Turan Dursun Sitesi Forumları

Turan Dursun Sitesi Forumları (https://turandursun.com/forumlar/index__1.php)
-   Kur'an'da Mucize Yoktur (https://turandursun.com/forumlar/forumdisplay.php?f=16)
-   -   Kuran'ın Tanrı sözü olmadığının bir delili daha : Hristiyanların haberi yok (https://turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=7259)

star trek 22-08-2008 15:39

Kuran'ın Tanrı sözü olmadığının bir delili daha : Hristiyanların haberi yok
 
İslam dininin Tanrı tarafından indirildiği iddia edilen Kutsal Kitabı Kuran Yahudileri,Hristiyanları ve diğer dinlere inananları muhatap alan ayetlerle doludur. Ancak muhatap alınanların Tanrı'nın yeni bir din gönderdiğinden kendilerini suçladığından haberleri yok.
Oysa Tanrı'nın İslam dinini vahy ettiği iddia edilen tarihlerde, dünyanın gelmiş geçmiş en büyük imparatorluklarından biri olan Bizans İmparatorluğu bütün Akdeniz ve Orta Doğu coğrafyasına egemen. Ve tarihin gördüğü en büyük imparatorluklardan biri olan Bizans İmparatorluğu'nun Tanrı'nın gönderdiği yeni dinden haberi yok. Oysa bütün Orta çağ devletleri gibi özellikle vergi gelirleri açısından tam bir bürokratik devletti Bizans İmparatorluğu da. Hemen her konuda kayıtlar tutulur siyasi ekonomik ve diğer bütün gelişmeler anında kayıtlara geçirilirdi. Gelin görün ki Bizans İmparatorluğu'nun hiç bir belgesi ve bilgisine Arabistan'da yeni bir din çıktığına dair kayıt geçirilmemiş.
Allah Hristiyanları muhatap alıyor dinlerini değiştiriyor Hristiyanların bundan haberi yok.

ozedonus 22-08-2008 15:48

600 lü yıllarda haberleşme hızı ne derecedeydi.Bunların islamdan haberdar olmamaları üzerinden, Kuranın ve islamın sonradan uydurulduğunu düşünmek çok ütopik kalmaktadır.İşin ilginç tarafı şu.İşinize gelen rivayetler doğru.Ama işinize gelmeyince nesildn nesile aktarılan bir kitap bile uydurma olabilir.Hem de o zaman 10.000 km uzaklıkta olan bir krallığın devlet arşivlerinde ismi geçmediği için.:)

star trek 22-08-2008 15:51

Daha enteresanı Ortadoğu'nun en eski uygarlıklarından biri olan Kadim Yunan Uygarlığı, Roma ve Bizans İmparatorlukları ile at başı giden Kadim İran Uygarlığının da yeni dinden haberinin olmaması. Yunan ana karası,Anadolu ve bütün Orta Doğu'da siyasi,askeri,ekonomik örgütlenmesi olan İran Uygarlığının hiç bir belgesine Tanrı'nın yeni bir din gönderdiğine dair bir bilgi konmamış.
Tanrı yeni hem de son hem de evrensel bir din gönderiyor üstelik eski dinlerin tamamını geçersiz kılıyor ve fakat muhataplarının bundan haberi yok. Muhatapları Arabistan'ın Yemen dağlarında yaşayan Ebu Tahtavi aşireti olsa "tamam". Ama muhatapları dünya tarihinin gördüğü en büyük uygarlıklar olunca işin rengi değişiyor elbette.

star trek 22-08-2008 15:58

Bunlardan da acaip olanı Arap toplumunun dini değiştiriliyor ancak eski dini inanışlarına sahip çıkan insanlardan hiç biri bu değişimle ilgili hiç bir iz hiç bir kalıntı hiç bir kitap resim hatta şiir bırakmıyor. Her hangi bir putperest Arap İslamın geldiğini kendi dinlerini değiştirdiğini çok büyük bir günah işlediklerini kaleme alıp ta insanlığa bırakmamış. Üstelik şairleri ile ünlü olan Putperest Araplar.

star trek 22-08-2008 16:08

İslamla ilgili ilk kaynaklar İslamın ortaya çıkışından yaklaşık 100-150 yıl sonra kaleme alınmışlardır. İslam dini ve tarihi ile ilgili "İLK" kaynakların tamamı ise Yahudi alimleri tarafından yazılmıştır. O tarihten günümüze İslam ve tarihi adına yazılan ne varsa "HEPSİ" bu ilk kaynakların tekrarı tefsiri tercemesi eğilip bükülmesidir.
İslamın ortaya çıkışına delil olabilecek hiç bir şey bulunmamaktadır. Gılgameş Destanı ne kadar bilimsel ise "O" da o kadar bilimseldir.

çakırcalı 23-08-2008 12:13

Bırak o zamanki hristiyanları, bu zaman; yani 21. yüzyılda yaşıyoruz ve hala "hak dini" (?) islamdan haberi olmayan kabileler yaşıyor dünya yüzeyinde. Bugün bir kıyamet kopsa var ya, yandı gülüm keten helvalar!

-Bu ne ya, ben nerdeyim?
-Ahirettesin oğlum, seçmeler var!
-Ne ahireti, ne seçmesi yav?
-Oğlum cennete mi gidecen, cehenneme mi? Bunun seçmesi...
-Böyle seçme-sepen şey olur mu yav. Nerden çıktı bu? Niye önceden bi haber verilmiyo?
-Verdik ya oğlum, kurandan haberin yok mu?
-Yok valla. O ne yav? Amazon'a niye gelmedi?..
-Amazon ne lan?
-Amazon, işte bizim orası.
-Sizin orası neresi?
-Yok, bizim orası Neresi değil. Neresi'ye 2-3 ok atımı uzaklıkta.
-Hmm... Adı da güzelmiş hani. Muhammet'in haberi olsaydı oraya da mutlaka bi "zon" yapardı. Nasıl da gözünden kaçmış. Neyse... Zebaniler! Atın bunu sakara atın, irin ve zakkum suyu içirin kendine gelsin.
-Yav durun, haberim yoktu, bilmiyodum.
-Kanunu bilmemek mazeret sayılmaz. TCK 1. Madde! Götürün, götürün!...
-Yav bi durun...
-Tamam lan tamam! Şaka yaptık, sen zaten banko cehennemliksin. Cehennem için yarattığım kullarımdansın sen, yemin etmiştim yaratıcam diye ve yeminimi yerine getirdim. Sözümün eriyim allaha şükür.

Aheste 23-08-2008 12:48

Çakırcalı sen yan yan, kendine yan. Yahu yeryüzünde İslam diye bir dinin olmadığını duymayan kaldı mı?

Bak, sahih bir hadis;

“Ümmetimden veya Yahudilerden ya da Hıristiyanlardan, her kim benim peygamber olduğumu işitir de bana iman etmezse o kişi cennete giremeyecektir.”
(Ahmed bin Hanbel, Müsned, c. 4 s. 396; İbn Kesir, Tefsir’ül Kur’an-il Azim, c. 2 s. 266)


Buradan 2 anlam çıkar;

1. Duymadığın bir şeyden sorumlu değilsin.
2. Duyup da iman etmemişsen vay haline. :)

Kur’an’a bakalım:

‘’Şüphesiz, inananlar (Müslümanlar) ile, Yahudiler, Hıristiyanlar ve Sâbiîlerden (her bir grubun kendi şeriatında) "Allah'a ve ahiret gününe inanan ve salih ameller işleyenler için Rableri katında mükafat vardır; onlar korkuya uğramayacaklar, mahzun da olmayacaklardır" (Bakara, 62)

K.C. 23-08-2008 13:31

Alıntı:

Ümmetimden veya Yahudilerden ya da Hıristiyanlardan, her kim benim peygamber olduğumu işitir de bana iman etmezse o kişi cennete giremeyecektir.”
(Ahmed bin Hanbel, Müsned, c. 4 s. 396; İbn Kesir, Tefsir’ül Kur’an-il Azim, c. 2 s. 266)
Buradan 2 anlam çıkar;

1. Duymadığın bir şeyden sorumlu değilsin.
2. Duyup da iman etmemişsen vay haline.
3- Benim gerçekleri söyleyip söylemediğimi kimse deşmeyecek. Ben peygamberim diyorsam bu doğrudur. İman edin peygamberliğime.
4- Benim peygamber olarak kendimi ilan edişimi duymadan önce cehennem gibi bir acıyla tehdit edilmiyordunuz. Şimdi duydunuz, artık tehdit altındasınız. Size en büyük iyiliği İslam yapıyor. (!!!)

Hadisi okurken aklıma gelen tek şey egonun süpperi oldu...
Duy, (aklını ifal et) iman et!!!
Günümüz peygamberleri şu hadisteki cümleyi kursalar müslümanlar ne düşünürdü acep... Alın uyarlayın imanınıza...

K.C. 23-08-2008 13:38

Alıntı:

star trek´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 123762)
İslamla ilgili ilk kaynaklar İslamın ortaya çıkışından yaklaşık 100-150 yıl sonra kaleme alınmışlardır. İslam dini ve tarihi ile ilgili "İLK" kaynakların tamamı ise Yahudi alimleri tarafından yazılmıştır. O tarihten günümüze İslam ve tarihi adına yazılan ne varsa "HEPSİ" bu ilk kaynakların tekrarı tefsiri tercemesi eğilip bükülmesidir.

Sayın star_trek,
yazdıklarınız oldukça ilgimi çekti. Şu üstteki bilginin kaynağı nedir? Yani Yahudi alimler tarafından yazıldığı.

troyya 23-08-2008 18:34

Alıntı:

K.C.´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 123975)

3- Benim gerçekleri söyleyip söylemediğimi kimse deşmeyecek. Ben peygamberim diyorsam bu doğrudur. İman edin peygamberliğime.
4- Benim peygamber olarak kendimi ilan edişimi duymadan önce cehennem gibi bir acıyla tehdit edilmiyordunuz. Şimdi duydunuz, artık tehdit altındasınız. Size en büyük iyiliği İslam yapıyor. (!!!)

Hadisi okurken aklıma gelen tek şey egonun süpperi oldu...
Duy, (aklını ifal et) iman et!!!
Günümüz peygamberleri şu hadisteki cümleyi kursalar müslümanlar ne düşünürdü acep... Alın uyarlayın imanınıza...


senin bu sozlerin onun yalan soyluyor oldugunu ispatlamaz...kac tane dogru var...sana gore ona gore buna gore mi...bir dogru var bir dogru...O da Allaha gore;

sen simdi kendi dogrunla yasamaya devam et...Allaha gore senin dogrun yanlıs...ee karsısına cıkıpta bu bana gore dogruydu dersin artık...:) baskası da bu da bana gore dogruydu diyecek...hangisi dogru:)


De ki : "Hepimiz beklemekteyiz, siz de bekleyin bakalım; çünkü yakında, doğru yol sahiplerinin ve doğru gidenlerin kimler olduğunu bileceksiniz!




K.C. 24-08-2008 16:38

Alıntı:

go_away´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 124049)
senin bu sozlerin onun yalan soyluyor oldugunu ispatlamaz...kac tane dogru var...sana gore ona gore buna gore mi...bir dogru var bir dogru...O da Allaha gore;

sen simdi kendi dogrunla yasamaya devam et...Allaha gore senin dogrun yanlıs...ee karsısına cıkıpta bu bana gore dogruydu dersin artık...:) baskası da bu da bana gore dogruydu diyecek...hangisi dogru:)

De ki : "Hepimiz beklemekteyiz, siz de bekleyin bakalım; çünkü yakında, doğru yol sahiplerinin ve doğru gidenlerin kimler olduğunu bileceksiniz!

Sayın go away,
sizin mesajınızı alıntıladım ama özel olarak size yazmıyorum, öncelikle bunu söyleyeyim.

Öyle korkuyorsunuz ki..
*En başta Allah'tan, "benden korkun" dediği için korkuyorsunuz.

*Ya Allah'ın vaadleri doğru değilse diye korkuyorsunuz. Ama bu korkunuzu asla ne dillendirebilirsiniz, ne de usunuza geldiğinde orada 1-2 saniye dahi barınmasına izin verirsiniz. Tövbe üstüne tövbe eder, bu vesfeseyi şeytana yükler rahatlarsınız.

*Ya ahiret yoksa ve bu kafirler haklıysa... belalarını bulmadan her ettikleri yanlarında kalacaksa diye de korkuyorsunuz... bu kuşkularınız keza... anında akıldan uzaklaştırılıp tövbe edilmesi gereken kuşkulardandır.

Herkesin doğrusu farklı olabilir sayın go-away,
matematik ya da fizik mi bu "doğru" dediğiniz ki sabit ve mutlak olsun?

Sizler sürekli "öldüğünüzde göreceksiniz", "Allah'ın huzurunda gerçeği anlayacaksınız" söylemleriyle ancak kendi gönlünüzü mutmain etme telaşı içindesiniz.

Bu telaş yazık ki bizde yok, çünkü sizler öldüğünüzde gerçeğin ne olduğunu göremeyeceksiniz bile...

troyya 24-08-2008 19:40

Öyle korkuyorsunuz ki..
*En başta Allah'tan, "benden korkun" dediği için korkuyorsunuz.

el-cevap;

kuranı bilmediginin kanıtıdır bu...Allah spor olsun diye benden korkun demez...işte kuranı anlayan toplumlar hiç bir şekilde sizinle aynı fikirde olmazlar..Allah kullarına; yaptıgınız tum kotu amellerden dolayı benden korkun der...yani atıyorum haram işlemekten Allahtan korkun der...Misal; faiz yemekten Allahtan korkun der...ve Allah korkusu olan adam hırsızlık yapmaz..Allah korkusu olan adam faiz yemez..(bak bunlar gercek muslumanım diyenlere)

simdi sen soyle...bu korkunun neresi senin soyledigin manada korku...hiç bir şekilde katılmıyorum bu yazdıgına

*Ya Allah'ın vaadleri doğru değilse diye korkuyorsunuz.

bu yazında dilin sürçtü herhalde sevgili K.C ,vaadleri dogru degilse diye korkan adam ateist oluyor...gercek muslumanın boyle bir kaygısı yoktur.

Ama bu korkunuzu asla ne dillendirebilirsiniz, ne de usunuza geldiğinde orada 1-2 saniye dahi barınmasına izin verirsiniz. Tövbe üstüne tövbe eder, bu vesfeseyi şeytana yükler rahatlarsınız.

10 kere okumama ragmen net manada anlamadım ne anlatmak istediginizi...Olay gunah islersiniz tovbe edersiniz meselesiyse yine yanlıs koz sevgili K.C insan oglu gunahkar olarak yasar ve tovbeleriyle kabul edilir...


Ya ahiret yoksa ve bu kafirler haklıysa...

Boyle bir şey kurana gore gore kesinlikle yalan bir cumle...ama eger ki bak senin dedigin dogru cıkarsa; biz hiç bir şey kaybetmeyeceğiz...ama eğer varsa siz cok sey kaybedeceksiniz...maalesef bu boyle...Allah borcunu itiraf etmeyeni affetmeyecek.

altı cizili ile yazdıgım kelimeyi bir mukayese et...

belalarını bulmadan her ettikleri yanlarında kalacaksa diye de korkuyorsunuz... bu kuşkularınız keza... anında akıldan uzaklaştırılıp tövbe edilmesi gereken kuşkulardandır.

daha acık yazmadıgın surece bu alıntıya net cevap veremem..zira sana haksızlık olur.

Herkesin doğrusu farklı olabilir sayın go-away,

Aynen oyle K.C Allaha gore de bir dogru var...eğer Allahın dogrusu gerceklesirse o zaman hepimiz ona hesap veririz...sizde dahil bizde...ama dunya cercevesinde herkes bildigi dogruyla yasasın...ben buna hiç karısmam...hakkımda yok zaten

matematik ya da fizik mi bu "doğru" dediğiniz ki sabit ve mutlak olsun?

Matematik ve fizik neye gore dogru sevgili K.C bilimsel denklemlerin tumu hayali bir 0 ve 1 uzerine insa edilmistir...bana 1 in var olup olmadıgını ispatlayabilirmisiniz...bunu da iyice bir dusunun bakalım...Sıfır yokluk mudur ve yoklugu bana nasıl ispatlayacaksınız.

Bilimsel bilgi insan dogrusudur...Kuranın dogrusu ise Allahın dogrusudur...biri insan biri Allah...ikisinden de yararlanıp birbirine karıstırmamak en dogrusudur.

Sizler sürekli "öldüğünüzde göreceksiniz", "Allah'ın huzurunda gerçeği anlayacaksınız" söylemleriyle ancak kendi gönlünüzü mutmain etme telaşı içindesiniz.


Eyvallah dogru soyledin...karısmaya hakkın var mı...öldükten sonra bir şey olmadıgını bana ispatla sana inanayım...gidip gel hiç bir şey yok rahatlayın artık deyin..sana inanayım...bunları ispatlayamayıcagına gore...inananlara da bu sozleri soylemen gerekmez...cunku boyle bir hakkın yok.


Bu telaş yazık ki bizde yok, çünkü sizler öldüğünüzde gerçeğin ne olduğunu göremeyeceksiniz bile...

hodrimeydan 60 yıllık omrumuz var...insallah karsılasırızda...birbirimize o zaman haklıymıssınız dersiniz...


.................................................. ...


EY İNSAN...! SİZE NE OLUYOR DA KURANI YALANLIYORSUNUZ.O GUN SİZİN USTUNUZE YAZILMISTIR...SİZ İSTESENİZDE İSTEMESENİZDE O GUN GERCEKLESECEKTİR..SİZ SİMDİ ÖLÜMÜNÜZE KADAR BEKLEYİN...(kk)

Dogru yolda gidenlerin kimler oldugunu yakında herkes bilecek...Şimdi siz bekleyin acele etmeyin...cunku onlarda bekliyolar (kk)


.................................................. ......


SAYGILAR SEVGİLER KC.

K.C. 24-08-2008 22:28

Alıntı:

öldükten sonra bir şey olmadıgını bana ispatla sana inanayım...
Öldükten sonra birşey olduğunu iddia eden sizsiniz. İspatlamak da size düşer. Yokluğu ispat mümkün mü go away... İslam, sizin örneğinizdeki gibi basit mantık hataları üzerine kurulmuş sorularla insan tavlama yöntemidir.
Alıntı:

gidip gel hiç bir şey yok rahatlayın artık deyin..sana inanayım...
Size hangi gidip gelen orada BİRŞEY olduğunu söyledi? Ah, afedersiniz. Siz de oraya gidenin gelmediğini kabul edenlerdensiniz...

Paradoksal bir durum..

troyya 25-08-2008 00:11

Öldükten sonra birşey olduğunu iddia eden sizsiniz. İspatlamak da size düşer. Yokluğu ispat mümkün mü go away...

ben sana öldükten sonra ispatlanacak diyorum K.C henuz yasamana devam et diyorum.bak sizin anlamadıgınız su; ben ölümden sonra taha 135 i gosteriyorum...vaad olunacak bir gerceğin gerçekleşme sürecinden bahsediyor.

diyor ki; şimdi acele etmeyin.dogru yolun kimler oldugunu goreceksiniz..sen bu ayeti bilimsel olarak bana etkisiz hale getirebilir misin...hayır asla kesinlikle asla...mumkun degil.o halde benim inancıma söz söyleme hakkınız bulunmuyor...

ben size zorla islama girin diye burada yazmıyorum...bana ne ister girin ister ateist olun beni hiç ilgilendirmez...ben burada derdimi anlatıyorum sadece...aynı sizin oldugu gibi.


Yokluğu ispat mümkün mü go away

o zaman Allaha yok demenizde bir şey degiştirmiyor...ispatı yok cunku...aynı sorunun tersini bana cevirebilirsin...bende sana o benim inancım ben evrene bakarak onu goruyorum...benim goruyor olmam senin gorecegin anlamına gelmez.

Size hangi gidip gelen orada BİRŞEY olduğunu söyledi? Ah, afedersiniz. Siz de oraya gidenin gelmediğini kabul edenlerdensiniz...

guzel kardesim bu Allahın davası...insanileştirme...kitabı yazan muhammed degil...islami inancta Allahtır...

ben sana diyorum ki...sen ispat yap olmadıgını ispat yapamıyorsun soruyu bana ceviriyorsun...iyi de bende insanım...doga ustu bir yaratık degilim..elbet ölecez..sabret...


taha 135 burda da gecerli...Siz simdi bekleyin...

emrex5 25-08-2008 01:29

madem Bu Kadar Zekisin Sen Neden Peygamber Olamiyosun. Hiç Sordunmu Kendine Yada Milyarlarca Inançli Insandan Dahami Zekisin.
Birak Doğayi Hayvanlari Sadece 2 Dk. Kendini Düşün Ve Bedenini Yöneten şey Ne Bunu Düşün Madem Insanlar Evrimden Türedi Gelişti Haşa Yeryüzünde Bulunan Bu Kadar Sebze, Meyve, Et, Süt, Her şey Niçin Insanin Damak Tadina Uyumlu Hiçmi Tat Alamayacağimiz Bir Sebze Yada Meyve Yetişmez. Sence Yüzyillardir Hiçmi Hayvandan Insana Geçiş Yapan Bir Ikinci Varlik Türemedi (( Rabbim Bir Ayette Buyururki ''biz Insani Kan Pihtisindan Yarattik Sonrada Onu En Güzel Bir Biçimde şekillendirdik Sonra Bide Bakarsinki O Kahrolasi Insan Bizim Karşimiza Düşman Olarak çikar'' EDİT

Büyük yazınca haklı olunmuyor ,hoşgeldin sakin ol sevgiler

troys_10 25-08-2008 01:31

emrex5 hosgeldinde...sakin ol yafss...gözlerim bozulacak valla okurken...kızmadan...aynı benim ilk girdigimde davranıs modelimi gordum sende :)

-InVi- 26-08-2008 04:14

K.C. müslüman olmayali "iyi" bir niyet okuyucusu olmus,
insanlarin neden iman edip etmedigni , insanlarin kendisinden daha iyi biliyor bu üstün yeteneklerinden dolayi kendisini tebrik edip, hemen bir mahkemin basina karar verecek hakim olarak tayin etmek lazim.

yüksek bir bilinc ve gönüllü olan bir teslimiyet icinde "ondan" dilemenin korku ile degil, güven ile alakasi oldugunu birileri K.C.ye söylemeli .
Kara Cahil olanlar bilmedikleri seylerden korkarlar, akli basinda müslümanlar ise ölüm sonrasi konumlarinini inandiklari allah'a teslim etmislerdir, nihayi karar onun oldugu icin, icten pazarlik yersiz ve gereksizdir.
icten pazarligi ve korkuyu, bir yaratan (belki) vardir ama bu muhammedin teblig ettigi yaratan degildir diyenler yapmaktadir.


Kurani Kerimi o kitap icindeki ayetleri benimseyenler tarafindan ne ise o'dur.
burada "ama o degildir" idaa etmek basta o insanlarin bireysel tercihlerine hakaret etmektir.
Nasilki hic kimse üyesi olmadigi bir dernegin tüzügünü belirlemeye hakki yoksa, bu dine sahip olmayanlarinda bu din hakkinda bu dine tabi olanlar icin yönlendirici karar verici bir konumu olamaz, olmamali.


star trek 26-08-2008 19:09

Değerli K.C.,
Burada doğruluğuna inandığım ve pek çoğuna kimsenin karşı çıkmadığı bilgiler paylaştım. Geçen açtığım bir başlıkta birisi beni Allah'a havale etti. Gerisini yazmayacagım. Eskiden insanları düşüncelerinden dolayı asarlardı keserlerdi. Şimdi Allah'a havale ediyorlar. Bir daha bildiğim hiç bir şeyi bu ülkede hiç kimseyle paylaşmamaya yemin ettim.Zira bu insanların Allahı ile uğraşacak ne gücüm var ne de niyetim. En iyisi herkes kendi inandığı ile yaşasın.
Değerli K.C.,
Yazılarınızdan değerli bir insan olduğunuz anlaşılıyor. Bana sorarsanız siz de bunları kendi dünyaları ile başbaşa bırakın.
Saygı ve selam ile.

YOLCULUKLAR 05-09-2008 01:33

star trek arkadaşım, araştırmanız için teşekkür ederim. Gerçekten zevkle okudum; ama bazı yerlerde düşüncelerinizi de eleştirmek istiyorum.

Ben genellikle Hristiyan öğretilerini mantıklı bulurum; ama Hristiyan'da olmamışımdır, çünkü İncil'de herşeyin ap açık bir şekilde ortaya konulduğunu düşünmem (birazdan da bunun örneğini verecem) ve bir çok çelişki de vardır.

***

Yazılı kaynaklarda İslam'dan bahsedilmemesine gerçekten şaşırdım ki ilk kez duyduğum bir iddia bu; araştırmak gerek...

***

Yalnız şöyle bir gerçeklikte var. İsa İncil'de kendinden sonra gelecek olan bir Avutucudan bahseder. Yani böyle bir durumda Hristiyanlar, Yahudiler; İsa'dan sonra birşeylerin geleceğini bilmiyordu, beklemiyordu dersek yanlış bir bilgi aktarmış oluruz.

Yuhanna 14:16: "Ben de Baba'dan isteyeceğim. O size başka bir Avutucu verecektir; sonsuza dek sizinle birlikte kalsın diye.
Yuhanna 14:26: "Baba'nın adımla göndereceği Avutucu size her şeyi öğretecek ve tüm söylediklerimi anımsatacak."
Yuhanna 16:13: "Oysa O gelince sizi tüm gerçeğe yöneltecektir. Çünkü kendiliğinden konuşmayacak, duyduklarını söyliyecek ve ileride olacakları size bildirecek"
Korintoslulara I. Mektup 13:8: "Peygamberliklere gelince, geçip gidecekler. Diller susacak, bilgi de yok olacak. Çünkü bilgimiz de, peygamberlerimiz de tam değil kısıtlıdır. Ama yetkin Olan geldiğinde, kısıtlı olan ortadan kalkacak."

Yukarıda ki ayetlerden de anlaşıldığı gibi İsa ap açık bir şekilde kendisinin yeterli olmadığını, kendisinden sonra gelecek olanın ise yeterli olduğunu söylemektedir.

Böyle bir durumda nasıl olurda Hristiyanlar Muhammed'e inanmazlar?

Çünkü Hristiyanlar İsa'dan sonra gelecek olanın Kutsal Ruh olduğunu düşünürler. İslam ise bu ayetlerde yazılanların Kutsal Ruh olmadığını, Muhammed'in kendisi olduğunu dile getirir.

Ayrıca, sizinde bahsetmiş olduğunuz gibi; Zebur Tevrat'ı ve onun peygamberini müjdelerdi. Tevrat ise İncil'i ve onun peygamberini müjdelerdi. Bu bir gerçeklikti; ama dikkat edin ki bu bir gerçeklik olmasına rağmen, Yahudi halkı İsa'yı kabul etmemiştir, onu kurtarıcı sıfatlarına sahip bir insan olarak görmemiştir ve İsa'nın çarmıha gerilmesini isteyip onun ölümüne sebebiyet vermişlerdir.

Yani kitaplar daha sonra bir peygamberin gelmesini müjdelemesine rağmen yeni peygamber geldiğinde, eski dine inanan insanlar yeni peygamberi kabul etmiyorlar; çünkü o sıfatları yeni gelen peygamberde bulamıyorlar. İşte belki de Hristiyanlık şuan bu süreci yaşamaktadır. Belki de İsa'nın müjdelediği Muhammed'ti; ama Hristiyan halkı Muhammedi beklemediğini, çok daha yücesi olan Kutsal Ruh'u beklediklerini söylüyor olabilirler. Ve buda bir hata olabilir (Tıpkı zamanında Yahudilerin İsa'yı yetersiz görüp, O'nu bir kurtarıcı olarak adlandırmadıkları gibi)

sinner 10-09-2008 22:12

Yahudi ve Hristiyanların 21. yüzyıla gelinceye kadar hala kendi dinlerinde sebat etme
 
İslamdan daha köklü ve eski medeniyetlerin kayıtlarında İslamın olmaması bir ölçü tabi. ama bence önemli olan Yahudi ve Hristiyanların 21. yüzyıla gelinceye kadar hala kendi dinlerinde sebat etmeleri.

Madem ki İslam Yahudilik ve Hristiyanlığın bir devamı o zaman niye onlar tarafından kabul görmedi ?

Öte yandan bütün peygamberler Allah tarafından gönderilmişse, her gelen peygamber neden eskiler tarafından yalanlanıyor ve böylece yeni dinler ortaya çıkıyor. Hepsi Allahtansa dinin de tek din olması gerekmez mi bu bir çelişki değil mi?

Başka bir örnekle ben S....marka monitör kullanıyorum ve memnunum diyelim.
Bir kaç yıl sonra monitörüm ihtiyacımı karşılamayaz olunca yeni bir S.....marka üst model bir monitöre terfi ederim. Çünkü o monitöre alışmışım ve memnunum. Yeni bir marka aramaya gerek duymam :)

Dinde de öyle olmalı değil mi? Gönderici aynı olduğuna göre eskilerinde yeni dini kolaylıkla kabul etmesi gerekmez miydi ?

Ya da başka bir soru : Ya bir gönderen yoksa ??

Aydınus 10-09-2008 23:28

Alıntı:

go_away´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 124049)

De ki : "Hepimiz beklemekteyiz , siz de bekleyin bakalım ; çünkü yakında, doğru yol sahiplerinin ve doğru gidenlerin kimler olduğunu bileceksiniz!




Yarattığı aciz kuluyla aşık atan sözde yüce bir Tanrı !

''Öbür tarafa gelin hele , göstereceğim o zaman size '' der gibi adeta .

Hani arkası güçlü birisi trafik suçu işler de kendisini durduran gariban polise der ya :

- Sen benim kim olduğumu biliyor musun ? Sürdürüyüm mü lan seni Doğu'ya , sürdürüyüm mü ?

Hani bir de şu mahalle kabayıları olur , en çok da İttihat Terakki kabadayıları :

- Tiyyeeyyt ; anamı kesen ben , babamı kesen ben , bacımı kesen ben , emmimi kesen ben .. Var mı len bana yan baken ?

Ki Allah da diğer birçok ayetlerinde olduğu üzere tıpkı bu kabadayılar gibi konuşmuyor mu :

- Lut Kavmi'ni yok eden ben , bilmem nemne kavmini maymuna çeviren ben , cehennemi kadınlarla dolduran ben , onu asan bunu kesen ben ... Var mı len Allah'a karşı çıken ?


***

İşine öylesi gelince neredeyse kuluna yalvaracak derecede düşkünlük gösteren bir Allah ...

İşine gelmeyince de , sırf kendisine inanmıyorlar diye yarattığı aciz kulunu tehdit eden bir Allah ...

İşin garibi , ''ol'' deyince de anında olduruyor !

Ama kuluna sözü geçmiyor olsa gerek , hepten çirkefleşip işi tehdite , şantaja vuruyor .


***

Yazık !

Şu satırların Allah'a değil de Muhammet'e ait olduğunu hala daha akıl edemiyor bazıları .

O , Muhammet ki sürekli polemik yaşamıştır çevresiyle .

Duruma göre , Allahtandır diyerek ayetler okumuş , hepsi bu .

Alıntıladığım bu ayet de böyle bir ayet .

Hala daha bu kadar basit bir konuyu allıyorlar sallıyorlar , çığırığından çıkarıyorlar .

Sevgili K.C. bunların ta ciğerini biliyor , yazıyor ama , bunlar mı anlayacak ?


***


Birisi de , ''inanmadığınız din hakkında fikir yürütmeyin'' manasında birşeyler yazmış .

Şurada terbiyemi bozmak istemiyorum , fakat bu şahısa diyorum ki :

Burası ne dinci sitesi ne de Hacı babanın tekkesi .

İstersen siteyi de kapatalım , olsun bitsin ha !

''Bir müslüman olarak ateistlerin sitesinde asıl benim ne işim var'' diye sormuyor da ...

barok 11-09-2008 19:50

Alıntı:

ozedonus´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 123758)
600 lü yıllarda haberleşme hızı ne derecedeydi.Bunların islamdan haberdar olmamaları üzerinden, Kuranın ve islamın sonradan uydurulduğunu düşünmek çok ütopik kalmaktadır.İşin ilginç tarafı şu.İşinize gelen rivayetler doğru.Ama işinize gelmeyince nesildn nesile aktarılan bir kitap bile uydurma olabilir.Hem de o zaman 10.000 km uzaklıkta olan bir krallığın devlet arşivlerinde ismi geçmediği için.:)


çindeki barut avrupaya nasıl gitti sevgili dostum ? herşeyi böyle işimize geldiği gibi yorumlarsak..

barok 11-09-2008 20:04

Alıntı:

star trek´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 124636)
Değerli K.C.,
Burada doğruluğuna inandığım ve pek çoğuna kimsenin karşı çıkmadığı bilgiler paylaştım. Geçen açtığım bir başlıkta birisi beni Allah'a havale etti. Gerisini yazmayacagım. Eskiden insanları düşüncelerinden dolayı asarlardı keserlerdi. Şimdi Allah'a havale ediyorlar. Bir daha bildiğim hiç bir şeyi bu ülkede hiç kimseyle paylaşmamaya yemin ettim.Zira bu insanların Allahı ile uğraşacak ne gücüm var ne de niyetim. En iyisi herkes kendi inandığı ile yaşasın.
Değerli K.C.,
Yazılarınızdan değerli bir insan olduğunuz anlaşılıyor. Bana sorarsanız siz de bunları kendi dünyaları ile başbaşa bırakın.
Saygı ve selam ile.


küsmek yok diycem ama başka sanş mı var ? acaba bizim mi gözlerimiz kör edilmiş onların mı ?

phantom 11-04-2009 20:23

Konu çok çarpıcı.Ancak kimseden doyurucu yanıt gelmemiş.Diğer pek çok başlıkta olduğu gibi konu gargaraya getirilmiş.

İslam dininin ezberletilen tarihini kanıtlayacak deliller var mı?

Bırakın peygamberi, dört halife döneminin yaşandığına dair kanıt var mı?

Bizans'tan,İran'dan ya da herhangi bir kaynaktan alınan delil?



Soru net ve açık.

mockba 13-04-2009 03:11

Alıntı:

star trek´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 123755)
İslam dininin Tanrı tarafından indirildiği iddia edilen Kutsal Kitabı Kuran Yahudileri,Hristiyanları ve diğer dinlere inananları muhatap alan ayetlerle doludur. Ancak muhatap alınanların Tanrı'nın yeni bir din gönderdiğinden kendilerini suçladığından haberleri yok.
Oysa Tanrı'nın İslam dinini vahy ettiği iddia edilen tarihlerde, dünyanın gelmiş geçmiş en büyük imparatorluklarından biri olan Bizans İmparatorluğu bütün Akdeniz ve Orta Doğu coğrafyasına egemen. Ve tarihin gördüğü en büyük imparatorluklardan biri olan Bizans İmparatorluğu'nun Tanrı'nın gönderdiği yeni dinden haberi yok. Oysa bütün Orta çağ devletleri gibi özellikle vergi gelirleri açısından tam bir bürokratik devletti Bizans İmparatorluğu da. Hemen her konuda kayıtlar tutulur siyasi ekonomik ve diğer bütün gelişmeler anında kayıtlara geçirilirdi. Gelin görün ki Bizans İmparatorluğu'nun hiç bir belgesi ve bilgisine Arabistan'da yeni bir din çıktığına dair kayıt geçirilmemiş.
Allah Hristiyanları muhatap alıyor dinlerini değiştiriyor Hristiyanların bundan haberi yok.



Onlar belgeleri (asil incil dahil) yakmayi yikmayi kafalarina gore Tarih yazmayi pek severler sayin `Star Trek`.

O yuzden telas etmeyin.Tarihi degistiren, incili degistiren ve bu inancin degismemesi icin korkudan kayitlarina dahi almayan ve bunun boyle devam edecegine, bilinmeyecegine inanan o zamanin Tum imparator`larina tum din alimlerine buradan 21.yy dan gulerek hurmetlerimi sunuyorum.

Ayrica Bizans Imparatorlu`gu bu kadar disiplinli calismis cabalamissa her acidan.E cahil halkina yeni bir din geldi uyanin cagrisi yapmasi demek.Gel benim kellemi al Kilise demek olurdu ki.Bu islami dillendirmeme konusundaki azimleride vergi gelirlerini tutma konusundaki azimleri kadar ince eleyip sik dokunmus belliki.Ben yazinizdan bunlari cikardim.Tabi o gunun siyasi gelismeleri ve bir imparatorun orada kalabilmek icin yapmasi gereken ve yapmamasi gerekenler listesinin ne oldugu konusunu sizin arastirmlariniza birakalim.

Saygilar
Saygilar

phantom 16-04-2009 02:03

Bir kere daha ve son defa sormak zorundayım.
Peygamber dönemi de değil,dört halife döneminin yaşandığına dair o dönemin uygarlıklarınca kaydedilmiş her hangi bir kanıt,belge,bilgi var mı?
Milattan binlerce yıl önce yaşayan uygarlıklar hakkında kanıtlara,belgelere,bilgilere ulaşılırken Milattan 6 asır sonra ortaya çıkan bir uygarlıkla ilgili kanıtlar,belgeler hangileridir?
M.Ö.2.bin yıllarında Mezopotamya Uygarlıklarına ait belgelerden Anadolu hakkında bilgiler edinilirken neden M.S. 6.asra ait bir uygarlık hakkında dönemin kaynaklarında bilgi belge yok? Mu?
Soru çok mu zor?
Konuyu saptırmadan bilimsel bir yanıt verilirse,yanıtı; soruyu bana soran yabancı dosta ileteceğim.

(Onlar üffürükten sorular sormuyorlar ki..)

pante 16-04-2009 02:11

Phantom, aşağıdaki başlığı görmüş müydün?

http://www.turandursun.com/forumlar/...ead.php?t=4369

Bir kanıt bulunamadı ama başlık ilgini çekebilir.

phantom 16-04-2009 02:40

Teşekkür ederim pante,

Başlığı sadece gözden geçirebildim.En kısa sürede satır satır okuyacağım.Anladığım kadarı ile insanlar kuşkularında haklı.
O coğrafya o dönemde dünyanın merkezi.İşin içine Kudüs filan da giriyor.Buna rağmen herhangi bir belge,kanıt,bilgi olmaması çok ilginç.

Bir ricam daha var.İslam tarihçiliği ile ilgili sitede bulunan linkler.Özellikle İslam ve tarihi ile ilgili ilk kaynak.Sanırım İshak.

Bir de sorum olacak Kudüs'teki Mescid-i Aksa'nın kubbesi neden altın veya altın renkli.Bana Musa'nın kardeşi Harun'un yaşadığı altın inek olayını anımsattı.

İlginiz için teşekkür ederim.

pante 16-04-2009 02:53

İslam tarihi çok geniş bir konu.
O nedenle muhtelif başlıklarda bulabilirsin.
Forumlar sayfasından seçme başlıklarda birkaç konu bulabilirsin.

Sanırım Kubbetüssahra'dan bahsediyorsun.
Kubbesinin "Böğüren Altın buzağı" ile ilgisi yok.
Ama yapının Yahudilikle ve Hristiyanlıkla ilgili benzer tarafları var.
Örneğin sekizgen oluşu Yahudilerin 8 köşeli yıldızını anımsatıyor.

phantom 16-04-2009 03:07

Bu konular geçekten aydınlatılmayı bekleyen konular.Türkiye'de her taraf üniversite dolu.Üstelik bunların %70'i tarih,ilahiyat gibi bölümler.Ancak malesef sorulan pek çok sorunun yanıtı yok.Akademisyenler bilmiyor."Allah'ın izniyle sorulan her soruya cevap verilir" diyenlerin bu tür soruları görünce nedense sesleri solukları kesiliyor.
Ancak pek çok bilinmeyen zamanla açığa çıkacaktır.

İlginiz için tekrar teşekkür ederim.

phantom 19-04-2009 18:44

Bu başlıkta bir bilgi daha paylaşayım.

Bir kitaptan yıllar önce okumuştum. Kitap yanlış hatırlamıyorsam Hüseyin Hilmi Işık'ın Saadet-i Ebediye isimli kitabı idi. Cevat Rifat Atilhan'ın bir kitabı da olabilir.Başka bir kitapta olabilir.

Buna göre Hristiyanlar ancak 13.yüzyılda İslam diye bir din olduğunu anlamışlar.İslam dinini incelemek içinse (12??) lü yıllarda ilk defa bir kurum oluşturup incelemeye başlamışlar.Yazara göre o tarihten sonra Hristiyanlar İslama düşmanlık etmişler.

Falan end filan.

tariik 20-05-2009 02:56

arkadaslar hiçbir zaman bu manada yüzde yüz kesinlikte bir bilgiye ulaşamayacağız çünkü bu kesinlikte bir bilgiye ulaşılabilirse konu iman meselesi olmaktan çıkar kabulu zorunlu inkarı saçmalık olur. her zaman bardağın bir yarısı boş bir yarısı dolu olacak zannımca çünkü iman böyle durumlarda gecerli olur konuyla alakalı olduğu için bir yazı aktarmak istiyorum bu konuda bilgisi olan arkadasların paylaşımına acıyorum;
"Yenilgilerden sonra yeneceklerdir..." (Rum Suresi, 3)

Yüce Rabbimiz hak sözü olan Kuran'da bize gelecek ile ilgili bazı haberler vermektedir. Allah'ın Kuran'da henüz gerçekleşmeyen olayları müminlere bildirmesi ve ardından yaşanan olayların Kuran'daki ayetlerle bire bir uyuşması, Allah'ın gücünü ve üstün ilmini daha iyi kavramamızı sağlar. Bunun için bu makalede, Kuran'da gelecek hakkında verilen haberlerden biri olan ve Rum Suresi'nin hemen başında yer alan ayetleri detaylı olarak inceledik. İlk bakışta Bizans ordusunun belli bir süre içinde galip geleceğinin bildirildiği ayetler günümüz bilgileri ile değerlendirildiğinde çok daha fazla detay içermektedir.

"Elif, Lam, Mim. Rum (orduları) yenilgiye uğradı. ama onlar, yenilgilerinden sonra yeneceklerdir yakın bir zaman içinde. Bundan önce de, sonra da emir Allah'ındır.ALLAH dilediğini yardımıyla galip kılar. Ve o gün müminler sevineceklerdir." (Rum Suresi, 1-4)

Yukarıdaki ayetler, Hıristiyan olan Bizanslıların, zamanının putperest bir toplumu olan İranlılar karşısında çok ağır bir yenilgiye uğramasından yaklaşık 7 sene sonra, MS. 620 civarında indirilmişti. Ve ayetlerde Bizans'ın çok yakında galip geleceği haber veriliyordu.

Oysa o sırada Bizans o kadar büyük kayıplara uğramıştı ki, değil tekrar galip gelmesi, ayakta kalması bile imkansız görünüyordu. İmparatorluğun birçok düşmanı vardı. Yalnız İranlılar değil, Avarlar, Slavlar ve Lombardlar da Bizans devletine karşı büyük bir tehdit oluşturmaktaydı. Öyle ki Avarlar, İstanbul önlerine kadar gelmişlerdi.

Ayrıca Bizans tarihinde 600'lü yıllar ülkenin iktisadi, mali ve sosyal bakımdan en kötü dönemiydi. İmparatorluk ekonomisi çökmüş, yönetim düzensizleşmiş ve iç çekişmeler baş göstermişti. Aşırı vergiler köylüleri güçsüzleştirmişti. Güçlü bir aristokrat sınıfı devlete meydan okuyordu. Eskimiş idare mekanizması durmuş, para bulunmadığı için, ücretli askerlerle ayakta durmaya çalışan ordu organizasyonu işlememeye başlamıştı. İmparatorluğun varlığını sürdürecek gücü kalmamıştı. Bu nedenlerle, Bizans Kralı Herakleius, ordunun masraflarını karşılayabilmek için kiliselerdeki altın ve gümüş süs eşyalarının eritilip paraya çevrilmesini emretmişti. Pek çok vali Kral Herakleius'a isyan etmiş, İmparatorluk parçalanma noktasına gelmişti.

İran Kralı Hüsrev Perviz'in, devrik imparatora yardım amacı ile başlattığı savaş zamanla, Mecusilik (ateşperestlik) ve Hıristiyanlık arasındaki bir tür mücadeleye döndü. Bu savaşta, Yahudiler ve diğer bazı Hıristiyan mezhepleri de Perviz'e destek verdiler. Herakleius ise bu güçlü ittifakı durduramadı. Ve imparatorluk ordusu, 613 yılında Antakya yakınlarında İranlılara karşı ağır bir yenilgiye uğradı. MS. 614'te Kudüs'e giren İranlılar, kentteki Hıristiyan varlığını da yok ettiler. 90.000 Hıristiyan öldürüldü. Bu yıllardan sonra Bizans İmparatorluğu aleyhine başka olaylar da gerçekleşti. Bu dönemde imparatorluğun hali o kadar kötüleşti ki, Kral Herakleius başkenti Afrika'ya nakletmeyi bile düşündü.

Toparlanma Dönemi

İmparatorluğun bu halini gören herkes Bizans'ın yok olmasını beklemekteydi. Ama tam bu dönemde, Rum Suresi'nin ilk ayetleri vahyedildi ve Bizans'ın üç ila dokuz yıl geçmeden yeniden galip geleceği haber verildi. Bu galibiyet öylesine imkansız görünüyordu ki, Arap müşrikleri, Kuran'da haber verilen bu zaferin asla gerçekleşmeyeceğini düşünüyorlardı. Ancak Bizans İmparatorluğu'nun en büyük hükümdarlarından biri kabul edilen Herakleius, ülkenin kurtuluşu için ciddi değişiklikler yaparak kısa sürede toparlanmasını sağladı.
İmparatorluk bu toparlanma döneminin ardından Bizans İranlılara karşı gerekli hazırlıkları yaptıktan sonra, iki ordu Musul yakınlarında, Dicle ırmağının orta bölümünde kalan ve eski Asur'un başkenti olan Ninova'da karşılaştı. Rum Suresi'nin ilk ayetlerinin indirilmesinden yaklaşık 7 yıl sonra, MS. 627 yılının Aralık ayında, Bizans ve İran İmparatorlukları arasında yapılan bu savaşta İran ağır bir yenilgiye uğradı. Bu ağır yenilgi sonrasında İran İmparatorluğu'nda devrim yaşandı ve MS. 628'in Şubatında Hüsrev öldürüldü. İranlılar işgal ettikleri yerleri Bizans'a geri veren bir anlaşma imzalamak zorunda kaldı.

Kuran'da daha önceden mucizevi bir biçimde verilmiş olan haber böylece gerçekleşmiş oldu.


Ayette dikkat edilmesi gereken başka bir nokta ise savaşın sonucunun belirtilmiş olmasıdır, verilen bilgiler toplu olarak gözden geçirildiğinde;

2- Gelecekte olacak bir savaş ve bunun için kısa bir zaman dilimi haber verilmekte.

3- Ayrıca savaşan tarafların kimler olacağı ve bu savaşın kimin tarafından kazanılacağı bildirilmektedir.

Bütün bu bilgiler, Kuran'ın Allah'ın sözü olduğunun delillerinden yalnızca birkaç tanesidir.
arkadaslar bilgileri kopi yaptım cok fazlaca incelemedim o donemle ilgili bir veri daha sunuyorum ;Hz. Peygamber Hudeybiye’den döndükten hemen sonra kâtiplerine yazdırdığı altı adet davet mektubunu elçileri aracılığıyla dönemin ileri gelen devlet başkanlarına gönderdi (Muharrem 7/Mayıs 628). Elçilerin, gidecekleri bölgeyi ve insanlarını tanıyan, fizikî ve ahlakî güzelliklere sahip, hitabet ve temsil açısından yetenekli olmalarına özen gösterdi. Rasûlullah diplomatik geleneği dikkate alarak ilk defa “Muhammed Rasûlullah” (Allah’ın elçisi Muhammed) yazılı bir mühür yaptırmış ve mektuplar bununla mühürlenmişti.
Mektuplardan ikisi dönemin iki büyük devleti ve süper gücü sayılan Bizans ve Sâsânî imparatorlarına gönderildi. İslâm’ın doğuşu yıllarında Ortadoğu, dönemin bu iki süper gücünün birkaç asırdır devam eden mücadelesine sahne olmaktaydı. Sâsânîler 614 yılında Kudüs’ü zaptederek hıristiyanlar için son derece önemli olan Kutsal Haç’ı alıp başkent Medâin’e (Ktesiphon) götürmüş, 619’da Mısır’ı işgal ettikten sonra 626’da Anadolu’yu aşıp İstanbul önlerine kadar ilerlemişlerdi. Sâsânîlerle mücadeleye devam eden Bizans, İmparator Herakleios’un Sâsânîler’in ana ordusunu 627 yılı sonunda Ninevâ’da (Ninova) ağır bir yenilgiye uğratmasıyla nihaî zaferi elde eden taraf olmuştu.
Sâsânî Hükümdarı (Kisrâ) II. Hüsrev Pervîz’e Hz. Peygamber’in İslâm’a davet mektubu Abdullah b. Huzâfe tarafından götürüldü. Adının Muhammed isminden sonra yazılmış olmasına kızan Kisrâ, mektubu yırttı ve San‘a’daki valisi Bâzân’dan Hz. Muhammed hakkında bilgi istedi. Mektubunun yırtıldığını öğrenen Rasûlullah üzülmüş ve bu edep dışı davranışından dolayı kisrânın cezalandırılmasını Cenâb ı Hak’tan niyaz etmiştir. Aradan fazla bir zaman geçmeden Yemen valisi Bâzân iki adamını Medine’ye gönderdi. Hz. Peygamber Hüsrev Pervîz’in, oğlu tarafından öldürüldüğünü vahiy yoluyla öğrenip elçilere bildirdi ve Bâzân’a müslüman olduğu takdirde valilik görevinde bırakılacağını iletmelerini istedi. Bunun üzerine Bâzân ile birlikte Yemen halkı da müslüman oldu. Böylece Yemen’in ilk müslüman valisi Bâzân ile İslâmiyet bu bölgede yayılmaya başladı; birçok Arap kabilesi değişik zamanlarda çeşitli heyetler göndererek İslâmiyet’i benimsediklerini bildirdi.
Bizans imparatoru Herakleios’a elçi olarak Dihye b. Halife el-Kelbî görevlendirildi. Burada davet mektuplarına örnek olmak üzere yer verilecek olan mektup şöyleydi:
“Bismillâhirrahmânirrahîm. Allah’ın kulu ve elçisi Muhammed’den Bizans imparatoru Herakleios’a,
Hidayete uyanlara selâm olsun. İslâm’ı kabul et ki, kurtuluşa eresin ve Allah da ecrini iki kat versin. Eğer kabul etmezsen sorumluluğun altındaki insanların (Erîsîyyîn) günahını sen çekersin. “Ey Ehl-i Kitap! Sizin ve bizim aramızda müşterek olan söze gelin: Sadece Allah’a kulluk edelim ve O’na hiçbir şeyi ortak koşmayalım. Allah’ı bırakıp da birimiz diğerini rab edinmesin. Eğer yüz çevirirlerse `şahid olun biz müslümanız’ deyiniz (Âl-i İmrân 3/64)”.
İmparator Herakleios yıllar süren savaşlar sonunda Sâsânîler karşısında Ninova’da kazandığı kesin zafer için Allah’a bir şükran ifadesi olarak hac ziyaretinde bulunmak ve İranlılardan geri almayı başardığı kutsal haçı tekrar eski yerine dikmek üzere o sıralarda Kudüs’te bulunuyordu. İmparator, Busra valisi aracılığıyla kendisine gelen peygamber elçisi Dihye’yi kabul etti. Rivayete göre Hz. Muhammed (sav) hakkında daha detaylı bilgi almak üzere, o sıralarda ticaret için Suriye’ye gitmiş bulunan Ebû Süfyân ve arkadaşlarını huzuruna davet etti ve onlardan Hz. Muhammed (sav)’in soyu, ailesi, çevresi, toplumdaki konumu, kişiliği, getirdiği mesajın niteliği ve temel prensipleri hakkında bilgi aldıktan sonra anlatılanların bir peygamberin özelliklerine uygun olduğunu ifade etti. Elçiyi diplomatik kurallar dahilinde kabul etmekle yetindiği anlaşılan Herakleios, onu hediyelerle uğurladı.
Üçüncü mektup Amr b. Ümeyye ed-Damrî eliyle Habeş Necâşîsi Ashame’ye gönderildi. Daha önce Habeşistan’a hicret etmiş olan müslümanlara iyi davranmış ve Kureyş’in iade taleplerini reddederek himaye etmiş olan Ashame, Hz. Peygamber’in İslâm’a davet mektubuna olumlu cevap vererek müslümanlığı kabul etti. Hz. Peygamber’e çeşitli hediyeler gönderdi ve onun isteği üzerine Habeşistan’da kalmış olan son muhacirleri elçiyle birlikte gemiye bindirip Medine’ye uğurladı.

evet arkadaslar veriler bu sekilde

tariik 20-05-2009 03:04

bu satırlardan en cok ilgimi ceken sey muminlerin rumların galibiyetine sevinecek olmaları oldu :) sanki o donemlerde pek bi duşman değillermişte daha başka büyük düşmanları varmış gibi gibi :)

Bismillâhirrahmânirrahîm. Allah’ın kulu ve elçisi Muhammed’den Bizans imparatoru Herakleios’a,
Hidayete uyanlara selâm olsun. İslâm’ı kabul et ki, kurtuluşa eresin ve Allah da ecrini iki kat versin. Eğer kabul etmezsen sorumluluğun altındaki insanların (Erîsîyyîn) günahını sen çekersin.

“Ey Ehl-i Kitap! Sizin ve bizim aramızda müşterek olan söze gelin: Sadece Allah’a kulluk edelim ve O’na hiçbir şeyi ortak koşmayalım. Allah’ı bırakıp da birimiz diğerini rab edinmesin. Eğer yüz çevirirlerse `şahid olun biz müslümanız’ deyiniz (Âl-i İmrân 3/64)”.

ve birde peygamber efendimiz sav e ait bu cumle aramızda muşterek olan bu cumle demek bu cumleden olunca hristiyan olmak pek bir fark etmiyo gibi bir mana çıkardım ama bu benim yorumum sadece hani hep cumlemizden deriz ya o cumle bu cumle sanki :)

phantom 20-05-2009 08:46

"Elif, Lam, Mim. Rum (orduları) yenilgiye uğradı. ama onlar, yenilgilerinden sonra yeneceklerdir yakın bir zaman içinde. Bundan önce de, sonra da emir Allah'ındır.ALLAH dilediğini yardımıyla galip kılar. Ve o gün müminler sevineceklerdir." (Rum Suresi, 1-4)

Bu ayet Kuran'ı vahy edenlerin Ortadoğu'daki siyasi ve askeri gelişmelerle yakından ilgilendiğini gösterir.

Tuhaf olan da bu.

Kuranı vahy edenler,Mekke Araplarına Ortadoğu'daki gelişmelerle ilgili bilgi veriyor.Mekke'deki Araplar Rumlardan ve İran uygarlığından haberdar..

Ama o dönemin iki büyük imparatorluğunun Mekke'deki gelişmelerden hiç haberi yok.

Çöllerde yaşayan Arabın dünyadan haberi var.Üstelik yeni dinlerinin Allahı onlara hem de gelecekle ilgili bilgiler veriyor..

Ve fakat dünyanın gelmiş geçmiş en büyük imparatorluklarının Mekke'deki gelişmelerden haberi yok..

Neyse ..

Vardır mantıklı bir açıklaması.

tariik 28-05-2009 03:27

Haberleri varmı dersin bilmem ama bir oku bakalım ;
Vikipedi, özgür ansiklopedi
Mute Savaşı
 
Tarih
629
Bölge
Kudüs yakınları, Mute Meydanı
Sonuç
Göreceli beraberlik
Taraflar
 Müslümanlar

Bizans
Kumandanlar
 Zeyd bin Harise
Cafer bin Ebu Talib
Abdullah bin Revaha
Halid bin Velid
Heraklius
Güçler
 3.000
100.000
Kayıplar
 13
?

Mute Savaşı
, Bizans İmparatorluğu'yla Müslümanlar arasındaki ilk savaştır.
Sebepleri
h
z Muhammed, büyük devletlerin hükümdarlarına elçiler göndererek İslam'a davet etti. Bu elçilerden biri de(Haris bin Umeyr) Bizans İmparatorluğu'na bağlı Busra (Havran) valisine gönderildi. Ancak Busra valisi Şürahbil, elçiyi şehid etti. Bunu haber alan Muhammed, Şürahbil'in üzerine ordu gönderilmesine karar verdi.1]
Savaş
Müslümanlar 3.000 kişilik bir ordu oluşturdular. Ordunun komuta edilmesi konusunda Muhammed, şu şekilde talimat verdi:
"Zeyd bin Harise’yi kumandan tayin ettim. Zeyd bin Harise şehit olursa yerine Cafer bin Ebu Talib geçsin. Cafer bin Ebu Talib şehit olursa, Abdullah bin Revaha geçsin. Abdullah bin Revaha da şehit olursa, Müslümanlar aralarından münasip birini seçip onu kendilerine kumandan yapsın.".
[2]
Daha sonra Muhammed orduya, kadın ve çocukları, yaşlıları öldürmemeleri; ağaçları, evleri ve kiliseleri yıkmamaları konusunda telkinlerde bulundu.[3]
İslam Ordusu'nun Medine'den hareket ettiğini duyan Şürahbil, Bizans İmparator'u Heraklius'a haber gönderir. Bu arada kardeşi Sedus komutasındaki bir birliği de Müslümanları karşılamak üzere Vadi'l Kura'ya gönderir. Burada yapılan çarpışmada Sedus öldürüldü ve ordusu bozguna uğratıldı...[4]
İlerleyen İslam Ordusu Şam'ı geçti. Bu sırada Bizans İmparatoru Heraklius'un 100.000 kişilik bir orduyla üzerlerine geldiğini haber alan Müslümanlar, nasıl davranacakları konusunda değerlendirme yapmaya karar verdiler. Müslümanların çoğu, Muhammed'e haber gönderilmesi ve gelecek olan cevaba göre hareket edilmesini söyledi. Ancak bu savaşta şehid olacak olan Abdullah bin Revaha'nın şu konuşması, herkesin fikrini değiştirdi ve savaşa karar verildi:
"Arkadaşlar, çekindiğimiz şey, ele geçirmek için yola çıktığımız şeydir, yani şehid olmaktır. Dinimizi yüceltmek için savaşalım. Ya şehid, ya gazi olacağız. Bunun ikisi de güzel değil mi?"
[5]
Mute Meydanı'nda yapılan çarpışmada, Muhammed'in ismini saydığı üç sahabe de şehid oldu. Bunun üzerine komutayı Halid bin Velid eline aldı.
Halid bin Velid'in, yaptığı şaşırtıcı bir taktikle
[6] Bizans Ordusu'nda bir anlık panik havası yaratıldı. Müslümanlar, bundan yararlanarak sert bir taarruzla Bizans Ordusu'nu kısmen de olsa bozmayı başardı. Bizans Ordusu'nun 30 kata varan sayı üstünlüğünü göz önünde bulunduran Halid bin Velid, savaşa daha fazla devam edilmesini rasyonel bulmayıp Medine'ye dönme kararı aldı ve o gece geri çekildi.

TEBÜK SEFERİ
Hz. Peygamber'in Hicretin dokuzuncu yılında, Şam'da toplanan kırkbin kişilik Bizans ordusuna karşı çarpışmak üzere Medine'den Tebük'e kadar sevkettiği en son ve en güçlü askerî hareket. Tebük arap yarımadasının kuzeyinde Medine ile Şam'ın ortasında bir yerin adıdır. Suyu ve hurmalığı olan bir yerdir. Bu savaş yolculuğunun son ucu burası olduğu için "Tebük Gazası" adı ile anılmıştır. Bu seferde savaş olmamış fakat en güçlü bir İslâm ordusu techiz edilmiş, böylece askerî ve siyasî açıdan önemli bir zafer kazanılmıştır. Seferin nedeni: Bizans İmparatoru Heraklius'a bir mektup yazan Suriye'li hristiyanlar, Muhammed'in öldüğünü, müslümanların da kıtlık ve yokluk içinde perişan olduklarını, üzerlerine asker gönderilirse, onları kendi dinine katmanın tam zamanı bulunduğunu bildirdiler (Heysemî, Mecmau'z-Zevâid, VI, 191). Bunun üzerine Heraklius silahlandırdığı kırk bin kişilik askeri bir gücü Kubad'ın komutası altında yola çıkardı. Cüzam, Lahm, Gassân ve Âmile adını taşıyan arap kabilelerinin de Rumlarla birlikte hareket edecek!eri haberi Medine'ye ulaştı. Zaten Allah'ın elçisi kuzey sınırından güvende değildi. Böyle bir askerî harekât hazırlığını öğrenince genel seferberlik ilân etti. Allah'ın Resulu diğer gazvelerde genellikle seferin nereye olacağını gizli tutarken bu defa Bizans ordusuna karşı bir sefer düzenleneceğini açıklamıştı. Çünkü gidilecek yer uzak, havalar sıcak ve kurak, düşman güçlü idi. Ordunun buna göre hazırlık yapması gerekiyordu. Mekke'den ve diğer arap kabilelerinden asker toplamak için de görevliler çıkarılmıştı. Sıcak, kuraklık, kıtlık, uzaklık ve güçlü düşman unsurları bu seferi "güç ve zor bir sefer" haline getirmişti. Bu yüzden seferin rastladığı zamana Kur'an-ı Kerim'de "Sâatü'l-usre" (güçlük zamanı) denilmiş, bu sefere de Kur'an dilinden alınarak "Gazvetü'l usre (zorluk gazâsı)" adı verilmiştir. Bu sefere katılan orduya da "Ceyşü'l-usre (Güçlük ordusu)" denilmiştir (bk. et-Tevbe, 9/117; ez-Zebîdî, Tecrîd-i Sarih, Terc ve Şerh, Kamil Miras, 6. Baskı, Ankara 1983, X, 408, 409; İbn İshak, İbn Hişam, es-Sîre, IV, 161; Ahmed b. Hanbel, Müsned, IV, 75; Vâkıdî, Meğâzî, III, 991).
Hz. Peygamber Tebük'te yirmi gün kadar kaldıktan sonra, ashab-ı kiramın ileri gelenleri ile istişare ederek geri dönmeye karar verdi. Çünkü Bizans ordusu saldırmaya cesaret edememiş ve amaca ulaşılmıştı. O gün için daha fazla ileri gidip kan dökmeye ihtiyaç yoktu. Çünkü Şam yöresini fetih gibi bir amaçla yola çıkılmamıştı. Üstelik Şam yöresinde bulaşıcı bir hastalık (tâun) olduğu da haber alınmıştı. Geri dönüş için yola çıkan ordu Ramazan'ın ilk günlerinde Medîne'ye ulaştı.
hz ömer donemi; İslamiyeti Arabistan dışına da yaymayı amaçlayan HZ.Ebubekir Bizans egemenliğindeki Suriye’ye ordular gönderdi.Yermük’te bizans ile yapılan savaşı müslümanlar kazandı ve böylece Suriye’nin kapıları müslümanlara açılmış oldu.
30 Temmuz634 tarihinde gerçekleşen Ecnadin Savaşı Bizans İmparatorluğu ve Dört Halife ordusu arasındaki ilk büyük çaplı savaştır. savaşın sonucu Müslümanların kesin zaferidir. Bu savaşın ayrıntıları en iyi biçimde Müslüman kaynaklarında, El Vakidi gibi, yer almaktadır.
İnternet kaynakları
Lieutenant-General Agha Ibrahim Akram (1970). The Sword of Allah: Khalid bin al-Waleed, His Life and Campaigns,
Battle of Ajnadein.
David Morray "Ajnadain, battle of" The Oxford Companion to Military History. Ed. Richard Holmes. Oxford University Press, 2001. Oxford Reference Online. Oxford University Press. (Login required)
Kaynakça
^ D. Nicolle, Yarmuk 636 AD - The Muslim Conquest of Syria, p. 43
^ D. Nicolle, Yarmuk 636 AD - The Muslim Conquest of Syria, p. 43: gives 15,000-18,000
^ David Morray "Ajnadain, battle of" The Oxford Companion to Military History. Ed. Richard Holmes. Oxford University Press, 2001. Oxford Reference Online. Oxford University Press: gives 20,000.
Bu savaşlar cereyn ederken acaba hala haberdar değillermiydi?

Yuhanna Bölüm 16 Ayet 13 Yu 16:13 Ne var ki O, yani Gerçeğin Ruhu gelince, sizi her gerçeğe yöneltecek. O kendiliğinden konuşmayacak, yalnız işittiklerini söyleyecek ve gelecekte olacakları size bildirecek.
53. NECM = YILDIZ SÛRESİ :
Bismillâhirrahmânirrahîm ;
53/1. Aktığı dem yıldıza and olsun ki,
53/2. Arkadaşınız (Muhammed) sapmamış ve azmamıştır.
53/3. O, kendilinden konuşmamaktadır
. *****
53/4. Onun konuşması ancak, bildirilen bir vahiyledir. *****



tariik 28-05-2009 03:32

Bunlar sadece 6. ve 7. yuzyılar arasında yaptığım araştırma neticesindeki bulgularım. Buna dense dense belki halklarından ne güzelde gizlemişler denirde bizans kaynaklarınıda incelemek lazım söz söyleyebilmek için hasılı benden bu kadar

Wand 28-05-2009 12:25

sayın star trek arkadaşım öncelikle şunu söyleyim bizansın haberi olmadan bir din ortaya çıkamazmı..ayrıca bizansın demişsin herşeye dair kanıtı var diye..tamam doğru olabilir fakat bunu kendi taraflarına çıkarlarına yazmadığını nerden biliyorsun..bunuda kanıtlayamassın zaten ayrıca bizansın temelinde şamanizm olan hristiyanlığa sadece halk baskısı yüzünden geçtiği krallığı sarsacak kadar koyu taraftarlardan korktuğu için geçti ( ki bu din konusu bizansı 2 ye böldü..ayrıca bu yazdıklarımı ben değil hristiyan din bilimciler ve tarih bilimciler söylüyor bunun bir örneğide da vinci filminde geçiyor)Yani bu denli çıkarlarına çalışan bir ülke kayıtlarıda tutarken bazı şeyleri atlayabilir yada kendi çıkarına doğrultabilir..bizans son derece dürüst mükemmel insanlardan oluşuyor dersen komik duruma düşersin burda..Madem bizans kayıtları diyorsun evet bizanslı bir tarihçi haçlı seferlerinide anlatmış tavsiye ederim aç oku o günün hristiyanlarının müslümanlığı bastırmak için yaptığı katliyamları (bir buçuk hafta içinde 70 bin müslüman artı yahudi, ayrıca bu bir soykırımdır evrensel olarak incelenmelidir)bana burda gelip hiçbir şekilde hristiyanlığı savunamassın heleki bizans gibi sahtekar işbirlikçi bir ülkeyi

açıklamalarımda kırıcı olduysam gönülden özür dilerim fakat konu tarih olunca alıngan oluyorum..tarafsız yorumlamaya çalıştım hristiyan bilimcilerin yazdığı kitaplardan örnekler verdim umarım açıklayıcı olmuştur.

phantom 30-05-2009 09:52

Müslümanlar Mekke'yi 630 yılında aldı. Daha Mekke'yi almadan 3000 kişilik ordu oluşturuluyor ve Bizans İmparatoru Heraklius'un 100 000 kişilik ordusu ile savaşılıyor ve şehit mehit de olunuyor.

Ufak atın da civcivler de yesin..

tariik 04-06-2009 01:46

neyse biz biraz daha atmaya devam edelim olur ya civcivler açtırlar ;

apokrifal-kayıp kitap

ARMAGEDON kitabıyla Türkiye`de araştırmacı yazarlığın en önemli eserini veren Aydoğan Vatandaş, bu kez hem Türkiye`yi, hem de tüm dünyayı sarsacak bilgilerle okurlarıyla buluşuyor.

1 Eylül`de piyasaya çıkacak kitabı BURAYA TIKLAYARAK indirimli olarak satın alabilirsiniz:

Kitabın Vatan Gazetesi`nde yer alan diğer bir tanıtım metni:
Barnabas İncili`nin büyük sırrı

1981 yılında Şırnak`ın Uludere İlçesi`ndeki bir mağarada avdan dönen köylüler bir kitap buldu

Kitabı alan Babat Aşireti Lideri Korucubaşı Hazım Babat`ın babası Ferhan Babat kime götürse kitapta ne yazıldığını çözemedi.
Kitabın papirüse yazılı iki sayfası Aramice uzmanı Hamza Hocagil`e götürüldü. Hocagil, kitabın Süryani alfabesiyle Aramice, yani Hz. İsa`nın dilinde yazıldığını söyledi. Kitap`ın Barnabas İncili olduğunu anlayan Hocagil, ilk cümleleri tercüme etti: `Ben Kıbrıslı Barnabius... Tespihe layık âlemlerin Rabbi`nden bir bütün olarak, Ruhu`l Kudüs`le Meşaha`ya vahyolunanı tıpkı İsa`dan duyduğum gibi, sadakatle, 48 gök yılları sonunda, dördüncü nüsha olarak aynen yazıyorum.`

Ve asıl hikâye bundan sonra başladı...

Varlığı özellikle Hıristiyan ve Müslüman ilahiyatçıları arasında da tartışma konusu olan `Barnabas İncili`nin ucu Ergenekon`a ve Genelkurmay Başkanlığı Özel Harp Dairesi`ne kadar uzandı... Bu iddialar, çalışmalarını ABD`de sürdüren araştırmacı-yazar Aydoğan Vatandaş`ın önümüzdeki günlerde Timaş Yayınları`ndan piyasaya çıkacak olan `Apokrifal` (Halktan gizlenen) adlı kitabında yer alıyor.
Yıl 1981... Yer Şırnak, Uludere...
Barnabas İncili`nin hikâyesi avdan dönen köylülerin Uludere yakınlarında bir mağaraya girmeleriyle başlıyor. Köpekleri mağarada kaybolan köylüler, köpeklerini aramaya başlıyor. Köpeğin sesi çok derinlerden geliyor; mağaranın içindeki bir kuyudan. Bir urgan alıp, kuyunun içine giriyorlar. Karşılaştıkları manzara ise tüyleri diken diken etmeye yetiyor. Köylüler, taştan yontma bir oda içerisinde bir lahit ve bazı eşyalarla karşılaşıyorlar.
Önce Hz. İsa`ya ait bir madalyonu çıkarıyorlar. Lahitin kapağını açıyorlar; bir ceset ve üzerinde bir kitap. Buldukları kitap Babat Aşireti Lideri Korucubaşı Hazım Babat`ın babası Ferhan Babat`ın eline geçiyor. Ferhan Babat`ın kitabın tarihi değerini anlaması uzun sürmüyor ancak kime götürdüyse kitapta yazılanları çözemiyor. Papazlar dahil kimse kitabın hangi dilde yazıldığını anlamıyor.
Bu kez Babat, kitabı satmak için girişimlerde bulunuyor. Dönemin Malatya Milletvekili İsmail Hakkı Şengüler`e bahsediyor kitaptan. Şengüler kitabı inceliyor ve kitabın önemini anlamak için iki sayfasını filolog Hamza Hocagil`e götürüyor...

Kayıp kitapla ilk temas

Hamza Hocagil, Aramice uzmanıydı. Aramice, Hz. İsa`nın ilk öğütlerini verdiği dildi. Hamza Hocagil, Türkiye`de bu dile vakıf birkaç kişiden biriydi. Hâlbuki Hıristiyan aleminin kabul ettiği dört İncil`den hiçbirinin Aramice orijinali yoktu. Tümü Grekçe`den yapılan tercümelerden oluşuyordu. En eskisi de dördüncü yüzyıla aitti.
Hocagil, papirüs üzerine yazılan sayfaları inceledikten sonra, yazının Arami dilinde ve Süryani alfabesiyle kaleme alındığını tespit ediyor. Ve kitabın ilk sayfasını tercüme ediyor: `Ben Kıbrıslı Barnabius... Tespihe layık âlemlerin Rabbinden bir bütün olarak, Ruhu`l Kudüs`le Meşaha`ya vahyolunanı tıpkı İsa`dan duyduğum gibi, sadakatle, 48 gök yılları sonunda, dördüncü nüsha olarak aynen yazıyorum.`
Hocagil, Malatya Milletvekili Şengüler`e heyecan içinde `Bu kitap Barnabas İncili` diyor. Ve Şengüler, Barnabas İncili`ni satın almak için Ferhan Babat`a 280 bin doları ödemeyi kabul ediyor. Hocagil`e göre bu eser, iki bin yıllık kayıp otantik İncil`di. İncil, Hz. İsa`nın vahiy kâtibi Aziz Barnabas tarafından yazılmıştı!
İncil, Özel Harp Dairesi`nin kasasında
Peki bundan sonra ne oluyor? İşte Hollywood filmlerine taş çıkartacak hikâye asıl buradan sonra başlıyor. Kitabın yazarı Aydoğan Vatandaş, Hamza Hocagil`le görüşüyor ve sır perdesini aralıyor. Hamza Hocagil yaşananları şöyle anlatıyor: `Ferhan Babat`la anlaşmaya varılmıştı. Diyarbakır Milletvekili İhsan Arslan`ın babası Mehmet Ali Arslan ile birlikte İncil`i teslim almaya gittik. Ancak o sırada beklenmedik bir şey oldu. İncil bize teslim edilemeden jandarmanın eline geçti. İki yıl boyunca jandarma karargâhında saklı tutuldu. Daha sonra Kemal Başer Paşa`dan alınarak Genelkurmay Özel Harp Dairesi`nin eline geçti.`
Hamza Hocagil, her şeye rağmen Barnabas İncili`nin peşini bırakmamıştı. Hocagil, dönemin başbakanı ve hemşehrisi Turgut Özal`a 1996 yılında konuyu açtığını söylüyor: `Konuyu kendisine anlattıktan sonra beni Özel Harpçi Orgeneral Sami Karamısır Paşa`ya gönderdi. Önce beni epey sorguladılar, amacımın ne olduğunu anlamak istiyorlardı. Ben kitabın sadece tercüme boyutuyla ilgilendiğimi söyledim. Ardından İstanbul Balmumcu`da bulunan Özel Harp Karargâhı`nda Sami Karamısır Paşa ve MİT Müsteşarlığı da yapmış olan ve hâlen hayatta olan Hayri Ündül Paşa`nın görevlendirmesiyle tercüme çalışmasına başladım.`
Bu görevlendirmenin ardından Hamza Hocagil Ankara`da bulunan, o zamanki adıyla Özel Harp Dairesi Başkanlığı`na gidiyor: `Kitabı ilk orada gördüm. Birkaç demir kapıyı aştıktan sonra ulaşılan bir yerdeydi. Kitap, 1987 yılında Sami Karamısır Paşa ve Hayri Ündül Paşa`nın bilgisi dahilinde İstanbul Balmumcu`da bulunan Özel Harp Karargâhı`nda tercüme etmem için bana verildi. Ben burada her gün tercüme çalışmalarını yapıyordum. Tercüme parası da bana Harp Akademileri Komutanı Nahit Şenoğul Paşa tarafından veriliyordu. Nahit Paşa daha sonra bana Harp Akademileri`nde Koruyucu Envanter dersleri de verdirtti. Bu süre içerisinde İncil`in 19 sayfasını Özel Harp Dairesi`ne bağlı subayların kontrolünde inceledim`

On Emir`in yerini bildiriyor

Hocagil, Barnabas İncili`nde nelerin yazdığıyla ilgili de şunları söylüyor: `Tevhitten başka bir şey yoktu. Zikrullah vardı. İbadet etmenin önemi, Allah`a eş koşmama, bu arada komşulara yardımcı olma, Lut Kavmi ile ilgili bazı uyarıcı bilgiler ile ilgili ibret alınmasını öğütleyen bir kıssa vardı. Dikkatimi çeken bir şey daha vardı. Ayette, `Bir peygamber gelecek, ona tabi olanlar, dolgun başaklar gibi olacak(!)` diyordu.`
Hocagil, Barnabas İncili`nin son sayfasında, Aziz Barnabas`ın bu incili dört nüsha olarak yazdığını ve diğer üç nüshanın da yerlerini belirttiğini söylüyor: `İnciller`in biri İsrail`de, diğeri Arabistan Yarımadası`nda diğeri ise Kuzey Irak`ta Süleymaniye Zaho taraflarındaydı. Orgeneral Nahit Şenoğul Paşa`nın verdiği Barnabas İncili`nin son sayfalarında Hz. Davut`un kendi eliyle yazdığı Aramca Zebur ve Hz. Harun`un bakır levhalara yazdığı On Emir`in nerede olduğuna ilişkin bilgiler de vardı.`


Veli Küçük adı burada da karşımıza çıktı

Hocagil, Hz. Davut`un Sarayı`nda bulunan İncili de tercüme ettiğini söylüyor: `Bu tercümeyi Almanca ve İngilizce olarak Yunanistan`daki Markos Yayıncılık için yaptım. Genelkurmay`daki İncil`le İsrail`de bulduğumuzun tek farkı tefsirli oluşuydu. Barnabas, Uludere`de bulunan İncil`e bazı şerhler düşmüştü. Tercüme parası olarak 15 bin dolara anlaşmıştım.` Hocagil, Markos Yayıncılık`la aracı olanın ise ismini söylüyor. Bu isim, son günlerde adını sıkça duyduğumuz Ergenekon Soruşturması`nın bir numaralı sanıklarından: `Aracı, Adem Taşdemir`di. Taşdemir, Ergenekon`un kilit ismi Tuncay Güney`le birlikte `cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak` iddiasıyla gözaltına alınmış, daha sonra serbest bırakılmıştı. Taşdemir`in bir özelliği de Emekli Tuğgeneral Veli Küçük`ün yaveri olmasıydı!` Hamza Hocagil`in bir başka iddiası ise Barnabas İncili`nin hâlâ Genelkurmay Özel Harp Dairesi`nde olduğu yönünde...

phantom 04-06-2009 14:31

2000 yıllık Yahudi-Hristiyan kavgası..

1-Hristiyanlık ortaya ilk çıktığı andan ititbaren Yahudiler bu dinle savaştılar.Hatta Kuranın bir ayetine de açık açık bu kavgalarını geçirmişlerdir.
"Biz onların arasına kıyamete dek sürecek bir kin ve nefret koyduk".
2-Hristiyanlık başarılı olunca İslam adıyla yeni bir din vahy ettiler.
3-Hristiyanlığa karşı hem ideoloik hem de askeri anlamda İslamı ve inandırdıklarını kullandılar.
4-Tarihin çeşitli zamanlarında Hristiyanlığa karşı mücadelelerinde düzmece belgeler hazırladılar.
5-Bunlardan bir tanesi Barnabas İncili'dir.Hristiyanlar bu İncili sonradan müslüman olan bir hristiyanın yazdığını sanırlar.
6-İsa'nın Barnabas diye bir takipçisi hiç bir zaman olmadı.İsa Hristiyanlığı çıkaran ve aslında Yahudi olupta Yahudiliğin değişmesine inananlarca peygammber edilen bir semboldür.
7-Ancak Hristiyanlık Roma'da kabul görüp Bizansla Orta doğu'ya yayılıp Yahudiliği ve Kudüs'ü tehdit edince aslında daha önceden hazırlanmaya başlanan yeni dini ve kitabını Tanrı katındandır diye ortaya çıkardılar.Yeni dinin tarihini marihini de İbn İshak adıyla dünyaya duyurdular.
8-Biraz hızlanalım.Soğuk savaş döneminde Yahudilerle - Hristiyanlar işbirliği yapmışlardı.
9-1970'lerde yeni bir tehdit algılanmaya başladı.Bütün Yahudi ve Hristiyan fikir adamları 2000'li, yıllarda ortaya çıkacak Çin,Hint ve Rus Tehlikesine karşı batı alemini uyarmaya başladı.
10-1980'li yıllardan itibaren şu proje uygulanmaya başlandı.Nasıl ki müslümanlar bilhassa Türkler 15000 yıl Hristiyanlığa karşı savaştırıldı Viyana'ya miyana'ya Türkler gönderildi ve nasıl ki Afganistan'da İslam gazı mile müslümanlar Amerikan kumandası altında Ruslarla savaştırıldı..O halde Çin'e ve Hindistan'a karşı da bu yöntem uygulanabilirdi.Hindistan Pakistan sınırındaki askerlerin birbirlerine efelenişi dinden.Yoksa aynı ırkın çocukları.
11-Ve o yıllardan beri bütün Orta doğu halklarına ve şimdi de Avrupa'ya din şırınga ediliyor.
12-Amerikan bilim adamları 1980'lerin sonunda Çin'le kağıt üzerinde yani gerçek verilerle sanal bir savaş yapmışlardı.20020 yılında yapıldığı var sayılan.Neticede savaş onlar için yenilgi ile sonuçlanmıştı..
13-Sevgili Tariik,
Yukarıda Vatan Gazetesi'nden alıntıladığın habere gelince..
Üçüncü sınıf bir Holiwood senaryosu bile değil.Bu senaryoyu her hangi bir yönetmene götürseler alacakları yanıt şu olur:Neyse yanıt biraz edebsiz.Yazmıyayım.

Benim artık son sözümde şu olsun.

Bu politikalar bir işe yarasa idi;Yahudiler iki defa yurtlarından kovulmazdı.Ya da Moğollar Bağdat'ı ele geçirip Abbasileri yok etmezlerdi.Veya Osmanlı devleti Almanyanın yenilmesini engellerdi Birinci Dünya savaşı'nda.

Oysa bütün Orta doğu halkları akıl ve vahiy ikileminde birbirine düşürüldü.Hatta Amerika'da bile..
Yine Orta doğu insanı dünyanın en bencil en bireyci ve en kapitalist insanına dönüştürüldü izlenen o ortaçağ efendilerine mahsus politikalarla..
Örnek mi? İnsanlar nedensiz tutuklanıyor kimseden "tııısss" yok.Bu tam bir Ortaçağ insanı tepkisizliğidir.Ortaçağ insanı bencilliğidir.

Son söz dedim ama..

Şunu da ekleyeyim.

DEVEYE DİKEN İNSANA ÖPEN.


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 09:46 .