![]() |
Dünya genetik akrabalık haritası.
A genetic atlas of human admixture history
(İnsanın soy karışım tarihi genetik atlası) http://admixturemap.paintmychromosomes.com/ Türkiye'yi tıklayın. Sevgiler |
Türkiye'ye tıkladığımızda çıkan mavi ve turuncu okların uzunluğu, akrabalık ilişkilerinin uzaklığı-yakınlığı ile orantılı mı ?
|
Sevgili Nana Buluku,
Okların uzun olması, haritada Moğol, Hazar, Arakan (bunlar kırmızı beneklerle gösterilmiş) topraklarının Anadolu'ya uzak olması sebebiyle uzun olmuş. Çizginin uzunluğu bir şey ifade etmiyor. İlgili renk beneklerinin büyüklüğü ise genlerimizdeki donör grubun toplam içindeki oranını gösteriyor, ki bu oranlar sayısal olarak Side 1, Side 2 listelerinde de verilmiş. Görünen o ki, vaktiyle Osmanlı hakimiyetindeki toprakların özeti gibiyiz. Belki genetik doktorası yapmış olan sevgili Olimpiyat (Kurdistannn) bize haplogrupları daha ayrıntılı açıklar. Sevgiler |
Teşekkürler.
|
GenomTurkiye.com
Alıntı:
|
İnsan, "homo" cinsinin tüm alt türlerini kapsamıyor mu? Burada insan yerine "homo sapiens" kullanılmalıydı sanıyorum..
|
Alıntı:
Sizin söylediğiniz bilimde Hominina olarak geçer. |
Teşekkürler Predator.. :thumb:
|
GenomTurkiye.com
Alıntı:
|
İki makaleyi de bir solukta okudum. İkinci makalede ki tarihi olaylar çok yüzeysel anlatılmış. O konuyla ilgili ayrıca bir makale yazmak mümkün. Mutlaka okumalısınız! Teşekkürler.
|
Alıntı:
|
Bedevi;
Forumda ki troller ve cahiller ile gereksiz tartışmalara girmiyorum. |
Murat Mirza 150 yıl kadar geride kalmış bir arkadaş belli ki, olmadığı kesin olarak kanıtlanan hayali bir dil ailesinin adını anıyor hala. Ural-Altay diye bir dil ailesi yok, bu tez 150 yıl kadar önce ortaya atılmış bir soru idi sadece. Ural, ya da diğer adıyla Fin-Ugor dil ailesi var, kesin. Ancak Altay dilleri diye bir dil ailesi yok, bu da kesin. Altay dilleri ailesi safsatasını savunanlar ikiye ayrılırlar, micro Altaistler ve macro Altaistler. Microcular, Turkic languages family, Mongolic l.f. ve Manchu-Tunguz l.f.'nin akraba olduklarını iddia ederler. Daha Uçuk olan macrocular ise bu saçmalığa bir de Japonca ve Koreceyi de ekleyerek komedide son noktaya varırlar.
Yapılan leksikoistatistiksel çalışmalar ve Karşılaştırmalı dilbilim ölçütleri Turkic diller ile Mongolic dillerin ve Tungusic dillerin akraba olmadıklarını oldukça açık biçimde ortaya koymuştur. Dahası, Mongolic diller ile Tungusic dillerin de hiçbir akrabalığı bulunmamaktadır. Yani 3 ayrı dil ailesi söz konusudur. Bu diller Arasında, eski dönemlerde yapılan Alıntı-verintiler söz konusudur sadece, ancak Sözcük alışverişi dilleri akraba kılmaz. Bu Alıntı Sözcüklerin de hepi topu 300 kadardır. Büyük çoğunluğu da Turkic kökenlidir. Turkic Sözcükler önce Mongolic dillere daha sonra bu dillerden Tungusic dillere alıntılanmıştır. Bir örnek verelim, mesela Moğol dillerinde ekire, Tunguz dillerinde de ekiri, ikiz demektir, ancak bu Sözcük ana Türkçe ekire'den alıntıdır. Ana Türkçe'deki Sözcük sonunda bulunan -re ile -r parçaları, Turkic dillerde zaman içinde -Z olmuştur, yani ana Türkçe ekire > bugünkü Türkçe ekiz > ikiz sözcüğünün ta kendisidir. Dahası bu Sözcük Türkçe eki (2) sözcüğünden gelmektedir, bu da ekire'nin Türkçe kökenli olduğunun kanıtıdır, zira Moğol dillerinde hoyor, Tunguz dillerinde ise juve (2) demektir. Altay dilleri diye bir dil ailesinin olmadığının kanıtlarından biri de bu dillerdeki hiçbir temel sözcüğün benzeşmemesidir. Mesela Sayılar, yukarıda da bir örneğini vermiş bulunduk. Mesela Hint-Avrupa dillerinde (ve tüm dil ailelerinde) Sayılar ve tüm temel kavramlar benzeşir. Mesela Farsça du = İngilizce two = Litvanca du = İrlandaca do gibi... Oysa hayali bir dil ailesi olan Altay(!) dilleri ailesinde Sayılar ilgisizdir, Türkçe iki, Moğolca hoyor, Tunguzca juve... Bayağı akraba gözüküyorlar :) Mesela Ural dillerine bakarsak Fince kaksi = Estonca kaks = Udmırtça kahs, tümü (2) demektir ve benzeşirler. Semitik dillerde de aynı durum söz konusudur, mesela Arapça isnan = İbranca işnayim (2) gibi... Kendi içlerinde Türk dillerinde, Moğol dillerinde ve Tunguz dillerinde de Sayılar benzer doğal olarak. Mesela Tunguzca juve = Mançuca juwe (2), Moğol dillerinde de örneğin Halhaca (Moğolca diye bildiğimiz dil) hoyor = Buryatça khoyor (2) demektir... Türk dillerinden örnek verecek olursak Türkçe iki = Kazakça eki = Uygurca iki = Hakasça iki vb. Görüldüğü gibi, şu kısa ve küçük örneklerle dahi durum gayet Açıktır. Bu devirde hala Altay dilleri safsatasını sürmek bilimden habersizliktir hele hele hala Ural-Altay dil ailesi falan demek kusura bakmayın ama düpedüz Ayıptır :) Sayın Murat Mirza gerçekten bilime saygı duyan biri ise, sitesindeki bu fecaat hataları bir an önce düzeltmelidir, aksi takdirde beynelmilel bilim camiasında kaale bile alınmaz. |
Alıntı:
Yani senin öne sürdüğün gibi sadece bir kıyas metoduyla, birinde iki iken, diğerinde hoyormuş vs diye bakılmaz! Hadi o halde bilgisayar, ampul, monitör, motor, rotor, izmarit, pet, kanepe, çekyat, divan, frengi, civata, vida, tartı............. Bu keliemleri kıyasla bakalım! Ana dil grubu farklı bir şeydir, daha dar çerçevede alt dil grubu farklı. Mesela yukarıda saydığım kelimeler, birbirine uzak fakat ana dil ailesinde olan toplumlarca farklı seslendirilir, zira ilişki kopuktur, lakin ana dil grubu ise çok daha farklı ele alınır, yapısaldır ve dilin gelişimi sürecindeki uçuk farkların bir önemi yoktur. İkincisi daha geniş coğrafya söz konusu ise Altay ve Ural birlikte anılır. Üçüncüsü benzerlik oturup salt kelime benzerliğinden ziyade, dilin yapısıyla ilgili kurulur. Zira üst dillerdeki akrabalık kelime benzerliğinden çok ses, dil vb kullanımı temeline odaklanır. Yani ortak, ama ilkel bir ata dilin farklı evrimi söz konusudur -ki bu alt gruptur- ve birbirlerine illa kelime bazlı benzemeleri gibi bir kaide olamaz. Yani H.Yahya tarzında insan maymundan gelmiş demek saçmalıktır tadında, oturup İnsan ile maymun kıyası tarzında, dil ailesi kıyası yapmışsın, bakın aynı değiller diye!. Ortak ata nasıl ki farklı ise, dil ailelerindeki beher ayrı dillerde alt grup olarak farklıdır... Yani iki alt dil ailesinin aynı şeylere farklı isimler vermesi-vermemesi üst grup açısından çok fazla değer taşımaz, bu tür kıyaslamalar alt gruplar açısından önem arzeder. Örneğin Türkçe sonradan eklemeli dildir, tüm Altay dil ailesi olarak ifade edilen diller de böyledir ve yine ön ekleme yoktur, tümünde yoktur!(gördün mü üst grupta nelere bakılıyor), yoksa yumurtaya birisi yumurta demiş, birisi yimirta demişte vay efendim öteki hebühübü demiş diye bir kıyas geçerli değil, orada mevzu olan özelde değil genelde bir gruplama işi... Dördüncüsü H.Yahyalık yapmaya kalkmışsın birde bilim camiası diyerek. İlgili konuda Altay dil ailesi dense ne denmese ne, zira yapılan haritalama işi dil aileleri temelinde değil gen temelindedir. Kaldı ki bir çok dil bilimcsi tarafından bu ana grup çalışmaları doğrulanmıştır. Yani yaptığın, eleştirmek adına safsata iklimi... Yoksa ifade ettiklerin doğru olabilir-olmayabilir(muhtemel üst grup ile alt grup karıştırılmış), bu ayrıca tartışılabilir, lakin gen haritası çalışması ve yapılan yorumları gölgelemez. Anlayacan bilim senin veya H.Yahya tarzı yöntemsizliğin yöntemini, kişisel, subjektif pragmatist yaklaşımları, aman yorumlayanın kelime, dil hataları yapmış mı(safsata tarz yaklaşım), konuya esas teşkil etmeyen ifadeleri vb tutumları, konulara gölge etme ölçeğine vurulursa kaale almaz. Kısaca bilimsel metod çerçevesinde ifadelerin kaale alınabilir değil, neden mi? Konuya göre sen "dam üstünde saksağanı" tartışmış durumdasın. |
Alıntı:
Mesela; Wara Wara Kürtçe'de "gel gel" demek, Korece'de de "gel gel" demek. Korece ile Kürtçe akrabadır mı diyeceğiz şimdi? Normalde diller arasındaki ilişkiler benzerliklerden ziyade farklılıklar üzerinden belirleniyor bildiğim kadarıyla. Korece'nin Ural Altay dil ailesine mensup olup olmadığı tam net değil şu an. |
Alıntı:
Mesela Hint-Avrupa dil ailesine mensup dillerde yukarıda ki kelimeleri karşılaştırırsanız oldukça benzer olduğunu görürsünüz. Halbuki Hint-Avrupa dilleri çok geniş bir alana yayılmıştır. Bu benzerliğin tek açıklaması akraba olmalarıdır. Alıntı:
Benzerliklerden de belirlenebiliyor. |
Bana Dilbilimi mi öğretiyorsun? :) ah çocuk... Sanki ben dil akrabalığı için tek ölçüt Sözcük karşılaştırmaları demişim gibi, kalkmış bana ÇOĞU Alıntı olan Sözcükler üzerinden ayar vermeye kalkışıyor :)
Elbette dil akrabalığını saptamakta en temel ölçüt dilin yapısıdır, ancak sadece yapı da yetmez, temel yani Alıntı Olamayacak olan, hiçbir dilde Alıntı olmayan temel sözcüklere de bakılır ki bu Da çok önemli bir ölçüttür, nedir temel Sözcükler? Sayılar, temel fiiller, temel nesne adları, temel uzuv adları vb. Bu ikisine birden bakılır, yani hem Yapısal Ortaklık olacak hem de temel sözcüklerde ortaklık olacak, biri aksadı mı o diller akraba değil demektir. Hayali Ural-Altay dillerinde temel nesne adları da benzemez, temel fiiller de. Yani senin Yaptığın gibi Alıntı sözcüklere değil, ilgili dilin Alıntı olmayan ve olamayacak olan kendi öz sözcüklerine bakılır. Mesela Arapça beyt (ev) = İbranca bet, Arapça arz (yer) = İbranca Ertz vb. Temel sözcüklere bakacaksın, öyle kanepeyle, civatayla olmaz yani :) Gerçekten var olan dil ailelerinden kısa Örnekler verelim, yukarıda Semitik dillerden verdik, mesela h-a dillerinden de verelim, İngilizce star = Almanca stern = Farsça sitare = Kürtçe sterk gibi, İngilizce tree = Farsça dar = Rusça derevo = Kürtçe dar (ağaç) gibi... Mesela Fince tahti (Yıldız) = Estonca taht, Fince puu (ağaç) = Estonca puu... Aynı Örnekleri veriyorum ki anlaşılsın. Moğolca odu (Yıldız) = Buryatça odu, Moğolca mod (ağaç) = Buryatça mod... Türkçe Yıldız = Türkmence Yıldız = Kazakça jıldız = Kırgızca cıldız. Türkçe ağaç = Türkmence agaç = Kazakça ağaç = Kırgızca cıgaç ... Ilgili dilin öz Sözlerine bakacaksın ve temel Sözcükler olacaklar, öyle Alıntı ve Saçma sapan sözcüklere bakılmaz :) Temel fiillere falan hiç girmeyelim, konu uzar. Türkçe gel- = Kazakça kel- = Kırgızca kel- = Yakutça kiel-, Fince tulla- = Estonca tule-, Moğolca irekh- = Buryatça irekh-... En temel fiillerden birini örnek vermek bile yeterli... Bana Ural-Altay dilleri diye bir dil ailesinin "olduğuna" dair bir tek yabancı ve güvenilir bir makale yolla, bulabilirsen tabii... Arayacak olursan şimdiden kolay gelsin. Hadi Ural-Altay gibi über Uçuk tezleri geçelim, bana sadece Altay dillerinin olduğunu "kanıtlayan" bir (sayıyla 1) makale göndersene... Bilgin olmayan konularda iddialı Şeyler yazma genç, bu alanda benle aşık atamazsın :) sen daha dil yapısı ne demek onu bile bilmiyorsun belli ki. Eklemeli diller sadece Ural ve hayali Altay dilleri mi? Gürcüce de eklemeli dil, diğer Kafkas dilleri de eklemeli, Afrika'daki Bantu dilleri de eklenmelidir, Eskimo dilleri de, bu dillerin hiçbirinde eril-dişil ayrımı yoktur vb. Ee? Tüm bu diller akraba mı oldu şimdi? Bir kere Ural dilleri yarı gövde bükümlü özelliği de olan dillerdir, yani Türkçe ile akraba olma ihtimalleri sıfırın altındadır, bu özellik Hint-Avrupa dillerinde görülür (gövde bükümlülük) yani yapı olarak Ural dilleri Türkçe'den ziyade h-a dillerine çok daha yakındır, ama onlarla da akraba değil tabii ki. Mesela Lazca ile Türkçe'nin ÇOĞU Yapısal özelliği benzer, hem de Fince'den çok daha fazla, sadece buradan yola çıkarsak Lazca işe Türkçe akraba dillerdir diyebilir miyiz? Tabii ki diyemeyiz. Lazca zuga-şi bere = Türkçe deniz-in çocuk(u), Lazca zuga-şi bere-pe = Türkçe deniz-in çocuk-lar(ı)... Birebir aynı yapı, akraba mı şimdi bu diller? Sadece Yapıya bakıp bırakacak mıyız? Mesela h-a dillerinin tümünde eril-dişil ayrımı varken, Hintçe ve Farsça'da yoktur, ama bu diller yine de h-a dilidir, çünkü geri kalan yapıları, temel fiil ve sözcükleri benzerdir. Öte yandan Turkic dillerde kimi durumlarda örnek vardır, pekiştirme ekleri Öne gelir, kopkoyu, sapsarı vb. Ural, Moğol ve Tunguz dillerinde ise böyle birey yoktur mesela... Neyse uzatmaya gerek yok, yani özetle, bilgin olmayan konularda ahkam kesmeye kalkışmasan iyi olur Ispartaküsçüğüm... |
Alıntı:
Yanlız dediğim gibi diller arasındaki ilişkilerde benzerlikler tam sonuç vermiyor. Benzerliklerden giderseniz mesela; Baba (Türkçe) Appa (Korece) Baba (Çince) Papa (İspanyolca) vs. vs. Onun için diller için kelime ve gramatik benzerlikler kadar, farklılıklar daha çok önem arzediyor. Mesela Temmuz ve Domuz aynı yerden türemiş fakat bunlara bakarak Şeyhmuz ismi de aynı yerden türemiş diyemezsiniz. Üniversitede filoloji dersi de aldım. Uzun zaman geçti, hatırlamıyorum fakat bu kadar basit değildi dil ilişkilerini tespit etme olayı. |
Alıntı:
Saldırı olarak algılama rica ederim. Ural Altay dil ailesini biz okulda tartışmışık. Hocalar bile senin kadar net konuşamıyordu o zaman. Ural Altay yoktur falan gibi. |
Alıntı:
Alıntı:
Alıntı:
Eğer toplum ne kadar izole ise dilleri de o kadar farklı olur. Yeni Gine gibi ufak bir adada 1000 civarı farklı dil vardır. Farklılığın sebebi kabilelerin bölgeci olmasıdır. |
Alıntı:
Alıntı:
Temmuz ile domuz da aynı kökten falan değildir, nereden uyduruyorsunuz böyle şeyleri acep :) bir de o kadar emin yazıyorsun ki gören de doğru sanacak :) temmuz adı Sümerce dumuzi'den gelir, domuz ise eski Türkçe < toñuz'dan gelir, alakaları bile yok. |
Alıntı:
Dediğim şu; Benzerlikler bir yere kadar götürüyor, sonra farklılıklar işin içine giriyor. Eğer bunu kabul ediyorsanız, neye karşı çıkıyorsunuz onu anlayamıyorum. Kök listeleri kurma, bölgesel difüzyonlara bakma, rastgele mutasyonlara bakma vs. gibi yöntemleri vardı bunun. Yani böyle; Şu kelime şuna benziyor, bu kelime şuna benzemiyor gibi bir şey değil bu iş. |
Alıntı:
Alıntı:
Diğer yöntemlerden bahsetmemiş olmamız, o yöntemleri reddettiğimiz anlamına gelmez. |
Wikipedi gibi dandik bir kaynak bile iyi kötü yeterli bilgi verir, ahan da bakın cahallar :) > Ural-Altaic languages
|
Ahan da bu da çakma Altay teorisinden söz eden makale > Altay languages
Giriş cümlesi dahi yeterli Alıntı:
|
Alıntı:
Peki sn. Predator http://cdn.meme.am/images/300x/12359136.jpg |
Alıntı:
Einstein mesela; "Ahan da görelilik teorisi" "Ahan da kütle enerji formülü" Hawking "Ahan da karadelik" "Ahan da kozmos" şeklinde. |
Alıntı:
|
Alıntı:
Açıkçası pek umrumda da değil zaten. :) Alıntı:
|
Bu sitede daha evvel yazdığım bir yazı vardır, o anne dediğin neredeyse dillerin çoğunda benzeşir. Oturup birebir harf benzeşimi ararsan olmaz, dil ailesine öyle bakılmaz heleki Dil dediğini alfabeye de indirgeyemeyiz.
Kısaca dil aileleri özelde, sadece iki dildeki kelime kıyası çerçevesinde değildir. Altay Dil ailesi yapı bakımından birbirinin aynı olan dilleri kapsar. Aşağıda bir liste vereyim, hepsinin anlamı "Anne" demektir. Ne var burada? "m" ve "n" ortaklığı. Bu ortaklığa hepsinde illa "m" ve tüm kelimenin aynı olması diye bakılmıyor, ses benzeşim, çağrışım, seslendirmeye ana faktör olan taklit edilen objeler esas alınır, bunlar dil kıyası için kullanılmasa da dillerin insan hayatına sonradan girmişliğinin göstergesidir haliyle diller gelişim döneminde iki aynı dili konuşan bir topluluk daha dil tam gelişmemeiş iken ayrışsa, ortaya yapı bakımından akraba ama kelime bakımından ayrı iki farklı dil çıkar. Çin'ce bilmeyen birisi Çince bir metni neden bir Çinli gibi seslendiremez? Ya da Fransızca, hatta İngilizce... Harf ise harf işte, kelime ise kelime, yani? Mama -> Svahili Mam -> Galce inahan -> Cebuano mihkain -> Burmaca maĭka -> Bulgarca anya -> Macarca móğir -> İzlandaca 'mè oa -> Sesotho Dili mor -> Danca Anne -> Türkçe nënë -> Arnavutça mẹ -> Vietnamca Mǔqīn -> Çince am'ma -> Malayam (Türkçe Anne, Ana, Macarca Anya) Ma -> Bengalce Matka -> Gürcüce Mesela yakın akrabalık, uzak akrabalık.. Bu göçlerin TARİHSEL dönemleriyle ilgili. Hint Avrupa dil ailesi, dil gelişimin doruğu bakımından neolotik çağın yarısından itibaren göç veriyor(Örneğin Hititler işte tarih ortada)! Altay dil ailesi ise muhtemel çok daha evvel ayrışan insan grupları. O zamanlar böyle değil ki dünya, en büyük topluluk kabile olabilir... Mesela Türkiye Türkçesi ile Uygurca ileri düzey benzeşir, nedeni ise bu ki farklı coğrafyaya ayrılmanın yakın tarihlerde olmasıdır. Eğer bu kabile düzeyinde iken olsa idi, şimdi Uygurca ile Türkçe arasında neden hiç benzeşen kelime yok diye tartışılırdı :) Alıntı:
Sayılar ise iki dilin karşılaştırılmasında aslen tercih edilesi değildir. Çünkü matematik ve sayılar, sayı tabanları vb çok sonraları insan hayatına giren faktörler.. Mesela, bu şans eseri olabilir. Dört -> dörvön(Moğolca) Fakat iki dilinde sonradan eklemeli olması, yapısal uyum, işte bu yapının farklı coğrafyalarda farklı dil olarak gelişebilirliğinin göstergesidir.. |
Alıntı:
|
Alıntı:
"Türkler insan değildir, insan üstü güçleri olan farklı bir canlıdır" de geç işte... Tarih dersi değil de bilimkurgu, fantazi filmi gibi... Türkler dünyayı ele geçirmek üzereyken, padişahlara bok atmak da ilginç tabi... Padişahlar engellemeseydi, Japonlar Sumocular neyim şöyle olurdu. Değişik olurdu. http://s3.postimg.org/n7487oy03/sumo.jpg |
Alıntı:
temmuz Alıntı:
domuz Alıntı:
|
Alıntı:
|
Alıntı:
Tamıs, Tamız Arapçadan filan gelmiş değil, Altay kökenlidir ve üstelikte gerçekten de ahırın(dam) koruyucu ruhu falan, filandır... O nedenle misal ayrılan güçlü, kuvvetli tosuna Damız-lık denir. Yani kısaca anlamı ahırlıktır(damız-lık, ahırın koruyucu ve muhtemel sürdürücü ruhu için), kesimlik filan değil... |
Bu arada şöyle bir gerçek var. Türkiye'deki Türkçülüğe karşı çıktığını ve Türkçü olmadığını iddia edenler de aslında Türkçü :) ilginç değil mi? Nasıl mı? Şöyle, Türkçü olmadığını ve bu görüşe karşı olduğunu söyleyenler de alsında cahilce Türkçülerin propagandalarını benimsemişler. Mesela anti-Türk(çü) biri şunu diyebiliyor; "Kazakçayı neden anlayamıyoruz?" :) sanki anlamamız gerekirmiş gibi. İşte bu Türkçü telkinde kalmaktandır. Kazakça Kıpçak dilidir, Türkçe ise Oğuz, aynı üst ailedendirler ancak alt-aileleri farklıdır, yani h-a dillerinden "birebir" örneklersek İrlandaca ile Farsça gibidir. İrlandaca ile Farsça da aynı üst ailedendirler ancak alt-aileleri farklıdır ve bu nedenle "anlaşamazlar", anlaşmaları da gerekmez/beklenmez. İrlandaca Kelt, Farsça İranic alt-ailedendir. Yani Türkçe ile Kazakça ne ise İrlandaca ile Farsça da odur. Neden İrlandaca ile Farsçanın anlaşılabilirliği olmaması doğal karşılanırken, Türkçe ile Kazaçanınki yadırganıyor? Çünkü Türkçü propaganda etkili olmuş, anti-Türk(çü)ler dahi Türkçü telkinleri yutmuş.
Bizdeki Türkçülük gibi bir Hint-Avrupacılık ideolojisi yok, bu nedenle Rusça ile Kürtçenin, Ermenice ile İsveççenin vb. anlaşılabilirliği olmamasını kimse umursamaz, doğal karşılar. İşte aslında Kazakça, Uygurca, Türkçe, Kumukça vb. de bu diller gibidirler, anlaşılırlık olmaması doğaldır. Herkes kendi alt-ailesindeki ve aynı koldaki dille anlaşabilir ancak, mesela ikisi de batı Oğuz dili olan Türkçe ve Azerbaycanca gibi. İkisi de kuzeybatı Cermen dili olan Norveççe ile İsveççe gibi vb. bırak alt-aile farkını, kol farkı bile anlaşılabilirliği azaltır. Mesela doğu Oğuz dili olan Türkmenceyi, Azerbaycanca gibi anlayamayız. Bir İsveçli, kolu farklı olan Flemenkçeyi, Norveççe gibi anlayamaz... Rus ile Ermeninin ne gelenekleri benzer, ne müzikleri, ne tipleri ama bu doğal karşılanır, yadırganmaz, Kürt ile Norveçlinin hiçbir alanda ilgisi bile yoktur ama bu yadırganmaz, Tacik ile İspanyolun, Banladeşli ile İzlandalının, Hintli ile İngilizin ne dili, ne tipi, ne kültürü ne müziği vb. hiçbir şeyi benzemez ve bunlar yadırganmaz, çünkü kimsenin kafası Hint-Avrupacılık gibi saçma bir deoloji ile ütülenmedi. Oysa Türkçü propaganda öyle etkili beyin yıkamış ki anti-Türk(çü)ler bile Türkçü propagandaların sonuçlarını bekliyorlar :) Kazakla Azerinin, Türkle Tatarın tipi, yemeği, müziği, geleneği, dili birebir benzemeli diye bekliyor adam :) çünkü farkında olmasa da Türkçülüğü benimsemiş. |
Alıntı:
Düz çatı anlamına gelen dam Türkçedir evet (çatı ise sivri olana denir), ancak eski Türkçe tam ya da bugünkü biçimi dam da dumuzi'nin kökeni olamaz. Damızlık sözcüğünün kökeni farklıdır, dam- "damlamak" kökünden > damız- "damlatmak" ile kökteştir (eski Türkçe damzurma "mum gibi olan mühür" < damuzurmag "damlatmalık"). Ad olan damız da "damlatılan şey 2. maya" demektir. Yani damızlık "mayalık 2. dölleyen" anlamlarına gelir. |
Alıntı:
Yazımda Dumuzi'nin kökü üzerine tek bir ifadem var mı? Dam/Tam, Tamıs/Damız(Türkçe) üzerinde durdum, çünkü ahıra da dam deniyor, kimin damı? İçindeki hayvanların o bakımdan.. Dam -> koruyucu -> Kimi ? Hayvanları, İnsanları vs... Dumuzinin kökü konusuna ise hiç girmedim... Sonuç olarak bu kelimenin Araplardan geçmişliği ifaden aslıyla çelişiyor... İkincisi Dumuzi -Araplara- Sümerden geçme.. Üçüncüsü anlam bakımından ise Tamız'a yakındır, sana tavsiyem tamız'ı araştır, eski zaman diliminde bildiğin kral benzeri kullanıldığını da görebilirsin. Damızlık deyimi özünde salt hayvan için geçerli değil, kısaca hanın oğlu damızdır, Sümerlerde de aynı biçimde betimlenir-iktidar bakımından-, yani DAMlamak ile ilgisi yok ve kök "tam, dam" illa "su damlası" ile ilgili değil :). |
|
Sevgili Spartacus, verdiğin bağlantıyı okudum. Türk Söylence Sözlüğü adlı betiği yazan kişi belli ki pek Türkolojiden anlamıyor, ukalalık gibi görme ama öyle. Mesela değirmen iyesi maddesinde demiş ki; değirmen'in kökü değ/teğ/dey/tey :) Türkçede kökler böyle olmaz. Ayrıca demiş ki değirmen ile tekerlek kökteştir, evet ama açıklamamış (çünkü muhtemelen ayrıntısını bilmiyor), en sonda da döğmek fiili ile değirmen'i birbirine bağlamış, tahılın dövülmesi anlamında diye de kendince bir yorum yapmış. Sapla samanı karıştırmış...
Sen de dam sözcüğü ile dam- fiilini karıştırıyorsun. Öncelikle Ana Türkçede asli uzun ünlüler vardır ve "tavan 2. tepe 3. duvar" anlamlarına gelen tam uzun a iledir, yani tâm. Diğeri, fiil olan ise tam- "damlamak" kısa a'lıdır, yani kökteş olmaları imkansızdır. Ana Türkçede (Proto Turkic) *tâ- "yükselmek 2. yüksek(te) olmak" diye bir kök vardı, bu kökten > tâm "tavan, dam" > tâg "dağ" gibi sözcükler türemiştir örneğin. Diğer kök ise kısa a ile *ta- "suyun hareketli olması" biçimindedir. Bu kökten > tam- "dammak, damlamak" (Anadolu'da hala dammak "damlamak" biçimi kullanılır), tal- "suyun hareketlenmesi" (edilgen çatı) > talga "sudaki hareket" gibi sözcükler türemiştir. Yani iki "ayrı" kök söz konusu, tâm adı ile tam- fiili kökteş değildir. |
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 21:29 . |