![]() |
Kahramanmaraş'ta okulda silahlı saldırı:1 öğretmen ve 3 öğrenci hayatını kaybetti.
Kahramanmaraş'ta bir okulda silahlı saldırı düzenlendi. Saldırıda ilk belirlemelere göre 1 öğretmen ve 3 öğrenci yaşamını yitirdi. Olayda saldırganın da öldüğü ifade edildi. Öte yandan saldırıda 20 kişinin de yaralandığı aktarıldı. Saldırıyı gerçekleştiren İsa Aras Mersinli'nin babası Uğur Mersinli gözaltına alındı. Uğur Mersinli'nin eski bir emniyet mensubu olduğu iddia edildi.
https://www.cumhuriyet.com.tr/turkiy...bi-var-2495378 |
|
Mersin'de bir lise öğrencisi okulda silahla yakalandı: Silaha el konuldu, öğrenci gözetim altında
https://www.cumhuriyet.com.tr/turkiy...ltinda-2495448 |
Adana'da sosyal medya üzerinden "karakola ve okula saldırı yapacağız" paylaşımlarında bulunan şahıs gözaltına alındı.
https://www.cumhuriyet.com.tr/turkiy...alindi-2495469 |
Kahramanmaraş'taki okul saldırısına ait görüntüleri sosyal medyada paylaşan hesaplara yönelik işlem başlatıldı. Şiddet içeriklerini yaydığı tespit edilen 63 hesap hakkında soruşturma açılırken, erişim engeli talebinde bulunuldu.
https://www.internethaber.com/kahram...a-2439587h.htm |
İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, saldırıda ölü sayısının 9'a çıktığını söyledi. Ölenlerin 8'i öğrenci biri öğretmen. Bakan Çiftçi, saldırının bir terör eylemi olmadığının da altını çizdi. Saldırıyı yapan 16 yaşındaki İsa Aras Mersinli de ölmüştü.
https://www.internethaber.com/kahram...r-2439541h.htm |
Kahramanmaraş'ta silahlı bir saldırganın okulu basarak iki sınıfa ateş açması sonucu 9 kişi hayatını kaybetti, 13 kişi yaralandı. Olayın ardından saldırgana ait eski sınıf görüntüleri ortaya çıkarken, ders sırasında sergilediği dikkat çekici davranışlar gündeme geldi.
https://www.internethaber.com/saldir...i-2439608h.htm |
X'de bir ses kaydı var, iddiaya göre bir oyun grubu tüm Türkiye'de okullara silahlı saldırı yapacakmış. Bu okula yapılan saldırı bu grupla bağlantılıymış.
|
Whatsapp yoluyla bana ulaşan belgeyi de buraya bırakayım.
Alıntı:
|
Bu eleştiri biçimi bence yanlış. Okul baskınlarının Abd'de olması yüzünden, Türkiye ''Küçük Amerika'' ilan edilemez. Böyle yapılacaksa, kadın cinayetlerinin olduğu mesela Fransa'da işaret edilerek, Türkiye'nin ''Küçük Fransa'' olduğu da söylenebilir. Olmaz yani. Abd ile bizim alakamız yok. Bilim ya da sanat üreten bir toplum. Hukukun üstünlüğünün genel kabul gördüğü bir toplum. Türkiye'de olmayan şeyler bunlar. Bizim muhalifler, nasıl muhalif olacaklarını da bilmiyorlar. Diyeceğiniz basit olarak şu; Akp'den önce okul baskını diye bir şey yoktu. Bunun altını çizeceksiniz sadece. Akp'liler, ''bizden önce traktör yoktu'' gibi şeyler diyorlar ya; siz de Akp'den önce okula silahla gelen öğrenciler katliam yapmıyorlardı diyeceksiniz. Ne küçük Amerika'sı?! |
Alıntı:
Bu *bilinçli mühendislik özellikle ABD, Türkiye gibi ülkelerde bilinsin veya bilinmesin taktik olarak kullanılır. Eğer bir toplum güvenlik endişesine kapılırsa, hak ve hukuklarından vazgeçmeleri veya egemenlerin, derinleştirilen devletin, hukuk dışı varlık ve eylemleri, kural tanımazlaığın meşrulaştırılması veya komploları, muhalifleri sindirmeleri vb. vb. meşru karşılanmaya başlanır(daha derin de neyse). Örneğin Türkiye'de AKP'den sonra, "kısasta hayat vardır" yönlü söylemlerin arttığını görebilirsiniz...(belirli oranda bilinçli bir tercih, neyse derin konular)... Bununla birlikte, bu ülkede Küçük Amerika propagandası Bayar'a kadar gider. Yeri gelmişken irdelersek; Suç oranı ekseninde bakarsak ABD cinayete dayalı suç ortlamasında hayli yüksek bir orana sahip... Bilhassa ABD, Baron KONSİRSUYUM'ları(petrol, silah, ilaç, afyon devleri -> ABD'yi yöneten çekirdek), CIA+MOSSAD güdümünde süreğen çatıştırılıp, istikrarısızlaştırılan, köle, kukla hale getirien 3. Dünya ülkelerini dışarıda tutarsak diyecem de onda da net bir ayrım yapmak güç, çünkü 3. Dünya ülkelerinde cinayet oranları düşük, ABD'deden de düşük ülkeler de var. ABD'yi gözünüzde büyütmeyin, ABD bir gasp imparatorluğudur, kültürel, bilinç anlamında iç dinamikleri zayıftır, din ve SAĞ ağır bir yer tutar, o sebeple de toplumu kültür yönünden geri bir ülkedir(ancak belirli bir refah seviyesinde olmak, toplumun kaygılarını azalttığı gibi siyaseten de talepsizleştirmektedir, ABD medyası yandaş medyadır-bizdekinin benzeri- magazin, hamaset, yalan esas gündemi oluşturur)... Şimdi temel ihtiyaçlarda gün ve bir gün sonrası kaygısı olmayan bir toplumu düşünelim, siyaset, siyasetçilerin entrika dünyası için aşırı abartılır, oysa ortlama yaşam kalitesi ve normlarına sahip, sağ ve dini kültürün, hamasetin ağır bastığı toplumların duyarlılık seviyesi, talepleri, siyaset, kültürle ilişkisi de düşüktür(asayiş, trafik hukuku, kurallarında iyidir)... Avrupa farklı, neden farklı çünkü Avrupa ciddi badireler, üst, üste, kendi coğrafyasında savaşlar, yokluklar atlattı, ciddi mücadeleler yaşandı ve bu mücadelelerde sol, sosyal demokrasi öncü rol üstlendi ve belirli oranda bilinçli, duyarlı toplum anlayışı doğal, kalıtsal bir hal aldı... ABD dünyayı gasp edemez, sömüremez hale gelsin, fazla değil 2-3 ay içinde bin beter olur(dostlar alışverişte görsün kurumlarının çoğu sermaye, para, elit gücüne bakar), bütün varlığı, devlet anlayışı, hamasetle cilalanmış etiket cilası, medyası, siyaseti de elit bir takımın selahiyeti, magazin üzerine kuruludur... Burada Cinayet oranlarına göre bir harita mevcut, ABD(6,82! muhtemel şimdi 6 bandında), Türkiye(2,59, muhtemel şimdi 3 bandında!)'nin 2 katıdır. Çin(0,53), Avrupa'nın yarısı, Avustralya vb. açık mavi renkler düşük oranlı ülkelerdir. https://upload.wikimedia.org/wikiped..._map_2.svg.png |
Bolu'da okul müdürü ve 9 arkadaşına yönelik "okul saldırısı" düzenleyeceği yönünde WhatsApp grubunda tehdit içerikli ses kayıtları paylaşan 13 yaşındaki yabancı uyruklu ortaokul öğrencisi A.M.A., polis ekiplerince gözaltına alındı. Şüphelinin ses kaydında, "Helal olsun çocuğa, nasıl vurmuş o kadar kişiyi. Ben de boş insan değilim, PUBG oynadım" dediği ortaya çıktı.
https://www.cumhuriyet.com.tr/turkiy...ltinda-2495692 |
Bursa'da, okullara saldırı planladığına dair sosyal medya platformlarından paylaşım yapan 2 şüpheli gözaltına alındı.
https://www.cumhuriyet.com.tr/turkiy...irildi-2495674 |
Ordudan ''Mustafa Kemal'in askerleriyiz'' diyen gençleri uzaklaştır, sonra teknofest gençliği diye bir şey çıkar.
Bu mu teknofest gençliği? Şu haberlere bakar mısınız? Arka arkaya geliyor. Akp'yi 'Terörsüz Türkiye' söylemi üzerinden destekleyenler, nasılsınız, iyi misiniz? 'Kurucu önder' ne diyor bu konularda? Bir gidin de sorun bari. Psikopatlardan anlar herhalde. Önceden karakol basıyorlardı, şimdi okul basıyorlar? Okul basmak terör değil mi birader? Sadece okul da değil, adliye basıyorlar, hastane basıyorlar, polis karakolu basıyorlar. O kadar KORKUNÇ şeyler oldu ki, hatırlamıyoruz artık. Bir de diyorlar ya, niye çocuk yapmıyorsunuz? He yavrum, gariban bin bir sıkıntı içinde çocuk yapsın, hastanede çocuğun fişini filan çekmezlerse, çocuk yaşama tutunsun. Sonra okula göndersin çocuğunu ve sen devlet olarak bu gariban çifte, çocuklarının ölüsünü bir poşet içinde teslim et. He he, tabi tabi. Senin çocukların yurtdışında okusun, garibanın çocuğu okulda öldürülsün. Bu süreci sağ atlatırsanız da, karşınıza askerlik çıkar. Askerde de ölme ihtimaliniz var. Senin çocuğun askerlik yapmasın, garibanın çocuğu askerde ölsün he. Benim çocuğum okulda öldürülsün, askerde öldürülsün; senin çocuğun en iyi okullarda okusun, askere de gitmesin ve sen bana çocuktan bahset ha. |
Oyunlara kabahat bulmaları, tam da kendilerinden beklenen bir gelişme.
Türkiye'de oyun oynayan kaç milyon çocuk vardır? 10-20 milyon civarında çocuk oyun oynuyordur. Bu suçları işleyen kaç çocuk var? 10 tane, hadi 100 tane diyelim. 20 milyon çocuktan 100 tanesi suç işledi diye oyunları yasaklayamazsın. Ama işte ellerinden bu geliyor. Yasakla, engel ol, önlerine çık, sustur. Bu yani. Okullarda da evrimi yasaklamadılar mı? Ne oldu sonuç? Bilime sırtını dönersen, sonuçlarına katlanırsın. |
Akp'den önce ilkokula, ortaokula çocuklar kendi başlarına giderdi.
Bunu gençler bilmiyor. Çantamızı hazırlayıp yola çıkardık. Akp zamanında çocuklar kendi başlarına okula gidemez oldu. Bunu da hatırlatayım. Şimdi artık her okula güvenlik görevlisi, kamera, hatta polis koyacak duruma geldiler. Tabi ki Akp'nin bir sorumluluğu/suçu yok bu konularda. Tüm suç dış güçlerin, Abd'nin, İsrail'in, Japonya'nın, Endonezya'nın. Bunlar ortalığı karıştırıyor. Kahrolsun dış güçler. Kahrolsun şiddet içerikli oyunları Türk gençlerine empoze edenler. Kahrolsun tiktoku, instagramı gençlere sunanlar. Hep bunlar yapıyor. Teknofest gençliğini durduramayacaksınız.:hand: |
Sistem sorunu olduğuna dair;
|
CHP Gaziantep Milletvekili Hasan Öztürkmen, Meclis'te düzenlediği basın toplantısında, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş'taki okul saldırılarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Öztürkmen, Kahramanmaraş Ayser Çalık Ortaokulu'ndaki saldırıda 9 kişinin hayatını kaybettiğini belirterek, şu ifadeleri kullandı: "İstanbul Çekmeköy'de Fatma Nur Çelik derste öldürüldü. Mersin'de bir okul müdürü öğrencisi tarafından ağır yaralandı. Şanlıurfa'da bir eski öğrenci rastgele ateş açtı, 16 kişi yaralandı. Dün ise Kahramanmaraş'ta 8'inci sınıf öğrencisi olan bir kişi, 5 silah ve 7 şarjörle okula girdi, 9 kişi hayatını kaybetti. Okul savaş alanına döndü. Ey Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, okulların ne hâlde olduğunu görüyor musun? Öğretmenler okulların içinde dövülüyor, vuruluyor, öldürülüyor. Mafya bozuntusu çapulcular okul basıyor, tehdit yağdırıyor. Öğrenciler silahlı saldırılarda can veriyor, yaralanıyor. Elini kolunu sallayan belinde silahla okullara giriyor. ÇEDES kapsamında sınıflara mezar maketleri yapıp etrafında çocuklara ağıtlar yaktırmışlardı. Meğerse bugünleri işaret ediyorlarmış. Milli Eğitim'i yöneten bu kafa okullarımızı mezarlığa çeviriyor. Milli Eğitim Bakanlığı'nın okullardaki temizlik personeli ve malzeme ihtiyacını karşılamak yerine bu yıl, bütçesinden STK adı altında faaliyet gösteren tarikat ve cemaat vakıflarına 5 milyar 895 milyon 926 bin lira aktardığı öne sürülmektedir." "OKULUN ÖNEMLİ YERLERİNDE ALARM DÜĞMESİ BULUNMALI" Eğitimde şiddetin engellenmesi için verdikleri araştırma önergelerinin AK Parti ve MHP oylarıyla reddedildiğini hatırlatan Öztürkmen, acil alınması gereken önlemleri aktardı. Öztürkmen, "Tüm okullara polis ya da güvenlik görevlisi atanmalı. Her okula turnike ve X-ray cihazları konulmalı, ziyaretçiler kayıt altına alınmalı. Okulun önemli yerlerinde alarm düğmesi bulunmalı. Okullara daha fazla psikolojik danışman atanmalı ve çevrede sürekli polis devriyeleri olmalı. Sosyal medyada öğretmen düşmanlığı yapanlara karşı adli işlem yapılmalı" dedi. Öztürkmen, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Ancak tabii yalnızca güvenlik tedbirleriyle çözülebilecek bir sorunlarla karşı karşıya değiliz. Yalnızlaştırılan, geleceksizleştirilen, toplumdan ve üretimden kopartılan gençlik, ümitsiz ve mutsuzdur. Geleceğin işsiz ordusu içinde birer nefer olacaklarını görüyorlar. Cumhuriyet kültürünün yüksek değerleri ve hümanizminin yerini, sermaye egemenliği ve tarikat kültürü almıştır. Bu gözü dönmüş kâr sistemi gençliğe bireycilik ve bencillikten başka bir şey vaat etmiyor. Eğer bugün okullarımızda silah sesleri yükseliyorsa, öğrencilerin çığlıkları birbirine karışıyorsa, çocuklarımız yaşamak için camlardan atlamak zorunda bırakılıyorsa, elini kolunu sallayan herkes okullara dalıp öğretmen vuruyorsa, bunun birinci sorumlusu ülkeye yöneten daha doğrusu yönetemeyen Recep Tayyip Erdoğan, ikinci sorumlusu okulları ve milli eğitimi yönetemeyen Bakan Yusuf Tekin'dir. Ey Yusuf Tekin, Milli Eğitim'i tarikatların arka bahçesine çevireceğine, okulları mafyanın oyun alanı yapacağına, laik eğitime savaş açacağına, bilimsel eğitimin dibine dinamit yerleştireceğine herkese bir iyilik yap ve derhal istifa et. Okullar can derdinde Yusuf Tekin tarikat peşinde." https://www.cumhuriyet.com.tr/siyase...esinde-2495680 |
Alıntı:
Ülkede şiddetin altını kazısak altından çıkan ne? Dincilik, ırkçılık, motivasyonu bu, zübüklüğün mezesi bu, mafya, çete bile ırkçılık üzerine inşa edilmiş, ha dincisi din düşmanları edebiyatı yapmış, ha da ırkçısı Kürt düşmanlığı edebiyatı, siyasetinin AKP+MHP faşist rejiminden öte, ülkeyi yalan, dolan, talan ve istihbarat örgütlerinin kuklası olmaktan öte ne olacağını sanıyordunuz? Başka bir şey mi olacağını sanıyorsunuz? Yusuf Tekin vb. bu kişiler rastgele kişiler değil, derin devletin(dinci, ırkçı çete) karanlık kişileri, nasıl profesör yapıldı(1 günde), nasıl rektör yapıldıı(yasa değiştirildi sırf bu kişi için, rektör yapıldı, sonra yasa tekrar eski haline geitirildi), hayatı boyunca işi neydi(fişlemek, istihbarat, Eğitim Sen dava açmıştı, ispatlı işlerine ama ne oldu? Sonuç sıfır), kimle ortak çalışıyordu? H. Fidan, uyguladıkları strateji ne? Türk-İslam sentezi... Adamlar korku iklimi(kaos) istiyor, bu çok basit bir taktiktir ki(kaç bin yıldır bilinir), eskiden ağalar, İttihat Terakki(ki aslen Osmalıcıdırlar) bu yöntemi kullanırdı.. Çeteler oluşturup toplumda korku oluştururlar, ardından kendi bürokratik faşizmi, koruyucu maskesi, elitler hegomanyası, otoritelerine toplumu mahkum, kul, menfaatlerine asker ederlerdi, afyon belliydi. Zaten mafyanın haraç çarkı da böyle işler, hatta kaç bin yıllık feodalizm de böyle doğar(korumacılık esasına dayanır, kimi, kimden koruyacaklar?) çok bilindik bir taktiktir. Oysa toplum, dincisi, ırkçısı, bunların apokaliptik(kıyamet) senaryoları ve kaos, kaygı, köhne gurur(hamaset, nutuk, zübüklük), korku yönetimi(terör budur) iklimine mankurt, koyun olmasa, milyonlarca insan, yani halktan daha güçlü ne olabilir ki? ... Bakın insanlar S.Peker'den medet umar hale getirildi, yani korku, baskı kültürü hakim kılınıyor, tabana yayıldı, ihtiyaç oldukça daha da fazla yayılacak(!)... Eğer İran darbesi ABD ve İsrail tarafında, planlarını ertleme etkisi oluşturmazsa, kaos ortamı artacak, planlarını ertelerlerse, hafifleyebilir ya da bu faşist rejim için seçimlere dek sürdürülebilir. Dincilik, ırkçılıkla, toplumu kamplaştırarak değirmenlerine su taşınmamalı, bu toplum bu 2 afyonla uyumaya devam ederse olacağı Suriye'dir... Uyuşturucu, kolay silah temini, mafya dizisi altında yan baktın çatışması, toplumu süreğen kamplaştırma, öğretim kurumalrının içinin boşaltılarak bitirilmesi, itibarsızlaştırılması, baskın hale getirilen sansasyonel ve magazin, öldü, öldürüldü, yaktı, yıktı haberciliği vs. vs. hepsi birbiriyle eşzamanlı ve bağıntılı. Bu ülke ve toplumun ortalama bir seviyeye gelmesinin yolu dincilik ve ırkçılıkla mücadelen geçiyor, başka yolu yok, yangına körükle gitmenin de anlamı yok... İstiyorsun ki, ülkede kurtum, it gibi ulurum(auuuu) demeyen, Türk olmayan, "(İslam olmayan, bu da diğer kulvardakinin)" yok edilsin, bu kafa değil mi bu durumun, bu cehaletin, bu faşist soygun rejiminin temeli... Ülkeyi CIA yönetiyor, ırkçılık ve bunun hamaseti, darbeleri sayesinde, kirli ilişkiler, kirli adamlar, hırsızlık, yolsuzluk, otorite, çökme işleri de bu kişilere ödül olarak(krallık) veriliyor... başta Erdoğan olmak üzere, özünde bu takımın strateji, taktik ve projesinin mimarı ve yönetimi CIA, ABD kaynaklıdır. Peki hakkında kaç tane insanlık suçu var biliyor musun? Bunlardan bir tanesi de Kürtler'e karşı işlediği şiddet, haksızlık, özellikle Irak, Suriye'de kullandığı kimyasal bombalar, silahlar, IŞİD, ÖSO, El Nusra ile katliamlara atılan imzalar vs. hepsinin kanıtı, belgesi zaten CIA, MOSSAD, Rusya elinde, insan hakları mahkemesine çıkartılmasına engel olan kim? Karşılığında ne alıyorlar? 2 Seçenek var önlerinde, ya 2023 ve öncesinde tırmandırdıkları faşizmle ve Irak, Suriye'de soykırıma devam edecekler ve Kürtler, Aleviler isyan edecek(ve bu iş mehterli hamasetli nutuklara benzemez), ya da Kürtler resmi olarak tanınacak, Aleviler sıradaki sensin edasıyla hedef yapılmaktan çıkartılacak, eşit yurttaşlık hakkına sahip olacak(olması gereken olacak)... Senin seçimin ne?(şiddet, İsrailleşmek de ısrar mı, bu kafayla bu toplum bir adım ileri gidemez, ama korkunç zübükzadeliğiyle köle olur, bu kafa sürdüğü sürece şikayet etsen neye yarar?) Katil çocukların motivasyonu ne? Irkçılık(bu en ağırlıklı olanı), dincilik. Bu ülkede, M. Ağar, Bahçeli, M. Yazıcıoğlu, Çatlı, M.A.Ağca vb. vb. bütün mafya, çeteler kahraman görülür, prroapaganda edilir. Alkışlayıp, afyonuna maruz kaldığınız bir çok sözde muhalif görünen, ırkçılıktan (zübüklük, hamaset, nutukla) beslenen haberci, yazarlar, kimisi bilerek, çoğu da kişisel menfaatleri adına veya başka türlü bilmemekle farkında olmadan aynı merkez strateji, projelere hizmet ederler(ikisi de aynı işlevi gören dincilik veya ırkçılık dışında alternatifsiz kalırsın, böylece birileri hiç kaybetmez, birisi ile olmazsa, öteki afyonla çevirirler çarklarını). Sorunların kaynağına inmek yerine, insan hakları(dili, milleti başka olan insan olmuyor mu, yersiz, yurtsuz ilan eden kim? İnsan kendi yurdunda dilsiz, öksüz, "öteki" olur mu?), hak, hukuk, adalet diyeni suçlu ilan etmektesin... Toplumun AKP'li olanı da sözde muhalif diye geçinen mankrutları da(hepsi değil, ama çoğu! Irkçılık, bayrak edebiyatı üzerinden mankurtlaşmak farklı bir bokmuş, bu zübük hamaseti farklıymış gibi. 3 ezan, 2 bayrak, vatan, millet, sakarya, bakara, makara, mehter, yüce ırk otu, zübükzade koyunların kasaplarına köle olmaları için yeterli olmuyormuş gibi), hala daha bunlar üzerinden oluşturulmuş kamplaşma ve bu tarz siyasetle ülkeyi, toplumu şu hale getirme ve sürdürme ateşine odun taşıma derdindeler, işleri bu... |
Terörsüz Türkiye söylemini, yani Akp politikasını, yani Akp'yi siz desteklediniz, ben değil.
Haliyle şiddet savunuculuğu yapan ben değilim. Katil çocukların motivasyonunu bile ırkçılığa bağlamanız komik yani.:) |
Alıntı:
Bu ülkede yapılan aydın katliamalarına bak, bir çok katliama bak, mafyaya bak, mafyalık, çetelik yaşına bak, motivasyonlarına bak, kahraman ilan edilmeleri, ÖRNEK ALINMALARINA, özentiye bak, OKULLARA SATIRLA SALDIRANLARA BAK(buraya onlarca olay sayabilirim, o da basına yansıyabilen, bunların aileleri, bunların çevresi, yeğenleri, çocukları hangi kalıptan çıkıyor, nasıl bir psikoloji ile? en önemli sorun ise hasım ilan edilenlerin canına, hukuka değer vermeme, böcek gibi görme, empati, adalet, yoksunluğuna yol açması, bu ise önemli problemlerden birisi ve aşırı etkilenen çocuklar suç işlemenin bedelini ve eylemlerini idrak, muhasebesini yapacak durumda veya yaşta olmuyorlar. Bu yaşına gelmişsin hala daha ırkçılığı aşamamışsın, kaldı ki çocuklar bu köhne dinci, ırkçı empozdan etkilenmesin, 12 yaşında düşman edinmeyi, ötekileştirmeyi, aşağı-üstün görmeyi ediniyorlar.... Bak bakalım nasıl afyonlanmışlar, bu afyonluların çocuklarına ne verebilir, ne vermektedir... Sağ ve aşırı sağın, dinci veya ırkçığın egemen olduğu her ülkede bu tür sorunlar sistematik olarak yükselir, bir tarafın hegomanyası, diğer tarafı da aynı şekilde örgütler, böylece birbirine hasım olanalr, aynı psikolojiye mahkum hale gelir, neden? Nasıl bitirilebilir? Ötekileştirmeye son verek, hamasetçilerin elinden bu korkunç silahlarını alarak, etkisini kırarak, tasfiye ederek... Bu anlayış ile ne alaka AKP+MHP'ye destek vermek? Tam tersini savunuyoruz ve sadece AKP+MHP zihniyeti değil ki onlarla aynı kulvarda olduğun görüşlerinde sana karşı da!! 3 YIL ÖNCE NE DİYORSAK, 30 YIL ÖNCE NE DİYORSAK, yine aynı şeyi söylüyoruz, çünkü biz coğrafyaya, ülkeye, topluma, hayata bakıyoruz, ne alaka "törörsüz törköye" ile?... Yani sen başka bir dil konuştuğu için ötekileştirilmesi, devlete, bayrağa olan dinci tapınmanı, etiket tabularını dayatman, ezmen, baskılaman, hak, hukuk tanımaman, düşman edebiyatlı hamasetlerin şiddet olmuyor, şiddeti doğrumuyor da, biz hak, hukuk, adalet, herkese eşit yurrtaşlık dediğimizde neden şiddet oluyor? İBB protestolarında protesto yapanalr terörist mi? Sana göre terörist olmaları gerekir, değil mi? Çünkü senin anlayışında hak, hukuk, adalet, eşit haklar aramak, mücadele etmek, direnmek suç(Anlayışının AKP+MHP anlayışından ne farkı var?). Örneğin yalan isnatlarla DEM(22.000 DEM'li bildik İmamoğlu'na yapılanın benzeri iftiralarla gözaltına alındı, içeri atıldı son 8 yıl, AKP+MHP DESTEKÇİSİ sen değilsen kim?), CHP'li belediyelere kayyumlar atanır, başkanlar, çalışanlar isnatla, iftira ile içeri atılırken, dünyayı devirse AKP'lilere bir şey olmamasına itiraz etmemeli miyiz? Senin lügatında muhalif olmak, hak aramak suç, ama AKP sizi de şaşırttı, yine de hak hukuk, adalet, empati, ayıkma konusunda bir adım ileri gidememişsin, illa Suriye olmak istiyorsun, illa, sonra ne olacak?. Bizim için ise haksız ve hukuksuzluğa maruz kalan kim olursa olsun, hak ve hukuktan yanayız, bu sırf hukuksuzluğa, adaletsizliğe maruz kalan için değil, bu koşulda bir hukuka, adalete ve insanca yaşam koşulalrına sahip olamadığımız içindir de, farkımız bu. Burada bile konuyla ilgisi olmadığı halde, nefretini rejim üzerinden maskeledin, konuyla alakası neyse?. Motivasyonları ne? empoze edilen ne? sosyal medya, çocukların yazıştığı programları hiç inceledin mi? Kime özeniyorlar? Neye özeniyorlar? Dinci, ırkçı, ezan, bayrak cehaletinin, SÜREĞEN DÜŞMAN ihtiyacının, nefret söylemlerinin nasıl bir etki oluşturacağını hesap ettin mi?[/B] Çok basit, bu tarz sürüleştirci afyon, HAMASET söylemleri ve buna aldanan, mankurtlaşmış toplumlarda, siyaseten idrak yaşında olmayan çocuklarda EMPATİ yoksunluğu ve adalet anlayışına sahip olmamakla sonuçlanır, istisnalar görece olsa da, genel kanı bu yönde olur. Örneğin sen de -bu konuda- empati kuramıyorsun, laikliğin reddine tepki verirken, bir Kürdün, Alevi'nin veya başka kültür, anlayışta diye 10 kat fazla ezilenin, ötekileştirilenin, yok sayılmaya vereceği tepkiyi, yaralanmayı anlayamıyorsun,, ama iş tabularına gelince aşırı duyarlı oluveriyorsun, aksi halde saldırı pozisyonu alıyor yetmiyor üstüne de mağdur edebiyatı yapabiliyorsun... Mafya dizilerinin bile neden vatan, millet, bayrak ekseninde meşrulaştırıldığını ve en çok kimi etkilediğini irdeledin mi? Elbette bu diziler etkiler, tek başına buna bağlamıyorum, bu diziler bir sonuçtur da, öyleyse kaynağı ne? Neden mafya,çeteler, siyasetçilerin dili dinci, ırkçı hezeyanlar hamaseti üzerine kurulu(bu salt propaganda, empozda değil eyleme de meşruluk sağlıyor)? Peki örneğin, çeşitli araştırmalarda neden dindar veya ayrımcı, ötekiletirici-hasım ilan eden- ailelerin çocuklarında empati, adalet duygusu eksikliği tespit edilmektedir? M.E.Bakanı, rejim bile trollerine ALLAH DİYEN BAKAN istemedikleri için bakanımıza yükleniyorlar dedirtiyorlar, senin ki de farklı olmadı işte(!)... Dincilik, ırkçılık, ikisi arasında, ALLAH yerine "vatan, millet(!ırk), bayrak" konur değişen sadece bu(!). Her hak, hukuk diyen "din düşmanı veya vatan haini" ilan edilir, boy boy kılıç, kalkan, her ortamda o.çocukllarından, anne, bacıya, "sarı torba!" değin giden küfür, şiddet, linç, nefret edebiyatı(bunu ve önceki yazımda dile getirdiğim 5.000 yıllık TAKTİĞİ, kukla hükümeti, devleti, dinci, ırkçı hamasetle haramiliği, kamplara bölerek süreğen düşman, hınç, kin ve nefret üretimini görmeden neredeyse hiç bir şeyi çözemeyiz). Hasım, düşman edebiyatının hakim olduğu ortamda empati mi, nefret mi hangisi yerleşir? |
Bugünkü iktidarın bu ülkenin başına getirilmesinin nedeni de zaten bu değil mi?
Toplumun her alanda yozlaşması kapitalizmin birincil önceligidir. Yarıdan fazlasının geri zekalı oldugu kanıtlanmış bir ülkede yozlaştırma operasyonu oldukça kolaydır. Öldürmeye, tecavüze, gaspa, bilgisizlige, mafyatik yapılanmaya ödül verilen bir ülkede bunlar olagandır. |
Alıntı:
Bir toplum nasıl sürüleştirilebilir? Dincilikle mi, evet, başka, işte onlara da zaten değindim. Oysa asıl ve diğer önemli nokta meselenin bir başka yönüne de bakmak. ABD'nin artık Türkiye'ye ihtiyacı yok... Ha sömürgesi haline getirmiştir, manda ve himaye altına alınmıştır, ancak 21. yüzyılda ABD^nin bölgedeki başka çıkarlarıyla çatışır hale geldi. ABD'nin İsrail'i var ya da İsrail'in ABD'si, şu an ikisi de aynı şey ve Türkiye, İsrail'i dümdüz edebilecek kapasiteye sahip(gerçekten sahip, öteden beridir de sahipti). Zaten bölgede Arap ülkelerinin yarısı ABD kuklası, o ülkelerin bu tam bağımlı koşullarında karşı çıkış şansları da pek bulunmuyor, arazi çorak ve çöl, bir çok bakımdan dışa bağımlı ülkeler ve bu kafayla en basit ambargoya bile direnme şansları yok. İsrail genişlemek istiyor, Lübnan ve Suriye, birincil hedefleri. Irak ise zor çünkü hemen yanında İran var, Türkiye var(AKP rejimi garanti edilemezse ciddi bir sorun onlar için). Neyse uzun konular... Toplumu aşırı derecede kamplaştırma, linç kültürüne bağlanmış hamaset, Diriliş Ertuğrul, mafya dizileri, saçma sapan fitne, fesat sözde aile dizileri, yandaş medyanın iğrenç yapısı, uyuşturucu ticaretinin bizzat hükümet ve hükümete çökmüş mafya, derin devlet, emniyet eliyle haritalanması, ticaretinin yapılması, nüfusun, özellikle genç nüfusun uyuşturucu ile bitirilmesi, öteden beridir sürdürdükleri geleceksiz bırakma faaliyetleri, hukuksuzca, GÖSTERMELİK olsun diye sanatçılara test yapmaları, üzerinden borsalar kurmaları, temin edene, mafyaya değilde, kolay av olan satantçıları, kullanıcıları(ki içinden çıakrsa) hedef alıp, böylece asıl perde gerisinin saklanması, sözde üzerine gidiyorlar görüntüsü vs. boşuna değil. Bu okul katliamı olayında polis babanın geçmişine baksak zaten ne rezillikler çıkar, çıktı ortaya... Elbette bu bir kleptokrasi ve her şeyini onursuzca satanlara da pay veriliyor, her biri kendi çöplüğünde dokunulamaz mafya, hırsız, haraç başı oluyor... MHP'yi ise söylemeye gerek yok, o başından beridir Türk-İslam sentezi adına, ırkçı söylemlerle kurulmuş diğer yapıyı (gaspçı, tetikçi mafya) temsil ediyor, 1990'lar sonrası, tek kutuplu faşist neo liberal dünyada, dini rol de veirldi... AKP+MHP bir gövdenin 2 dalı... Herneyse yeterince açık aslında, bu tür kleptokratik faşist, çete, mafya rejimlerinde, hasım, düşman, nefret, linç iklimi, afyon, hamasetlerine meze lazım, neyle yapabilir ki bunu?. Katliamı yapan çocuğun polis babası, sosyal medya hesabında profil resmi olarak silah dolu kasasını koyan birisi. oğlunun çocuk yaşına rağmen atış poligonuna götürüp, resmini çekip, oğluna veriyor, oğlu da sosyal medyada paylaşıyor(yaşı kaç? silahla, sosyal medyada ne işi var?), ya diğerleri o silahları nereden, nasıl edindiler?. "Çocuğunun interaktif oyun oynadığını" söyleyerek de, hem kendisini sıyırmaya hem de meseleyi çapsızlaştırma, çarpıtmaya, algı oluşturmaya çalışıyor(ki o'na bunu söyleyen veya söyleten birileri olmalı ya da yandaş medya epeydir bu sahte, hedef şaşırtıcı propagandayı yapıyor, adamların işi fitne, fesat, linç, nefret, yalan, dolan, talan, kılıf!)... Alıntı:
|
Sevgili spartacus;
Pkk'ya terör örgütü olarak bakmadığını söyleyen kim? Akp'nin terörsüz Türkiye hamlesine destek veren kim? Sensin. Ben değilim. Ben 20 senedir Akp karşıtıyım. Sen karşıtı gibisin. Toplumsal konular sana göre değil. Sanattan, bilimden, felsefeden bahset. Bu konuları boşver sen. Burada da mesela şunu yazdın; ''Katil çocukların motivasyonu ne? Irkçılık(bu en ağırlıklı olanı)'' Bu konuyu bile ırkçılığa bağladın. Beni ırkçı ilan ediyorsun, şiddeti savunduğumu filan ilan ediyorsun. Demek ki sana göre bu olayların en önemli kaynağı, topluma dayatılan etnik milliyetçilik ya da Türk ırkçılığı. Yani ülkeyi yöneten Akp, sana göre ülkeye Türk'lüğü, milliyetçiliği(sana göre ırkçılığı) empoze ediyor. Yani sana göre Akp, vatanını milletini seven Türk ırkçılarından oluşan bir zümre.:) Yani ''katil çocukların motivasyonun en ağırlıklı olan ırkçılıktır'' diyerek, Akp'yi övmüş oluyorsun.:) Mesela ''Mustafa Kemal'in askerleriyiz'' diyenleri ordudan attılar, sen de bu insanların ırkçılığın savunucuları olduğunu sanıyorsun. İyi misiniz siz? |
Alıntı:
Hangi AKP zübükzadesine gitsek hemen tutunduğun tavır gibi, provakatif laflar, fetö, fütü, pkk, din, devlet düşmanı, vatan haini, bir şey bilmiyorsun, boş konuşmuşsun, reis eleştirlemez vs. ilan ediliyoruz, çünkü bilmiyor, farkında değil, başka dünyalarda yaşıyor, ama malesef o dünya bu dünyada bulunmuyor, aslında öyle bir dünya da bulunmuyor. Oysa o konu açık, git o başlıklarda cevap ver, ama veremiyorsun, sırf çarpıtıp, provakasyon yapıyorsun. T.C devletine "terör devleti" diyor musun?(demiyorsan o halde sen terörün ne olduğunu bilmiyorsun, terör için devlet diyorsan yine bilmiyorsun, terör için devlet de, talep ve stateji esaslı örgüt de olmaz, ancak terörü kullanır ki, ben zaten bu yöntemin kullanılmasına KARŞI ÇIKIYORUM ve terörü de en çok devlet kullanır, kullandı, kullanıyor, ama insanlar hak ve özgürlükleri uğruna savaşmak zorunda kalmışsa, başka kaçış, çıkış bırakılmamışsa buna da karşı çıkamam(Köroğluna, Anadolu'da Kurtuluş Savaşına karşı çıkmadığım ve çıkmayacağım ve şimdi olsa katılacağım gibi), ama çözümü, savaş sebeplerini ortadan kaldırmakta bulurum.. Şu an AKP rejimi, evvelki ırkçı faşist rejimler gibi, T.C. TERÖRLE YÖNETİYOR, cumhuriyet, laiklik, halkçılık falan yok, alakası bile yok, sadece ağalara, mafyaya koltuk sağlayan dincilik ve ırkçılık var, siyaset dedikleri de bunun hamasetinden ibaret. Şiddet, şiddeti doğuruyor, ikisi de eş zamanlı bitmek zorunda, bilsen, ama bilmiyorsun, bu durumda empozu veren bir çok faşist vb., güncel olarak bilinen, yol haritasını çizen, Soner Yalçın*, Perinçek, N. Şener, H. Ceviz, Y. Özdil, M.Ağar saymakla bitmez vb. komplo gazetecişliği, çete, satılmış, ajan, doğası gereği truvalar, "komuta merkezi" faydalanıyor, toplumu, üllkeyi satıyor, körleştiriyorlar). PKK yokken de bizim düşüncemiz BUYDU, 1.000 yıl sonra da, 100 yıl önce de olsa farketmiyor, çünkü bilimsel, evrensel, objektif düşünüyoruz, renk, dil, sınıf, cins ayrımına karşıyız, hak, hukuk, adalet diyoruz, hala daha bunu anlayamadın mı? Yine aynı şekilde şu konuyu bile, meseleyi gidip "terörsüz türkiye" isnatı üzerinden manipüle, İSTİSMAR ettin. TERÖRSÜZ TÜRKİYE diyen AKP+MHP ve biraz da CHP, biz böyle bir şey demiyoruz., ANAP döneminde bile ne diyorsam onu diyorum, ben farklı yaklaşıyorum(hak, hukuk, adalet), ama diğerleri de 40 yıldır toplumsal barış, barış vs. diyor. Ha İsrail'in ortağı AKP'nin Gazze istismarı, ha da senin bu tarz istismarın, ne farkı var? Senin yazına tepkimin sebebi bu tutumundu. AKP+MHP'de 2023 seçimlerinde PKK, fetö, fütü ipine sarılmıştı? Biz o zaman da hak, hukuk, "toplumsal" adalet diyorduk(bunu 50 keredir söylüyorum, nesini anlamıyorsun?)... ama sen hak, hukuk, adalet diyen değildin, hala değilsin, bu konuda her daim onlarla aynı kulvardasın, kendi mantığınla demek ki bu senin suçun, onlarla birlikte "terörlü törküye" diyormuşsun! Alıntı:
Alıntı:
|
|
Videodaki hamaset ustası arakadaşın bir çok videosunu izledim, bakış açısı, muhaliflik anlayışı (kontrollü muhalefet dediğimiz tür, hamasetle prim yapma eğilimleriyle) sıradan 2 takım fanatiğinin atışması gibi(bu videosu da öyle olmuş). Ortalama her Aktrolün yaptığını yapıyor, karşı takıma karşı aynı türden söylemler üretiyor ve bu arkadaşın da öne sürdüğü gibi, "düşman edebiyatı" üzerinden zaten ortaklaşıyorlardı(bu Erdoğan'ı da, başımıza bela edenler yine bunlar, D.Baykal'ın göbekli ırkçı, ulusalcıların tam sağcı egemenliğindeki saf milliyetçi CHP'si, Susurluk çetesi(gaspçı, çökmeci, derin devletin ırkçı komuta merkezi, sorgusuz insan katletme yetkisinde olan kahraman derin devlet), Fetö(derin devletin dini kesim taraflı taban, kitle kafalama örgütü) vb. değil miydi?). Eğer hakim iktidarlar bir görüşü, düşünceyi, hak, hukuk taleplerini teröristlikle ilintilemişse, bu 2 ortak zihniyet, her ne kadar hamaset anlayışlarında nüans(! Allah veya Vatancılık, Türkçülük, sözde Laiklik hamaseti) farkları olsa da, diğer bütün konularda neredeyse tamamen aynı noktada birleşiyorlardı. Peki ne oldu? AKP sosyal kapsamlı kutuplaştırma yerine, politik kapsamlı kutuplaştırmayı, aslında var olanı fakat tek başına ikltidar ile temsil edilemeyen kutuplaştırma, ırkçı, ittihatçı, ittihatçı Kemalistlerin, öteden beridir zaten kullandığı "ya sev ya terk et", "eleştirmek vatan hainliği, devlet düşmanlığıdır", "önemli olan devletin selahiyeti, sözkonusu vatansa gerisi teferruat", "iç, dış düşman, nankör, hain, terörist" taktiğini, tüm ülke sathında, kendi çıkarları ve rejim-hükümet namına evirdi, çevirdi, kullandı. Kutuplaşma rejim taraftarısın ya da değilsen hainsin, nankörsün, teröristsin noktasına evrildi, bu HER ZAMAN VARDI, HAKİMDİ, ama bu hem dar çerçevede kalıyor, resmi kurumlar ve aydın görüş ve düşüncelere karşı devlet terörüne meşruluk kazandırmak namına kullanıyor, hem de bu denli, rejim ve tabana yayılmış düzeyde etki alanına sahip değildi. Hak, hukuk, özgürlük, sosyal adalet isteyenlere ve genelde sola karşı kullanırdı(1990'lı yılları dürüstçe ve objektif irdeleyebilen ve biraz da araştıran, bilinci olan zaten bunu bilir). Kısaca bu arakadaşın, kendi özgülündeki kutuplaştırıcı ayrımcılığı, kendisine döndü, "mağduru" oldu. Tabi bunun gibi hamasetten beslenen kendi kutpunun trolleri ve bunların hamasetine teşne olanlar açısından EMPATİ hala daha sıfır, çünkü meselesi hala daha 2 takım fanatiğinin rekabeti zerine kurulu ve bunlara daim terörist ilan edecekleri, hak, hukuk, adalet isteyen bir kesim, ortak(!) bir düşman olmalı, bunlar, vatan, millet, sakarya hamaseti ve sürekli ipine sarıldıkları PKK'sız, her türlü muhalefete terörist demeden, su içmeye bile gidemez... Biraz detaylandırırsam; bizim zamanımız dediği zaman her ne zaman ise, o zamanki kutuplaşma daha çeşitli, ayrımcılık yapılan kesimlere karşı aşırı ŞİDDET, KATLİAM, faili meçhul cinayetler, toplu mezarlar, yakılan ormanlar, köyler, beyaz toroslar, sokak ortası infazlar, her ay satırlarla Türkçülük adına basılan üniversiteler, yer yer liseler*, sorgusuz, sualsiz katledilen insanlar, Sivas, Gazi gibi olaylar, ama kendisine sorsanız böyle sorunlar yokmuş, çünkü bu arakadaş mankurt zihniyeti gereği,kendinden gayrısını ve kendi şiddetine maruz kalanı insan olarak görmüyor, terösit oalrak görüyor ve hesaba katmıyor(aslında, AKP ve MHP ile, bu rejimle aynı kafadalar, kriterleri yanlış olup, olmaması değil, kimin, kime yaptığı üzerine kurulu). İşin kolayı her eylemi PKK üzerine atan çete, mafya devleti olmakla birlikte, bu 2 mankurt kutup kendi özgülünde bu denli etkili olabilecekleri biçimde, tek başına, saf arı biçimde iktidarı ele geçiremiyordu. Ortak oldukları nokta ise, hak, hukuk, adalet, demokrasi, özgürlük, bilim, sosyal adalet, sosyal politika, dil, din, renk, cins ayrımı, ayrımcılığa karşı mücadele karşıtlığıydı, hala da aynılar ve ısrarcılar ve bu zihniyet, mankurtluk bu topluma bu kaderi yaşattı, yaşatıyor, yaşatmaya devam edecek.... Bütün bunlar; sırf bir avuç ezan, bayrak, vatan vb. hamaset bezirganı, köşe, hakim güç, egemen bürokrasi, otorite, devlet, saltanat olsun, olacak diye...
Ben bizzat, şahsen, 1991 yılında METİN GÖKTEPE ile, bir okulda(LİSE) TÜRKÇÜ'lük adına öğrencilere saldıran bir grubun, 1 öğrenciyi ateşli sılahla katlettiği bir saldırının haberini yapabilmesi için, edindiğim bilgiyi aktarmak üzere buluşmuştum. Elbette o okulda, öğrencilerin bir araya gelerek, öğrenci birliği oluşturmaları, okul içi öğrenciler arası dayanışma, kitap paylaşımı, bilinçlenme ve insani değerlerle sosyal ilişkiler sağlaması yönünde çalışmalara da destek olmuştuk. Zaten okul kapısı solcu, demokrat öğrencileri tespit edip, işkence etmekle görevli simitçi, hıyarcı, ırkçı sivil polislerden, bazı önemli günlerde (1 Mayıs, 8 Mart gibi) okula geç kalan çocukları resmi polislerin tokatlamaları veya agresif tavırla, acaba eyleme mi gidecek, çantasında döviz, pankart olabilir mi diye, ite, kaka üst, baş araması yapmalarından geçilmiyordu. Bu Türkçü, milliyetçi, vatan, millet, sakarya, bayrak istismarı kurbanlarının neden AKP'den farklı olmadığını, ağababalarının rüzgara, konjonktüre göre ne zaman hangisini nasıl tercih ettiklerini, hala daha neden farklı olmadığını, OBJEKTİF, BİLİMSEL olarak anlatmaya çalışsam, KİTAP olur... Ancak güncel olarak, AKP kutuplaştırma yöntemi, "ya rejimden yanasın, ya da teröristsin" noktasında olduğu için, süreç bu kesimi de hiç olmazsa kendileri için(!) "hak, hukuk, adalet" deme noktasına, adaleti sorgulama noktasına getirmiş durumdadır... Bu kesim nüfusun %20'si, etki bağlamında %30 gibi bir orana tekabül ediyor diyebilirim, ama bu oran kolayca manipüle edilmeye yatkın oranı temsil ediyor ve basit bir kaç hamasetle kolayca, rejime yedeklenebiliyorlar, yedeklenebilirler. BU TÜR SÜREÇLERLE BUNUN GİBİ hassasiyet üzerinden prim amaçlı trollere, Y. Özdil, S.Yalçın, Perinçek vb. vb. gibilere, aslında genel istismar bakımından hayli geniş bir alanı temsil eden, hamasetten, nutuktan, "vatan, millet, sakarya, öl, varlığın bu tabu için, başka bir sebebi yok" edebiyatından beslenen, meze yapan, iç-dış düşman, vatana zeval gelemez, rejimi beğenmesek de ülkemiz, yüce devlet, ırk, millet, vatan için birlikte hareket etmek zorundayız vb. realiteye değil, senaryo, kurguya dayalı ve sanki ülke her an 1. Dünya savaşındaymış gibi hamaset üreten, lügatlarında insan, halk, yaşam koşulları önem arzetmeyen, insanı, değerlerini, halkı, emek ve hakkı, yaşam koşullarını değil de bürokrasiyi, hamaseti, devleti, vatanı(ağaların çiftliğine çevirdikleri), halktan ayrı ve üstünde ve halk da devletin kölesi, kapıkulu, askeri, zevatıymış gibi tabulaştırıp, yücelten herkese dikkat etmeli, aldanmamalı.. Bütün mesele, bunları yedeklemek için, AKP'nin iç-dış düşman propapanadasını aktif, pratik, geniş kaspamlı olarak sağlayacak bir düşman, bir çeşit devlete, vatana gasp ediliyor propagandası, hasım bulmasına bakıyor. AKP NE YAPTI? AKP, dün hak, hukuk, özgürlük ve adalet istemini terösitlikle ve hala daha kendileri dışında kalanları mimleyen, aslen temel olarak aynı ortak bağnazlığa dayalı olan kesimlere karşı, rejimle uzlaşmadıkları için, rejimle uzalaşanlar hariç(!) ayrımcılığa dayalı bir kuruplaşmaya da yol açtı. çünkü tek başına iktidar olmanın yolunu bulmuştu, yer yer VATAN, MİLLET, SAKARYA GERİSİ TEFERRUAT edebiyatı yapsa da, çekim merkezi olamadığı milliyetçi kesimleri de, ayrıma maruz kalanlar kefesine eklemiş oldu. Bunu, bu kutupları ayrıma maruz bırakırken İDEOLOJİK bir yaklaşım değil, daha genel, daha pragmatik, politik bir kutuplaştırma, daha geniş ölçekli ve hepten -ya hep, ya hiç- yönlü, akıllıca dizayn edilmiş, zaten öteden beridir ittihatçı Kemalistlerin, ırkçı milliyetçilerin kullandığı yöntemi, "ya sev ya terk et vb." bir kamplaştırma, ayrıştırma modeli benimsedi. YA REJİM TARAFTARISIN, BÖYLECE ÜLKENİ, VATANI, DEVLETİ SEVEN, KORUYANSIN, YA DA NANKÖR, DEVLET, ÜLKE DÜŞMANI, VATAN HAİNİ, TERÖRİSTSİN taktiğini bir kazık gibi orta yere çakıverdi. Bu yaklaşım size tanıdık geliyor olmalı, evet, bu yöntem, T.C.'de neredeyse 100 yıldır, bilhassa darbelerle de pekiştirilen, genel, politik, yerleşik ayrıştırma yöntemiydi... AKP bunu ve HAMASET egemenliğini icat etmedi, ama kazandığı iktidar olgusu ve ivme ile safları daha geniş kitle, hatta bütün toplumu ikiye ayırır biçimde genişletmenin olanağını, eskilerin derin devlet kapsamında, dar alanda yaptığı ülkeyi yağmalama, sorgulanamama ve meşruiyet stratejisini, açıktan ve genel olarak, konsolide esaslı tabana yayma, toplumu olabildiğince fakirleştirip, bitirimleştirip, kapısında kul, muhtaç edebilecek, sorgulayamaz hale, düzeye getirecek denli hakim kılmayı başardı... ELBETTE AKP suçlu, elbette her yönden, ama her yönden AKP bir harami saltanı kuruluşu ve egemenliği üzerine kurulu, elbette AKP en etkili yöntemle(GENELLEYİCİ, YA SİYAH YA BEYAZ esaslı) kutuplaştırıyor, elbette rejimi eleştirmek= hainlik, nankörlük, teröristlikle itham edilir hale getirildi(kendisi gibi olmayanı hain ilan eden rakipleri de, kendi silahıyla vurulmuş, mağdur oldu), ÖYLEYSE NEDEN BİRLEŞMEKTEN, BİRLİKTEN, sosyal adalet, bilriktelikten yana tavır sergilenmiyor da, her defasında bu tarz düşman ihtiyacı, hamaset trollüğü üzerinden, süreğen AYRIMCILIK, düşman, KUTUP(biz ve onlar?) icat etme politikası izleniyor? PKK'sız evreni bile yorumlayamıyorlar, neredeyse her sorunu, PKK lafıyla, manipüle ve provoke ederek, irdelememize olanak vermiyorlar. Sanki PKK olmasa bunlar bir hiç(bu her türlü pisliği örtme, uyutma, susturma, sindirme taktiği). Zaten ekonomi-politik, sosyal hayat, hak, emek, asıl temelde yatan sebepler umurlarında değil. neden konuları, sorunları, nedenleri, sebepleri, altında yatan işleyiş-düzen, mafya, çete, menfaat, çıkar ilişkisi ekseninde değil de, şuncu, buncu, futbol takımları arası kıyas sorunuymuş gibi, bütün sözde siyasetini PKK üzerinden kuruyorlar. "Vatan, millet, sakarya edebiyatı", "sözkonusu vatansa gerisi teferruat"(ülke haramilerin çiftliği de olsa, yalan, dolan, talan bile olsa, insanın zerre değeri de olmasa önemli-bağlayıcı değil. İnsan esaslı bir kriterleri de yok, ya A mezhebi, ya B etnisitecilik. Erdoğanı da baş tacı yapabiliriz, yeter ki bir düşman icad edilsin, gerisi teferruat empozu) alıştırması vb. oluyor, çarpıtıyor, cehalet mezesine dönüştürülüyor. Sanki her şey düzgün, her şey yolunda, ortada tam bir cennet vatan-devlet, cennet ülke,, 4/4'lük bir düzen varmış gibi. Neden süreğen, MİLLET, TÜRKÇÜLÜK dedikleri toplum bile, kendi içinde sınıflara, kastlara, ağa, maraba, efendi, köle, boynu bükük ekseni, hak, hukuk, adalet tanımaz, ezerek, ezilerek ayrılmış, "kelin merhemi olsa önce kendi başına sürer" gerçeği ortada değilmiş gibi, asıl sorunları perdeleyerek pazarlıyorlar. Oysa asıl gerçek, devlet otoritesini ele geçirmenin sağladığı olanaklarla, belirli bir azınlığın ülkeyi talan etmesi, sömürü, harami saltanatı, maddi, manevi çıkar eksenine dayalı, ezanmış, bayrakmış, vatanmış, devletin selahiyeti, beka meselesi vb. hepsi de birer kılıf, kutuplaştırma ve sürüleştirme aracı ve çoban olma çabası. burada bir cennet yok, burada, bu biçimde, cehennemin başına kimlerden görünenin geçeceği, cehhennem üzerinde kendisi için cenneti yaşacağı çatışması var. Not: Bu konu(diğerlerinin bu temelde detayını bilmiyorum), yani "Maraş okul saldırısı", katliamı yapan çocuğun ciddi psikolojik, "sağlık" sorunlarından kaynaklı olabileceği yönünde. Çünkü evvelinde bu çocuğun çantası aranırmış, psikologa yollanmış, babasından şiddet gördüğü yönünde mesajı var, ailesi tarafından kabul görmediği ve kendisini ispat edeceği ve işte o zaman farkına varılacağı yönünde beyanı var. Sonuç olarak öyle de olsa, böyle de olsa, sorumlu elbette yine AKP ve politikaları.. Madem şiddete meyilli idi neden önlem, rehabiliteye alınmadı, neden iş babası ve oğlu arasında ilişkiye endekslendi, neden AKP'nin harami, domuz medyası yandaş medya süreğen saçma sapan biçimde sorumlu olarak oyunlar ve zaten kapalı olan Discort, Roblox gibi platformlar uzun zamandır gösterildi, gösteriliyor, neden mesele bazılarınca ailelerin manevi değerleri yeterince vermediği üzerinden dillendirildi, çünkü HER PİSLİĞİN ALTINDA KOKUŞMUŞ REJİMİ ve harami salatanatı, okulları, (özel okullar menfaatine de) tarikat yuvası, barakaya çeviren AKP, her konuda olduğu gibi, sorumluluğu ona, buna atma, çarpıtma, çapsızlaştırma taktiği izlemektedir. Ayrıca, MEB Bakanının oğlunun ne işi var özel okulda, öyle olacaksa bakan olmayacak, bunlar da sorgulanmalı... Bu olayda ve daha olası muhtemel bir çok olayda da, bu hırsız, yandaş harami saltanatı sürdükçe de böyle olacak. |
Konuyu değil hala daha hamasetlere ayıkamamışlığı tartışmak zorunda kaldık... Bir kesim geçmişte ve hala daha "hak, hukuk, adalet, emek, iş, aş, özgürlük, demokrasi, bilim, ücretsiz sağlık, ücretsiz eğitim, insanca yaşayacak ücret" vb. gibi talepleri devlet düşmanlığı, vatan hainliği olarak görmekte-ydi. Çünkü, mafya, çete rejimleri ve sözde siyasetçi, özde hamasetçi zübüklerin birer aparat haline getirdiği "ezan, bayrak, vatan, millet, sakarya, Türklük" vb. üzerinden yükselttiği "beyin yıkama-boşaltma" taktikleri ve buna bağlı kamplaşma, uyuşma, mankurtlaşma, şiddet, linç ve hakim terörünü(korku yönetimini) meşrulaştırma ve propaganda ve bu doğrultuda uyguladıkları politika ve eylemleri sayesinde toplum, ülke ve toplumu terörize eden çeteleri kahramanlaştırıp, kolayca aldanıyor-lardı. Oysa, ardına takıldıkları gerçek; halka karşı çete,mafya, gangster ve CIA, derin devlet adına örgütlendirilmiş legal, illegal paramiliter yapılar, çete örgütleri, mafyatik komuta merkezleri, ayrıcalıklı zümre vb.'nin, ülkeyi soymak, aralarında paylaşmak(uzlaşarak, bazen çatışarak), talan edebilmek namına girdikleri yol, yöntem ve aldatıcı sahte politikalar-dı(koyunun, kasabına aşık olması gibi). Elbette talan da ettiler, etmeye de devam ediyorlar ve toplum, "ezan, bayrak, vatan" hamasetini aşıp-kırıp, ayıkmadıkça da devam edecekler... Bu çete, mafya devleti anlayışı, egemenliği ve güç çatışmaları veya elde tutma taktikleri adına, bunlardan her türlü melanet beklenebilir, beklenmelidir. Bunların uyguladığı basit "psikolojik harp", toplumu, terörize etmekte, terör yönetimlerine boyun eğmeyen veya ateşli biçimde savunanlar-afyonlananlar olarak ikiye ayırmakta, mevcut çete, mafya rejimi ve rejimi körü, körüne savunan kesimler de, muhaliflere "terörist, vatan haini, nankör" vb. diyerek, dedirtilerek, muhalefete karşı türlü haksızlık, hukuksuzluk, insan dışılık meşru zemine oturtulmaktadır. Her hak, hukuk diyen insana, vatan haini, terörist dendikten sonra, beşiktekine kadar dahi sirayet eden, ettirilen linç ortamı, süreci başlamaktadır.. Bu "aydınlık ile egemen olan karanlığın savaşı" gibi bir hal almakta, kullandıkları "düşman" edebiyatı, "ezan, bayrak, vatan" aparatlarıyla, toplumsal mankurtlaşma ve sürüleşme sağlanmaktadır. ORTALAMA bilinçli toplumlar çeşitli konuları tartışırken, bizdeki çatışma, kimin din veya vatan düşmanı, kimin ne kadar hain, terörist veya "kahraman, reis" olduğu, düşmansız yapamadıkları için de süreğen düşman edebiyatı veya uçkur üzerine odaklandırılmakta, ayağında sağlam ayakkabı, ağzında dişi, kıçında donu kalmamış insanlar, yücelttikleri kahramanların, hamaset aparatlarının sidiklerini yarıştırmaktadır(sanki doğmadan önce, hangi aile, ülkeye doğacakları sorulmuş, aldıkları empoz, alınlarına pranga olarak damgalanan etiketler de kendi seçimleriymiş gibi). Toplum ileri düzeyde körleştirilip, kendisine, insana ve insanca olana, hak, hukuk, adalet ve bilime, dünyaya yabancı, "cahil", hak, hukuk, siyaset bilmez bir hale getirilirken, siyasetin, akıl, mantığın, empati ve hukuk ve adaletin, vicdanın da dışına itilmekte, kişiler de varlıkları(varoluş) ve benliğini bu çete-mafya saltanatlarına kul olma, "adanma, adanmışlık" yanılgısına düşürülmektedir. Böylesi bir toplum psikolojisiyle yetiştirlen nesillerin normal olması veya çete, mafya rejimleri ve medyasının empozuyla insanlıktan çıkmaması, belirli oranda bilinçli azınlığın da, olgu ve olaylar, genel yapı ve kanı üzerinde belirleyici olması beklenemez. Bu gün muhalif görünen bir kesimi, aslında AKP+MHP'den çok da farklı bir kulvarda olsalardı, bugün AKP+MHP, CIA rejimi var olmazdı, senaryolar, kurgular, provokasyonlar, kıyamet senaryoları, hamasetler, kısaca kendi menfaatleri adına ölümü gösterip, sıtmaya razı etmezlerdi...
Muhalif olduğunu iddia eden etkili bir kesim, hem kamplaşma ve AKP rejiminden şikayet ediyor, ama hem de zaten ülkeyi bu duruma sokan "psikolojik harbi", afyonlu hamaseti, kamplaştırmayı, gerçekten hak, hukuk, adalet(!) dememeyi siyaset(hamaset) olarak kullanmaya devam ediyorlar, deyim yerindeyse rakiplerini, rakibin silahıyla beslediklerinin farkında olmayıp, indireceklerini sanıyorlar. Sorun da burada baş gösteriyor ve muhaliflikleri, bir pamuk ipliği, mafya, çete rejimi ve devletinin bir kaç provokasyonuna bağlı durumda.(bu gerçekten ciddi risk teşkil ediyor). Süreğen kamplaştırıcı, ötekileştirici, ayrımcı propagandalar yapıp, sonrasında da böylesi bir ülke, toplumun, linç, şiddet, ayrımcılık ve düşmanlaştırma psikolojisinin oluşturduğu ortamdan şikayet ediyorlar... Diğer mesele de AKP+MHP, öteden beridir çete, mafya iktidarlarının, toplumu ve özellikle gençleri "esrar, eroin" gibi uyuşturucular üzerinden bitirdiklerinin farkında da değiller, tek dertleri "ezanı" silinmiş, "vatan, bayrak" hamaseti, "vatan nedir" bunu da bilmiyorlar, bunu hissiyata dayalı, bir çeşit posta pulu, etiket, bir çeşit kermaeti kendinden menkul tabu, kutsal bir dikili taş gibi bir şey sanıyorlar... Yahu, çetenin, mafyanın, gangsterlerin çifliği, eğer onlardan değilsek, bize de ahırı reva görmüşlerse, bizim vatanımız olur mu? (Bu koşulda, ancak onların çiftliğinde, hele basit hamasetleriyle afyonlaşmış, mankurtlaşmış hale gelinmişse, kendini canıyla, malıyla onlara feda eden köle olunur.). Neyse, konuyu da dağıttık, "anlayana sivrisinek saz, anlamayana ne söylense az"... Yakın geçmişi de içeren, kısa bir özet... 1990'lar "hak, hukuk, adalet" diyen için bir işkenceydi, AKP rejimi sonrası yine işkence, değişen bir şey yok... Okullarda çocuklar öldürülmüyordu, okul basılmıyordu, bunlar doğru değil, sokak ortasında beyaz toroslarla gezenler, insanları öldürüyor, alıyor, işkenceyle katlediyor, sonra PKK yaptı veya PKK'ya operasyon, bilmem kaç terörist öldürüldü diyorlardı, bu teröristlere beşikteki bebek, 6-14 yaşındaki çocuk, 80 yaşındaki dede ve nineler, yoldan geçen kaza kurşununa giden herhangi birisi de dahildi. neredeyse her ay hem ırkçı-faşist bir şekilde beyinleri yıkanmış kolluk güçleri, ne idüğü belirsiz, resmi kıyafeti olmayan özel kuvvetler, hem de ırkçı, milliyetçi gruplarca bir sürü okul, mahalle, dernek, köy, işletme basılıyordu. Şeriatçılar, ırkçılar, hem şeriatçı hem ırkçılar ve elbette "Allah" yerine etiketleştirip, kutsallaştırdığı, bir kaç sembolü yerleştiren, müm'in, kafir, şeriat(sorgulanamaz yasa) mantığıyla hareket eden "gerçekten aşırı mafyatik, fedacı, tarikatlaşmış provokatif sol" sapmacılar vb. etkisiyle aşırı afyonlanmış, kör, cahil kitlelerin, 6 yaşında çocukların tişörtlerine, giyimlerine değin kendi siyasi, hamasi sembollerini kazıyanların vb. ve ayrıcalıklı zümre/hamaset rejimlerinin, normal bir psikolojiye sahip olması, doğa, insan sevgisi, hak, hukuk ve adalet, görüş, fikir, siyaset, irade kabulü, beyanı esaslı nesiller yetiştirmesi mümkün değildir.... |
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 16:12 . |