![]() |
Üzümcük...
Bunlar benim fikrim değil, hadislerden.
Hemen her konunun yer aldığı hadis koleksiyonlarında seks konularının da bulunduğu herkesce bilinir. Fakat nedense bazı hadisler pek revaçta değildir. Bu koleksiyonları esas alarak hazırlanmış bir kitapta hadis kitaplarının Türkce çevirilerinde metinden çıkartılmış izlenimi uyandıran bazı hadislerle karşılastık. Bizi şaşırtan bu hadisler, cocukları dudaklarından öperek, hatta onların dudaklarını emerek sevgi göstermeyi içeriyordu. Fakat normal karşılanabilecek bu sevgi gösterisiyle yetinilmiyor, onların "üzümcükleri"ni öpmeye kadar varan sevgi gosterileri söz konusu oluyordu. "Üzümcük" nedir, hemen açıklayalım: "çocuklarin cinsel organı" Konuyla ilgili hadisleri söz konusu kaynaktan alarak aynen aktarmak istiyoruz; "Ebu Hureyre'nin bir rivayetinde Hz.Peygamber'in iki omuzundaki Hasan ve Hüseyin'in sırasıyla dudaklarından öptüğünü, diğer bir rivayetinde "Hasan'ın dilini kişinin kuru hurmayı emdiği gibi emdiğini", Muaviye'nin bir rivayetinde de "acıtmaksızın Hasan'ın dudağını emdiğini" görüyoruz. Bu hususta şu iki rivayet de son derece enteresan görünüyor; "Ebu Hureyre bir gün Hasan İbni Ali'ye rastlar ve "Elbiseni kaldır, ta ki Hz.Resulullah'ın öptüğünü gördüğüm yerden öpeyim" der. Hz.Hasan elbisesini karnından yukarı alır. Ebu Hureyre göbeğinin üzerine dudaklarını koyar ve öper." İbni Abbas da sunu nakleder; "Hz. Peygamber'i gördüm; Hüseyin'in bacaklarını ayırdı, üzümcüğünden öptü." (1) Mustedrek, Musned, Taberani gibi önemli hadis kaynaklarından yapılan bu alintılar, alıntıyı yapan yazarın da belirttigi gibi "son derece enteresan"dir, hatta şaşırtıcıdır. Peygamber, torunlarının dudaklarından, göbeklerinden ve üzümcüklerinden öpüyor öpmesine ama, böylesine bir davranışı günümüzde sergilemek cesaret isteyecektir. Hele kendi çocuğuna degil de bir başkasının çocuğuna böyle bir sevgi gösterisinde bulunmaya kalkışmak mutlaka 'sapıklık' olarak görülecektir. Gerçekten şaşırtıcı; Peygamber'in bir arkadaşı, onun torununa rastlıyor, "Elbiseni kaldır" diyor ve onu göbeğinden öpüyor. Yani yetişkin bir erkek, bir başkasının çocuğunu göbeğinden öpüyor! Peki ulemanın bunları nasıl karşıladığı meraka değmez mi? Yine şaşırtıcı gelebilir ama, İbni Battal adlı bir bilgine göre; "çocuğun bütün uzuvlarından öpmek caizdir". Ulemanın ekserisine göre "avret olmadıkça büyüklerin de bütün uzuvlarından öpmek caizdir." (2) Ulema, öpmeyi "sevgi öpmesi, merhamet öpmesi, şefkat öpmesi, hürmet öpmesi, şehvet öpmesi" diye beş kategoride değerlendiriyormuş. İbni Hacer adlı bir bilginin de bu konuyla ilgili değerlendirmesi şöyle: "öz çocukların, akraba ve yabancı çocukların öpülmesi şefkat ve rahmet içindir; lezzet ve şehvet için değildir. Bağrına basmak, koklamak ve kucaklamak da böyledir." (3) Bu alıntılardan çıkan sonuçları şöyle sıralayabiliriz: -Çocukları, bütün organlarından, bu arada üzümcüklerinden (yani cinsel organlarından) de öpmek dince sakıncalı değildir. Çünkü bizzat Peygamber, torunlarını üzümcüğünden öpermiş. -Çocukların dili ve dudakları sadece öpülmekle yetinilmeyip emilebilir de. -İster öz çocuk olsun, isterse yabancıların çocukları olsun bunlar yapılabilir. -Avret mahalli olmadıkça büyüklerin de bütün organlarından öpülebilir. Burada büyüklerin dudakları sanırız avret mahalli sayılmıyor. Avret mahalli tabiri daha çok örtülmesi gereken organlar için kullanılmaktadır. Öyleyse büyüklerin de dudaklarından öperek sevgi göstermek dince sakıncalı olmayacaktır. Görüldüğü üzere iki erkeğin veya iki kadının, birbirini dudaklarından öpmesi, aslında bir sevgi gösterisidir. İşin içine şehvet ne zaman karışır, onu saptamak ise yerine göre hem zor, hem de kolay olabilir. Ayrıca insanların birbirlerine sevgi göstermek amacıyla vucutlarının herhangi bir yerinden, bu arada "üzümcüğünden" yani cinsel organından öpmesi de sakıncalı olmamalıdır. Şu bir gerçek: öpüşmek gerçekten bir sevgi gosterisidir. Dudaktan, yanaktan, göbekten ve nihayet "üzümcük"ten. Kaynakça: Doç. Dr. İbrahim Canan, "Hz. Peygamber'in Sünnetinde Terbiye" |
Re: ÜZÜMCÜK
sevgili walla bu konuda yanılmıyorsam bir iki yazılmıştı,demekki gözünden kaçmış
|
Re: ÜZÜMCÜK
Walla senin yaşın kaç?
|
Re: ÜZÜMCÜK
Hiramusta
Hayırdır bu üzümcük hikayesi ve ardıdan yaş sorma durumu ? şaka şaka usta,baktım kızmışsın,tam sırası dedim Selamlar |
Re: ÜZÜMCÜK
ozgur_beyin, ben yazmıştım daha öncede ama bi güncelleyeyim dedim di...
hiramusta, maalesef çocuk değilim :twisted: *:twisted: *:twisted: *:twisted: |
Re: ÜZÜMCÜK
Şöyle sorayım Walla,evli misin,bekar mısın?Evliysen çocuğun var mı?
|
Re: ÜZÜMCÜK
Sevgili Hiramusta
Konuyu açarken Bunlar benim fikrim değil, Hadislerden demiş arkadaş. Bence o ak sakalllı hadis yazarlarına sormak lazım bu soruları... Bak isimlerinide vermiş. Ne demek istediğini anlamaya çalışacağım lakin anlayamıyorum, Hadisler yalansa boşver, sevgi gösterisidir buda doğaldır diyorsan olabilir, ama Walla'nın yaşı ile alakalı değil, izah edebilirsin sonuçta. Ama şunu izah etmen gerçekten zor, Peygamber bu taşı okşardı bizde okşayak, eygamber bu insanı çok severdi, öperdi, bizde ^'nun öprtüğü yerden öpek vs gibi şeyleri, izah edemezsin, yaşlada olmaz bu izah.... Yalan bile olsa konu odeğil, buna yazıp inananlar gerçek... |
Re: ÜZÜMCÜK
Sn. spartacus,
Son paragrafınızdaki yargıyı destekler tek kelime Hiramustadan okumadım! Yanlışım varsa lütfen hatırlatın. Hatalarımızı, cehaletimize bağışlayın |
Re: ÜZÜMCÜK
Sevgili Mhmmd;
Basit, Hiramusta önce Walla'nın yaşını soruyor. Daha sonra ise, hiç çocuğun var mı diye soruyor? Yani Hiram bu sorularla aslen cevapda veriyor... Burada şunu tespit ettim, insan çocuğunu sevebilir, öpebilir, bu noktada çok anormal bir şey yok, sevgi ile izah edebiliriz. Konuyu açan kişinin yaşı ile, çocuğu var mı yok mu? vs ile izah edemeyiz? Aslında aktarılanlarda öpmek fiilini aşan durumlarda mevcut(emmek vs), bununda izahı bence bu günki anlayış doğrultusunda zor, o güne göre meşru bir şeydir denebilir, yada abartıdır, yalandır denebilir. Mesala en son paragrafım, Walla'nın ne yaşı nede çocuk sahibi olması ile izah edilmesi mümkün olmayan bir şeydir, somut bir örnektir.. "Ebu *Hureyre *bir *gün *Hasan *İbni *Ali'ye *rastlar *ve *"Elbiseni *kaldır, *ta *ki *Hz.Resulullah'ın *öptüğünü *gördüğüm *yerden *öpeyim" *der. *Hz.Hasan *elbisesini *karnından *yukarı *alır. *Ebu *Hureyre *göbeğinin *üzerine *dudaklarını *koyar *ve *öper." Son Paragrafımda açı geniş, pergel son noktada açık, çok detaya girmek istemiyorum ama bu konuda pergeli açacak nüanslar yakaladım...Peygamber efendimizin Sünneti denip şöyle bir ele alalım ve O öyle Yapıyordu bizde yapalım sorunsalını değerelendirelim cidden, kişinin yaşı vs ile bir noktaya varma çabamızdan çok daha anlamlı olur, kısaca biz kaç yaşındayız, hangi çağdayız, insanın yaşı çağıdırda bir yerde... O bu taşı okşuyordu bizde okşayalım?............. |
Re: ÜZÜMCÜK
bir ara denizlide *çıkmıştı bir şeeh sanırım, oda şeyini öptürüyordu muritlerine, demekki bu hadislerden ilham aldı, biraz tuhaf, fazlasıyla abartılı ve şüphe uyandıracak sevgi gösterileri.
hadislerin yalan yada uyduurma olduğunu sanmıyorum, güç ve iktidar sahibi insanlar hele hele birazda psikolojik sorunları varsa bu yönde abartılı yada tuhaf şeyler yapabilirler. |
Re: ÜZÜMCÜK
Sn. Spartacus,
Açıklamanıza katılıyorum ve haklısınız da diyorum lakin hala Hiramustanın düşüncesinde, sizin yazmış olduğunuz şekli ile ki; "Peygamber *bu *taşı *okşardı *bizde *okşayak, *eygamber *bu *insanı *çok *severdi, *öperdi, *bizde *^'nun *öprtüğü *yerden *öpek *vs" demişsiniz. Yargısını çıkaramadım. Belki de ben anlayamadım her neyse. Yeni bir konu açıldı bize. Son yazınızda; "Konuyu *açan *kişinin *yaşı *ile, *çocuğu *var *mı *yok *mu? *vs *ile *izah *edemeyiz?" demişsiniz. Bu yargınıza kesinlikle katılamıyorum. Gerek çevremden gözlemlerim, gerekse kendi davranışlarımın açılımı, bu görüşünüzü desteklemiyor. Hocamızın dediği gibi "Damdan düşen biri" gerçekten gereklidir. Tüm hisler olmasa da pek çok his tadılmadan anlanmaz. Aşkı çeken bilir, derler. Ferhat ile Şirin, Kerem ile Aslı, Romeo ile Juliet kitaplarını okuyarak, tiyatrolarına gidilerek aşk anlanmaz. Aşk yaşanır. Aşkı yaşamak için ise; Cana bir Canan lazımdır. Canansız Can aşkı anlamaz. Hatalarımızı, cehaletimize bağışlayın |
Re: ÜZÜMCÜK
Sevgili Mhmmd;
Bir bir şeyle başladım; Bu fikirler bana ait değil diyor Walla açarken burayı kaçırmadım, sizde kaçırmayın, şimdi Walla farzedelim, 50 yaşında, 10 tane çocuk sahibi birisi olsun. Hadislere dayanıyorum dediğine göre Walla'nın cisminde biz o hadislerde anlatılanı izah edebilirmiyiz. Mesala sevgi, anlatmaya yeter mi? Diyelim ki yetti, Hangimiz çocuğumuzun dilini emiyoruz? Üzümcüğünü öpüyoruz, ve hangimiz bir başkasının çocuğunu dudaklarında öperiz-öpebiliriz. Burası Walla'nın yaşından da duygularından da bağımsız değil mi? Walla'ya o duyguları izah etmekse gaye zaten O'nu anladım dedim, yaş sormak ardından da hiç çocuğun varmı diye sormak bir yerde bir özel cevap, ama arada kaynayan bir şey var, anlatılanlar, kısaca olgular var ortada, ve aslen ben bu şekilde burayı izah edemeyiz diyorum. Yani elmayı armutla anlatamayız. 4 Seçenek kalır geride, 1. Yalan denir(genelde en ideal-en kolay-zahmetsiz seçenektir), 2. O zamanlar öyleymiş denir. 3. Savunurum arkadaş, O(herhangi bir yüceltilmiş kişi, destanlaşmış sembol) yapmışsa doğrudur. 4. Günümüz Toplumsal Ahlak çerçevesinde öngörülemez... Sevgi cümleciği ile savunma yapmak amaçsızdır, aslen günümüz yani çağdaş ahlak koşullarımıza göre değerlendirebiliriz... Bu saydığım 4 madde de konuyu açan kişinin Yaşı yada Çocuğu var mı yokmu? Yok, kısaca ortada olan olgu sevgi vs ile izah edilemez, çerçeveyi çağdaş normlar yada geçmişte kalmış normlar olarak çizebiliriz. Mesala ben şunu söyleyeyim, A kişisi böyle yaparmış bizde öyle yapalım? Şimdi bunu kişinin yaşı ile izah edebilirmiyiz? Çok basit bir şey söylüyorum, Buyrun gidelim Kabenin köşesindeki taşı oradan alıp atalım-anlaşılmayan yer için bir örnek, dahada çok, Peygamber Efendimizin yürüdüğü yol, okşadığı taş(göktaşı), şeytanı Taşladığı yer?!, oturduğu minder, öptüğü göbek(konuda geçen)? Ne düşündünüz ? Yaşınız mı elverdi -vermedi yoksa işin özü yaş değil, başka bir şey mi? Duygu ile izah edilebilir mi, aslen edilemez, detaya inin göreceğiz ki bu tür şeylerin bağlılığı duygusal sağlanır iken, özü duygusal değildir. Kısaca Mhmmd, gerek çevreniz gerekse biz, burada olguyu değil ancak ve ancak bu şekilde Davranışınızı izah edebilirsiniz, bilmem anlatabiliyormuyum? Davranışımızda görüyoruz o halde bir sorun yoktur demekde, ortada olan olgunun mantık halkasına dahil edilemez, aslen öyle olsa idi, eğer biz doğru yerden yaklaşmak yerine, pragmatist(yani faydasal) açıdan salt davranış izahı olarak bakmak yerine öze inse idik, kimse ağaç dalına çaput bağlamazdı. |
Re: ÜZÜMCÜK
sevgili hiramusta
Çocuğum var 20 yaşında delikanlı :-)) :-)) Napceksin ? *Şaka bir yana... * * * Evet son din İslamiyet, yer yüzüne gelen en iyi dindir, çünkü Allah daha önce 3 defa din yollamış eksiklerini görmüş ve son olarakda islamiyeti bize armağan etmiş. Peki İslamiyet dini hangi prensiplere göre İnsanın hem bu dünya hemde ahiretteki yaşamını yönlendirir. * *1- Kuran * *2-Hadisler * başka var mı? YOK: Kurana baktığımızda masal ve korkutma ayetlerinden başka ve kadınların nasıl kullanılacağından başka bir şey göremiyoruz, e o zaman bugün yaşadığımız islamiyet hangi kurallara göre ortaya çıktı, nasıl gelişti. Tabi ki Hadisler bu konuda önemli bir etki. Yani Kuranda bulamadığımızı hadislerden öğreneceğiz. Hadislerde hem muhammedin ağzından çıkan söylemleri hemde onun davranışlarını öğrenebiliriz. Ama Muhammedin yaptığı bazı şeyleri kabullenip bunları uygulayıp, yapıyorsak da, bazı yaptıkları bize ters geliyorsa DİNİMİZİ inkar etmiyormuyuz. Ya hep ya hiç. Yarımyamalak müslümanlık olur mu? Siz her hangi birinin çocoğunun cinsel organını öpmek, dudaklarını, dilini emmek konusunda olumlu düşünebilirmisiniz. Peki cinsel organını öptüğünüz 4-5 yaşındaki bir çocuğun gelecekte ki cinsel davranışlarının normal olacağını onda cinsel bir sapkınlık olmayacağını söyleyebilirmisiniz. Peygamberin baskınlardan sonra Baba ve kardeşlerinin kellelerini kestiği, ele geçirilen esir 13-14 yaşındaki kızları daha dönüş yolunda becerdiğini nasıl anlayabiliyorsunuz. Bunlar doğal mı yoksa bir CİNSEL anormallik var mı? Neden din adamları bu konuları kalkıp medyada tartışmıyor, bahsi bile geçmiyor. |
Re: ÜZÜMCÜK
Soruma hala cevap alamadım Walla.
|
Re: ÜZÜMCÜK
Hiramusta kaç kere cevaplıcez, yukarda yazdık ya.
|
Re: ÜZÜMCÜK
Şaka demedin mi?
|
Re: ÜZÜMCÜK
Ben senin için, şaka yaptığından kasteddim. Oğlum yirmi yaşında maşallah üzümcük de olgun bir üzüm artık :-)
|
Re: ÜZÜMCÜK
20 sene önce üzümcüğünden öpmedin mi,keratanın?
|
Re: ÜZÜMCÜK
Öpmedim, kimseninkinide öpmem, benim çocuğumunkininde öpülmesine izin vermem. Allaha şükür sapık değiliz...:-)
|
Re: ÜZÜMCÜK
Sn. Arkadaşlar,
Çok özür dileyerek bir şey sorabilir miyim? Üzümcükten kastınızın, bahsettiğiniz yer olduğuna emin misiniz? :( Hatalarımızı, cehaletimize bağışlayın |
Re: ÜZÜMCÜK
Buna ben cevap vermiyorum, tarafsız olmam lazım, çünkü topiği açan benim.
|
Re: ÜZÜMCÜK
Evet O'dur. Ben eminim.
Feodal kültürde yada ne diyelim ahlak kuralları mı diyelim, anormal bir şey değildir. Bundan daha Anormal olan, dudaklarından öpmek ve dilini emmektir. Bu güne göre anormal bunlar, ama bir şeyi normal yada anormal yapan, insanların davranış olarak meşru görüp görmemesi değildir, aslen fiiliyatın kendisidir. Bir kez olsun şu konuda yanıt alamadım, Hz.Bostanağası, haremler kurar, cariyelerle finkleşir, Bostankölesi, aşk yaşar, Hz. Bostanağası YASA(kutsal) kitabını açar ve yazar eli eline değende, tiz boynu vurula olur. Ya bunlarda(bu koyun sürüsü) bizede, bizede, bizede şarkısını okursa, kim koyun olacak değil mi? Ne diyelim bu konudada seçenek basit; 1. Yalandır denebilir. 2. O zamanın görgü kuralları imiş, bu gün geçersizdir denebilir, bilimsel tanımlar yapılabilir(pedofoli gibi) 3. Sevigidir denip, içgüdüsel haklı yada meşru görülebilir... Bunlarda davranış şekli olur ama işin fiiliyatının tanımı değişmez... Baştan dediğim gibi, kişinin özelliklerine yada inancına göre bu tanım değişmiyor, izahda edilemez... Evrensel ölçekte yaklaşmalıyız, buna inançda dahil, Ahmete, Mehmete göre değişmeyecek tanımlar lazım bize, Bostankölesi el ele tutuşup, aşk yaşarda cezası olursa, sarayında dediği dedik, çaldığı düdük, Tanrısıda suç ortağı olan Bostanağası haremler kurup bu gece barda, gönlüm hovarda, çalsın sazlar, oynasın kızlar, sürsün cümbüşler diyorsa biz değerlendirmemizi O'na, Buna şuna göre değil, fiiliyata göre yapalım ki, izahını yapmış olabilelim.. Ha Cariyeyi Tanrı vermiş ise, o halde Recm cezasını Tanrıyada uygulayalım, ha adına Ganimet denilen, öldür ve ala Tanrı suç ortağı ise, hangi eliyle almışsa Tanrınında o elini ve çapraz ayağını keselim, o bunu hakediyor, fiiliyat böyle netekim... Tevrat İshak`ın köleleri vadide kuyu kazarken bir kaynak buldular. Yaratılış 26:19 Yakup alabildiğine zenginleşti. Çok sayıda sürü, erkek ve kadın köle, deve, eşek sahibi oldu. Yaratılış 30:43 Öküzlere, eşeklere, davarlara, erkek ve kadın kölelere sahip oldum. Efendimi hoşnut etmek için önceden haber gönderiyorum.`” Yaratılış 32:5 Ona da aynı şeyleri anlattı: “Buraya getirdiğin İbrani köle yanıma gelip beni aşağılamak istedi. Yaratılış 39:17 Orada bizimle birlikte muhafız birliği komutanının kölesi İbrani bir genç vardı. Gördüğümüz düşleri ona anlattık. Bize bir bir yorumladı. Yaratılış 41:12 Ben daha ne diyeyim ki.... Bu Hz. Bostanağalarına, o yalan bu yalan, tarihte yalan, kıstasın ne, inancım... Yazık gerçekten, çok yazık.. http://sargon.blogcu.com/ibrani_uygarligi_nasil_olustu/ Şu anda sayısını yanlış hatırlıyor olabilirim, 56.000(anımsadığım) köleden bahsedilir bir sayımda. Bostanağası Süleyman dönemi, "İnşaat çalışmaları için halka ağır angaryalar koydu. Kral sarayı ve Yehova tapınağının yapımında otuz bin kişi angarya olarak çalıştırıldı. " Bostankölesi MS 2000 yılı, Bostanağam yücedir, Bostanağam sen çok yaşa, Bostanağam insanüstüydü, sevgili kuluydu, Bostanağam ne yapmışsa doğrudur, Bostanağam seni nerenden öptüyse kaldır oradan öpeceğim? Ya fiiliyat ne olacak... Kişilerin kendi izahlarına, yaşlarına, söyleyenin kim olduğuna bakmakla *kurban edilecek kadar değersiz mi? |
Re: ÜZÜMCÜK
İbni *Abbas *da *sunu *nakleder; * "Hz. *Peygamber'i *gördüm; *Hüseyin'in *bacaklarını *ayırdı, *üzümcüğünden *öptü." *(1) *İbni Abbas burada hayretini anlatıyor.
"Ebu *Hureyre *bir *gün *Hasan *İbni *Ali'ye *rastlar *ve *"Elbiseni *kaldır, *ta *ki *Hz.Resulullah'ın *öptüğünü *gördüğüm *yerden *öpeyim" *der. Ebu Hureyre de bu davranışı önce Muhammedde görmüş. Demek ki bu davranış arap kültüründe görülen bir davranış değilmiş, sadece Muhammede özelmiş. |
Re: ÜZÜMCÜK
Sn. Walla,
İbni Abbas'ın hayretlerini yakalamışsınız ki; hayret!!! Biraz daha uğraşsanız yüz şeklini bile çizersiniz bu hızla. Hatalarımızı, cehaletimize bağışlayın |
Re: ÜZÜMCÜK
Walla, neo-nazi diye birisiyle bir ilgin var mı?
|
Re: ÜZÜMCÜK
"Peygamberin *baskınlardan *sonra *Baba *ve *kardeşlerinin *kellelerini *kestiği, *ele *geçirilen *esir *13-14 *yaşındaki *kızları *daha *dönüş *yolunda *becerdiğini *nasıl *anlayabiliyorsunuz."
bu doğrumu walla ? Doğruysa kaynağını söylersen sevinirim. |
Re: ÜZÜMCÜK
sevgili gözde
sorunun cevabı burada (turan dursun sitesinde de var) Abdullah İbn Ömer anlatıyor: [color=] [/color]- "Peygamber, Benû Mustalık üzerine gece baskını yaptı. Onlar ansızın yakalanmışlardı. Hayvanları da su başında sulanıyordu. Peygamber, savaşabilir durumda olanlarını öldürttü; çocuklarını da tutsak olarak aldı. O sırada Cüveyriye'yi kendine seçti." (Bkz. Buhari, Kita- bu'l-Itk/13; Tecrid, hadis no: 1117 Müslim, Kitabu'l-Cihâd/1, hadis no: 1730; Ebu Dâvûd, Sünen,Kitabu'l-Cihâd 100, hadis no: 2633.) "Cüveyriyye", "cariyecik" demek. Çok küçük yaştaydı o sırada. 13 yaşında. Asıl adı "Berre" iken, Muhammed'in el koymasından sonra bu adı almıştı. Yıl: 627. Muhammed, Mekke'yle Medine arasında el Mureysi denen su kaynağı kesiminde oturan Mustalıkoğulları (Benû Mustalık) kabilesine bir gece baskını düzenliyor. İstediği sonucu da elde ediyor. Yukarıdaki hadiste, Muhammed'in "savaşır durumda olanlarını" öldürttüğü anlatılıyorsa da, öldürülen yalnızca on kadar savaşçı. (Birçok kaynağı bir arada görmek için bkz. Leoni Caetani, çev. Hüseyin Cahit, İstanbul, 1925, s.145-146.) "Ganimetler" , "tutsaklar"... Ve tutsaklar arasında güzel Cüveyriyye. Mustalıkoğulları'nın başkanı Haris'in kızı. Şimdi "cariye" durumunda. Yani alınıp satılabilir nitelikte. Tecrid'in "mütercim"i Kamil Miras'ın anlattığı gibi, "tutsaklar bölüştürülürken o da, Sâbit Ibn Kays'ın payına düşmüştür." (Bkz. Sahih-i Buhari Muhtasarı Tecrid-i Sarih Tercemesi, 1117 numaralı hadisin "İzah"ı.) Ne var ki kız çok güzel. Üstelik de soylu. Kız, bu durumundan yararlanmış mıdır? Yeterli bir kanıt yok. Ancak birden, hadiste de belirtildiği gibi, Muhammet'in onu kendine aldığını görüyoruz. Muhammed, kurtulmalığını vererek kızı, alıp kendi karıları arasına katmıştı. Ve ardından "zifaf".. Arkasından, "idamlık" durumunda olan herkese "beraat". Muhammed Hamidullah şöyle diyor: "... Birkaç saat sonra biz, düşmanın, Muhammed'in (A.S.S.) en yakın dostlarından biri haline geldigini görmekteyiz. (...) Sonunda herkes, ganimetten eline geçen hisseyi red ve iade etmekte tereddüd geçirmedi. İKİ YÜZ AİLENİN BİRDEN, hiç beklenmedik bir şekilde hürriyetlerine kavuşturulmaları üzerine, Mustalık'lılar, kaybettikleri on savaşçıyı pek çabuk unuttular. Ve sonunda Islam'ı kabul ettiler." (Bkz. Prof. Dr. Muhammed Hamidullah, Islâm Peygamberi, çev. Prof.Dr. Salih Tug, İstanbul, 1980, 1/264) Bu durum karşısında: "Ey güzel ve aşk (!), sen nelere kadirsin!" demek yerinde olmaz mı? ' Muhammed 56 yaşındaydı o sırada. Güzel körpecik Cüveyriyye' yi, koynuna almak için hiç zaman yitirmemişti. Suyun yanında hemen kurulan meşin çadırında işini görmüştü. Karılarından Aişe de oradayken... Cüveyriyye ve Aişe aynı yaştalardı. Medine'ye dönüşte de Aişe' nin kolyesi ve Safvan olayı meydana gelecektir. Acaba, Aişe Muhammed'den bir öç almak istemiş miydi? Cüveyriyye' yi kıskanmış olarak? "Kurtulmalık" lar ödenmeden ve tutsaklar daha özgürlüklerine kavuşturulmadan bir şey olmuştu. Anılmaya, üzerinde durulmaya değer bir şey: Muhammed, tutsak kadınların ırzlarına geçilmesine izin veriyor: Ebu Said el Hudfı'nin anlatmasıyla "tutsaklar arasında Arab'ın en nefis kadınları" bulunuyordu. (Bkz. Müslim, e's-Sahih, Kitabu'n- Nikâh/125, hadis no: 1438.) Ve o baskını gerçekleştirmiş olan Müslümanların ağızlarının suyu akıyordu güzel kadınları görürken. Hemen yatmak istiyorlardı. Yatmak istedikleri kadınlar, birer "cariye" durumuna gelmiş değiller miydi? Öyleyse müslümanlara "helâl"diler. Gerçi Muhammed'in: "Tanrı'ya ve âhiret gününe inanan bir kimse için, kendi suyuyla (menisiyle) başkasının tarlasını (başkasının cinsel ilişki kurdugu kadını) sulaması helâl olmaz." dediği de aktarılıyor. Ve bu arada: "Tanrıya ve âhiret gününe inanan bir kimseye, başkasının menisinden temizledikçe (istibrâ, fıkıhçılara göre bir ay içinde olur) hiçbir tutsak kadınla cinsel ilişki kurmak helâl olmaz." diye de eklediği belirtiliyor. (Bkz. Ebu Dâvûd, Kitabu'n-Nikâh/45, hadis no: 2158.) Ama çelişki yalnızca bu konuda degil ki... Ebu Said el Hudri anlatıyor: - "Peygamberle birlikte Benû Mustalık Gazası'na çıktık. Ve Arap tutsaklarından tutsaklar elde ettik. O sırada kadınlar iştahımızı çekti. Bekarlık çok güç gelmişti bize o günlerde. Ve azil yapmak istedik. İstiyorduk azil yapmayı. Ancak, 'Peygamber aramızdayken ona sormadan nasıl azil yapacağız?' dedik ve gidip peygambere sorduk. Peygamber de azil yapmamakta sizin için bir sakınca yoktur. (Yapabilirsiniz de. Yapmaya bilirsiniz de.) Ama bilin ki, kıyamet gününe değin meydana gelecek bir yavru, ne olursa olsun meydana gelir." (Bkz. Buhari, e's-Sahih, Kitabu'l-Itk/13; Tecrid, hadis no: 1596; Müslim, e's-Sahih, Kitabu'n-Nikâh/127, hadis no: 1438; Ebu Davud, Sünen, Kitabu'n- Nikâh/49, hadis no: 2170.) Kimileri, "azl"in ne demek öldüğünü bilmedikleri için bu hadisin anlamını tam olarak anlamamışlardır. "Azl" (azil), cinsel ilişki sırasında, erkeğin, meniyi, kadının cinsel organına boşaltmadan çekmesidir. Yani, meniyi kadınlık organının dışına boşaltmak. Hadiste anlatılanın özeti şu: Müslümanlar, ellerindeki "tutsak kadınlar"la cinsel ilişkide bulunmak istiyorlardı. Ama bir sorunları vardı: Ya çocukları olursa? İlişki kuracakları bu kadınlardan çocuk olsun istemiyorlardı. Tecrit "mütercim"i Kamil Miras, bu istememeyi, şöyle açıklıyor: "Bu suretle (yani meniyi dışa boşaltmak biçiminde) esir kadınlara yaklaşmak istemeleri (şu yüzdendir): Yüklü (gebe) veya evlat anası kadınlar satılamazdı. Halbuki gazilerin paraya ihtiyaçları bulunduğundan satmak istiyorlardı." (Bkz. Diyanet yayınlarından Tecrid, 1596 numaralı hadis, not: 1.) Kısacası: Tutsak kadınların ırzına geçebilirlerdi "gaziler". Ama bu işi yaptıktan sonra da "çocuk sorunuyla" karşılaşmak isteniyorlardı. Çünkü gerektiğinde bu tutsak kadınları satabilirlerdi. Buna bir engel çıkmamalıydı. "Azl"i bunun için istemiş ve "Peygamber"e danışmışlardı. Peygamber de temelde bu kadınların ırzlarına geçilmesinde bir sakınca görmüyordu, buna izin veriyordu. "Azl"e gelince. Bunda da bir sakınca bulunmadığını dolaylı olarak belirtiyordu. |
Re: ÜZÜMCÜK
Alıntı:
|
Re: ÖNEMLİ, OKUYUNUZ ÜZÜMCÜK
ben çaktırmadan bir tuğlayı yürüttüydüm de
|
Re: ÖNEMLİ, OKUYUNUZ ÜZÜMCÜK
Üzümcük konusunda dindar arkadaşların katkısını bekliyorum.
|
Re: ÖNEMLİ, OKUYUNUZ ÜZÜMCÜK
13 ayda birtek musluman kardes bu konuda birsey yazamadı, yorum yokmu kardesler.
Bunlar *benim *fikrim *değil, *hadislerden. * * Hemen *her *konunun *yer *aldığı *hadis *koleksiyonlarında *seks *konularının *da *bulunduğu *herkesce *bilinir. *Fakat *nedense *bazı *hadisler *pek *revaçta *değildir. *Bu *koleksiyonları *esas *alarak *hazırlanmış *bir *kitapta *hadis *kitaplarının *Türkce *çevirilerinde *metinden *çıkartılmış *izlenimi *uyandıran *bazı *hadislerle *karşılastık. * * Bizi *şaşırtan *bu *hadisler, *cocukları *dudaklarından *öperek, *hatta *onların *dudaklarını *emerek *sevgi *göstermeyi *içeriyordu. *Fakat *normal *karşılanabilecek *bu *sevgi *gösterisiyle *yetinilmiyor, *onların *"üzümcükleri"ni *öpmeye *kadar *varan *sevgi *gosterileri *söz *konusu *oluyordu. * * * "Üzümcük" *nedir, *hemen *açıklayalım: *"çocuklarin *cinsel *organı" * * * Konuyla *ilgili *hadisleri *söz *konusu *kaynaktan *alarak *aynen *aktarmak *istiyoruz; * * "Ebu *Hureyre'nin *bir *rivayetinde *Hz.Peygamber'in *iki *omuzundaki *Hasan *ve *Hüseyin'in *sırasıyla *dudaklarından *öptüğünü, *diğer *bir *rivayetinde *"Hasan'ın *dilini *kişinin *kuru *hurmayı *emdiği *gibi *emdiğini", *Muaviye'nin *bir *rivayetinde *de *"acıtmaksızın *Hasan'ın *dudağını *emdiğini" *görüyoruz. * * * Bu *hususta *şu *iki *rivayet *de *son *derece *enteresan *görünüyor; * * "Ebu *Hureyre *bir *gün *Hasan *İbni *Ali'ye *rastlar *ve *"Elbiseni *kaldır, *ta *ki *Hz.Resulullah'ın *öptüğünü *gördüğüm *yerden *öpeyim" *der. *Hz.Hasan *elbisesini *karnından *yukarı *alır. *Ebu *Hureyre *göbeğinin *üzerine *dudaklarını *koyar *ve *öper." * * İbni *Abbas *da *sunu *nakleder; * * "Hz. *Peygamber'i *gördüm; *Hüseyin'in *bacaklarını *ayırdı, *üzümcüğünden *öptü." *(1) * * * Mustedrek, *Musned, *Taberani *gibi *önemli *hadis *kaynaklarından *yapılan *bu *alintılar, *alıntıyı *yapan *yazarın *da *belirttigi *gibi *"son *derece *enteresan"dir, *hatta *şaşırtıcıdır. * * * Peygamber, *torunlarının *dudaklarından, *göbeklerinden *ve *üzümcüklerinden *öpüyor *öpmesine *ama, *böylesine *bir *davranışı *günümüzde *sergilemek *cesaret *isteyecektir. *Hele *kendi *çocuğuna *degil *de *bir *başkasının *çocuğuna *böyle *bir *sevgi *gösterisinde *bulunmaya *kalkışmak *mutlaka *'sapıklık' *olarak *görülecektir. * * Gerçekten *şaşırtıcı; *Peygamber'in *bir *arkadaşı, *onun *torununa *rastlıyor, *"Elbiseni *kaldır" *diyor *ve *onu *göbeğinden *öpüyor. *Yani *yetişkin *bir *erkek, *bir *başkasının *çocuğunu *göbeğinden *öpüyor! * * * Peki *ulemanın *bunları *nasıl *karşıladığı *meraka *değmez *mi? *Yine *şaşırtıcı *gelebilir *ama, *İbni *Battal *adlı *bir *bilgine *göre; *"çocuğun *bütün *uzuvlarından *öpmek *caizdir". *Ulemanın *ekserisine *göre *"avret *olmadıkça *büyüklerin *de *bütün *uzuvlarından *öpmek *caizdir." *(2) *Ulema, *öpmeyi *"sevgi *öpmesi, *merhamet *öpmesi, *şefkat *öpmesi, *hürmet *öpmesi, *şehvet *öpmesi" *diye *beş *kategoride *değerlendiriyormuş. *İbni *Hacer *adlı *bir *bilginin *de *bu *konuyla *ilgili *değerlendirmesi *şöyle: *"öz *çocukların, *akraba *ve *yabancı *çocukların *öpülmesi *şefkat *ve *rahmet *içindir; *lezzet *ve *şehvet *için *değildir. *Bağrına *basmak, *koklamak *ve *kucaklamak *da *böyledir." *(3) * * * Bu *alıntılardan *çıkan *sonuçları *şöyle *sıralayabiliriz: * * -Çocukları, *bütün *organlarından, *bu *arada *üzümcüklerinden *(yani *cinsel *organlarından) *de *öpmek *dince *sakıncalı *değildir. *Çünkü *bizzat *Peygamber, *torunlarını *üzümcüğünden *öpermiş. * * * -Çocukların *dili *ve *dudakları *sadece *öpülmekle *yetinilmeyip *emilebilir *de. * * * -İster *öz *çocuk *olsun, *isterse *yabancıların *çocukları *olsun *bunlar *yapılabilir. * * -Avret *mahalli *olmadıkça *büyüklerin *de *bütün *organlarından *öpülebilir. * Burada *büyüklerin *dudakları *sanırız *avret *mahalli *sayılmıyor. *Avret *mahalli *tabiri *daha *çok *örtülmesi *gereken *organlar *için *kullanılmaktadır. *Öyleyse *büyüklerin *de *dudaklarından *öperek *sevgi *göstermek *dince *sakıncalı *olmayacaktır. * * * Görüldüğü *üzere *iki *erkeğin *veya *iki *kadının, *birbirini *dudaklarından *öpmesi, *aslında *bir *sevgi *gösterisidir. *İşin *içine *şehvet *ne *zaman *karışır, *onu *saptamak *ise *yerine *göre *hem *zor, *hem *de *kolay *olabilir. * Ayrıca *insanların *birbirlerine *sevgi *göstermek *amacıyla *vucutlarının *herhangi *bir *yerinden, *bu *arada *"üzümcüğünden" *yani *cinsel *organından *öpmesi *de *sakıncalı *olmamalıdır. * * * Şu *bir *gerçek: *öpüşmek *gerçekten *bir *sevgi *gosterisidir. *Dudaktan, *yanaktan, *göbekten *ve *nihayet *"üzümcük"ten. * * * * Kaynakça: * * * Doç. *Dr. *İbrahim *Canan, *"Hz. *Peygamber'in *Sünnetinde *Terbiye" |
Re: ÖNEMLİ, OKUYUNUZ ÜZÜMCÜK
" Öpmedim, kimseninkinide öpmem, benim çocuğumunkininde öpülmesine izin vermem. Allaha şükür sapık değiliz...Smile" walla
İşe spartacusun yaklaştığı yerden başlamak en güzeliydi, tartışmanın da anlamı olurdu. Muhammed ne yaparsa onu yapacakmıyız? Yurtdışında çocuklara dokunmak bile taciz olarak kabul edilmekte. Kimi psikologlora göre annenin, babanın, çocuğun yanında çıplak dolaşması bile cinsel tacizmiş. Bana göre bunu böyle düşünebilmek sapıklıktır. Sanırım Muhammed'in çocuklara sevgisi çok fazlaymış ve bunu da göstermekten çekinmiyormuş. Ben buradan Muhammed'e son derece olumlu bakıyorum. Çocuklarada sevginin gösterilmesinden yanayım, sapıklık şiddette vardır. Sayenizde beatnik olup çıkacağım. Selamlar. |
Re: ÖNEMLİ, OKUYUNUZ ÜZÜMCÜK
Bu başlığın uzaması bizi tarih içinde bir seyahate zorladı.
Gerçekten de kendi çocuğumuz bile olsa, cinsel organ öpme tarih içinde bir sevgi şekli olabilir mi diye başladığımız yolculuk enteresan sonuçlar verdi. Öyle ya tartıştığımız şey sevginin gösteri şekli idi. Ters köşeden baksaydık acaba nasıl olur diye düşündük. Düşündüğümüz gibi de veriler elde ettik. Bu verileri buraya aktarmadan önce tüm okurlara bir uyarı yapmam lazım. * * * * * * * * * * * * * * * * * *DİKKAT!!! * * * * * * * * * *21 YAŞ ALTI İÇİN UYGUN DEĞİLDİR __________________________________________________ ________________ İspanyol eşeği: Mahkum, eşek biçiminde yapılmış bir kütük düzeneğe oturtulur, ayaklarına giderek artan ağırlıklar bağlanırdı. Sonunda mahkum ikiye bölünerek ölürdü. Toptan atılma: Bazen mahkum, bir topun ağzına bağlanır ve top ateşlendiğinde mermi kişinin bedeninin içinden geçerdi. Bazen de mahkum büyük bir topun içine mermi niyetine yerleştirilir, sıkıştırılmış barut ateşlendiğinde paramparça olurdu. Tekerlek: Tekerlekler çok değişik biçimlerde kullanıldı. Örneğin, kişi özel yapılmış dev bir tekerliğin dış kenarına bağlanıyor ve sivri kazıkların ya da bir tepenin üzerinden aşağı yuvarlanıyordu. Demir kadın: Kadın biçiminde, bir insanın ancak sığacağı büyüklükte yapılan tabutların içi sivri demirlerle donatılıyor. Mahkum bu tabutun içine konularak kapağı kapatılıyor. Sarkaç: Kişi bir masaya sırtüstü yatırılıp bağlanıyor. Çok büyük, ağır ve keskin bir baltanın bağlandığı sarkaç mahkumun üzerinde sallanmaya başlıyor. Sarkacın ipi yavaş yavaş bırakılarak, her salınımda mahkumun bedeninin doğranması sağlanıyor. Demir kap: İçine fareler doldurulan büyükçe demir bir kap, açık ağzı karın bölgesine gelecek şekilde mahkumun vücuduna yerleştiriliyor. Ardından bu kap ısıtılıyor. Fareler can havliyle mahkumun karnını kemirip kaçacak yer arıyor. Böylece mahkum iç organları fareler tarafından kemirilerek ölüyor. Germe: Tarih boyunca mahkumların el ve ayakları bağlanarak gerdirmek yöntemiyle ölmesini sağlayan değişik mekanik yöntemler geliştirildi. Böceklerle öldürme: Kişinin zemine sabitlenmesi, üzerine bal gibi tatlıların sürülmesi ve böcekler tarafından yenilmeye bırakılması gibi pek çok türü var. Atlarla parçalama: Mahkum kol ve bacaklarından, 4 ayrı yöne koşturulacak olan atlara bağlanırdı. Ardından atlar koşturulurdu. Kafa kesme: Bu infaz yöntemi 16 ve 17'nci yüzyılda Avrupa'da ölüm cezasının en insancıl yolu olarak kullanılmıştır. 1789 Fransız devriminde ise kafa kesmek için Giyotin adlı özel alet geliştirildi. Giyotin, Fransa'da uzun yıllar kullanıldı. Öldüresiye dövme: Bu yöntemin son örneği, sahipleri tarafından ölünceye kadar dövülen Amerikalı kölelerdir. Kaynatma: Ortaçağ'da popüler olan yöntem. İnsanlar bağlanarak, ağır ağır ısıtılan dev kazanlarda haşlandı. Gömme: Çağlar boyunca tüm dünyada yaygın olarak kullanıldı. Örneğin, Hindistan'da kadınlar boyunlarına kadar kuma gömüldü ve kafası güneşte pişmek üzere terk edildi. Arap ülkelerinde de yaygın biçimde kullanıldı. Yakma: Avrupa'da inançsızlar, cadılar ve iffetsiz kadınlara engizisyon döneminde sıklıkla uygulanırdı. Mahkum bir kazığa bağlanır ve çevresinde ateş yakılırdı. Vahşi hayvanlara atılma: İlk Hristiyanlar aslanlara atılıyordu. Deri yüzme: Keskin bir bıçakla canlı canlı suçlunun tüm derisi yüzülüyordu. Deri solunumu duran mahkumu acılı ve uzun bir ölüm bekliyordu. Parçalanma: Mahkum henüz canlıyken balta, satır ya da testerelerle parçalara ayrılıyordu. Arap ülkelerinde 20'nci yüzyılda bile biçimde uygulandı. En son Suudi Arabistan yetkilileri, 1987 yılında Kabe'yi basan bir grubu bu şekilde öldürdü. Kazığa oturma: Bilek kalınlığında bir kazık, mahkumun kuyruk sokumundan başlayarak ensesine kadar sokulurdu. Kazığın omurilik ve iç organlara zarar vermemesine özen gösterilirdi. Ardından kazık mahkumla birlikte dikilir ve mahkumun ölmesi günler sürerdi. Demir sandalye/Demir yatak: Bu demir eşyalar iyice beslenmiş bir ateşle çevreleniyor ve bunların üzerindeki kişiler ölünceye kadar kızartılıyordu. Boğma: Çok değişik biçimlerde kullanılmıştır. En yaygın olanı denizdir. Belki de en iyi bilinen varyasyonu cadı testidir. Su eğer kadını reddederse kadın yüzer. Bu da kadının suçlu olduğunu gösterir ve infaz edilirdi. Eğer su kadını kabul ederse kadın boğulur ve bu da kadının suçsuz olduğunu gösterir. Zehir: İlginçtir ki zehir, infazın yaygın bir biçimi olmamıştır. Zehirin en çok tanınan kurbanı, baldıran zehirini içmeye zorlanan Sokrates'tir. Ezme: Mahkum zemine yatırılır ve üzerine aşama aşama ağır taşlar yerleştirilirdi. Mahkumun nefessiz kalarak öldüğü bu yöntemde, cellat, ölüm zamanını istediği gibi uzatabilirdi. Testereyle kesme: Suçlu testere ile ikiye bölünür. Yüksekten atma: Mahkum yüksek bir uçurum ya da kale burcundan aşağı atılır. Çuvala koyma: Suçlu yılan, akrep, kedi, köpek gibi hayvanlarla büyük bir çuvalın içine konurdu. Aç bırakma: Kişi bir hücre ya da kafese konur ve yiyecek verilmez. İki ağaçla ikiye ayırma: İki ağaç, birbirlerine doğru çekilir, mahkum bir kol ve bacağı bir ağaca, diğer kol ve bacağı da diğer ağaca bağlanırdı. Ağaçlar bırakılınca mahkum gerdirilmiş olur ve acı içinde ölürdü. Garotte: Askı ve idamın karışımı bir yöntem. Bir ucu duvara tutturalan ipin diğer ucuda mahkumun boynuna dolanır. Mahkum itilerek, çekilerek ya da ayakları kaldırılarak boğulur. Sürükleme: Kişi bir ata bağlanır ve ölene kadar sürüklenir. Su veya civa ölümü: Mahkum ölünceye kadar su veya civa içmeye zorlanır. Okla vurma: Vikingler tarafından uygulanmıştır. Acıyı uzatmak için ölümcül olmayan bölgeleri hedef almışlardır. Taşlama: Kişi, ölene kadar taşlanır. Taşlamada, kişinin üyesi olduğu topluluk da bu taşlamaya yardımcı olurdu. Arap ülkelerinde yakın zamana kadar kullanıldı. Yarma: Suçlu kendindeyken gövdesi açılır ve iç organlar tek tek çıkartılıp, kendisine gösterilirdi. __________________________________________________ _________________ Bu bilgileri buraya almamak için çok zorlandığımı belirterek devam ediyorum. Tarih konuşuluyor ise, o devirlere dönüp bir kuş, bir tüy alarak değerlendirme yapılamaz. Tarih bir bütündür, kendi şartları doğrultusunda, bütün olarak değerlendirilir. Zannedildiğinin aksine tarih ak sayfalardan da oluşmaz. Karanlıklardan aydınlıklara geçiştir tarih. Tüm bu süreç içinde insanın hikayesi ve bu hikayeyi anlama çabasıdır tarih. Dönelim 15 asır önceye bakalım insan insanı nasıl katletmiş ondan sonra aynı devirlerde sevgi şekillerini tahayyül edelim. Üstte verdiğimiz tarihi içindeki davranışlar da sn. walla'nın merakını gidermez ise yine tarihsel başka şekillerden devam ederiz... |
Re: ÖNEMLİ, OKUYUNUZ ÜZÜMCÜK
Kaynakçayı bir araştırayım. Gerçekten bunlar hadis ise içler acısı bir durum ortaya çıkar. inananları hayal kırıklığına uğrtacağı kesin. Araştırdıktan sonra tekrar dönücem bu mevzuya
saygılarımla Edit : Yorumsuz...!? |
Re: Üzümcük...
Sayin mhmmd
Uzumcuk meselesini, tarihte yapılan iskence - olum cezalari ile karsilastirmak yerine Muhammedin genel cinsel yasami ile birlikte degerlendirilmesini oneririm. unutmayiniz ki insanlarin diri diri iskence ile olduruldugu tarihten yuzlerce yil once yasayan ARSIMETIN kanunları gunumuzda hala gecerliligini koruyor. O devirlerde uygarlik alanindada olumlu aska gostergeler var. sapla samani karistirmayalim. olaya Muhammedin cinsel yasaminin geneline goz atarak yaklasalim... |
Re: Üzümcük...
Görüş farkı tam da burada doğmakta sn. walla.
Sizin; sap ile samanı karıştırmayalım, diyerek lokalize ettiğiniz olgular, günümüz gözü ile kadük kalır. Anlamsızlaşır, garipsenir, ayıplanır, inanılmaz bir hal içine girer. Bu sap ile samanı karıştırmama tutkusunun radikalizmi, bırakın tarihsel yolculukları günümüz coğrafi yolculuklarını dahi komik durumlara düşürür. Farklı kültürlerin davranış şekileri, tarihin kamüflajından geçmeden dahi garipsenmeler başlar. En basiti ile şu an dünyamızda kullanılan selamlaşma örneklerini sayabiliriz. - Avustralyalı : Bir kolunu kaldırarak “ Hey “ der - Çek : Ellerini sallar ve “ Jak se vede” diye sorar. - Teksaslı : Bir eli ile el sıkışırken diğer elini karşısındakinin omzuna koyup nasıl olduğunu sorar. - Rus : İki kere sarılır, bazı üst düzey yöneticiler hala erkek erkeğe ağızdan öpüşür. - İtalyan : Her iki yanaktan tanışma öpücüğü ile sarılıp “Ciao” der. - Eskimo: Aynı cinsler burunları her iki tarafdan dokundurur. Bu arada gözlerini kaparlar ve karşılarındakini hissetmeye çalışırlar. - Japon : Öne doğru eğilir. Karşılık bulunca yinelenir. Karşı taraf yineler ise yinelenir ve bu yineleme hareketin devam açısı azalıp kayboluncaya kadar sürer. - Fransız: Kibarca, karşı cinsler önce sağ, sonra sol ve tekrar sağ taraftan öperek “ Salut “ der. - Yerli Amerikalı : Baş, işaret ve orta parmağını karşındakinin kalbine doğru tutarak hafifce eğilir. - Çinli : Ovuç içlerini birleştirip,ellerini göğüs hizasına kadar kaldırdıktan sonra hafifçe eğilir. Değişik spor türlerinden selamlaşma örnekleri ; - Ata binenler : Şapkalarını dokundururlar. - Voleybolcular : Yukarı doğru zıplarken ellerini birbirlerinin eline vururlar. Çoğunlukla takım arkadaşlarının kıçlarını tokatlayarak takdir ve cesaret verdiklerini düşünürler. - Futbolcular : Yan yana sıralanıp seyircilere eğilerek selam verirler. Ayrıca gol attıklarında da yaptıkları bazı klasik selamlama şekilleri vardır. Timsah yürüyüşü, bebek sallama klasikleşmiştir. - Basketbo : Birbirlerine doğru koşup zıplarlar tam birleşme yerinde eller yana açılır ve göğüsler tokuşturulur. Büyüklük ve üstünlük göstergesidir. - Herhangi bir sopayla oynanan oyunlar: Sopalar havada tokuşturulur. Tarihi selamla örnekleri ; - Bayan eteğinin ucundan nazikçe tutarak hafifçe yukarı kaldırır, erkekte başını hafifçe eğer. - Adam şapkasını çıkarıp onunla dairesel bir hareket yapar ve bayanda nazikçe ve hafifçe çömelir ve tekrar doğrulur. - Adam şapkasını çıkarır göğüs hizasına alır, şapkasız zeli geriye ve yana açar, sağ bacağını öne uzatır ve bel hizasına kadar eğilir. V. s. Şu sap ile samanı birlikte yorumlasak mı, ne dersiniz? |
Re: Üzümcük...
Mhmmd'in tüm bu saydıkları ve infazlar da dahil olmak üzere, bana, insanların yaşam biçimlerinin bir iradi güç tarafından belirlendiğini değil, toplumsal şekillenişin belirlediğini söylemiş bulunduğunu tanıtlıyor. Dolayısıyla müslümanların sünnet dedikleri çoğu şeyin geçersiz olduğunu, muhammedin söyledikleri ve yaptığı bir çok şeyin rafa kaldırıldığını, bununsa öz islam olmadığını da söylemiş gibi duruyor.
Yoksa yanılıyor muyum? |
Re: Üzümcük...
namik ne guzel ozetlemis
|
Re: Onemli... Üzümcük...
Anlamak bu kadar zor değil.
Ve sevinmek bu kadar kolay. Üzümcük öpmenin durumu Bu kadar basit olay... |
Re: Üzümcük...
Yani baska bir haz mi var uzumcuk opmekde...
|
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 10:26 . |