Turan Dursun Sitesi Forumları

Turan Dursun Sitesi Forumları (https://turandursun.com/forumlar/index__1.php)
-   Politika (https://turandursun.com/forumlar/forumdisplay.php?f=21)
-   -   Komünizm Eleştirisi ya da Çok Açık Düpedüz Komünizme Saldırı (https://turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=43526)

"ictenlik" 02-06-2025 15:41

Komünizm Eleştirisi ya da Çok Açık Düpedüz Komünizme Saldırı
 
Gerçekte komünzm primitivizmden başkası olamazdı.

Yani mülkiyet yok, sınıf üretmiyorsun vs. yani tarım bile yapamazdın. Bu avcı toplayıcı doğal nomadik yaşamı işaret ederdi.

Tarımı bile yaptığın anda doğaya zarar verirdin ya da doğaya ve hayvanlara karşı kendi lehine bir araziyi çevirip mülkiyeti ilan edecektin ve oradaki doğal işleyiş ve dengeyi kendi lehine bozacaktın. Bu mülkiyetin ta kendisi olurdu. Bu hayvanlar ve doğaya karşı da sınıfında ta kendisi olacaktı

Primitivistler komünistlerden bin kat gerçekçi.

Komünistler hayal görüyor. Hayal aleminde yaşıyorlar. Kendilerini avutuyorlar. Komünizm sahte bir düş ya da ideolojidir. Toplumsal geniş yaygın/yaygınlaştırılmış kölelik ve denetimden başkasını üretmeyecek çünkü sosyalizmden başkası ve ötesini üretemeyecektir ve bu sonsuz parti diktatörlüğüdür. Komünizm bunu hoş bir kılığa bürüyen bulanık şeffaf bir paket gibi. Yersen

Komünistler, gerçek bir komünizm üzerine neredeyse hiç düşünmediler. Tek dertleri yönetimi devralmak.
Komünistler, gerçek bir komünizm üzerine neredeyse hiç düşünmediler ya da onun baştan sona gerçek bir resmini/portresini çizemezlerdi çünkü bunu yapmaya kalksalardı ya primitivizmi (gerçekleri) bulacaklardı ya da mülkiyeti , sınıfı ve yönetimi oradan arındıramadıklarını bulacaklardı çünkü kafalarından arındırmazlar.

Komünizm üstünlük taslamaktan başka nedir?

Komünizm diye bir şey yok. Parti diktatörlüğü diyeceğiniz sonsuz sosyalizm ve çöküş. Kontrollü kölelik.
Komünistler bir tür "biz yönetelim" grubu. "Bırakında biz yönetelim" "daha iyi yaparız" grubu.

Komünizm, kendini kandıran ve avutanların yalancı ideolojisi. Sosyalizm ve parti adında örgütlü diktatörlük ve ortak bir gurubun iktidar çabası.

Komünizmin tek mümkün ve anlamlı biçimi zaten primitivizmde -tam- tanıtlı.

Sosyalizm bir tür "söz! eskisinden daha adil olacak" sözü ve umudu ya da avuntusu

Bu da islam mümininin şunu demesine benzer. Bırakında biz yönetelim, şeriat gelsin hiç ahlaksızlık suç ve adaletsizlik olmayacak (ama özgürlükleri çaldı)

Çıplak ayaklarla doğaya varmadan sınıf ya da mülkiyeti yıkamazdın ve insanlar bunu geniş gruplarla kendileri istemedikçe de bu olamazdı. Gerçek bu

Komünizmden çıkış insanlar ormandan çıkarak kent yaşamını icad ettiğinde ya da bu yolu seçtiğinde gerçekleşti. Komünizm bir tür buna geri dönüş. Eğer istenecekse.

Sosyalizm sınırlı bir ideal

Sosyalizm sınırlı bir ideal ve şu demek.
Parayı biz yönetelim, yönetimi biz yönetelim, daha iyiyiz. Biz iyileriz. Gerçek iyi -ve daha aklı başında- yöneticiler biziz. Demek.

İnsanlar çalmak, tüketmek, eğlenmek, harcamak, suç istiyor; bilerek ve bilinçli

"ictenlik" 02-06-2025 16:21

Sonuçta komünizm denen; sosyalist parti denenin sonsuz iktidarı alması (seçimsizlik) ve eldeki sınırlı da olsa seçim, demokrasi gibi şeyleri (alternatif politik aktörleri) yoketmesi (yoketme) ve yönetimi ele geçirme çabası (darbe ve sonsuz diktatörlük vb) olarak (özünde çolakta olsa elde varolan demokrasinin yokedilmesi ve daha gerisi/aşağısı olarak) algılanırdı/tanınırdı.

Kitlelerdeki genel kabulü de bu olacak...Budur...

Yıldıztozu 02-06-2025 16:39

Alıntı:

"ictenlik"´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 662040)
İnsanlar çalmak, tüketmek, eğlenmek, harcamak, suç istiyor; bilerek ve bilinçli

Tüketmeyi bilinçli tercih ettiklerini sanmıyorum. Reklam, pazarlama, özentilik, gösteriş gibi sebepler daha baskın. Bu faktörler bireysel bilinçle değil, sistemin yönlendirmesiyle oluşan faktörler.
İnsan da bir hayvan olduğu için kedileri örnek veririm. Kediye petshoptan pahalı bir oyuncak da alsam, şişenin kapağını da versem aynı oyunu oynuyor, aynı derecede mutlu oluyor. Ama insana markalı gösterişli bir çanta alsan bir de sıradan bir çanta alsan aynı şekilde hissetmiyor. Bu his farkı sistem aldatmacasından kaynaklı.

Aslolan eşitsizliği azaltmaktır. Kapitalizmde bile eşitsizlik azaltılabilir. Herkese yetecek ev varken çoğu kişinin evinin olmaması. Toplumda var olan en büyük birkaç sorundan biridir, eşitsizlik.

"ictenlik" 02-06-2025 16:55

Sosyalizm değil direkt olarak komünizm istiyor (isteniyorsa isteniyor) ya da hiç istemiyorum

Sosyalizm de takılmış komünizmi tanrı gibi tanıtan/kullanan (hiç ulaşılmayacak yücelik) sahtelik değil

Komünizm istenir. Komünizme gidiş/geçiş yolu sosyalizm dendiğinde o istenmiyor
Tek biletle aktarmasız gidiş isteniyorsa istenir ve ya da bu sosyalizm olmayan ve onun doğaya taşınmış olanı istenirse istenecekti.

O zaman komünizme liberal ekonomiden geçelim ya da sosyalizm de liberal ekonominin evriminin doğal sonucu olsun ve insanlar bir gün komünizme geçeceği gibi isteyince sosyalizme geçsin ne farkeder?

İstenen şu olurdu. Sınırları yok et. Toplum dışında, toplumsal kurallar dışında açık doğa da özgürce varolmak isteyenler için 'içinde devlet olmayan alanlar' aç.

Hepsi aynı anda varolsun.

Bana ya özgürlük ya hiç bir şey ver.

Özgürlük vermeyecekse/getirmeyecekse hiç onu verme, vaad etme ve tanıtma.

Bana ya özgürlük/eşitlik/adalet ya hiç bir şey ver.

--

Özgürlük öncesi yönetim adında diktatörlük ve bunu hoş kılığa sokma

Özgürlük vaadi adında sonsuz tek parti diktatörlüğü

İşte bu sizin sosyalizm vaadiniz, işte bu sizin komünizm vaadiniz

"ictenlik" 02-06-2025 17:05

Alıntı:

Yıldıztozu´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 662042)
Tüketmeyi bilinçli tercih ettiklerini sanmıyorum. Reklam, pazarlama, özentilik, gösteriş gibi sebepler daha baskın. Bu faktörler bireysel bilinçle değil, sistemin yönlendirmesiyle oluşan faktörler.
İnsan da bir hayvan olduğu için kedileri örnek veririm. Kediye petshoptan pahalı bir oyuncak da alsam, şişenin kapağını da versem aynı oyunu oynuyor, aynı derecede mutlu oluyor. Ama insana markalı gösterişli bir çanta alsan bir de sıradan bir çanta alsan aynı şekilde hissetmiyor. Bu his farkı sistem aldatmacasından kaynaklı.

Aslolan eşitsizliği azaltmaktır. Kapitalizmde bile eşitsizlik azaltılabilir. Herkese yetecek ev varken çoğu kişinin evinin olmaması. Toplumda var olan en büyük birkaç sorundan biridir, eşitsizlik
.

Eşitliği azaltmak değil eşitsizliği yoketmek ya da hiç çünkü her türden eşitsizlik eşitsizliktir

Baskoylu 07-06-2025 06:00

Komunizim nedir ne degildir.
Komunizmi ve Sosyalizmi ayni kulvarda veya ayni gormeye calisanlar.
Komunizm ve Sosyalizmi kavramadiklari ve ne anlama geldigini bilmediklerinin en guzel kanitidir.
Turkiye`de Demokrasinin ne anlama geldigini bile bilmiyen, kendisini demokrat, sosyal demokrat, hatta ileri giderek kendisini Sosyalist gorenler veya gormeye calisanlar var.
Kafalarindaki Irkciligi, Milliyetciligi ve herturden gericiligi asmadigi surece.
Ac tavugun ruyada kendisini darida gormesi gibidir.

Saygi ve Insani Sevgilerimle.

"ictenlik" 07-06-2025 22:28

Şöyle düşünüyorum

Aranan özlenen, ideal olan ve idealize edilen durum, ütopik olan ve ütopyamız komünizm mi?
Sınıfsız, hiyeralşisiz, sahip olmasız (mülkiyetsiz), otoritesiz toplum ve doğa komünü ya da birliği mi?

Bin yıl mı bekleyeceğiz? Üretmeye davet ediyorum ve varım. Bunun için varım, gönüllüyüm. Şimdi.

Hiç sosyalizme gerek yok. Diğeri üretilebilir. Bunun için bir toplumun, ülkenin ve grubun yönetimine ihtiyaç yok. Bunu üretmek isteyenler ya da o durumda yaşamak isteyenler birleşir. Dağ başları boş geniş araziler öncelikle geniş toprakları olan bir yerlerde mülkiyet edinir sonra kendi içinde mülkiyeti fesheder. Gider buraya yerleşir. Geniş gruplarla gidilir.. Orman değilse bura ormanlaştırılır. Çok yıllık, tek yıllık meyveler sebzeler tohumlar saçılır ancak düzenli tarım yapılmaz. Arazi ormansa meyveler çeşitler eklenir. Hayvan türleri getirilir, eklenir ve bolca çoğalmaları teşvik edilir. Su kaynağı, dere vb olmasına özen gösterilir ya da yapay göller inşa edilir.

Yani doğadan toplama yaparak yaşanabilecek bir yaşam alanı inşa edilir. Daha sonra komün ve kabililer inşa edilir. Doğaya zarar vermeyen ev yapılar inşa edilir. Burada kişisel beceriler ve doğal materyallerle inşa edilebilecek türden doğal yapılar seçilir. Uygar toplumla tüm ilişki kesilir. Sadece demir vb alınırsa alınır ama onu bile almamak iyi.

Baskı kurarlarsa savaşı göze alırız . Biz o koşullarda yaşamayacağız ,bunu onaylamıyor ve istemiyoruz deriz, direniriz. Bize savaş mı açtılar? İnsan gibi ölür yaşarız

İnsan gibi özgürce yaşar ölürsün

Ben bunu yaşamımda bunu bulamadıysam, benim çoluğum çocuğum bulamayacaksa benim ne işime yarar?

Sizin bu haliyle komünizm ya da sosyalizm düş ya da umudunuz benim ne işime yaradı_?

Ben bu toplumdan yüz çevirmek istediğimde ya da toplum bana sırt çevirdiğinde ve beni dışladığında, bana zorbalık ve otorite yönelttiğinde, yönetim baskısı uyguladığında, onun normlarına uyamadığım için beni heder ettiğinde; senin sosyalizmin komünizmin orada yoktu.. Yoksa benim ne işime yaradı arkadaş_?

Arkadaş toplumda itilmiş sap gibi bir yalnızlıkla çıkış yönü bulamadığında sosyalizmin hayali benim ne işime yarar?

Hayal mi satıyorsun_?

Zor zamanda günde anda ben bir çıkış gidiş yeri yönü grubu bulamadıysam ne işime yarar?

Ahkam kesiyorsunuz güzel...

Gelin edelim, gerçeğini edelim, ölümüne edelim deneyelim

Saygılar Sevgiler

"ictenlik" 08-06-2025 12:38

Hazır olmadığınız bir yaşam biçimini savunuyorsunuz..
Komünizm..

Ben ve benim gibiler primivitizme her zaman hazırdık. Şu an bile. Sadece binler, onbinler gerekir. Temel çekirdek gibi. Temel bir topluluk ve onun örgütlenmesi ve uygun örgütlülüğe ulaşıldığında yer seçimi ve toplumun terkedilmesi.
Temel bir yetersayı da buna her zaman hazırım.

Sözedilen devriminiz halkın/insanların yönetiminden sözediyor. İşin açıkçası yönetimi ele geçirmekten sözediyor. Bir tür darbeye devrim adı verilmesi kılığında.

Komünizm adına düşünenlerin hepsi kendini parti, sınıf/yönetici (parti yöneticisi ve yöneten) yerine/kılığına koyar. İşçi ve yönetilen değil.

"ictenlik" 08-06-2025 14:06

Çin Deneyimi

Sosyal medyada bir çok Çin hesabı takibe aldım. Bu olağanüstü bir ülke. Gebeş batılılara göre arı gibiler. Sosyalist partilerinin son bilmem kaçıncı yıl konuşmasını baştan sona devirdim. Bir tür Çin tipi sosyalizm deneyiminden sözediyorlar, Marks'ı selamlıyorlar (TV leri ayrıca sürekli bunu yapıyor) parti diktatörlüğünü kabul ediyorlar vs.

Sonuçta ne oluyor?

Dünyanın en gelişmiş ekonomisi ve askeri tekno üssüne dönüşüyor. Paraları batı parasını yıkmak üzere.
Tüm bunlar doğal çünkü doğal düşmanların var. Yani teknolaşmalısın, endüstrileşmelisin ve askerileşmelisin. Normal ancak burada da yine bir iç komünizm üretilebilirdi. Pilot komünizm alanları. Topluluklara sorulurdu. Bunu arzulayanlar olacaksa onlara özerk alanlar açılabilir ve sağlanabilirdi. Kendileri (Çin Sosyalist partisi) komünist tercihin koruyucularına dönüşebilirlerdi, komünizmin sınırlı üreticilerine dönüşebilirdi.. Yani doğa komünlerine taşınmak isteyen bunu seçen ve gönüllü olan nüfuslar için iç alanlar açabilirdi.. Hatta tüm dünya insanları için de ve isteyen gider orada Çin de bir bölgede komünizmi yaşardı ama ideologları bunu buyurmadı değil mi_?

Bir dindarla tartışırken onu gerici bulunca şu denir. Yallah Arabistan'a...

Sosyalist ve komünistler niye yallah Çin'e Değil. Sosyalist komünist ülküyü en ileri yaşayan bu ülkeyse ne kadar bağ kuruluyor? Gidip orada üretmeyi deneyin madem komünizmi; gidip sosyalizmin komünizmin üretimine -doğal örgütlü yoldaşlara- katılın.

Marks herkesin kafasını sınırlayan geveze bir ideolog değildiyse ve bu bir tür din değildiyse ve inanırları mürit değildiyse nedir?

Kimse revize edemiyor. Sınırları olan din gibi. İlah/peygamber ya da ayet gibi

Komünizm olacak mı? Bana göre gerçek soru bu. Bana ne sosyalizmden.. Bana ne yönetimden ve bana ne mülkiyetten, güçten, paradan..

Komünistler samimiyse yağmur ormanlarındaki son nomad insanların mülkiyetleştirilmesine/toplumlaştırılmasına karşı çıksın

spartacus 08-06-2025 14:52

Alıntı:

ictenlik´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 662071)
Hazır olmadığınız bir yaşam biçimini savunuyorsunuz..
Komünizm.
Hazır olan savunlamıyordur.

Komünizm adına düşünenlerin hepsi kendini parti, sınıf/yönetici (parti yöneticisi ve yöneten) yerine/kılığına koyar. İşçi ve yönetilen değil.

Bu geçerli değil, elbette feodal anlayışla bu kafayı yaşayanlar da var, ancak kimse ben yöneten olayım diye girmez bu yola, öyle de düşünmez, istisnalar kaideyi bozmaz. Örneğin demokrasi isteyenlere de demokrat denir, demokrasinin olmadığı koşulda elbette istemi anlam kazanır. Bu tek başına da anlam taşımaz, bir toplum demokrasiyi bilmiyorsa da demokrasi yaşanamaz, ancak bu süreçle anlam kazanır. Kapitalizmde isek, demokratlar elbette Parti kurmuştur(seçimlere Partilerin katılması dahi tam da senin dediğinin temelini oluşturur, seçimler partiler eliyle genel bir biçimde yapılıyorsa, aslında orada demokrasi yoktur) vb. Peki demokrasi yoksa? Öyleyse; demokrat illa ben olayım şeklinde istendiği için aday olmaz, demokrasi olmadığı için aday olur(demokrasiyi içselleştirmemiş bir toplumda, elbette demokratlar da tabiki ve ısrarla seçilmek isteyecektir, bütün toplum demokrasiyi içselleştirdiğinde böyle bir ayrımdan da söz edilemez olur.).

Sosyalist ise, bir bütün halinde halk konseylerini esas alır. Örneğin ben halkın yönetimini istiyorum, kendim için özel bir şey istemiyorum(AKP rejiminden rahatsız he rinsan kendisi için özel bir şey istiyor değil, ama seçimlerde de ister ki, kendi, adayları rejim yanlısı olmasın). Parti ise o koşullarda, erk değil ideolojiktir, yönetmez, sürece, işleyişe, işleyişin aşağıda belirttiğim doğrultuda sağlıklı olması için genel politika üretebilir. Zaten olması gereken budur, partiler genel halk seçimlerine, halkın yönetimine, halka rağmen, halk adına girmemeli, girememelidir. Ancak herkes halk konseylerinde sıradan yurttaştır ve halk kabul görür, delege de olurlarsa seçilebilirler. Toplum demokrasiyi içselleştirmemişse de kendilerinin seçilmesi için de ekstra çaba sarfetmek zorundadırlar -ki işleyiş içselleştirilebilsin.)

Temel, Halk Konseyleri: Seçilmiş veya belirli kriterde toplumdan ayrılmış değildir, kriter; her insan doğduğunda doğal adaydır ve 18 yaşına geldiğinde de doğal üyesi olur. Kriteri bundan ibaret
A -> Bütün halkın en doğal ve temel organik dahili olduğu TEMEL konseyler(şuralar, sovyet aynı anlamdadır, "Avrupa Konseyi=Avrupa Şurası=Avrupa Sovyeti"), işyeri, mahalle, köy, kamu kurumu konseyleri -> hükümeti -> seçtikleri Komite, kısaca insanların çalıştığı ve yaşadığı her alanın doğal kurumu. Örneğin A işyeri konseyi->komitesi, B üniversitesi konseyi->komitesi, C mahallesi konseyi->komitesi vb. İlk elden yerel "hükümettir"(tırnak içinde, çünkü sosyalizmde hükümet insanı yönetmek değil, sorumluluk, iş yönetimi bağlamındadır).
B -> A komitesince seçilen delegelerin İlçeyi oluşturması, ilçe konseyi, bunlar da komiteyi oluşturur. Bu halde İlçe Komitesi yine bu komiteden İl'e gönderilen delegeler.
C -> B komitelerinden seçilen delegelerce oluşan İl konseyidir, yine bu konsey komitesini seçer, komite delegeleri de merkez konseyi.
D -> C'den seçilen delegelerce oluşan merkez konseydir, konsey komiteyi seçer, komite de otomatik olarak merkezi "hükümet" olur, kısaca "hükümet" tüm ülke komiteler toplamıdır.

Ek: Her konsey, seçtiği delegeyi yani komiteyi denetleme yetkisine sahiptir ve böylece bütün hükümet doğal bir işleyişle konseylerce denetlenir. Siz A'yı delege seçtiniz, sorunları konuşup, yapılması gerekenleri kongrede karara bağladınız ve bu kişiye de sorumluluk verdiniz, baktınız ki, sorumluluklarını yerine getir-e-miyor, konsey toplantısında, sorunu dile getirip, seçim yaptınız ve yeter çoğunluğu sağlarsanız bu delegeyi geri alıp, yerine bir başkasını belirleyebilirsiniz. Demokrasi tüm yukarıda dile getirdiğim süreçler ve kurumlarla birlikte, budur da(seçilenin seçen tarafından denetlenmesini içerir). İşleyiş, konseyler->sorunlar, çözümler, sorumluluklar, görev->komiteler bağı ve tabiyeti. Konseyler özgürce olağan toplantılar yapar, yapabilir, halk anlık durum değerlendirmelerinde, olumlu, olumsuz eleştireilerde bulunabilir, komiteleri denetleyebilir. Seçilen, seçene ve seçenin verdiği sorumluluklara tabidir.

Burada farkındaysanız bütün hükümet halk tarafından ve doğal, temel olan taban konseyce oluşturulur ve hükümet doğal yollarla ve doğal katılımcı(halk) tatafından aşağıdan yukarı kurulur ve tabi olma durumu da yukarıdan aşağıyadır. Nesine karşı çıkıyorsunuz, hangi objektif gerekçelerle, istenen, arzu edilen budur(doğada 4/4'lük yaşam yoktur, hiç bir şey mükemmel ve arzu edilene göre değildir, olamaz da. Nesnel verili koşullar insan iradesinden bağımsızdır, ancak nesnel koşulları değiştirme yönünde insan emeği, müdahalesi de etkili olur. Fakat bu, örneğin çöle düşmüş birisi şimdi bu çöl ormanlık, etrafı dereler olsun demesiyle, lafla olmaz. Bu anlamda iradesinden bağımsızdır, ama insanlık emek ile, pratikle, çalışarak gerçekleşmesi için çaba sarfedebilir, başarabilir de, yine de 4/4'lük, mükemmel olmaz, bu sefer kar soğuğunda buralar 20 derece olsun diyeni çıkacaktır. Öyleyse biz, ne istiyor, neyi başarmak istiyoruz, kıstas budur.. Kapitalizmde temsili demokrasi dedikleri ve partilerle(sirk cambazlarıyla) yapılan demokrasi değil, tam tersine demokrasinin engellenmesi içindir, yerine de demorkasi olmayana demokrasiymiş gibi meşruiyet sağlamak için. Partiler özünde fikir kulüpleri gibi, aynı görüşte olanların toplaştığı bir yerdir, seçme ve seçilme işi ise bizzat halkın olmalıdır ve partiler seçime katılmamalıdır. Kısaca partilerin işi ideolojiktir, yönetim olgusu ise halka ait ve yerleşik, yerinde olmak zorunda.

Mevcut olan da ise, insanlar aldatılıyor, sanılıyor ki yönetim denelince ülke merkezinde 100-600 kişilik bir meclis olur, herkes 5 yılda bir hurra parti adıyla ortaya çıkmış seçkinlerin, elitlerin, parası olanın veya parası olana tabi olanın, kısaca halkın dışında ve halka yabancı birilerini seçer onlar da, halka rağmen halk adına yine halkın seçmediği kişilerce(atanmış binlerce amir, müdür vs. de dahilidir) yönetir(bürokrasi). Bu mudur? Budur. Yani mecvut olan hem eleştirdiğiniz, beğenmediğiniz hem de savunduğunuz oluyor, bu ciddi bir çelişkidir. Halka rağmen halk, sınıfa rağmen sınıf adına hareket edenler de kendisine bir çok feodal kahramanlık, haklının savaşı, iyi-kötü, doğru-yanlış, dost-düşman savaşı gibi, tamamen dini(ki yerleşiktir, kişiler kendi halinde başka türlüsünü bilmez) bir zeminde olup adına zamanın modası "sosyalist" diyebilir, bütün işi edilgen, müm'in-kafir edebiyatında slogan atmaya veya kişisel insan psikolojisine(oyuncağı alınmış çocuk gibi) indirgemiş olabilir, ancak bu bizim nazarımıza bir kriter değildir. Biz bunlara "sol, sağ sapma" diyoruz ve keşke olmasalar ve bunlar da, arzu etmesek de yaşanacak, yaşanıyor, kimsenin iradesinde değil. Yani ben olmasın, olsun dememle de oluyor değil. Örneğin Köroğlu'nu ele alalım, efsanede 1 tane Köroğlu var, haksızlığa karşı gelmesini taktir ederken, bir kesim çıkar Köroğlu olmak ister, biz ise; halka rağmen, halk adına Köroğlu olmak istemiyoruz, aksine Köroğlu olmaya mecbur bırakan koşulları ortadan kaldırmak istiyoruz..

"ictenlik" 08-06-2025 16:01

Alıntı:

spartacus´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 662073)
Bu geçerli değil, elbette feodal anlayışla bu kafayı yaşayanlar da var, ancak kimse ben yöneten olayım diye girmez bu yola, öyle de düşünmez, istisnalar kaideyi bozmaz. .

Hayır. Denen şu. Mesela şu an, tam şu an komünizme hazır mısın?

Bir doğa komününe, (sınıfsız sahip olmasız/mülkiyetsize) mental olarak hazır mısın ve bunu ister miydim? Şimdi

Ben kendime bir ad takmıyorum ama uygarlığın terminolojisi içinde anarşizm ve primitivizm de benim düşünce sistemimle kesişimler mevcut ve ben şu an örneğin bir yağmur ormanı kabilesini kendi topluluğuma seçecek durumdayım. Mental olarak.

Ben buna hazır ve istekliyim. Şimdi.

Sanayi toplumu ve insanı benim için yok artık bitti yani, külliyen kayıp ve yokluk kadar yoklar
Hayatta kalamazlardı bu yanlış yön (doğal evrimin tersi, doğaya ve tüm diğer türlere karşı bozgun/yozlaşma ve yanlış ilerleme ve aslında bir tür gerileme olarak ileri) ve ben bunu görüyorum şimdi

"ictenlik" 08-06-2025 16:04

Sosyalizm/komünizm nerelerde başarıldı?

Çin, Vietnam, Kore ve Küba vb mi?_

Rusya da çöktü değil mi?

Üsttekilerin hiç birinde din yok. İşte Marks bu kadar düşünüyor ve düşünür ve düşünebilir.

Çin'in maneviyatı aynı yerinde. Bunu güçlü biçimde tekmelemeye çalışsınlar bakalım partileri kalıyor mu?

Avrupalı Marks'ın avrupasında bir tane sosyalizm var mı?

İşte Marks bu kadar düşünüyor ve düşünür ve düşünebilir.

"ictenlik" 08-06-2025 16:32

Hayır. Diyorum ki herkes devrimden sözediyor.

Ben de diyorum ki niye komünden sözetmiyoruz? Eğer halkın yüzde bir kaçı bile bunu arzulasaydı bir yolunu bularak/direterek üretebilirdi ve diğerlerinin iradesine karışmadan bir özerkleşme ve bölünme/ayrılma yoluyla

Ben komünden sözediyorum ve bunu arzuluyorum. ( ve bu 3-5 kişi değil binliklerle). İnsanların %100 ünün orada olması gerekmiyor. Modern toplumla işim bitti benim. Sanayi toplumu ve ve insanıyla işim bitti benim. Benim gibi -birleşecek- binlercesi olsa ölümüne bitti.

Sosyalizm fason bir ideolojidir. Üretim toplumunu (sanayi ve kentleşmeyi, gücü ve buyruğu) sürdürüp dayatıyor.

Ben doğada hayvanlar kadar serbest varolmaktan, nesillerin güç kazanmasından ve gelecek her tür fırtınayla başadebilecek ve kendi ayakları üzerinde durabilecek kadar güçlenmesinden sözediyorum.

Sanayi toplumu 5 gün elektriksiz, susuz yaşayamaz. Toplum ve kent böyle inşa edilmemeliydi. Böyle çoğalmamalıydık. Enerji tüketimimiz böyle olmamalıydı.

Benim ki torunlarının geleceğini -nesillerini- görememek/önemsemek. Ben buradan bakıyorum

"ictenlik" 08-06-2025 17:23

Sosyalizm nasıl başarılabilir?

Bizim toplumdaki zorunlu askerlik ödevi gibi zorunlu çalışma ödevleri.

Yani toplumda bir kişi hakim, avukat, doktor ve yönetici olacaksa bile asgari 5-10 yıla kadar beden emeği çalışma ödevi süreci deneyimlemelidir. (Önce sonra emekliliğe kadar dönemsel farketmezdi.)

Tarım emeğinden inşaat işçiliğine kadar değişen zorlu emek süreçleri

Bu toplumdaki tüm ama tüm herkes için ve bunun dışında bir sosyalizm savunusunu adil/etik bulmuyorum, bulmadığım gibi akla ziyan buluyorum..

Hayatında emeğe bulamamış birinin toplum mühendisliğine girişmesi ve soyunmasını da öyle. Buna Marks kişisi dahil. Yani anmak istediğim ifadeler daha farklı olmasına rağmen burada es-geçildi.

spartacus 08-06-2025 17:30

Alıntı:

ictenlik´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 662077)
Hayır. Diyorum ki herkes devrimden sözediyor.

Ben de diyorum ki niye komünden sözetmiyoruz? Eğer halkın yüzde bir kaçı bile bunu arzulasaydı bir yolunu bularak/direterek üretebilirdi ve diğerlerinin iradesine karışmadan bir özerkleşme ve bölünme/ayrılma yoluyla

Ben komünden sözediyorum ve bunu arzuluyorum. ( ve bu 3-5 kişi değil binliklerle). İnsanların %100 ünün orada olması gerekmiyor. Modern toplumla işim bitti benim. Sanayi toplumu ve ve insanıyla işim bitti benim. Benim gibi -birleşecek- binlercesi olsa ölümüne bitti.

Komünden söz ediyoruz zaten, herkes söz edemez, herkes söz etse zaten komünden söz etmenin anlamı kalmaz. İşte çıkıp meselesinin illa "ben seçileyim" yönüyle geldiğinde, meselenin o yönü anlatılıyor, şu ya da bunun şu ya da bu, kimilerinin de "sosyalizm" vs diye alaksızca saçmalaması da kaçınılmazdır(ki siz bunlara bakarak eleştiriyorsunuz, oysa bu yanlış adres, her meyvenin gelişim süreci gibi, hamız, olgunlaşma sürecindeyiz). Bunu siz, ben iradenizde belirleyemezsiniz, öyle olsun dememle olmaz, olmasın demekle de olmaz. Yani her sosyalistim diyenin bazıları arzu olarak arzuluyor olabilir, ama bu bilincen değildir. Ona bakarsak CHP'de Sosyalist Enternasyonellerin birine üyedir, oysa ne alaka değil mi, CHP eşitlik, özgürlük, sömürüye karşıtlık, demokrasi, hak, hukuk, emekten yana bile değil, ama sosyalist demokrasi şu ya da bu yönüyle kitleleri etkilemiştir(çünkü gerçekten de demokrasi ancak sosyalizmle mümkün), ama bu lafla olmaz, gerçekten sosyalist,,, toplumların demokrasiyi içselleştirmesi koşuluna bağlıdır. O koşullar yoksa adı sosyalist olmuş, olmamış bir bağlayıcılığı yok, o toplum henüz sosyalsit toplum değildir(muhtemel henüz, kapitalist toplum hatta feodal toplum olmaklığı aşamamıştır). Örneğin Türkiye'yi düşünün, 20 yıllık KLEPTOKRASİ hakim ve onları seçen, ne anlatırsanız anlatın, gözleriyle görseler dahi, asla gerçeklere yönelmeyen, kendisinin de farkında olmayan, cahil demek zorunda kaldığımız bir kitle var(bu topluma al ülkeyi yönet deseniz ne olur ya da bırakın bunu deme koşulalrınız dahi yoktur). Yani bu neden böyle oluyor diye irdelemek ve çözümlemek zorundayız değil mi? Korkunç hem ezan, bayrak, din, ırkçışık, sembol sömürüsü, insanlar hem de kaptializm, meta fetişizmiyle, köleliğe özleme koşullanma vb. kendisine yabancılaştırılmış, aldatılmış, kör edilmiş. "Kör olmalarını istemiyorum, böyle olsanlar, sömürülmelerini istemiyorum" demeniz, sırf temenni, lafta kalacaksa, ne anlam ifade ediyor? Ben de öyle olsun, böyle olsun istemiyorum, ama olan bu, neden böyle oluyor, nasıl çözeceksin? Asıl mesele bu.. Yani adına ne dediğimiz değil, toplum belirleyici oluyor. Anlatabiliyor muyum? Şunu bunu yanlış iddia, isnatlarla genelleyip eleştirmek de yanlış. Bu tür süreçler mecburen yaşanır yani buna ne ben ne sen engel olunamaz, insanlık ve toplumsal bilinç dediğimiz asıl bilinç, defalarca ve defalarca yanılarak ve neden yanıldığını kavrayarak ilerler... Nasıl ateş yakılacağını bilen bir topluma doğan bir fert, nasıl yakacağı yönünde binlerce yıl daha bekleyip, yeniden keşif yapmaz, bu bilince nasıl erişir? Hazır toplumsal bilinç sayesinde edinir, bu binlerce yıllık birikimdir, birikimin eğirisi, doğrusu da yine binlerce yıllık sınanmışlıkla süzülür, öyle olsun demekle olmuyor, yani bir bütün halinde insanlığın, toplumsal bilincin, içselleştirmenin de sağlayanı süreçtir...
Alıntı:

ictenlik´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 662077)
Sosyalizm fason bir ideolojidir. Üretim toplumunu (sanayi ve kentleşmeyi, gücü ve buyruğu) sürdürüp dayatıyor.

Sosyalizm bir ideoloji değil zaruri ekonomik bir sistemdir. Sosyalizm size üretimi dayatmaz, başkasının üretimi, emeği üzerinde asalaklığa engel olur(üretimi dayatmak amacıyla değildir bu, insan zaten doğal olarak emek sarfetmek zorundadır, yani toplum o bilince erince zaten siyaseti bile yapılmaz ve elbette emek sarfedemeyen, toplumca bakıma muhtaç olanlar da(bedenen engelli olmak) muaftır.). Sen tek başına 1 adaya da düşsen emek sarfetmek zorundasın, bu DOĞANIN KANUNU. Hiç kimse yok ve adada mahsur kaldın, ne yapacaksın, yatacak mısın? Yiyecek, içeçecek, barınak vb, en temel zaruri ihtiyaçların, eğer eğlenmek istersen bunun için de bu ihtiyaçları karşılamış olman gerekir. Ben o adada sen çalışırken bir kapitalist isem, senin çalışman sonucu elde ettiklerine ADA BENİM MÜLKÜM, ondan elde ettiklerin de benim diyerek el koyarsam ve seni de daha çok çalıştırırsam, mülkümü böylece kendim için daha verimli işletirsem ne olacak? Sosyalist isem, seninle birlikte çalışırım, sen ağaç toplamışsındır barınak için, ben tahıl toplamışımdır ekmek için, seni çalıştıran ben değilim ki, sen zaten çalışıyorsun, ben de çalışıyorum, ağaç toplarken aynı anda ekmek yapamzsın ben de ekmek yaparken aynı anda ağaç toplayamam, kısaca hayatı bölüşüyoruz. Bakın daha doğa açısından dahi özü, temeli, esası bilmiyorsunuz. İnsanlar ne kapitalizm ne sosyalizm var olduğu için üretmiyor, doğa dahilinde her canlı ihtiyaçlarını karşılamak için çalışmak zorundadır. İnsan ise salt avcı, toplayıcı değil, toplama eylemini üretimle, emeği daha verimli kullanımla, daha verimli bir hale getirmiş. Hal böyle olunca insanların üretmesinin sebebi kapitalizm, sosyalizm olmuyor, insanlar doğanın koşulları gereği mecburen çalışıyor, kapitalizm ise insanların zorunlu, zaruri, mecburi olan üretim, emeğini, bu mecburiyet üzerinden istismara(nasılsa doğası gereği üretmeye mahkum, muhtaç), doğayı özel mülkiyeti(mahrum bırakma) haline de getirerek sömürüye, aşırı üretime çeviriyor. Kapitalizmde; üretimin toplumsallığına rağmen üretilene sahipliğin ÖZEL-bireyselliği çelişkiyi doğurur(herkes çalışacak, ama ürün sadece bir kişinin tasarrufunda olacak). İşte kapitalist sistem bunun koşulunu, asalağın, üretime, ürüne el koyma imkanını sağlar ve kapitalistin emeği de daha fazla üretim, ürün, daha fazla sömürü motivasyonuyladır, işyerinde dahi yatıp kalkabilir ve sistem kitleleri de, kapitalist olmasa üretemeyeceklerine(oysa yukarıda değindiğim gibi, aksine hazır üretime konmakta), en çok çalışanın kapitalist olduğuna inandırmış, ikna etmiş, aldatmış, ki bu salt sömürü değil, aşırı üretime de yol açar.... Sosyalizmde ise o sistem, toplumsal bilinciyle de SÜREÇLE(bir anda mümkün değil) tasfiye edilir, sosyalizm o sistemin tasfiyesi ve ilgili çelişkinin pratikte ortadan kaldırılması, üretimin toplumsallığıyla bölüşümün de, yönetimin de toplumsallığını sağlama sürecidir(gökten kalıp halinde inmiyor).
Alıntı:

ictenlik´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 662077)
Ben doğada hayvanlar kadar serbest varolmaktan, nesillerin güç kazanmasından ve gelecek her tür fırtınayla başadebilecek ve kendi ayakları üzerinde durabilecek kadar güçlenmesinden sözediyorum.

Kendi ayakları üzerinde durabilmenin ölçütü EMEKTİR, MADEM DOĞA DİYORSUNUZ, yoksa şimdi Anadolu'da herhangi bir köye de gitseniz, ayaklarınızın üzerind edurabilmek için emek sarfetmek zorundasınız, öyle değil mi? Biz de istiyoruz ki işte bu doğal emeği kendin için sarfet, bir başkası için değil. Ama ekmek isteyeceksen, ekmeği üreten sunacak, giyecek isteyeceksen giyeceği üreten sunacak, çünkü insan sosyal bir hayvandır ve ancak hayata, doğaya sosyal olarak emek, katılım sağlayabildiği oranda ayakta ve özgür olabilir.
Alıntı:

ictenlik´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 662077)
Sanayi toplumu 5 gün elektriksiz, susuz yaşayamaz. Toplum ve kent böyle inşa edilmemeliydi. Böyle çoğalmamalıydık. Enerji tüketimimiz böyle olmamalıydı.

Benim ki torunlarının geleceğini -nesillerini- görememek/önemsemek. Ben buradan bakıyorum

İnsan ekmeksiz, susuz yaşayamaz öyle mi? Öyle, o halde, kapitalizm sanayiyi sömürü endüstrisi haline getirmiş. Biz bunu savunmuyoruz ki, aksine karşı çıkıyoruz, ama sana karanlık gecelerde mumla yaşa da denemez, elektriği, suyu vb. sadece hayatı kolaylaştıran ürünler olarak düşünmek gerekir, ama gerçekten de bunu pratikte sağlamak gerekir, bunu verili dünyanın sömürü endüstrisiyle düşünürsek elbette bu karabasana, kaosa dönüşüyor ve bunun sorumlusu, hak, hukuk, adalet istememek, sömürüye karşı olmakla biz olmuyoruz. Yani istediğin olması için verili sistemin değişmesi şart(ben söylediğim için değil, öyle olduğu için böyle)! Aşırı çoğalmak istemiyorsun diyelim iyi de sömürü sisteminde ne kadar çokluk o kadar ki ihtiyaç, talep, arz ve sömürü koşulu oluyor(helek feodal toplumlar tam bir insan üretme makinesiydi, çünkü insan demek onlar için köle, fetih yapacakları asker sayısı demekti. Kapitalizmin ilk yüzyılları da aynı anlamda aşırıdır)... Ne yapayım ben de istemiyorum demek yetiyorsa sana, ben de böyle olmasını istemiyorum. Bir görüşü, analizleri, çözümlemeleri eleştirmek, kendi isteyip, istemedikleriniz üzerinden yapılamaz. O analizler, çözümlemeler, istemediğinizi ortadan kaldırıp, istediğinizi gerçekleştirmenin yoludur... İstemiyorum istiyorum o ahlde bu eleştiri kriteri olsun derseniz bu mantık dışıdır, bırakın bunu, yaşanan ne, gerçekleşen ne önce onu bir analiz edin, ne, nasıl yaparsanız aşarsınız bunu değerlendirin.

Marx peygamber değil, sistem kapitalizm ve bu kişi OBJEKTİF OLARAK OTURMUŞ BÜTÜN ÇELİŞKİLERİNİ DEĞERLENDİRMİŞ, sistem değişmedi, çelişkiler değişmedi, sırf tahlilleri geçersiz kılmak için bir yerimizden uyduramayız ki, tespitler, analizler ortada ve objektif karşılığı mevcut. Aynı şeyleri farklı isimlerle tekrar etmenin de anlamı yok. Örneğin benim şu başlıkta söylediklerimi belki bir başkası bir yerde yazmıştır ve benim ondan haberim bile yoktur. aynı şeye bakıyoruz, aynı şeyleri gözlemliyoruz, aynı sonuca varıyoruz, bu Marx demiş, başkası demiş fark etmiyor, yeter ki objektif, tutarlı yaklaşılmış olsun.

Her şeyin metalaştığı kapitalist bir toplumda ve o topluma göre kriterleyip değerlendirmelerde bulunuyorsun, biz ise toplumsal değişim, dönüşüm, içselleşmelerden söz ediyoruz, bu senin istemiyorum, istiyorum demen kadar basit olmadığı için. İşte o geçiş süreci zorunlu hale geliyor. Yani birsisi çıkıp yarın kömüne geçiyoruz derse, bu sadece bir yalandır, toplumsal dönüşümler bir anda ve bir günde ve üstelik alt-yapı, üst-yapı değişimleri olmaksızın olacak şeyler değil. Sen diyorsun ki ben binayı beğenmiyorum, ben de diyorum ki, temelden değişmesi gerekir, sen diyorsun ki yok çatıyı boyayalım(bu binayı, yaşam alanlarını değiştirmiyor), sonra benim "temelden değişmesi gerekir" söylemimde yanlış olan ne varsa,,, neden hemen şimdi o bina, şu bina olmuyor diyorsun, olsa zaten şikayet etmezdin. Demek ki öyle olmuyormuş, bina değişmeden, değişmiyormuş. Komün olalım, olalım, nasıl, kiminle olacağız, daha ne olduğunu bilmeyen, içselleştirmemiş ve neden gereksinim olduğunu dahi izah edemeyeceğimiz bir toplumla, o haliyle bu mümkün mü?...

"ictenlik" 08-06-2025 20:47

Marks diğer Avrupa düşünürleri gibi bir salon (ev/kent) düşünürü. Tüm diğer benzerleri gibi hayatı kitaplardan öğrenmiş seçkinci bir şımarık.

Gerçek hayatın, gerçek kavganın, birincil elden üretimin yaşamın zorluklarının içine atılmamış katılmamış hiç bir insanın bilgi hakkında bu kadar cüretli ve kesinlikçi olmaması gerekirdi.

İnsanları soyup soğana çeviren, köleliği hoş bir kılığa sokan bir ideolojiyi insanlara bağışladı. İnsanlar sahte bir erdemin peşinden gittiler. Komünizme asla açılmayacak bir kapı. Örneğin Çin'i ele alalım. Kapitalizme karşı sözde en ulvi durum olacağı varsayılan sosyalizmi yaşayan insanlar. Susun oturun, çenenizi kapatın, daha ilerisi yok, zaten düşlenmiş en iyi durum bu demek gibi.
Aynısın. Tarım işçisiysen tarım işçicisisin ve inşaat işçisiysen inşaat işçisisin ve diğeri senin hazırını tüketiyor. Aynı. Sınıf var. Aynı.

Sosyalizmde 1984 ün tek diktatörünün yerini parti alıyor. Marks'ın ideolojisi budur. İnsandan ve gerçekten kopuktur. Sosyalizm sahte bir eşitlik vaadiyle insanların dolandırılması ve özgürlüklerin çalınmasıdır. İdeolojisinde hiç bir özgürlük yok. Seçkinci bir tepeden bakış. Özgürlük kırıntısı bile yok. Yönetiminin hoş bir kılığa sokulması, anarşistlerin ve özgürlükçülerin bastırılması. Sahte peygamber sahte idol. Orta sınıflar seçkinler adına günah çıkarıyor ve din gibi bir şeyi insanlara kakıyor. Dünyadan haberi yok.
Üretim araçlarını sermayeden alıp kamuya ve devlete versen ne olur? Aynısın, işçisin

Eleştirilemez, aşılamaz hale getirilmiş peygamberleştirilmiş budala.

Düşüncesinin üstüne haşa düşünce koyulamaz ağa.

İnsanın en doğal hali doğada.
Avrupa düşünürleri şuna benziyor. Evcilleşmiş bir hayvan. Pencereden bakıp gerçeği resmediyor.
Doğa insanını küçümseyemezsin. Bu hayvan kadar doğal haldir ve doğal dürtüsel bilişler içerir.

Marks'ın pagan diyerek tüm yerlilerin peşine düşen onlara yönetim götüren, bilgi götüren, kültür götüren, din götüren onları aşağılayıp küçümseyen avrupalı hristiyanlardan farkı ne? Herkese don biçiyor, herkes adına düşünüyor. İnsanları bir arada tutan, aile, maneviyat, kültür, hepsini parçalıyor ve halı gibi altlarında çekiyor. İnsanları üretim metasına/robota/kula/kuklaya çeviriyor. Partinin emrine amade kılıyor. Dımdızlak.

Doğa/doğal vardır tersi vardır, bu bu kadardır. Lafı fazla uzatıp bükmeye gerek yoktur. Doğaya gitmeye -dönüşe- aklın yemiyorsa, gereklerle yüzleşemiyorsan, böyle kıvırırsın işte.

Alıntı:

Doğa/doğal vardır tersi vardır, bu bu kadardır.
Doğa, bozulmamış doğal durum, doğal uyum ve hayvan kadar doğal yaşam çemberi. Buna ilkellik demeyiz. Tek alternatif yol budur. Tek çıkış budur. Kitap doldurmaya gerek yok. Burayı göze alamıyorsak üretilen düzenlerin hepsi yapay olacak, hepsi sınıflar içerir, hepsi doğayı bozar, hayvanları ve doğayı sömürür.

Kölelik kentle başlıyor kentten çıkmayla biter. Tersi yok, hiç yok
Kölelik kentle başlıyor özgürlük kentten çıkmayla gelir. Tek analiz bu. Bu bu kadar yani

Ne zaman tarım ve hayvan köleliği terkedilir, kent terkedilir özgürlük doğal gelir. Bu insanın doğal/özgün durumudur ilkel geri durumu değildir.

"ictenlik" 08-06-2025 21:46

Aşağıda yazdıklarımın hiçbiri abartı değildir ve özel olarak çatmak ve birilerini rahatsız etmek de için yazılmıyor. Özel olarak abartılmadı ve fazladan katılmadı. Eksiği vardır fazlası yoktur. Aklen vicdanen aynen böyle duyumsanıp yazılıyor

50 yaşına yaklaşıyorum ve Marks işini şöyle görüyorum..

Özgürlük düşmanı, özgürlük fikirlerinin bastırılmasıyla ilgili tarihi şahşiyet. Tarihi düzenbaz. Özgürlük fikirlerini engelleyen/bastıran düşman/ajan. Gizli köle(lik) taciri/tüccar, dolandırıcı, manipülatör
Peygamber Muhammed, İsa gibi bilgi/biliş düşmanı engel/sınırlayan kişi

Neden?_

Ne zaman özgürlük arasan toplum karşısına çıksan şu oluyor
Dur, daha önce düşünüldü, sen bilemezsin.. Marks var. Onu izlemeliyiz. Tek o biliyor. O bilir. O bildi. O bildirdi. Onun üzerine biliş olmaz; haşa. En iyi o bilirdi. En iyi bilici oydu. Ondan iyi düşünemeyiz. Ondan iyi bilemeyiz. O herşeyi söyledi. O bilge kişiydi. Biz onu takip etmeliyiz.
Ona karşı mı geliyorsun? O halde sen kesin yanılıyorsun, sen küçük adamsın

O ne dediyse onu yapmalıyız. Onun dediği gibi yapmalıyız. Ekleme çıkarma da yapamayız. Onun bildirdiği gibi bilmeliyiz.

Bilgi ve yönetim peygamberi; felsefe peygamberi.
Bütün bilgiyi bu mülk edinmiş ,buna zimmetlenmiş. Bilgi ağası bu.. Bunun bilgi ayetlerinin üstüne bilgi söylenmiyor, karşı da gelinmiyor.
Bir kere insanı ve bilgiyi/bilişi sınırlıyor, kendiyi/kişiyi küçük düşürüyor. da

Tamam peki ne yapacağız?
Devrim
Sonra ne olacak?
Hiç bir şey? Hiç bir şey değişmeyecek. Toplum aynı toplum, işler aynı işler, herşey aynı yerinde.
Ne oldu?
Devletin yöneticisi değişti, seçimler iptal edildi, seçimler ortadan kalktı.
Başka?
Hiç

İyi de ben özgürlük arıyorum. Özgürlük, özgürlük, hürriyet

Ağa yok, patron yok. Hayır var. Çoğul dağınık tekil kişiden merkeze geçti. Parti ağa, parti patron

Sosyalizm; tam tabiriyle koyun sürüsünü kafese başka yoldan geri ileten yolun çıkış olarak tanıtımı gibi

Devrim..
Daha iyi bir yönetim olabilir, daha iyi bir ülke olabilir, daha adil olabilir evet ama hürriyet dedik. Nerede?

1850 de anlamlı olabilirdi bugün değil. 1850 de de olamazdı. Krallığı yıkıp sonsuza dek parti krallığı üretirdi... Sonsuza dek üretim toplumu, köle halk ve yöneten plutokratalar, plutokratik sınıf üretirdi. Gücü öyle bir merkezlerdi ki daha da alamazdın.

Bilginin yine otoriteleri var. Muhammed'in yerini İsa'nın yerini Marks aldı. Kilisenin engisizyonun yerini Marks aldı.
Akademi otorite. Toplum aile herşey herkes hala otorite. Nerede özgürlük?
Patronun yerini parti/devlet aldı ne farkeder?
Artık bilime tapılacak. Bilim adlı din ve onun çerçevesini çizen şansölyeler, ağalar ve efendiler, beyler
Orta sınıf aristokrat bilinci bizi yönetecek, karşı gelirsen köle sınıfa düşürüleceksin, tartışırsan yaygaracı diye linç edilirdin

Nerede özgürlük?

Devlet yok, sınır yok, otorite yok, özgürlük budur.

Marks'ın ideolojisi köleliğin tartışılmasıdır ve köleliğin (makyajlanması ve) hoş bir kılığa büründürerek sürdürülmesidir ve onaylanmasıdır. Köleliği adını şeklini değiştirme. Yokmuş gibi lanse etme. Evrimleşmiş kölelik. (Aristokrat bilinci; dolandırıcılık; kitlesel yalan manipülasyon, dezenformasyon dolandırıcılık)

"ictenlik" 08-06-2025 22:54

Buradan bakınca şöyle görünüyor.

Belki de Marks hiç yaşamasaydı ve herkesin zihnini engellemesiydi insanlar bir çıkış yolu bulacaktı. Enerjiyi yanlış yönlendiriyor/parçalıyor.

Yani bir reçete veriyor. İlle de böyle yapılmalı. Devrim yap, tüm yönetimi/devleti/ülkeyi ele geçir, yönet. Önce sosyalizm (inşa et) kurulmalı sonra tüm insanlar bilinci ışınlanınca doğal komünizme geçecek.

Bu reçete orada olmasaydı belki de özgürlük arayanlar birleşerek toplumu bölmeye doğal komünü ve özgürlüğü üretmeyi (kendi içinde diğerlerine aldırmadan inşa etmeyi) deneyecekti ve deneyebilirdi de.. Yani onların yönetimine ve bunu istemeyenlere aldırmadan. Doğal bölünerek

Marks sadece bir sınır ya da engel, bilirkişi değil, hiç değil. Marks bir sınırlayıcı. İnsanlarla birleşmeni, özgürlükçülerle birleşmeni ya da onları birleştirmeni ve beraberce diğerlerine aldırmadan bir yol seçmeni engelleyen tarihi şahsiyet ve özgürlüğü engelleyen şeye dönüşüyor. İnsanların aklını bölüyor, çeliyor ve karıştırıyor.

Marks şunu deseydi:
Özgürlükçüler birleşin, güçlenin ve yüzbinler milyonlara ulaşınca gidip doğada komünleşin, doğaya yerleşin, devleti kendi aranızda feshedin, sonra tankla topla tüfekle de gelirlerse de direnin/aldırmayın, diğerleri sizi takip ederse eder, herkes kendi yolun gider Ya özgürlük ya ölüm! deseydi?

Diyemedi ama diyemez çünkü ... Adam aristokratın dik alası.

Alıntı:

Tüm insanlar bilinci ışınlanınca doğal komünizme geçecek.
Olmayacak. Tüm dünya ülkeleri bin yıllar boyunca sosyalizmde yaşasa bile.
Doğadan uzaklaştıkça ve teknolaştıkça doğa daha dönülemez hale gelir.

Marks tapıncı (doğruculuğu ve direticliği) nedeniyle nesilleriniz yokolacak ve hala umrunuzda değil. İlle Marks'ın dediği gibi yapılmalı. Dediği dediktir.

"ictenlik" 08-06-2025 23:19

Devletsiz mülkiyetsiz topluluk...
Onbininci torunum görür mü?
Marks dedi/yazdı diye?

Amerika'nın yarısı obez ve neredeyse dörtte biri diyabet.
Tüm ülkelerde tüm insanlık, tüm hastalıklar ve tüm ilaç kullanımları eğrileri kesin olarak sürekli olarak çapraz/yukarı kıvrılır.

Bu istatiksel/matematiksel kıyamettir/felakettir. Bu kıyametin habercisidir ve haberci/kahin istatistik ve matematiktir.

Amerika vb ölçeğinde neredeyse tüm ilksel ölümcül hastalıkların tüm popülasyonu kaplaması için yüz yıl bile yok. Diyor. Matematik.

Yanlış yapıyoruz ve durmalıyız. Tam şu an şimdi. Lamı cimi yok.

"ictenlik" 09-06-2025 00:04

Tarım köleliktir ve hayatta kalmanız mümkün değil! lütfen iyi oku! bu ciddi ve tane tane açıklıyorum

Ben bugün mısır çapalıyordum. Bu tarla da önce motorlu tırpanla ot parçalandı, çapa makinesiyle sürüldü ve ekildi. Daha sonra iki çapa ve gübreleme olacak. Hasat var ve güneşin alnında bu iş amiyane kölelik.

Çapa yapmazsam pestitit (ot öldürücü) ilacı toprağa boca etmeliyim. Kendi mısırını ekmiyorsan pestitit yiyorsun çapa yapan kalmadı. Pestitit otu öldürüyor ama toprakta bir ot mu var? Orada bir mikro doğa var, canlı hayvanlar var. Ayrıca tüm bitkilere sızar. Genetik hasar, kirlilik ve toksisite demek.

Yediğin bütün sebzeler insan sağlığına zararlı miktarın yüzlerce katına kadar böcek ilacı (insektisit) dolu; niye?
İnsan sağlığına zararın minimuma inmesi için ilaçlamadan 15 gün sonra hasat diyor. Bu bile zararsız değil. Sebze bu. Patlıcanı, biberi sen 15 gün bekletemezsin. Çarşambalılar var burada sebzeci; orası ova. Ne o 15 gün? sadece 3 gün diyor.

3-5 marketten meyve sebze toplayıp kendi imkanlarınızla test ettirin baktırın.. Yedikleriniz aşırı doz (toksik doz) insektisit yüklüler.

Denizler ve akarsular artık oradaki hayatı tehdit edecek miktarda ilaç atığı doludur. Araştırın, bakın.. Antidepresan, antibiyotik diye uzar. İdrardan bile gidiyor. Kullanımı durdurulmalıdır. Kıyı balıkları/hayvanları insan dozunun 60 katına ilaca maruz kalır.

İçme sularınızda her şey var. Pestitit dahil.

Karadeniz de 700 bin hektar fındıklık var. Motorlu ot tırpanıyla bir kaç kez tüm bu yüzeydeki otlar parçalanır ve bunu yaparken tüm mikro yaşam zarar görürdü. Etrafa saçılan minicik hayvan parçaları demek. Gübreyle aynısı olurdu. Daha sonra tüm bu araziler bütün hayvanların sinir sistemini felç eden bir zehirle defalarca kez ilaçlanır. Trilyonlar çarpı trilyon küçük hayvan ve böcekten sözediyoruz..

Bunları durdurmadan hayatta kalamazsınız. İki yola gider. Ya sizin doğayı yıktığınız yaşanamaz ettiğiniz ya da doğanın gelip intikam aldığı.

Uygarlığın hiç bir tarafında akıl yoktur. Akl-ı selim de yoktur.
Şimdi zararsız/katlanılır görünüyor oysa hastalık artacak da artacak. Üstel katlanarak.

Bunları durdurmadan (nüfusu seyreltip doğaya saçmadan) hayatta kalamazsınız.. Nesilleriniz. Güle güle deyin. Kalamazlardı.

Şimdi bizim 10-20 dekar aralığı bir fındıklığımız var. Ben burada hiç tarım yapmasam, meyve yabani sebze tohumları ve fideleri atsam ve tek bir kez bunu yapıp daha sonra yaban haline bırakıp sadece toplayıcılık yapsam bize yeterdi. Burada bir miktarda salyangozlar, kuşlar, domuz, kirpi vb hayvan olacaktı. Para olmasa aynı arazi bir aileyi rahatlıkla beslerdi. Olmadı bir yapay göl atardım balık bulurdum bir şey ederdim.. Tarım yapmasan. Topluma gebe olmasan. Toplamak güneşin alnında çapa yapmaktan kolaydı.

Ben çocukken abartısız 100 kat belki 1000 kat fazla kuş ve balık nüfusu vardı ve bunu sorun/soruşturun bu cidden abartısızdır.
Doğa iklim böyle değildi. Su kaynakları kuruyor.
Karadenizde kiraz olmaz oldu. Görülmedik .. Binlerce yıldır ekilen ata kirazlar. Tür bulman lazım.

Doğal organik tarım diye bir şey de yoktur. Toprağa, hayvan gübresi atarsın, keseğen/danaburnu gelir her gün fideleri götürür keser. İlaç koysan kuşlar ölür, kıyamazsın.
Brown marmorated stink bug (kahverengi kokarca) bu böceğin uğradığı memlekette hiç bir sebze meyvenin 10-15 gün aşırı ilaçlamadan tarımı yapılamaz. Meyvenin sebzenin ekinin soyunu kuruturdu.
Bir yeri organikleştir karınca basar. Ben mini fide serası yapsam çoğunu karınca içliyor. Burası ormanlık yakını karınca popülasyonu herhangi bir yere göre binlerce kat fazla. Burada fideyi plastiğe yapmalısın; o derece.
Çit çekmesen domuzdan bir şey kalmaz. Toprağı tohumu gerçek organikleştir doğallaştır çevrede hayvan popülasyonu çoğalırdı, köstebekten, böcekten yine kalmazdı.
Şimdi tarımla binlerce yıl felç edilmiş toprakta tarım yapılıyor. Git yağmurluk ormanda alan aç dene bir parsel ne oluyor bak.
Burada kuş popülasyonu doğal dengesinde olsa inciri-kirazı yarı götürürdü, ev kurmasan senden ürkmese hep giderdi.

spartacus 09-06-2025 17:44

Masal anlatıyorsun, torunun görür mü vs. bunun sorumlusu kim? Başta kendindisin, özde yerleşik düzen... Yazdıkların yazılanlarla da, sözünü ettiğin sistemlerle de ilgili değil, tamamen psikolojik, kişisel(subjektif), bencil. Tamam mühletin doldu, bu düşüncelere yıllardır sahipsin, 3 gün içinde her şeyi değiştirmezsen boşa masal anlatma, bekliyoruz. Hadi 3 günün var, milyonlarca insanı al ve doğaya yerleş, dünyanı değiştir... Kaldı ki devamı da var, bakalım barınak, giyecek, yiyecek, sağlık, iş, aş, kanalizasyona değin dahi sorunun olmayacak mı? Lafla peynir gemisi yürümüyor. Tarım kölelik, toplayıcılık kölelik, av kölelik, çalışmak kölelik, e sonuç, ne yiyip içilecek, neyle yaşanacak, nasıl yaşanacak? Sen kendini kral, insanları da kendine kul ilan etme derdindesin, daha neyin özgürlük neyin kölelik olduğunu dahi bilmiyorsun...
Alıntı:

ictenlik´isimli üyeden Alıntı
Marks şunu deseydi:
Özgürlükçüler birleşin, güçlenin ve yüzbinler milyonlara ulaşınca gidip doğada komünleşin, doğaya yerleşin, devleti kendi aranızda feshedin, sonra tankla topla tüfekle de gelirlerse de direnin/aldırmayın, diğerleri sizi takip ederse eder, herkes kendi yolun gider Ya özgürlük ya ölüm! deseydi?

Diyemedi ama diyemez çünkü ... Adam aristokratın dik alası.

Hayır sadece senin gibi yalan, yanlış, cahilce, sırf hisleriyle düşünmüyor, yalan söylemiyor, insanları mitolojik masallarla aldatmıyor ve dünya budur, o halde bu olmalı, diyordu, sen ise elinde sihirli değnek, afyon bekliyorsun, aşırı biçimde "sihire" kaptırmışsın kendini. Herkes kendi yoluna gidemiyor, çünkü herkes kendi yolunu bilmiyor, önce herkes ve yolu bilmek gerekir, öyle lafla olmuyor. O bilince erişmiş küçük gruplar olabiliyoruz ve ütopya kısa sürede boğuluyor, egemen sistemin binası içinde, küçük bir odaya sahip olmamız yaşadığımız binayı, dünyayı değiştirmiyor, kişisel tercihlerinizdir(ki ben de, salt kendi hislerimi düşündüğümde doğada olmaktan yanayım, yaşadım da, senin şikayet ettiğin Güneş'in altında severek çalıştım, o buğday, ayçiçeği başağının kokusu, alnından inen terin serinliği, o topraktan söktüğün patatesle gelen toprak kokusu, o meşeler altında topladığın mantar ve kokusu, o sıcakta kafanı dayayıp lıkır, lıkır içtiğin eşmenin(su kaynağı) serin tadı, oradalığının müthiş hissiyatı... kölelik değil), bunun da siyasi bir boyutu yok. Madem doğada yaşamak istiyorsun ve sana göre özgürlük bu, sizi tutan mı var? Doğaya gidin, sen kendin için istiyor, salt kendin için düşünüyorsun. Çünkü ben'cilsin, çünkü sen kendini evrenin, doğanın merkezine koyuyorsun, her şeyin kriteri olarak kendini görüyorsun, ben ise doğayı merkeze koyuyorum. Doğaya git, böylece isteminiz, alakasız, gereksiz safsata eleştiriniz, hem de bu haliyle demagoji olmasın. Siz dar açılı, hayalperestsiniz diye bir başkasının söylemleri yanlış olmaz, siz saçmalamış olursunuz. İşte size süre verdim, 3 gününüz var ve bekliyoruz, 3 gün içinde milyonlarca insanla doğaya yerleşmezseniz siz mitolojik, hadi ütopik değil, aynı zamanda bir yalancısınız, ki umarım daha ilk günden fırın, hastane, barınak, yiyecek, eczane aramazsınız, ne de olsa size göre doğada güneş altında iş yapmak kölelik. Toprak, Güneş, sıcak, soğuk, ıslak, kuru, yağmur, rüzgar, hava, sel, yumuşak, sert, taş, kaya, çalı, çırpı vb. ve çalışmak tüm bunlar doğa değilmiş gibi...
Alıntı:

ictenlik´isimli üyeden Alıntı
Tamam peki ne yapacağız?
Devrim
Sonra ne olacak?
Hiç bir şey? Hiç bir şey değişmeyecek. Toplum aynı toplum, işler aynı işler, herşey aynı yerinde.
Ne oldu?
Devletin yöneticisi değişti, seçimler iptal edildi, seçimler ortadan kalktı.
Başka?
Hiç

İyi de ben özgürlük arıyorum. Özgürlük, özgürlük, hürriyet

Ağa yok, patron yok. Hayır var. Çoğul dağınık tekil kişiden merkeze geçti. Parti ağa, parti patron

Sosyalizm; tam tabiriyle koyun sürüsünü kafese başka yoldan geri ileten yolun çıkış olarak tanıtımı gibi

Bu söylediklerin kendi yalanın, çünkü mantığın insanlığı doğayla bütünleştirmek yerine, koyun sürüsü gibi yapıp doğaya salıp başına çoban olmak istemen, barınak, giyecek, yiyecek, sağlık sorunlarını nasıl çözdüğüne dair ve milyonları doğaya taşıdığında gerçekleştirdiğinin de şehirleşme olacağına dair hiç bir fikrin yok. Çünkü çobansın, insanları oradan, oraya süreceğin sürü gibi görüyorsun, fark burada. Birisi sistemler ve üretim ilişkileri değişimiyle de, dönüşümü amaç edinmişken, sen meseleyi sürüleştirme, bir kaç kişiyi doğaya taşımakla çözeceğini iddia ediyorsun, üstelik yalanlarla. Anlattım, seçimler ortadan kalkmıyor, süreçler ise iradi, keyfi değil, aynı toplum olmamak namına zorunlu süreç oluyor. İddia etttiğin gibi oluyorsa, 3 gün mühletin var, bekliyoruz. Dünyayı değiştireceğini ve 3 gün içinde değişip, aynı toplum olmayacağını iddia ediyorsun, nasıl olacak bu?...

Nerdeyse 100 yıldır ambargo ve yalan, dolan savaşı, işgali altında Küba'da dahi seçimler iddia ettiğin gibi değildir, yandaş medyanın yalanlarıyla olmuyor. Sosyalizmde nasıl olur, olmalıdır yazıyorum, yazdıklarımla da tam alakasız, söylediklerimin, tam tersini söylemişim gibi yapıp, yalanla(sonuç itibarıyla) dönüyorsun. Söylediklerimi al, yalana, dolana dolanmadan eleştir, soracaksan da sor, ama yalan, dolan yapma. Senle değil komün, 3 km yola bile gidilmez, çünkü objektif, tutarlı değilsin. Daha kendin, isteklerin, iddiaların açısından çelişki içindesin. Peki dediğini yaptın, 100 kişiyle doğaya çıktın, sen yaşamak için çalışmak zorundasın, sen çalışır, kapitalist kültürün empozuyla yetişmiş kişiler de(diyelim ki 10 kişi) toplayıp edindiklerine el koyarsa(kısaca çalarsa) ne yapacaksın? Engel mi olacaksın, kovacak mısın, elbette bir şeyler yapmalı, buna engel olunmalı. Onların(hırsızların) medyası da sahtekarlık yapacak ve soracak, "hani özgürlükçüydün, neden bu insanları kovuyorsun, engel oluyorsun veya ceza veriyorsun? Baskıcısın vs.", ağababası medyasına da engel olmak zorunda kalacaksın... Kısaca henüz, özgürlüğün ne olduğu, hukukunu bilmiyor, aklına eseni, dilediğini yapmak sanıyorsunuz, oysa özgürlük öyle bir şey, bir masal değil, zorunluluğun bilinci, zaruriyetler, koşullar dahilinde, bir başkasının da iradesini, hakkını gasp, ezmeye dayalı olmaksızın seçme şansına sahip olmaktır. Ve bu salt nesnel koşullar değil, o seçimi yapabileceğini bilmenin de bilgisi, yani bilince de sahip olabilmektir(öznel koşullar))? Bu kişiler(sizden çalanlar) ve sermaye diktatörlüğü kapitalist dünya da, şu an yaptığı gibi, sizi kötülemeyecek mi? Dünya, sermaye diktatörlüğü yandaş basını, basit yalanlarla sizi kötüleyecek, özgürlük düşmanı ilan etmeyecek mi? sonra gelip burada onların namelerini dizmeyecek misin? 1 milyon kişi olsaydınız, onlar da(ürünlerinize el koyan, koymak isteyenler) 100.000 kişi olmayacak mıydı? Şimdi kimin gözünden değerlendirmeliyiz?

https://haber.sol.org.tr/sol-ceviri/...-gercek-218467

https://kubadostluk.org/orgutlu-bir-...secimler-kuba/

Senin amacın galiba bütün insanlığı alıp, topluca katletmek, öyle ya milyarca insanın, ancak dünyanın değişimi, dönüşümüyle birlikte dönüşeceği meselesine tahammülün yok, birisi çağrı yapsın herkes doğaya çıksın(bu defalarca denenmiştir, oysa değişmesi, dönüşmesi gereken dünyadır... Meseleyi bir çağrı yapmak kadar basit görüyorsun, belli ki, çağrıya uymayan milyarları da yok edeceksin... Ve daha kendin bu çağrıya uymamışsın, internet başında oturduğun yerden doğa çıkmaktan söz ediyor, çelişiyorsun. Demek ki öyle yalanla, aldatmayla, masalla olmuyor o işler. Biz doğaya çıkmak değil(yazdıkalrın ve yaklaşım tarzına bakılırsa adım attığın yeri de verili olandan beter edersin), doğayla bütün olmak istiyoruz. :)

Baskoylu 11-06-2025 05:08

Alıntı:

"ictenlik"´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 662076)
Sosyalizm/komünizm nerelerde başarıldı?

Çin, Vietnam, Kore ve Küba vb mi?_

Rusya da çöktü değil mi?

Üsttekilerin hiç birinde din yok. İşte Marks bu kadar düşünüyor ve düşünür ve düşünebilir.

Çin'in maneviyatı aynı yerinde. Bunu güçlü biçimde tekmelemeye çalışsınlar bakalım partileri kalıyor mu?

Avrupalı Marks'ın avrupasında bir tane sosyalizm var mı?

İşte Marks bu kadar düşünüyor ve düşünür ve düşünebilir.

Alıntı:

Sosyalizm/komünizm nerelerde başarıldı?
"Komunizm" Sinirsiz ve Sinifsiz Bir Dunya Duzenidir.
Tek ulkede Komunizm insa edilemez.
Dolayisiyla Komunizmin ne anlama geldigini, ne oldugunu bilmediginizi dusunuyorum.

Sizce "Sosyalizm" nerde, nasil, kim ve kimler tarafindan kuruldu?
Kurulduysa hangi yillarda hangi ulkede Sosyalizm insa edildi?
Rusya da coktugunu soylemissiniz!!!!!
Rusya da Sosyalizm insa edilmediki.
1938 de St Petersburg da yapilan bir kongrede, Stalin kursuye cikar, Lenin yoldasin tamamliyamadigi Sosyalist asamayi, tamamladiklarini idda eder.
1939 da yapilan kongrede, baska bir delege Stalinin soylediklerine cevap verirken yapilan ve tamamlanmiyan kistaslari siraladiktan sonra,
Sosyalist asamanin asilmadigini soyler.
Sosyalist asamanin asilmadigi genel olarak kabul edilir. tamamlanmiyan kistaslarin tamamlanmasi icin mucadele verilmesi gerektigi kabul edilir.
2nci Dunya Savasindan dolay bu asamanin asilmadigi bir yenilgi olarak kabul edilir.
Sonuc olarak, Sosyalizm insa edilmediginden dolayi, Sosyalizm hic bir ulkede yasama gecmedi.
Kapitalizmin, Emperyalizmin, Dinciligin, Irkciligin, Milliyetciligin ve Her Turden Gericiligin propagandalarini yaparak, Sosyalizm ve Komunizme yonelik yapmaya calistiginiz saldirilariniz, bilgisizlikleriniz ve yetersizliklerinizle sinirli kalmakan oteye gitmiyecektir.
DOLAYISIYLA SOSYALIZM VE KOMUNIZMIN NE ANLAMA GELDIGINI, NEDIR NE DEGILDIR?
KAVRAMANIZI ONERIYORUM

Alıntı:

Çin, Vietnam, Kore ve Küba vb mi?_
Sayarken eksik saymissiniz, Yogoslavya, Bulgaristan, Arnavutluk, Polonya, Romanya, Dogu Almanya eklemeyi unutmussunuz.
Bu ve bu gibi ulkelerde birak Sosyalizmi, Sosyalizm icin ufak bir adim bile atilmamistir. Bunun en guzel ornegi, Kuba dir. Che Guevara Bakanligi birakip, Bolivyada gerilla mucadelesini secerek Olume bosuna gitmedi.
Fidel Castro denen piskopatin, Sosyalist maskesi altinda farkli amaclar pesinde olmasini gordugu icin Kuba`yi terk etti.
Egemenler, Fidel Castro, Brejnev, Enver Hoca, Leon Trotsky, Krushcev ve daha nicelerini, gelecegini kurtarmak adina oldukca yogun mucadele vermis.
Time dergisinde soyle bir yazi okumustum.
ABD. Ingiltere, Almanya, gibi ulkelerin Sovyetleri parcalamak, ve Sosyalizme gecmemesi icin harcadigi para ile, 100 tane Afrika kitasini dunyanin en zengin ulkeleri haline getirebilirdi.

Alıntı:

Rusya da çöktü değil mi?
Rusya da bir sey cokmedi. 2nci dunya savasindan sonra, Ozellikle Stalinden sonra Emperyalizmin istedigi uygulanmis, Rus Sosyal Emperyalizmi olarak yerini almisti.

Alıntı:

Üsttekilerin hiç birinde din yok. İşte Marks bu kadar düşünüyor ve düşünür ve düşünebilir.
Sizin gibi Gizli Cennet ve Cehennem hesaplari yapan, YA BIRDE VARSA hesaplari ile, Karl Marks ve onun gibilerini elestirmeye calisanlar, Bilgisizlik, Bilincsizlik, Yetersizlik ve Arastirma gibi ozelliklere sahip olmiyan kulaktan dolma yaklasimlarla Emperyalizmin, Kapitalizmin, Irkciligin, Milliyetciligin ve Gericiligin savunuculugunu yaparak.
Sinirsiz ve Sinifsiz bir dunyanin kurulmasindan hosnut olmadiginizin en guzel orneklerini veriyorsunuz.
Tipki Adolf Hitlerin Ustasi Olan, Ulu Onderiniz Irkci, Milliyetci, Gerici ve Fasist Kan Emicinin goklere cikarilmaya calisilmasi gibi.

Unutmayin,
EZEN VE EZILEN,
SOMUREN VE SOMURULEN var oldukca INSANLIK KURTULANA DEK MUCADELE DURMIYACAKTIR.

"ictenlik" 11-06-2025 14:07

Alıntı:

spartacus´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 662090)
Masal anlatıyorsun, torunun görür mü vs. bunun sorumlusu kim? Başta kendindisin, özde yerleşik düzen... Yazdıkların yazılanlarla da, sözünü ettiğin sistemlerle de ilgili değil, tamamen psikolojik, kişisel(subjektif), bencil. Tamam mühletin doldu, bu düşüncelere yıllardır sahipsin, 3 gün içinde her şeyi değiştirmezsen boşa masal anlatma, bekliyoruz. Hadi 3 günün var, milyonlarca insanı al ve doğaya yerleş, dünyanı değiştir... Kaldı ki devamı da var, bakalım barınak, giyecek, yiyecek, sağlık, iş, aş, kanalizasyona değin dahi sorunun olmayacak mı? Lafla peynir gemisi yürümüyor. Tarım kölelik, toplayıcılık kölelik, av kölelik, çalışmak kölelik, e sonuç, ne yiyip içilecek, neyle yaşanacak, nasıl yaşanacak? Sen kendini kral, insanları da kendine kul ilan etme derdindesin, daha neyin özgürlük neyin kölelik olduğunu dahi bilmiyorsun... Hayır sadece senin gibi yalan, yanlış, cahilce, sırf hisleriyle düşünmüyor, yalan söylemiyor, insanları mitolojik masallarla aldatmıyor ve dünya budur, o halde bu olmalı, diyordu, sen ise elinde sihirli değnek, afyon bekliyorsun, aşırı biçimde "sihire" kaptırmışsın kendini. Herkes kendi yoluna gidemiyor, çünkü herkes kendi yolunu bilmiyor, önce herkes ve yolu bilmek gerekir, öyle lafla olmuyor. O bilince erişmiş küçük gruplar olabiliyoruz ve ütopya kısa sürede boğuluyor, egemen sistemin binası içinde, küçük bir odaya sahip olmamız yaşadığımız binayı, dünyayı değiştirmiyor, kişisel tercihlerinizdir(ki ben de, salt kendi hislerimi düşündüğümde doğada olmaktan yanayım, yaşadım da, senin şikayet ettiğin Güneş'in altında severek çalıştım, o buğday, ayçiçeği başağının kokusu, alnından inen terin serinliği, o topraktan söktüğün patatesle gelen toprak kokusu, o meşeler altında topladığın mantar ve kokusu, o sıcakta kafanı dayayıp lıkır, lıkır içtiğin eşmenin(su kaynağı) serin tadı, oradalığının müthiş hissiyatı... kölelik değil), bunun da siyasi bir boyutu yok. Madem doğada yaşamak istiyorsun ve sana göre özgürlük bu, sizi tutan mı var? Doğaya gidin, sen kendin için istiyor, salt kendin için düşünüyorsun. Çünkü ben'cilsin, çünkü sen kendini evrenin, doğanın merkezine koyuyorsun, her şeyin kriteri olarak kendini görüyorsun, ben ise doğayı merkeze koyuyorum. Doğaya git, böylece isteminiz, alakasız, gereksiz safsata eleştiriniz, hem de bu haliyle demagoji olmasın. Siz dar açılı, hayalperestsiniz diye bir başkasının söylemleri yanlış olmaz, siz saçmalamış olursunuz. İşte size süre verdim, 3 gününüz var ve bekliyoruz, 3 gün içinde milyonlarca insanla doğaya yerleşmezseniz siz mitolojik, hadi ütopik değil, aynı zamanda bir yalancısınız, ki umarım daha ilk günden fırın, hastane, barınak, yiyecek, eczane aramazsınız, ne de olsa size göre doğada güneş altında iş yapmak kölelik. Toprak, Güneş, sıcak, soğuk, ıslak, kuru, yağmur, rüzgar, hava, sel, yumuşak, sert, taş, kaya, çalı, çırpı vb. ve çalışmak tüm bunlar doğa değilmiş gibi...

Bu söylediklerin kendi yalanın, çünkü mantığın insanlığı doğayla bütünleştirmek yerine, koyun sürüsü gibi yapıp doğaya salıp başına çoban olmak istemen, barınak, giyecek, yiyecek, sağlık sorunlarını nasıl çözdüğüne dair ve milyonları doğaya taşıdığında gerçekleştirdiğinin de şehirleşme olacağına dair hiç bir fikrin yok. Çünkü çobansın, insanları oradan, oraya süreceğin sürü gibi görüyorsun, fark burada. Birisi sistemler ve üretim ilişkileri değişimiyle de, dönüşümü amaç edinmişken, sen meseleyi sürüleştirme, bir kaç kişiyi doğaya taşımakla çözeceğini iddia ediyorsun, üstelik yalanlarla. Anlattım, seçimler ortadan kalkmıyor, süreçler ise iradi, keyfi değil, aynı toplum olmamak namına zorunlu süreç oluyor. İddia etttiğin gibi oluyorsa, 3 gün mühletin var, bekliyoruz. Dünyayı değiştireceğini ve 3 gün içinde değişip, aynı toplum olmayacağını iddia ediyorsun, nasıl olacak bu?...

Nerdeyse 100 yıldır ambargo ve yalan, dolan savaşı, işgali altında Küba'da dahi seçimler iddia ettiğin gibi değildir, yandaş medyanın yalanlarıyla olmuyor. Sosyalizmde nasıl olur, olmalıdır yazıyorum, yazdıklarımla da tam alakasız, söylediklerimin, tam tersini söylemişim gibi yapıp, yalanla(sonuç itibarıyla) dönüyorsun. Söylediklerimi al, yalana, dolana dolanmadan eleştir, soracaksan da sor, ama yalan, dolan yapma. Senle değil komün, 3 km yola bile gidilmez, çünkü objektif, tutarlı değilsin. Daha kendin, isteklerin, iddiaların açısından çelişki içindesin. Peki dediğini yaptın, 100 kişiyle doğaya çıktın, sen yaşamak için çalışmak zorundasın, sen çalışır, kapitalist kültürün empozuyla yetişmiş kişiler de(diyelim ki 10 kişi) toplayıp edindiklerine el koyarsa(kısaca çalarsa) ne yapacaksın? Engel mi olacaksın, kovacak mısın, elbette bir şeyler yapmalı, buna engel olunmalı. Onların(hırsızların) medyası da sahtekarlık yapacak ve soracak, "hani özgürlükçüydün, neden bu insanları kovuyorsun, engel oluyorsun veya ceza veriyorsun? Baskıcısın vs.", ağababası medyasına da engel olmak zorunda kalacaksın... Kısaca henüz, özgürlüğün ne olduğu, hukukunu bilmiyor, aklına eseni, dilediğini yapmak sanıyorsunuz, oysa özgürlük öyle bir şey, bir masal değil, zorunluluğun bilinci, zaruriyetler, koşullar dahilinde, bir başkasının da iradesini, hakkını gasp, ezmeye dayalı olmaksızın seçme şansına sahip olmaktır. Ve bu salt nesnel koşullar değil, o seçimi yapabileceğini bilmenin de bilgisi, yani bilince de sahip olabilmektir(öznel koşullar))? Bu kişiler(sizden çalanlar) ve sermaye diktatörlüğü kapitalist dünya da, şu an yaptığı gibi, sizi kötülemeyecek mi? Dünya, sermaye diktatörlüğü yandaş basını, basit yalanlarla sizi kötüleyecek, özgürlük düşmanı ilan etmeyecek mi? sonra gelip burada onların namelerini dizmeyecek misin? 1 milyon kişi olsaydınız, onlar da(ürünlerinize el koyan, koymak isteyenler) 100.000 kişi olmayacak mıydı? Şimdi kimin gözünden değerlendirmeliyiz?

https://haber.sol.org.tr/sol-ceviri/...-gercek-218467

https://kubadostluk.org/orgutlu-bir-...secimler-kuba/

Senin amacın galiba bütün insanlığı alıp, topluca katletmek, öyle ya milyarca insanın, ancak dünyanın değişimi, dönüşümüyle birlikte dönüşeceği meselesine tahammülün yok, birisi çağrı yapsın herkes doğaya çıksın(bu defalarca denenmiştir, oysa değişmesi, dönüşmesi gereken dünyadır... Meseleyi bir çağrı yapmak kadar basit görüyorsun, belli ki, çağrıya uymayan milyarları da yok edeceksin... Ve daha kendin bu çağrıya uymamışsın, internet başında oturduğun yerden doğa çıkmaktan söz ediyor, çelişiyorsun. Demek ki öyle yalanla, aldatmayla, masalla olmuyor o işler. Biz doğaya çıkmak değil(yazdıkalrın ve yaklaşım tarzına bakılırsa adım attığın yeri de verili olandan beter edersin), doğayla bütün olmak istiyoruz. :)

Senin üslubun berbat ve bir yöneticiye yakışmıyor.

Marks'ın avukatı ya da hatta kendisi gibi davranıyorsun. Burada yazılanlar seni ya da özel olarak herhangi bireyi hedef almıyor ya da bu tarz çirkin iddialar yüklü değildi.

Benim bir amacım yok. Düşüncelerin ifadesi ya da dışavurumu ve bunu yapmayabilirim.

Senin tavrın şuna benziyor. Sopa göstermek, susturmak için taciz

Ona varır. Konuşma yoksa kişi saldırısı -ad homineme- maruz kalırsın demek gibi. Her defasında aynı. Bir tür jandarma bekçi ya da kolluk gibi.

Sizin Marks'ı eleştirilemez kılarken dindardan farkınız ne? Bunu bulun. Bir gün arayın da.

Yazdıklarım Muhammed'i savunan dindara benziyor ya da Muhammed'ine laf edilmiş gibisin yani..

Hiç düşünmemişsin ki niye masal anlatayım?

Dünya nüfusu 7-8 milyar. Geçmiş yılların üreme dinamikleriyle her 50 yılda bir ikiye katlanır. Tüm popülasyonlarda tüm hastalık eğrileri ve ilaç kullanım eğrileri sürekli artar ve yükselir.

Bunlar masal değil toplumsal duyarlılık ,senin nasıl büktüğün önemi değil. Benim kafamı
görüşümü bükemezsin senin kendi kafanda bükük kalır. Böyle okursan ve bakarsan

"ictenlik" 11-06-2025 14:12

Alıntı:

Baskoylu´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 662092)
"Sizin gibi Gizli Cennet ve Cehennem hesaplari yapan, YA BIRDE VARSA hesaplari ile, Karl Marks ve onun gibilerini elestirmeye calisanlar, Bilgisizlik, Bilincsizlik, Yetersizlik ve Arastirma gibi ozelliklere sahip olmiyan kulaktan dolma yaklasimlarla Emperyalizmin, Kapitalizmin, Irkciligin, Milliyetciligin ve Gericiligin savunuculugunu yaparak.
Sinirsiz ve Sinifsiz bir dunyanin kurulmasindan hosnut olmadiginizin en guzel orneklerini veriyorsunuz.
Tipki Adolf Hitlerin Ustasi Olan, Ulu Onderiniz Irkci, Milliyetci, Gerici ve Fasist Kan Emicinin goklere cikarilmaya calisilmasi gibi.

Unutmayin,
EZEN VE EZILEN,
SOMUREN VE SOMURULEN var oldukca INSANLIK KURTULANA DEK MUCADELE DURMIYACAKTIR.

Bir kaç hatırlatma

Ben cennet ya da cehennem hesabı yaptığımı sanmıyorum

Irkçılık, milliyetçilik emperyalizm, kapitalizm ben bunu nerede savunmuşum?

Primitivizm ya da direkt komünizmi savunuruz. Sosyalizm içermeyen komünizm. Komünizmin kendini savunulur buluyorum. Bunu açıklamışım ya.

Benim ulum felan yok. Nerede gördün? Nerede ifade etmişim?

Al benden de o kadar

Unutmayin,
EZEN VE EZILEN,
SOMUREN VE SOMURULEN var oldukca INSANLIK KURTULANA DEK MUCADELE DURMaYACAKTIR.

Bunu imzalıyorum...

"ictenlik" 11-06-2025 14:18

Alıntı:

spartacus´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 662090)
Masal anlatıyorsun, torunun görür mü vs.

Bak şimdi iki dürüst kelam edeyim mi? Ben bunları hiç yazmayabilirim. Oturabilirim evimde öyle.

Gelip kuşlardan kelebeklerden sözederim burada. Bunu da çok iyi biliyorum.

Niye yapıyorum?

Şimdi din sizi rahatsız ettiğinde gider -dindar uyansın diye- -ayıksın diye- ayetine çatarsınız, Muhammed'e çatarsınız.

İstersen de susarsın, bana ne dersin?

Ben ondan yazdım. Sen ne bilirsen bil.

Ben ondan yazdım hatta düşündüm ki kafa kurcalar, birinin beynini açar, öte beri düşündürür sorgulatır, rahatsız eder vs. Sen ne bilirsen bil.

Yani, gidip Marks'ın kendine/kişisine yücelik/ulviyet ve tamamlık bütünlük kusursuzluk, herşeyi söylediği en iyi bildiği yükler gibi düşüneceğine özgün bir düşünce bir süreci yürütür.

Yoksa bana ne ya?.

"ictenlik" 11-06-2025 14:30

Alıntı:

spartacus´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 662090)
Masal anlatıyorsun, torunun görür mü vs.

Alıntı:

Baskoylu´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 662092)
"Komunizm" Sinirsiz ve Sinifsiz Bir Dunya Duzenidir.
Tek ulkede Komunizm insa edilemez.
Dolayisiyla Komunizmin ne anlama geldigini, ne oldugunu bilmediginizi dusunuyorum.

Bütün ülkeler bir gün komünizm görecek mi spartacus?

Hayır. Komünizmi bilmemem değil. Tam olarak bunu neredeyse imkansız gibi görünmesi üzerine başka çıkış yolları serbest düşünceler arayışı ve tam aksine ben komünizmi yaşarken görme arzumu açıklıyorum.

Buradaki sitem neydi?
Ben dayandım 50 yaşına sanırım komünizm felan göremem. Belki torun torba da göremez.

Marks son bir kaç yüz yıldır dünya politik tarihine yön veren isimlerden biri gibi görülüyor.

Ben tam aksine diyorum ki anarşizmi, devletsizliği, tüm insanlık bunu birleşerek üretmiyorsa isteyen grupların üretme çabasını ve pek çok başka şeyi konuşabilecekken ortada Marks adlı bir kişilik olduğu hiç bir şey konuşulamıyor.

Demek istediğim şu. Sosyalizm bir yönetim biçimidir ve benim gibiler konu değildir. Bu devlettir, bu yönetimdir ve bu partidir. Ben yönetim/yönetici olmayan ve devlet olmayan durumu arzuluyorum.

Tam aksine Marks kişisi senin gibilerle birleşmeni engelliyor ve zihinleri bölüyor. Onlara hiç bir zaman gerçekleşemeyecek bir üst idealle/ütopyayla birlikte sosyalizmi tanıtıyor.

Yani birleşebileceğin -işbirliği yapabileceğin- insanları sonsuza dek gelmeyecek bir ütopyanın peşine sosyalizme kilitliyor (kanalize ediyor) ve sosyalizm yönetimdir.

"ictenlik" 11-06-2025 14:46

Tam aksine içtenlik'sen olaya şöyle bakarsın.

Marks'ı abartılan, kendince kör noktaları olan, ortalama/vasat bir düşünür ve tipik bir batı seçkincisi ve salon düşünürü olarak görmek ve ele almak kendi düşünce süreçlerini, kendine olan saygını geliştirir. Onu takip etmek yerine özgün- aşkın düşünce süreçleri de yürütebileceğini farkederdin.

Kişiye bir peygamberle tam aynı ve kuramına bir dinle tam aynı statü sağlanıyor ve tartışmacılar bunun farkında bile değildi..

Düşünceler, doğrular, gerçekler esnektir, değişkendir, çağdan çağa değişir ve uyarlama yenileme, revizyon gerektirir ve eleştiri bazen sert ve yıkıcı görülse ya da yansısa bile kimince de gelişim/değişim, yenilenme, sorgu amaçlı sunulur.

Saygılar.

Marks'ın zamanında ekoloji yoktu, Marks'ın zamanında nüfus 8 milyara dayalı değildi, sanayi bu halde değildi, ilaç endüstrisi yoktu, kimyasal kirletici yoktu, teknoloji yoktu, biyo-genetik tartışılmamıştı

Bugün dünya ve düşünürler devrime değil (yönetim kuramına değil) sürdürülebilir varoluşa odaklanmalı

Nüfus taşmış hastalıklar artıyor

"ictenlik" 11-06-2025 15:30

Alıntı:

Baskoylu´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 662092)
"Komunizm" Sinirsiz ve Sinifsiz Bir Dunya Duzenidir.
Tipki Adolf Hitlerin Ustasi Olan, Ulu Onderiniz Irkci, Milliyetci, Gerici ve Fasist Kan Emicinin goklere cikarilmaya calisilmasi gibi.

Ulu Parmenides uluların en ulusudur

İlginç bir şekilde Hitler adlı kişiyle bir bağlantısını kuramadım

Alıntı:

Ulu Parmenides uluların en ulusudur
Göklere çıktı, onu atlar götürdü, tanrıçayla karşılaştı

Yazar olarak içtenlikle ilgili iki not

Benim buradaki dizin yazarlığım/yazım toplumda "takılma" denen şeye benzer, kötüniyet yoktur, kimseyi kırmak üzmek için yazılmıyor, fazla da ciddiye alınmamayı yani beni çok ciddiye almamayı ve üzerinde durmamayı ve yazılana takılmamayı öneririm ..

Şimdi aylar sonra gelmişim bu foruma. Bir laf açayım ne olsun? dedim. Öylece çıktı.

Mustafa Kemal'den vurmayın, oradan acıtmıyor.
Seçkinci bir osmanlı subayı.

İnsanlara mozole dikmek ayıptır. Güneş kültü zamanından kalma mı?. Öndere tapınma.

Anadolu Birleşik Devletlerini yeğlerim..

Alıntı:

İlginç bir şekilde Hitler adlı kişiyle bir bağlantısını kuramadım
Hitler Alman ve Marks'la da yurttaş

"ictenlik" 11-06-2025 17:56

Marks'a yaşam boyu ciddi bir ilgi duymamama rağmen insanların bir bölümü önemseyip ciddiye aldığı için okumaya araştırmaya dönük bir ilgi sundum. Kitaplarını internetten toplayıp okumayı deneyecektim. Ne kadar neyi varsa topluyorum. Tüm külliyatını inceleyecektim. Tam bu soruşturmayı yürütürken -ekşi sözlükte olabilir- birine yazdığı bir mektuba eriştim. Mektup bana göre berbattı ve kişinin ne kadar .. .... .... (ne) olduğunu ele veriyordu. (ilgili içimden gelip geçen, istediğim sıfatları anmıyorum ama uzun bir listesi var ve bu sevilmiyor).

Mektubun bir kaç paragrafına zor katlanmış olmalıyım. Kendini efendi/tanrı sanan, böbürlenen, karşısındaki azarladığı çocuğu felan sanan birinin satırlarına benziyordu. Egosundan burnunun ucunu göremiyor olmalı.

Marks benim için o an da tuz buz olup eridi ve bitti ve hiçe dönüştü. Marks benim gibiler için bizim köydeki herhangi insandan çok çok daha önemsiz, yetişmesi kendini geliştirmesi, büyümesi ve öğretilmesi gereken bir kişilik.

spartacus 12-06-2025 05:02

Alıntı:

ictenlik´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 662099)
Marks'a yaşam boyu ciddi bir ilgi duymamama rağmen insanların bir bölümü önemseyip ciddiye aldığı için okumaya araştırmaya dönük bir ilgi sundum. Kitaplarını internetten toplayıp okumayı deneyecektim. Ne kadar neyi varsa topluyorum. Tüm külliyatını inceleyecektim. Tam bu soruşturmayı yürütürken -ekşi sözlükte olabilir- birine yazdığı bir mektuba eriştim. Mektup bana göre berbattı ve kişinin ne kadar .. .... .... (ne) olduğunu ele veriyordu. (ilgili içimden gelip geçen, istediğim sıfatları anmıyorum ama uzun bir listesi var ve bu sevilmiyor).

Mektubun bir kaç paragrafına zor katlanmış olmalıyım. Kendini efendi/tanrı sanan, böbürlenen, karşısındaki azarladığı çocuğu felan sanan birinin satırlarına benziyordu. Egosundan burnunun ucunu göremiyor olmalı.

Marks benim için o an da tuz buz olup eridi ve bitti ve hiçe dönüştü. Marks benim gibiler için bizim köydeki herhangi insandan çok çok daha önemsiz, yetişmesi kendini geliştirmesi, büyümesi ve öğretilmesi gereken bir kişilik.

Konunun başından beridir üslubunuz akıl mantık dışı, çamur, bu tarz yöntemler(akıl, mantık dışı yöntemleriniz) narsisizm içinde oynamak bir insana yakışmıyor. (düşünmeniz içindir, aslında bu sözler size ait) HAYIFLANMAK=ELEŞTİRİ değildir...

Burada konu Marx değil(şunu demiş, bunu dememiş değil, eksik görüyorsanız elbette siz tamamlayabilirsiniz, Marx ilah değil), 2025 yılındasınız ve karşınızda Marx yok, bu kadar akıl, mantık dışı hayıflanmalara karşı şaşırmış muhtabınız var. Kişisel gerekçelerle, ne için, neye dayanarak söylendiği dahi belirsiz kişisel kriterler... Sıkışınca da muhataba "üslup", "yönetici"(ne alaka ise) demeniz vs. oysa kendi yazdıklarınıza bakın, sadece itibarsızlaştırma üzerine kurulu... Size deniyor ki, böyle eleştiri olmaz, konuyla da ilgisi yok. Kaldı ki muhatap ne yapsın? Kişisel sebeplerle hayıflanmışsınız(tespittir, analizdir!). Bir eleştiri olacaksa eline dümenden tahta almış, gaiple konuştuğunu iddia eden,, insanları aldatıp, devran süren cüppelisinden bir kaçığın müritliğini yapıyorsunuz, hangi bilinçten söz ediyorsunuz, hangi köyden, siz daha mitolojiyi, metafiziği, yalanın, gaipten vahiy aldığını iddia eden ve lafla değil objekti temellerle eleştirilmesine dahi tahammül gösteremediğiniz düzenbazların püsküllü dünyasını aşamamışsınız? Bu tarz eleştiri de konu açısından safsatadır ve yapıyorum, çünkü ayna tutmak istiyorum, çünkü yaptığınız bu..

Bir daha mı izah etmeli, edeyim;
Alıntı:

ictenlik´isimli üyeden Alıntı
Buradaki sitem neydi? Ben dayandım 50 yaşına sanırım komünizm felan göremem. Belki torun torba da göremez.

Siteminizi yanlış yere yaptığınız izah edildi, kısaca tekrar edeyim, bunun sorumlusu Marx değil, çözümlemeniz gereken çok çeşitli, yönlü koşullar... Bırakın bu biçimde vakit harcamayı, size göre bütün mesele illa birilerinin söylememiş olması ve insan-dünya-doğa nazarında tek başına nihai çözüm olarak görmemesi ise(ki defalarca söylenmiş, denenmiş), tamam ben söylüyorum, insanlık doğaya çıkın, komünleşin! İşte söylendi, sorunu çözdük mü şimdi? Bu bir din,tabu, inanç meselesi değilki.... Ben görürüm, görmem derdi de değil. Ne yapalım Galileo, Bruno'da göremedi., "dünya dönüyor" dediler ve uzun süre insanlar göremedi diye bu insanları suçlamak, haksızlık değil mi?
Alıntı:

ictenlik´isimli üyeden Alıntı
Marks şunu deseydi:
Özgürlükçüler birleşin, güçlenin ve yüzbinler milyonlara ulaşınca gidip doğada komünleşin, doğaya yerleşin, devleti kendi aranızda feshedin, sonra tankla topla tüfekle de gelirlerse de direnin/aldırmayın, diğerleri sizi takip ederse eder, herkes kendi yolun gider Ya özgürlük ya ölüm! deseydi?

Diyemedi ama diyemez çünkü ... Adam aristokratın dik alası.

Sadece aşırı dar açılı, dar görüşlü, daha geniş açıda bilinçli bir açıda göremiyor, meselenin yüzeysel ve basit olmadığını kavrayamıyor olamaz mısınız? Yüzbinler, milyonlara ulaşınca(?) gidip doğada komünleşin diyorsun. Yol, yöntemlerini esas alalım, kabul, o halde o bilince nasıl ulaşıyoruz? Milyonlarca insan o bilince nasıl erişiyor, bunca insan ile nasıl buluşuyorsun(SEBEP? diye sorana ne cevap verilecek, neden, nasıl? bir günde mi oluyor, 10 yılda mı başarıyorsun nasıl?)? Gerçekten o seviyeye erişmiş milyon insan olsa zaten komünleşir. Kaldı ki mevcut dünya bu düzeyde olana da izin vermemek için saldıracak veya bu insanlar güçlü bir direniş sergilerse(kendini nasıl savunacak?), buna da kabul, peki iddia ettiğiniz milyonlarca insan nerede? Savaşalım, gerekirse ölelim diyorsun, tarih yenilgilerle dolu... Marx var olanı çözümlemek, analiz etmek, sistemi çözümlemek, hakim olanı kavramak, örgütlenmek, bilinçlenmek zorundayız demek yerine, insanlara yalan mı söylemeliydi? Kısaca Dünyada bir bütün halinde hakim, egemen koşullar var olduğu sürece de bir çok şeye mecbur kalırız, bu doğamızdan, keyfimizden, öyle olmasını istediğimizden değil, koşulların doğasından kaynaklanır... 50 Yaşına kadar göremediysen, yakın bir gelecekte de görülmeyecekse, bunun sebebi istem, arzuyla ilgili değil, irademizden bağımsız koşullardır ve o koşulları tahlil etmek şart olur(kısaca sadece sen değil, göremeyenler içinde senden gayrı bir evren, doğa, dünya, bizler de varız ve elde sihirli bir değnek yok).

Bırakın hafıylanma temelinden suçlamayı, öyle eleştiri olmaz. Marx'ı, bizleri de Komünlere karşı sanıyorunuz, oysa aksine destekliyoruz, zaten amaç oraya, komüne ulaşmak... Özgürlük diyorsun, oysa insan bunu bilince etmek zorunda, bir köle, köle olduğunu, neyin onu köle, neyin de özgür kıldığını kavramadan nasıl olacak?... Salt biçime dayalı küçük komünlerle de arzu ettiğimiz gibi olmuyor, arzu edilen gibi yaşanmıyor. İçinde olduğun coğrafya, sisteme yine muhtaç, mahkum hal alıyor, sınırlı kalıyor ve bu da bir çok insani ihtiyaç için yeterli olmuyor, peki sınırlı olmaması ve yeterli olması içinn ne yapılmalı? Madem her şeyi sil baştan sıfırladın ve madem hiç bir çözümlemen, analiz, tespitin olmadan oluyor, bu soruya yanıt vermesi gereken sensin... Sırf Fransa'da 34.000 küsür komün var...

"ictenlik" 12-06-2025 14:45

Alıntı:

spartacus´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 662101)
[I]Konunun başından beridir üslu

Sana biri okuma (yazma) dinleme öğretmeli, bu halde konuşamayız

Okuma ve dinlemeyi öğren(melisin)

Genel olarak tek taraflı açıklama (ve diğer örn. reddiye vb) ve bildiri veren/geçen/yapan bir vaiz/rahip gibi algılanıyorsun

Marks hakkında atıp tuttuk doğru ama forumdaki üyelere dönük bir şeyler yazsakta bunlar kişiselleşen ya da zorlayıcı ifadeler değildi. Kişiselleşen sendin. Bana dönük ad homnieme yönelen sendin. Sen bunu göremeyecek kadar körsün. Hani bir şey yazmak istiyorum/isterdim ama seni yeterli bir tartışmacı ya da daha ziyade dinleyici olarak ele alamıyoruz. Girdileri aksak yarım okuyor olmalısın.

Yani buradan bir yere varamayız. Yani seninle lafı uzatsak sadece laf çorbası olacaktı ya da susmak ya da forumdan gitmek zorunda kalırdık

"ictenlik" 12-06-2025 15:03

Narsizm, egoizm,bencilllik felan ve beni tanımazsın etmezsin bunlar hoş değil. Herkeste biraz vardır kendi payıma düşen doğru ama özel olarak belirgin biçimde ..sanmıyorum çünkü yaşamım belli. Dosta düşmana kadar bana edilen takılan söylenen hiç bir şeyle uyuşmuyor.

Burası sanal dünya. Yani bunu söyleyebilecek neyin vardı?
Marks'ı önemsememem ya da Marks hakkında gelişigüzel konuşabilmem

Tek nedeni bu ve bu beni bencil narsist egoist yaptı

Çirkin algılanıyor ve kendini savunamıyorsun oradan biri bildiriyor uzattıkça daha da bildirecek. Muhtemelen sen kaçana ve çıkana kadar da sürecek/sürdürecek.

Özünde susturana kadar.

"ictenlik" 12-06-2025 15:08

Sana önerim buraya bir tabela as.

"Marks hakkında ileri geri konuşulamaz."

Bu bizi rahatsız ediyor

gibi

"ictenlik" 12-06-2025 15:20

Bak şimdi. Dürüst yazıyorum. Kendi analizimi yürüttüm.
Buna benziyor
https://turandursun.com/forumlar/sho...3&postcount=22

Burada komünist manifesto var. Şimdi ona açtım baktım.
https://sosyolojiden.wordpress.com/w...-manifesto.pdf

Bu insanlığın tarihi değil. Bunlar iki avrupalı ya da iki beyaz gözünden
Şimdi bana bomboş geliyor.

En basit örnekte Afrikaya beyaz girene kadar onun dediği insanın/toplumun tarihi dediği şey yok. Kendi içinde özgür Afrika var.
Kuzey Amerika'ya Avrupalı beyaz gidene kadar onun toplumların tarihi dediği şey yok. Bunları gözden kaçırıyor ve görmezden geliyor.

Doğa var; tersi var. a-b gibi.

Tarım, hayvancılık ve toplumlaşma/kentleşme/köyleşme başlar; akabinde yönetim, sınıflar, kölelik, dinler, ideolojiler, tanrı ve diğer her türden yapay şey ve sorun gelir, gelişir.

Doğaya -doğal yaşantıya- dönülmediği sürece varolacaklar. Yokedilemezler.

İnsanın doğal alanı ormandır. Kentleşme, teknik ya da teknoloji bir ilerleme değildir.

Bu ikisi iki ayrı yol gibidir ve birinci de (doğa) kötülük, kötüye kullanma yoktur. Bütün analiz bu kadar.

Kentte; özgür, sınıfsız, eşitsizlik olmayan/içermeyen bir ortam yaratılamaz. Şimdi üretim araçlarını alsanız bile .

Tarım doğanın kötüye kullanımıdır ve hayvancılık hayvanların kötüye kullanımıdır, hayvan köleliğidir. Bu analizi kendiniz yürütün karşı çıkmayın lütfen yeniden bakın.

Bu analizi iyice derince sürdürünce en son sosyalizm bir oyalama, bocalama, gerçekten kaçış ya da denetim aracına benziyor çünkü kenti yıkıp doğaya dönmeye hazır değildik. Bunu arzuluyoruz demeliyiz. İyi bakın ve görün

spartacus 12-06-2025 15:54

Önceki yazdıklarını da ciddiye almıyorum, yine "SEN SEN, BEN, BEN" diye giden lafızlar.

Hayır buraya Marks hakkında konuşulamaz diye tabela asmayız, ama "İctenlik ne derse, ipe sapa gelmez yol, yöntemlerle, alakasız gerekçelerle atıyorsa da doğrudur, o yücedir, yüce benciliğin doruklarına ermiştir" gibi bir tabela istiyorsun, onu da asamayız.

Bir daha tekrar ediyorum, sen ne Marx ne de hjerhangi bir görüşü eleştirmedin, ben bundan söz ediyorum, öyle kişisel, kendi arzularınızı dayanak ederek, "miş, muş" eleştiri olmaz, bu 3. kez ifade ediyorum :)

Marx insanlara doğaya çıkın demedi, işte bu sebeple aristokrattır diyorsun, bu eleştiri değil, Marx daima komünden yanaydı ve komünal yaşamı savundu ve evet çözümü bir anda, hemen, azınlıkların doğaya çıkmasında değil, onları buna iten koşulları çözümleme ve bilinçlenme, ortadan kaldırmakta buldu... Ben de size diyorum ki, ihtiyacınız olan bu muydu? O halde kendiniz söylediniz, ben de söyledim işte, "doğaya çıkın" diyorum, onu da yapmıyorsun, böyle olmaz, ya doğaya çıkın ya da neden çıkmıyosunuz anlatın ve neden daha kendinizin yapmadığını başkasından bekliyorsunuz?...
Ben komünizmi 50 yıl oldu göremedim, torun torba da görmeyecekse suçlu Marx'dır diyorsun, ben de diyorum ki, bunun sebebi şu ya da bu kişi değil, öncelikle kendiniz ve koşullardır.

Marx olmuş, olmamış önemli değil diyorum, bu yaptığınıza "alakasız hayıflanma" denir ve kendi hayıflanmalarınız eleştiri olarak değerlendirilemez, hem suçlu,i hem güçlü, zeytinyağı rolüne girmeniz de durumu değiştirmiyor. Bunun burası, orasıyla da ilgisi yok, kim olursa farketmez, yaptığın eleştiri değil, akıl, mantık çerçevesinde de değil. Marx eleştirilemez demiyoruz ki, nereden çıkarttınız, kim olursa olsun bu tarz yaklaşımınız eleştiri olmuyor diyorum, ortada eleştiri namına söylediğiniz bir şey yok :)

Sorulara ise yanıt vermiyorsun...

Örneğin yine yeni eklediğiniz bir ifade;
Alıntı:

ictenlik´isimli üyeden Alıntı
Burada komünist manifesto var. Şimdi ona açtım baktım.
https://sosyolojiden.wordpress.com/w...-manifesto.pdf

Bu insanlığın tarihi değil. Bunlar iki avrupalı ya da iki beyaz gözünden
Şimdi bana bomboş geliyor.

Diyorsun, iyi de andığın manifestonun iddiası, amacı insanlık tarihini anlatmak değil, böyle bir iddiası da yok. İnsanlık tarihiyle ilgili ifadeleri varsa o başka eserlerinde olabilir, manifestoda değil... Boşverin bu derecede anlamsız, alakasız sataşmaları, gerçekten sağlığınız yerinde mi?

"ictenlik" 12-06-2025 15:58

Marks'ı derin okumadık peki. Bilene soralım

Marks 1818-1883

Alıntı:

1871 Öncesi Alman Sömürge Projeleri

Alman Konfederasyonu (1806-1871)

Koloniler ve Alman Ulusal Bilinci


Sömürge genişlemesi çağrıları, Alman liberallerinin ulus-devlet kavramlarını oluşturma çabalarının merkezinde yer aldı. [ 5 ] : 9–10  Gerçekten de, ulusal kimlik hakkındaki tartışmalarda, Liberallerin sembolik olarak önemli olan kolonilerin sorusuna vurgu yapılması, Almanya'daki sosyal, kültürel ve politik hegemonya iddialarının merkezinde yer alıyordu. [ 52 ]

2 Şubat 1806'da Tübingen'de öğrenci Carl Ludwig Reichenbach, Tahiti'deki Güney Denizlerinde bir koloninin kurulması için gizli bir Otaheiti Derneği kurdu, Carl ve Wilhelm Georgii, Kurz Kardeşler, Georg Sellner, Immanuel Hoch, Christian Klaiber, Friedrich Holder ve Hıristiyan Keşişli, Friedrich Holder ve Hristiyan Keşişti. 1808'in sonunda grup, yüksek ihanet şüphesiyle üyelerinin çoğunu tutuklayan polis tarafından keşfedildi. [ 53 ]

mülkünü, Askania-Nova'nın 1828'de bir grup yerleşimci, bugünkü Ukrayna'da Alman Dükalığı'na kiralayan bir koloni olarak Alman Anhalt-Köthen'in kurdu . İlk on yıl içinde koyun çiftçiliği başarıyla devam etti. Ancak, finansal yanlış yönetim nedeniyle, koloninin Dükalık tarafından tekrar tekrar kurtarılması gerekiyordu. Dükü'nün eline geçti Anhalt-Dessau ve sonunda 1856'da bir Alman-Rus asilzili bir asilzade satıldı. [ 54 ] [ 55 ]

döneminde 1848-1849 kısa ömürlü Alman İmparatorluğu sömürge toplumları kuruldu , koloniler kurma coşkusu önemli ölçüde arttı ve Leipzig ve Dresden'de , ardından Darmstadt , Wiesbaden , Hanau , Hamburg , Karlsruhe ve Stuttgart'ta kuruldu . [ 56 ] Haziran 1848'de Richard Wagner, "Şimdi denizde, burada ve orada genç bir Almanya bulmak için gemilerde seyahat etmek istiyoruz" yazdı. [ 57 ] [ 58 ]

Güney Amerika'daki Alman yerleşimleri

Brezilya
Dona Francisca Colony (1866)

Portekiz Kralı João VI, Avrupalı ​​yerleşimcileri Brezilya'ya teşvik etti. 1808 kararnamelerinde ülkeyi Portekizli göçmenliğe açtı ve Katolik olmayanlara toprak sahibi olma hakkı verdi. Özellikle Avrupalıların ülkenin güneyindeki birkaç ama yerli halkın yaşadığı yerleşmelerini istedi. Brezilya'nın bağımsızlık ilan ettikten sonra bu politikaya devam eden João'nun Brezilya'nın halefi Pedro I de, Portekiz kökenlerinin kendisine karşı dönmesi durumunda onu destekleyecek yeni, sadık askerler aradı. Dom Pedro'nun karısı bir Habsburg, Avusturya'dan Maria Leopoldina idi ve sırdaş büyük Georg Anton Schäffer sömürgecileri işe almak için Almanya'ya gönderildi. Dom Pedro onlara Brezilya'ya serbest geçiş ve Rio Grande do Sul'da serbest araziyi sundu . 1824'ün sonunda, yaklaşık 2.000 Alman konuşmacı Brezilya'ya göç etmişti ve 4.000 daha sonra 1830. [ 5 ] : 57–59 

1827'de Karl Sieving, Rio de Janeiro'daki Hamburg tüccarları için bir ticaret anlaşması yaptı . [ 59 ] 30 Mart 1846'da Hamburg tüccarlarını Bremen Senatosu'nun faaliyetlerini Güney Amerika'ya genişletmeyi planladığı konusunda uyardı. Seçkin konumlarını kaybetmemeye endişe duyan bir grup, 1846 sonbaharında "Brezilya'nın güney illerine göçün teşvik edilmesi için bir toplum" kurdu. [ 60 ] Sponsor şirketler Chr. Mat. Schröder & Co , CJ John'un oğulları, Ross, Vidal & Co , Rob. M. Sloman , AJ Schön ve Söhne ve A. Abendroth . Adolph Schramm müzakereler için Rio de Janeiro'ya gönderildi, ancak bunlar uzun sürdü; 30 Haziran 1847'de Sieveking öldü ve Almanya'daki genel siyasi durum kötüleşirken, "Brezilya'nın güney illerine göçün teşvik edilmesi toplumu" 1847 sonbaharında sessizce feshedildi. [ 61 ] : 299–300 

1849'da yeni bir koloni kurma koşulları iyileşti. Joinville Prensi eyaletinde Santa Catarina çeyizleri olarak Francisca'nın kızı Dom Pedro'nun büyük mülkler almıştı ve onları yerleştirmek istiyordu. Daha önce, Fransız Kralı'nın oğlu olarak, büyük ölçekli Alman kolonizasyonu fikrini karşılamamıştı; birikmesinden sonra Louis-Philippe'nin ben daha uyguntu. Bununla birlikte, şimdi daha az Hamburg tüccarı işletmeyi taahhüt etmek isteyen - yeni "Hamburg'daki 1849 kolonizasyon derneği" selefinden daha az ortak çekti. FA tarafından kuruldu. Chr. Matth. Schröder & Co ve Adolph Schramm, Friedrich Gültzow ve Ernst Merck daha sonra katılıyor. [ 61 ] : 309–310 

Kolonizasyon alanı üç yıl önce planlanandan daha küçüktü. Dernek her yıl sabit sayıda sömürgeciyi çözmeyi üstlendi ve köle emeği açıkça dışlandı. " olarak adlandırılacak ilk şehir ile Junville Prensesi onuruna verilecekti Koloniye, "Dona Francisca" olarak adlandırılacaktı ve " JOINVILLE . 1851 ve 1856 yılları arasında yerleşim 1.812 üyeye dönüştü. Ancak bu zamana kadar Kolonizasyon Derneği'nin başkenti neredeyse tükendi ve 1857'de FA. Chr. Matth. Schröder & Co ticareti bıraktı. Daha sonra Brezilya hükümeti sömürgecilere bonus ödenmesini devraldı. 1870 yılına gelindiğinde koloninin 6500 nüfusu vardı. [ 61 ] : 316–

Şili

Daha fazla bilgi: Valdivia, Osorno ve Llanquihue Alman kolonizasyonu
1850-1875 yılları arasında, , Osorno ve Llanquihue çevresindeki Valdivia güney Şili'deki bölge , devlet liderliğindeki bir kolonizasyon planının bir parçası olarak yaklaşık 6.000 Alman göçmen aldı. [ 62 ] ardından Avrupa'dan ayrılıyorlardı Bazı göçmenler, 1848-49 Alman devrimlerinin . [ 63 ] Şili'ye zanaatkâr, çiftçiler ve tüccarlar olarak beceri ve varlıklar getirerek kalkınmaya katkıda bulundular. [ 62 ] tarafından terfi etti . Alman gurbetçi Bernhard Eunom Philippi İlk göçmen , 1840'ların sonlarında Şili projesi kabul edilen [ 63 ] Almanlar ve Alman-Kişiler And Dağları boyunca ticaret geliştirdi ve dağ geçişlerini kontrol etti. büyüdüğü yerleşimi kuran Bariloche'nin Arjantin'deki [ 64 ]

Şili'deki yerleşimin, göçün modern Almanya'nın oluşumundan önce geldiği için Alman devleti ile çok az ilgisi yoktu. 1871'de [65]

Chatham Adaları

Whareekauri sakinleri tarafından yapılan nesneler (Chatham Adaları)

, Alman Kolonizasyon Derneği 1842'de Hamburg tüccarları tarafından Chatham Adaları'nda Kuzey Adası'nın yaklaşık 650 km güneydoğusunda , Yeni Zelanda'nın bir Alman kolonisi bulmak için kurulan başka bir şirketti . için John Ward tarafından Hamburg'da bir muhtıra imzalandı 12 Eylül 1841'de Yeni Zelanda Şirketi ve Karl Sieveking hiçbir zaman egemenlik iddiasında bulunmadığı temelinde Chatham Adaları'nı 10.000 pound için 10.000 pound için satın alacak , Taç'ın . Anlaşmanın onaylanması 6 ay içinde tamamlanacaktı. [ 7 ] Kasım ayında Sieveking, "Warrekauri" başlığı altında Chathams hakkında çeşitli raporlar ve "Alman Antipodes Kolonisi" başlıklı bir prospektü yayınladı. Aralık 1841'de Hamburg Press, başka yerlerdeki makaleler olumsuz olmasına rağmen projeyi olumlu bir şekilde bildirdi. [ 66 ]

Yeni Zelanda şirketine Aralık 1841'in başlarında, taç egemenlikten vazgeçmeyeceği için düzenlemeyi sona erdirmesi söylenmiş olsa da, Ward müzakere etmeye devam etti. [ 67 ] 15 Şubat 1842'de, bir geçici komite Alman kolonizasyon toplumunu bulmak için bir araya geldi. Karl Sieveking, August Abendroth , de Chapeaurouge & Co., Joh. CES. Godeffroy & Son , Eduard Johns , Ross, Vidal & Co., Schiller Brothers & Co., Adolph Schramm ve Robert Miles Sloman . [ 68 ]

Taç projenin farkına vardıktan sonra, Hamburg'daki chargé d'Affaires'i tarafından imzalanan müzakerelere ve mektup patentine girmediğini Kraliçe Victoria Sieveking'e, John Ward'ın 4 Nisan 1842'de , Chatham Adaları'nın Yeni Zelanda Kolonisinin bir parçası olduğunu doğruladı . 12 Eylül 1841 anlaşması bu nedenle yerine getirilemeyebilir ve 14 Nisan'da geçici komite kendini çözdü. [ 67 ]

Ticaret ve Donanma

1848'den sonra Alman sömürge politikası ticari hususlar tarafından yönlendirildi. Komşu ülkelerden farklı olarak, misyonerlik faaliyetlerine veya yerli halkların doğuştan bir iyilik olarak Almanlaştırılmasına yönelik güçlü bir itici güç yoktu. [ 8 ] : 3  kuzeydoğu kesiminde kuruldu 1850'lerde ve 1860'larda, ilk Alman ticari işletmeler Afrika, Samoa ve Yeni Gine'nin . [ 6 ] Örneğin, 1855'te JC Godeffroy & Sohn işini Pasifik'e genişletti . [ 69 ] Valparaiso ajanı August Un -Shelm, Samoan Adaları'na adasında hindistancevizi, kakao ve Hevea kauçuk için plantasyonlarla genişledi Upolu işlemesini tekelleştirdiği yelken açtı, ardından Alman etkisi, özellikle Alman firmalarının Copra ve kakao çekirdeği . Atoll Niuoku'nun doğu adacıkına 25 yıllık bir kira aldı 1865'te JC Godeffroy & Sohn, Nukulaelae (Modern Tuvalu'da ). [ 70 ] altındaki ilhakların temelini oluşturdu Bu ticari girişimler daha sonra Alman İmparatorluğu , ancak 1871'den önce hükümet sömürge genişlemesinden kaçınma konusunda sağlam bir politikayı sürdürdü.

APIA'da Alman Konsolosluğu

Avusturya hükümeti kolonilerin kurulmasına karşı benzer bir duruş sürdürdü. 1857'de Avusturya'dan Archuduke Ferdinand Maximilian, " SMS Novara" nı dünya çapında yelken açmak için bilimsel bir keşif gezisinde gönderdi. Şubat 1858'de Novara araba Nicobar'a ulaştı . Keşif lideri Karl von Scherzer daha sonra hükümetin reddettiği yenilenmiş bir Avusturya kolonizasyon planı fikrini teşvik etmeye başladı. [ 41 ]

Havana Savaşı sırasında Alman silahlı "meteor" (1870) sırasında Alman silahlı "meteor" (1870) Havana Savaşı
ilhak edilmesi Almanya'nın çeşitli bölgeleri alması için öneriler, biri Formosa'nın ve diğeri Nicobar Adaları'ndaki sömürge hükümeti altındaki Almanların yenilenmesi için periyodik olarak ortaya çıkmaya devam etti. [ 8 ] : 7–11  Ancak tüm bu girişimler, Alman hükümeti tarafından masraf ve Britanya'yı antagonize etme arzusu nedeniyle defalarca reddedildi. Örneğin, Fiji'deki Alman tüccarlar adaların ilhak edilmesi için bir teklif ortaya koydu, ancak Bismarck Mart 1870'te reddetti [ 8 ] : 8  Her ne kadar bir konsolos atamasına rağmen. [ 71 ]

kurulması İmparatorluk filosunun sonunda sömürge isteklerini uygulayabilecek bir deniz gücü yarattı. 1848'de hem Hamburg Deniz Komisyonu hem de Prusya Prensi Adalbert, Alman ticaretini korumak için dünyanın dört bir yanındaki Alman filo üslerinin kurulması çağrısında bulunan "bir Alman filosunun oluşumu üzerine muhtırası" nda Teknik Deniz Komisyonu Başkanı olarak. [ 72 ] Ertesi yıl İmparatorluğun dağılmasıyla, bu sömürge hırsları gerçekleşemedi, ancak 1867'de Prusya Adalbert, Kuzey Alman Konfederasyonu Donanması'nın komutanı oldu ve 1848'de planlanan denizaşırı deniz istasyonlarını kurmaya başladı, böylece nihayet Alman sömürgelerinin gelecekteki satın alınması için gerekli askeri altyapı sağladı.

https://en.wikipedia.org/wiki/German...ts_before_1871
Alıntı:

İskandinavya
Ana Makaleler: Sámi ve Swedification'ın Norveçlenmesi
19. ve 20. yüzyıllarda, Norveç ve İsveç hükümetleri, Sámi de dahil olmak üzere yerli ve azınlık halklarına asimilasyon politikaları uyguladılar , [ 62 ] [ 63 ] Kven ve Forrest bulunur . [ 64 ] [ 65 ]

https://en.wikipedia.org/wiki/Genoci...genous_peoples
Tamam en duyarsızı Marks değil (belki de bunları gördü) peki ama analizi genişletilmeli çünkü Avrupalı gözünden bakıyor ve kendi aklınca seçkinleri (kendi sınıfını) kurtarmaya çabalıyor

"ictenlik" 12-06-2025 16:01

Alıntı:

spartacus´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 662109)
Diyorsun,

Muhtemelen okumadın ya da yeterince bakmıyorsun bile yani yazdığından okuyup okumadığı tam çözümlenemiyor ya da okumamış çözümledik eğer okumuyorsan/okumadıysan gevezenin tekisin. Okuduysan üstüne alma, kusura bakma

"ictenlik" 12-06-2025 16:07

Alıntı:

spartacus´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 662109)
Boşverin bu derecede anlamsız, alakasız sataşmaları, gerçekten sağlığınız yerinde mi?

Çok teşekkür ederim. İyiyim çok sağol sağlığınız yerinde mi?

"ictenlik" 12-06-2025 16:15

Diyorum ki ; komünist manifesto da insanın tarihi toplumun tarihi diye başlayan yer/kısım bile yanlı (Avrupalı lehine ve gözünden) ki bu evrenselliği boşveriyor ya da kendi sınırlarına/sınırlamalarına sahip demekti çünkü toplumlaşmayan doğal kabile yaşantısı dünyada mevcut ve vardı.

İkincisi; Marks'ı eleştiren ben bile 1850 de Alman vatandaşı olsam kim olacağımı bilemem. Yani kolonizasyonu mu savurdum? Hiç bilemem.

Benim dediğim şu idi.

Nomad denilen avcı toplayıcı insanla toplumlaşan/kentleşen ,tarımlaşan hayvancılığa başlayan insanın tarihi ayrılmalıdır.

Birincisi hayvan kadar doğal yaşam alanındaki doğal/özgün insandır. Bu korunmalı, saklanmalı, yüceltilmelidir.

Bu insanlar korunmalıdır, Biz o yaşama gidemiyorsak bile.

İkincisi insan ikiye bölünmelidir. Doğal halindeki doğal yaşam alanındaki nomadlar ve tersi (tarım hayvancılığa geçen kentleşenler) ve bu tersinde olanlar sosyalizmle kurtulamayacak ya da günahlardan/suçlardan arınamayacaktır.

Sosyalizm değil direkt komünizme yönelmeliyiz. Bunu diyoruz.

spartacus 12-06-2025 16:28

Bak 2 yazı önce Avrupa gözünden bakıyor diyorsun ya

Anlamadığın şu, Avrupa gözünden bakma değil o, alıntıladığın ilgili kesit, sadece bir dönemi, ilgili bir coğrafya ile değerlendirmek namına tarihsel deyimdir, öyle de olmak zorunda...

Örneğin Marx, İngiliz ekonomi politiğini incelerken İngiliz ekonomi politiğine, Fransa'ya bakarken de Fransa'ya, Çin'e bakarken de Çin'e bakmak zorunda(ilgili eserin adı, Çin Üzerine'dir). Kaldı ki bir insan bütün dünyanın her köşesine, her köşe taşına bakmak zorunda değil, buna vakti, zamanı, imkanları da yetmeyebilir.. Avrupa da bir dönemi ele almışsa o konudaki ilgili kesit o coğrafya ve o dönemle ilgilidir, Çin Üzerine yazılarından kesit alıp, işte sadece Çin'e dair yazmış derseniz bu tutarlı olmaz... Kaldı ki bir insan sadece Avrupa, kapitalizm üzerine de yazabilir, orada yaşıyordur ve kapitalizm oradan hareketle gelişmiş ve ilgili dönemde egemendir, geçmiş tarihler ise bir çok tarihçi tarafından yazılmıştır veya onların işidir, şu an beni güncel, egemen olan ilgilendiryor da diyebilir(ki Marx açısından böyle bir durum söz konusu olmasa da). SOL yayınları ve bir kaç farklı yayınla çıkan bütün serileri okumuşumdur. Siz okumamışsınız ve bu şekilde, basit kategorize edecek kadar sığ yaklaşıyorsunuz... (Marx sadece Komünist manifestoyu yayınlamadı, manifestolar bir araştırma, tarih yazını değil ki, çıkıp insanlık tarihini anlatmamış diye eleştiresiniz, ama yapıyorsunuz işte. Olmuyor, böyle olmuyor denirse de bin dereden su getirmeye başlıyorsunuz... Marx ne zaman doğdu? 200 Yıl önce...)

İlla bir neden uydurma çabası içinde olmak, eleştiri bu değildir. Görüşlerini alıp, eleştirirsiniz, ama ben şununla ilgiliyim, o ilgilenmemiş diye eleştiri olmaz, kaldı ki o dönem imkanları ölçüsünde ilgilidir, ilgilenmişltir, ama haberiniz yok... Biris de çıkıp bilgisayarlar üzerine yazmamış diyebilir, bu eleştiri olmuyor.

Dünyanın geçmişte ne olduğuna dair Marx İlkel Komünal toplumdan başlar ve aslında hiç kimse illa tarihçi olmak zorunda değil, orada aslolan ve yekünü tutan içinde olduğu, yaşanılan Dünyayı yorumlamak ve Marx'a göre de bununla yetinmemek, çözümlemek, analiz etmek ve hakim sistemi, dayattığı yaşamı, değişmek, değiştirmek, insanın kendisine, doğaya yabancılaşması, sömürü ve köleliği ortadan kaldırmak açısından nasıl yapmalı, ne yapmalı sorusunu sormaktır. Yine de tarihsel olarak bakıldığında, tarih yazını eldeki veriler nazarında geçmişe, yaşanmışa dairdir, peki mevcut, şu anki Dünya? İşte bu yaşanmakta olana dairdir ve gözlem(!), çözümlenme, analize ve detaya muhtaçtır, bu tarih olan değil, gözleme açık ve çok yönlü de takip gerektiren YAŞANANDIR DA ve insanın bütün mesaisini alır. Çünkü yüzlerce tarihçinin geçmişten kalan verileri hazır sunmasını yorumlamak, değerlendirilmesi gibi değil, yaşanacak, yaşanan ve yaşarken gözlemi yapılacak olandır da, elde hazır, tarihçilerin, arkeologların topladığı veriyi yorumluyor olmazsınız, aksine o verileri kendiniz, kendi yaşam pratiğinizle, kendiniz edinmek zorundasınızdır, söylenip geçilecek bir durum değil.


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 23:30 .