![]() |
43 saniyede ateizmin ispatı
|
Toplam 1 Eklenti bulunuyor.
Eklenti 109
Karanlık madde ve karanlık enerjinin ne olduğu bilinmiyor ama Evren'in nerdeyse tamamı bu şeylerle kaplı..Geriye kalan az bir oranda (%4,6) madde bulunuyor..Gezegenler,yıldızlar gibi..Madde oranı,milyarlarca yıl önce daha fazlaydı ama..Yani stabil bir Evren yok karşımızda..Sürekli değişen/dönüşen bir Evren'in,bir noktada yaratıldığı iddia edilemez..Çünkü yaratma,bir şeyin sona ermesi anlamına gelir..Yaratma ''Yaptım ve bitti'' anlamına gelir ama biten bir şey yok.. Eğer Evren 13,7 milyar yıl önce %4,6 oranında atom/madde oranına sahip olsaydı ve geri kalan şeyler de belli bir sayıda stabil olsaydı ve bilinseydi,o zaman bir yaratmadan filan bahsedilebilirdi..Bu rakamlara rağmen,bu değişime/dönüşüme/evrime rağmen,bir yaratmadan bahsetmek mümkün değildir..Yaratmadan bahsetmek,mümkün olmayacak bir şeyden bahsetmektir ki,bu da inançtır işte..İnanç,mümkün olmayacak şeylere dair fikir/görüş belirtmenin adıdır..Mesela uçan spagetti canavarının var olduğuna inanabilirsiniz..Yalnız böyle bir canavarın mümkün olmadığını da,bu fikrinizle/görüşünüzle itiraf etmiş olursunuz..İnanç mümkün olmayan,mucize diye nitelenen şeylere dairdir..Bilimsel verilere dair bir inanç olmaz.. Ben bir ateist olarak Evren'de %4,6 oranında atom olduğuna inanmıyorum,bunu biliyorum..Çünkü bilimsel bir veri bu..Evren'in yaratıldığına inanan birisi ise,Evren'de şu an bulunan %4,6 oranındaki atomun bir sahibinin olduğuna inanıyor..Evren'in geri kalanın ne olduğuna veya milyarlarca yıl içindeki bu rakamsal değişimlere dair bir yorumda da bulunamıyor.. %4,6 oranındaki maddenin arkasından,kendisine içinde yaşadığı toplum tarafından belletilen tanrının(yaratıcı/ilah/rab) gülücükler attığına veya el salladığına inanıyor.. Böyle bir kişi,tutup bir dakikalık video çekerek,kendi inanılmaz durumunu,rasyonelleştirmeye çalışıyor..Birkaç parça plastik bir araya gelip,bir helikopter olamaz deniyor ama yapılan şeyin ne kadar abuk olduğu hiç düşünülmüyor.. Milyarlarca yıldan bahsediyoruz..Kafamızda bunu tasavvur etmemizin bir imkanı yok..Evren'in neye benzediğini veya Evren içindeki sirkülasyonun ne olduğunu düşünmemize de imkan yok..Buna rağmen,bu süreci basitleştirmek adiliktir..Yani bu iş,bu kadar basit değil.. Aslında inanılmaz olan şey,milyarlarca insanın Evren'i bir yaratıcının yarattığına inanması değil,bizim var olmamızdır..Var olmak,o kadar gerçektir ki,bu gerçeği kabullenmek çok zordur..Çünkü gerçekler rahatsız edicidir..Gerçeklerden rahatsız olan milyarlarca insan,kendine ve başkalarına yalan söyleyerek rahat bir hayat sürer..Böylelikle daha rahat hayvan öldürür,daha rahat doğanın ırzına geçer,daha rahat insan öldürür..Rahat insan yok eder,gergin insan bunu yapamaz..Bir silahın tetiğini çekmek için rahat olmanız lazım..Rahat olursanız,hedefi vurabilirsiniz..İnanç denilen şey,insanı rahatlatan bir şeydir..Dünya'nın bugün bu iğrenç durumda olmasının nedeni de,ortadadır.. |
Alıntı:
En başta şunu söylemek lazım. Ateizm böyle bir şeyi savunmuyor, yani lego parçalarından rastgele helikopter ortaya çıktığını iddia etmiyor. Dolayısıyla video, ateizmin iddia etmediği bir şey üzerinden ateizmi çökertmeye çalışıyor. Rastgele ortaya çıkmasını bırak, ateizmde ortaya çıkan bir helikopter hiç yoktur, olmamıştır. Burada helikopter idealize edilmiş bir sistemi ya da nesneyi temsil ediyor. İnsan portakal yerken ''rabbim ne güzel yaratmış'' der, ama bok görünce ''ıyy iğrenç'' der. Kendi evrimini evrenle özdeşleştirir. Halbuki bok böceği için bok harika görünür. Videodaki helikopter de öyle. İnsanın kendi biyolojik ve zihinsel evrimini evrenle özdeşleştirmesinden. Sınırlı ve öznel bakış açısından öyle görünüyor. Evren açısından bir şeyler bir şeylerle etkileşiyor ve başka bir şeyler ortaya çıkıyor. Ortada zannedildiği gibi bir helikoper yok, hiç olmadı. |
Hiç olmadı derken eğer olsaydı farklı mı düşünecektin?. Vay bu nasıl olabilmiş mi diyecektin?. Oysa canlıya kıyas helikopter dediğimiz nedir ki?. Taş misali form yapısıyla oluştuğu yerde duracaktı. Bok diyorsunda, helikopterin kimyasal reaksiyonlardan kendiliğinden maddeleri dönüştüren ve kullanılabilen metabolizması mı var?. Çoğalma, büyüme, gelişme ve simbiyoz ilişkiler içerisinde bulunabilir mi?. Bu yönüyle mekanik bir yapı, canlı ile hiç karşılaştırılabilir mi, üstün görülebilir mi?. Hiç olmadı ki derken kat ve kat neler olmuş sen uyuyorsun, bu yaklaşımın akıl mantık ile açıklanabilir mi?.
Alıntı:
|
Alıntı:
Ateizm bir din/ideoloji/öğreti değildir..Ateizm kavramını ortaya atanlar,ateistler filan da değildir..Birkaç yüzyıl önce bu ve benzeri kavramlar,teizm karşıtlığının seçenekleri olarak ortaya atılmıştır.. Futbol taraftarlığını örnek gösterirsem..Fenerbahçe futbol takımını tutanların,hiç takım tutmayanlara ''takımsız'' demeleri,bir Müslümanın inançla işi olmayan birine ''ateist'' demesi ile aynı şeydir.. Yani ateizm,inananların inanmayanları damgalamasından ibarettir..Bir etiket gibi düşünün bunu..Sen ateistsin,sen agnostiksin filan..Halbuki böyle şeyler yok.. Tesadüf konusu da,evrim teorisi içerisinde yer alan mutasyona denk gelir..Mutasyon kendiliğinden oluşur ama mutasyonla ateizmin alakası yoktur..Ateist birisi,yani bir mite veya bir mitin argümanına inanmayan birisi,kendi duruşunu sağlama almak adına evrime veya kuantuma sarılmaz..Ateistin aslında böyle bir şey yapmasına gerek yoktur.. Eğer bir inançlı ile inançsız arasında tartışma olacaksa,ilk sözü alacak kişi inançlı olmalıdır..Çünkü bir şey düşünen,bir şey iddia eden inançlı kişidir.. Günümüzde inançlılar mesela ne diyorlar? ''Evren'e tanrı OL demiş ve Evren'de OLMUŞ'' diyorlar..İddia bu,inanç bu.. Böyle bir söyleme/iddiaya/inanca karşılık bir cümle kurmak bile saçmadır.. İnanca karşılık,bilimsel argümanların kullanılması saçmadır..Çünkü inanç,doğaüstü bir olgudur..Doğaüstü olan bir şeye dair söylemlerin,bilimle çürütülmeye çalışılması doğru değildir.. İnancın konuşulduğu bir yerde,bilim konuşulmaz.. Bilimin konuşulduğu bir yerde,inanç konuşulmaz.. |
Videodaki gibi argümanlar tek cümle ile çürütülür;
Alıntı:
|
Alıntı:
Tanrı diye tanımlananın olmasının imkanı olanağı yoktur. Tanrı denilen herhangi bir nesneden ( put) insanın soyutladıgı bir kelimeden ibaretir. Hakikati arayan insanların , sadece dil ile ürettip kendince tanımladıgı bir kelime tanrı denilenin olmadıgı hakikatini değiştirebilirmi ? İnsanların dil ile hakikate ulaşması yada hakikatin degiştirmesi mümkün degildir. Maddenin gerçekliği orada duruyor. Dildegin kadar dil- lendir. Maddenin hakikatine etkisi olmayacaktır. |
Alıntı:
|
Alıntı:
Alıntı:
|
Alıntı:
"Tanrı diye tanımlananın olmasının imkanı olanağı yoktur" Bana göre de senin annene duyduğun sevginin olmasının imkanı olanağı yoktur. Ne kadar anlamsız değil mi? Katılıyorum. |
Sadece ateist için degil aklı başında sağlıklı bir insan için ;
Tanrı varmı , Yokmu tartışması , düşüncesi bile saçmalıktır. tanrı denilen soyut dil-lendirme var -- yok bile denilemez. Çünkü var yada yok demek sadece maddeye ait bir ifade şeklidir. Bir odada şeyh ve müridi VAR . Mürit odadan çıkınca şeyh için mürit YOK. Şeyh kendini yüceltmek için camdan atlayıp gidince odaya tekrar giren mürit için şeyh YOK . şeyh ve mürit için YOK derken onların varlıkları YOK mu ? Hayır var ama maddenin kendine has bir niteliginden sebep VAR YOK diyoruz. Yani var ve yok maddeye ait. Tanrı dedikleri soyut için dahi yok demek bile aksini iddia eden için meşruiyet sağlar. Tanrıcıların maddeyi ( legoları ) eline alıp maddeyi var-layıp yok-lama oyunundan tanrı çıkartmaları komik oluyor. Gülüyoruz işte. Teistler tanrılarını nesneye dayayıp varlama hastalığından kurtulsalar. Kendilerine gülünmeyecektir. Her tanrı iddianızda maddeyi dayanak yapmayınız. Madde olmasa, tanrınızı soyutlama imkanınızın dahi olmayacağını anlayın artık. Teistler şunu iyi anlamalı var ve yok maddeye aittir. Bazen kutsal kitaplarınız bile öyle çaresiz kalıyor ki !! Tanrınızı dagdaki bir calıda ateş olarak dil-lendiriyor . Kitapta dil-lenmeleri ise başka bir komik Burada size acınmaz. GÜLÜNÜR. |
Alıntı:
Oysaki rüzgar estiği için yaprağın düşmesi olayında ne tanrı aktiftir ne de tesadüf. |
Evet gülünesi legocunun kelimeler boğazına dügümlenince cevap ver-e-memiş.
Söyledik zaten, hakikat dilin ifade ettikleri ile olmuyor. Maddenin kendisinde bizim dilimizden bağımsız oluyor. Nerede kalmıştık. - maddeden soyutlanmış tanrı kelimesinin olanaksız ve imkansız olması - var yada yok demenin dahi yanlış olduğuna - şimdide bilinenin nerede OLMADIĞINA ve var lık denilenin tanrı tanımını nasıl acz içinde bırakacağına. Evet evet bir teist tanrım var derse şunu çok iyi bilmeli. Bende var-ım tanrı nasıl VAR olabilir? demeli . Tabiki beyni kirada değilse. Tanrının tanımını buraya yazmayacagım tanrının tanımı geregi var olmak acziyettir çünkü yarattıklarıda VAR dır. yarattıkları ile nasıl var olabilir. Tanrı ve yarattıgı aynı özellige sahip ve ne hikmetse TANRI(BILINEN) NEREDE OLMADIĞI yarattıgı ile birlikte orada ! dil-lendiriliyor. Eyyy teist nerede olmadığını söyledigin tanrın nasıl VAR olabilir diyorsun. AHMAKMISIN? Nerede olmadıgı denilen yer ( madde olmayan yer ) Madde de olmayan şeyin var !!!! Olması mümkün degil yani olanaksız. Ha sen hala VAR diyorsan işte senin gibi var. Senle aynı özelige VAR-LIK özelligine sahip yani tıpkı sen. Eee tanrının bir tanımı vardı. !!!!! Aciz olamaz olursa tanrı olamaz. Var sa aciz. Yok sa yine aciz. Demek oluyorki tanımladıgın tanrı soyutunun olması mümkün degil . Olanaksız. Var -lamak ve tanrına bictiğin acziyeti anlayacak kapasiten var!! Mı ? Yada şu yazdıklarımı idrak edecek madde olan beynin. Buralara gelip legolarla tanrı kurma. Üzülürsün. Bizde güleriz. |
Alıntı:
|
Sayın ahlaksız
İnanç, insanın gerçeklik adına düşündüğü ve konuya ilişkin oluş bitiş hareketi hakkında ki fikrinin doğruluğuna ikna olma durumudur. Ateizmin gerçeklik adına arayış iddiası bağımsızdır, "özgürdür", yani teist durumun gerçekleşip gerçekleşmediğine bağlı olmaksızın gerçekleşmektedir. İnananların inanmayanlara ne dediği doğru olsun olmasın bu gerçeği değiştirmiyor. Bu nedenle Ateizm de diğerleri gibidir, başkalarının söylediklerinden bağımsız olarak, gerçeği düşünmenin doğruluğuna ikna olunmuş bir durumdur, yaniıiıi inançtır.:) |
Legoların cevap veremedi! Mi
Koskoca kitaplarınız varken legolarla , dolmakalemlerle cevap vermenizde komik. Kusura bakma yazdıklarım agır ve kalın gelmiş olabilir. Ancak daha hafiflestirmenin ve inceltmenin imkanı bende mevcut degil. Anlamamanada itiraz etmiyorum. Akıl kirada olunca böyle oluyor. Fakat benim Dunyam maddi. Ve o maddi dunya da malesef ki senn ve gibiler VAR.. Ama sen benim formuma giriyorsun. Ki gir ve degiş. Tanrın var mı ? Hangi formda Tanrın yok mu ? Hangi formda. Tanrı ya bu ! Nerede olmadıgını cesaretin varsa yaz. Tükürük konusunda ise Ben üfürükcülerden hoslanmam ve tükürtmeye gitmem. |
Kendisini kim ya da ne yarattı? gibi sorular sadece maddi nesnel yani geçici form yapılara cevap verebildiğinden, (form yapısız = zamansız) olan kalıcı yani yaratılması gerekmeyen sonsuza sorulamaz.
O kelimesi tekliğin ifadesi olarak kulanabilir ancak o nedir? veya nerde dir? sorulari, sınırı olan yani forma biçime dair sorular olduğu için sorulamaz. |
Alıntı:
Örnağın Samanyolun'da Güneş'in ve dünyanın konumu tesadüftür. Burada tesadüf ile kastedilen KONUMDUR! Tesadüf dememizin sebebi ve konum için! erhangi bir iradenin eliyle Güneş'i Samanyolunun dışına ve Dünyayı da bu konuma yerleştirmediğini ifade etmek içindir! Bu kadar basit ifadeleri ancak gerizekalılar anlayamaz diye düşünmekten başka ne kalıyor geriye? Evrim sürecinde canlılığın çeşitlenmesinde tesadüfler önemli rol oynar. Burada TESADÜF ile kastedilen yine elbette yukarıdaki konum ifadesi gibidir, A ya da B'nin şahsında kıyas söz konusu olduğunda ifade ediliyor. Diyelim ki, bir ortamda 5 milyar bakteri formu olsun. Genetik mutasyon oranı da, %5 olsun! 5 milyar bakteriden hangisinin genetik mutasyona uğrayacağı konusu nedir? Fikren nedir? gerizekalı değisleniz, olasılıktır! Olasılığın hangisine tekabüledeceği nedir? Tesadüftür. Burada olasılık da, tesadüf de, genel ifade anlamındadır, nesnel koşullar açısından ise, belirleyici olan etki-tepki-ilişkidir ve sadece oluş'tur! Diyelim 5 milyar bakteriden 20.000 tanesi mutasyona uğradı. Bu 20.000 bakterinin mutasyona uğrarken, diğer 4.980.000 bakterinin uğramamış olması nedir? Gerizekalı değilseniz burada nedir sorunusunun yanıtı, genel çerçeve de tesadüftür, nesnel zeminde, etki-tepki zemininde ise mutasyon kaçınılmazdır. Daha "e göreliği" kavrayamayan gerizekalıların, cümleleri bağlamlarıyla anlaması düşünebilir mi? Biz "kendiliğinden" ifadesini, herhangi bir iradenin müdahalesiyle gerçekleşmeyen koşullar için kullanırız. örneğin 5 milyar bakteri formunda mutasyona hangisinin uğradığı konusu tesadüftür, nesnel zeminde ise mutasyon kaçınılmazdır ancak koşulalra göre olasılık değişir. Yani koşulalr belirleyicidir. Ama bir insan bir laboratuvarda, bir bahteriyi bilinçli olarak seçip mutasyona uğratıyorsa, o bakteri şahsında bu mutasyon TESADÜF değildir. Bizler tesadüf kelimesini bu anlamda kullanıyoruz, iradi etki ile kendiliğinden olanı ayırt etmek için. Ancak bir gerizekalı bu kadar basit izahları anlayamaz. Canlı gelişiminde, formasyon olarak mutasyonlar çok büyük önem arzeder. Örneğimize sadık kalarak, 20.000 mutasyonun, %1'i türün değişimi ve kalıcılığı için yararlı olursa, o bakteriden, yeni bir form oluşur. O form da kalıtsallıkla nesillerini sürdürmeye başladığında, diğer bakterilere göre farklılık arzetmeye başlar. Eğer bu mutasyon, ilgili bakteriyi koşullar karşısında daha dayanıklı hale getirmiş ise, nesil aktarımı ve nesilden, nesile çoğalma, dakikalarla, saatlerle ifade edilir bir dilime erişir ve ilgili lokal bölgede bu yeni tür formun baskın olmasına dönüşür. Diğer zarralı mutasyonlar ise, koşulalra göre dayanıklı olmayacağı veya kalıtsal olarak form geçişlerinn mümkün olmayacağı bir etki oluşturmuşsa, zararlı mutasyona maruz kalanlar doğal olarak elenmiş olacaklardır. Bu kadar basit ifadeleri anlamamak için ne gerekir ki? Yeterli veri-tabanına sahip olmamak ve sağlıklı düşünmemekten(cehalet) ya da gerzekalılıktan başka bir sebep göremiyorum. Ateizmin elinden tesasüfü alırsan geriye ne kalırmış? Ateizm=tesadüf anlayışı, gerizekalı bağnazların yaptığı bir tür safsata, indirgeme, oysa zerre ilgisi yok. Ateizmin yöntemi basittir. Bilgi, özne-nesne ilişkisinde elde edilen verinin yorumudur. Burada zemin => fiziktir. Ateizmin yolu-yöntemi de bundan ibaret, bu ne bir inançtır ne de inanç ile izah edilebilir. Ne de doğruculukla ilgilidir. Bir koşulu, ilişkiyi, süreci, etkileşimi, olayı gözlemlersiniz, buradan eğer hiç bir hayali, iradi argüman üfürmeden yorum yaparsanız, bu bilgi olur ve bu bilgi, elde edilen veriyle ancak sınanabilir ve her bilginin, bir de koşulu dile getirilmelidir. Koşulalr değiştikçe, alınan etkiler de değişir! Bilgi sınanabilir, inanç sınanamaz. Burada kastedilen bilginin ve inancın "e göreliğidir". İnanç ancak bilgi ediniminin mümkün olmadığı koşulda türetilen zanlardan meydana gelir. Bilgi varsa inanç, inanç varsa bilgi düşer, tahteravalli gibidir. tekrar tesadüf konusuna gelelim; Dünyanın, Güneşe olan uzaklığı nedir? Bir teist Zeus oraya yerleştirmiş derken, ateist elbette tesadüf diyecektir(KONUM İÇİN!!!). Canlılığın oluşmasının koşulları varsa, evrende bu koşullar olasılık dahilindedir. Bu bir olasılık ise, elbette bu koşullara haiz gezegenler de olacaktır. Özel olarak seçilmeye ve yerleştirmeye gerek var mı? Sonsuz zaman, sonsuz ilişkiler... Bırakın Evreni, Samanyolunda kaç milyar güneş ve kaç milyar gezegen vardır? Bu gezgenlerden herhangi birisinin canlı formların oluşumuna imkan sağlaması bir olasılık mıdır? Olasılıktır, öyleyse, bu KAÇINILMAZDIR(NESNEL OLARAK), ama herhangi birinin şahsında konuşursak -açıyı daraltırsak- ve "neden Dünya bu mesafede fakat Mars değil" diye sorarsak, o zaman TESADÜF cevabını veririz. Çünkü bu bir olasılık idi, Dünya özel olarak seçilmiş değil, raslantıdır!!! Teist ise Zeus'un özellikle bu konuma yerleştirdiğini iddia etmektedir, aksi taktirde, herhangi bir gezegenin, Güneşine bu uzaklıkta bir mesafede durması imkansızdır! Bu gerizekalıca bir ifade değil mi? Katrilyonlarca Güneş, katrilyonlarca gezegen düşünün, gezegenler, Güneşleri etrafında saçılacak, katrülyonlarca saçılma, katrilyonlarca gezegen, herhangi birisinin Güneşine, dünya mesafesince konumlanması olasılık değil mi!? Bu mümkün değil mi? Mümkün! Konumlanmış ise ne demeliyiz? Bu kadar basit konuları bağnaz sömürgenler çarpıtıyor ve indirgiyor ateizm=tesadüfçülükmüş gibi, kabul, ama beyni olan bir insanın bu kadar basit ifadeleri anlamaması için ne içmesi gerekir veya şartlandığı onca saplantılı yargı, aptalca safsataların, akıl ve mantığının önüne geçmesi için, omuzlarının üzerinde kafatası yerine saksı mı taşımaktadır? Tesadüfkavramı, "e göreliğe" göre anlam kazanan bir kelime. Neye göreliği önemlidir. Örneğin sayısal loto oynamış 10.000.000 insandan, herhangi birine denk gelmesine insanlar ne der? Şans! Evet, çünkü olasılık vardır, 10.000.000 kişi oynarsa, lotonun herhangi bir ya da bir kaç kişiye çıkma olasılığı %60-80 arası olabilir, oyuncu sayısı düştükçe olasılık da düşer ama oyuncu varsa, asla sıfır olmaz. örneğin 1 oyuncu dahi oynamış olsa olasılık hala mümkündür, çok düşük olsa bile. Görünen evren de, katrilyonlarca gezegen varsa, bunlardan herhangi birisinin, Güneşine uzaklığı meselesi de yine nedir? Olasılıktır! Teistler ise, lotonun herhangi birkişiye vurmasının mümkün olmadığını iddia eder, Zeus o kişiyi bilerek seçmiştir, yoksa loto çıkmayacaktır! (peki gerçekten, böyle mi? ) Ateistler de işte bu iddialara yanıt verirken, OLASILIKTAN ve o -loto vurmuş- kişi şahsında TESADÜFTEN söz eder o kadar. Yani lotonun, herhangi birisine denk gelmesi, olağanüstü, FİZİK-ÖTESİ(METAFİZİK) bir konu, olay değildir! Bu ifadelerimi anlamamak için insanın mahrum kalması gereken organ, beyindir. Başka türlü(cehalet dedik, safsata şartlanmaları, saplantılar dedik, ama ilerleme yok) izah edemiyorum. Olasılık, tesadüfün, kaçınılmazlık gibi kavramlar ateizme has veya bu tür konular ateizmi tanılayan konular, kavramlarmış gibi ele alınamaz veya ateizm buna indgirgenip-saltıklaştırılamaz. 3 gram beyni olan insanın dahi, olasılık, tesadüf, kaçınılmazlık gibi kavramları anlaması için, ateist olması gerekmiyor. OlgularİRADEDEN BAĞIMSIZDIR, o yüzden cehalet geri ideolojik şartlanmayla davranmayı sever. Kişilerin ne olduğunun hiç bir önem arzetmediği konularda, kişileri tartışmaya çalışır, grafikte de görüldüğü gibi. |
Alıntı:
Tesadüfün zaten kendisi her şeydir, her şey tesadüfse geriye elbette bir şey kalmaz. Biz tesadüfler nedensiz değildir ama açıklanabilir, kanıtlanabilir diyoruz. Bu yüzden dikkat ettiysen bilim adamları hep tesadüflerin kaynağını araştırır ve kanıtlamaya çalışır. Hatta olaya senin gözünle baksak dahi tanrına bile karşı geliyorsun. Tanrın sana demeyecek mi, bu tesadüfleri ben oluşturdum, neden benim oluşturduğum tesadüfleri bu kadar küçümsüyorsun, haydi bakim cehenneme diyecek. |
Alıntı:
Siz felsefe yapıyorsunuz ama felsefe yaparak bir yere varamazsınız.. Mit-mitoloji-ritüel-inanç-din-teoloji-dinler tarihi-din felsefesi-sosyoloji-psikoloji gibi kavramların ne olduğunu öğrenerek bir yere varabilirsiniz..Yani BİLGİ ile bir yere varabilirsiniz..Bilginiz eksikse,ya da bilgiyi elekten geçirip değerlendirebilecek kadar zeki değilseniz;hayatınız boyunca patinaj çekersiniz.. Mesela,islam fıkhına göre Allah bilinemezdir..Ne demek bu?Bunları bileceksiniz işte..Ya da 2000 yıl önce din adamlarının tanrı hakkında neler söylediklerini bileceksiniz..Bunları bilmeden,kendi kafanızdan bir kurgu yaratıp,Evren'in bir köşesine istediğiniz mitolojik karakteri sıkıştırabilirsiniz.. Yani mesele BİLGİ..Biliyor musun,inanıyor musun,mesele bu.. Bilen/anlayan insan inanmaz,inanan insan bilmez/anlamaz..! Yani ben ikna olmuş veya inanıyor değilim,sadece kandırıldığımın farkına varmışım..Bu bir farkındalık.. |
Alıntı:
25 senede Dünya hangi noktadan,hangi noktaya geldi? 2020 yılında yaşayan birine,19.yüzyıldan bahsetmenin ne alakası/anlamı var?! 19.yüzyıla kadar kölelik işlerliğini resmen sürdürmüyor muydu? Dünya'daki okuma yazma oranları neydi? Şaka mı yapıyorsunuz? Savaşlardan/isyanlardan/devrimlerden insanlar nefes bile alamıyordu.. Teknoloji anlamında Dünya ne durumdaydı ya da bilgiye/kitaba ulaşma noktasında.. Laf olsun diye,laf söylüyorsunuz.. O insanlar bugün yaşasaydı,hepsi ateist olurdu ve ateist olmayanların yüzlerini okşarlardı:boink: |
Var olan şeylere örnek verelim ve düşüncede nasıl var olduklarına bakalım.
Bok var mı ? Var . Peki bok düşüncede var mı ? İşte düşüncede var denilenler nesnesi olan şeylerin duyularımızla beynimizdeki tezahürleridir. Bir insana , ortada bir bok yokken , bokun ismini dahi verseniz , o insanın beyninde bok tezahur eder. Ederde o dillendirme olan bok kelimesi , bok un nesne halimidir? Ya peki tanrı ? İnsan beynindeki tezahurü nedir? Tanımından başka bir şey değildir. Yani nesnesi Yok Tur. Var yada YOK demek için hatta düşüncede var yada yok demek için bir nesneye ihtiyaç duyuyor. Nesneye IHTIYAÇ duyan bir tanrı tanımı gereği tanrı olabilir mi ? İşte imkansızlık olanaksızlık da bu oluyor. Descartes denilen ve papası tassak kontrolünden geçen katolik ne diyor? "Düşünüyorum öyleyse var-ım" Evet var sın descartes düşüncende tezahur ediyorsun. Descartes beden ile zihni birlestirecek kapasiteye sahip olmadıgından degil. Taşsak kontrolü yapan bir inancın mensubu olduğu için aklı orada kirada oldugundan olması imkansız olanaksız bir tanımın peşinde koşmuş durmuş. Ne descartes ne sokrates nede ardılları dil ile ifadelerinde madde nin ne oldugunu açıklayamazlar. Dil ile olmuyor bu işler. Madde nin özelligi ve bilinen evren , bunlar DIL lerini hareket ettirirkende VAR dı ve değişim dönüşümdeydi. Descartes E göre Sonrates E göre Ban A gòre San A gòre olanı biteni dil lendirmek nafile. Tamam işleyiş NASIL oluyor. Bunu araştırıyoruz. Nasıl a cevaplar bulurken dahi dil lendirmekte sıkıntı cekiyorlar. O dil bile bir bütün halinde işleyen evreni ifade edemiyor. Bana göre deistinden agnostigine olanlarda garip laflar ediyorlar. Deistler din tanımam tanrı var diyorlar. Ama nerede var oldugunu söyleyemiyorlar. Yaptı kaçtı gitti diyorlar. Muhatap olmuyor diyorlar Nereye kactı bu tanrınız evrenin dışınamı ? Var mı öyle bir yer? İçindeyse tanrı degil. Agnostikler ise bilinmez diyorlar. Bilinmez ne yahu ? Bilinmeyene kulp niye takıyorsunuz o zaman. Hem bilinmez de bilineni bilinmeze tak .. |
Alıntı:
dostum iyi misin ya dmn ya da eskiyurt gibi aptal trol bozuntuları felsefe yapabilir mi felsefeye hakaret etme adam daha tesadüf denen soyutlamanın içeriğinden habersiz bırak içeriğini; soyutlama nedir ve neden yapılır en küçük fikri yok dil nedir kavram nedir hiç bi fikri yok munafığın teki hem dine gerek yok diyor hem ceviz büyüklüğündeki beyniyle allahçılık yapmanın yollarını arıyor dostum felsefe ciddi bi uğraştır bikaç yeteneğe aynı anda sahip olmayı gerektirir entelektüel dürüstlük bunların birincisidir bu adamlar namussuz, düşünsel dürüstlükten haberleri yok işleri gereği burdalar zeka gerektirir bu adamlar tek kelime ile gerzek emek gerektirir bu adamlar oturup 10 dakika düşünemez cevaplarına uygun soru arar hiç bi soruya cevap aramaz gerçekle yüzleşecek cesaret gerektirir bunlar korkaktır geberip gitmeyi kabullenemez sonsuz hayat yalanıyla avunamazsa korkudan kafayı yer felsefe ile bu aşağılık tipleri aynı cümlede birlikte yazma yakışmıyor |
Alıntı:
Ceviz kadar bir beyinden bu tip bir allahcılık çıkarken , karpuz büyüklügündekki beyinden allahlarına bir allah daha çıkarırlardı sanırım. Bununda bir amacı olurdu belkide. |
Ateistler "tesadüf" yada "kendi kendine" kelimesini, bir taşı havaya attığımızda bazen düşer bazen düşmez gibi bir anlamda kullanmıyor. Tesadüfen denilen şeylerin elbetteki bir sebebi etkeni var ama, kastedilen şey bunların oluşumunda arkada bunu bilinçli ve amaçsal olarak tasarlayan bir şeyin olmadığı. Bu durum nedense hep yanlış anlaşılıyor ve sanki doğru anlamamakta da ısrar ediliyor.
Bir şeyin tesadüf olmadığını nasıl anlarız? Tesadüfü ortaya çıkaran şeyi deneyimledikten sonra. Duvara saplanmış bir mermi gördüğünde, merminin duvara tesadüfen saplandığını düşünmezsin çünkü mermi bir rüzgarın yada bir sineğin hareket ettirebileceği bir şey değil. Bunun arkasında bunu bilinçli bir şekilde planlayan yada ateş edeni düşünmek gayet normal. Çünkü hayatta sürekli bunu deneyimlediğin, bunu gördüğün için bunun tesadüfen olamayacağını düşünürsün. Bunun tesadüf olmadığını dile getirmen, ilk önce mermiyi planlayanı ve bir bilinç ile, irade ile ateş ettiğini deneyimlemen, görmen ve daha sonra da dilinin bu olguyu resmetmesinden ileri gelir. Şimdi de aynı şeyi tanrı için düşün; etrafında tesadüfen olamayacağına inandığın şeyler için; evrenden, samanyolundan tutta bir karıncaya kadar, onun arkasında onu planlayanı deneyimledin mi ki onu dilinle resmedebilesin, onun tesadüf olmadığını söyleyebilesin? Tanrı denilen şey dediğiniz gibi hiçbir madde ile ilgili değilse, demek ki o ne duyulabilir, ne görülebilir ne de deneyimlenebilir. O halde gördüğün çoğu şey de tesadüf olur, çünkü arkadaki şeyde deneyimlenmiş bir şey yoksa, bu deneyimlenmemiş şey dilinde var olamaz. Tek görebildiğin değişim, fazlası değil. |
Zaten tesadüf kelimesi "o şekilde, denk gelme" anlamıyla kullanılmakta. Dinciler "tesadüf" kelimesini "hokus, pokus" sanıyorlar, yani öyle bir kelime sanıyorlar, bütün külliyatları "hokus pokus"'a dayandığı için de, cazip geliyor olabilir. DMN cahili de öyle sanıyor, anlamını bilmediği kelimelerle, kavramlarla ikiyüzlüce, aklı sıra laf atıyor, laf çakıyor...
|
Alıntı:
Sevgili baban ve sevgili annen geldi aklıma. Lütfen yanlış anlama. Baban annene yüklenmeseydi annende o yükü , yani seni almasaydı tesadüften bahsedecek bu yazıyı yazamazdın galiba. Burada senin ortaya çıkman konusunda nedenlerden bahsettik. Birde bababın portakalından çıkıp annenin torbasına doluşan milyonlarca spermden senin ŞANSLI çıkman Tesadüfmü ? Babanın annenin yadaaaa bilinçi ennn ennn enn bir şeyin kararımı.? Hadi tesadüfü alalım dedigin gibi sen kimin bilinçli bir kararısın. Milyonlarca sperm ve sen? Tanrın !!! seni seçmiş ooovvvv digrer spermleri ise çöpe atmış. Şu ahmak eski yurtun videosundaki durum nedir biliyormusun . O torbadan bir lego helikopter ÇIKAR YADA ÇIKMAZ ihtimalidir. Aynı senin milyonlarca sperm arasından çıkıp çıkmaman gibi. Bir ihtimalde baban veya annenin kısır olmasından neden hiç bir şey çıkmaması gibi. Tesaduften sebep ortaya çıkan her seye ama her şeye bilinçli bir irade baglamanız sizin elinizden alınırsa ne kalıyor. Bak bu sacma soruyu saçma olmasına rağmen niye soruyorum? Anlaman için. Dogru soru dogru cevabı vérir. Tanrı dediginizin olma imkanı ve olasılıgı tesaduf dahi edemez. Torbya lego atıp helkopter çıkma ihtimali varken , tanrı dediginizin olma ihtimali bulunmuyor. Milyonlarca spermin içinden senin tesaduf etmeni bir daha düşün. |
Alıntı:
Güneş ışınları ile hava ısınır, genişler ,incelir, hafifler ve yükselip harekete geçer diye biliyorum. Yani rüzgârin hareket nedeni etki tepki reaksiyonlarında yatmaktadır. Bildiğimiz üzere nesnel etki tepkilerde, fizik kanunlarıdır = yani "kaçınılmaz hareketlerdir". Yaprağın düşme olayının ne gönüllü ne de tesadüfi olmaması, kaçınılmaz hareketin yaprağın daldaki konumunda gerçekleşeceğinin "saptanabilirligi" ile alakalı olmalı. Her ikisi de bilinmeyenle ilgili kavramlar olduğu için kaçınılmaz yasaların öngörülebilir olaylarında bu kavramların kulanılamayacağını düşünüyorum. |
Alıntı:
|
Alıntı:
Din adına niyeti iradeden çıkarırsan geriye tabiki tesadüf kalır. Ancak din adına diyalektiğe de meydan okuyarak robotlaşmanın da bir anlamı yoktur. Alıntı:
Oysa bu vakit uykum varken sana canı gönülden yazma isteğimi yaşayabiliyorum, ne kaderi?. Tesadüfün olduğu yerde "niyet" irade olmazdi. Oysa var, bak bal gibi isteye isteye yazıyorum işte. Alıntı:
Diyalektik olarakta kanıtlanabilir bir form varsa, kanıtlanamaz forma dair olmayan da olmalı zaten. Forma dair süreçle değişen bedenimizdir,... benliğimiz ise sonsuz zamansızlıkla içiçe olma hali "gibi". Hatırladığım kadarıyla senin de bir aşkın vardı, okuyunca anında aklında canlandığını varsayarak şunu demeye çalışıyorum. İnsan hatırlayınca zaman yok muş casına o güzelim duygulara yine dalabiliyor. Ben, sonsuzun ölçüm imkansızlığı kadar, bu bizim bir dilim zamansız rüyalarımızın, hislerimizinde, kanıtlanamaz kalaçığına inanıyorum. Soruyorum, eğer kolu kaldıran irade ise bu isteği bilim nasıl kanıtlayabilir?. Veya o kizi cok sevdigini bize kanitliya bilirmisin. Alıntı:
Tesadüfünüz, bize filim kukla misali, masalımsı bir hayat yaşadığımızı üfürüyor. Tesadüf nötr, kayıtsız, amaç, sonuçtan uzak, ancak hareketin tümünü nötr tanımlarken diyalektiği de görmezden gelerek iradeye nefes de aldırmıyor. Tesadüfi hareketin bilinemezliği ile şeylerin açıklanmasına inanmak ta bir inanç halidir, ikna olma durumudur. Ha bilinmezin niyetini okumuş, ha bilmediğin hareket ile açıklama yapmışsın. Açıklama insanlığı inandırdığı için ikisi de bu açidan dindir. Gerizekalığımdan anamın portakalına varınca hakaretleri yediğim halde bırakın bu tarafları, diyalektik nöronal ilişki bağı dediğimiz akıl gibi olalım diyorum. Düşmanlık çatışma kaos yeryüzüne çözüm getirmez diyorum. Taraf olmakla kendimizi niye sınırlıyoruz. Çözümler niye bilinmeyen akıl ile çözülmüyor. Bak sen de öylesin. İdeolojin adına çin hakkında oligarşik yapıyı olur olmaz bir şekilde görmezden geliyorsun. Neyse ki, Spartacus hataya işaret ettiği için konuya katılmadım. Haklar, duygular, adaletsizlikler, sürekli değişkendir, sürekli partili bilmem ideolojik olma düşüncesi ile sorunlar dengelenemez. Bu değişken sorunların üstesinden gelebilecek, mücadeleyle başa çıkabilecek tek değişken, ne olduğunu bir türlü bilemediğimiz aklımızdır. Bunu taraf olmaksızın kullanmadığımız müddetçe de dertlerimizden kurtulamayız dostum. Bu nedenle gökte ki gözlemi yeryüzüne uygulayanlardan olmayalım, kaçınılmaz yasal harektleri özgür irademizin hareketine bulaştırırsak vay halimize diyorum. |
You are the evidence.
|
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 09:20 . |