![]() |
Yükseltilen Milliyetçilik ve Sol
Türkiye'nin siyasal dengeleri, iç ve dis politikasi üzerinde milliyetçi etkinin, solun bir kesimini de pesinde sürükleyerek hizla artisina tanik oluyoruz. Bu kosullarda dogru ve etkili bir sol siyaset örmek için, gerek mevcut gelismeyi gerekse de milliyetçiligin anlami ve ülkemizdeki sekillenisini dogru kavramak büyük önem kazanmistir. Türk Milliyetçiliginin Anlami Türkiye Cumhuriyeti ve Türk ulusu, asker sivil bürokrasinin yukaridan asagi iradesiyle gerçeklesti. Gerek bu durum gerekse de Osmanli dagilisinin travmatik etkileriyle biçimlendiginden Türk milliyetçiligi farkliliklara karsi hep sorunlu olmustur. Bu açidan Nihal Atsiz'in 1944'teki mahkemede ifade ettigi; "Türk irki oluk gibi kani ve sayisiz emegi pahasina yurt edindigi Türkiye'ye göz dikenleri ne yapabilecegini göstermistir. 1915'te Ermenileri, 1922'de Rumlari bu ülkede yok etmistir. Ya Türklük içinde erir Türklügü kabul edersiniz, yahut yok edilirsiniz" sözü, bir fasistin siradan tepkisi degil, devlet geleneginin durusunu yansitiyor.
Nitekim 1930'larin Içisleri Bakani ve rejimin ideologlarindan Mahmut Esat Bozkurt'un; "Sadece Türk milletinin bu memlekette milli haklar isteginde bulunma haklari vardir. Diger unsurlarin böyle bir hak talebinde bulunmalarina imkan taninmaz. Gerçekleri saklamanin geregi yoktur. Türkler bu memleketin yegane sahipleri yegane efendileridir. Türk orijininden gelmeyenlerin bu memlekette sadece bir tek haklari vardir: asil Türk milletine kusursuz olarak hizmetkarlik ve kölelik etmek..." (Milliyet, 19 Eylül 1930) sözleri, resmi ideolojinin özlü bir ifadesidir. Yine 1930 ortalarinda kaleme alinan Dahiliye Vekaleti Jandarma Umum Komutanligi'nin gizli Dersim Raporu'nda geçen; "Yavuz Sultan Selim'in gazabi olmasaydi bugün güzel Türkiye'mizde tek bir Sünniye tesadüf etmek belki de mümkün olmayacakti" ifadesi, bu milliyetçiligin sadece ulusal degil ayni zamanda inançsal bir tercihle biçimlendirildigini gösteriyor. Böyle bir ideolojinin sonucudur ki, cumhuriyet ve laiklik gibi burjuva devrimci atilim, dahasi anti emperyalist bir mücadeleyle kurulmus olan devletin demokratiklesmesi birtürlü mümkün olamayacakti. Çünkü gerek savasa katilan Kürtler ve Aleviler gerekse de Lozan'da varliklari kabul edilmek zorunda kalinan gayri Müslimler "bölücü" tehdit olarak görülüp asimilasyon ve tehcirlerle ortadan kaldirilmaya çalisilacakti. Bu uygulamanin siniflarüstü bir idealizmin ürünü oldugu da düsünülmemeli. Aksine Türk milliyetçiligi, bürokratik aygitin düzen tercihi olan kapitalizmin çikarlari dogrultusunda sekillendirilmis, "sinifsiz imtiyazsiz kaynasmis kitle" slogani altinda isçi ve köylülerin vahsi bir sömürü ve baski altinda yasatilmasi olmustur. Bu kapsamda Osmanli döneminde kazanilmis sendikal haklar kaldirilmis, çalisma saatleri arttirilmis, 1 Mayis "bahar bayrami" ilan edilmis, 141-142 gibi emek düsmani ceza yasalari Musolini Italya'sinda devralinmis, muhalif aydin ve örgütlenmeler acimasiz bir tenkile ugratilmis; yani burjuvazinin palazlandirilmasi için tüm devlet olanaklari seferber edilirken emekçilerin sinif tepkileri "yikicilik" olarak ezilmistir. Özetle Türk milliyetçiligi, Cumhuriyetin kurulusundaki anti emperyalist saiklerini hizla yitirirken, geçmisten tasiyip getirdigi emege ve farkli olana düsman özelliklerin baskin karakter kazanmasiyla demokratiklesmeyi olanaksizlastirmistir. Milliyetçilik Ilerici mi? Milliyetçilik, burjuva sinif çikarlarinca belirlenen bir ideoloji oldugundan, onun ilericiligi belli kosul ve dönemlerle sinirlidir. Erken sanayilesmis-uluslasmis toplumlarda feodalizme karsi, sanayilesme ve uluslasmasini zamaninda basaramayarak sömürgelesen topraklarda ise emperyalizme karsi mücadele dönemiyle sinirli olan bu ilericilik, bu dönemlerin asilmasiyla sona ermis, milliyetçilik de sömürüyü gizlemenin ve öteki halklara karsi düsmanligin araci islevi yüklenmistir. Ulus devletin kuruldugu, ulusal baskinin esasen asildigi her zeminde milliyetçilik, sinifsal ve kimliksel olarak ezilen kesimlerin bilincini bulaniklastiran, demokratik hak ve özgürlüklere karsi egemenlik iliskilerini mesrulastiran bir ideoloji olmustur. Milliyetçilikle demokratik haklar arasindaki iliski, her kosulda ters orantilidir. Özellikle ülkemiz tarihinde de net bir sekilde görüldügü gibi, milliyetçilik yükseldikçe halkin yasam standartlari ve haklari azalmis, ülke militarist zihniyetçe teslim alinmis, iç ve dis sorunlarda artan oranda tikanma ve gerilimler yasanmistir. Milliyetçiligin bir devlet ideolojisi olarak toplumun kontrol altinda tutulmasinda, farkli kimliklerin asimle edilmesinde temel ideolojik araç olarak kullanildigi ülkemizde, milliyetçilik karsiti duyarlilik ve halkin ona karsi bilinçlendirilmesi yasamsal bir önem tasir. Bu basarilmadikça emek ve hak karsiti egemenligin geriletilmesi olanaksiz. Türkiye'de sol hareketin Cumhuriyet tarihi boyunca yasadigi toplumsal zayiflik da bunun sonucu. Özetle milliyetçiligin Türkiye'deki etkin gücü, emekçilerin sinifsal bilinç edinmesini engelledigi gibi komsularimizla süregen bir gerilimi beraberinde getirmektedir. Milliyetçilik Niye Yükseliyor? Türkiye'de sinifsal veya demokratik degisim taleplerinin ciddiyet kazandigi her dönemde devlet, bu talepleri milliyetçi kosullandirma ve kiskirtmalarla bogmustur. Son dönemde yasadigimiz dalga, en kapsamli olanidir. Bu gelismede iki neden öne çikiyor. Birincisi, AB sürecinin daha yaptirimci bir konum elde etmesi kapsaminda oligarsinin yönetim tekelinin gerilemesi, yasal degisimlerin artik hayata geçme zorunlulugudur. Bu durum ise, bugüne kadar agir baski ve sömürü kosullarinda yasatmis olan oligarsinin giderek iktidarsizlasmasi anlamina gelmektedir. Ikinci neden ise Irak'ta bir Kürdistan'in insasi ile Kürtleri ve demokratik haklarini reddeden resmi görüsün artik sürdürülemezligidir. Üstelik Irak Kürtlerinin, egemenlerin stratejik müttefiki ABD'nin korumasi altinda olmasi, yasadiklari krizi daha da arttiran bir islev görmekte. Iste bu iki gelismenin neden oldugu kaygi ortaminda egemenler, demokratiklesmenin Türkiye'yi "bölecegi ve yikacagi" korkusunu kiskirtarak milliyetçili kosullandirmayla toplum üzerindeki kontrollerini arttirip statükoyu korumaya çalisiyor. Bu kosullarda Mersin'deki Newroz kutlamasina katilan Kürt çocuklarin ellerine verilen Türk bayraginin yerde sürüklenmesi, milliyetçi kiskirtmanin etkili bir kivilcimi yapilmistir. Kürtler "sözde vatandas" ilan edilerek ülke bir bayrak cinnetine ve linç atmosferine sokulmus, PKK'nin yeniden baslattigi savas ise bu milliyetçi kiskirtma için tamamlayici zemin yaratmistir(*). Sol Ne Yapmali? Halkin egemenlere karsi yumusak karni olan milliyetçiligin geriletilmesi mevcut kosullarda solun temel gündemidir. Milliyetçiligin salt sinif dayanismasina ve gerçek kurtulus sosyalizme vurgu yaparak asilamayacagi açik. Bu kapsamda halkin içine düsürüldügü milliyetçi kapandan kurtarilmasi için toplumun güncel taleplerini kucaklamak, burjuva demokratik tüm haklari içeren, kültürel ve inançsal her türden hak ihlallerini kapsayici bir yaklasim zorunlu. Milliyetçi istismara karsi yurtseverligin de daha etkili bir sekilde sahiplenilmesi sart. Vatandasin hak bilincini bulaniklastiran, vatan kavramini üstünde yasayan halkin haklarindan kopararak istismar eden, içerideki farkliliklara ve komsu halklara düsmanlik güden milliyetçilige karsi vatanin, üstünde yasayan halkin haklari temelinde, emperyalizmle mevcut kurumsal isbirligine, özellestirmelere karsi savunulmasi bugün herzamankinden önemli. Yine laiklik eksenli saflasmada da farkliligimizi netlestirmek, dinci hegemonyaya karsi oldugu kadar laikligi devletin toplumsal hegemonyasi için istismar edenlere karsi özgürlükçü bir laiklik etkin bir sekilde savunmak toplumsal güç biriktirmek için zorunlu. Özetle halki hak ve özgürlüklerden yoksun kosullarda yasamaya mahkum eden, egemenlerin çikarlarina dokunmadigi kosullarda emperyalizmle sinirsiz isbirligi içinde olan milliyetçilige karsi, çok kimlikli, laik, sosyal ve demokratik bir cumhuriyet hedefiyle karsi durulmali. Bu durusun etkili olabilmesi için tüm demokrasi güçlerinin bu temelde azami birlikteliginin saglanmasi ise olmazsa olmaz bir sorumluluktur. (*)Mevcut kosullarda silahli mücadelenin, demokratiklesmeye degil tersine milliyetçiligin düsman gereksinimine hizmet ettigi, dolayisiyla politik bir araç olarak yanlisligi yüksek sesle dillendirilmelidir. Erdogan Aydin 15. Temmuz 2006 |
Re: Yükseltilen Milliyetçilik ve Sol
yaşasın yurtseverlik bu memleket bizim ,biz diyebildiğimiz sürece
ayrılıkları değil birliktelikleri çoğaltıp yurdumuzu emperyalist güçlerin hegemonyasından kurtarmalıyız daha öncede kardeş kanı döküldü şimdide dökülmekte çözüm demokrasidir kardeşliktir yurtseverliktir türk kardeşlerimiz *türk milliyetçiliğini bırakır yurtsever olurlarsa kürd kardeşlerimiz kürdseverliği bırakır da yurtsever olurlarsa din kardeşlerimizde şeriatseverliği bırakır yurtsever olurlarsa problem çözülüyor ,hepimiz yurtsever olursak emperyalizme karşı hep birlikte savaşırız türkiye ab sevdasına tek taraflı gümrük birliğine alınmış açık pazar haline getirilmiş kapitülasyonlar tekrar konmuş herşeyimiz dağlar ormanlar akarsular satılık hale gelmiş borçlandırılmış kuşatılmış eğitimsiz yozlaştırılmış tüketim toplumu işimiz çok zor allah yardımcımız olsun |
Re: Yükseltilen Milliyetçilik ve Sol
E.Aydın ,toplumda gelişen Amerikan karşıtlığını "milliyetcilik" olarak lekelemeye çalışıyor.
Yöntem hep aynı "emperyalizm" yok. Amerika hiç görülmüyor. Sanki Irak'ı inler-cinler işgal etti. E.Aydın tarihe tanıklık bile yapamıyor. Yaşanan tarihe karşı bu yapılan perdeleme nedir ? 1920'lerde İngilizler ve İngilizciler de Anadolu'daki durumu E.Aydın gibi *değerlendiriyorlardı. Aydın sol'u değil,Batıcı-liberal çizgiyi savunuyor. |
Re: Yükseltilen Milliyetçilik ve Sol
"Birincisi, *insanlarımızın *tarihe *daha *nesnel *bakan *bir *bilinç *olgunluğuna *ulaşmalarını, *başta *Ermeniler *olmak *üzere *başka *halklar *ve *kültürlerde *düşmanlık *değil *dostluk *bulmalarını *ve *evrenselleşmelerini *sağlayacaktır."
Toplumda gelisen anti-amerikancilik, milliyetciligin sonuclarindan biridir. Milliyetciligin saha kalktigi butun ulkelerde boyle bir anti-amerkacilik gorulur. Saddam zamani yakilan ABD bayraklarinin haddi hesabi yoktur, bu Saddam'i anti-emperyalist yapmaz, fasistin onde gidenidir. Bu yukarda belirtilen durum husule geldiginde sen de daha farkli oldugunu goreceksin. Bugun yapilan Ulusalcilik gibi isimlerle, Ataturk'un fikirlerini milliyetcilige cekmekten baska birsey degil. Ben son yillarda yukseltilen ve yeniden yorumlanan Ataturkculugun topluma herseyden cok daha fazla zarar verdigine inaniyorum. Bunun en acik ornegi cevremdeki sosyal demokratlarin, Ataturkculugu ve ulusalciligi dillerine plesenk ederek birer birer fasistlesmesidir. Anti amerikancilik 80'den onceydi, bu senin bahsettigin sirretlik. |
Re: Yükseltilen Milliyetçilik ve Sol
respendial, öyle bir anlatmışsın ki sanki anti-amerikancılar sadece komunist ve sosyalistler. başka kimse anti-amerikancı olamaz. senin o 80 öncesi dediğin şeyin üzerinden 30 sene geçti. bugün ortam çokfarklı. 80 öncesinin ideolojik safları yok artık. bugün herkesin çok iyi şekilde gözlemlediği iki saf var, yurtseverler ve işbirlikçiler. sen yurtseverleri faşist ilan etmeden ben açıklayayım. işbirlikçiler ikiye ayrılır; doğrudan işbirlikçiler (liboşlar, 2. cumhuriyetçiler, ajanlar, bölücüler, rantçılar, eski solcu-yeni ne idüğü belirsizler, dinciler, vs.) ve dolaylı işbirlikçiler (ağzına atatürkü pelesenk etmiş türk islam sentezcileri, darbeciler, faşistler, gerçek yurtsever olup nasıl bir oyunun piyonu olduğunu anlayamayan saftirikler)
erdoğan aydını siyasal açıdan bir işbirlikçi olarak görüyorum, şahsi fikrimdir. öte yandan din üzerine yazılarını da sürekli takip ederim. |
Re: Yükseltilen Milliyetçilik ve Sol
Amerika dostumuz feda olsun postumuz,post kalmayınca ,post kavgasıda biter
İnsanlar ne diye ..ne abd ne ab tam bağımsız Türkiye diye bağırıyor ..,ulusalcı olmak nedir? Amerikancı mı olalım, güneyli kürd kardeşlerimiz gibi ,yada RTE ve avanesi gibi? Bunların hepsi alıştıra alıştıra Türkiye Cumhuriyeti 'nin 2. sevr'e razı edilmeye çalışılması Kuzey Irak'ta Amerikan mandasında bir kürt devleti kuruluyor, asıl amaç güçleri yeterse büyük kürdistanı kurmaktır. http://www.rizgari.org/modules.php?n...d=read&id=1265 Asıl onlar için önemli olan Güney Kürdistanın kazanımlarını korumak ve arttırmaktır,bundan dolayı düne kader birlikte oldukları Pkk yı harcayabiliyorlar,çünkü şu an öyle gerekiyor T.C bastırdı ağaları abd de talimatı verdi, şu an Türk Ordusuyla Barzani peşmergelerinin çatışması abd nin işine gelmiyor. Türkiye zaten abd ye bağımlı kuzey ırak abd nin üssü burda çatışma istemiyor ağamız,onun senaryosu değişik, RTE zaten emrinde, Fettullah zaten elinde onun için Türkiye Cumhuriyeti 'nin tasfiyesi çok kolay ama Atatürk'ün ve ulusalcıların yok edilmesi gerekiyor. Ordu üst kademesi Atatürkçü yetiştirildiğinden ve ülkenin bütünlüğünü korumak ve kollamak gibi bir görevi yerine getimeye çalıştığından, yıpratılmaya çalışılınıyor. Atatürk 'ün tasfiyesiyle amaçlanan laik üniter devlet yapısını yok ederek ,din devleti ve kürdistan kurulmasının önünü açmaktır. Kürtler ulusalcı olabilir ,Türkler olamaz ,olurlarsa ilkellik ,geri düşünce nasıl buna inanırsınız, Vatanını sevmek ,yurtsever olmak,laikliği savunmak,bağımsız demokratik bir ülkede yaşamak istemek ve bunun için emperyalizme ve ülkemizi kuşatan dinci oligarşiye ,etnik ayrımcılığa karşı mücadele etmek yada teslimiyet ve vatan hainiliği Kürt kardeşlerimiz bağımsızlık istiyorlarsa savaşa devam etsinler,yada bu ülke hepimizin diyerek yurtsever saflara yanaşsınlar ,hep birlikte demokrasi mücadelesi verelim. Vatan üstünde yaşadığımız topraktır,bırakalım satılmış vatan hainlerini *,yurdumuza sahip çıkalım |
Re: Yükseltilen Milliyetçilik ve Sol
Soyle soyleyeyim, bugun 80 oncesi onemli bircok kavramin ici bosaltilmistir. Ataturkculuk ise bunlardan biridir. 80 oncesi bu ulkede ideoloji vardi, insanlar doluydu. Gencler bilincliydi ve verilen anti-emperyalist mucadele, bilincli bir anti-emperyalist mucadeleydi.
Sevgili aydoe, "Kürtler ulusalcı olabilir ,Türkler olamaz ,olurlarsa ilkellik ,geri düşünce nasıl buna inanırsınız" demissin, ama ben su an sunulan bicimdeki ulusalciligin yanlis oldugunu dile getirmek istedim. Kurt veya turk, kimseye "su ulusalci olamaz bu olur" gibi bir karar vermeye hakkim oldugunu sanmiyorum. Kendi adima ben ulusalci degilim, uluslararasi sayginligi kazanmanin yolu kabadayilik ve kibir degildir diye dusunuyorum. |
Re: Yükseltilen Milliyetçilik ve Sol
Sn. Respendial
Ulusalcı ne demek? Nasıl bir ulusalcı sunumu istersiniz? Ben enternasyonalist, humanist ve yurtseverim,üzerinde yaşamakta olduğum ülke benim ülkemdir ve ben ülkem üzerinde oynanan oyunu görmekteyim.Senaryo yu da biliyorum aktörleri ve figuranları tanıyorum, 80 öncesini yaşadım o zamanda yurtseverdim hala yurtseverim 80 öncesi ideolojik ayrışmalar silahlı çatışmalara dönüştürülmüş gençler bir birine kıydırılmıştır. Özü emperyalizme karşı bağımsızlık mücadelesi ve sosyalizm olan hareket *kanla bastırılmıştır. Güzel yurdumuz emperyal güçler ve işbirlikçileri *tarafından yağmalanmaktadır. İnsanlarımız apolitize edilmiş,eğitimsizleştirilmiş ve dinle uyuşturulmaktadır, etnik ayrışmaya gidilmektedir. Abd mandasında kürtler bağımsızlık istemektedirler. Ne yapmalı ? |
Re: Yükseltilen Milliyetçilik ve Sol
Ulusalci kelimesinin evrensel aciklamasi degil bana cagristirdigi seyleri anlatmam dogru olur heralde. Bir ulusalci, fasist ideolojilerini demokratlik, bagimsizcilik ve ataturkculuk kisvesi altinda savunan kimsedir. Bir devlet fazilet sahibi olursa vatandasini ezdirmez, sahip cikar. Bizim devletimiz fazilet sahibi degilse, bizim insanlarimiz birlik duygusundan, ulkesinin menfaatlerine karsi kendisini sorumlu hissetme duygusundan yoksunsa, baska bir devlet kokumuzu alip bizi cig cig yiyecektir. Bu devlet buyuk bir ihtimalle en guclu ve en vahsi devlet olacaktir. Ulkemize oynanan oyunlar diye birsey yok, bu politika. Ulkeleri kahvede yanyana oturan arkadaslar gibi tahayyul etmemek gerekli.
Bir tarafta Bush, insaninin ve ulkesinin menfaati icin taa Turkiye'de oyun oynuyor. Ta buralardaki kurt devleti meselelerini yonlendiriyor. Obur tarafta RTE, ulkesinin ve vatandasinin menfaatini satmayacagi birsey yok. Simdi boyle bir adami basina getiren indirmeyen millet, Sulo'yu basina getirip indirmeyen bu millet, daha ornekler uzar gider. Yikilmak, parcalanmak, kaputilasyonlarla baglanmak ve hergun biraz daha ortadogu ulkesi, ucuncu dunya ulkesi olmak boyle bir ulkenin kacinilmaz sonu degil mi? Neden Menderes koy enstitulerini kapatacagina gidip ABD'de kizilderili direnis hareketlerini destekleyip (misal) kendi ulkesi icin menfaat ortamlari yaratmaya calismadi. Cunku fazilet sahibi degil. Bu konuda iki olanak var, 1 bizim millet fazilet sahibi degil, 2 fazilet sahibi olanlarin onu kesiliyor. Ne yapmali derken, en basta devletin buyuk yetkilerini adam gibi adamlara vermekle baslayabiliriz. |
Re: Yükseltilen Milliyetçilik ve Sol
Alıntı:
Bu yazılarınız ancak Amerikancılardan ve Fetullah Hocalardan "aferin" alacaktır. Madalya da hakediyorsunuz. İşte bu kafa yapısına "Yeni Gericilik" diyoruz |
Re: Yükseltilen Milliyetçilik ve Sol
Iki turlu miliyetcilik vardir; Birincisi vataninin menfaatini korumak ilerlemesi ve refaha kavusmasi icin, *uzerinde yasayan tum halklarin bir guc halinde bu amac icin gosterdikleri faaliyet, ikincisi bir irkin digerlerine ustunlugunu savunmak. Birincisi bir ulkeyi ileri goturur , digeri ise bolunmesi ve cokmesine sebep olur.
|
Re: Yükseltilen Milliyetçilik ve Sol
Sn. Respendial'in ulusalcı tarifi
' 'Bir ulusalcı,faşist ideolojilerini ,demokratlık,bağımsızcılık ve Atatürkçülük kisvesi altında savunan kimsedir.'' Bu önermeden şu çıkar *ulusalcılık=faşim demokratlık,bağımsızcılık,Atatürkçülük+ulusalcı=fa şist Sn. Respendial demiş ki '' Yıkılmak,parçalanmak,kaputilasyonlarla bağlanmak ve hergün biraz daha ortadoğu ülkesi,üçüncü dünya ülkesi olmak böyle bir ülkenin sonu değil mi? Buyrun cenaze namazına , |
Re: Yükseltilen Milliyetçilik ve Sol
Ataturkculuk Kuran gibi muglak bir kavram oldugu icin her dusunceye alet edilebilir. Ataturk'un dini oven sozleri de vardir, din karsiti sozleri de. Tabi Ataturk bu sozlerin tanriya ait oldugunu savunmadigi icin bunlari tartismiyoruz. Bu sozler arasinda en cok kotuye kullanilan "soz konusu vatansa gerisi teferruattir" anlayisidir. Bu sekilde baz fasist kimseler, sozun ikinci kismini gecerli hale getirmek icin (yani insan haklarindan ifade ozgurlugune kadar herseyin teferruat olabilmesi icin) birinci kismi devreye sokmak zorundadirlar, yani vatanin tehlike altinda oldugu. Ben ulusalcilar fasist demekte hakliyim, bana gelen ulusalci maillere baksaniz hayret edersiniz.
Bu sol (!) kokenli hareketin ulkuculerden bile bagnaz bakabildigine sahit oldum. Bir ulusalci arkadasimiz, vurulan teroristlerin resimlerinden olusan bir presentasyon yollamis. Bu nedir yahu, ben cesetlere bakip keyiflenebilen birisi degilim, bu yetmezmis gibi en sonlarda kafasi dagilmis bir terorist ve beklenen slogan, "soz konusu vatansa gerisi teferruattir", iste yukarda belirttigim bakis acisi. Eger gerisi teferruatsa, bu resimler de teferruat olmaliydi ve oyle ugrasilip bir sunum haline getirilmemeliydi. Diger bir mail ise, turk dunyasinin koklulugunden bahsederken tarafli bir sekilde diger milletlerin nasil soyu sopu belirsiz oldugundan bahsetmis. Bu milletler yunan ve ermeni milletleridir. Her iki millet de, kendine ozgu alfabesi olan nadir milletlerdendir. Bunun sebebi her ikisinin de koklu ve eski bir millet olmasindan kaynaklaniyor, hatta tarihte turklerden de cok daha ileri milletlerdir. Eger "soz konusu vatansa geris teferruattir" anlayisi ile yaklasacak isek, bu milletlerin koklu veya koksuz oldugu da teferruat olmaliydi. Ama olmuyor, teferruat olan hep farkli sesler ve farkli dusunceler, kendi fasist zihniyetlerine uyan/oksayan seyler kesinlikle teferruat olmuyor. Bugun tanistigim bircok ulusalci kimse bana, kurt etnisitesinin yokedilmesinden bahsediyor. Bugune kadar gelmis bir millet, yokolmaz. Bir dagi grayderle duzleyemezsiniz, o dagdir. Bir milletin temizlenmesi fikri ise ancak Terakkicilerin ermeni soykirimi kadar basaril olur. Iste ulusalcilik = fasist denkleminin resmi budur. Ataturkculuk ise sadece bu kimselerin egolarina malzeme oluyor. Simdi gelelim bir onceki yazimda belirttigim konuya. Bu konuda "ipe sapa gelir" dusuncelerinizi duymak isterim. Bush dunyanin her tarafindaki olaylari ABD menfaati icin yonetmesi takdir edilecek bir vatanseverlik degil mi? Bizim basimiza gelenler, cok cok kendi evladinin ya da yakinlari icin planlar yapiyor, devletten hirsizlik planlari yapiyor. Bir millet basa geldiginde yetkilerini satmaya bu kadar hazirsa, yokolmaya mahkum degil midir? Kendi kendini yoketmege planlanmamis midir? |
Re: Yükseltilen Milliyetçilik ve Sol
Sn Respendial sizde yazmışsınız zaten,Türkiye Atatürk'ün ölümünden sonra iyi yönetilememiştir.
Bağımsızlık silahla kazanılmış parayla satılmıştır. Atatürk devletçiydi ,ekonomik bağımsızlık olmadan bağımsızlık olamayacağını biliyordu. Türkiye de milli kalkınmamızın önünü tıkayanlar, köy ensitülerini kapayıp imam hatipleri açanlar, Marshal yardımıyla abd güdümüne sokanlar,nato ya girip korede askerlerimizi öldürtenler ,en önemlisi halkımızı eğitimsiz bırakanlar,nüfus planlaması yapmayanlar ,çağ anlatanlar ,darbe ortamları yaratanlar ,darbe yapanlar Demokratik Bağımsız Çağdaş bir ülke yaratamayanlar sorumludur. Ben yurtseverim demiştim şu anda bağımsız demokratik ,insanların ,kültürel ,sosyal haklarının temin edileceği vatandaşı olmaktan gurur duyabileceğim bir ülkede yaşamak isterim ,bunun için çalışacağım ,teslimiyet *bana göre değil Fanatik çfaşistleri hiç tasvip etmem,kürt ,türk ayrımı yapmam Ben Türk milliyetçisi değilim,Türkiye Yurtseveriyim |
Re: Yükseltilen Milliyetçilik ve Sol
Ne demek o soruna bu soruna tarafsız duralım?
|
Re: Yükseltilen Milliyetçilik ve Sol
respendial arkadaşa bir soru;
Günümüzün En Büyük Çelişkisi Nedir? |
Re: Yükseltilen Milliyetçilik ve Sol
Sevgili Aydoe dan *ben, birlikte (tüm etnisitelerin katıldığı), türkiye yurtseverliği adı altında emperyalist oyunlara, şeriat özlemcilerine karşı mücadeleyi anlıyorum. Bu ulusalcılıksa bende öyleyim. Bununla da Türkiye topraklarında yaşayan herkesin kısa sürede yüzleşeceğine inanıyorum, kısaca herkes tarafını seçmek zorunda kalacaktır. Bu evet çok geniş bir cephedir ve tüm siyasal görüşlerin hepsini kapsamalıdır. Bu cephenin içerisinde mhp lisi, sosyalisti, komünisti, dindarı, dinsizi, akp lisi, chp lisi, türkü, kürdü, lazı, çerkezi, ermenisi, yahudisi herkes yer almalıdır, en geniş cephe açılmalıdır, aynı ulusal kurtuluş savaşımızda olduğu gibi. Elbette bunların içerisinden işbirlikçiler çıkacaktır, onlarada gereken cevabı ancak ve ancak böyle verebiliriz. Yoksa ulusalcığı faşizmle özdeşleştirmek, peki geriye kimler kalıyor ittifak yapabileceğiniz onu da söyleyin de biz de rahat bir nefes alalım. Mesele vatansa gerisi teferruattır. Vatan elden giderse yukarıda saydığım grupların hiçbiri kalmaz.
Saygılarımla; |
Re: Yükseltilen Milliyetçilik ve Sol
Sevgili engels, "emek - sermaye - arti deger" celiskisidir.
Sevgili Peker, benim niyetim guzel, ben Turkiye'nin iyiligi icin herseyi yapicam vs vs vs, bunlar guzel sozler. Ama onemli olan sey su, senin dogru zannettigin seyler gercekten de Turkiye icin dogru mu? Ermeni katliami, yine vatanini sevenler tarafindan, iyi niyetlerle yapildi. Onemli olan niyet degil, amel bence. Yontemi dogru belirlemek gerekir, bunun icinde olaylara objektif bir gozle bakabilmek, bir siyaset uretebilmek gerekir. Ulusalcilarin yapamadigi bu, siyasi bir yontem uretmek. Ulusalcilar birtakim sloganlarla, once nasil kahraman bir millet oldugumuzu anlatmakla ise basliyor, sonra butun dunyanin ne kadar hain ve kotu niyetli oldugundan bahsediyor. Ben ulusalcilarla ulkuculerin farkini anlamadim, belki simdi bazi arkadaslar ataturkculukten ve demokrasiden bahsedecekler. Baska milletlerle kardesce yasamaktan bahsedecekler ama bunu ulkuculerde soyluyor. Kurt ve turk kardesliginden onlar da dem vuruyor. Ataturkculuge gelince, sinirlari olan bilimsel temeli olan bir ideoloji degildir, Ataturk'un soylediklerinde ders cikartmak ve uygulamak uzerine kurulmustur. Ama Ataturk'un sozleri de gunun politikasina uygun olmak zorundaydi. Bence bu anlamda ulkuculerle ulusalcilar arasinda belki bir koken farki var, ama ideolojik olarak bir fark goremiyorum. |
Re: Yükseltilen Milliyetçilik ve Sol
Sevgili respendial;
“Bu ermeni diasporası ile ilgili bir haber vardı amaçları tazminat ve toprak talebi imiş”. Mesela şu anda, bu toprak taleplerinin ve tazminatın altından kalkabilir misiniz? Ki Kurtuluş savaşı sırasında Ermenilerin yaptıkları katliamlar için ne gibi bir talebiniz olacak? Onlar düşmanla işbirliği yaparak, Türkleri ne kadar sevdiklerini mi gösteriyorlardı, böyle göstergeler vardı da göremiyor muyuz? Osmanlı (Türkiye) toprakları üzerinde Ermenistan’ı kurma emelleri ve amaçları yok muydu? Bugünden bakarsak (sizin yaptığınız gibi) beklide hiç birimiz bu forumda olamayacaktık. Eğer amaçlarına ulaşsalardı. Ermeni katliamlarında sadece fatura neden Türklere çıkartılıyor, Kürtler daha fazlasını yaptı. Kim daha fazla öldürdü nün tartışmasını mı yapalım. Ama çoğu zaman Asala-PKK omuz omuza. Demek ki sizden başka kimsenin meselesi geçmiş değil, bugün ne koparabilirimin derdinde. Sizin gibi bakarsak Habil-Kabil’e kadar gidelim Kabil’i kınayalım geçmişimizle yüzleşelim, eğer yüzleşmek buysa. Dünyada tek kutsal ilişki çıkar ilişkisidir. <Marx> Tespit anlamında söyledim yoksa ben romantiğimdir. Bir yazıda, Ermenileri 2. Dünya Savaşında Amerika’nın Japonlara yaptığı gibi toplama kamplarında tutsaymışız, daha insani olurmuş. Sanki milletin ayağına giymeye donu vardı ya. Bundan hiç misal olur mu? Keşke savaşlar hiç olmasaydı. Tabi Stalin 5. Kola farklı davrandı. Su-i misal emsal olmaz. Gelelim sola, solun gündem belirleyecek falan durumu yoktur. Beğenin, beğenmeyin Kürt sorunu konusunda tek politikası olan parti AKP‘dır. Dinin yapıştırıcı ve birleştirici etkisini layıkıyla kullanmaktadır ve sonuç almıştır. Genel seçimlerde PKK ve DTP ye rağmen silip süpürmüştür. (Ben PKK ile DTP’nin birebir örtüştüklerini düşünmüyorum tabi zaman gösterecek) *Onlar dışında kimse Kürtlerden oy alamamıştır. Aslında bu seçimde de Kürtler bu savaştan ve PKK’dan bıktıkları mesajını vermiştir. PKK çok ciddi kan kaybetmiştir. Son saldırılarda Kürtlerle TC’nin arasını açmak ve germek için yapılmıştır. Bunlarda tespittir. AKP’li değilim. Sol kendi içinde (70’ler den beri) bölünerek (mitoz) çoğalma yolunu seçmiş. İnandırıcılığı da kalmamıştır. Hala eski hamam eski tas. Proletarya diktatörlüğüymüş, halka özgürlük diye bas bağır, 12 Mart’a söv, 12 Eylül’e söv ondan sonra gel diktatörlük kur. Bu takiyye değil de nedir. İşçi sınıfıymış dünyanın hiçbir yerinde işçiler devrim yapmadı, yapamazdı zaten. “Entelektüelin Geleceği” <William> Türkiye’ye bak sendikaları ve etki alanlarını gör. Yani sol ne ile gündeme katılacak, bırak belirlemeyi. Sevgili respendial, birazda size 80 öncesi soldan bahsedeyim, tüm fraksiyonlar hiyerarşik yapıdaydı demokrasi hiç yoktu, en ufak farklı görüş belirttiğinizde en hafifi küçük burjuvalıkla (farklı görüş olmamasının adına da ideolojik netlik denirdi) suçlanırdınız 100 tanemi kaç tane fraksiyon vardı bunlar 12 Eylül’e karşı bile birleşemediler. Darbe adım adım geldi ve vurdu. Ama birbirlerine karşı hepsi aslan kesilirdi. Ulusalcılara gelince ülkücülerden, ne farkları var diyorsunuz, öyle bakarsanız sizin ne farkınız var şiddet ve baskı içeren bir rejimi savunuyorsunuz, (Dünyadaki bütün örnekleri böyledir.) sizin ırkçılığınızda işçi sınıfı üzerinden, en üstün sınıf işçi sınıfı diye başka kimseye yaşam hakkı tanımıyorsunuz. Dinleri yasakla yok etmeye çalışıyorsunuz.(Ki ben dinsizim) Ama siz hayalinizdeki sosyalizmi anlatıyorsanız onu bilmeme imkân yok. Faşizmin adı nasyonal sosyalizmdir, herhalde bu da bir tesadüf değildir diyebilirim. Abartıyorum, kısaca sizin bakış açınız doğru değil ve incitici. Okyanustaki suda sudur, bardaktaki de sudur ama iki su birbirinin muadili değildir ve çok farklıdırlar. Tuz oranından, sıcaklığından tutunda içerdikleri minerallere kadar. Eğer sol olmak gibi bir iddianız varsa ulusalcılar solun doğal müttefikidir bunu böyle görmek gerekir, görmezsen ne olur her şey eskisi gibi devam eder sol yerinde sayar hatta çok geriye gider ama ulusalcılar gene akacak bir mecra bulurlar. Gelelim Atatürk’e ideolojisi bile yok garibimin, büyütülecek nesi var öylemi. Dünya öyle birini bir daha görebilir mi? *Bu konuda söylenecek çok şey var. Onu da ulusalcılar yanıtlasın. Sevgili respendial nerde emek-sermaye-artı değer çelişkisi, günümüzün temel çelişkisi küresel sermaye ile ulusal sermaye arasındaki çelişkisidir. Saygılarımla; |
Re: Yükseltilen Milliyetçilik ve Sol
Sevgili Peker,
Bu yazının altına imzamı atarım, özellikle şu kısmın; Alıntı:
Saygılarımla |
Re: Yükseltilen Milliyetçilik ve Sol
Son kisimda biraz sacmalamis Peker, oraya imzani atma bence teotihuacan. Arti ben A yada B seklinde dusunuyorum diye beni ayiplayamazsin. Nasil dusundugunu guzel guzel anlat, ben de oyle dusuneyim.
Kisa ve oz konusucam, bugun ermenilerin toprak talebinin olmasi, sunun bunun kol kola gezmesi veya "boyle boyle olsaydi bugun bu forumda olmazdik, benim adim Abraham Sweetvoice olurdu" seklinde politika yapilmaz. Tabi Ermeni diasporasi toprak ve tazminat talebinde bulunacak, *ve aynen dedigin gibi bu talebin sorumlusu T.C. dir. Kurtler daha cok ermeni oldurdu diye bir talepte olamaz, odenecek bir tazminat kurt-turk herkesin cebinden cikacaktir. Bunun yanisira bagimsizlik isteyen kurtler olacaktir, toprak talebinde bulunan ermeniler olacaktir. Belki inanmazsiniz ama Azerbaycan'da bile Turkiye'den toprak talep eden guruhlar vardir. Daha onceki bir yazimda belirtmistim, kimin terorist oldugunu belirlemek guclunun elindedir. Bugun de ayni durum soz konusu, yani kim suclu kim sucsuz belirlemek guclunun elinde. Temel sorun ne ermeni soykirimi ne baska birsey, temel sorun gucsuz olmaktir. Bakin Osmanli dagilirken butun azinliklar bunu firsat bilmis, pastadan pay almak icin yarismislar. Bunlar dogal olaylar, simdi bu forumda olamazdik demis Peker, Sumerler nerede peki? Turkiye'de sol hareketin cikisi ve gelisimini gayet iyi biliyorum, bu konuda benzeri elestirilerde bulundum. 80 oncesi solun durumu veya onlarin aslinda nasil diktator ruhlu olduklari beni ilgilendirmiyor. Cok kisa anlaticam, Turkiye'de sol bir aydin hareketi olarak yukselmistir, bu konuda Ataturk'un hata yaptigini dusunuyorum. Lakin sola hakettigi formu verememistir, ya da solun gelismesine onem vermemistir, Inonu zaten bu fraksiyonu tamamen manipule etmistir. Daha sonra bu 80 oncesi yapilmaya kalkilmis ve Peker'in belirttigi durumlar yasanmistir. Bir ulkedeki sol'un karakterinin, ulkenin yasanabilirligi konusunda cok ehemmiyetli oldugunu dusunuyorum. "Sol kendi içinde (70’ler den beri) bölünerek (mitoz) çoğalma yolunu seçmiş. İnandırıcılığı da kalmamıştır." Suradan sonrasi ne konu ile ne benimle alakali bu sebeple geciyorum. Sonuc olarak, ulusalcilar yukarida belirtilen durumlara hicbir faydasi olmadigi gibi, insanlari gereksiz milliyetcilikle sisirip bircok soruna temel hazirliyor. Bu hareketler de Turkiye'nin suclu (gucsuz) konumundan sucsuz (guclu) konumuna gelmesine zerre kadar fayda etmiyor. Zaten Ataturk'un savas zamani sozlerini kendine rehber almis bir ideoloji, cok fazla siyaset uretemez. Cunku Kemalizm diye birsey yoktur, yada bes satirda ozetlenir. Ataturk'un sozleri savas zamaninda insanlari *motive etmek icin soylenmis sozlerdir. Biz soyle kahraman milletiz, biz boyle serefli milletiz ... ... Halbuki bu ulkeye demokrasi gerek, egitim gerek, daha cok para gerek. Ki vatandaslarimiz daha guclu dursun ayakta, daha nitelikli olsun. Ulusalcilarin cozum uretmesi gereken konu budur ama bu bahsettigimiz guruh, solu ve solculari bozmaktan, kendini kasmaktan baska birsey yapamiyor. Tabi bu sozlerime katilmayabilirsiniz, bu da cok normal. Kimse kimseye kendi dusuncesini dayatamaz. |
Re: Yükseltilen Milliyetçilik ve Sol
Sevgili Respendial,
Bu konuda seni ikna edebileceğimi düşünsem zaten direkt yazardım. Yine gereksiz polemik olmaması için kısa kestim. Bu denklemi ısrarla buraya asman büyük hata, böyle birşey yok, ulusalcıları böyle bir kalıba sokmak - kusura bakma - ne senin ne benim üstüme vazife değil. Ulusalcıların çoğu demokrattır... Yukarıdaki yazından çok önyargılı biri olduğunu çıkarabiliyorum ancak. Son iki paragrafın tamamen saçmalıktan ibaret. Kemalizm Marksizm gibi salt teori bir ideoloji değildir, aslına bakarsan özünü bu topraklardan alan belki de dünyadaki en önemli pratiklerden biridir. Anti-emperyalisttir, bağımsızlıkçıdır, halkçıdır. Üstelik direkt söyleyemese de dinlerden özgürlüğü destekler. Döneminde yapılabilecek ne varsa yapmıştır. "Üç-beş satırda özetlenir" söylemine ancak gülünür... http://www.ataturk.com/nutuk/buynutuk/index.htm Ulusalcılık hakkında pek atıp tutmaktasın, önce araştır. Mesela İşçi partisi web sitesine bir bak, bir program var mı yok mu? Ne çalışmalar yürütülüyor? http://www.ip.org.tr/ Önemli Not: İşçi partili değilim... Saygılarımla |
Re: Yükseltilen Milliyetçilik ve Sol
Sevgili teotihuacan,
gel uzatmayalim, anlasalim. -Ulusalcilar (PKK degil) kurt karsiti mailler hazirlayip yolluyor -Kendi haber sitelerinden carpitilmis tarafli haberler veriyor -Yavuz Sultan Selim gibi bir barbarin kurtlere karsi siiri bir anda takdir ediliyor (ki saltanat Ataturk'un dusmanidir) -Sozkonusu vatansa gerisi teferruattir sozunun arkasina siginip soykirim planlari yapiyorlar -Anti-emperyalistlikten dem vurup bir yandanda Turkiye ve cevresindeki ezik milletlere emperyalist imparatorluk rolleri kesiyorlar -Ulkede bir ic savasin oncalismalarini yapiyorlar -Irkcilar, felsefeleri "biz soyle milletiz, biz boyle kahramaniz" ve "butun dunya bize dusman" uzerine kurulmus -Ataturkculugu manipule ediyorlar -Ulkenin (en sonunda) sivillesmesine, seffaflasmasina mani olacak yasakci ve radikal dusuncelere sahipler Yukarida yazdigim maddelerden dolayi, ulusalciligin ulkemiz icin buyuk bir tehlike oldugunu dusunuyorum. Ataturkculuge gelince, elektrik bir icattir ama elektrikli tiras makinesi o kadar icat degildir. Ataturk kisilik olarak cok aydin, kulturlu ve dogru karakterli bir insandir. Bu sebeple Kemalizm kelimesi kullanilmis olsa da, Ataturk'un tum dusunceleri ozgun ve erensel degildir, kaynagini zaten o zamanlar etkin olan demokratlasma ve batililasma ruzgarindan almistir. Sozleri arasinda samimi dusunceleri oldugu gibi, o gunun politikasina uygun motivasyon amacli sozleride coktur. O zamanlar bunlara ihtiyac vardi ama bugun durum daha okadar vahim degil, savas boyalari surmeye gerek yok(tabi ulusalcilarin bu sureci kisaltmak istedigini dusunuyorum). Bunun yanisira Ataturk'un bagimsizlik, birlik beraberligi, cagdaslasmasi gibi soylemler herkesin temennisidir. Hicbir lider bunun kariti birsey istemez. Bu kavramlari Ataturkculugun bir parcasi olarak gormek, tipki muslumanlarin Islam'in insani ahlakli yasamaga yonelttigini soylemelerine benzer. Bence bu ulusalcilik akimi, kemalistlik muglak bir kavram oldugu icin Ataturk'un dusuncelerini manipule ediyor ve kullaniyor. Bircok kimse de sirf Ataturk'e olan sempatilerinden ve guvenlerinden dolayi ulusalcilara olumlu bakiyor ki ben de ilk zamanlar olumlu bakmistim. Simdi ise hem Ataturkculugu hem solu niteliksizlestirdigini dusunuyorum. Konu bundan ibaret. |
Re: Yükseltilen Milliyetçilik ve Sol
Sevgili teotihuacan, Sevgili Respendial
gel uzatmayalim, anlasalim. tamam anlaşalım, çok güzel -Ulusalcilar (PKK degil) kurt karsiti mailler hazirlayip yolluyor her sakallı deden mi respendial? -Kendi haber sitelerinden carpitilmis tarafli haberler veriyor hangi haber siteleri onlar? boyalı basın çok tarafsız değil mi? -Yavuz Sultan Selim gibi bir barbarin kurtlere karsi siiri bir anda takdir ediliyor (ki saltanat Ataturk'un dusmanidir) ??? -Sozkonusu vatansa gerisi teferruattir sozunun arkasina siginip soykirim planlari yapiyorlar ????????? -Anti-emperyalistlikten dem vurup bir yandanda Turkiye ve cevresindeki ezik milletlere emperyalist imparatorluk rolleri kesiyorlar *ezik milletler dediğin kim? kime imparatorluk rolü kesiyoruz? Bizim düşüncemiz imparatorluk yıkmış, o dediğin başkaları olmasın??? -Ulkede bir ic savasin oncalismalarini yapiyorlar * bu kadarı da olmaz artık??? yuh diyorum!!! -Irkcilar, felsefeleri "biz soyle milletiz, biz boyle kahramaniz" ve "butun dunya bize dusman" uzerine kurulmus *gene sallama bir tespit, kim ırkçı??? -Ataturkculugu manipule ediyorlar sizden daha iyi kimse edemez, anlamadığınız şey hakkında ahkam kesmek ne kolay? -Ulkenin (en sonunda) sivillesmesine, seffaflasmasina mani olacak yasakci ve radikal dusuncelere sahipler *yanlış yazmışsın, darbeci demek istedin herhalde *:lol: Yukarida yazdigim maddelerden dolayi, ulusalciligin ulkemiz icin buyuk bir tehlike oldugunu dusunuyorum. Nasıl anlaşacağız şimdi??? Hocam sen ısrarla formulünü bize dayatıyorsun. Hocamızın formülünü tekrar hatırlayalım; ulusalcılık=faşizm O formül tutmaz, katalizör eksik, benden söylemesi! |
Re: Yükseltilen Milliyetçilik ve Sol
Sevgili respendial;
[fade:46510a7d47]"Son kisimda biraz sacmalamis Peker, oraya imzani atma bence teotihuacan. Arti ben A yada B seklinde dusunuyorum diye beni ayiplayamazsin. Nasil dusundugunu guzel guzel anlat, ben de oyle dusuneyim. " <respendial>[/fade:46510a7d47] Ben A veya B şeklinde düşünemezmiyim. Kendinize tanıdığınız hakkı bana tanıyamıyorsunuz. Saçmalıyorum ya ondan soruyorum. [fade:46510a7d47]"Suradan sonrasi ne konu ile ne benimle alakali bu sebeple geciyorum." <respendial>[/fade:46510a7d47] Asıl o paragraf konu ve sizinle direkt ilgili. Çünkü o söylemlerinizin temelinde o paragrafta yazanlar var. Sekterlik, eleştiriye tahammülsüzlük, kariyerizm, demokraitik olamama, konu marksizm olunca en temel değerlerden vazgeçme (özgürlükler). Ben somut sorular sordum ama bunların cevabını vermediniz. Kabul ediyorum cevap verilmesi güç sorular. Yazımı dikkatli okursanız sizin gibi düşünülürse, varacağı yerler buralardır dedim. Taksi durağında çay içiyordum bir Atatürk posteri altında şöyle bir yazı var " Türk şöförü asildir." <M> Bunlar olmuştur ve olacaktır bunda bir beis göremiyorum. Ne yapalım kendimizi yerden yere mi vuralım, bir milletin her zaman moral gücüne ihtiyacı vardır ki insanların öyledir. Bir de şunu iyi anlamakta yarar var, herkese haklısınız derseniz size hak verecek kimse kalmaz. Elinizde avucunuzda da bir şey kalmaz. Önce can sonra canan. Pragmatiklik ama de facto bu. Tabi bununda bir ayarı olması lazımdır. Saygılarımla; |
Re: Yükseltilen Milliyetçilik ve Sol
Alıntı:
Size katılmıyorum.. Emek sermaye çelişkisinin yerini 1900 lerin başında Emperyazlim-Ezilen ulus çelişkisi almıştır.(Lenin in Emperyalizm adlı kitabı var okumanızı öneririm.)Bu nedenle ki milliyetçilik de 2 ye bölünmüştür. 1.Emperyalist devletlerin ezilen ulusları bölmek ve kendi çıkarlarını koruma için kullandığı milliyetçilik MHP milliyetçiliği Ermeni Milliyetçiliği Amerikan Milliyetçiliği gibi 2.si ise ezilen ulusların milliyetçiğidir bu en güzel tabir ile emperyalizmle savaşmaktır, emperyalizme karşı ana yurdu savunmaktır,Ulusların kendi kaderini tayin hakkını ortaya koymasıdır.Bunun örneği sürüyledir Kurtuluş Savaşı,Maonun Yurdunu Japonlara Karşı koruması,Stalinin Yurdunu Almanlara karşı koruması.... |
Re: Yükseltilen Milliyetçilik ve Sol
Arkadaslar burada sadece dusunduklerimizi ucuncu sahislar icin sergiliyoruz. Bu sebeple bir dayatma sozkonusu olamaz. Isteyen kisi A yada B seklinde dusunebilir. Ben buna sadece cok sesliligin bir nimeti olarak goruyorum.
Benim siyasi gorusumun (neist oldugum) bu konu ile alakasi olmasa da, kendimi Marksist olarak tanimlayamayacagimi belirteyim. Ben kendimi Turkiye siyasetinden bagimsiz uluslararasi *bir sosyal demokrat olarak goruyorum. Bu sebeple sevgili Peker'in surekli ayni noktayi yinelemesine bence gerek yok. Ben sadece kendi dusunce ve eylemlerimden sorumluyum. Tartismanin ulusalci-marksist cekismesine benzememesi acisindan bu noktayi aciklamak onemli diye dusunuyorum. "her sakallı deden mi respendial?" "hangi haber siteleri onlar? boyalı basın çok tarafsız değil mi?" Sevgili teotihuacan, izledigin yontem yanlis. Simdi ulusalcilarin arasinda asiri milliyetcilige kacanlar olmasi, yapilan faaliyetlerin insanlarin bilinci uzerinde boyle bir etkisi oldugunu gosterir. Ben kendini ulusalci olarak tanimlayan kimseler uzerinde yaptigim gozlemlere dayanarak konusuyorum. Bu forumda da benzeri gozlemler yapilabilir. Uzun lafin kisasi, ulusalci hareketin niyetinden bir kuskum olmasa da, sonuclarindan endiseliyim. Hepinize iyi haftasonlari diliyorum ve basimi islerime gomuyorum. |
Re: Yükseltilen Milliyetçilik ve Sol
Ben A veya B şeklinde düşünemezmiyim. Kendinize tanıdığınız hakkı bana tanıyamıyorsunuz.
Değil A ve B alfabenin tüm şekilleriyle düşünülebilir diye düşünüyorum. Hatta bu kaçınılmazdır, düşünmek kaçınılmazdır kaçınılmaz olmasınada, ifade etmekde sorun yaşamayalım.. İşte meselenin özü budur ve alfabenin tüm harflerince hatta türevlerince düşünülebilir, ifade edilebilir. Düşünmek herkes içindir, o halde düşünülmüş şeylerin ifadesinden kime zarar gelebilir? Lütfen devam edin, fikirlerinizi söylemekten sizi sizden başka kimse alıkoyamaz... Ulusalcılık çok geniş ve genel bir kavram, hiç bir tonlamaya indirgenemez. Günümüz dünyasının temelleri 17-18. yüzyıllarda atılırken, feodalitenin taştan mamül ümmet birliğine karşı bir bütünlük sorunsalı vardı. Her şeyden önce feodal kurumsal anlayış ümmetçi iken dine dayalı olmaklada yasaları yine Tanrı tarafından yapılırdı. Günümüz dünyasıyla düşünebilirmiyiz, idrakı zor olsada, otokrat bir yönetimin, yani bir aile yönetimin topluma rağmen onların üzerinde ve ayrıcalıklı bir iktidarının olmasını(saltanat). idrak edebiliyormuyuz böyle bir ayrıcalığın, topluma rağmen toplumun üzerinde kıçı burnuna göbeği diz kapağına kadar yapışmış, damızlık bir aile yönetiminin, sınırlarınca ve sonsuz sahipliğin, egemenliğinin tanrı yasalarıyla kurumsallaşmış olmasını! Düşününki bir tanrı böyle aileler için tüm dünyayı köle eylemiş, yasa yapmış, büyük efendiyi de hükümdar yapmış. Efendinin hanı yağması ise kutsal kılınmış. Ümmet bu kutsallıklar ve tanrı önermesiyle oluşturulmuş bir biat topluluğudur. İnsanları tek tek biata zorlamak en masraflı ve en kazançsız iştir, ama toplumsal bir biatı sağlamak için ise muhtaç olunacak olan bir tanrı, insanların korku ve kaygıları, inançları, gelecek ve bu günleri üzerindeki ümitleri, çektikleri acıların sonunda bir gün mutluluğa erişecekleri(cennet), oradan oraya, buradan şuraya, ondan ona, bun şuna alınıp satılabilir bir insan topluluğu... Köleci toplumlarda efendilik tanrısal bir argümandı ama köleci toplumlarda üretim, feodal toplumlardaki üretim kadar önde değil, öne geçen hizmetti. Belirli bir sınır ve kabile ölçüsünde "hizmet" üzerine bir üretim süreci sözkonusu iken feodal tarzda öne üretim merkezli bir sömürü faktörü çıkmıştır. Üretim merkezli olmak, geçmiş egemenlerin daha çok zenginlikten anladığı gidip yağmalamak, vergiye bağlamak, haraç toplamak gibi argümanların yerini hem yağmalamak hemde o bölgeye hakim olarak ürettirmek üzerine oturmuştur... Bu halde kabile olandan daha geniş olana, "hizmet" merkezliden, üretim merkezliye doğru yükselen yeni bir yapı, daha geniş alanlarda daha geniş bir toplumsal sömürü ve biata sahip olmak zorunda idi. Toplumsal biatın alanı ve genişliği gayrı meşru tanrı yasalarının hakim kılınacağı coğrafyayıda belirliyordu.... Ortaçağ insanı bu gün bizler gibi bir yapıya sahip değildir, zaten olamazda. Haçlı seferlerinde dahi Avrupa'da insanların nasıl yaşadığı, çektikleri acıları, açlık ve yoksunlukları, ahır hayatlarını düşündüğünüzde göreceğimiz şey insan iradesinin sadece sürü iradesine odaklandığıdır, sürü iradesi ise aile yönetiminin kutsal(tanrısal) sarayında bizzat tanrının kendisince belirlenmiş olduğunu göreceksiniz(eli, kolu, dili, aklı bağlı, insan ne yapsın? 1 Ailenin tüm topluma rağmen egemenliği ve tüm toplumu kendisine hizmeçi kılmasını dahi göremeyişinin altında ne arayabiliriz ki?-tabi kılıç da bir yöntemdir, ama hiç bir kılıç dinsel kurumsallaşma ve meşruiyetten daha keskin değildir)..... Feodal sistemin yani bir ailenin tüm toplum üzerinde topluma rağmen egemenliği büyük çoğunlukla din sayesinde mümkün olmuştur. Bu meşruiyetin ve kurumsal kimliğin(baba devleti) toplumsal tarafıyla ilgilidir... Tanrısal kurallara ve sözde dinin buyruklarına olan biat, ve bir yığın yaşanan kaygı ve dinlerin işlediği Tanrı metodları(büyük abi, söz dışarı edeni yakar), yüklemlenen şatafatlı kutsallık, yücelik, her şeyi görür, bilir, iğne deliğine girseniz kaçamazsınız! gibi bir yığın içeriğe sahip özü itibariyle insanlar, toplumlar, bu tanrı yasalarının gösterdiği yüce kral, padişah, damızlık tosunlar için çantada keklik idiler. İşte o çanta ümmet çantasıdır... Avrupada başlayan aydınlanma hareketleri insanlara unuttukları bir şeyide hatırlatıyordu? İnsanında bir iradesi olduğu, insan iradesinin yalnızca tanrıya ait ve yalnızca tanrı için isteyen değil, kendisi içinde isteyen bir yapıya sahip olduğu gerçeği. Daha da önemlisi aslolan insan iradesi ve insan bilinci gerçeğidir.... Ümmet duvarı o kadar sağlam örülmüştür ki, efendi tosunların saraylarının sağlamlığı bu ümmet duvarının sağlamlığıyla doğru orantılıydı. Politik olarak feodal otokrasiye, feodaliteye, kısaca saltanata karşı, topluma rağmen toplumun başına binmiş tosuncukların iktidarına karşı toplumsal bir meşruiyet şansı varmıydı?! Feodal sömürü, meşruiyetini tanrıya dayamakla çoktan tüm evrenin dahi egemeni olmuş, kainatın hakimi ve ona hükmeden bir gücü arkasına almıştı. (Peygamber dahi fahri kainattı!)... Feodal otokrasi ve ortaçağ toplum(silme sürü, bir eşya, bir at arabası gibi bir alet) yapısına karşı meşruiyet kazanmanın ama insanları toplumsal olarak bütünleştirmenin, ümmet gibi granit posanın aşılarak, topluma, insana inmenin genel geçer en kitlesel bileşimi ULUS dan geçiyor olsa gerekti. -Uzayan yazıyla birlikte kısaya alıyorum vitesi- Ulusal mücadeleler her şeyden evvel feodal otokrasiye, saltanata, feodal egemenliğe karşı verilmiş, dönemin devrimci poltikaların toplumsal nitelikte hayat bulacağı tek bileşimdi, burjuva akımları ve aydınlanmanın burjuva karakteri nedeniyle başkada hiç bir çare yoktu.... İnsanlık öyle yada böyle, ne dersek diyelim, nasıl bakarsak bakalım, o günlerin mücadelesi ile büyük bir ilerleyiş ve haklar elde etmiş, bunu ise toplumsal karakterde ulusal bütünlük ile kazanmıştır. Gerçi giden feodalite gelen kapitalizm olmuştur, ama inanın kazanımları yine insanın verdiği mücadelelerle üstelikde tüm dünyada sağlanmıştır.... Kapitalist devlet çıkışında ulusal devlet modeline sahiptir(bu gün artık sadece "geçmişin" yalanıdır), sorun insanların ulusalcı yada ulusları değildir, sorun nasıl ki feodal tosunların meşruiyet kazandığı tanrı ve ümmet idi, şimdiki mandalarında kendi meşruiyetlerini, hanı yağmalarını sahte manüplasyonlarla inşaa ettikleri meşruiyet malesef ulus olmuştur.... İçinde yaşadığımız çağ gereği ve mandaların meşruiyet ve iktidar anlayışının yapısı gereği, ulusallık ve ulusal kurumsallaşma, siyasi kurumlar anormal değil tam tersi özünde gayet normaldir. Kim diyebilir ki Osmanlı'da saltanatın, Hilafetin, şeyhülislam kurumunun vs dönemin feodal yani egemen koşullarında anormal olduğunu? ben mi bağırıyorum çıkıp "padişahım çok yaşa!!!!" diye?! Bu nesnel bir gerçektir, dıştalanamaz! Ama önemli olan nesnel gerçeklerle bir başka gerçeği görmektir, ulus olmak ile mandaların meşruiyeti açısından kullanılmak çok, çok farklı şeylerdir.... Birisi bir tanımdır diğeri ise politik bir şeydir, bir ve aynı şeyler olarak ele alınamazlar... 2000 yılı krizi ülkemizde bilhassa orta sınıflar için nereye sarılıpda, hangi ağaca yanaşıpda asalak mantarı olacağını şaşırdığı dönemlerdir. Öyleki 1990 lardaki kriz daha ilk hamlede işçileri, çalışanı, Küçük esnafı vururken, 2000 krizi orta sınıflarıda ilk hamlede vurmuş, devirmiştir. Neden mi ? Çünkü günümüz dünyasında hizmet de bir pazar haline gelmiştir. Bıtırak gibi çoğalan hizmet sektörü, uluslar üstü bir hale gelmiş, ulusal özelliğini yitirmiş büyük mandaların(istediğiniz kadar büyük firma yazabilirsiniz, koko cola gibi, Shell gibi, Mercedes gibi, Hyundai gibi, silah devleri gibi) mallarının daha geniş kesimlere pazarlanması ama gelişen teknolojininde geri dönüşlere(satış sonrası hizmetler, SSH) yanıt verebilmesi(ikinci pazarlama kuvveti) açısından da hizmet sektörü, bıtırak olmuş bir sektör haline geldi. Orta sınıfın yaşadığı çöküntü yada kaygısı, orta gelirli ve hizmet sektöründe kalifiye işgücünün(yönetici, üst düzey, şef, müdür vs önemli mevkilerde) kriz tasviyesiyle yaşadığı geleceksizlik kaygısı bir anda toplum içinde azımsanamayacak düzeyde "aydın, okur yazar" diyebileceğimiz kesime bir kara bulut gibi çöktü... Krizin sinyalleri neredeyse 2-3 yıl öncesinden hissettirir düzeyde bir kaygı yaratıyordu. orta gelirli ise yaşam kültürü ve geliri gereği, çoğunluğun yaşadığı semtlerde değil, daha seçkin ve dolayısıyla daha yalnız bir yaşam biçimine sahipti. Bir anlık düşülen tasviye kaygısı, gündelik yaşamını kaybetme, ve eskisi kadar rahat, iyi yaşayamama kaygısı, seçkin marketlerden ayağına değil, mahalle pazarından gıda alacağını düşünme kaygısı, vazgeçilemeyecek ama belirli bir maddi külfeti olan yaşam biçimi, geleceksizlik kaygısına yeni, yeni kaygılar ekledi... Yalnız kalmak ve düşerken tutunacak bir dal bulamama hissi kendisini hissettirdi... Bir zamanlar ben hayatıma bakarım, gemisini yüzdüren kaptandır diyen şimdi toplumsal bir bağa ihtiyaç duymak zorundaydı.. *bir çok şirketde bir çok pozisyon tasviye edilmiş edilmekte, kimileri kepenk indirip faize yönelmekte ama kimileride küçülmeye gitmekte idi, orta sınıfın, işyerleri yada kurumlarında çalışan orta kesimin(toplumsal kategoriye göre, fakir, ortahalli, zengin, çok zengin) iş alanı daralmakta, zorlu dönemlere girileceğinin sinyalleri alınmaktaydı. Şimdi ne yapacaktı? Milliyetçiliğin yükselişinde yapay argümanlar pek etkili değildir, sloganik ve propagandif yükseliş, görüntüde bir yükseliştir, konu kutsal(edenler açısından) olduğunda ekonomiyi, kullanım ve sömürüyü en başa yazmak lazımdır. Ama yinede genel kavramlar arasında toz ve duman kim ulusalcı, kim milliyetçi, kim gerçek bağımsızlıkçı, kim yurtsever, kim gerçekten toplumsal kaygı ve sorumluluklara sahip, kim gerçekten(elinde ABD dolarları, borsada oynuyor) milli menfaatleri düşünüyor her şey birbirine karıştı. Ayrıca milliyetçilik yada ulusalcılık perdesi altında maillere gelen ırkçı söylemlerde ateş olmayan yerden duman çıkmayacağını gözler önüne seriyordu. Ama gerçekten bağımsızlıkçı, gerçekten anti-emperyalist, gerçekten sözde kutsalları kullanan ile kullanmayan bir türlü ayırt edilemiyordu çünkü temel kıstas ve öğe sadece millet ve adına bağlanmıştı. Maraş katliamı için(!) silah ve edavatları sağlayanda milliyetçi, maraşda garip simitçide milliyetçiydi, evlerinde yananlarda, ABD nin komando kamplarında eğitim gördükten sonra topluma karşı savaşıp milliyetçilikle, vatan kahramanı olmakla anılanlarda milliyetçi, garip tornacıda milliyetçi idi, eroin esrar, silah kaçakcılığında hiç bir sınır tanımayan, bu yüzden yeşil pasaportlarla gezende milliyetçi, işyerlerini haraca, gençlerini uyuşturucuya, aralarına kin ve nefret sokulmaya çalışanlarda milliyetçiydi? Şimdi anlayamıyorum, hangi milliyetçilik, hangi ulusalcılık hangi ulus'tur bahsedilen. mandaların ümmeti mi(!), yoksa toplumun kendisi mi? bende şaşırdım.. Bir bakın şu ulusalcı olduklarını söyleyenlere, sözde dibimizdeki ateşi ABD oyunu olarak ifade eden bu takım, yıllardır ABD üs ve yaptırımları, IMF gibi mandaların soygun örgütü için ne yapmış... Seçim sizin hükümetler gelir ve gider, ABD aynı ABD ülke aynı minvaldir, değişen sadece hükümetde ki muhalefet ile iktidardaki muhalefet etme anlayışıdır, kim hükümet öncekinin tekerlmesini söyler, öncekide kendisi hükümetde iken kendisine söylenen tekerlemeyi.. garip insanlarda hayatta kalabilmek için simit mi satsın, kafa mı atsın, öğretmen gidip çorap mı satsın yoksa özel denen Fettullah kurumlarında kendini mi pazarlasın, şaşırsın kalsın... Ne zamanki toplum laikliğin, kutsal ile devlet işlerinin birbirinden ayrılması olduğunu kavrar, ne zaman ki objektif yaklaşımın aidiyetler, kutsallar ve bunların kullanımı dışına(!) çıkmakla başarılabileceğini kavrar, kafasının üstünde sallanan yeni tanrı ve peygamberlerin ne olduğu o zaman ortaya çıkar... |
Re: Yükseltilen Milliyetçilik ve Sol
Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde yaşayan halktır bahsedilen.Kürt ve Türk şovenistleri dışında kalan ülkemiz vatandaşlarıdır.
Laik ,demokratik halk cumhuriyeti hedefiyle emperyalizme ve işbirlikçilerine karşı *tüm demokrasi güçlerinin birlikteliği sağlanmalıdır. Sömürgeciliğe,yeni dünya düzenine, büyük ortadoğu projesine,Abd ye,Ab ye İmf ye karşı ülkemizin tam bağımsızlık mücadelesi ve Abd uşağı dinci oligarşinin tasfiyesi için verilecek savaştır. Herkes Fazıl Say gibi ülkeyi terk edebilecek durumda değildir,yaşamak için ,yaşamak istediğimiz Bağımsız Demokratik Halk Cumhuriyeti için mücadele etmeliyiz. saygılarımla. |
Re: Yükseltilen Milliyetçilik ve Sol
Solun da anlaşılabilir bir endişesi vardır; ulusalcılığın şovenizme kayması. Ama bu endişe paronayaya dönüşüp kronikleşirse (şu an şovenist olmadığı halde, olmuş gibi davranılırsa)aradaki tüm köprüler atılır. Bu dönüşümü engellemek için ulusalcılarla da ilişkilerin sürdürülmesi gereklidir. Bu ilişki de ancak uygar ve doğru diyaloglarla mümkündür. Yoksa köşe yazarlığı yaparak, siz şovenistsiniz siz faşistsiniz gibi tebliğlerde bulunarak bu dönüşüm engellenemez, aksine hızlandırılır. Bu manada ulusalcıların da gündemini, emel ve isteklerini endişelerini iyi anlamakta yarar vardır.
Nedir bunlar : 1. TC bir şeriat devletine dönüşürmü. Hem de Batının istediği doğrultuda. 2. Doğru düzgün bir sosyal demokrat ve muhafazakar sağ partinin olmayışı. 3. TC in üniter devlet yapısı bozulurmu. 4. OrtaDoğu daki savaş Türkiye'yi de içine alacak bir savaşa dönüşürmü. 5. Günümüzdeki ekonomik göstergeler Cumhuriyet tarhinin en kötü dönemine işaret ediyorlar. Bunlar ışığında Türkiye'deki ulusalcı hareket, anti emperyalist bir çizgidedir. Gelelim ulusalcıların sol hakkında endişelerine. Peki sol anti emperyalist çizgide olduğunu nerede ve nasıl gösteriyor ? Ermeni diasporasının politikalarına hak vererek, aslında emperyalist ülkelerin istediği gibi davranmıyormu ha keza kürtçü (güya bu şovenizm değil) politikaları eleştirmeyerek, sanki ondan yanaymış gibi bir tavır koymuyormu. İslamcılara kendilerinden daha yakın durmuyorlarmı. Aynı şekilde her iki tarafında haklı haksız, yerli yersiz endişeleri var bunlar diyaloglarla aşılır ortak paydalarda eylem birliğine giderek aşılır. Sürekli eleştiren köşe yazarlıklarıyla bu olmaz. Sevgili teotihuacan'ın tespiti çok doğru, dayatmalarla hangi zeminde anlaşabiliriz diyor. Sevgili spartacus yazınız çok uzun, eleştirdiğim ve doğru bulduğum taraflarıda var, cevap yazmak isterdim fakat o da en az sizinki kadar uzun olurdu, pek o kadar zamana fırsat bulamıyorum, yazılarınızı okuyorum. Saygılarımla; |
Re: Yükseltilen Milliyetçilik ve Sol
sol, içi boş bir kavram oldu artık ve demagoji amacıyla kullanılmakta. Gerçek kavram ise emek ile sermayedir. Çagımızdaki temel çelişki emek ile sermaye arasındaki çelişkidir. Yanlış algılamadıysa engelsin Lenin'in emperyalizm kitabı ile ilgili bir miktar problemi oldugu görülmekte. Çünkü Lenin hiç bir yerde ezen ezilen ulus çelişkisini temel çelişki olarak ele almaz. Belirli özgül dönemlerde bir çelişkinin baş çelişki haline gelmesi ile temel çelişki birbirinden çok farklı şeylerdir.
* *Anti emperyalizmden bahsediyorsak şayet bunun anti kapitalist temelini vurgulamak zorundayız. Anti kapitalist temelden yoksun bir anti emperyalizm başarıya ulaşamayacagı gibi varacagı yer de bugün gördügümüz gibi milliyetçilik ve şovenizm olur. * * Emekçilerin ise vatanı yoktur, dini yoktur, milliyeti yoktur, cinsiyeti yoktur. Onların ortak paydası emekçi olmasıdır. Vatan sınırları denilen sınırlar ise emegin sömürüsünü farklılkaştırmak için bulunmuş bir kavramdır. Düşünün ki sınırlar yok ve olmayan sınırlar dogrultusunda tüm dünya işçileri aynı ücreti almak durumunda olurlardı. O zaman emperyalistler ucuz işgücünü nasıl temin ederlerdi ve ucuz işgücü sömürüsünden elde ettikleri artı degerin bir kısmını kendi ülkeleri işçilerine sus payı olarak nasıl verebilirlerdi. * * * Vatan kavramının gerçek anlamı ve işlevi budur. İşçi ve emekçilerin cografi sınırlar arasına hapsedilmesinin gerçek anlamı budur. Koparılan yaygaranın tüm amacı budur. Sömürü ilişkilerinin ve gerçekliginin gözlerden saklanması ve bir hiç için emekçilerin birbirine kırdırılması. Kaldırın sınırları bakalım o zaman aynı tekelin Abd deki fabrikasında çalışan işçi ile Türkiyedeki fabrikasında çalışan işçinin aldıgı ücretlerdeki farkı nasıl izah edebileceksiniz. * * * *Sol olmak istiyorsanız, kullanmanız gereken kavran emek tir. Bakmanız gereken gözlük emekçi gözlügüdür. Karşısında ise degişik versiyonlara bürünmüş tek bir alternatif vardır; sermaye. * * * *saygılarımla |
Re: Yükseltilen Milliyetçilik ve Sol
Artık günümüzde emeğin tanımı da formu da değişmiştir. Köleler, serfler,işçiler hiç bir zaman devrim yapmadıkları gibi, enternasyonalistde(kapitalist dönemi kastediyorum) olmamışlardır. *Tarihin her döneminde çelişkiler orta sınıfla hakim sınıf arasında arasında olmuştur. Daha çok sömürülen kesim (nesnel olarak bu çelişki vardır ama) bunu algılamaktan yoksundur.Tüm devrimler de orta sınıf önderliğinde bir alt sınıfın desteği sağlanarak yapılmıştır. Çünkü en çok sömürülen kesimin düşünmeye, okumaya, isyana; vakti, donanımı ve gücü yoktur.
Bu son yüzyılda da böyledir. Bir fabrika işçisi nasıl enternasyonalist olacaktır mümkünmü, ama bir mühendis, doktor, subay, mimar, sanatçı, bilim insanı için bu çok kolaydır ve anlamlıdır. Çünkü artık tekniker ve teknogratlar üreten ve daha çok sömürülendir nominal olarak. Kastım bir işçiden 1000$ gibi bir artı değer ortaya çıkarken, bu rakam bir mühendis veya bilim insanı baz alındığında milyarlarca doları bulabilir. Bugün orta sınıf bunun farkındadır fakat başarısı kendi bireysel faaliyetlerine dayandığı için bunu örgütlenme ve kollektif davranma şeklinde gösterememektedir. Ne olur bilemem. Ha keza bugün ben buna, bu çelişkiye artık emek sermaye çelişkisi diyemem, oldukça klasik olur ve durumu açıklamaktan uzaktır. Saygılarımla; |
Re: Yükseltilen Milliyetçilik ve Sol
"Artık günümüzde emeğin tanımı da formu da değişmiştir. Köleler, serfler,işçiler hiç bir zaman devrim yapmadıkları gibi, enternasyonalistde(kapitalist dönemi kastediyorum) olmamışlardır."
Eger bir iscinin enternasyonalist olmasindan kastin sirtina cantasini takip gezmesi ise, olamadilar :) . Ama enternasyonalizmden kast edilen, rejimin uluslararasi olmasi emelidir. Rejimin yasanmadigi ulkelerde de ideolojinin yasatilmasi, gelistirilmesi, vs eylemleridir. Bunlar biraz konunun disina cikmis, neyse. Sevgili dilaver cok guzel bi rkonuya deginmis; "Anti kapitalist temelden yoksun bir anti emperyalizm başarıya ulaşamayacagı gibi varacagı yer de bugün gördügümüz gibi milliyetçilik ve şovenizm olur." Ornek: ABD bayragi yakarak yapilan anti-emperyalist mucadele. |
Re: Yükseltilen Milliyetçilik ve Sol
Aslında seyyah demek istemiştim, ertenasyonalist yazmışım, klavyenin azizliği yada aklım başka, elim başka yazıyor. Sizin kadar net olamıyorum. :)
* * * * * Ben kapitalizme-emperyalizme karşıyım demek yetmez, kaşılığında ne koyuyorsunuz ortaya. Bu nedenle mücadeleler başarısız olur, temel anti kapitalizm değildir, temel önerdiğiniz sistemdir. * * * * * ADB bayrağı yakmak anti-emperyalist mücadelenin ritüelidir. * * * * * "O zaman emperyalistler ucuz işgücünü nasıl temin ederlerdi ve ucuz işgücü sömürüsünden elde ettikleri artı degerin bir kısmını kendi ülkeleri işçilerine sus payı olarak nasıl verebilirlerdi. " dilaver Üretimin doğası metayı en ucuza maletmektir. Nerde hammadde, işgücü ucuz vergi az yatırımı oraya yaparsınız. Keşke Avrupa, Amerika gelsede Türkiye de yatırım yapsa, fabrikalar açsa, organik tarıma yatırım yapsa ve bunlara bedava arazi, ucuz elektrik, işgücü, az vergi gibi olanaklar sağlasak. İşgücünün ucuz olmadığı yerlerde üretilen bilgisayarı, tıbbi cihazı, ilacı makineleri vs., kaça alırdınız haberiniz varmı. Neyi öneriyorsunuz derken bunu kastediyordum naylon çorabın bile olmadığı SSCB yimi. California eyaletinde üretilen tarım ürünleri tüm Amerikayı beslemeye yetecek kadardır. California eyaletinin ekonomisi dünyanın 7. büyük ekonomisidir. Bu büyüklükler Amerika'nın Türkiye'yi sömürmesi, Irak'a girmesi ile açıklanamaz. Irak'ın geçen seneki petrol gelirleri yıllık 4milyar dolar, Amerika'nın Irak için yaptığı askeri harcamalar yıllık *40 milyar dolardır. Irak işgalinden sonraki dönemden bahsediyorum, bu verilerin tam ne zamana denk geldiğini hatırlayamadım. * * * * Saygılarımla; |
Re: Yükseltilen Milliyetçilik ve Sol
Emekçinin *vatanı vardır ,dini vardır ,milliyeti vardır,cinsiyeti vardır.Uluslararsı sermayedir enternasyonal olan.Çok uluslu şirketler dünyayı tek pazar haline getirmiştir ve sermaye dünya üzerinde rahatça hareket edebilmektedir.Emekçi ise yerelleştirilmektedir,kaçak ,göçmen işçiler ya sulara gömülmekte yada geldikleri yere geri yollanmaktadır.
Küreselleşme bütün dünyayı tek bir pazara çeviriyor.Dünya küreselleşiyor. Küreselleşen paradır,sermayedir,bilgi ve teknolojidir.Emparyel güçler ve bunların üstünde çok uluslu şirketlerdir.Çok uluslu şirketler ve sermaye sınırsız dolaşıma sahiptir. Eşitlik,adalet,özgürlük küreselleşmiyor,parayı ve ilgiyi yönetenlere hizmet ediyor. Emek küreselleşmiyor,insan küreselleşmiyor.Emek entarnasyonalleşemiyor. Dünya tek bir pazar olarak çok uluslu şirketlerin istediği gibi at oynatacağı bir alan haline getiriliyor. Küreselleşme ve dünyanın hızlı değişimi karşısında korkuya kapılan ,yalnızlaşan insanlar ,dinsel kimliklerine ve etnik köken kimliklerine sığınıyor. Dinlerin bütün dünyada yükselişinin kaynağı budur.Bilincin yerini inanç alıyor. Dünyada sınıf çatışmaları yaşanmıyor. Yaşanmakta olan savaş ve çatışmalar yoksullarla ,varsıllar arasında olmuyor, Etnik ve dinsel ayrılıklar üzerinden bölgesel çatışmalar sürdürülüyor. Bu bağlamda Türkiye'nin dinsel ve etnik parçalanma süreci küreselleşmenin dayatması olarak karşımıza çıkıyor. Küreselleşmeyi yönetenlerin önündeki engel ulus devlet ve ulusalcı güçler,bağımsızlık isteyenlerdir. Küreselleşmek isteyen uluslararası sermaye ,ulusal birliği bozar ,ülkeler etnik köken farklılıkları kışkırtılarak,dinsel farklılıklar kışkırtılarak bölünür ki uluslararsı sermaye istediği tam hakimiyete kavuşsun istediği şekli versin. Örneğin Irak'ta etnik ve dini ayrılma yaşanmakta,kuzeyde Kürdistan ,sünni Irak ve şii Irak olarak üç parçaya ayrılmakta ve çatışmalar bu temelde devam etmekte. Aynı Balkanlarda Kosova'da ,Bosna 'da etnik ve dini bölünmeler yaşanmakta. Küreselleşmede amaç *bütün dünya kaynaklarının ve emeğin kayıtsız şartsız uluslararası sermayenin emrine almaktır,dünya egemenliğidir. saygılarımla |
Re: Yükseltilen Milliyetçilik ve Sol
Benim gordugum kadariyla anti-emperyalizm soylemi uc degisik akim tarafindan kullaniliyor, ama degisik bicimlerde sahipleniliyor.
1. Ulusal/milliyetci akimlar: Burdaki anti-emperyalizmin icerigi aciktir. Sosyalistler bunu ulusal sermayenin uluslarasi sermaye karsisinda kendisini koruma cabasi olarak tanimlarlar ama bu her durumda dogru degil. Mesela bugun Turkiye'de buyuk sermayenin boyle bir cabasi yoktur. Daha cok devlet burokrasisi milliyetci bir anlayisla anti-emperyalizme sahipleniyor. 2. Islamci akimlar: Bu akimlarda aslinda anti-emperyalizm hiristiyanliga karsitligin siyasallasmis halidir. Guclu sekilde bati karsitligi propagandasiyla birlikte surdurulur. 3. Sosyalist akimlar: Digerlerinden ayrim noktasi enternasyonalist bir temelde olmasidir. Anti-emperyalizm milli bir temelde ele alinmaz. Burdaki emperyalizm uluslararasi kapitalizm anlamina gelir. |
Re: Yükseltilen Milliyetçilik ve Sol
İşte böyle çocuğum;
Çok değil otuz yıl önceydi, Emek, ekmek gibi Yollar devrim Emeller, kocaman sığmazdı hiç bir mintana Palyaço olduk be! yavrum, Marx'ı sosyete okur Nazım dilenci, soytarı dilinde Hele bir de bağrı pembe delikanlılar, okeyden göz ucu etmezler mi? Gıcırdata gıcırdata sivri burunlu iskarpinlerini Bön bön yürümezler mi? Avazları çıktığınca şişkin, yandan çarklı bir de gerdan koca deneli tespihleri hava civa; afillisinden turlarlar kahve sokağında biten Maçtan kalma ağızla slogan bulunur millet, kahrolsun ve benzeri Öte yanlarında yadsınmışlık temel, Temeller unutulmuş, kopyası iskarpinlinin-belki biraz doğulu! Bakma sen büyük laflar ettiğime Palyaço olduk bi kere! Marx demedi mi, katı hiç birşey kalmadı Herşey buharlaşıyor... |
Re: Yükseltilen Milliyetçilik ve Sol
Sevgili Aydoe'nin yazısı satır altları çizilmeden okunan kitapların özümsenmesi, ezbere dayanmayan ve bir o kadarda özgün.
Fikilerine katılırım katılmam ayrı, fakat kurgusu gerçekten çok güzel. Saygılarımla; |
Re: Yükseltilen Milliyetçilik ve Sol
"Küreselleşmede amaç *bütün dünya kaynaklarının ve emeğin kayıtsız şartsız uluslararası sermayenin emrine almaktır,dünya egemenliğidir." - Aydoe
Aydoe, Cok dogru bir tespit. Ama eklemeyi unutmussunuz : Gerisi teferruattir ! Saygilar, |
Re: Yükseltilen Milliyetçilik ve Sol
Çok sağolun arkadaşlar, teşekkür ederim.
+Söz Konusu Vatansa ,Gerisi Teferruattır , ekledim Sayın Üçüncüyol,katkınıza teşekkürler. Saygılarımla,sevgilerimle |
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 10:47 . |