![]() |
Komünizm Eleştirisi ya da Çok Açık Düpedüz Komünizme Saldırı
Gerçekte komünzm primitivizmden başkası olamazdı.
Yani mülkiyet yok, sınıf üretmiyorsun vs. yani tarım bile yapamazdın. Bu avcı toplayıcı doğal nomadik yaşamı işaret ederdi. Tarımı bile yaptığın anda doğaya zarar verirdin ya da doğaya ve hayvanlara karşı kendi lehine bir araziyi çevirip mülkiyeti ilan edecektin ve oradaki doğal işleyiş ve dengeyi kendi lehine bozacaktın. Bu mülkiyetin ta kendisi olurdu. Bu hayvanlar ve doğaya karşı da sınıfında ta kendisi olacaktı Primitivistler komünistlerden bin kat gerçekçi. Komünistler hayal görüyor. Hayal aleminde yaşıyorlar. Kendilerini avutuyorlar. Komünizm sahte bir düş ya da ideolojidir. Toplumsal geniş yaygın/yaygınlaştırılmış kölelik ve denetimden başkasını üretmeyecek çünkü sosyalizmden başkası ve ötesini üretemeyecektir ve bu sonsuz parti diktatörlüğüdür. Komünizm bunu hoş bir kılığa bürüyen bulanık şeffaf bir paket gibi. Yersen Komünistler, gerçek bir komünizm üzerine neredeyse hiç düşünmediler. Tek dertleri yönetimi devralmak. Komünistler, gerçek bir komünizm üzerine neredeyse hiç düşünmediler ya da onun baştan sona gerçek bir resmini/portresini çizemezlerdi çünkü bunu yapmaya kalksalardı ya primitivizmi (gerçekleri) bulacaklardı ya da mülkiyeti , sınıfı ve yönetimi oradan arındıramadıklarını bulacaklardı çünkü kafalarından arındırmazlar. Komünizm üstünlük taslamaktan başka nedir? Komünizm diye bir şey yok. Parti diktatörlüğü diyeceğiniz sonsuz sosyalizm ve çöküş. Kontrollü kölelik. Komünistler bir tür "biz yönetelim" grubu. "Bırakında biz yönetelim" "daha iyi yaparız" grubu. Komünizm, kendini kandıran ve avutanların yalancı ideolojisi. Sosyalizm ve parti adında örgütlü diktatörlük ve ortak bir gurubun iktidar çabası. Komünizmin tek mümkün ve anlamlı biçimi zaten primitivizmde -tam- tanıtlı. Sosyalizm bir tür "söz! eskisinden daha adil olacak" sözü ve umudu ya da avuntusu Bu da islam mümininin şunu demesine benzer. Bırakında biz yönetelim, şeriat gelsin hiç ahlaksızlık suç ve adaletsizlik olmayacak (ama özgürlükleri çaldı) Çıplak ayaklarla doğaya varmadan sınıf ya da mülkiyeti yıkamazdın ve insanlar bunu geniş gruplarla kendileri istemedikçe de bu olamazdı. Gerçek bu Komünizmden çıkış insanlar ormandan çıkarak kent yaşamını icad ettiğinde ya da bu yolu seçtiğinde gerçekleşti. Komünizm bir tür buna geri dönüş. Eğer istenecekse. Sosyalizm sınırlı bir ideal Sosyalizm sınırlı bir ideal ve şu demek. Parayı biz yönetelim, yönetimi biz yönetelim, daha iyiyiz. Biz iyileriz. Gerçek iyi -ve daha aklı başında- yöneticiler biziz. Demek. İnsanlar çalmak, tüketmek, eğlenmek, harcamak, suç istiyor; bilerek ve bilinçli |
Sonuçta komünizm denen; sosyalist parti denenin sonsuz iktidarı alması (seçimsizlik) ve eldeki sınırlı da olsa seçim, demokrasi gibi şeyleri (alternatif politik aktörleri) yoketmesi (yoketme) ve yönetimi ele geçirme çabası (darbe ve sonsuz diktatörlük vb) olarak (özünde çolakta olsa elde varolan demokrasinin yokedilmesi ve daha gerisi/aşağısı olarak) algılanırdı/tanınırdı.
Kitlelerdeki genel kabulü de bu olacak...Budur... |
Alıntı:
İnsan da bir hayvan olduğu için kedileri örnek veririm. Kediye petshoptan pahalı bir oyuncak da alsam, şişenin kapağını da versem aynı oyunu oynuyor, aynı derecede mutlu oluyor. Ama insana markalı gösterişli bir çanta alsan bir de sıradan bir çanta alsan aynı şekilde hissetmiyor. Bu his farkı sistem aldatmacasından kaynaklı. Aslolan eşitsizliği azaltmaktır. Kapitalizmde bile eşitsizlik azaltılabilir. Herkese yetecek ev varken çoğu kişinin evinin olmaması. Toplumda var olan en büyük birkaç sorundan biridir, eşitsizlik. |
Sosyalizm değil direkt olarak komünizm istiyor (isteniyorsa isteniyor) ya da hiç istemiyorum
Sosyalizm de takılmış komünizmi tanrı gibi tanıtan/kullanan (hiç ulaşılmayacak yücelik) sahtelik değil Komünizm istenir. Komünizme gidiş/geçiş yolu sosyalizm dendiğinde o istenmiyor Tek biletle aktarmasız gidiş isteniyorsa istenir ve ya da bu sosyalizm olmayan ve onun doğaya taşınmış olanı istenirse istenecekti. O zaman komünizme liberal ekonomiden geçelim ya da sosyalizm de liberal ekonominin evriminin doğal sonucu olsun ve insanlar bir gün komünizme geçeceği gibi isteyince sosyalizme geçsin ne farkeder? İstenen şu olurdu. Sınırları yok et. Toplum dışında, toplumsal kurallar dışında açık doğa da özgürce varolmak isteyenler için 'içinde devlet olmayan alanlar' aç. Hepsi aynı anda varolsun. Bana ya özgürlük ya hiç bir şey ver. Özgürlük vermeyecekse/getirmeyecekse hiç onu verme, vaad etme ve tanıtma. Bana ya özgürlük/eşitlik/adalet ya hiç bir şey ver. -- Özgürlük öncesi yönetim adında diktatörlük ve bunu hoş kılığa sokma Özgürlük vaadi adında sonsuz tek parti diktatörlüğü İşte bu sizin sosyalizm vaadiniz, işte bu sizin komünizm vaadiniz |
Alıntı:
|
Komunizim nedir ne degildir.
Komunizmi ve Sosyalizmi ayni kulvarda veya ayni gormeye calisanlar. Komunizm ve Sosyalizmi kavramadiklari ve ne anlama geldigini bilmediklerinin en guzel kanitidir. Turkiye`de Demokrasinin ne anlama geldigini bile bilmiyen, kendisini demokrat, sosyal demokrat, hatta ileri giderek kendisini Sosyalist gorenler veya gormeye calisanlar var. Kafalarindaki Irkciligi, Milliyetciligi ve herturden gericiligi asmadigi surece. Ac tavugun ruyada kendisini darida gormesi gibidir. Saygi ve Insani Sevgilerimle. |
Şöyle düşünüyorum
Aranan özlenen, ideal olan ve idealize edilen durum, ütopik olan ve ütopyamız komünizm mi? Sınıfsız, hiyeralşisiz, sahip olmasız (mülkiyetsiz), otoritesiz toplum ve doğa komünü ya da birliği mi? Bin yıl mı bekleyeceğiz? Üretmeye davet ediyorum ve varım. Bunun için varım, gönüllüyüm. Şimdi. Hiç sosyalizme gerek yok. Diğeri üretilebilir. Bunun için bir toplumun, ülkenin ve grubun yönetimine ihtiyaç yok. Bunu üretmek isteyenler ya da o durumda yaşamak isteyenler birleşir. Dağ başları boş geniş araziler öncelikle geniş toprakları olan bir yerlerde mülkiyet edinir sonra kendi içinde mülkiyeti fesheder. Gider buraya yerleşir. Geniş gruplarla gidilir.. Orman değilse bura ormanlaştırılır. Çok yıllık, tek yıllık meyveler sebzeler tohumlar saçılır ancak düzenli tarım yapılmaz. Arazi ormansa meyveler çeşitler eklenir. Hayvan türleri getirilir, eklenir ve bolca çoğalmaları teşvik edilir. Su kaynağı, dere vb olmasına özen gösterilir ya da yapay göller inşa edilir. Yani doğadan toplama yaparak yaşanabilecek bir yaşam alanı inşa edilir. Daha sonra komün ve kabililer inşa edilir. Doğaya zarar vermeyen ev yapılar inşa edilir. Burada kişisel beceriler ve doğal materyallerle inşa edilebilecek türden doğal yapılar seçilir. Uygar toplumla tüm ilişki kesilir. Sadece demir vb alınırsa alınır ama onu bile almamak iyi. Baskı kurarlarsa savaşı göze alırız . Biz o koşullarda yaşamayacağız ,bunu onaylamıyor ve istemiyoruz deriz, direniriz. Bize savaş mı açtılar? İnsan gibi ölür yaşarız İnsan gibi özgürce yaşar ölürsün Ben bunu yaşamımda bunu bulamadıysam, benim çoluğum çocuğum bulamayacaksa benim ne işime yarar? Sizin bu haliyle komünizm ya da sosyalizm düş ya da umudunuz benim ne işime yaradı_? Ben bu toplumdan yüz çevirmek istediğimde ya da toplum bana sırt çevirdiğinde ve beni dışladığında, bana zorbalık ve otorite yönelttiğinde, yönetim baskısı uyguladığında, onun normlarına uyamadığım için beni heder ettiğinde; senin sosyalizmin komünizmin orada yoktu.. Yoksa benim ne işime yaradı arkadaş_? Arkadaş toplumda itilmiş sap gibi bir yalnızlıkla çıkış yönü bulamadığında sosyalizmin hayali benim ne işime yarar? Hayal mi satıyorsun_? Zor zamanda günde anda ben bir çıkış gidiş yeri yönü grubu bulamadıysam ne işime yarar? Ahkam kesiyorsunuz güzel... Gelin edelim, gerçeğini edelim, ölümüne edelim deneyelim Saygılar Sevgiler |
Hazır olmadığınız bir yaşam biçimini savunuyorsunuz..
Komünizm.. Ben ve benim gibiler primivitizme her zaman hazırdık. Şu an bile. Sadece binler, onbinler gerekir. Temel çekirdek gibi. Temel bir topluluk ve onun örgütlenmesi ve uygun örgütlülüğe ulaşıldığında yer seçimi ve toplumun terkedilmesi. Temel bir yetersayı da buna her zaman hazırım. Sözedilen devriminiz halkın/insanların yönetiminden sözediyor. İşin açıkçası yönetimi ele geçirmekten sözediyor. Bir tür darbeye devrim adı verilmesi kılığında. Komünizm adına düşünenlerin hepsi kendini parti, sınıf/yönetici (parti yöneticisi ve yöneten) yerine/kılığına koyar. İşçi ve yönetilen değil. |
Çin Deneyimi
Sosyal medyada bir çok Çin hesabı takibe aldım. Bu olağanüstü bir ülke. Gebeş batılılara göre arı gibiler. Sosyalist partilerinin son bilmem kaçıncı yıl konuşmasını baştan sona devirdim. Bir tür Çin tipi sosyalizm deneyiminden sözediyorlar, Marks'ı selamlıyorlar (TV leri ayrıca sürekli bunu yapıyor) parti diktatörlüğünü kabul ediyorlar vs. Sonuçta ne oluyor? Dünyanın en gelişmiş ekonomisi ve askeri tekno üssüne dönüşüyor. Paraları batı parasını yıkmak üzere. Tüm bunlar doğal çünkü doğal düşmanların var. Yani teknolaşmalısın, endüstrileşmelisin ve askerileşmelisin. Normal ancak burada da yine bir iç komünizm üretilebilirdi. Pilot komünizm alanları. Topluluklara sorulurdu. Bunu arzulayanlar olacaksa onlara özerk alanlar açılabilir ve sağlanabilirdi. Kendileri (Çin Sosyalist partisi) komünist tercihin koruyucularına dönüşebilirlerdi, komünizmin sınırlı üreticilerine dönüşebilirdi.. Yani doğa komünlerine taşınmak isteyen bunu seçen ve gönüllü olan nüfuslar için iç alanlar açabilirdi.. Hatta tüm dünya insanları için de ve isteyen gider orada Çin de bir bölgede komünizmi yaşardı ama ideologları bunu buyurmadı değil mi_? Bir dindarla tartışırken onu gerici bulunca şu denir. Yallah Arabistan'a... Sosyalist ve komünistler niye yallah Çin'e Değil. Sosyalist komünist ülküyü en ileri yaşayan bu ülkeyse ne kadar bağ kuruluyor? Gidip orada üretmeyi deneyin madem komünizmi; gidip sosyalizmin komünizmin üretimine -doğal örgütlü yoldaşlara- katılın. Marks herkesin kafasını sınırlayan geveze bir ideolog değildiyse ve bu bir tür din değildiyse ve inanırları mürit değildiyse nedir? Kimse revize edemiyor. Sınırları olan din gibi. İlah/peygamber ya da ayet gibi Komünizm olacak mı? Bana göre gerçek soru bu. Bana ne sosyalizmden.. Bana ne yönetimden ve bana ne mülkiyetten, güçten, paradan.. Komünistler samimiyse yağmur ormanlarındaki son nomad insanların mülkiyetleştirilmesine/toplumlaştırılmasına karşı çıksın |
Alıntı:
Sosyalist ise, bir bütün halinde halk konseylerini esas alır. Örneğin ben halkın yönetimini istiyorum, kendim için özel bir şey istemiyorum(AKP rejiminden rahatsız he rinsan kendisi için özel bir şey istiyor değil, ama seçimlerde de ister ki, kendi, adayları rejim yanlısı olmasın). Parti ise o koşullarda, erk değil ideolojiktir, yönetmez, sürece, işleyişe, işleyişin aşağıda belirttiğim doğrultuda sağlıklı olması için genel politika üretebilir. Zaten olması gereken budur, partiler genel halk seçimlerine, halkın yönetimine, halka rağmen, halk adına girmemeli, girememelidir. Ancak herkes halk konseylerinde sıradan yurttaştır ve halk kabul görür, delege de olurlarsa seçilebilirler. Toplum demokrasiyi içselleştirmemişse de kendilerinin seçilmesi için de ekstra çaba sarfetmek zorundadırlar -ki işleyiş içselleştirilebilsin.) Temel, Halk Konseyleri: Seçilmiş veya belirli kriterde toplumdan ayrılmış değildir, kriter; her insan doğduğunda doğal adaydır ve 18 yaşına geldiğinde de doğal üyesi olur. Kriteri bundan ibaret A -> Bütün halkın en doğal ve temel organik dahili olduğu TEMEL konseyler(şuralar, sovyet aynı anlamdadır, "Avrupa Konseyi=Avrupa Şurası=Avrupa Sovyeti"), işyeri, mahalle, köy, kamu kurumu konseyleri -> hükümeti -> seçtikleri Komite, kısaca insanların çalıştığı ve yaşadığı her alanın doğal kurumu. Örneğin A işyeri konseyi->komitesi, B üniversitesi konseyi->komitesi, C mahallesi konseyi->komitesi vb. İlk elden yerel "hükümettir"(tırnak içinde, çünkü sosyalizmde hükümet insanı yönetmek değil, sorumluluk, iş yönetimi bağlamındadır). B -> A komitesince seçilen delegelerin İlçeyi oluşturması, ilçe konseyi, bunlar da komiteyi oluşturur. Bu halde İlçe Komitesi yine bu komiteden İl'e gönderilen delegeler. C -> B komitelerinden seçilen delegelerce oluşan İl konseyidir, yine bu konsey komitesini seçer, komite delegeleri de merkez konseyi. D -> C'den seçilen delegelerce oluşan merkez konseydir, konsey komiteyi seçer, komite de otomatik olarak merkezi "hükümet" olur, kısaca "hükümet" tüm ülke komiteler toplamıdır. Ek: Her konsey, seçtiği delegeyi yani komiteyi denetleme yetkisine sahiptir ve böylece bütün hükümet doğal bir işleyişle konseylerce denetlenir. Siz A'yı delege seçtiniz, sorunları konuşup, yapılması gerekenleri kongrede karara bağladınız ve bu kişiye de sorumluluk verdiniz, baktınız ki, sorumluluklarını yerine getir-e-miyor, konsey toplantısında, sorunu dile getirip, seçim yaptınız ve yeter çoğunluğu sağlarsanız bu delegeyi geri alıp, yerine bir başkasını belirleyebilirsiniz. Demokrasi tüm yukarıda dile getirdiğim süreçler ve kurumlarla birlikte, budur da(seçilenin seçen tarafından denetlenmesini içerir). İşleyiş, konseyler->sorunlar, çözümler, sorumluluklar, görev->komiteler bağı ve tabiyeti. Konseyler özgürce olağan toplantılar yapar, yapabilir, halk anlık durum değerlendirmelerinde, olumlu, olumsuz eleştireilerde bulunabilir, komiteleri denetleyebilir. Seçilen, seçene ve seçenin verdiği sorumluluklara tabidir. Burada farkındaysanız bütün hükümet halk tarafından ve doğal, temel olan taban konseyce oluşturulur ve hükümet doğal yollarla ve doğal katılımcı(halk) tatafından aşağıdan yukarı kurulur ve tabi olma durumu da yukarıdan aşağıyadır. Nesine karşı çıkıyorsunuz, hangi objektif gerekçelerle, istenen, arzu edilen budur(doğada 4/4'lük yaşam yoktur, hiç bir şey mükemmel ve arzu edilene göre değildir, olamaz da. Nesnel verili koşullar insan iradesinden bağımsızdır, ancak nesnel koşulları değiştirme yönünde insan emeği, müdahalesi de etkili olur. Fakat bu, örneğin çöle düşmüş birisi şimdi bu çöl ormanlık, etrafı dereler olsun demesiyle, lafla olmaz. Bu anlamda iradesinden bağımsızdır, ama insanlık emek ile, pratikle, çalışarak gerçekleşmesi için çaba sarfedebilir, başarabilir de, yine de 4/4'lük, mükemmel olmaz, bu sefer kar soğuğunda buralar 20 derece olsun diyeni çıkacaktır. Öyleyse biz, ne istiyor, neyi başarmak istiyoruz, kıstas budur.. Kapitalizmde temsili demokrasi dedikleri ve partilerle(sirk cambazlarıyla) yapılan demokrasi değil, tam tersine demokrasinin engellenmesi içindir, yerine de demorkasi olmayana demokrasiymiş gibi meşruiyet sağlamak için. Partiler özünde fikir kulüpleri gibi, aynı görüşte olanların toplaştığı bir yerdir, seçme ve seçilme işi ise bizzat halkın olmalıdır ve partiler seçime katılmamalıdır. Kısaca partilerin işi ideolojiktir, yönetim olgusu ise halka ait ve yerleşik, yerinde olmak zorunda. Mevcut olan da ise, insanlar aldatılıyor, sanılıyor ki yönetim denelince ülke merkezinde 100-600 kişilik bir meclis olur, herkes 5 yılda bir hurra parti adıyla ortaya çıkmış seçkinlerin, elitlerin, parası olanın veya parası olana tabi olanın, kısaca halkın dışında ve halka yabancı birilerini seçer onlar da, halka rağmen halk adına yine halkın seçmediği kişilerce(atanmış binlerce amir, müdür vs. de dahilidir) yönetir(bürokrasi). Bu mudur? Budur. Yani mecvut olan hem eleştirdiğiniz, beğenmediğiniz hem de savunduğunuz oluyor, bu ciddi bir çelişkidir. Halka rağmen halk, sınıfa rağmen sınıf adına hareket edenler de kendisine bir çok feodal kahramanlık, haklının savaşı, iyi-kötü, doğru-yanlış, dost-düşman savaşı gibi, tamamen dini(ki yerleşiktir, kişiler kendi halinde başka türlüsünü bilmez) bir zeminde olup adına zamanın modası "sosyalist" diyebilir, bütün işi edilgen, müm'in-kafir edebiyatında slogan atmaya veya kişisel insan psikolojisine(oyuncağı alınmış çocuk gibi) indirgemiş olabilir, ancak bu bizim nazarımıza bir kriter değildir. Biz bunlara "sol, sağ sapma" diyoruz ve keşke olmasalar ve bunlar da, arzu etmesek de yaşanacak, yaşanıyor, kimsenin iradesinde değil. Yani ben olmasın, olsun dememle de oluyor değil. Örneğin Köroğlu'nu ele alalım, efsanede 1 tane Köroğlu var, haksızlığa karşı gelmesini taktir ederken, bir kesim çıkar Köroğlu olmak ister, biz ise; halka rağmen, halk adına Köroğlu olmak istemiyoruz, aksine Köroğlu olmaya mecbur bırakan koşulları ortadan kaldırmak istiyoruz.. |
Alıntı:
Bir doğa komününe, (sınıfsız sahip olmasız/mülkiyetsize) mental olarak hazır mısın ve bunu ister miydim? Şimdi Ben kendime bir ad takmıyorum ama uygarlığın terminolojisi içinde anarşizm ve primitivizm de benim düşünce sistemimle kesişimler mevcut ve ben şu an örneğin bir yağmur ormanı kabilesini kendi topluluğuma seçecek durumdayım. Mental olarak. Ben buna hazır ve istekliyim. Şimdi. Sanayi toplumu ve insanı benim için yok artık bitti yani, külliyen kayıp ve yokluk kadar yoklar Hayatta kalamazlardı bu yanlış yön (doğal evrimin tersi, doğaya ve tüm diğer türlere karşı bozgun/yozlaşma ve yanlış ilerleme ve aslında bir tür gerileme olarak ileri) ve ben bunu görüyorum şimdi |
Sosyalizm/komünizm nerelerde başarıldı?
Çin, Vietnam, Kore ve Küba vb mi?_ Rusya da çöktü değil mi? Üsttekilerin hiç birinde din yok. İşte Marks bu kadar düşünüyor ve düşünür ve düşünebilir. Çin'in maneviyatı aynı yerinde. Bunu güçlü biçimde tekmelemeye çalışsınlar bakalım partileri kalıyor mu? Avrupalı Marks'ın avrupasında bir tane sosyalizm var mı? İşte Marks bu kadar düşünüyor ve düşünür ve düşünebilir. |
Hayır. Diyorum ki herkes devrimden sözediyor.
Ben de diyorum ki niye komünden sözetmiyoruz? Eğer halkın yüzde bir kaçı bile bunu arzulasaydı bir yolunu bularak/direterek üretebilirdi ve diğerlerinin iradesine karışmadan bir özerkleşme ve bölünme/ayrılma yoluyla Ben komünden sözediyorum ve bunu arzuluyorum. ( ve bu 3-5 kişi değil binliklerle). İnsanların %100 ünün orada olması gerekmiyor. Modern toplumla işim bitti benim. Sanayi toplumu ve ve insanıyla işim bitti benim. Benim gibi -birleşecek- binlercesi olsa ölümüne bitti. Sosyalizm fason bir ideolojidir. Üretim toplumunu (sanayi ve kentleşmeyi, gücü ve buyruğu) sürdürüp dayatıyor. Ben doğada hayvanlar kadar serbest varolmaktan, nesillerin güç kazanmasından ve gelecek her tür fırtınayla başadebilecek ve kendi ayakları üzerinde durabilecek kadar güçlenmesinden sözediyorum. Sanayi toplumu 5 gün elektriksiz, susuz yaşayamaz. Toplum ve kent böyle inşa edilmemeliydi. Böyle çoğalmamalıydık. Enerji tüketimimiz böyle olmamalıydı. Benim ki torunlarının geleceğini -nesillerini- görememek/önemsemek. Ben buradan bakıyorum |
Sosyalizm nasıl başarılabilir?
Bizim toplumdaki zorunlu askerlik ödevi gibi zorunlu çalışma ödevleri. Yani toplumda bir kişi hakim, avukat, doktor ve yönetici olacaksa bile asgari 5-10 yıla kadar beden emeği çalışma ödevi süreci deneyimlemelidir. (Önce sonra emekliliğe kadar dönemsel farketmezdi.) Tarım emeğinden inşaat işçiliğine kadar değişen zorlu emek süreçleri Bu toplumdaki tüm ama tüm herkes için ve bunun dışında bir sosyalizm savunusunu adil/etik bulmuyorum, bulmadığım gibi akla ziyan buluyorum.. Hayatında emeğe bulamamış birinin toplum mühendisliğine girişmesi ve soyunmasını da öyle. Buna Marks kişisi dahil. Yani anmak istediğim ifadeler daha farklı olmasına rağmen burada es-geçildi. |
Alıntı:
Alıntı:
Alıntı:
Alıntı:
Marx peygamber değil, sistem kapitalizm ve bu kişi OBJEKTİF OLARAK OTURMUŞ BÜTÜN ÇELİŞKİLERİNİ DEĞERLENDİRMİŞ, sistem değişmedi, çelişkiler değişmedi, sırf tahlilleri geçersiz kılmak için bir yerimizden uyduramayız ki, tespitler, analizler ortada ve objektif karşılığı mevcut. Aynı şeyleri farklı isimlerle tekrar etmenin de anlamı yok. Örneğin benim şu başlıkta söylediklerimi belki bir başkası bir yerde yazmıştır ve benim ondan haberim bile yoktur. aynı şeye bakıyoruz, aynı şeyleri gözlemliyoruz, aynı sonuca varıyoruz, bu Marx demiş, başkası demiş fark etmiyor, yeter ki objektif, tutarlı yaklaşılmış olsun. Her şeyin metalaştığı kapitalist bir toplumda ve o topluma göre kriterleyip değerlendirmelerde bulunuyorsun, biz ise toplumsal değişim, dönüşüm, içselleşmelerden söz ediyoruz, bu senin istemiyorum, istiyorum demen kadar basit olmadığı için. İşte o geçiş süreci zorunlu hale geliyor. Yani birsisi çıkıp yarın kömüne geçiyoruz derse, bu sadece bir yalandır, toplumsal dönüşümler bir anda ve bir günde ve üstelik alt-yapı, üst-yapı değişimleri olmaksızın olacak şeyler değil. Sen diyorsun ki ben binayı beğenmiyorum, ben de diyorum ki, temelden değişmesi gerekir, sen diyorsun ki yok çatıyı boyayalım(bu binayı, yaşam alanlarını değiştirmiyor), sonra benim "temelden değişmesi gerekir" söylemimde yanlış olan ne varsa,,, neden hemen şimdi o bina, şu bina olmuyor diyorsun, olsa zaten şikayet etmezdin. Demek ki öyle olmuyormuş, bina değişmeden, değişmiyormuş. Komün olalım, olalım, nasıl, kiminle olacağız, daha ne olduğunu bilmeyen, içselleştirmemiş ve neden gereksinim olduğunu dahi izah edemeyeceğimiz bir toplumla, o haliyle bu mümkün mü?... |
Marks diğer Avrupa düşünürleri gibi bir salon (ev/kent) düşünürü. Tüm diğer benzerleri gibi hayatı kitaplardan öğrenmiş seçkinci bir şımarık.
Gerçek hayatın, gerçek kavganın, birincil elden üretimin yaşamın zorluklarının içine atılmamış katılmamış hiç bir insanın bilgi hakkında bu kadar cüretli ve kesinlikçi olmaması gerekirdi. İnsanları soyup soğana çeviren, köleliği hoş bir kılığa sokan bir ideolojiyi insanlara bağışladı. İnsanlar sahte bir erdemin peşinden gittiler. Komünizme asla açılmayacak bir kapı. Örneğin Çin'i ele alalım. Kapitalizme karşı sözde en ulvi durum olacağı varsayılan sosyalizmi yaşayan insanlar. Susun oturun, çenenizi kapatın, daha ilerisi yok, zaten düşlenmiş en iyi durum bu demek gibi. Aynısın. Tarım işçisiysen tarım işçicisisin ve inşaat işçisiysen inşaat işçisisin ve diğeri senin hazırını tüketiyor. Aynı. Sınıf var. Aynı. Sosyalizmde 1984 ün tek diktatörünün yerini parti alıyor. Marks'ın ideolojisi budur. İnsandan ve gerçekten kopuktur. Sosyalizm sahte bir eşitlik vaadiyle insanların dolandırılması ve özgürlüklerin çalınmasıdır. İdeolojisinde hiç bir özgürlük yok. Seçkinci bir tepeden bakış. Özgürlük kırıntısı bile yok. Yönetiminin hoş bir kılığa sokulması, anarşistlerin ve özgürlükçülerin bastırılması. Sahte peygamber sahte idol. Orta sınıflar seçkinler adına günah çıkarıyor ve din gibi bir şeyi insanlara kakıyor. Dünyadan haberi yok. Üretim araçlarını sermayeden alıp kamuya ve devlete versen ne olur? Aynısın, işçisin Eleştirilemez, aşılamaz hale getirilmiş peygamberleştirilmiş budala. Düşüncesinin üstüne haşa düşünce koyulamaz ağa. İnsanın en doğal hali doğada. Avrupa düşünürleri şuna benziyor. Evcilleşmiş bir hayvan. Pencereden bakıp gerçeği resmediyor. Doğa insanını küçümseyemezsin. Bu hayvan kadar doğal haldir ve doğal dürtüsel bilişler içerir. Marks'ın pagan diyerek tüm yerlilerin peşine düşen onlara yönetim götüren, bilgi götüren, kültür götüren, din götüren onları aşağılayıp küçümseyen avrupalı hristiyanlardan farkı ne? Herkese don biçiyor, herkes adına düşünüyor. İnsanları bir arada tutan, aile, maneviyat, kültür, hepsini parçalıyor ve halı gibi altlarında çekiyor. İnsanları üretim metasına/robota/kula/kuklaya çeviriyor. Partinin emrine amade kılıyor. Dımdızlak. Doğa/doğal vardır tersi vardır, bu bu kadardır. Lafı fazla uzatıp bükmeye gerek yoktur. Doğaya gitmeye -dönüşe- aklın yemiyorsa, gereklerle yüzleşemiyorsan, böyle kıvırırsın işte. Alıntı:
Kölelik kentle başlıyor kentten çıkmayla biter. Tersi yok, hiç yok Kölelik kentle başlıyor özgürlük kentten çıkmayla gelir. Tek analiz bu. Bu bu kadar yani Ne zaman tarım ve hayvan köleliği terkedilir, kent terkedilir özgürlük doğal gelir. Bu insanın doğal/özgün durumudur ilkel geri durumu değildir. |
Aşağıda yazdıklarımın hiçbiri abartı değildir ve özel olarak çatmak ve birilerini rahatsız etmek de için yazılmıyor. Özel olarak abartılmadı ve fazladan katılmadı. Eksiği vardır fazlası yoktur. Aklen vicdanen aynen böyle duyumsanıp yazılıyor
50 yaşına yaklaşıyorum ve Marks işini şöyle görüyorum.. Özgürlük düşmanı, özgürlük fikirlerinin bastırılmasıyla ilgili tarihi şahşiyet. Tarihi düzenbaz. Özgürlük fikirlerini engelleyen/bastıran düşman/ajan. Gizli köle(lik) taciri/tüccar, dolandırıcı, manipülatör Peygamber Muhammed, İsa gibi bilgi/biliş düşmanı engel/sınırlayan kişi Neden?_ Ne zaman özgürlük arasan toplum karşısına çıksan şu oluyor Dur, daha önce düşünüldü, sen bilemezsin.. Marks var. Onu izlemeliyiz. Tek o biliyor. O bilir. O bildi. O bildirdi. Onun üzerine biliş olmaz; haşa. En iyi o bilirdi. En iyi bilici oydu. Ondan iyi düşünemeyiz. Ondan iyi bilemeyiz. O herşeyi söyledi. O bilge kişiydi. Biz onu takip etmeliyiz. Ona karşı mı geliyorsun? O halde sen kesin yanılıyorsun, sen küçük adamsın O ne dediyse onu yapmalıyız. Onun dediği gibi yapmalıyız. Ekleme çıkarma da yapamayız. Onun bildirdiği gibi bilmeliyiz. Bilgi ve yönetim peygamberi; felsefe peygamberi. Bütün bilgiyi bu mülk edinmiş ,buna zimmetlenmiş. Bilgi ağası bu.. Bunun bilgi ayetlerinin üstüne bilgi söylenmiyor, karşı da gelinmiyor. Bir kere insanı ve bilgiyi/bilişi sınırlıyor, kendiyi/kişiyi küçük düşürüyor. da Tamam peki ne yapacağız? Devrim Sonra ne olacak? Hiç bir şey? Hiç bir şey değişmeyecek. Toplum aynı toplum, işler aynı işler, herşey aynı yerinde. Ne oldu? Devletin yöneticisi değişti, seçimler iptal edildi, seçimler ortadan kalktı. Başka? Hiç İyi de ben özgürlük arıyorum. Özgürlük, özgürlük, hürriyet Ağa yok, patron yok. Hayır var. Çoğul dağınık tekil kişiden merkeze geçti. Parti ağa, parti patron Sosyalizm; tam tabiriyle koyun sürüsünü kafese başka yoldan geri ileten yolun çıkış olarak tanıtımı gibi Devrim.. Daha iyi bir yönetim olabilir, daha iyi bir ülke olabilir, daha adil olabilir evet ama hürriyet dedik. Nerede? 1850 de anlamlı olabilirdi bugün değil. 1850 de de olamazdı. Krallığı yıkıp sonsuza dek parti krallığı üretirdi... Sonsuza dek üretim toplumu, köle halk ve yöneten plutokratalar, plutokratik sınıf üretirdi. Gücü öyle bir merkezlerdi ki daha da alamazdın. Bilginin yine otoriteleri var. Muhammed'in yerini İsa'nın yerini Marks aldı. Kilisenin engisizyonun yerini Marks aldı. Akademi otorite. Toplum aile herşey herkes hala otorite. Nerede özgürlük? Patronun yerini parti/devlet aldı ne farkeder? Artık bilime tapılacak. Bilim adlı din ve onun çerçevesini çizen şansölyeler, ağalar ve efendiler, beyler Orta sınıf aristokrat bilinci bizi yönetecek, karşı gelirsen köle sınıfa düşürüleceksin, tartışırsan yaygaracı diye linç edilirdin Nerede özgürlük? Devlet yok, sınır yok, otorite yok, özgürlük budur. Marks'ın ideolojisi köleliğin tartışılmasıdır ve köleliğin (makyajlanması ve) hoş bir kılığa büründürerek sürdürülmesidir ve onaylanmasıdır. Köleliği adını şeklini değiştirme. Yokmuş gibi lanse etme. Evrimleşmiş kölelik. (Aristokrat bilinci; dolandırıcılık; kitlesel yalan manipülasyon, dezenformasyon dolandırıcılık) |
Buradan bakınca şöyle görünüyor.
Belki de Marks hiç yaşamasaydı ve herkesin zihnini engellemesiydi insanlar bir çıkış yolu bulacaktı. Enerjiyi yanlış yönlendiriyor/parçalıyor. Yani bir reçete veriyor. İlle de böyle yapılmalı. Devrim yap, tüm yönetimi/devleti/ülkeyi ele geçir, yönet. Önce sosyalizm (inşa et) kurulmalı sonra tüm insanlar bilinci ışınlanınca doğal komünizme geçecek. Bu reçete orada olmasaydı belki de özgürlük arayanlar birleşerek toplumu bölmeye doğal komünü ve özgürlüğü üretmeyi (kendi içinde diğerlerine aldırmadan inşa etmeyi) deneyecekti ve deneyebilirdi de.. Yani onların yönetimine ve bunu istemeyenlere aldırmadan. Doğal bölünerek Marks sadece bir sınır ya da engel, bilirkişi değil, hiç değil. Marks bir sınırlayıcı. İnsanlarla birleşmeni, özgürlükçülerle birleşmeni ya da onları birleştirmeni ve beraberce diğerlerine aldırmadan bir yol seçmeni engelleyen tarihi şahsiyet ve özgürlüğü engelleyen şeye dönüşüyor. İnsanların aklını bölüyor, çeliyor ve karıştırıyor. Marks şunu deseydi: Özgürlükçüler birleşin, güçlenin ve yüzbinler milyonlara ulaşınca gidip doğada komünleşin, doğaya yerleşin, devleti kendi aranızda feshedin, sonra tankla topla tüfekle de gelirlerse de direnin/aldırmayın, diğerleri sizi takip ederse eder, herkes kendi yolun gider Ya özgürlük ya ölüm! deseydi? Diyemedi ama diyemez çünkü ... Adam aristokratın dik alası. Alıntı:
Doğadan uzaklaştıkça ve teknolaştıkça doğa daha dönülemez hale gelir. Marks tapıncı (doğruculuğu ve direticliği) nedeniyle nesilleriniz yokolacak ve hala umrunuzda değil. İlle Marks'ın dediği gibi yapılmalı. Dediği dediktir. |
Devletsiz mülkiyetsiz topluluk...
Onbininci torunum görür mü? Marks dedi/yazdı diye? Amerika'nın yarısı obez ve neredeyse dörtte biri diyabet. Tüm ülkelerde tüm insanlık, tüm hastalıklar ve tüm ilaç kullanımları eğrileri kesin olarak sürekli olarak çapraz/yukarı kıvrılır. Bu istatiksel/matematiksel kıyamettir/felakettir. Bu kıyametin habercisidir ve haberci/kahin istatistik ve matematiktir. Amerika vb ölçeğinde neredeyse tüm ilksel ölümcül hastalıkların tüm popülasyonu kaplaması için yüz yıl bile yok. Diyor. Matematik. Yanlış yapıyoruz ve durmalıyız. Tam şu an şimdi. Lamı cimi yok. |
Tarım köleliktir ve hayatta kalmanız mümkün değil! lütfen iyi oku! bu ciddi ve tane tane açıklıyorum
Ben bugün mısır çapalıyordum. Bu tarla da önce motorlu tırpanla ot parçalandı, çapa makinesiyle sürüldü ve ekildi. Daha sonra iki çapa ve gübreleme olacak. Hasat var ve güneşin alnında bu iş amiyane kölelik. Çapa yapmazsam pestitit (ot öldürücü) ilacı toprağa boca etmeliyim. Kendi mısırını ekmiyorsan pestitit yiyorsun çapa yapan kalmadı. Pestitit otu öldürüyor ama toprakta bir ot mu var? Orada bir mikro doğa var, canlı hayvanlar var. Ayrıca tüm bitkilere sızar. Genetik hasar, kirlilik ve toksisite demek. Yediğin bütün sebzeler insan sağlığına zararlı miktarın yüzlerce katına kadar böcek ilacı (insektisit) dolu; niye? İnsan sağlığına zararın minimuma inmesi için ilaçlamadan 15 gün sonra hasat diyor. Bu bile zararsız değil. Sebze bu. Patlıcanı, biberi sen 15 gün bekletemezsin. Çarşambalılar var burada sebzeci; orası ova. Ne o 15 gün? sadece 3 gün diyor. 3-5 marketten meyve sebze toplayıp kendi imkanlarınızla test ettirin baktırın.. Yedikleriniz aşırı doz (toksik doz) insektisit yüklüler. Denizler ve akarsular artık oradaki hayatı tehdit edecek miktarda ilaç atığı doludur. Araştırın, bakın.. Antidepresan, antibiyotik diye uzar. İdrardan bile gidiyor. Kullanımı durdurulmalıdır. Kıyı balıkları/hayvanları insan dozunun 60 katına ilaca maruz kalır. İçme sularınızda her şey var. Pestitit dahil. Karadeniz de 700 bin hektar fındıklık var. Motorlu ot tırpanıyla bir kaç kez tüm bu yüzeydeki otlar parçalanır ve bunu yaparken tüm mikro yaşam zarar görürdü. Etrafa saçılan minicik hayvan parçaları demek. Gübreyle aynısı olurdu. Daha sonra tüm bu araziler bütün hayvanların sinir sistemini felç eden bir zehirle defalarca kez ilaçlanır. Trilyonlar çarpı trilyon küçük hayvan ve böcekten sözediyoruz.. Bunları durdurmadan hayatta kalamazsınız. İki yola gider. Ya sizin doğayı yıktığınız yaşanamaz ettiğiniz ya da doğanın gelip intikam aldığı. Uygarlığın hiç bir tarafında akıl yoktur. Akl-ı selim de yoktur. Şimdi zararsız/katlanılır görünüyor oysa hastalık artacak da artacak. Üstel katlanarak. Bunları durdurmadan (nüfusu seyreltip doğaya saçmadan) hayatta kalamazsınız.. Nesilleriniz. Güle güle deyin. Kalamazlardı. Şimdi bizim 10-20 dekar aralığı bir fındıklığımız var. Ben burada hiç tarım yapmasam, meyve yabani sebze tohumları ve fideleri atsam ve tek bir kez bunu yapıp daha sonra yaban haline bırakıp sadece toplayıcılık yapsam bize yeterdi. Burada bir miktarda salyangozlar, kuşlar, domuz, kirpi vb hayvan olacaktı. Para olmasa aynı arazi bir aileyi rahatlıkla beslerdi. Olmadı bir yapay göl atardım balık bulurdum bir şey ederdim.. Tarım yapmasan. Topluma gebe olmasan. Toplamak güneşin alnında çapa yapmaktan kolaydı. Ben çocukken abartısız 100 kat belki 1000 kat fazla kuş ve balık nüfusu vardı ve bunu sorun/soruşturun bu cidden abartısızdır. Doğa iklim böyle değildi. Su kaynakları kuruyor. Karadenizde kiraz olmaz oldu. Görülmedik .. Binlerce yıldır ekilen ata kirazlar. Tür bulman lazım. Doğal organik tarım diye bir şey de yoktur. Toprağa, hayvan gübresi atarsın, keseğen/danaburnu gelir her gün fideleri götürür keser. İlaç koysan kuşlar ölür, kıyamazsın. Brown marmorated stink bug (kahverengi kokarca) bu böceğin uğradığı memlekette hiç bir sebze meyvenin 10-15 gün aşırı ilaçlamadan tarımı yapılamaz. Meyvenin sebzenin ekinin soyunu kuruturdu. Bir yeri organikleştir karınca basar. Ben mini fide serası yapsam çoğunu karınca içliyor. Burası ormanlık yakını karınca popülasyonu herhangi bir yere göre binlerce kat fazla. Burada fideyi plastiğe yapmalısın; o derece. Çit çekmesen domuzdan bir şey kalmaz. Toprağı tohumu gerçek organikleştir doğallaştır çevrede hayvan popülasyonu çoğalırdı, köstebekten, böcekten yine kalmazdı. Şimdi tarımla binlerce yıl felç edilmiş toprakta tarım yapılıyor. Git yağmurluk ormanda alan aç dene bir parsel ne oluyor bak. Burada kuş popülasyonu doğal dengesinde olsa inciri-kirazı yarı götürürdü, ev kurmasan senden ürkmese hep giderdi. |
Masal anlatıyorsun, torunun görür mü vs. bunun sorumlusu kim? Başta kendindisin, özde yerleşik düzen... Yazdıkların yazılanlarla da, sözünü ettiğin sistemlerle de ilgili değil, tamamen psikolojik, kişisel(subjektif), bencil. Tamam mühletin doldu, bu düşüncelere yıllardır sahipsin, 3 gün içinde her şeyi değiştirmezsen boşa masal anlatma, bekliyoruz. Hadi 3 günün var, milyonlarca insanı al ve doğaya yerleş, dünyanı değiştir... Kaldı ki devamı da var, bakalım barınak, giyecek, yiyecek, sağlık, iş, aş, kanalizasyona değin dahi sorunun olmayacak mı? Lafla peynir gemisi yürümüyor. Tarım kölelik, toplayıcılık kölelik, av kölelik, çalışmak kölelik, e sonuç, ne yiyip içilecek, neyle yaşanacak, nasıl yaşanacak? Sen kendini kral, insanları da kendine kul ilan etme derdindesin, daha neyin özgürlük neyin kölelik olduğunu dahi bilmiyorsun...
Alıntı:
Alıntı:
Nerdeyse 100 yıldır ambargo ve yalan, dolan savaşı, işgali altında Küba'da dahi seçimler iddia ettiğin gibi değildir, yandaş medyanın yalanlarıyla olmuyor. Sosyalizmde nasıl olur, olmalıdır yazıyorum, yazdıklarımla da tam alakasız, söylediklerimin, tam tersini söylemişim gibi yapıp, yalanla(sonuç itibarıyla) dönüyorsun. Söylediklerimi al, yalana, dolana dolanmadan eleştir, soracaksan da sor, ama yalan, dolan yapma. Senle değil komün, 3 km yola bile gidilmez, çünkü objektif, tutarlı değilsin. Daha kendin, isteklerin, iddiaların açısından çelişki içindesin. Peki dediğini yaptın, 100 kişiyle doğaya çıktın, sen yaşamak için çalışmak zorundasın, sen çalışır, kapitalist kültürün empozuyla yetişmiş kişiler de(diyelim ki 10 kişi) toplayıp edindiklerine el koyarsa(kısaca çalarsa) ne yapacaksın? Engel mi olacaksın, kovacak mısın, elbette bir şeyler yapmalı, buna engel olunmalı. Onların(hırsızların) medyası da sahtekarlık yapacak ve soracak, "hani özgürlükçüydün, neden bu insanları kovuyorsun, engel oluyorsun veya ceza veriyorsun? Baskıcısın vs.", ağababası medyasına da engel olmak zorunda kalacaksın... Kısaca henüz, özgürlüğün ne olduğu, hukukunu bilmiyor, aklına eseni, dilediğini yapmak sanıyorsunuz, oysa özgürlük öyle bir şey, bir masal değil, zorunluluğun bilinci, zaruriyetler, koşullar dahilinde, bir başkasının da iradesini, hakkını gasp, ezmeye dayalı olmaksızın seçme şansına sahip olmaktır. Ve bu salt nesnel koşullar değil, o seçimi yapabileceğini bilmenin de bilgisi, yani bilince de sahip olabilmektir(öznel koşullar))? Bu kişiler(sizden çalanlar) ve sermaye diktatörlüğü kapitalist dünya da, şu an yaptığı gibi, sizi kötülemeyecek mi? Dünya, sermaye diktatörlüğü yandaş basını, basit yalanlarla sizi kötüleyecek, özgürlük düşmanı ilan etmeyecek mi? sonra gelip burada onların namelerini dizmeyecek misin? 1 milyon kişi olsaydınız, onlar da(ürünlerinize el koyan, koymak isteyenler) 100.000 kişi olmayacak mıydı? Şimdi kimin gözünden değerlendirmeliyiz? https://haber.sol.org.tr/sol-ceviri/...-gercek-218467 https://kubadostluk.org/orgutlu-bir-...secimler-kuba/ Senin amacın galiba bütün insanlığı alıp, topluca katletmek, öyle ya milyarca insanın, ancak dünyanın değişimi, dönüşümüyle birlikte dönüşeceği meselesine tahammülün yok, birisi çağrı yapsın herkes doğaya çıksın(bu defalarca denenmiştir, oysa değişmesi, dönüşmesi gereken dünyadır... Meseleyi bir çağrı yapmak kadar basit görüyorsun, belli ki, çağrıya uymayan milyarları da yok edeceksin... Ve daha kendin bu çağrıya uymamışsın, internet başında oturduğun yerden doğa çıkmaktan söz ediyor, çelişiyorsun. Demek ki öyle yalanla, aldatmayla, masalla olmuyor o işler. Biz doğaya çıkmak değil(yazdıkalrın ve yaklaşım tarzına bakılırsa adım attığın yeri de verili olandan beter edersin), doğayla bütün olmak istiyoruz. :) |
Alıntı:
Alıntı:
Tek ulkede Komunizm insa edilemez. Dolayisiyla Komunizmin ne anlama geldigini, ne oldugunu bilmediginizi dusunuyorum. Sizce "Sosyalizm" nerde, nasil, kim ve kimler tarafindan kuruldu? Kurulduysa hangi yillarda hangi ulkede Sosyalizm insa edildi? Rusya da coktugunu soylemissiniz!!!!! Rusya da Sosyalizm insa edilmediki. 1938 de St Petersburg da yapilan bir kongrede, Stalin kursuye cikar, Lenin yoldasin tamamliyamadigi Sosyalist asamayi, tamamladiklarini idda eder. 1939 da yapilan kongrede, baska bir delege Stalinin soylediklerine cevap verirken yapilan ve tamamlanmiyan kistaslari siraladiktan sonra, Sosyalist asamanin asilmadigini soyler. Sosyalist asamanin asilmadigi genel olarak kabul edilir. tamamlanmiyan kistaslarin tamamlanmasi icin mucadele verilmesi gerektigi kabul edilir. 2nci Dunya Savasindan dolay bu asamanin asilmadigi bir yenilgi olarak kabul edilir. Sonuc olarak, Sosyalizm insa edilmediginden dolayi, Sosyalizm hic bir ulkede yasama gecmedi. Kapitalizmin, Emperyalizmin, Dinciligin, Irkciligin, Milliyetciligin ve Her Turden Gericiligin propagandalarini yaparak, Sosyalizm ve Komunizme yonelik yapmaya calistiginiz saldirilariniz, bilgisizlikleriniz ve yetersizliklerinizle sinirli kalmakan oteye gitmiyecektir. DOLAYISIYLA SOSYALIZM VE KOMUNIZMIN NE ANLAMA GELDIGINI, NEDIR NE DEGILDIR? KAVRAMANIZI ONERIYORUM Alıntı:
Bu ve bu gibi ulkelerde birak Sosyalizmi, Sosyalizm icin ufak bir adim bile atilmamistir. Bunun en guzel ornegi, Kuba dir. Che Guevara Bakanligi birakip, Bolivyada gerilla mucadelesini secerek Olume bosuna gitmedi. Fidel Castro denen piskopatin, Sosyalist maskesi altinda farkli amaclar pesinde olmasini gordugu icin Kuba`yi terk etti. Egemenler, Fidel Castro, Brejnev, Enver Hoca, Leon Trotsky, Krushcev ve daha nicelerini, gelecegini kurtarmak adina oldukca yogun mucadele vermis. Time dergisinde soyle bir yazi okumustum. ABD. Ingiltere, Almanya, gibi ulkelerin Sovyetleri parcalamak, ve Sosyalizme gecmemesi icin harcadigi para ile, 100 tane Afrika kitasini dunyanin en zengin ulkeleri haline getirebilirdi. Alıntı:
Alıntı:
Sinirsiz ve Sinifsiz bir dunyanin kurulmasindan hosnut olmadiginizin en guzel orneklerini veriyorsunuz. Tipki Adolf Hitlerin Ustasi Olan, Ulu Onderiniz Irkci, Milliyetci, Gerici ve Fasist Kan Emicinin goklere cikarilmaya calisilmasi gibi. Unutmayin, EZEN VE EZILEN, SOMUREN VE SOMURULEN var oldukca INSANLIK KURTULANA DEK MUCADELE DURMIYACAKTIR. |
Alıntı:
Marks'ın avukatı ya da hatta kendisi gibi davranıyorsun. Burada yazılanlar seni ya da özel olarak herhangi bireyi hedef almıyor ya da bu tarz çirkin iddialar yüklü değildi. Benim bir amacım yok. Düşüncelerin ifadesi ya da dışavurumu ve bunu yapmayabilirim. Senin tavrın şuna benziyor. Sopa göstermek, susturmak için taciz Ona varır. Konuşma yoksa kişi saldırısı -ad homineme- maruz kalırsın demek gibi. Her defasında aynı. Bir tür jandarma bekçi ya da kolluk gibi. Sizin Marks'ı eleştirilemez kılarken dindardan farkınız ne? Bunu bulun. Bir gün arayın da. Yazdıklarım Muhammed'i savunan dindara benziyor ya da Muhammed'ine laf edilmiş gibisin yani.. Hiç düşünmemişsin ki niye masal anlatayım? Dünya nüfusu 7-8 milyar. Geçmiş yılların üreme dinamikleriyle her 50 yılda bir ikiye katlanır. Tüm popülasyonlarda tüm hastalık eğrileri ve ilaç kullanım eğrileri sürekli artar ve yükselir. Bunlar masal değil toplumsal duyarlılık ,senin nasıl büktüğün önemi değil. Benim kafamı görüşümü bükemezsin senin kendi kafanda bükük kalır. Böyle okursan ve bakarsan |
Alıntı:
Ben cennet ya da cehennem hesabı yaptığımı sanmıyorum Irkçılık, milliyetçilik emperyalizm, kapitalizm ben bunu nerede savunmuşum? Primitivizm ya da direkt komünizmi savunuruz. Sosyalizm içermeyen komünizm. Komünizmin kendini savunulur buluyorum. Bunu açıklamışım ya. Benim ulum felan yok. Nerede gördün? Nerede ifade etmişim? Al benden de o kadar Unutmayin, EZEN VE EZILEN, SOMUREN VE SOMURULEN var oldukca INSANLIK KURTULANA DEK MUCADELE DURMaYACAKTIR. Bunu imzalıyorum... |
Alıntı:
Gelip kuşlardan kelebeklerden sözederim burada. Bunu da çok iyi biliyorum. Niye yapıyorum? Şimdi din sizi rahatsız ettiğinde gider -dindar uyansın diye- -ayıksın diye- ayetine çatarsınız, Muhammed'e çatarsınız. İstersen de susarsın, bana ne dersin? Ben ondan yazdım. Sen ne bilirsen bil. Ben ondan yazdım hatta düşündüm ki kafa kurcalar, birinin beynini açar, öte beri düşündürür sorgulatır, rahatsız eder vs. Sen ne bilirsen bil. Yani, gidip Marks'ın kendine/kişisine yücelik/ulviyet ve tamamlık bütünlük kusursuzluk, herşeyi söylediği en iyi bildiği yükler gibi düşüneceğine özgün bir düşünce bir süreci yürütür. Yoksa bana ne ya?. |
Alıntı:
Alıntı:
Hayır. Komünizmi bilmemem değil. Tam olarak bunu neredeyse imkansız gibi görünmesi üzerine başka çıkış yolları serbest düşünceler arayışı ve tam aksine ben komünizmi yaşarken görme arzumu açıklıyorum. Buradaki sitem neydi? Ben dayandım 50 yaşına sanırım komünizm felan göremem. Belki torun torba da göremez. Marks son bir kaç yüz yıldır dünya politik tarihine yön veren isimlerden biri gibi görülüyor. Ben tam aksine diyorum ki anarşizmi, devletsizliği, tüm insanlık bunu birleşerek üretmiyorsa isteyen grupların üretme çabasını ve pek çok başka şeyi konuşabilecekken ortada Marks adlı bir kişilik olduğu hiç bir şey konuşulamıyor. Demek istediğim şu. Sosyalizm bir yönetim biçimidir ve benim gibiler konu değildir. Bu devlettir, bu yönetimdir ve bu partidir. Ben yönetim/yönetici olmayan ve devlet olmayan durumu arzuluyorum. Tam aksine Marks kişisi senin gibilerle birleşmeni engelliyor ve zihinleri bölüyor. Onlara hiç bir zaman gerçekleşemeyecek bir üst idealle/ütopyayla birlikte sosyalizmi tanıtıyor. Yani birleşebileceğin -işbirliği yapabileceğin- insanları sonsuza dek gelmeyecek bir ütopyanın peşine sosyalizme kilitliyor (kanalize ediyor) ve sosyalizm yönetimdir. |
Tam aksine içtenlik'sen olaya şöyle bakarsın.
Marks'ı abartılan, kendince kör noktaları olan, ortalama/vasat bir düşünür ve tipik bir batı seçkincisi ve salon düşünürü olarak görmek ve ele almak kendi düşünce süreçlerini, kendine olan saygını geliştirir. Onu takip etmek yerine özgün- aşkın düşünce süreçleri de yürütebileceğini farkederdin. Kişiye bir peygamberle tam aynı ve kuramına bir dinle tam aynı statü sağlanıyor ve tartışmacılar bunun farkında bile değildi.. Düşünceler, doğrular, gerçekler esnektir, değişkendir, çağdan çağa değişir ve uyarlama yenileme, revizyon gerektirir ve eleştiri bazen sert ve yıkıcı görülse ya da yansısa bile kimince de gelişim/değişim, yenilenme, sorgu amaçlı sunulur. Saygılar. Marks'ın zamanında ekoloji yoktu, Marks'ın zamanında nüfus 8 milyara dayalı değildi, sanayi bu halde değildi, ilaç endüstrisi yoktu, kimyasal kirletici yoktu, teknoloji yoktu, biyo-genetik tartışılmamıştı Bugün dünya ve düşünürler devrime değil (yönetim kuramına değil) sürdürülebilir varoluşa odaklanmalı Nüfus taşmış hastalıklar artıyor |
Alıntı:
İlginç bir şekilde Hitler adlı kişiyle bir bağlantısını kuramadım Alıntı:
Yazar olarak içtenlikle ilgili iki not Benim buradaki dizin yazarlığım/yazım toplumda "takılma" denen şeye benzer, kötüniyet yoktur, kimseyi kırmak üzmek için yazılmıyor, fazla da ciddiye alınmamayı yani beni çok ciddiye almamayı ve üzerinde durmamayı ve yazılana takılmamayı öneririm .. Şimdi aylar sonra gelmişim bu foruma. Bir laf açayım ne olsun? dedim. Öylece çıktı. Mustafa Kemal'den vurmayın, oradan acıtmıyor. Seçkinci bir osmanlı subayı. İnsanlara mozole dikmek ayıptır. Güneş kültü zamanından kalma mı?. Öndere tapınma. Anadolu Birleşik Devletlerini yeğlerim.. Alıntı:
|
Marks'a yaşam boyu ciddi bir ilgi duymamama rağmen insanların bir bölümü önemseyip ciddiye aldığı için okumaya araştırmaya dönük bir ilgi sundum. Kitaplarını internetten toplayıp okumayı deneyecektim. Ne kadar neyi varsa topluyorum. Tüm külliyatını inceleyecektim. Tam bu soruşturmayı yürütürken -ekşi sözlükte olabilir- birine yazdığı bir mektuba eriştim. Mektup bana göre berbattı ve kişinin ne kadar .. .... .... (ne) olduğunu ele veriyordu. (ilgili içimden gelip geçen, istediğim sıfatları anmıyorum ama uzun bir listesi var ve bu sevilmiyor).
Mektubun bir kaç paragrafına zor katlanmış olmalıyım. Kendini efendi/tanrı sanan, böbürlenen, karşısındaki azarladığı çocuğu felan sanan birinin satırlarına benziyordu. Egosundan burnunun ucunu göremiyor olmalı. Marks benim için o an da tuz buz olup eridi ve bitti ve hiçe dönüştü. Marks benim gibiler için bizim köydeki herhangi insandan çok çok daha önemsiz, yetişmesi kendini geliştirmesi, büyümesi ve öğretilmesi gereken bir kişilik. |
Alıntı:
Burada konu Marx değil(şunu demiş, bunu dememiş değil, eksik görüyorsanız elbette siz tamamlayabilirsiniz, Marx ilah değil), 2025 yılındasınız ve karşınızda Marx yok, bu kadar akıl, mantık dışı hayıflanmalara karşı şaşırmış muhtabınız var. Kişisel gerekçelerle, ne için, neye dayanarak söylendiği dahi belirsiz kişisel kriterler... Sıkışınca da muhataba "üslup", "yönetici"(ne alaka ise) demeniz vs. oysa kendi yazdıklarınıza bakın, sadece itibarsızlaştırma üzerine kurulu... Size deniyor ki, böyle eleştiri olmaz, konuyla da ilgisi yok. Kaldı ki muhatap ne yapsın? Kişisel sebeplerle hayıflanmışsınız(tespittir, analizdir!). Bir eleştiri olacaksa eline dümenden tahta almış, gaiple konuştuğunu iddia eden,, insanları aldatıp, devran süren cüppelisinden bir kaçığın müritliğini yapıyorsunuz, hangi bilinçten söz ediyorsunuz, hangi köyden, siz daha mitolojiyi, metafiziği, yalanın, gaipten vahiy aldığını iddia eden ve lafla değil objekti temellerle eleştirilmesine dahi tahammül gösteremediğiniz düzenbazların püsküllü dünyasını aşamamışsınız? Bu tarz eleştiri de konu açısından safsatadır ve yapıyorum, çünkü ayna tutmak istiyorum, çünkü yaptığınız bu.. Bir daha mı izah etmeli, edeyim; Alıntı:
Alıntı:
Bırakın hafıylanma temelinden suçlamayı, öyle eleştiri olmaz. Marx'ı, bizleri de Komünlere karşı sanıyorunuz, oysa aksine destekliyoruz, zaten amaç oraya, komüne ulaşmak... Özgürlük diyorsun, oysa insan bunu bilince etmek zorunda, bir köle, köle olduğunu, neyin onu köle, neyin de özgür kıldığını kavramadan nasıl olacak?... Salt biçime dayalı küçük komünlerle de arzu ettiğimiz gibi olmuyor, arzu edilen gibi yaşanmıyor. İçinde olduğun coğrafya, sisteme yine muhtaç, mahkum hal alıyor, sınırlı kalıyor ve bu da bir çok insani ihtiyaç için yeterli olmuyor, peki sınırlı olmaması ve yeterli olması içinn ne yapılmalı? Madem her şeyi sil baştan sıfırladın ve madem hiç bir çözümlemen, analiz, tespitin olmadan oluyor, bu soruya yanıt vermesi gereken sensin... Sırf Fransa'da 34.000 küsür komün var... |
Alıntı:
Okuma ve dinlemeyi öğren(melisin) Genel olarak tek taraflı açıklama (ve diğer örn. reddiye vb) ve bildiri veren/geçen/yapan bir vaiz/rahip gibi algılanıyorsun Marks hakkında atıp tuttuk doğru ama forumdaki üyelere dönük bir şeyler yazsakta bunlar kişiselleşen ya da zorlayıcı ifadeler değildi. Kişiselleşen sendin. Bana dönük ad homnieme yönelen sendin. Sen bunu göremeyecek kadar körsün. Hani bir şey yazmak istiyorum/isterdim ama seni yeterli bir tartışmacı ya da daha ziyade dinleyici olarak ele alamıyoruz. Girdileri aksak yarım okuyor olmalısın. Yani buradan bir yere varamayız. Yani seninle lafı uzatsak sadece laf çorbası olacaktı ya da susmak ya da forumdan gitmek zorunda kalırdık |
Narsizm, egoizm,bencilllik felan ve beni tanımazsın etmezsin bunlar hoş değil. Herkeste biraz vardır kendi payıma düşen doğru ama özel olarak belirgin biçimde ..sanmıyorum çünkü yaşamım belli. Dosta düşmana kadar bana edilen takılan söylenen hiç bir şeyle uyuşmuyor.
Burası sanal dünya. Yani bunu söyleyebilecek neyin vardı? Marks'ı önemsememem ya da Marks hakkında gelişigüzel konuşabilmem Tek nedeni bu ve bu beni bencil narsist egoist yaptı Çirkin algılanıyor ve kendini savunamıyorsun oradan biri bildiriyor uzattıkça daha da bildirecek. Muhtemelen sen kaçana ve çıkana kadar da sürecek/sürdürecek. Özünde susturana kadar. |
Sana önerim buraya bir tabela as.
"Marks hakkında ileri geri konuşulamaz." Bu bizi rahatsız ediyor gibi |
Bak şimdi. Dürüst yazıyorum. Kendi analizimi yürüttüm.
Buna benziyor https://turandursun.com/forumlar/sho...3&postcount=22 Burada komünist manifesto var. Şimdi ona açtım baktım. https://sosyolojiden.wordpress.com/w...-manifesto.pdf Bu insanlığın tarihi değil. Bunlar iki avrupalı ya da iki beyaz gözünden Şimdi bana bomboş geliyor. En basit örnekte Afrikaya beyaz girene kadar onun dediği insanın/toplumun tarihi dediği şey yok. Kendi içinde özgür Afrika var. Kuzey Amerika'ya Avrupalı beyaz gidene kadar onun toplumların tarihi dediği şey yok. Bunları gözden kaçırıyor ve görmezden geliyor. Doğa var; tersi var. a-b gibi. Tarım, hayvancılık ve toplumlaşma/kentleşme/köyleşme başlar; akabinde yönetim, sınıflar, kölelik, dinler, ideolojiler, tanrı ve diğer her türden yapay şey ve sorun gelir, gelişir. Doğaya -doğal yaşantıya- dönülmediği sürece varolacaklar. Yokedilemezler. İnsanın doğal alanı ormandır. Kentleşme, teknik ya da teknoloji bir ilerleme değildir. Bu ikisi iki ayrı yol gibidir ve birinci de (doğa) kötülük, kötüye kullanma yoktur. Bütün analiz bu kadar. Kentte; özgür, sınıfsız, eşitsizlik olmayan/içermeyen bir ortam yaratılamaz. Şimdi üretim araçlarını alsanız bile . Tarım doğanın kötüye kullanımıdır ve hayvancılık hayvanların kötüye kullanımıdır, hayvan köleliğidir. Bu analizi kendiniz yürütün karşı çıkmayın lütfen yeniden bakın. Bu analizi iyice derince sürdürünce en son sosyalizm bir oyalama, bocalama, gerçekten kaçış ya da denetim aracına benziyor çünkü kenti yıkıp doğaya dönmeye hazır değildik. Bunu arzuluyoruz demeliyiz. İyi bakın ve görün |
Önceki yazdıklarını da ciddiye almıyorum, yine "SEN SEN, BEN, BEN" diye giden lafızlar.
Hayır buraya Marks hakkında konuşulamaz diye tabela asmayız, ama "İctenlik ne derse, ipe sapa gelmez yol, yöntemlerle, alakasız gerekçelerle atıyorsa da doğrudur, o yücedir, yüce benciliğin doruklarına ermiştir" gibi bir tabela istiyorsun, onu da asamayız. Bir daha tekrar ediyorum, sen ne Marx ne de hjerhangi bir görüşü eleştirmedin, ben bundan söz ediyorum, öyle kişisel, kendi arzularınızı dayanak ederek, "miş, muş" eleştiri olmaz, bu 3. kez ifade ediyorum :) Marx insanlara doğaya çıkın demedi, işte bu sebeple aristokrattır diyorsun, bu eleştiri değil, Marx daima komünden yanaydı ve komünal yaşamı savundu ve evet çözümü bir anda, hemen, azınlıkların doğaya çıkmasında değil, onları buna iten koşulları çözümleme ve bilinçlenme, ortadan kaldırmakta buldu... Ben de size diyorum ki, ihtiyacınız olan bu muydu? O halde kendiniz söylediniz, ben de söyledim işte, "doğaya çıkın" diyorum, onu da yapmıyorsun, böyle olmaz, ya doğaya çıkın ya da neden çıkmıyosunuz anlatın ve neden daha kendinizin yapmadığını başkasından bekliyorsunuz?... Ben komünizmi 50 yıl oldu göremedim, torun torba da görmeyecekse suçlu Marx'dır diyorsun, ben de diyorum ki, bunun sebebi şu ya da bu kişi değil, öncelikle kendiniz ve koşullardır. Marx olmuş, olmamış önemli değil diyorum, bu yaptığınıza "alakasız hayıflanma" denir ve kendi hayıflanmalarınız eleştiri olarak değerlendirilemez, hem suçlu,i hem güçlü, zeytinyağı rolüne girmeniz de durumu değiştirmiyor. Bunun burası, orasıyla da ilgisi yok, kim olursa farketmez, yaptığın eleştiri değil, akıl, mantık çerçevesinde de değil. Marx eleştirilemez demiyoruz ki, nereden çıkarttınız, kim olursa olsun bu tarz yaklaşımınız eleştiri olmuyor diyorum, ortada eleştiri namına söylediğiniz bir şey yok :) Sorulara ise yanıt vermiyorsun... Örneğin yine yeni eklediğiniz bir ifade; Alıntı:
|
Marks'ı derin okumadık peki. Bilene soralım
Marks 1818-1883 Alıntı:
Alıntı:
|
Alıntı:
|
Alıntı:
|
Diyorum ki ; komünist manifesto da insanın tarihi toplumun tarihi diye başlayan yer/kısım bile yanlı (Avrupalı lehine ve gözünden) ki bu evrenselliği boşveriyor ya da kendi sınırlarına/sınırlamalarına sahip demekti çünkü toplumlaşmayan doğal kabile yaşantısı dünyada mevcut ve vardı.
İkincisi; Marks'ı eleştiren ben bile 1850 de Alman vatandaşı olsam kim olacağımı bilemem. Yani kolonizasyonu mu savurdum? Hiç bilemem. Benim dediğim şu idi. Nomad denilen avcı toplayıcı insanla toplumlaşan/kentleşen ,tarımlaşan hayvancılığa başlayan insanın tarihi ayrılmalıdır. Birincisi hayvan kadar doğal yaşam alanındaki doğal/özgün insandır. Bu korunmalı, saklanmalı, yüceltilmelidir. Bu insanlar korunmalıdır, Biz o yaşama gidemiyorsak bile. İkincisi insan ikiye bölünmelidir. Doğal halindeki doğal yaşam alanındaki nomadlar ve tersi (tarım hayvancılığa geçen kentleşenler) ve bu tersinde olanlar sosyalizmle kurtulamayacak ya da günahlardan/suçlardan arınamayacaktır. Sosyalizm değil direkt komünizme yönelmeliyiz. Bunu diyoruz. |
Bak 2 yazı önce Avrupa gözünden bakıyor diyorsun ya
Anlamadığın şu, Avrupa gözünden bakma değil o, alıntıladığın ilgili kesit, sadece bir dönemi, ilgili bir coğrafya ile değerlendirmek namına tarihsel deyimdir, öyle de olmak zorunda... Örneğin Marx, İngiliz ekonomi politiğini incelerken İngiliz ekonomi politiğine, Fransa'ya bakarken de Fransa'ya, Çin'e bakarken de Çin'e bakmak zorunda(ilgili eserin adı, Çin Üzerine'dir). Kaldı ki bir insan bütün dünyanın her köşesine, her köşe taşına bakmak zorunda değil, buna vakti, zamanı, imkanları da yetmeyebilir.. Avrupa da bir dönemi ele almışsa o konudaki ilgili kesit o coğrafya ve o dönemle ilgilidir, Çin Üzerine yazılarından kesit alıp, işte sadece Çin'e dair yazmış derseniz bu tutarlı olmaz... Kaldı ki bir insan sadece Avrupa, kapitalizm üzerine de yazabilir, orada yaşıyordur ve kapitalizm oradan hareketle gelişmiş ve ilgili dönemde egemendir, geçmiş tarihler ise bir çok tarihçi tarafından yazılmıştır veya onların işidir, şu an beni güncel, egemen olan ilgilendiryor da diyebilir(ki Marx açısından böyle bir durum söz konusu olmasa da). SOL yayınları ve bir kaç farklı yayınla çıkan bütün serileri okumuşumdur. Siz okumamışsınız ve bu şekilde, basit kategorize edecek kadar sığ yaklaşıyorsunuz... (Marx sadece Komünist manifestoyu yayınlamadı, manifestolar bir araştırma, tarih yazını değil ki, çıkıp insanlık tarihini anlatmamış diye eleştiresiniz, ama yapıyorsunuz işte. Olmuyor, böyle olmuyor denirse de bin dereden su getirmeye başlıyorsunuz... Marx ne zaman doğdu? 200 Yıl önce...) İlla bir neden uydurma çabası içinde olmak, eleştiri bu değildir. Görüşlerini alıp, eleştirirsiniz, ama ben şununla ilgiliyim, o ilgilenmemiş diye eleştiri olmaz, kaldı ki o dönem imkanları ölçüsünde ilgilidir, ilgilenmişltir, ama haberiniz yok... Biris de çıkıp bilgisayarlar üzerine yazmamış diyebilir, bu eleştiri olmuyor. Dünyanın geçmişte ne olduğuna dair Marx İlkel Komünal toplumdan başlar ve aslında hiç kimse illa tarihçi olmak zorunda değil, orada aslolan ve yekünü tutan içinde olduğu, yaşanılan Dünyayı yorumlamak ve Marx'a göre de bununla yetinmemek, çözümlemek, analiz etmek ve hakim sistemi, dayattığı yaşamı, değişmek, değiştirmek, insanın kendisine, doğaya yabancılaşması, sömürü ve köleliği ortadan kaldırmak açısından nasıl yapmalı, ne yapmalı sorusunu sormaktır. Yine de tarihsel olarak bakıldığında, tarih yazını eldeki veriler nazarında geçmişe, yaşanmışa dairdir, peki mevcut, şu anki Dünya? İşte bu yaşanmakta olana dairdir ve gözlem(!), çözümlenme, analize ve detaya muhtaçtır, bu tarih olan değil, gözleme açık ve çok yönlü de takip gerektiren YAŞANANDIR DA ve insanın bütün mesaisini alır. Çünkü yüzlerce tarihçinin geçmişten kalan verileri hazır sunmasını yorumlamak, değerlendirilmesi gibi değil, yaşanacak, yaşanan ve yaşarken gözlemi yapılacak olandır da, elde hazır, tarihçilerin, arkeologların topladığı veriyi yorumluyor olmazsınız, aksine o verileri kendiniz, kendi yaşam pratiğinizle, kendiniz edinmek zorundasınızdır, söylenip geçilecek bir durum değil. |
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 23:30 . |