyusturucu ticareti yaptigini anlatti hepsi ve hepsinin de ortak ozelligi cocuklugunda yasadigi travmalar. Yani bu insanlar kesinlikle cok baska biri olduklarinin bilincinde olmalarina ragmen bir sekilde davranmaya programlilar da. Beni kendine cekti hep garip tecrubeler, hisler. Bu insanlara da kimsenin bakmadigi gibi bakiyordum. Bakisim hep bir gozlem cikarma, bir deney yapma amaciydi. Anlamaya calistim hep neden bu adam neden boyle davraniyor diye. Hah simdi burda yaptiklarim gercekten normal insanlarin yapacaklari isler degildi. O yuzden yanlis mi yaptim dogru mu bilmiyorum. Cogu zaman insanlara daha once hic duymadiklari seyleri soyleyip verecekleri tepkileri inceledim ve genelde insanlarin dusunce dunyalarina cok cok cok orjinal ve dikkat cekici bir varlik biraktim. Bunu yapmamali miyim bilmiyorum. Yani insanlarla nasil iletisime gecicez. Ben birsey diyorum onlar baska sey anliyor. O yuzden cok buyuk etki birakma yolunu sectim hep ve delilikle suclandim. Ama ben tabi buyuk hazlar aldi :D. Bir ornek vereyim. Bu yaz babamin 60 bin liralik arabasini cingenenin birine verdim, tanidigim kendisi. Ama son gaz gitmezsen iner doverim dedim. Tamam dedi. Muzigi son ses actim, emniyet kemerini bagladim. "Bas bas bas ak sopari" diye bagirdim. Adamin akli cikti ama erkekligi b*ka surmemek icin basti. Sonra daha gitmiyo bu deyince 5 degil 6 vites araba dedim. Okkali bir kufurden sonra 6'ya atti 240 ile gitmeye basladik. Ben inanamadim etrafimda olan olaya. Hem kendimi hem karsimdakini korkutmak icin yaptim bunu. Arkada oturanlar zaten altina kacirdi, arabayi suren ise cok buyuk ihtimal buyuk zevkler aldi. Burda herkesin kafasinda bir duvar yiktim. Buyuk hazlar aldim. Hem kendi korkum hem onlarin korkusunu aldim biraz yani. Su vakitten sonra duz yolda, bos kafayla giderken korkmazlar artik. Bunu yapmamali miyim? Ben etraftaki olaylarin sacmaligini da gordugum icin hep dalga gectim ve insanlara da oyle oldugunu gosterme cabasi icine girdim ve genelde akillarini aldim:D. Bunlari yapmamali miyim? Nasil bilicem neyin yapilip neyin yapilmamasi gerektigini? Bir kural lazim bize yani yoksa daha cok anlatmadim yaptigim seyleri. Ve birazcik konusup, ozellikle bu konularda korkutmadigim kiz olmadi. Iletisim bir sure sonra korku olusturuyor karsi tarafta ve beni ustun hale getiriyor bu. Elime dusuyo karsimdaki ve korkutmadan duramiyorum. Ama korkular insanlarin hayatlarini mahvettigi icin iyilik yaptigimi dusunuyorum. Yanlis mi yapiyorum? Gene kendi bilincimi istedigim gibi kullanma ozgurlugumu savundugum ortamlarda insanlar ya ben olmak istiyor yada benden nefret ediyor. Ortada herkesin benliginden baska bir olay donmuyor yani. Severse laflarimi bir erkek "Ne ictiysen ben de istiyorum birader" diyo sevmezse "Bence sizofrensin" diyor. Gecen gene insanlarin herkesin kendi dusunce dunyasi oldugunu ve asil olayin bu dunyada dondugunden bahsettim. Yeni ben tanimini yapmasi lazim insanlarin dedim. Muhabbet sardi en son "Su anin ne kadar imkansiz ve fantastik oldugunun farkinda degil misin" dedim bir saniye sasirdi ne diyecegini bilemedi. Yani insanlara su anin ne kadar fantastik oldugu gercegini 1 sn yasatmak bomba gibi dusuyor dusunce dunyalarina. Bunu yaptigimda ya sarktigim dusunuluyor yada hoslaniliyorum. Burda kur yok ki be kizim. Konusuyoruz. Ama kadin olayin hep kendisiyle alakali olduguna inandiriyo kendini bir sekilde. Ustune birde 18 yasinda cocuklar benle takilmak, sigara icmek, sevismek istiyorlar. Bunlar bunu niye yapiyo hic bir fikrim yok. Ortada manyak bir tip var deyip ya seviyorlar ya nefret ediyorlar. Butun argumanlarimi yanlis anlayip bana ozgurlugumu vermekle ben olmak arasindaki farki anlamiyorlar. Ben ozgurlugumu istiyorum ben olmani degil ki. Benim gibi dusunmeni degil bana dusunme ozgurlugumu vermeni istiyorum diyorum ben olmaya calisiyorlar. Burdan dogan iliskilere nasil yaklassam bilemiyorum yani. Sevdikleri kisim benim ben tanimim icinde degil. O yuzden ben seviliyormusum gibi gelmiyor ve butun iliskiyi bozuyor. Gecen gene bir profesor doktorun evinde sigara iciyoruz adami adiyla cagiriyoruz hep 50 yasinda. Hatta cay koy fln diye bagiristigimizda olur. Kafasinda duvar yok, millete rol yapiyo okulda evde baska. Kendisi gay ve biraz sarkiyo hepimize. Bu adam neyi neden istiyo ne yapiyo benim hic bir fikrim yok. Isin icine cinsel istekte karistimi kim ne istiyo belli olmuyo. Her konusmanin arkasinda baska anlam varmis gibi geliyor. Butun bilinc duvarlarinin yikildigi partiler oluyo. Baya hersey serbest fln. Beni cok seviyo bu zengin tiki tipler. Yanlarinda gezdirip konusturtuyorlar bende hippi karakteri cizip anlatiyorum, bilgilerimi paylasiyorum. Ama kendime gelip gelip cok manyak bir manzaraya bakarken buluyorum kendimi. Ruya filan saniyorsun etrafta donen olayi gordugunde. Iste burdaki insanlarin hepsi garip ve kabul ediliyorsun. Hic umrunda degil kimsenin ne kadar garip oldugun. Kucukken tacize ugramayan yok nerdeyse. Terence'da diyo "Hangimiz amcamiz tarafindan tacize ugramadik ki" diye guluyo ama atlatmasi zor cogu genc icin. Tecavuze ugramayan kiz yok piyasada zaten. Paranoyasi olmayan yok. Herkes deli bildigin. 8 kere timaraneye yatmis 4 kez elektrosok yemis kizlara asik oluyorum fln. Cunku dedigim gibi normal kizlarla iletisim sifir. Bu kizla gayet iyi anlasiyoruz. Bir kural lazim yani bana cidden ve kimse koyamadi, kimse durduramadi beni ya. Ne aile ne devlet ne din ne felsefe. Koptu gitti valla ayak yere basmiyor. Bu hayat cok sey ogretti biraksam mi bilmiyorum. Cok eglenceli ama ona suphe yok. O yuzden sorular sorucam. 1) Insan nedir? 2) Insan nasil yasamali? Terence'a sorsak takilin diyo yani. Canin ne istiyosa onu yap diyo adam. En mantikli bu adam gozukuyor bana yani. Bende bilmiyorum ne yapilsin? Insan bir sekilde davranmali mi? |
Alıntı:
Alıntı:
Buradaki soru "insanlik ne degildir?" Kisi once turunun varliginin farkina varmali sonra bu turun bunyesinde kendinin farkina varmali kendinin farkina varisi birey bilincine cikarmali ve b u bilinci turu ile birlestirerek halk dili soylem ile "kendine yapilmamasini istedigini o a baskasina yapmamali" kendi icin neyin mucadelesini veriyorsa, bunu tum insanoglu adina vermeli. Bilimsel bilissel olmali her zaman caga ve yenilenime gore bilgisini yenilemeli Kendi her turlu farkini nasil talep ediyorsa, baskalarinin da farkini desteklemeli ve kendi farki ve baskalarinin farkini savunmali. Insanoglu turunun biri oilan kisi sadece yasamaz, ayni zamanda da sosyal iliski kurar. Alıntı:
Yani kendi benini insanoglu turunun diger benleri uzerine kendi cikari olarak koymaktir. |
Alıntı:
Nasil bir felsefe insanlari kendi varsayimlarini, dusunce patternlerini sorgulamaya goturur? Sizin yazdiklariniz insanlarin egosunu asip bilinclerine girmiyor. Bence anlasilmaniz ne dediginizden daha onemli. Ve burda insanin eksik oldugu uzerine fikirlerle gelseniz insanin bunu kabul etmesi daha az korkunc olucaktir. Kisinin ben tanimini sorgulamasi olum gibi algilaniyor kisi tarafindan. Burda insanin bilincini ilkel bilinc ve insan bilinci diye ayirip, durtulerin bastirilmaya calisilmasi gibi bir fikir atilabilir ortaya. Yani kisinin herseyi anlamadan, sorgulamadan biraz daha sakin davranmasi ortaya fikirler atilmali. Toptan gerceklik ve benlik sorgusundan once kisinin algisinin tum dusuncelerini sekillendirdiginin bilincine varilmali. Nasil bir yaklasim icindesiniz hic sorgulamayan insanlara karsi? Alıntı:
Alıntı:
|
Alıntı:
Örneğin Afrika çöllerinde açlıktan kıvranan bir insan olsaydın, duvarları nasıl şekillendirirdin? Özgürlük bu denli soyut bir süreç ve bu denli nesnelden ayrımıdır? bakınız evrensel-insan'ın bir iki başlığı forum kirlerine kaldırıldığında veryansın ediyor, halbuki o fenomeni kafasında öyle şekillendirmesin, işte özgürlük! yazılarının forum kirine değilde, kral tahtına taşındığını düşünsün, fenomene şekil versin, biçimlesin, yeni bir kavram(forum alanı) üretsin, kral tahtı bölümü diye ... Örneğin şahsen Polyanna'ya hiç bir zaman katılmamışımdır. O Polyanna'yı o masal dünyasından alıp, gerçek dünyaya taşımak lazım diye düşünüyorum. gerçeklikten bahsetmilşken kavramak gerekir, 1. Öznel gerçek, 2 Nesnel gerçek. öznelden yola çıkarak genellemeye varmak idealizmdir(salt düşünce, fikir, yani insanın zihin alanı çerçevesi) diye düşünüyorum. |
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 10:13 . |