![]() |
İslam ve Kölecilik
Bilindiği gibi Muhammed'in yaşadığı dönemde bölgede köleci toplum düzeni vardı. Özellikle savaşlarda ele geçirilen esirler köle ve cariye yapılıyor, ya da köle pazarlarında satılıyordu. Bu köle ve cariyeler hizmetkar olarak ev işlerinde ya da tarlalarda çalıştırılıyordu.
İslam egemen olduğunda da kölecilik devam etti. Gerek Muhammed'in zamanında, gerekse Muhammed'den sonra yapılan savaşlarda ve bölge ülkelere, kabilelere yapılan baskınlarda esir alınanlar ya bir fidye karşılığında geri verildi ya da köle yapıldı. Kur'an'da adam öldürenin ya da yemininden dönenlerin bir köle azat etmesi söylenir. Kölelere iyi davranılması ve yardım edilmesinden söz edilir. Kadınlara, hayvanlara da iyi davranılmasından bahsedilmesi gibi. Ama köleliği kaldırma emaresi olan tek bir ayet dahi yoktur. Tersine kölelik gayet doğal karşılanır. Bu nedenle İslam tarihinde hiç bir dönemde köleliğe karşı çıkılmamış, kaldırılması istenmemiş, düşünülmemiştir. Çünkü köleliğin şeriatten olduğuna inanılmıştır. BM'in zorlamasıyla ancak 1950'lerde Suudi Arabistan'dan kaldırılabilmiştir. Allah köleci midir? İnsanların bir kısmını kölelik kaderiyle mi yaratmıştır? Cennetteki huri ve gılmanlar da , dünyadaki köle ve cariyelerden mi esinlenerek düşünülmüştür? |
Kur'an'da insanlara Allah'a kulluk etmeleri emredilmiştir. Allah ne diyorsa, ne emrediyorsa o yapılmalıdır. Aksi takdirde azapla tehdit edilirler.
Abd, kul-köle demektir. Köleler aynı zamanda efendilerinin kuludur. Müslümanlar Allah'ın kulları-köleleri olduğu gibi Muhammed'in de kulları-köleleridir. O nedenle de Muhammed onlara "Kullarım-kölelerim" der. Müslümanlar da Muhammed'e "Efendimiz" diye hitap ederler. |
Saygideger pante;
Oyle olmazsa; zengin-fakir ayrimi ve zekat verme sarti, baska nasil aciklanabilir? Kolelik te ayni dusuncenin bir urunudur. Tanrinin kulu, duzenin-veya duzeni yonetenin-kolesi. Saygilarimla; evrensel-insan |
Sevgili Pante;
Cidden çok merak ettiğim bir konudur kölelik. Ve burada İslam bence en az eleştiri alması gereken dindir diğer dinlere bakarak. Ama derdim başka, Bugünkü SSK hakları ile 1400 sene evvelki köellik hakları arasında bir mukayese yapan olmuş mu hiç, yani bir akademik çalışma varmı bu konuda? Selamlar |
İnsan Hakları Beyannamesi / KURAN Karşılaştırmasından bir bölüm...
(mutezile adlı üyeden alınmıştır.) Madde 4- Hiç kimse kölelik veya kulluk altında bulundurulamaz, kölelik ve köle ticareti her türlü biçimde yasaktır. Bakara/178. Ey iman edenler! Öldürülenler hakkında size kısas farz kılındı. Hüre hür, köleye köle, kadına kadın (öldürülür). Ancak her kimin cezası, kardeşi (öldürülenin velisi) tarafından bir miktar bağışlanırsa artık (taraflar) hakkaniyete uymalı ve (öldüren) ona (gereken diyeti) güzellikle ödemelidir. Bu söylenenler, Rabbinizden bir hafifletme ve rahmettir. Her kim bundan sonra haddi aşarsa muhakkak onun için elem verici bir azap vardır. Bakara/221. İman etmedikçe putperest kadınlarla evlenmeyin. Beğenseniz bile, putperest bir kadından, imanlı bir câriye kesinlikle daha iyidir. İman etmedikçe putperest erkekleri de (kızlarınızla) evlendirmeyin. Beğenseniz bile, putperest bir kişiden inanmış bir köle kesinlikle daha iyidir. Onlar (müşrikler) cehenneme çağırır. Allah ise, izni (ve yardımı) ile cennete ve mağfirete çağırır. Allah, düşünüp anlasınlar diye âyetlerini insanlara açıklar. Nur/58. Ey müminler! Ellerinizin altinda bulunan (köle ve cariyeleriniz) ve içinizden henüz ergenlik çagina girmemis olanlar, sabah namazindan önce, ögleyin soyundugunuz vakit ve yatsi namazindan sonra (yaniniza gireceklerinde) sizden üç defa izin istesinler....... Nisa/92. Yanlislikla olmasi disinda bir müminin bir mümini öldürmeye hakki olamaz. Yanlislikla bir mümini öldüren kimsenin, mümin bir köle azat etmesi ve ölenin ailesine teslim edilecek bir diyet vermesi gereklidir. Meger ki ölünün ailesi o diyeti bagislamis ola. (Bu takdirde diyet vermez). Eger öldürülen mümin oldugu halde, size düsman olan bir toplumdan ise mümin bir köle azat etmek lâzimdir. Eger kendileriyle aranizda antlasma bulunan bir toplumdan ise ailesine teslim edilecek bir diyet ve bir mümin köleyi azat etmek gerekir. Bunlari bulamayan kimsenin, Allah tarafindan tevbesinin kabulü için iki ay pespese oruç tutmasi lâzimdir. Allah her seyi bilendir, hikmet sahibidir. Maide/89. Allah, kasitsiz olarak agzinizdan çikiveren yeminlerinizden dolayi sizi sorumlu tutmaz, fakat bilerek yaptiginiz yeminlerden dolayi sizi sorumlu tutar. Bunun da keffâreti, ailenize yedirdiginiz yemegin orta hallisinden on fakire yedirmek, yahut onlari giydirmek, yahut da bir köle azat etmektir. Bunlari bulamiyan üç gün oruç tutmalidir. Yemin ettiginiz takdirde yeminlerinizin keffâreti iste budur. Yeminlerinizi koruyun (onlara riayet edin). Allah size âyetlerini açikliyor; umulur ki sükredersiniz! sevgiyle kalın... |
Bu arada bir rekora gidiyoruz. Cevap 5: görüntüleme: 5
|
Hah bakın Aparin adlı üye ne güzel yazmış ilgili bazı ayetleri.
Şimdi bu ayetler ve insan hakları beyannamesi ışında, bugünkü halimize bir rasat atalım. Bakalım aradaki fark neymiş ? Örnek olarak ben başlayım. Nisa/92. Yanlislikla olmasi disinda bir müminin bir mümini öldürmeye hakki olamaz. Yanlislikla bir mümini öldüren kimsenin, mümin bir köle azat etmesi ve ölenin ailesine teslim edilecek bir diyet vermesi gereklidir. Şimd şöyle bir yasa olsa, yanlışlıkla bir adamı vuran, SSK havuzuna 10 yıllık piirim tutarını yatıracak ve bu havuzdan biriken para ile %140 temerrüt faizi geçiren Devletin köleliğinden kurtulacak. |
sevgili okinono;
yaklaşımının gayet güzel olduğunu ve bugünün şartları açısından çözüme yönelik olduğunu belirtmeliyim.Ancak dikkat etmen gereken önemli bir nokta var bence.Ayetleri dikkatli incelersen, her ne kadar belirli yumuşak ifadeler var gibi görünmesine karşın, kölelik kurumunun varlığı ne yadırganmış ne de bu kurumun kaldırılmasına yönelik bir faaliyet içine girilmiştir.ayetler içerisinde sadece, özgür müminlerin, ibadet şartlarını nasıl daha iyi bir biçimde yerine getirecekleri üzerinde durulmuştur.Oysa benim anladığım kadarıyla sevgili pante burada, asıl olarak şöyle bir soru yöneltmek istemiştir inananlara: Neden islam gibi yüce olarak kabul edilen bir din veya toplumda köklü değişiklikler yapabilecek bir güce sahip olan Muhammed, kölelik sıfatını tümüyle kaldırmamıştır? Bu soruya vereceğiniz yanıt, o zamanın toplumsal yapısı ile ilgili olacak ise, o zaman allah da mı kendisini o dönemin toplumsal yapısı ve sınıf sistemiyle sınırlı görmüştür de köleliği kaldırmanın uygun olmadığını düşünmüştür? sevgiyle kalın... |
elbette pantenin yaklaşımı dogru ve haklıdır, oki nin buna karşı çıkışı ise ehveni şer noktasındadır ve talihsizdir. Ancak :
Neden islam gibi yüce olarak kabul edilen ve toplumda köklü değişiklikler yapabilecek bir güce sahip olan muhammed, kölelik sıfatını tümüyle kaldırmamıştır? Muhammedin yaşadıgı dönemde böyle mutlak bir güce sahip oldugunu düşünmüyorum. Ona ithaf edilen güç öldükten 150 sene sonraya denk geliyor. Muhammed iyi bir önderdi ve güçten ziyade politika ve uzlaşmalar ile birligi sagladı. Muhammedin gücü ya da önderlik yetenegi belli güç odaklarını dengelemesinde yatıyordu. Onun için 10 kişi cennetle müjdelendi, onun için Hind sahabe anamız oldu. saygılarımla |
Sevgili dilaver;
Muhammed'in Kuran vasıtasıyla köleliği kaldırabilmesi mümkün değil miydi? Ya da şöyle bir soru sormak ve konuya farklı bir açıdan yaklaşmak daha doğru olabilir belki.Acaba Muhammed'in kafasında köleliği kaldırmak gibi bir düşünce var mıydı?O dönemin şartlarında yetişmiş birisinin köleliği devam ettirmesinden daha doğal ne olabilirdi ki? Özetle tüm bu sorulara verilebilecek cevaplar,kuranın zamanla gelişen toplumsal yapılara ait anlayışların ve algılamaların gerisinde kaldığını göstermektedir.yani, belirli bir dönemin ürünü olan kuranın, günümüz toplum yapısını(sınıfsal yapıyı kastediyorum) açıklamaya yetecek derinlikte bir ifade tarzı bulunmamaktadır.Bu nedenle de belki de biz Kurandan köleliği kaldırmasını beklemekle ondan çok şey istiyoruz anlaşılan. sevgiyle kalın... |
sevgili pante,
Açtığınız konu başlığı ilgi görmüş bu iyi:)belki böylece dinin, toplumların ileriye evrilmesinde bir araç olduğu iddiasında olanların düşüncelerini anlama ve tartışma fırsatına ulaşırız. Burada bu konuya koşut olarak bir başka önermenin de tartışılmasının yararlı olduğunu düşünüyorum;"tarihte her olayın somut koşulların somut tahliline"dayandırılması ana fikrinden yola çıkılarak bu genel ilkenin birçok olguya mazeret oluşturmanın ekseni haline getirilmesi sorunu.. Konumuza uygularsak;Muhammedin döneminin somut koşullarında köleciliğin yerleşik,güçlü yapısı karşısında birilerinin çıkıp bu yapıya karşı durması ve onu değiştirme hedefleri koyması nerdeyse imkansıza eş bir söylem gibi algılanıyor.Muhammedin bu "niyet"inin olup olmaması bir yana acaba gerçekten bu toplumsal mekanizma, karşısında durulamayacak bir yapımıdır?eğer böyle varsayarsak bugünün dünyasındada yerleşik, güçlü diktatoryal sistemler içinde muhalif olabilmeyi tartışılır kılmazmıyız?Spartacus örneğinde simgelenen köle ayaklanmalarını tahlilimizin neresine yerleştririz? Sınıflar ve sınıf savaşları kavramları modern çağa ait olsada,tarihteki sınıf çelişkilerinin ve savaşlarının(egemen sınıfların yazılı tarih kaynaklarının neredeyse tamamını kontrol altında tutmaları ve bize neredeyse den arta kalan kırıntılardan iğneyle kuyu kazarcasına gerçeğe ulaşma çabalarımız içinde)varlığını yokmu sayacağız eğer sayamazsak bunu somut tahlilimizin neresine yerleştiririz? Konunun geliştirilmesi dileğiyle.. |
Konuyu 2 açıdan irdeleyip değerlendirmek gerekir.
1.si dini açıdan yaklaşırsak Tevrat, İncil ve Kur'an'ın ilahı Allah hür ve köle sınıf ayrımını doğal mı görmekte ve kaldırılması için herhangi bir emir yöneltmemektedir? 2. si politik açıdan yaklaşırsak Muhammed, köleciliğe karşı mıydı? Kaldırılmasını istiyor ama buna gücü mü yetmiyordu? Yoksa sistemden memnun muydu? İslamcıların konuya yaklaşımı şöyle: Köleciliğin birdenbire kaldırılması sosyal ve ekonomik birçok probleme yol açacaktı. O nedenle İslam önce kölelerin haklarını korumak, iyileştirmek ve köle azadını teşvik etmek yolunu seçti. Konuyla ilgili olarak Hayrettin Karaman'ın makalesi aşağıda: http://www.hayrettinkaraman.net/sc/00165.htm Buna karşın İslam'ın köleci düzenden yana olduğu ve köleciliği kesinlikle kaldırmayı düşünmediğini iddia eden İlhan Arsel'in çalışması: http://www.ilhan-arsel.org/Kolelik/03.html |
Hımmm;
Köle gibi çalışmaktan bu başlığı es geçmişiz. Ortaya sallamışız bir iddia ve sonra kalmış. Dilaver’in talihsiz çıkış değerlendirmesi bu bağlamda doğru. Ayrıca Dilaver'in "Muhammedin yaşadıgı dönemde böyle mutlak bir güce sahip oldugunu düşünmüyorum. Ona ithaf edilen güç öldükten 150 sene sonraya denk geliyor. Muhammed iyi bir önderdi ve güçten ziyade politika ve uzlaşmalar ile birligi sagladı. Muhammedin gücü ya da önderlik yetenegi belli güç odaklarını dengelemesinde yatıyordu." Cümlesi de artık sesli olarak herkes tarafından dile getirilmesi gereken bir sonuç olmalı bence de. Zaten bütün ilahi emirlerin neşvü nema bulması aşağı yukarı hep aynı peygamber suudlarından sonraki sürelere denk gelmektedir. Örneğin bugün İslam da Ehli Sünnet vel cemaat elenerek dört imam fıkhında karar vermiştir. Ama kimse sormaz ki, peygamberden 140 yıla yakın bir süre içerisinde ne oldu da bu sünnet aktarımı kesintiye uğradı da sonradan bunların yeniden bir düzenlenmesi hâsıl oldu? Oysaki 140 yıl için kültürel aktarımlarda çok kısa hatta anlık süreler bile denilebilir. Bu sorunun cevabı işte yukarıda Dilaver'in vardığı sonuç dışında zaten verilemez. Verecek birisi varsa da buradayım beklerim. Yazımın devamı bir üstte ve onun üstündeki mesajlarda.. (Bu 5000 harf işi aslında iyi olmuş. Ahmet Rasim'i bir daha okumak lazım.) |
Gelelim kölelik konusuna;
Tarihin hiç bir döneminde bugünde dahi olmak üzere kölelik kalkmamıştır. Dardan genişe yayılan ve daha otomasyon uygulamaları düzenleyen kanunlar ile çok adamı az asker ile kontrol yöntemi geliştirilmiştir. Bir inanır olarak kölelik ile yaşadığım ve içinde bulunduğum hayat şartları arasında çokça bocaladım. Hala da öyleyim belki. Ama şimdilik sonuca vardım ki; Mutlak özgürlük kavramı beşeriyete ait olamaz. Evet, bu bir hedef olabilir olmalıdır da. Hatta yaşamın asıl amacı bu olmalıdır diyen birisine de asla itiraz etmem. Ancak ortada bir de fiili bir durum olduğu gerçektir. İşte aşağıda bir arkadaşın sözünü ettiği Tanrı'nın gücü mü yoktu da kaldırmadı bu köleliği demesinin asıl nedeni de bu bence. Evet öyle ya, madem Allah var yoksa O'da mı istiyor köleliği ki kaldırmadı? Yine bu sorunun cevabını bence, Dilaver'in sözünü ettiği peygamberlerin toplumsal gücünde aramak gerekiyor. Sonuçta Resul olarak kendi döneminin insanlarını bir amaç ile yüklemek ve ilahi emri aktarmalarını sağlamakla görevli hem uygulayıcı hem de yasa getirici olarak Allah'ın elçisi... Şimdi bu sorunun cevabı bence, insanların söz edilen ilahi kanunları tam anlamı ile hiçbir dönem, Allah adına yapmadıklarından geçiyor. Yani hep emir geliyor ama birileri o emrin gücünü kendi saltanatları için sahipleniyor ve o emir adına kendi için bunu kullanıyor. Bu şekilde aslında emir yayılmış olurken emri yönetenler bir üst sınıf olarak kontrol mekanizmasını ellerinde tutuyorlar. Sonuç olarak da Hindi anamız oluyor. Oysa bu çok yanlış. Belki zor gelecek ama gerçek şu ki, Peygamberlerin her gelen emri uygulayacak kadar bazen yaşamları bazen de güçleri olmamıştır. |
İyi de Oki, nasıl yani. O zaman irade Allah'ta ise bir inanır olarak sen Allah'ın böyle takdir ettiğini kabul etmelisin ve köleliği de güçlü zayıfı, kurnaz safı üter olarak ele alarak, köleliğe razı olman gerekir. Ki bu da bugünkü halinden boşuna şikâyet ediyorsun demektir.
Değil işte. Bu bir mantık kurgusu o kadar. Tabiatın fıtri kanunlarını incelediğimizde insanın toplumsal olarak sürü içerisinde bireysel yetenekler ve gelişmesi ile lider olabilecek bir eşitliğe müptela olduğunu görüyoruz. Örneğin Komünizm de herkes sanarki bütün millet gri elbiseler giyecek askeri bir komuta ile angut hale gelecekler. Hayır, Komünizm de olacak olan şudur. Herkes kendi bireysel yetenekleri ile sosyal katmanları oluşturacak bu katmanlarda sınıfsal castlar olmayacak demektir. Yani, berber olmak isteyen berber olacak asker olmak isteyen asker. Ve bu eşit olarak herkesin her göreve layık ise kabul edilebileceğini kabul etmek demektir. Oysa bakalım günümüze; ben hariciyeci olmak istiyorum. Hadi bakalım taaa dedenizden şecere olmadan bu olmaz. Veya bana dediler ki sen yazar olacaksın iyi de arkadaş ben okuma yazma bilmiyorum ki. İşte bunun gibi doğal yerleştirme kendiliğinden olacaktır. Bu aslında bugünde böyle. Tek fark sosyal katmanlar kendiliğinden değil zoraki oluşmakta. İşte 1429 yıl öncesinde bu sosyal katmanlar en azından daha adil bir güç gösterisi ile oluyormuş. Yani adam giriyor kaleye basıyor kılıcı ve güç zayıfı yeniyor. Zaten tarihte birçokta kaybedeceğini anlayan halkın bazen kadın ve çocuklarını kendi elleri ile öldürdükleri bazen de topluca intihar ettikleri ile doludur. Xantos şehri ülkemizde gidip görmenizi tavsiye ederim Oysa bugün; İnsanlara bir ağ gibi örülen monopol tahtaları ile gönüllü kölelik yaptırılıyor. O zamanda kölenin kendini parasını vermek şartı ile kurtulma hakkı vardı. Yani her kölenin bir değeri vardı. Köle o parayı getirince serbest olmak zorundaydı. Bugün aynı kurtuluş beratlarını insanlar bankalardan almak için kuyruk oluyor her ay her ay hem de. Eskiden, köleler sahiplerine yatacak yer karşılığında gündüzleri çalışıyordu. O dönemin Mekke SSK lılarına bakın hep köledir. Hatta Kuran da kölelerin nasıl çalışacağı ile ayetler bile vardır. Cariyelerinizi fuhşa sevk etmeyin gibi. Bugün ise, yatacak yer parasının daha altında insanlar çalışıyor. Ve fuhşun kaynakları olarak da herhalde Tüsiad ailelerinin evlatları gösterilmiyor. Sonuç olarak, Peygamberlerin dönemsel olarak bulundukları halkın yaşayışına uygun davranışları doğaldır. Sorun ise, emrin kesilmiş olduğu savı ile 1000 yıllık dönemlerdeki insanlık kavramının geldiği şartlara, yeni emirlerin gelip gelmediğidir. Şimdi sorarım size, biri size dese ki, bir peygamber geldi ve insanların hepsi eşittir. Ve siz bir çatı altında tek bir organ olarak, ne çok zengin ne de fakir, Allah adına hareket ederek birbirinize üstünlük taslamayacaksınız. Sorun çözülür mü çözülmez mi? Tabii ki bu emrin uygulanabilir gücünü halktan aldığını da söylemeye lüzum yok. İşte varılacak bu sonucun adı amaçtır. Olay sadece emrin kimden geldiği ile alakalıdır. İnanç ile inançsızlığın ayrışacağı tek yerde burasıdır. Hele o gün gelsin bakalım, Allah kerim'dir. Yazan: Allah’tan kaçarken, Şallaklara köle olan angut Oki. Selamlar. |
Yahu oki kafana taş mı düştü ne oldu, bir yudum su iç, yazını editle falan bir şeyler yap. :rolleyes:
saygılarımla |
OKi ilk günden beri aynı şeyi söylüyor da; budamaktan dinlemeye fırsat bulamıyor millet :)
Selamlar |
"Hayır, Komünizm de olacak olan şudur.
Herkes kendi bireysel yetenekleri ile sosyal katmanları oluşturacak bu katmanlarda sınıfsal castlar olmayacak demektir. Yani, berber olmak isteyen berber olacak asker olmak isteyen asker. Ve bu eşit olarak herkesin her göreve layık ise kabul edilebileceğini kabul etmek demektir." O asker ne iş yapacak oki? |
O asker ne iş yapacak oki?
..... Bazı tanımlar vardır ki içerdiği anlam ile anladığınız anlam arasında uçurum vardır. Selamlar |
Kuran'daki ayetlerde köle azad etme, fakiri doyurma ve giydirme v.b. şeyler ceza olarak verildiğine göre iyi bir mümin bunların hiç birisini yapmayabilir.Demek ki bir köle, bütün emirlere uyan sıkı bir müslümanın eline düştüyse kurtulma şansı yok denecek kadar az. Kuran açıkça zengine parasıyla suç işleme özgürlüğünü veriyor. Köleliğin kaldırılmasına yönelik hiçbir ibare yok. Bu ceza olarak verilenler insanın vicdanen, insani duygularla yapabileceği şeylerdir. Günümüzde bile suud kraliyet ailesinden biri cinsel suç işlediğinde kendisi yerine hizmetçisi (kölesi) cezayı çekiyor. Azad edilmiyor bile. Zenginin çektiği ceza bile bir başka oluyor :)
|
Aptallığımı bağışlayın lütfen,o;"içerdiği" ve "anladığım"anlamlar arasındaki uçurumu anlayabilme!şansım varmıdır efendim.
|
Aptallığımı bağışlayın lütfen,o;"içerdiği" ve "anladığım"anlamlar arasındaki uçurumu anlayabilme!şansım varmıdır efendim.
... Yok. |
İlginç Allahın ilginç yöntemleri
! Durumlara sanırım direkt müdahalede edemiyor ki köleliği direkt kaldırtamadı. Evet Muhammed ile RTE yi bu konuda birbirlerine yakın buluyorum Rte geçen yıllarda şeriat çığlıkları atarken kısa bir sürede merkez sağın ve sistemin adamı oldu ise muhammedde arap yarım adasında köleliğin direkt kaldırılamayacağını bildiği için siyasi bir manevra yapmıştır ve şanına yakışır bir şekilde köleliği direkt kaldıramamıştır. Yoksa bu yeni din nasıl yayılacak cihad olacak harem dolacak... |
5000 lik diazemde ağrıyı şıp diye keser ama, doktor ufaktan ufaktan veririr hastaya.
|
Alıntı:
Allah bilmez mi ki ? Yaptığı her davranış insanın kafasında bir şüphe uyandırmaktadır... Tıpkı eşcinselliği yasaklayıp eşcinsel hayvanlar yaratmış olması , enseste hayır demesi ama varoluşumuzun temelinde o olması akabinde Allahın bu yaptıklarının ahlak ve mantık anlayışımızda çatlak oluşturması ve ondan uzaklaşmamız sencede diazem örneği ile açıklanabilir mi çok merak ettim? |
Diazem 2,5 ve 10 mg vardır.
5000 mg verirsen solunum durmasıyla öldürürsün hastayı ,sen sağ ben selamet. |
Aydoe , yetkin bir ağız olarak açıklamış zaten .. Bana gerek kalmadı. tek cümle ile bammm :)
Selamlar |
Alıntı:
Imanlilarin gozunden kacan en buyuk mantik hatasi zaten bunda; hem insani allahin yarattigina inanip, hem de hatali yaratilmasi sucunu yine insana yuklemek. Gercekte sosyal sartlar bir anda degil yavas yavas gelisiyor. Koleligin kaldirilmasini istedigi soylenen tanri, yine kendi sozleriyle biz sizleri farkli yarattik, farkli rizk verdik demiyor mu? Ha, bir de allahin sozlerinin buyuklugune sasiranlara, yumurta mi tavuktan, tavuk mu yumurtadan cikti sorusunu hatirlatmak isterim. Insan akli var olana adar, milyarlarca sene var olan dunyada, gelmis gecmis canlilar, neden bir yaraticiya ihtiyac duymamislardir acaba? Bizi yaratti diye gunde bes defa yatip kalkip duaci olmamiz gereken tanri, diger canlilari yaratmadi mi dersiniz? yoksa insan mi butun bunlari kendi akliyla yaratan. Degisik zamanlarda degisik tanrilar yaratip sonradan yok eden insanlik tarihine bakacak olursak, esaas yaraticinin insan oldugunu gormemek mumkun degil. (tabi bu sozlerden bir sey anlamayip "hadi sen de bir evren yarat da gorelim" diyenler de olacaktir) |
Koleligin kaldirilmasini istedigi soylenen tanri, yine kendi sozleriyle biz sizleri farkli yarattik, farkli rizk verdik demiyor mu?
.. Evet Vartor abi. aynen böyle söylüyor. Sanırım bu farklılığı doğanın işleyişine uygunlukta aramakta gerekiyor. Yani hem evrimsel bir süreci kabul edip hemde doğadan ayrı bir yaşam formu içinde olmak nasıl olurdu bir düşünsenize. Tanrı bütün kainatın Tanrısıdır. Sadece insanların değil. Bakın benim kabullenmekte zorlandığım en önemli ayetlerden birisi şuydu. ...... (179) Andolsun, cehennem için cinlerden ve insanlardan çok sayıda kişi yarattık (hazırladık.) Kalbleri vardır bununla kavrayıp-anlamazlar, gözleri vardır bununla görmezler, kulakları vardır bununla işitmezler. Bunlar hayvanlar gibidir, hatta daha aşağılıktırlar. İşte bunlar gafil olanlardır. Araf 179... Tenkit edeceksiniz eğer, insanları doğadan ayırıp değil; bütün kainattaki cana hitaptan dolayı etmelisiniz. Zira can'ın kaynağı tektir. Selamlar.... |
Nahl-75. Allah, hiçbir şeye gücü yetmeyen, başkasının malı olmuş bir köle ile katımızdan kendisine verdiğimiz güzel rızıktan gizli ve açık olarak harcayan (hür) bir kimseyi misal verir. Bunlar hiç eşit olurlar mı? Doğrusu hamd Allah'a mahsustur. Fakat onların çoğu (bunu) bilmezler.
(Muhammed'e göre) Allah, Kur'an'da köle ile hür'ün eşit olmadığını söylüyor. Bu dünyadaki durum. Bir de cennete bakalım: Vakıa/ 17-21. Ebediyen genç kalan uşaklar, onların etrafında; içmekle başlarının dönmeyeceği ve sarhoş olmayacakları, cennet pınarından doldurulmuş sürahileri, ibrikleri ve kadehleri, beğendikleri meyveleri ve arzu ettikleri kuş etlerini dolaştırırlar. Hiçbir ayette ya da hadiste köleliğin kaldırılacağı, kaldırılması gerektiği, doğru olmadığı yönünde bir ifade ya da işaret yoktur. Yani, sevgili Oki'nin örneğiyle düşük dozajlı diazem verildiği görülmüyor. Bedelini ödese ya da azad edilse bile kesinlikle hür olamıyor. "Mevali" denilen hür ile köle arası orta sınıfta yerini alıyor. İlkel köleci toplum düzeninde insanların tasavvur ettikleri Tanrı, tüm insanları eşit gören bir Tanrı olabilir mi? Bence bunu düşünse düşünse köleler düşünür. Belki onlar dahi iyi kölelerin hür olmasını, kötülerin köle olarak kalmasını isteyebilirler. Şimdi şu ayete dikkat edelim: Zümer-10. Kul ya ıbadillezıne amenütteku rabbeküm lillezıne ahsenu fı hazihid dünya haseneh ve erdullahi vasiah innema yüveffes sabirune ecrahüm bi ğayri hısab De ki: "Ey iman eden kullarım, Rabbinizden sakının. Bu dünyada iyilik edenler için bir iyilik vardır. Allah'ın arz'ı geniştir. Ancak sabredenlere ecirleri hesapsızca ödenir." Dedirten Allah, müslümanlara "kullarım-kölelerim" diye seslenen Muhammed. O nedenle de müslümanlar Muhammed'e "efendimiz" diye hitap ediyorlar. |
Alıntı:
Budha, köleci toplum döneminde yaşayıp ta açıkça köleliğe karşı çıkmış ve kendisine ırkını sorana cevap dahi vermemiş.. |
Sevgil Pante; Budizmi de kapsayan İslam merkezli başka başka ve yakın ve size ulaşan dönemleride araştırmalısınız bence.
Vermiş olduğunuz ayetlere cevap olarak zaten aşağıda tarihin hiç bir döneminde ve bugünde da dahil olmak üzere köleliğin kalkamadığını sadece form değiştirdiğini söyleyerek cevap verdim sanırım. Bu köleliğinde fıtri bir evrimsel süreç ile alakalı olduğunu da yazdım. Demekki doğru ifade edememişim. Konuyu bütünü ile anlamak için o zaman şuradan başlamak gerekir bence. Kölelik ne demektir. Köleliğin kapsamları ne anlama gelir. Bir kişiye köle olmak ile bir fabrikatöre asgari ücret altında çalışmak aynı anlamları karşılamaz mı? Köleliğin akademik bir çalışma olarak incelenmesi için buraya yazdığım ilk mesajda bunun içindi zaten. Zira; bugün şartlarını mukayese edebilmek için o zamanın kurallarını da iyi bilmek gerekir. Unutmadan; Mevaili olmak; çoban olmaktan iyidir. Ne de olsa çobana bir oy; özgüre iki oy. :) ... Yav bir de sizden özel bir ricam var sevgili Pante. Şiiri sevdiğiniz sanıyorum. Bu nedenle oradan örnekleyelim. Ne demiş şair; "Ben yanmasam sen yanmasan nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa. " Şimdi bu dizeyi bir ayet kabul edin ve okuduğunuz kelimelerin zahiri anlamları ile şair ne demiş bize yazın lütfen. Bu isteğim inanki eleştirel bir şey değil. Sadece kelimelere yüklediğiniz anlamın kaynağını merak ediyorum o kadar. Şunu çok iyi biliyorum ki; dizelerin sahibinin asıl anlatmak istediği ile okuyanın anladığı arasında büyük ucurumlar olabiliyor bazen. Bu uçurumunda nedeni duymak istedğini söylemek olarak anlatılır edebiyatta zaten. Ne demiş dandik bir şair; "Ben her kadınımı aynı kelimelere farklı anlamlar vererek uyuttum kollarımda." ... Sanırım, köleliğin tanımı ve karşılaştırmalarını beraberce tartıştıktan sonra sorulması gereken soru, "Madem öyle yanaş iskeleye ve göster Oki, Tanrı’nın bize ulaşan köleliği kaldırdığı emri nerede ?" olacak. O noktaya gelemez isek de, beraberce Hassssir lem der geçer; başka konulara pupa yelken dalarız. Şimdi özetler :) Selamlar |
Benim köle olarak yaşamam mümkün değil.
Özgürlük ve onurlu bir yaşam benim genleriminde var. Köle olmaktansa ölüm benim tercihim olur. İnsanlık değerlerimizi geliştirmek ve insanca yaşamak tüm insanların hakkıdır. İnsanları severim ve saygı duyarım. Zalimler düşmanımdır. sevgiler |
Sevgili Oki,
Laleli kölelerle sömürülen işçileri bir tutmak doğru değil. Her ne kadar işçilere modern köleler dense de, özgürlük kadar önemli bir değer yoktur bence insan hayatında. Laleli köle, elleri boyunlarına demir bukağı ile zincirlenmiş köle demektir. Bu demire demirciler lale derler. Kaçmaması için böyle zincirlerlermiş. Kaçmayan, sadık köle de iyi köle sayılırmış. Muhammed'in sattığı bir köle için yazdığı mektupta bu kalitesi de belirtilir: "Bu vesika Addâ Hâlid Ibn-i Hevde’nin Muhammed Resûlullâh’tan bir köle veya câraiye istira etmesi (satin almasi) üzerine yazilmistir. O köle veya câriyede ne hastalik, ne ayib vardir; ne kaçmak ne hiylebazlik bilir; ne de fisk u fücûr (günah islemisligi vardir); zinâ ve sirkat (hirsizlik). Binaenaleyh bu akid, bir müslümanin öbir müslümana bey’ü sirâsidir (alim satimidir)" Sahih-i Buhari.., (Cilt VI, sh. 374 ve d. hadîs no. 970. Mektubun Türkçe anlamı şöyle: "Bu vesika Addâ Hâlid Ibn-i Hevde’nin Muhammed peygamber’den bir köle veya câriye satın alması üzerine yazılmıştır. O köle veya câriyede ne hastalık, ne ayib vardır; ne kaçmak ne hilebazlık bilir; ne de günah işlemişliği vardır; ne de zinâ ve hırsizlığı vardır. Binaenaleyh bu anlaşma, bir müslümanın öbür müslümanla yaptığı alım satım anlaşmasıdır". Görülüyor ki Muhammed, köle satmak üzere yapmış olduğu andlaşmanın sağlam olmasını ve alıcı tarafindan bozulmamasını sağlamak maksadıyle, satmış olduğu kölenin hastalıksız, ayipsız, ve daha doğrusu kusursuz olduğunu belirtmeyi ihmâl etmemiştir. |
http://www.kitapyurdu.com/kitap/3846/kolelikvecariyelik
Bu kitabı okuyup en azından şu lalelerin olup olmadığını bir tespit etmek gerek sanırım. Çünkü ben Mekke döneminde veya daha öncede de kölelerin pazarla dışında laleler ile dolaştığını ilk kez duydum. Buna karşın Hatice'nin kölesinin koca bir kervanı emanet alarak bir serveti yönettiğini de biliyoruz. Veya Bilal Habeşi'nin durumunu. Veya Hamza yı öldüren Vahşi. Ki vahşi'nin özel de bir özgürlük macerası vardır bildiğiniz gibi. Lalelerin kölelik simgesi haline gelmesini ben daha yakın tarih içnde diye biliyorum. Afrikadan toplanan kölelerin gemiler ie taşınması ve bir karma ulus modeli için nüfus ve kaba iş gücü tedariki için kullanılması. Birde lalaler Allah'ın emirlerini korkmadan savunanlara takılmıştır ki yakın dönemde; sanırım bu şimdilik konumuz haricidir. Ben kitap yurdundan ilk fırsatta bu kitabı sipariş edeceğim. Eğer siz daha kısa sürede okuyabilirseniz bilgi verirsenizde memnun olurum. Buhari savunacağım hiç aklıma gelmezdi; ama peygaberin gücünün ne olduğunu baştan ortaya koyduğumuzda bu hadis o kadar da önemli olmuyor. Ama belki daha önemli bir şeyi ortaya koyuyor o başka. Denilebilir ki, Madem öyle haydi kabul edelim Peygamberin gücü yoktu da kaldıramadı köleliği, iyi de kendi neden köle sahibi oldu? Bu soru da önemli bir soru olmakla birlikte aslında cevabı basit ama cesaret gerektiren bir cevap. Yeterki Dini tek bir hayt ve makamı tek bir makam olarak algılayabilelim. Bakın bir örnek ; koskoca Sabancı Bossa yı yıktı. Niye ? İşte bu sorunun cevabı yaşamın kendisinde saklıdır. Ve tek kelimedir. Devinim. Yani dinleri eleştirirken sondayken başı değil sondayken sonu eleştirmek gerekir bence. Ve Zurnanın zırt dediği yerde burasıdır zaten. Son nedir ? Selamlar |
okinono
ne kadar yırtınırsan yırtın, Kuran Allah kelamı ise orada köleligin olmasını mazur gösterebilme şansın yok. Çıkan sonuç Kuranın bir tanrı kelamı olmadıgı. Bunun için öte beriye zıplamaya, laleye, sümbüle gerek yok.:) Haa şartlar köleligi tedrici olarak kaldırmaya elveriyordu ( ki burası da yanlış ) Muhammed de ona ugraşıyordu, ( kölelerden destek istedigi açıktır, mecburdu ) diyebilirsin; burada hem fikir de olabiliriz, ama bu vahyı ortadan kaldırır. Zaten tarışılan da bu. Yanlış hatırlamıyorsam Mazda isyanı da bu sıralardadır ve ortaklaşmacı bir isyandır. 584 diye hatırlıyorumi yanılıyor da olabilirim. Ama o isyan sırasında ortaklaşmacı Kavad hanedanı vardı İranda ve daha sonra yok edildiler. 4 tane idi bunlar. Şimdi o kavad hanedanının Anadoluya amiyane kavad kelimesi olarak geçmesi ve bunun negatif olarak algılanması ideolojik çarpıtmaya bir örnektir. Ücretli kölelik, kölelige göre bir ilerlemedir ve ikisini aynileştirmek mümkün degildir. Bir tanesi işgücünü özgürce satma demektir, digeri ise yaşam garantisi bile içermez. Ücretli kölelik herkesi burjuva hukuku dahilinde eşit kabul eder, digeri ise zaten ismi üzerinde bir kast sistemidir. Atina demokrasisinden bahsederiz, hatta örnekler veririz. Ama Atina demokrasisi içerisinde köleligi barındıran bir sistemdir, aslında eski toprak sahiplerinin eski komüncülere karşı verdigi mecburi bir tavizdir. Soy için demokrasi olmuştur, ama ilkel komüncüler bunu sınıf savaşımıyla kazanmışlardır. Bu aynı zamanda Dionysos tapımının Orpheus Gizemlerine dönüşümü ile de başattır. saygılarımla |
Genelde bir saygı ifadesi ile başlamayan şahsıma hitaplara cevap vermem. Ama sizi mazur görmek gerekiyor sanırım.
"ne kadar yırtınırsan yırtın, Kuran Allah kelamı ise orada köleligin olmasını mazur gösterebilme şansın yok. Çıkan sonuç Kuranın bir tanrı kelamı olmadıgı. Bunun için öte beriye zıplamaya, laleye, sümbüle gerek yok.:) " Bu garip zaten yırtılacağı kadar yırtılmıştır. Ki amacı arkaya bir yama bulmaktır zaten. Eğer size emir kesildi ve bitti deseyedim Kölelik konusu ile birlikte tümden haklı olabilirdiniz. Ama değil.. Haa, özgürlüklerin illa da boyundaki laller ile simgesinin bu asırda ne olduğunu merak ediyorsanız; bunun adına bu zamanlarda güdümlü demokrasi diyorlar. Hiç kusura bakmayın yağmurdan kaçarken doluya tutulmaya niyetim yok. Bugün Allah ne diyor beni ilgilendiren o dur. Kuran Alah kelamıdır ve bir bütünün kesitidir hepsi bu. Bir kitabı sonuna kadar okumadan fikir ileri sürmeyecek kadar da beyefendi bir kültüre sahipsiniz oysa. Her ne kadar bu son yazınızdan belli olmasa da. Sanırım Dilaver Hacı'yı Mekke'de değil başka forumlarda bulmuş:) Dil bu nedenle erezyona uğramış görünüyor. Selamlar |
kişi nicklerinin saygı ibareleri ile çagrıştırılması düşüncesine oldum olası karşıyımdır. Nick hayali bir kişiliktir. Benim için ise saygıdeger ifadesi resmiyettir. Ama elbette takıntılı kişiler mutlaka nicklerinin başına saygıdeger sıfatı istiyorlarsa buna da karşı çıkılmaz sayın okinono.
ben ise sadece dilaverim. İsmimin başına bir ibare talep etmedim, şimdiye kadar. Yazan yazdı, yazmayana da neden diye sormadım. Kaldı ki ben o saygı ya da sevgi ifadesinden ziyade iletinin içindeki anlamlara önem veririm. Açıkçası dinlerden özgür ibaresinin haricinde avatarımın altında yazanlardan da ciddi bir biçimde rahatsız oluyorum. Köleci düzen ilkel komünal topluma göre bir ilerlemedir, özel mülkiyet bir ilerlemedir. Önemli olan üretici güçlerin gelişip gelişmedigidir. Emir konusuna bir şey diyemem, ben bir emir vahyi almadım, alınca düşünürüm. saygılarımla sayın okinono |
Alıntı:
Altina imza atilacak cok güzel sözler. imza. papillon |
Kulluk ve kolelik
Saygideger arkadaslar;
Kul kelimesinin sozluk karsiligi;Tanriya gore insan demektir.Birincisi, Tanri adina konusan ve bu ifadeyi ortaya atan kimdir?Tanriyla nasil irtibat kurmustur? Ikincisi, kolelik nasil ortaya cikmistir? Aslinda bu sorunun cevabi cok acik ve mantiklidir. Kim insanoglunu tanriya kul ettiyse, kendisine de kole etmistir.Tanriya gore kul olan, bunu ifade edenin de kolesidir. Peki bu kolelik nasil saglanacaktir? Ortaya atilan bir kitapla ve bu kitabi ortaya atanlarin, tanrinin kullarina kole olarak sahip cikmalariyla. Insanoglunu tanrinin kulu olarak lanse etmenin altinda onu kendine kole yapmak yatmaktadir. Kole yapani da koleligi, resmilestiren kitabin sahibi. Iste bu kitap, tarihler boyu cesitli icerik almistir. En son hali; insan haklari beyannamesidir, anayasalar, kanunlar, yasalar, kurallar v.s. butun bu kitabin tarihsel gelisimi ve yenilenisidir. Maalesef, Demokrasi, hurriyet, laiklik v.s. gibi; toplumu sosyal bir temelde tutmak icin uygulanan, sistemler. duzenler v.s. bu kitabin polisisidir. BU KITABI YAZAN ILE, UZERINE KITAP YAZILAN HERZAMAN AYRI TUTULMUSTUR. Iste insanoglunun ilk bolunusu bu kitap sayesindedir.Ki tarihte bu kitaplarin ornekleri vardir.Dini temelde Tevrat, Incil ve Kuran bu kitaplara en belirgin ornektir. Insanoglu tarihinde kitap ve kole ayni zamanda tarih sahnesine cikmistir.Cunku, kitapsiz kulluk mumkun degildir.Bu da boyunduruk tutsakligidir. Saygilarimla; evrensel-insan |
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 08:09 . |