![]() |
Evrim Teorisi Doğru Olsa Bile Bu Tanrı'nın Varolmadığını Kanıtlar mı?
Ben daha önce ki mesajlarımda belirttiğim üzere kitaplara peygamberlere inanmiyorum Tanrı'nın varlığını ise kabul ediyorum.
Benim de mantıksız bulduğum kitaplar diyorlar ki insan Adem ve Havva 'dan oluşmuştur.Bunlar bir anda gökten inmiş sonra üreyerek çoğalmışlardır. Bunun mantıksız olduğu zaten yapılan araştırmalar ile bulunan fosiller ile ispatlanmış. Ancak Darwin teoriminin doğru olması Tanrı'nın varolmadığının delili olamaz. Ben Tanrı olsaydım bu şekilde bir sistem kurardim.Yavaş yavaş tek hücreli canlılar gelişir daha büyük organizmalar ve evre evre insan oluşurdu... Pat diye 2 kişi yaratıp ortaya atıp hadi üreyin demezdim... Özetle bu Darwin teoremi neden bu kadar tartışılıyor birisi tesadüftür diyor birisi yok değildir diyor anlamıyorum.. Tesadüf gibi gözükse ne olur ki... Nasıl ki bir çok bilimsel veri ayetlerin saçmalığını kanıtlıyorsa Darwin de onlardan biridir.. Hem Ateist ler Darwin teorimine gereğinden fazla önem vererek en baştan 1-0 yenik düşüyorlar.. Karşı taraf ise insan gözü kulağı vs gibi bilgileri bunların özelliklerini ayetler ile karıştırıp ortaya sürüyor bundan nemalanıyor.. Siz kuran saçma bile olsa kainata bakıp bu muhteşem oluşumun mutlaka bir yaratıcısı vardır diyorsunuz.Böyle olunca Kuran'ın saçmalıklarını gözünüz görmüyor... Öyleyse ne diyoruz özet olarak...Darwin konusuna çok girmemek lazım.Böyle yaptıkça daha fazla kişi dinden uzaklaşacağına yaklaşıyor.. |
Evrim teorisinin doğru olması tabiki tanrının varolmadığını kanıtlamaz. Ama burada "tanrı" ile ne kastedildiği önemlidir? Eğer bu tanrı canlıların tek tek kendi yarattığını söylüyorsa veya ilk insanın özel olarak kendi tarafından yaratıldığını söylüyorsa o tanrının varolmadığı yönünde ciddi bir delildir evrimin gerçekliği.
|
volkantr,
ben tanrı olsaydım gibi cümleler çok yanlış bir yaklaşımdır. bu senin tanrıyı gördüğüne göre değişir tabii ki. eğer tanrıyı sonsuz güç akıl ve bilgi sahibi olarak görüyorsan yaklaşımın yanlıştır. çünkü böyle bir tanrı tanımlamasını ortaya koyup insan gibi düşünüp davranranmasını beklemek doğru değildir. diğer taraftan tanrıyı panteist yaklaşımla herşey de mevcut bir tanrı olarak tanımlıyorsan bu durumda tanrıyı bir madde ve enerji olarak tanımlamış olursun ki bu tanrının önce maddeye bağlı olarak oluşup oluşmadığı sorusu ortaya çıkar. eğer maddeye bağlı olarak ortaya çıktıysa neden tek bir tanrıdan söz edilebileceği sorusuna yöneliriz. diğer bir yaklaşım olarak panenteist yaklaşımı tercih edersen yani hem kendini enerji olarak herşeyde bulunduran hem de başka bir mekanda ayrı bir bilinç sahibi olarak görürsen bu noktada yaratılış kavramına doğru ilerlersin ki sen bunu kabul etmiyorsun. evrim tanrının varlığına delil olabilir mi sorusuna yanıt "da vinci"nin belrttiği gibidir. ama evrim maddenin dönüşümünü yansıtan bir durum olduğu ve materyalist yaklaşımı bir yönüyle desteklediği için tanrının var olmadığını kanıtlayıcı kaynakların dışında yardımcı bir kaynak olarak görülebilir. saygılarımla. |
Evrim teorisinin doğruluğu, tanrının var olmadığını kanıtlamaz tabii ki. Ancak tanrının varlığı kanıtlanmadığı müddetçe de onun varlığına inanmak, akla aykırıdır. Tanrının yaratılış sebebine bağlı kalmaktır. İnsanoğlu tanrıyı hangi amaçla ve hangi psikolojik etkenler sonucu yarattıysa, aynı olguların bilinçaltındaki varlığının korunduğunu ifade eder tanrı inancı. Çağdaş hukuk normlarında da aslolan, bir şeyin yokluğu değil, varlığı kanıtlanabilir. Yokluğun kanıtlanması da, varlığına yönelik ileri sürülen kanıtların çürütülmesiyle mümkün olabilir ancak. Ki, tanrının varlığına yönelik ileri sürülen tüm sözde kanıtlar, bilim tarafından çürütülmüş ve hala da çürütülmektedir zaten.
|
Eğer evrim teorisi ispatlanırsa;ki asla ispatlanacağına inanmıyorum, tanrının varlığı diye bir şey kalmaz.Çünkü evrim teorisinin ispatlanması demek canlılığın ''kendiliğinden'' oluşmuş olması demektir ve bu durumda yaratıcının bir rolü yoktur!
Ama değil canlılığın,bir proteinin bile kendiliğinden olaşamayacağına, şu an bu yazıyı okuyor olduğumuzdan çok daha eminsek,evrim teorisi baştan çökmüş demektir...saygılar.. |
Alıntı:
http://www.turandursun.com/forumlar/...8&postcount=18 |
Bilim, tanrı'nın varolduğunu veya olmadığını kanıtlayamaz.
Bilim anca tanrının sözde gönderidiği kitapların içinde yazılanları test edebilir. |
1) "Evrim teorisi hayatın ilk olarak nasıl başladığını açıklamaya çalışır" yanlışı
Evrim teorisi hayatın ilk olarak nasıl başladığını açıklamaktan ziyade ilk olarak ortaya çıkan canlıların zaman içinde nasıl evrim geçirdiklerini anlatmaya çalışır. İlk hayatın nasıl ortaya çıktığını araştıran bilim adamları da vardır ve çalıştıkları bilim dalına abiogenesis (organikolmayandanbaşlangıç) denir. Bir çeşit kıvırma taktiği :) Evrim teorisinin konuşulup tartışılabilir hale gelmesi için canlılığın tesadüfen oluşunun ispatlanması gerekir,,bunda anlaşılmayan ne var _? Ve canlılığın tesadüfen oluşması ihtimali matematikte imkansız dan da öte!!! Bu demek ki İlk canlılığı yaratan bir yaratıcı vardır en azından bunu kabul edin! Hee uzaylardan bir yerlerden birileri gelip canlılığı başlatmış olabilir mi diyorsunuz_? Teorilerinizde başarılar dilerim... |
Alıntı:
Afedersiniz ama kendinizi daha fazla rencide etmek istemiyorsanız, evrim teorisi hakkındaki cehaletinizi gideriniz. İlk önce doğru, alanında uzman ve bilimsel kaynaklardan teorinin neden bahsettiğini okuyun, anlayın, sonra isterseniz gelin tartışalım. |
Evrim teorisi hakkında emin ol en azından seninle tartışabilecek kadar bilgi birikimi ve kapasitem var hiç merak etme;)
Evrim teorisini anlamak için biyolog olmaya gerek yok sanırım değil mi_? Ben mantık arıyorum teoride ve neresinden tutarsam elimde kalıyor neden acaba_? Sanırım yeterince zeki değilim ondandır,siz biliyorsunuz her şeyi değil mi_? |
Ve canlılığın tesadüfen oluşması ihtimali matematikte imkansız dan da öte!!!
Bu demek ki İlk canlılığı yaratan bir yaratıcı vardır en azından bunu kabul edin! Bu yaratıcının tesadüfen oluşabilme olasılıgı nedir. Canlılıgın tesadüfen oluşabilme olasılıgı ile karşılaştırabilir misiniz. Bu olasılıgı matematiksel olarak degerlendirebilmeniz mümkün mü. saygılarımla |
Alıntı:
İnançlar tartışılmaz,inanılır. Tartışılan şey ise bilimdir. Eğer evrim teorisi bir bilimse kesin olarak ispatlanana kadar tartışılır. Eğer siz evrim teorisi de bizim inancımız,canlılığın ilk oluşumunu ispatlayamıyoruz ama ona inanıyoruz derseniz işte o zaman bilimden çıkmış olursunuz.Nüfus kağıdınıza dini kısım yerine '' evrimci'' yazdırabilirsiniz.Saygılar.. |
Alıntı:
Önceki mesajınızda "Çünkü evrim teorisinin ispatlanması demek canlılığın ''kendiliğinden'' oluşmuş olması demektir" dediniz. Bana bu düşüncenizin referansını gösterin lütfen. Alıntı:
Alıntı:
Alıntı:
|
İnançlar tartışılmaz,inanılır.
Şayet inançları tartışmasaydık, bu site de olmazdı, bizler de olmazdık. İnançlar tartışılmasaydı bu sitede gün aşırı başlıklar açılmaz ve "ben de artık inançsızlıgı seçtim, dinlere inanmıyorum " diyen iletiler yer almazdı. Bu site bu kavramı tartışabildigi için bu kadar yogunluk kazandı ve ilgi gördü. Tanışalım başlıgındaki iletilere bir göz gezdirin. Bu iletilerin tamamı inançlarını sorgulayarak dinleri reddeden insanların iletileri. Aklınızı kullanabiliyorsanız inanç bir yere kadar sizi götürebilir, ondan sonrasını zorladıgınız an geleceginiz durak tanışalım başlıgı olur ve yeni bir hayata bakışın deklerasyonu olur. saygılarımla |
Alıntı:
Bence gayet açık sadece farklı bir şekilde dile getirdim.Evrim teorisini salt canlıların birbirlerinden çoğalıp değişime uğrayarak çeşitlenmesi şeklinde açıklarsanız k bakmayın ama sadece kendinizi ve bu ''dine'' inanmak isteyenleri kandırırsınız. Nedir evrim teorisi arkadaşım he_? Deniliyor ki canlılık ''bir şekilde'' oluştu ve bugünkü türler bu canlılığın değişime uğrayak ortaya çıkmıştır öyle mi_? İlkokul çocukları bile inanmaz buna. Tekrar ediyorum evrim teorisinin tartışılabilecek noktaya gelebilmesi için,önce canlılığın,ilk hücrenin nasıl oluştuğunun cevabı verilmeli!! Ve bu cevabı kimse veremiyo ve veremeyecek çünkü bilimde bu ''imkansız''dan da öte bir kavram! Yani teori batan çökmüştür anlaşılmayacak bir şey yok!! |
Diyorsun ki canlı yaşam birden bire hop diye ortaya çıkamaz.Evet ama inandığın tanrı hop diye nasıl ortaya çıkmış?Sence hangisinin kendiliğinden var olması daha kolay?
Ya da şöyle sorayım.Şu anda yazını yazdığın bilgisayarın kendiliğinden ortaya çıkma ihtimali bir tanrının kendiliğinden var olma ihtimalinden daha mı zor? |
Alıntı:
Yeldeğirmenine saldırıyorsunuz. Bana evrim teorisinin ilk canlının ortaya çıkışına açıklamaya çalıştığına dair bir referans veremediniz. Cahilliğiniz göz kamaştırıyor. Evrim teorisi hayatın nasıl başladığını açıklamaz. Zaten başlamış olan hayatın nasıl çeşitlendiğini açıklar. Hala inanmıyorsanız kaynak: http://www.talkorigins.org/indexcc/CB/CB090.html Hayatın başlangıcı evrimi alakadar etmez. Yapmadığı açıklamayı "yapmıyor işte" diyerek tüm evrim teorisini yalanlıyorsunuz. Hayatın ilk nasıl başladığını anlatmaya çalışan başka bilim dalları var. Yüklenecekseniz ona yüklenin evrim teorisine değil. Alıntı:
Alıntı:
Alıntı:
|
Tanrı hakkında bizim aklımız onu kavrayama yetmez.Biz ona inanırız,çünkü imanın en önemli şartı bu!
Bizim bunu dünya hayatında ispatlama şansımız yok,öyle bir iddiamız da yok zaten! İddiası olan evrim teorisini savunanlar.Ellerinde imkan yok mu neden ispatlayamıyorlar_? Proteinin nasıl işlediği,nelerden oluştuğunu biliyorsunuz ve gözlemliyorsunuz değil mi_? E o zaman aynısından bir tane yapın da iman edelim size ve teorinize _?! |
Alıntı:
Anlamak istemiyorsunuz beni heralde.Ben o hayatı açıklamaya çalışan bilim dallarına bakıyorum ve bir sonuç GÖREMİYORUM! Evrim teorisi de o hayatı açıklamaya çalışan bilime dayanıyor.Eğer o bilim hayatı açıklayamıyorsa,ki açıklayamıyor, o zaman sizin evrim teoriniz de o dayandığınız biliminın çaresizliği sayesinde çöküyor!! Aslında abeste iştigal ediyoruz bu tartışmanın sonu yok... En’am 6/109: . Kendilerine bir mucize gelirse ona mutlaka inanacaklarına dair kuvvetli bir şekilde Allah'a and içtiler. De ki: Mucizeler ancak Allah katındandır. Ama mucize geldiğinde de inanmayacaklarının farkında mısınız? |
kısırdöngüye çevirmişsiniz konuyu. biraz da ortaya bilgi kırıntıları serpiştirseniz fena olmaz.
saygılarımla. |
Alıntı:
http://www.talkorigins.org/faqs/abioprob/abioprob.html Bu sayfada iddialarınız referanslarıyla anlatılıyor. O bahsettiğiniz istatistiksel/ matematiksel hesaplamalara da cevap var. Bilgilenmek istiyorsanız, buyrun okuyun. Dana ne sonuç istiyorsunuz? Etrafınızdaki insanların söylediklerine inanamadan önce okuyunuz. bol bol okuyunuz. Kutsal kitabınızda da öncelikle bahsedildiği gibi. Lütfen Alıntı:
Alıntı:
|
Alıntı:
Verdiğiniz linki inceledim.Zaten daha önceden o siteyi incelemiştim. Linkte vurgulanan şey basit diyorki,efendim creationist arkadaşlar bizi yanlış anlıyor.Tabi bakteri vs birdenbire oluşmuyo.Orda şema da vermiş bunla alakalı.Simple chemicals dan direk bakteria olmuyomuşmuş,arada aşamalar varmış en sonunda bir bakteri oluyormuş felan uzuyup gidiyor. Ben dediğim gibi bir biyolog fln değilim ama mantığımızı ve verilen bilgileri kullanarak çıkarımlar yapabliriz. İndergenemez komplesklılik diye bir kavram var mutlaka biliyorsunuzdur.Bu kavrama biraz cevap vermek istemişler ama verememiş olacaklar ki bugün benim bildiğim evrimciler bu oluşumu açıklayamıyorlar,sadece varsayımlar var ortada ve bunların hiçbir bilimselliği yok.Kısacası hayatın kökeni cansız maddelerin birleşmesiyle oluştuğu tezi bilim camiasında kabul görmüyor.Biyolog değilim ama bijolojı dersi gördük lisede ve bijolojinin temel kurallarından biri şudur: Hayat hayattan gelir. Var mı daha ötesi_? Beyfendi/Hanımefendi, yerçekimi teorisini açıklamak için nasıl yerçekimi teorisinin, atom teorisine ihtiyacı yoksa, evrim teorisini açıklamak için de evrim teorisinin hayatın nasıl başladığını açıklamasına gerek yok. Teoriler birbirinden bağımsız açıklanabilir. Öncelikle beyfendi demekte bir sakınca yok,adım kenan. Yukarda verdiğiniz örnekle benim savunduğum olay farklı.O bahsettiğiniz teoriler birbiriyle alakasızdır orda sorun yok.Ama evrim teorisi ile hayatın kökenini inceleyen bilim birbirine bağlıdır.Daha doğrusu evrim teorisi bu bilime muhtaçtır.Eğer bu bilim canlılığın tesadüfen oluşabileceğini ispat ederse,ki edememiştir, o zaman evrim teorisi çok büyük yara alır ve inandırıcılığı kalmaz.Canlılık evrim geçirdi diyorsunuz her şey bir hücrenin kendiliğinden oluşmasıyla başladı,,ama ortada kendiliğinden olıuşan bir hücre yok! Bu hücreyi biri yaratmış.Ve bu yaradan da bize kuranda insanı doğrudan yarattım diyor.Kuran ile evrim teorisi çelişir.Evrim teorisinin ispatı demek, dinin çok büyük bir şekılde yara alması demek olur.Tabiki bütün bunlar olmayacak,ne evrim teorisi ispatlanabilecek ne de din yara alacak.. Ayeti neden yazdığımı sormuşsunuz.O ayeti yazdım çünkü allah kuranda kullarına sesleniyor,onlara apaçık mucize göstersen de inanmak istemedikten sonra inanmazlar,ne yaparsanız yapın nafile...Ben de ne yaparsam yapıyım sizi bu çürük teoriden vazgeçirmeyi başaramam çünkü siz buna bağlanmışsınız,ama sorun şu ki bilimde böyle bir bağnazlığa yer yok...Bilim ilerledikçe bu evrim teorisi çöpe atılacak ve gelecek nesillerin alay konusu olacak,,ahh ahh yaşayıp görmek isterdim o günleri:) |
Bir insan neden oluşur?
Organlardan oluşur Organlar neden oluşur? Dokulardan oluşur. Dokular neden oluşur? Hücrelerden oluşur. Hücreler neden oluşur? Hücre zarı ,sitoplazma ve çekirdekten oluşur. http://tr.wikipedia.org/wiki/H%C3%BCcre http://www.biltek.tubitak.gov.tr/bil.../hucre/01.html ''Canlılık evrim geçirdi diyorsunuz her şey bir hücrenin kendiliğinden oluşmasıyla başladı,,ama ortada kendiliğinden olıuşan bir hücre yok! Bu hücreyi biri yaratmış.Ve bu yaradan da bize kuranda insanı doğrudan yarattım'' kenny Hücreyimi yarattı? İnsanımı yarattı? Hücre doku olmadan organ olmaz,organlar olmadan da insan olmaz. Peki, şimdi Allah bir kulunun canını alıyor,ama o kulda organ bağışında bulunmuş ve karaciğerini alıp başka bir insana naklediyoruz. Ne oldu şimdi kul öldü ama o kulun organı ve hücreleri yaşamaya devam ediyor. Kan nakli var ,kalp nakli var ,böbrek nakli var ,yaradılışçı arkadaşlar organ bağışını ve kan transfüzyonlarını nasıl açıklayacaklar acaba? |
Kısacası hayatın kökeni cansız maddelerin birleşmesiyle oluştuğu tezi bilim camiasında kabul görmüyor
İlgiinç, bilimin atomlar haricinde bir temel söyledigine nerede rastladınız. Herşey atomlar temelinde incelenir ve atomlara ve elementlere indirgenir. Canlılarda atomun haricinde bir yapı var mı. Atomların haricinde yani cansız maddenin haricinde bir temel var mı. Varsa bizi bilgilendirin. Bilim camiasında kabul gören nedir . Hangi bilim dergisi ol dedim oldu savını ciddiye almıştır, örnekleyebilir misiniz. Kuranın tanrıdan vahy olduguna dair şahitleriniz var mıdır. Muhammedin vahy aldıgına şahit olan, gören bilen var mıdır. Kuranı ondan başka dile getiren ya da ona vahy edildigine şahit olan var mıdır. Dediklerinizin tamamının yüzyılların spekülasyonu oldugunun farkında mısınız. Bugün canlılıgı tam olarak açıklayamıyorsak, ki böyledir; bu açıklamayı Allah yaptı diye durduracak halimiz yok. Daha iyisini bulana, ögrenene kadar araştıracagız. Farkında mısınız Allah yaptı dediginiz an bilimsel araştırma biter. Sizin de amacınız bu herhalde. Sizin olmasa bile tüm dinlerin amacı budur. Sormayan, sorgulamayan, itaat eden, isyan etmeyen kullar yetiştirmek. Sahi siz kendinizi kul olarak görüyorsunuz degil mi. :eek: saygılarımla |
Alıntı:
http://blip.tv/file/1155795 39'.45" e bir göz atın Bunların hiçbir bilimselliği olmadığı doğru değil. Yerçekimi kadar bilimsel bulgular bunlar. Alıntı:
Alıntı:
Abiogenesis bir gerçektir. Abiogenesin bir kere olması biogenesisle canlıların türemesi için yeterlidir. Yinede evrim bu konuyla ilgilenmez. Alıntı:
Alıntı:
Alıntı:
Alıntı:
|
Teravihden sonra tekrar beraberiz.Arkadaşlar teker tker gelin ayıb oluyo:)
nese yetişebildiğimiz kadarıyla cvplamaya çalışalım.. Alıntı:
Yukarda verdiğin organ bağış örnekleri ise umarım gerçekten düşünerek verdiğin örnekler değildir...Bir insanın kalbini alıp bir başkasına monte etmekle ne değişir söyleyebilir misin_? Ölen artık ölmüştür istersen artık onun bütün organlarını başka bir canlıya monte et, ölen abbas yolcudur arkadaşım ona yapacak bir şey yok. |
Alıntı:
Bilim camiasında allahın varlığını kanıtlayamazsınız zaten,kimse yaratılışçı düşünce gerçektir,araştırma yapmaktan vazgeçelim demesini beklemiyor bilim adamlarının.Aksine kuran bilimi teşvik etmiştir.. Siz canlılığı araştırmaya devam edin umarım birkaç bin yıl sonra bulursunuz! Din, bilimi Allah'ın yaratma sanatındaki detaylara ulaşmada bir yol olarak benimser ve bu nedenle bilimi teşvik eder. Umulur ki anlaşılmıştır... |
Sayın kenny
E=mc^2, formül bu. Tanrı da bu. Ben sadece atomların canlı olup olmadıklarını sordum size. Canlı diyorsanız gösterin, cansız diyorsanız yukarıda yazdıklarınızı hatırlatıyorum. Sizce enerji canlılık mıdır, ya da canlılık nedir. Atom ve atom altı parçacıkların haricinde elimizde somut bir olgu var mıdır. saygılarımla |
Alıntı:
Bu hücrenin soyunun tükendiğini,onu geçtim oluştuğunu hangi bilimsel veriye dayanarak söylüyorsunuz merak ettim doğrusu_? Hücrenin komplex yapısını açıklayamıyorsunun ve olsa olsa basit bir hücre olmalı ve bu da günümüzdeki hüccreyi oluşturmuş olmalı_? Daha ne gibi hikayeler var merak ettim doğrusu.Uzaydan sonra bu da en sevdiğim ikinci teori oldu canlılığın ortaya çıkışı hakkında :) Hayal gücünüz çok geniş, hayranlık duydum doğrusu:) Bir evrimci siteden çok hoşuma giden alıntıyı yapmadan edemiyecem bunun üzerine:) İlk hücre nasıl yaşmaya başladı veya ilk canlılık nasıl oluştu? Bu soruların cevabını asla verilemez, ancak nasıl başlamış olabileceğini gösterebiliriz. Bunun için, ilk şartların sağlanması gerekir, bunla - Ilık ortam - Su - Enerji - Gerekli atomlar(Hidrojen(H),Oksijen(O),Azot(N),Karbon(C),F osfor(P) Atomlar ultraviyole ışınları ve şimşeklerle bombardıman edilince iki tür parça oluşur - kalıcı, dengeli parçalar (çok ender) - dengesiz, kararsız parçalar( trilyonlarca) sonuçta organik maddelerce zengin bir çorba oluşur, ve bu çorbada daha henüz canlılar oluşmadığı için bunlar tüketilmez. <SPAN style="mso-bidi-font-weight: bold"><B>Unutmayalım, bunlar hiçbir zaman kanıtlanmaz, ancak bunların olmuş olabileceğini gösterebiliyoruz. Yani bu deneyle ne olduğunu değil, ne olmuş olabileceğini gösteriyoruz. http://evrimci.freeservers.com/hayat_nasil_basladi.html |
Alıntı:
Canlı, organize olan ve bu organize karakteri sayesinde de kendi devamını sağlayabilendir. Kendiliğinden çeşitli kimyasal tepkimeleri gerçekleştiren, bu tepkimeler sayesinde yapı taşlarını kendisi oluşturabilen veya gerektiğinde bunları yıkabilen, üreyebilen, içinde bulunduğu koşullardan haber alabilen ve bunlara karşı tepkiler oluşturabilen ve en önemlisi de, bunların hepsini yapabilmek için mutlaka enerjiye ihtiyaç duyan her şey "canlıdır". Canlıların kabul gören 3 temel ayırt edici özelliği; (1) beslenme, (2) üreme ve (3) etraflarında olup bitenden haberdar olma (duyumsama) olarak sayılır. Bunların hepsinin temelinde ise, bir enerji gereksinimi vardır. Örneğin; bazı kristallerin de kendi kendilerine büyüdükleri bilinmektedir. Ancak gelişmek, üremek ve diğer her şey için, canlılar mutlaka enerjiye ihtiyaç duyarlar. Çeşitli yaşamsal fonksiyonların ortaya çıkması, canlıların doğal yapısal özelliklerinin bir sonucudur. Örneğin beslenme, hücrenin canlı yapısının devamı ve işlevlerini yerine getirebilmesi için gerekli olarak ortaya çıkmıştır. Dünya üzerinde bulunan tüm canlılar, DNA ve/veya RNA olarak bilinen nükleik asitleritaşırlar. Bu moleküller, yeni bir neslin meydana getirilebilmesi için gerekli olan bilgiyi depolar. Cansız varlıklarda ise, kendiliğinden çoğalma (üreme) söz konusu olmadığı için, bu tip bir bilginin depolanma gereksinimi de yoktur. http://www.biltek.tubitak.gov.tr/bil...anli_nedir.htm Bu tanımdan atom ve atom altı parçacıklarının canlı olmadığını anlayabiliriz,ben değil bilim söylüyor bunu.. Atom ve atom altı parçacıkların haricinde elimizde somut bir olgu var mıdır. Ben bir fizikçi değilim ama bu konulara bir sosyal bilimci olarak biraz ilgi gösteriyorum.Bildiğim kadarıyla atomun yapısı tam olarak keşfedilememiş büyük bir sır.Kendi etrafında dönen enrjiden oluştuğu sanılıyor ama daha çözülmüş değil.Atomu geçtim daha bir hücrenin bile tam olarak keşfi yapılmamışken onu oluşturan atomların nasıl oluştuklarını bilimden istemek şu aşamada biraz haksızlık olur.. |
Alıntı:
|
Alıntı:
Ama bugün bilime gereken önemi veren insanlardan oluşan bir dünyada yaşıyoruz.Varsa iddian çık ispatla,kimse ispatladığın şey yüzünden seni yargılamaz merak etme.. ''Rahmetli'' galileo "Dünya dönüyor" sözlerini kullanmadan Dünya'nın döndüğünü anlatma ustalığını göstermiştir bildiğim kadarıyla. Yani onun sözlerinde, yok şöyle olabilir,yok böyle olmalı gibi kıvıran cevaplar yoktur zaten bilimde bu ifadelere yer yoktur.Bu dediklerimden sonra evrimcilerin aşağıdaki sözlerini bir kez daha düşünmenizi rica ediyorum. İlk hücre nasıl yaşmaya başladı veya ilk canlılık nasıl oluştu? Bu soruların cevabını asla verilemez, ancak nasıl başlamış olabileceğini gösterebiliriz |
Alıntı:
Bilim adamları belkide dünyadaki en şüpheci insanlardır. Güneşin parladığından bile şüphe duyabilirler rahatlıkla. Şüphe duymak, bazı konularda şüphelerinin olmak, bazı soruların cevaplarının bulunamayacağı anlamına gelmez. Bence bir evrimciden aldığınızı söylediğiniz cümlede bir yanlış kelime var. Kaynağını gösteriniz lütfen. Bir evrimbilimci yaşamın nasıl başlamış olabileceğini göstermeye çalışmaz. Eğer bunu söylediyse bir evrimbilimci olarak söylememiştir. (her kim söylemişse) O cümlede sanırım vurgulanmak istenen "olasılık" kelimesidir. İstatistiğin bilimdeki önemi tartışılamaz. Bir bilim adamı hiçbir zaman bir kalemin masanın üzerinde durmasından bahsetmez, kalemin masanın üzerinde durma ihtimalinden bahseder. Buna kıvırma diyorsanız buyrun deyin, kimse darılmayacaktır. Örnek vermek gerekirse. Bir elektronun hiçbir zaman nerede olduğu ve hızı aynı anda bilinmez. Bir olasılığın anca verilen zamanda nerede olma ihtimalinin yüksek olduğu söylenebilir, bunlara orbirtal denir. "bir elektronun yerini bile bilemiyor bilim adamları" diyerek atom teorisini çürütemezsiniz. Geçmişe dönüp bakacağımız bir zaman makinesi yok, elimizdeki malzemelerle deneyler yapıyoruz ve anlamaya çalışıyoruz. Verilen cevaplar kıvırma değildir. Araştırmalardır. Biz hala big bang 'in nasıl olduğunu tam olarak bilmiyoruz, tahminler üzerine konuşuyoruz. Big bang hakkında yapılan tahminler bir sıkıntı çekmiyorsunuz yaşamın başlangıcı hakkında sıkıntı neden çekiyorsunuz? |
Saygideger kenny;
Bilimde onemli olan, bugun "tatmin olmak" ve arastirmaya devam etmektir. Bilim, insanoglu yasadikca da devam edecektir. Bilimin "sonu" olmaz. Birgun bilim sana "ben artik yoruldum, bulacagim bu kadar, bundan sonra artik birsey bulma umidi tasimiyorum" demedikce, tum sorular, bugune kadar bilinenlerin temelinde cevaplanacaktir. O yuzden, bugun bilimin cevaplayamadigi, sorulari sormanin ne bir anlami var; ne de bu sorulara cevapsizlik-hangi donemde ve temelde olursa olsun-bir yaraticinin varligi anlamina gelmez. Ustelik, tanri gibi soyut seylerin temeli varlik degil; inanctir. Inanc ta bir sezgi ve duyumdur. Sezen ve duyan inanir, sezmeyen ve duymayan inanmaz. O yuzden, tanri konusu bir varlik konusu degil; bir inanc konusudur. Bu da tartismaya acik degildir. Inanan da, inanmayanda, biribirine bunu ispat edemez. Bugunun sinirinin anlami bilimde, epistemoloji dir. Epistemoloji de, bir anlamda, devam eden, suregelen, v.s. demektir. Bitmis, sonlanmis, sonuclanmis v.s. degil. Bilim, tanrinin var olmadigini kanitlamakla ugrasmaz, boyle bir amaci ve girisimi de yoktur. Bilim, seyleri arastirmayi, gozlem ve deneyi, bu temelde de teori ve pratigi one cikarir. Teorisinin de gecerliligi, hem o teorinin pratikte verdigi sonuca, hemde ayni konuda yeni bir teorinin pratikteki verecegi sonucuna baglidir. Bu bir surectir ve devamedegelmektedir. Bilim "benim bulduklarim, bugun icin ve bugunku bilimsel gelismisligin temelinde gecerlidir ve pratikte bunu kanitlamaktadir. Yarin, yeni bir teori ortaya atilir ve bu da pratikte kanitlanirsa; o zaman eski, gecerliligini yeni veriye birakir" der. Saygilarimla; evrensel-insan |
Alıntı:
Bilinmeyenleri araştırmak bilimin görevidir aksini iddia eden yok zaten.Ben aslında bir yandan seviniyorum evrimci bilim adamları var diye.Sağolsunlar baya aydınlatıyorlar bizi,,zamanı gelince kendi kendilerini yenmeleri lazım ama hiçbir zaman bunu kabul edeceklerini sanmıyorum,inkar etmek isteyene nabarsan yap kabul ettiremezsin bazı şeyleri... Bilim adamları belkide dünyadaki en şüpheci insanlardır. Güneşin parladığından bile şüphe duyabilirler rahatlıkla. Şüphe duymak, bazı konularda şüphelerinin olmak, bazı soruların cevaplarının bulunamayacağı anlamına gelmez. Bir bilim adamı hiçbir zaman bir kalemin masanın üzerinde durmasından bahsetmez, kalemin masanın üzerinde durma ihtimalinden bahseder. Buna kıvırma diyorsanız buyrun deyin, kimse darılmayacaktır. Bence demagoji yapmazsak da realiteler üzerinden konuşsak daha sağlıklı olur.Ben de biliyorum bilimin her şeye şüpheci yaklaşması gerektiğini.O mantıktan gidersek süt ak mı kara mı diye de tartışabiliriz.Bu ise bilimden ziyade felsefenin kapısını açar bize,,aşağıdaki linkte bununla ilgili bilgi alabilirsin. http://www.ahmetdemir.com/14.html Bence bir evrimciden aldığınızı söylediğiniz cümlede bir yanlış kelime var. Kaynağını gösteriniz lütfen. Bir evrimbilimci yaşamın nasıl başlamış olabileceğini göstermeye çalışmaz. Eğer bunu söylediyse bir evrimbilimci olarak söylememiştir. http://evrimci.freeservers.com/hayat_nasil_basladi.html |
Alıntı:
|
Saygideger kenny;
Yukarda verdiğim cevabı sen de üstüne alınabilirsin,saygılar... kenny Ben, yukarida verdigin cevapta "ustume alinabilecek" bir bir yan bulamadim. Ustelik, benim dusunce tarzim; seyleri, ustune degil, yanina alir. Yan yana koyarki, seyler biribiriyle kesismesin. Biri digerinin altinda kaybolmasin. Hepsi gozuksun. Sana, ilginc bir yanasim daha. Diyelim, bilim birgun " biz, teorimizi, deneyledik ve gozlemledik, elimizdeki verilere gore, tanri bu, bu da ispati" dese bile, bilim bitmeyecek ve devam edecektir. Cunku, bilimin, amaci sonlamak degil; bulmaktir. Bilimin, en buyuk ozelligi, bildigini veya tahmin ettigini veya varsaydigini ispat icin, yola cikmak degil; yola cikip deney-gozlem-teori-pratik yoluyla ortaya veriler koymak, bu konan verileri kullanarak tekrar, deney-gozlem-teori-pratik yoluyla, yeni verilere ulasmak, ve bu sureci suresiz uygulamak. Saygilarimla; evrensel-insan |
Alıntı:
Yazımın bu kısmını üstüne,pardon yanına alınabilirdin...Neyse tekrar cvplıyım.. Bilime saygı duyuyoruz ve onun ilerlemesini istiyoruz bunda şüphe yok. Ama evrim teorisinin bilime dayandırarak açıklama çabaları tatmin edici neticeler vermiyor doğrusu. Benim bildiğim bilim,ortada bir gözlem deney vs olur ve neden bu böyle oluyor diye araştırır,objektiftir.Evrim teorisinde ise herhangi bir gözlem veya deney yoktur ki bilimsel bir değeri olsun.Çoğunluğu aldatmadan ibaret olan birtakım deliller gösterilir ama bu delillerin yanlışlığı ne kadar ispatlansa bile bu uğurda çaba harcamaktan vazgeçilmez.Olmayan bir şey arkasından koşuyorsunuz. Ama kime konuşuyorum ne kadar ispatlansa da evrimin yanlışlığı vazgeçmeyeceksiniz bundan da malesef eminim... |
Sayın Kenny, Yukarda verdiğin linkten kısa bir alıntı yaptım. Ahmet Demir adlı bu muhterem zatın bu muhteşem tesbitleri(?)ne bir iki cümleyle cevap vermek isterim:
"Materyalistlerin anlama güçlüğünü göz önünde bulundurarak, konuyu bir örnekle açalım. Politzer'in otobüs kazası örneğini ele alalım. Bu kazada, otobüsün altında ezilen kişinin beş duyu organından beynine giden sinirler, bir başka insanın, örneğin (eğer bugün yaşasa) George Politzer'in beynine paralel bir bağlantıyla bağlansa, kazadaki kişiye otobüs çarptığı anda, o sırada evinde oturmakta olan Politzer'e de otobüs çarpacaktır. Daha doğrusu, kazadaki adam zihninde kendisine otobüsün çarptığına ilişkin ses, görüntü, sertlik hislerini almaya başladığı anda, bu hislerin tamamını, bir müzik teybine bağlanan iki ayrı kolondan aynı şarkının dinlenmesine benzer biçimde, Politzer de almaya başlayacaktır. Politzer de otobüsün korna ve fren sesini, otobüsün metallerinin vücuduna değmesini, çarpma şiddetini, kırık kol, akan kan ve koşuşan insan görüntülerini, kırık ağrılarını, akan kanın sıcaklığını, hastane koridorlarını ve ameliyathaneye sokuluşunun görüntülerini, yapılan iğnenin acısını, alçının sertliğini, kolunun güçsüzlüğünü, bu durumun günlerce sürüşünü hissedecek, görecek ve yaşayacaktır. Kazadaki adamın sinirleri kaç kişiye bağlansa bunların hepsi, aynı Politzer gibi, kazayı başından sonuna kadar yaşayacaktır. Kazadaki adam komaya girse, hepsi komaya girecektir. Peki o halde, hangisine çarpan otobüs gerçektir? Materyalist felsefenin bu soruya verebileceği çelişkisiz bir cevap yoktur. Doğru cevap, hepsinin trafik kazasını kendi zihinlerinde tüm ayrıntılarıyla yaşadığıdır. Bir trafik kazasına ait tüm duyuları, otobüsün sesini, sertliğini, görüntüsünü, kırık acılarını, hastaneyi, alçıyı, kolunu oynatamamasını hepsi hissettiğine ve yaşadığına göre, trafik kazasını hepsi yaşamıştır. Hatta, söz konusu trafik kazasına ait algıların tümü (ses, görüntü, sertlik, koku, tat) bir cihaza kaydedilse ve bu algılar sürekli başa alınarak bir başka kişiye, örneğin Rennan Pekünlü'ye verilse, Rennan Pekünlü'ye de defalarca otobüs çarpacaktır. Pasta, taşa tekme atma ve tokat örnekleri için de durum aynıdır. Pasta yiyince karnında pastanın şişliğini ve tokluğunu hisseden Engels'in (eğer bugün yaşasa) duyu organlarına ait sinirler paralel olarak Rennan Pekünlü'nün beynine bağlansa, Engels pasta yediği anda Rennan Pekünlü de pasta yiyecektir. Engels'in karnı doyduğu anda Rennan Pekünlü de doyacaktır. Hangisinin yediği pasta gerçek pastadır? Hangisinin karnı doymuştur? Materyalist felsefenin buna vereceği her cevap çelişkili olacaktır. Taşa tekme atınca ayağı acıyan materyalist Johnson'ın (eğer bugün yaşasa) ayağından, gözünden, kulağından beynine giden sinirler Rennan Pekünlü'ye bağlansa Rennan Pekünlü de taşa vuracak ve canı acıyacaktır. Johnson'ın tekme attığı taş mı, yoksa Rennan Pekünlü'nün tekme attığı taş mı gerçektir? Materyalist felsefe buna çelişkisiz bir cevap veremez. Doğru ve çelişkisiz cevap şudur: hem Engels hem Rennan Pekünlü pastayı kendi zihinlerinde yiyip doymuşlardır. Yine hem Johnson hem Rennan Pekünlü taşa tekme atış anını kendi zihinlerinde tüm detaylarıyla yaşamışlardır. Hepsi birbirinin aynı olan E-5 örneği, otobüs örneği, tokat örneği, taşa vurma örneği, pasta örneği, son derece tutarsız ve ilkel mantıklardır." Sözkonusu deneyler yapılabilecek olsa; 1- Beyne giden sinirler aracılığıyla birbirlerine irtibatlandırılan insanlar (diyelim 10 kişi) aynı hisleri hissedebilecek olsalar da, otobüs çarpması olayında otobüsün çarptığı kişi dışındaki diğer 9 kişide de "kemik kırılması," "doku kaybı", "kan kaybı" olacak mı? Dolayısıyla "Kazadaki adam komaya girse, hepsi girecektir" sözü hangi dayanakla sarfedilmektedir. Burada beynin-düşüncenin vücut üzerindeki etkilerinden; örneğin, alınan acı bir haber sonucu kalp krizi, beyin kanaması, tansiyon düşmesi veya yükselmesi vb. olaylardan bahsedilmiyor; düpedüz "madde"nin vücut üzerindeki etkilerinden bahsediliyor. Tıpkı tanrının varlığına inanmak gibi, yapılmamış bir deney ve bu sözde deneyin sözde sonuçlarına bu inanç nereden geliyor? 2- Pasta olayında da, pastayı yiyen kişinin karnının doyduğu ve tokluk hissettiği söyleniyor. Pastayı yiyenle, diğer 9 kişinin "vücut ölçüleri" aynı mıdır? Bir diğerinin dişinin kovuğunu doldurmayacak "miktar"daki pastanın 10 kişiye de aynı etkiyi yapacağından nasıl emin olabiliyorsunuz. Diğer 9 kişiden "şeker hastası" olan biri, şeker komasına girecek midir? Ya da çölyak hastası olan bir diğeri, tokluk hissi yerine zehirlenme belirtisi gösterecek midir? Ya da yutak problemi olan biri, diğerinin kendisine göre yeterince çiğnememesi sonucu boğulacak mıdır? Ya da kolit hastası olan bir diğer neler yaşayacaktır? Karnı tıka basa dolu olan bir diğeri, fazladan yediği pasta (düşüncesiyle) çatlayacak mıdır? 3- Taşa tekme olayında, taşa tekme atmayan diğer 9 kişinin de ayak baş parmakları; ya da osteogenesis imperfecta (cam kemik) hastası olan birinin tüm ayak ve hatta belki bacak kemikleri kırılacak mıdır? "Materyalist felsefe, buna çelişkisiz cevap veremez"miş. İler tutar yanı yok ki cevap da verilemeyecek yanı olsun bu iddiaların. Yapılan sözde deneylerin ahiret inancınızdan zerrece farkı yok, neyine cevap verilsin bunların? 14 yaşında bilime merak saldım ve tanrının olmadığını anladım. O zamanlar özellikle "renk" olgusunu merak ederdim. Özellikle Politzer'in bir örneğinden yola çıkarak, "fiziksel" bir müdaheleye maruz kalmadığı halde, hiç kullanılmayan bir ayakkabının mesela rengi neden solar? diye düşünürdüm ve fotonların varlığını öğrendim. "Herkes bir rengi, aynı renkte mi görüyor?" derdim. Renk körlüğü olgusuyla tanışınca sorularıma daha net cevaplar verme şansım oldu. Bir renk körünün, ağacın bana göre "yeşil" yapraklarını yine bana göre "kırmızı" görüyor olması, "ağacın ve yapraklarının" varlığını etkilemez. Sadece kişinin ona verdiği anlamı etkiler. Ahiret senaryolarıyla bir yere varamazsınız sayın Kenny! Savunduğunuz iddia ve karşı çıkışların akılla, bilimle alakası yok. Aslında var olmasına var ama onu da sizler kabul etmiyorsunuz: Psikolojiyle! |
Alıntı:
Alıntı:
Beyfendi bilim ile felsefeyi birbirine karıştırmayınız. Alıntı:
1) Kimin yazdığı belli değil 2) Kimin yayınladığı belli değil 3) Orada yazan bilginin nereden alındığı belli değil. Kısacası bu sayfa bir kaynak olamaz. Bunca mesajdan sonra hakkınızda çıkardığım analiz kafanızın karışık olduğudur. İnandığınız şeyleri savunmak için mantıksızca nette dolaşarak bilgilenmeye çalışıyorsunuz. Bunun için tek bir kaynak size yeterli geliyor. Lütfen bilimadamlarının metodları hakkında bilgilenini, bir evrimbilimcinin kitabını elinize alın okuyun. Sonra sizinle evrim teorisini tartışalım. |
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 07:37 . |