![]() |
Boşanma Sonrası Anne, Baba, Çocuk.
Kur’an’ın Türkçe mealini ilk ve aynı zamanda son olan okuma maceramı siteye geldikten sonra hatırladıkça hep kendi kendime güldüm. Lise yıllarımdı Karadeniz'li Sünni bir arkadaşım sürekli Aleviler ile ilgili sorular sorup duruyordu. Bir süre sonra karşılıklı Alevi-Sünni inanışı bilgi alış verişine dönüştü konuşmalarımız. Birbirimizi hiç kırmadan, eleştirmeden sadece sizde nasıl? Hangi ibadet ne amaçla yapılıyor türünden konulara değiniyorduk. Kendime tez elden bir Kur’an edindim. Okudum ama Kur’an’ın Allahı da canıma okudu. Ödüm kopmuştu tırnaklarımı kemire kemire devam ettim okumaya, sağdan soldan azap yağıyordu, kendimi tehdit altında hissetmemiştim. Sadece Ana-Baba hakkı ile ilgili kısımda ağzımdan şu sözcüklerin döküldüğünü hatırlıyorum. Bu satırları öksüz biri yazmış olmalı, bir tek Ana-Baba dokunulmazdı.
İslam dininde boşanma sonrası kadının durumu ile ilgili merakım beni boşanma konusunun geçtiği ayete götürdü ama o da ne! Talk 3. Ve onu hiç ummadığı bir yerden rızıklandırır. Kim Allah’a tevekkül ederse, Allah ona yeter. Allah, hükmünü kesinlikle yerine getirir. Allah her şey için bir ölçü koymuştur. Talak 6’da Boşadığınız kadınları, gücünüz yettiği kadar oturduğunuz yerde oturtun. Onları sıkıştırmak için onlara zarar vermeyin. Eğer hamile iseler doğum yapıncaya kadar geçimlerini sağlayın. Eğer sizin için çocuğu emzirirlerse, ücretlerini verin. Meselelerinizi aranızda güzellikle halledin. Eğer bir güçlükle karşılaşırsanız çocuğu babası hesabına başka bir kadın emzirir. Eski toplumda kadının kendi doğurduğu çocuğu emzirmesi haram ve çocuğun anası olarak kabul edilmiyor. Genelde erkek çocukların anneleri, onları doğuran kadın değil, kadının kocasının aile birimine ait kadınlar yani halalar olmalı, halalar tarafından emzirilen çocuk süt yoluyla baba aile birimine ait olabiliyor. Hala tarafından emzirilen çocuk, hala çocuklarıyla kardeşleşiyor ve süt kardeşle evlilik yasağı bu süt kardeşleşmesinden geliyordu. (çocuğu baba hesabına başka bir kadının emzirmesi! Babası hesabı derken banka hesabından mı? yoksa çocuğun babaya ait olduğundan mı bahsediyor? Pante,Okinono,mhmmd belki aydınlatırlar beni bu konuda. Elinin kafirliğiyle inanır işine karışma Pervane! ) İslamiyette süt kardeşler ile evlenme yasağının da kaynağını hatırladım bu arada. Talk 7. Geniş imkanı olan nafakayı imkanına göre versin…… Ve 8. ….Azaba uğratmıştık. Ve 9. ….Sonu hüsran oldu…. Ve 10. ...Bir azap hazırlamıştır… Ve 11 …. Altından ırmaklar akan cennetlere sokar ( Cenettler ? tercüme hatası galiba?) Ve 12 …. Allah, yedi göğü ve yerden de bir o kadarını yaratmıştır…….. Allah’ın emri, göklerle yer arasında devamlı inmektedir. Konu boşanma ama her zaman olduğu gibi asarım keserim, ırmaklar cennetler. Daldan dala, bir konuyu da şöyle baştan sona anlasam hemen Müslüman olacağım walla. K.C'den de ses çıkmadı. Kolay değil tabi her satırda ne anlatmak istiyor diye anlam çıkarabilmek;) |
http://pante.blogcu.com/islam-da-bosanma_528972.html
http://www.turandursun.com/forumlar/...hp/t-2047.html Alıntı:
Çocukları Sütanneye Verme Âdeti Mekke'nin havası sıcak ve sıkıntılı idi. Çocukların körpe vücudlarına yaramazdı ve onların sıhhatli büyümelerine ve gürbüz yetişmelerine elverişli değildi. Çölde ise hava güzel, su tatlı ve temiz, hayat serbest, iklim ise mutedildi. Ayrıca çölde yaşayan bazı kabilelerin dilleri de çok daha düzgün ve pürüzsüzdü. Asliyet ve tazeliğini koruyordu. Ahlâkları da temizdi. İşte buna binâen, o sırada Kureyş eşrafı ve ileri gelenleri daha sıhhatli ve gürbüz yetişmeleri ve ayrıca düzgün, aslına uygun Arapça öğrenip konuşabilmeleri için Mekke'nin dışında çölde yaşayan kabile kadınlarına ücretle emzirmek üzere çocuklarını teslim etmeyi bir âdet haline getirmişlerdi. Çocuk 2-3 sene, bazen daha fazla sütannenin yanında kalırdı. Bu sebeple de yaylalarda yaşayan birçok kabile, bilhassa Sa'd bin Bekr kabilesi kadınları senede birkaç sefer kafile halinde Mekke'ye inerler ve yeni doğan çocukları emzirmek üzere yanlarına alıp tekrar yurtlarına dönerlerdi. Muhammed'in süt annesi de Sa'd kabilesinden Halime adında bir kadındı. Süt Hısımlığı: http://yozgatnur66.blogcu.com/sut-hi...i_3687719.html |
Sayin Pante,
Yazmis oldugunuz bilgi icin tesekkur ederim. Ancak son linkte evrdiginiz sayfayi okuyunca, kusura bakmayin gulme krizine tutuldum. Bilgilerden degil,ama sut kelimesinin sIkligi,buyuleyici. |
Sevgili Pante;
“Halka göre galatı meşhur lugati fasihadan evla, alimlere göre de lugati fasiha galatı meşhurdan evladır” gibi bir söz hatırlıyorum eğer yanlış yazmadıysam. Süt hısımlığı ile ilgili açıklamalar bana bu sözü hatırlattı. Çöl havasının faydalarını bilemem ama birçok yörede başlık parasının yanında evlenecek kızın annesine özel olarak verilen bir “süt hakkı” parası var neden veriliyor diye merak etmiştim bir zamanlar, yolum süt kardeşliğine kadar uzanmıştı. Alimlerimizin çöl iklimi şartlarını detayları ile biliyor olmaları da ayrıca dikkate değerdir. İslam’da boşanma ile ilgili ayrıntılı bilgiler için ayrıca teşekkürler ama merakım bitmedi. Nekahat döneminin bitmiş olacağını düşünerek birkaç sorum olacak, Apranax kullanmaya başladıysanız vazgeçebilirim. Bu arada Saygıdeğer Evrensel-İnsan bu başlıkta soruları ben sorarım! Peşin peşin söyleyeyim. İslam da boşanma olayı gerçekleştikten sonra; 1- Allahın rızıklandırmasını bekleyeceğiz. 2- Boşanan kadın hayatına eski koca evinde devam edecek. 3- Çocuklar unutulacak. 4- Nafaka için koca’nın keyfi önemli. Madem kendisi mutlaka rızıklandırmayı düşünüyor neden eski kocaya çeşitli önerilerde bulunup sonra dediklerimi yapmazsan fena yaparım bak diye kızıyor bu anlaşılır da; Ben ikinci maddeye takıldım. Kadının evlendikten sonra baba evi ile bağı tamamen kesiliyor mu? boşanma sonrası kadın tamamen yalnız görünüyor. Neden boşandıktan sonra da koca evinde tutulması isteniyor. Acaba? Bu kadar sık evlenme boşanma olayının yaşandığı bir toplumda kadın eski kocasının evinden mi başka bir erkeğe eş olarak gidiyor? Yeniden evlenmekten başka da seçeneği yok anlaşılan. Nafaka yerine evde tekrar hizmetlerinden faydalanarak karın tokluğuna hayatına devam ettiriliyor herhalde. |
Elmalı Eski Meal-- Talak(6) O kadınları gücünüzün yettiğinden sâkin olduğunuz yerin bir kısmında iskân ediniz, ve üzerlerine tazyık yapmak için onları ızrara kalkışmayınız ve eğer yüklü iseler hamillerini vaz'ı edinciye kadar nefakalarını verin, sonra sizin hisabınıza emzirirlerse o vakit de ecirlerini verin ve aranızda iyilikle emr edin ve eğer zorlaşıyorsanız o halde baba hisabına diğer bir emzikli emzirecektir
أسكنوهن من حيث سكنتم من وجدكم ولا تضاروهن لتضيقوا عليهن وإن كن أولات حمل فأنفقوا عليهن حتى يضعن حملهن فإن أرضعن لكم فآتوهن أجورهن وأتمروا بينكم بمعروف وإن تعاسرتم فسترضع له أخرى ....... Burada kadının kendi ailesi tarafından boşanmış olduğu için kabul edilmeyeceği toplumsal kuralına karşı, kadını korumak amacı ve boşanmanın keyfi olarak ekonomik gerekçeler ile baştan atılma haline gelmesini önlemek için bir uyarı olduğundan söz edebilimiyiz acaba? Yoksa bu zorlama bir yorum mu olur? Selamlar |
Eski toplumda kadının kendi doğurduğu çocuğu emzirmesi haram ve çocuğun anası olarak kabul edilmiyor.
Buradaki "Eski Toplum" ibaresini ataerkil toplum olarak düzeltmek gerekiyor. Eski toplum ana erkildir ve bu toplumda soy anne tarafından devam eder. Çocuklar annenin klanına ait olarak görülür ve çocugun babası ve babalık olayı bilinmez. saygılarımla |
Alıntı:
1- Rızıklanmadan kastedilen, kadının bir ekmek kapısı bulmasıdır. Kadının evlenmesi, baba evine dönmesi, bir yakınına sığınması veya ummadığı başka bir rızk. 2- Baba evine dönme, istenmeyen bir durumdur. Hala geçerlidir. Kadın için kurtuluş yeni bir kocadır. Çünkü varlıksız ve sahipsiz bir kadının tek çaresi gibidir. Dul yaşama lüksü yok gibidir. Boşanan kadının eski kocasının evinde yaşaması belirli bir müddet içindir. Boşandıktan sonraki ilk 3 ay zorunludur. 3 adet döneminin geçmesi ve kadının hamile olmadığının anlaşılması içindir. Bu 3 aylık müddetten sonra kadın isterse ayrılabilir. Ancak ayrılabileceği bir yere sahip değilse ve kalmak isterse koca buna itiraz edemez. Kaldığı müddet içinde nafaka almadan ihtiyaçları karşılanır. 1 yıldan sonra kadını nafakasını vererek evden çıkarabilir. Zina nedeniyle boşanmalarda iddet müddeti geçersizdir. kadın hemen kapı dışarı edilebilir. 3- Çocuk konusunda erkeğin kararı önemlidir. Yeniden evlenen kadına eski kocanın rızası olmazsa çocuk verilmez. Kadın çocuğa bakabilecek durumdaysa ve eski kocası razı olursa çocuklarını alabilir. Kadın da kocası da çocuğu almak istemediği takdirde kadı'nın (mahkemenin (kararı geçerli olur. 4- Nafaka için bir ölçü konulmamıştır. Hal böyle olunca, nafaka miktarı kocanın insafına bırakılmış oluyor. |
Alıntı:
Bir de varsa eğer ayetin iniş sebebini rica edebilir miyim? hani işte günlerden bir gün biri, Peygambere bir konu için soru soruyor veya bir olay oluyor da ertesinde ayet iniyordu. Bu ayetin bilinen böyle bir hikayesi var mı? Hadis kısmı için hazırlıklı olun aklımda başka bir konu var. Saygılar. |
Alıntı:
Sevgili Dilaver; Düzeltme için Teşekkür. Anaerkil toplum ile ilgili Okinono duymasın, açık vermemek lazım. Meaculpa, K.C ve beni hiçte hayra alamet olmayan günler bekliyor. :) |
Sevgili Okinono; Bu ayetinin eski meal'inin tamamını asmabilirmisiniz?
Bir de varsa eğer ayetin iniş sebebini rica edebilir miyim? ................ Bu soruyu henüz gördüm. Gecikme için özür dilerim. Bir türlü alışamadım yeni forma. Angutluk bedava işte benden belli :) Gelelim sorunuza Sevgili Pervane; "asmabilirmisiniz" kelimesini asabilirmisiniz diyerek anladığımı baştan belirteyim. Bu anlamaya göre; Razi'den Nüzul sebepleri. Cenâb-ı Hakk, "Ey peygamber, kadınları boşayacağınız vakit..." buyurmuştur. Enes (r.a)'dan şu rivayet edilmiştir: "Hz. Peygamber (s.a.s), Hz. Hatsa (r.a)*yı boşadı. O da ailesine gitti. Bu ayet işte bunun üzerine nazil oldu. Şöyle de denmiştir: "O, çok namaz kılıp, çok oruç tutan bir hanım olduğundan Hz. Peygamber onu tekrar nikahlamıştır." Binâenaleyh Hz. Hafsa (r.a)'nın evinden çıkıp, baba evine gitmesi üzerine bu ayet nazil oldu. Hz. Peygamber (s.a.s) onu boşadığı zaman, Allah Teâlâ işbu "kendileri de (evlerinden) çtkmasmlar" ayetini inzal etti." Kelbî "Hz. Peygamber (s.a.s), Hz. Hafsa (r.a)'ya bir sır söyledi. O da onu, Hz. Aişe (r.a)'ye anlattığı için, Hz. Peygamber (s.a.s) öfkelenip, Hz. Hafsa (r.a)'yı boşadı Bunun üzerine bu ayet nazil oldu" demiştir. Süddi ise, bu ayetin hanımını hayızlı iken boşadığı için, Abdullah b. Ömer (r.a hakkında nazil olduğunu söylemiştir ki bu hadise meşhurdur. Mukâtll de şöyle der "Bir takım kimseler de, Abdullah b. Ömer'in yaptığını yaptılar. Bunlar, Amr b. Sa'îd b. el-As ve Utbe b. Gazvân'dır. İşte bu ayet, bunlar hakkında nazil oldu." Fahruddin Er-Râzi, Tefsir-i Kebir Mefâtihu’l-Gayb, Akçağ Yayınları: 21/530. .......... Not: Razi'nin ne şiş yansın ne kebap tarzı tefsirini hiç ama hiç önermem. Ama bu tür bilgileri derli toplu bulundurduğu için oradan yazayım dedim. ............. Birde Et-Tefsirül Hadis'den yazarsak yeterli olur sanırım. İbn Kesir Enes'ten şöyle rivayet etti: "Allah Rasulü zevcesi Hafsa'yı boşadı. Hafsa ailesine geldi, bunun üzerine Allah "Ey Nebi kadınları boyadığınız zaman..." mealinde*ki ayeti indirdi ve Rasulü'ne, O'nu geri çevir çünkü o çokça oruç tutan, çokça namaz kılan ve cennetteki zevcelerindendir" denildi. O'da Hafsa'yı geri çevirdi.[2] Bu nass sahih hadis müsnedlerinde yoktur. Ancak Hz. Hafsa hakkında bu konuda ri*vayetler var: Ebu Davud ve Nesai Hz. Ömer'den rivayetle, "Allah Rasulü Hafsa'yı bo*şadı, sonra geri çevirdi" denilmekte, ancak bu rivayette ayetlerin inişi ile ilgili herhangi bir işaret bulunmamaktadır. Bu ayet ve onu takip eden altı ayet aynı konuyu işliyor. Bunlarda bir kaç meselenin izahı vardır. Şöyle demek mümkündür. Konu, Rasulullah'ın bazı zevcelerini boşamasını aşan bir konudur. Öyle görünüyor ki, değişik olaylar meydana gelmiş Bakara'daki talak ayetleri için ilahi vahyin hikmeti bu ayetlerin inişini gerektirmiştir. Allah daha iyi bilir. İbn Kesir "Onları iddetleri içinde boşayın" cümlesinin boyutunu izah sadedinde şöyle bir hadis rivayet etmiştir: "Ömer bin el-Hattab oğlu Abdullah'ın karısını hayızlı iken boşadığını Peygamber'e anlattı. Allah'ın Rasulü buna kızdı ve "onu geri çevirsin yanında tutsun, ta ki, temizlenip sonra hayız görüp tekrar temizleninceye kadar" dedi. Eğer boşamaya niyet ederse onu temiz iken ve kendisine temasta bulunmadan boşasın. İşte bu Allah Teala'nın kadınlar için boşanmalarını emrettiği iddettir."[3] dedi. Zemahşeri de aynı konu hakkında bir hadis rivayet etti. Darekutni bu hadisin sabit olduğunu belir*terek diyor ki, Allah Rasulü İbn Ömer'e hayızlı iken karısını boşadığı için dedi ki: (Al*lah sana onu temizlik halinde boşamanı emretti. İşte bu açıklamadan sonra "Onları iddetleri içinde boşayın" diye zikredilen cümle, bu hadislerin ışığı altında şer'i boşamanın birbirini takip eden temizlik hallerinde birer ric'i boşama olduğunu vurgulayan Kur'anî ikinci bir delil olduğunu, bir kerede kesin ta*lak vermenin şer'i ve Kur'anî bir hüküm olmadığı imajını veriyor. Birinci delil ise, Ba*kara/229, "talak/boşama iki defadır" cümlesinde ifadesini bulduğu hükümdür. Yani bo*şama bir defadan sonra bir defa daha olur. 227. ayette boşanan kadının iddetinin üç "ku-r" (bekleme vakti) olarak tesbit edilmesi, bu müddet zarfında boşanan eşlerin tekrar ev*lilik hayatına dönebilme imkanını sağlamak içindir. Zemahşeri tabiin ulemasından biri olan Nahai'den "Rasulullah'ın ashabı, zevcelerini bir talaktan fazla boşamayı istemezlerdi, sonra iddetleri bitmeden ikinci bir boşama ver*mezlerdi. Onların nezdinde en güzel talak/boşama şekli üç talakı üç temizli halinde ver*mekti. Sünnete uygun talak (boşama) bir talaktan başkası değildi. En çirkin talak ise, is*ter bir defada ister ayrı ayrı zamanlarda olsun üç talakla boşamaktır" diye rivayet etmiş*tir. Ve şunu da rivayet etmiştir: Adamın biri karısını üç talakla boşadı, Allah Rasulü bu duruma kızarak şöyle dedi. "Ben aranızda bulunduğum halde Allah'ın kitabı ile oynuyor musunuz? Başka biri ayağa kalkarak, "Ey Allah'ın Rasulü onu öldürelim mi?" dedi[4] Bazen kesin boşama, başka bir ifade ile üç talak, bir konumda ve bir kerede olur. Bu da boşamadan güdülen gaye ve hedefe ters düşmez. Boşamadan gaye, uyum sağlama ortadan kalkmış ise ayrılmaya kesin karar vermektir. Allah Rasulü'nün Rukane'nin ka*rısını boşadığında ona bunun sebebini sorarken, ayrılmaya tamamen karar verip verme*diğini öğrenmeyi istiyordu. Rukane Allah Rasulü'ne "ben kararımı kesin verdim" dedi*ğinde Allah Rasulü, bununla bir talak mı niyet ettin diye yemin ettirdi. O da yemin edince, öyle ise "niyet ettiğin şey vardır" buyurdu. Nitekim Bakara sûresinin tefsirinin siyakında bu rivayeti kaydetmiştik[5]. Aynı konunun devamında tesbit ettiğimiz üzere Hz. Ömer (r)'i bir mecliste bir defada karısını üç talakla boşayan adamın boşamasını kesin ve nihai olarak itibar ejmesine sevkeden düşünce de bu olabilir.[6] Bunlardan öte İbn Kesir'in rivayet ettiği şu hadis de bunu destekliyor. "Fatıma binti Kays'ın kocası Rasulullah'ın zamanında Fatıma'yı boşuyor, iddeti bitmeden onu evden çıkarmak isti*yor. Fatıma Nebi'ye şikayette bulunuyor. Allah Rasulü ona şöyle diyor. "Nafaka ve mesken hakkı ancak bir kere daha karısını geri çevirme yetkisine sahip olan kocaya ge*rekir. Sen çık ve falan kadının yanında kal. Sonra dedi ki, hayr İbn Ümmü Mektum'un yanında kal, çünkü o kördür seni görmez".[7] Eğer hadis sahih ise bir defada verilen üç talakın geçerli olduğuna dair nebevi tasvip sözkonusudur. Birbiri ardına gelen bütün talakları amaçlayan bir kelime değildir. Ancak aşamalı boşama, inancımıza göre riayet edilmesi gereken bir husustur. Çünkü bu, hem Bakara sûresinde "talak iki kezdir" ayetiyle hem de bu sûredeki ayetle sabit olan Kur'anî bir emirdir. Aynı zamanda senedi sahih Peygamber öğretileriyle de sabit*tir. Hatta ayrılmaya kesin karar verilmiş olsa bile. "Belki Allah bundan sonra (yeni) bir iş ortaya çıkarır" cümlesi, aşamalı boşamanın gerçek nedenini muhtevasında taşımakta*dır. İllet, üç temizlik veya üç ay kadar bir süre (iddet) içinde boşanma isteğini ortadan kaldıracak bir durumun doğabilme ihtimalidir. Boşama konusunda şahit tutmak, iddeti saymak, gereği üzere şahitlik etmek ve bunların gözardı edilmemesi gereken Allah'ın sınırları olduğuna dikkat çekmek şeklinde de ifadesini bulan hükümler de bu söyledik*lerimizi desteklemektedir. Ayrıca insanları günaha girmekten sakındırmak, talak sayısı*nı ve boşama sürecini dakik bir hesaba tabi tutma amacını da gütmektedir. "Ancak apaçık bir edepsizlik yaparlarsa başka" cümlesi zina etme anlamına geldiği gibi müfessirlerin İbn Abbas'a ve bir kısım tabiin ulemasına atfen[8], kocaya yahut koca*nın akrabasına karşı çirkin davranışlarda bulunma, onlara eziyet etme, kötü ahlak, kötü davranışlar sergileme gibi anlamlara da gelir. Artık bu durumda evden çıkarılmaları bir haktır. Çünkü onların bu edepsizliklerinden dolayı, belirttiğimiz gibi, kadınların kocala*rının evlerinde kalmalarından hedeflenen amacı, ortadan kaldırdığı için artık kadının evden çıkması veya çıkarılması kaçınılmaz bir şeydir. Ayetlerde, Bakara sûresinin 229-231 ayetlerinde ifade edilen Kur'anî bir prensibin tekrarı sözkonusudur. O da iyilikle tutmak, veya iyilikle ayrılmaktır. Çünkü bunda; hem evliliği devam ettirmede, hem ayrılmada eşinin şerefini koruma, hak ve adalet üzerine bina edilmiş evlilik ilişkilerindeki bu prensibi kabullenmeyi pekiştirme sadedinde ilahi vahyin hikmetinin önemi yatmaktadır. Müfessirler "Kim Allah'tan korkarsa (Allah) ona bir çıkış (yolu) yaratır. Ve onu ummadığı yerden rızıklandınr" ayetin bu bölümü konusunda şöyle bir rivayet zikreder*ler: Müslüman bir genç kafirlere esir düşer, gencin babası oğlunun durumunu, fakr-u za*ruretini Allah'ın Rasulü'ne arzeder. Allah Rasulü ona sabretmesini öğütler ve çokça "la havle vela kuvvete illa billah" zikrini tekrarlamasını tavsiye eder. O da Hz. Peygam-ber'in tavsiyesine uyar, çok geçmeden oğlu esaretten kurtulur, kendisini esir edenleri hemen Allah Rasulü'ne haber verir, bunun üzerine bu ayeti kerime iner.[9] Bu bölüm ayetten bir parça, ayet de kendisinden önce gelen ayetlerin parçasıdır. Sözkonusu ayetlerden gözlemlenen, bölümün içerdiği anlam önceki ayetlerle ilintilidir. Çünkü burada kadınlarla geçinmek, onları boşamak, onların iddetleri, kadınları iyilikle tutmak veya iyilikle boşamak konusunda Allahtan korkmak emredilmiştir. Dolayısıyla bunun siyakında müslümanların, Allah'tan korkmaları, Allah'a tevekkül etmeleri, emir*lerini yürürlüğe koyup, Allah'ın sınırlarına sıkıca bağlanmanın getirdiği büyük faydala*rın şuurunda olup, ondan gaflet etmemelerinin ilahi vahyin hikmetinin bir gereği olduğu yer almaktadır. [10] Et-Tefsirül Hadis. İzzet Derveze Sanıyorum Hafsa'nın Aişe'ye söylediği Mariye olayını dile getireceksiniz. Talak 6 ile Hafsa'nın evine döndüğünde Ömer'in hışmına uğrayacağı ve Ömer ile Peygamber'İn akrabalık bağının koparak hassas dengelerde yürüyen İslam'ın ilk dönemlerini göz önüne almak gerek sanırım. Benim bulabildiğim ayetle ilgli hadisler bunlar. Boşanmanın 3 aşamasınında da geçek sürenin kocanın yanında olması birleşmeyi yeniden sağlayabilecek bir önlem olarakta ele alınabilir sanırım. Ama bu ayetin nüzulunda asıl sebep bence, Hafsa'nın durumudur. Sizi dinliyorum. Selamlar |
Sevgili Okinono;
Teşekkür ederim vermiş olduğunuz bilgiler için ama. Sanıyorum Hafsa'nın Aişe'ye söylediği Mariye olayını dile getireceksiniz. Bu olayın ne olduğunu bilmediğimi söylersem, sorularımdaki iyi niyet belki farkedilir. Benim takıldığım konu başkaydı yazınız uzun, satır satır bir daha okuyup öyle merak ettiğim konuya değineceğim. Merakımın geneli tabiki de bu satırların tanrının sözü olarak iddia dayanağı. İmla hataları için özür, yazmayı pek sevdiğimi söyleyemem. Saygılar. |
Sevgili Okinono;
Razi'den Nüzul sebepleri. Cenâb-ı Hakk, "Ey peygamber, kadınları boşayacağınız vakit..." buyurmuştur. Elimde şu anda nüzul sırasına göre Halife Osman’ın tertibi esas alınarak Elmalı’nın sadeleştirilmiş meali var. Kitabın başında nüzul sırası ve öneminden şöyle bahsediliyor. Nur dağında başlayıp Medine döneminde tamamlanmış olup; Bu nüzul 23 yıl sürmüştür. Başa tekrar döndüm. Medine ve Mekke dönemine ait olmak üzere toplam 114 adet sure adı geçiyor, konumuz ile ilgili “Talk” suresinin sırası 99, sayfaları çevirip buldum. Medine döneminde 12 ayet olarak inmiş, bu sure den sonra da toplam 15 adet sure iniyor ve kitap son buluyor. İslamiyet’i çok az bilen Pervane olarak hemen aklıma yine bir soru geldi. Olsun merak etme sevgili Okinono geç de olsa mutlaka cevap yazacaktır dedim ve sordum. Bu sure ininceye kadar geçen sürede, Müslümanlar boşanma davalarını nasıl sonuçlandırıyorlardı? Enes (r.a)'dan şu rivayet edilmiştir: "Hz. Peygamber (s.a.s), Hz. Hatsa (r.a)*yı boşadı. O da ailesine gitti. Bu ayet işte bunun üzerine nazil oldu. Şöyle de denmiştir: "O, çok namaz kılıp, çok oruç tutan bir hanım olduğundan Hz. Peygamber onu tekrar nikahlamıştır." Binâenaleyh Hz. Hafsa (r.a)'nın evinden çıkıp, baba evine gitmesi üzerine bu ayet nazil oldu. Hz. Peygamber (s.a.s) onu boşadığı zaman, Allah Teâlâ işbu "kendileri de (evlerinden) çtkmasmlar" ayetini inzal etti." Kelbî "Hz. Peygamber (s.a.s), Hz. Hafsa (r.a)'ya bir sır söyledi. O da onu, Hz. Aişe (r.a)'ye anlattığı için, Hz. Peygamber (s.a.s) öfkelenip, Hz. Hafsa (r.a)'yı boşadı Bunun üzerine bu ayet nazil oldu" demiştir. İşte tam da merak ettiğim konulardan biri. Talk suresi sebepsiz olarak, Tanrı tarafından İslamiyet’in bir kuralı olarak mı indirildi, yoksa yine bir vukuat oldu da müdahale mi etti.(Yeni açtığım başlık bununla ilgili) Peygamber Hafza’yı boşarken inmiş ve Hafsa ailesine geri dönmüş demek ki, boşanan kadın baba evine dönebiliyormuş. Baba evinin boşanan kadını kabul etmeyeceği toplumsal kuralı muallakta kaldı şu anda. Kadınların boşandığı kocanın evinde tutulmasının içinde kadını korumaya almak gibi bir durum sezemedim, Hafsa çok namaz kılıp, çok oruç tutmayan ve önemli bir zatın kızı olmazsa baba evinde duracakmış. Süddi ise, bu ayetin hanımını hayızlı iken boşadığı için, Abdullah b. Ömer (r.a hakkında nazil olduğunu söylemiştir ki bu hadise meşhurdur. Mukâtll de şöyle der "Bir takım kimseler de, Abdullah b. Ömer'in yaptığını yaptılar. Bunlar, Amr b. Sa'îd b. el-As ve Utbe b. Gazvân'dır. İşte bu ayet, bunlar hakkında nazil oldu." Burada da Abdullah b. Ömer kimse artık! bu kişinin boşanma örneğini mi rehber edinmiş oluyorlar? Nerde İslamiyet, nerde boşanan kadının hakları? Neden sadece emzikteki çocuklar var? Evde kadından bol ne var süt içmeyen çocuklara bakacak. Boşa gitsin, nede olsa çocuklar sorun değil anne olmak neye yarar.:rolleyes: Sanıyorum Hafsa'nın Aişe'ye söylediği Mariye olayını dile getireceksiniz. Bu olayı bilmiyorum. Merak etmiyor değilim de hani. Sadece dini konuları araştırıp okumaya kalkışsam ömrüm vefa etmeyecek.;) Talak 6 ile Hafsa'nın evine döndüğünde Ömer'in hışmına uğrayacağı ve Ömer ile Peygamber'İn akrabalık bağının koparak hassas dengelerde yürüyen İslam'ın ilk dönemlerini göz önüne almak gerek sanırım. Yani! tüm İslam Alemi bundan sonraki boşanma sorunlarına bu hassasiyet üzerinden mi çözüm üretmiş oluyor? Yazının diğer kısımlarında kafam karıştı. Bakara suresindeki açıklamayı tam anlayamadım. bu konuda sadeleştirilmiş bir dil ile yardım istiyorum sizden. Saygılar.. |
Sevgili Pervane;
Bu sure ininceye kadar geçen sürede, Müslümanlar boşanma davalarını nasıl sonuçlandırıyorlardı? Bütün dinlerde yeni kanun gelene kadar eski kanun geçerlidir. Burada gözden kaçmaması gerekn nokta, aynı ilke ve söylemlere sahip tek bir dinden aslında söz edildiğidir. Sanıyorum sorunuzdaki gizli soru şu. "Bu süre ininceye kadar geçen süredeki kişilerin durumu nedir?" Buna dini terminolojide Fetret devri de diyenler var. Yani din asıl amacını ortaya koyarken güçlendikçe topluma yaptığı balans ayarı da o oranda çoğalıyor. Zira dinlerin amacı Tanrı'nın istediği amaca insanları sevk etmektir. Bu sevk edilişe faydası olan uygulamalara da kanun koyucu ayetler diyebiliriz sanırım. İşte dinin gücünün etkisi dahilinde toplumda gelişen olaylara bağlı olarak ve kuralların önem sıralamasının bir tertip halinde ayetlerin inmesi, yani esbab-ı Nüzul dedikleri bu. İşte tam da merak ettiğim konulardan biri. Talk suresi sebepsiz olarak, Tanrı tarafından İslamiyet’in bir kuralı olarak mı indirildi, yoksa yine bir vukuat oldu da müdahale mi etti.(Yeni açtığım başlık bununla ilgili) Bu sorunuza da bir nebze yukarıda değindik sanırım. Yani! tüm İslam Alemi bundan sonraki boşanma sorunlarına bu hassasiyet üzerinden mi çözüm üretmiş oluyor? Bu aslında bugünde aynı yöntemle uygulanan bir kuraldır. Yargıtay denilen kurumda aslında tam bu işi yapar. Kanunların Anayasaya uygunluğunu esas alarak, her bir olayı münferit olarak değerlendirerek karar verir. SOnrada belli dönemlerde bu verdiği kararlar arasındaki varsa çelişkileri tartışır karara bağlar ve İçtihatı birleştirme kararları adı altında kanun olarak koyar. Ve bu içtihatı birleştirme kararında bütün durumları ihtiva eden bir tek olayı esas alarak kural olarak yayınlar. Yani, henüz farklı bir yöntem icad edilebilmiş değil. Yazının kalan bölümlerinde kafanızın karışması çok doğal. Hiç merak etmeyiniz. olayın aslı kökü bu. Abdullah ibn Ömer meselesi ise bugün sizin sorduğunuzu soruların daha etraflıcası sorulduğu için esbabı nüzülda da HAfsa baş aktör olduğu için, Ömer'İ kutsamak için yarışanların buraya ekledikleri kafaların karışması için kullanılan bir done. Hafsa olayında ise Hafsa babaevi Ömer'in evine gitmemiştir. Bakın bu olayların akabinde Ömer peygamberin yanına girmek için uzun süre beklemiştir. Peygamberi koruyan sekiz kişilik fedailer Ömer'in bulunduğu yerde elleri kınındayıd hep. Bu olayların sonucunda peygamberin yanına Ömer ilk girdiğinde Hz.Muhammed'in şu söz belki size ışık tutar. "Ey Ömer beni öldürmeye mi geldin?" Başka sorularınız veya burada atladığım bir sorunuz varsa bildiğim kadarı ile yardımcı olmaktan mutluluk duyarım. Selamlar |
Sevgili Okinono;
Ben mi yanlış okuyorum acaba:rolleyes: Binâenaleyh Hz. Hafsa (r.a)'nın evinden çıkıp, baba evine gitmesi üzerine bu ayet nazil oldu. Önce bu konuyu bir netliğe kavuşturalım. Biliyorsunuz ki benim sorum Hafsa'nın nereye gittiği değil. Boşanan Kadın baba evine dönebiliyor mu? yoksa bu örnek kadının baba evinde kabul edilmesinin önündeki engel mi? |
Binâenaleyh Hz. Hafsa (r.a)'nın evinden çıkıp, baba evine gitmesi üzerine bu ayet nazil oldu.
Sevgili Pervane; Bu konuda benim bildiğim Peygamberin eşlerinin hepsini boşaması yönünde. Boşanmış olan eşler ise yine mevcut evlerinde kalarak bu durumun düzelmesini beklemişlerdir. Bu konuyu araştıracağım. Peki Hafsa evine dönebildi diyelim. O zaman nasıl oluyorda evlerinde otursunlar diye bir ayet indi bunu mu soruyorsunuz ? Selamlar |
Peki Hafsa evine dönebildi diyelim.
O zaman nasıl oluyorda evlerinde otursunlar diye bir ayet indi bunu mu soruyorsunuz ? Hayır sırf Hafsa koca evinde kalsın diye diğer kadınların da boşandığı eşlerinin evlerinde tutulmasının gereği hakkında düşünüyordum:confused: Saygılar. |
Alıntı:
Eşleri evinde kalmış, İslam peygamberi ise bir kameriye'de kalmaya başlamıştır. Peygamberin tüm eşlerini boşadığını haber alan Ömer, hışımla gelmiş, öfkesini farkeden Muhammed: "Beni öldürmeye mi geldin?" diye sormaktan edememiştir. Bu konuyu daha önce işlemiştik ama başlığını hatırlıyamıyorum. Kaynaklar için araştırma gerekiyor. |
Hımmmm,,,,
Yani neden Hafsa peygamber evinde kalacak diye, diğer eşlerde boşandıkları eşlerinin yanında kalmaya zorlanıyor. Kadının boşanmada zaten dahaönceleri hakkı yoktu. Yani koca keyfi olarak eşini boşuyor ve çocuklarıile yüz üstü bırakabiliyordu. Ayrıca herkes Ömer kadar zengin de değildi. Yani her babaevine dönen kadınıda ailesi kabul etmiyordu. Kadın ortada kalıyordu. O zamanki şartlarda bu kadının lehine bir ayeti. Ancak, Günümüze geldiğimizde haklıolarak diyorsunuz ki, Oki, bu kural ile bu asırda kadına yapılan bir zulmdür. Buna hak veriyorum. Zira Devlet dinin kuralları ile yönetilmediğinde ortaya çıkan boşlukta içtihat uygulanırsa böyle olur. Hoş ben müslüman şehirli kadınların kocalarını avuçlarına aldıkları konusunda bir önyargıya sahibim. Ama hala özelikle kırsalda dini kuralları kendi menfaateri kullanan dincilerde yok değil. Haklısınız. Peki Oki nasıl oluyorda Kuran o zaman bu asra hükmeden kuralları ihtiva ettiğini iddia ediyor. ? -- İçtihat kapısı açıktır; Ama girmeye altı mani vardır. Hem eski söze yeni tevil değil, yeni söze eski tasdiktir bizim inancımız. Yani Allah'ın varlığına olan inanç tercihini yaptktan sonra, Allah'ın emir ve yasaklarının da her bir anı kuşatacak kadar güncel olduğunu ve bu konuda Allah'ın rahmetinin asla eksilmediğini de kabul etmiş oluyorsunuz. Uzun süre, dİne inanıp Allah'ı aradığımdan bu fasit çıkmazdır diyebilirim. Allah'a inanıp dini aradığınızda ise Cadde-i Kübra kocaman önünüzde açılıyor zaten. Ama dediğim gibi bunlar hep bir tercihtir. Yaşamınızda olmasını istediğiniz tercihler de diyebiliriz. Sahi kaçımız bir şeyden şikayet ederken, sığındığımız kuraların doğruluğuna dikkat ediyor ki. Oradan oraya süreklenen bir gazel yaprağı gibiyiz. Çoğumuz hakkımızı ararken, yolumuza çıkan yanlışı ret etmek için tutunduğumuz yanlışı göz ardı edebiliyoruz. Kadın olarak bakışınızı öğrenmek benim için önemli bir deneyim. Sizi dinliyorum. Selamlar |
Alıntı:
Toplu nikah duymuşluğum oldu da bu toplu boşama yeni bir bilgi oldu benim için:) Kaynak araştırmalarınızın sonucundan haberdar olmak isterim. Teşekkürler. |
O zamanki şartlarda bu kadının lehine bir ayeti.
Ancak, Günümüze geldiğimizde haklıolarak diyorsunuz ki, Oki, bu kural ile bu asırda kadına yapılan bir zulmdür. Birşey dedim sayılmaz sevgili Okinono, ögrenmeye çalışıyorum. Hoş ben müslüman şehirli kadınların kocalarını avuçlarına aldıkları konusunda bir önyargıya sahibim. Ama hala özelikle kırsalda dini kuralları kendi menfaateri kullanan dincilerde yok değil. Haklısınız. Sizde bu önyargıyı oluşturan gerekçeleri bilemiyorum! tabi ki de, benim tanıdığım şehirli müslüman kadınların, kocalarını avuçlarına almalarını gerektiren tek bir kozları var bunu da eminim ki siz benden daha iyi biliyorsunuzdur.:o Kadın olarak bakışınızı öğrenmek benim için önemli bir deneyim. Sizi dinliyorum. Kadın olarak değil de sizi kıracak olursa bu sözlerim peşin olarak özür dilerim. Şöyle düşündüm Pervane içinden geldiğin inancı bu ülkedeki hükümran olan din bu kurallar ile mi bu kadar hırpaladı, üzüntüm biraz daha katlanmış oldu sevgili okinono . |
Selam ,
Bence burda en onemli konu bir hak olan bosanma hakkinin kadindan esirgenmesidir,Bu hak sadece kocaya taninmistir gerisi sadece lutufdur! peygamberin toplu bosanma olayi ahzap 28 ve 29. ayetlere konu olmustur , bildigim kadari ile 1 ay sonra yeniden toplu nikah degil , aiseden baslayarak tek tek yeniden hepsine nikah kiymistir. Asil benim en sevdigim ayetler ahzap 31-34 dur , burda allah resmen ,peygamberin karilarini azarlar , korkutur ve ogut verir aslinda kuranda peygamberin evlilik hayatini , sorunlarini kronojik olarak takip edebiliriz ,, ilginc bir kutsal kitap:) , peygamberde cogu erkek gibi karilarinin sirretinden oyle bir yaka silkmistir ki allaha siginip ondan yardim istemekden baska care bulamamistir!)) Birde mucadele 1-4 vardirki oda favorimlerim arasindadir ,, burda bir not koymak istiyorum kurandaki hukum ve norm ayetlerinin cogu bir olay yada 3.bir sahsin dile getirmesi sonucu gelmistir ,pervane bu konuda dogru iz uzerindedir, neyse bu ayet oncesi karisini bosayip mehir vermek istemeyen erkekler karilarina "sen benim annemin sirti gibisin " diyerek onlari adeta yasayan olulere cevirmislerdir. uzun bir sure devam eden bu anlayis gunun birinde bir kadinin bunu peygambere sikayet etmesi uzerine allahin dikkatini bu noktaya cekmis ve bu sureler inmistir! ... Gel gelelim isin ozune : 1) Bosanmak erkege ait bir haktir 2) Cocuk erkegin mali olarak goruldugunden , kadinin erkegin mali ile gitmesinin onlenmesi amaciyla kadin kendi rizasi disinda, hamile olmadigi kesinlesinceye kadar erkegin gozetiminde bir nevi hapis tutulur ! Eger hamile oldugu anlasilirsa bu sefer erkegin malini doguruncaya kadar ALIKONULUR! 3) bosanma sonrasi kadin eger hamile ise , cocugunu dogurdukdan sonra ancak onu emzirme hakkina sahiptir , onun disinda cocuk ile ilgili karar erkege aittir! 4) Kadinin bosanma sonrasi talep edebilecegi tek hak mehirdir ,! Yukarida ozetini vermeye calistigim maddelerden ve bosanma ile ilgili ayetlerin ruhundan anladigim kadari ilede sunu soyliyebilirim ki mehir islamda kadinin cinsel olarak kullanilmasina istidanen odenen bir ucrettir. haa bu ara ne demistik KADININ BOSANMA HAKKI YOKTUR ,eger isin basinda bir taraf digerinden daha fazla hak ve yetkiye sahipse zaten orda adil bir sistemden ve yuce bir varlikdan SOZ EDILEMEZ!! gerisi ayrintidir ...! laf kalabaligidir! |
Alıntı:
Bu konuda bir toplu boşama girişimi var sadece, boşama yok. Muhammed'in ettiği bir ila yemini var. Bu yeminin 4 aylık müddeti var. Ya eşini-eşlerini boşamak ya da bu süre içinde yeminin kefaretini ödeyerek boşanmadan vazgeçmek zorunluluğu var. http://www.cennetyolculari.com/modul...u/ilayemin.htm Bu ila yemininin konusunun ne olduğu tartışılsa da güçlü olan olay, Muhammed'in Mariya ile beraber yakalanması ve bir daha bunu yapmayacağına söz vermesidir. Ancak bu sırrın diğer eşlere duyurulması üzerine Muhammed gücenmiş, öfkelenmiş ve eşlerinden 1 ay ayrı kalacak şekilde uzlete çekilmiştir. 111 - Hz. Aişe (radıyallahu anhâ) der ki: "Hz. Peygamber hanımlarına yaklaşmamaya yemin etti ve haram etti. Böylece helal olan bir şeyi kendisine haram kılmıştı. Sonra kefâret karşılığında yeminini bozdu" Tirmizî, Talak 21, (1201). Bu olay kısa zamanda ahaliye yayılmış ve "Peygamberin bütün eşlerini boşadığı" haberine dönüşmüştür. Başta Ömer ve dinin ileri gelenleri bu durum üzerine peygamberi ikna etmeye girişmişler, eşlerini henüz boşama kararı vermediği sonucuyla rahatlamışlardır. Hafsa'da dahil hiçbir eşi baba evine dönmüş değildir. Baba evine dönme olayı sadece geçici bir müddet İfk olayından sonra Ayşe'de yaşanmıştır. Muhammed'in uzlet dönemi 1 ay sürmüş, tahrim suresi ile ultimatom alalan eşlerine yeniden dönmüştür. Kurtubi'ye göre Tahrim'in sebepleri arasında şunlar da var: 1) Hanımları ondan dünya malı istediler. 2) Fazla nafaka istediler. 3) Birbirlerini kıskanarak ona eziyet ettiler. 4) Hanımlarından bir ona altın yüzük istemiş, Rasûlullâh ona gümüşten bir yüzük yaptırmış ve üzerini altınla kapattırarak ucuza mal etmişti. Bu hanımı, yüzüğü altın yaptırmadığı gerekçesiyle ondan uzak durmuştur. Kurtubî, Muhammed b. Ahmed b. Ebî Bekr el-Ferec el-Kurtubî, (v.671), el-Câmî li Ahkâmi’l-Kur’ân, c.XIV, s.162, 2.Baskı, C.VIII,Kahire 1372. |
İmam Ahmet b. Hanbel’in Müsned’inde Abdürrezzak ... İbn Abbas’tan şu rivâyeti nakletmiştir:
“Ben Allah Teâla’nın ‘Eğer her ikinizde Allah’a tevbe ederseniz gerçekten kaymış olan kalpleriniz düzelmiş olur...’ ayetine bahis mevzu ettiği iki kadının, Peygamberin eşlerinden hangilerinin olduğunu Hz. Ömer’e çok sormak istedim. Nihayet Ömer’in hac ettiği esnada ben de kendisiyle birlikte hac ettim. Yolun bir kısmını kat edince, Ömer geriye döndü. Ben de onunla beraber ibriği alıp döndüm. Ömer dışarı çıktı sonra geldi. Ben eline su döktüm, o abdest aldı. Ona ‘ey mü’minlerin emiri Allah Teâlâ’nın ‘Eğer her ikiniz de Allah’a tevbe edersiniz , gerçekten kaymış olan kalpleriniz düzelmiş olur...’ kavlinde bahis mevzu edilen Peygamberin eşlerinden o iki kadın hangileridir?’ dedim. Hz. Ömer dedi ki: ‘Ne tuhafsın ey Abbas’ın oğlu –Zühri der ki:Hoşlanmadı ancak Allah’a andolsun ki ne sordumsa onu gizlemedi de- ‘o Hafsa ve Âişe’dir’ dedi. Sonra hadisi anlatmaya başladı: ‘Biz Kureyşliler topluluğu, kadınlarına üstün gelen bir topluluk idik. Medine’ye geldiğimizde , kadınları kendilerine üstün gelen bir topluluk ile karşılaştık. Bizim hanımlarımızda onların hanımlarından bir şeyler öğrenmeye başladılar. Hz. Ömer der ki: ‘Benim evim yukarı kısımda Ümeyye b. Zeyd’in evinin yanında idi. Birgün karıma kızdım bir de baktım ki o, benden geri duruyor.Onun benden geri durmasını kınadım. Eşim senden geri durmamı niçin kınıyorsun?’ dedi. Allah’a and olsun ki Peygamberin eşleri de ondan geri duruyorlar ve içlerinden kimisi onu gündüzden akşama kadar yalnız bırakıp terk edip gidiyorlar.’ Dedi. Hz. Ömer der ki: ‘Dönüp Hafsa’nın evine gittim ve ona Alah Rasûlünden geri duruyor musun?’ dedim. O: ‘evet’ dedi. ‘Sizlerden kimileriniz sabahtan akşama kadar onu terk ediyor mu? dedim. O ‘Evet’ dedi. Ben ‘İçinizden böyle yapanlar kaybetmiş, hüsrana uğramıştır. Allah’ın Rasulünü kızdırdığınız için Allah’ın size gazap etmeyeceğinden nasıl emin olabilirsiniz? Onu kızdıran helak oluverir.’ Dedim. ‘Rasûlullahtan geri durma, ondan bir şey isteme de benden dilediğin malımı al. Senin komşun olan kadının, Allah Rasulüne daha sevimli ve daha hoş olması seni aldatmasın. –bununla Âişe’yi kastediyordu.- Hz. Ömer der ki: “Benim ensardan bir komşum vardı. Ve biz sıra gözeterek Rasûlullah’ın yanına giderdik. Bir gün o Medine’ye iner, bir gün ben inerdim ve bana vahiyle ilgili haberleri ve diğer şeyleri getirirdi, ben de ona aynı şekilde haberler getirirdim. Hz. Ömer der ki: ‘’Gassanlıların bizimle savaşmak üzere atlarını nalladıkların konuşuyorduk. Bu nedenle arkadaşım bir gün Medine’ye indi ve akşamleyin bana geldi., kapımı çaldı ve beni çağırdı. Ben onun yanına vardığımda dedi ki: ‘Büyük bir şey oldu’ dedi. Ben ‘Neymiş o? Yoksa Gassanlılar mı geldi?’ dedim. O ‘Hayır bundan daha büyük ve daha önemli bir şey, Rasûlullah (SAV) hanımlarını boşadı.’ dedi. Ben ‘Hafsa kaybetti ve hüsrana uğradı. Bunun böyle olacağını zaten tahmin etmiştim’ dedim. Nihayet sabah namazını kıldım ve üzerime elbisemi çektim ve Medine’ye indim. Hafsa’nın yanına girdiğimde o ağlıyordu. Kendisine ‘Allah’ın Rasulü sizi boşadı mı?’ dedim. O ‘Bilmiyorum, o şu odaya çekilmiş yalnız başına oturuyor’ dedi. Peygambere hizmet eden siyahi çocuğun yanına varıp : ‘Ömer için izin iste’ dedim. Çocuk içeri girdi, sonra yanıma geldi. ‘Seni söyledim de sustu.’ dedi. Ben çıkıp minberin yanına geldim, baktım ki orada bir kalabalık oturmuş birbirleriyle ağlaşıyorlar. Biraz oturduktan sonra, karşılaştığım şey bana galip geldi de, kalktım çocuğun yanına gelip ’Ömer izin ister de’ dedim. Çocuk girdi, sonra çıktı yanıma geldi. ‘Seni andım ama sustu.’ Dedi. Ben de çıkıp minberin yanında oturdum. Sonra, karşılaştığım şey bana galip geldi de, dönüp çocuğa ‘Ömer için izin iste’ dedim. Çocuk girdi, sonra yanıma geldi ve ‘Seni andım ama sustu.’ Dedi. Ben gerisin geri döndüm ama birden çocuk beni çağırıp; ‘gir sana izin verdi’ dedi. Ben de girip Rabûlullah’a selam verdim. Baktım ki o hasırdan örgülerin üzerine uzanmıştı.” İbn Kesîr, Tefsîr-i İbn Kesîr, c.XIV, s.7960-7961. |
Taberâni der ki: ‘Bize İbrâhim b. Nâile....İbn Abbas’tan nakleder ki o:
Tahrim sebepleri olasılıklarından ayrı ayrı sunulan Mariya ve halifelik müjdesinin birlikte geçtiği de rivayet edilir: ‘Hani Peygamber eşlerinden birine gizlice bir söz söylemişti.’ Kavli hakkında şöyle demiş: Hafsa kendi odasına girdiğinde, Rasûlullah Mariye ile birleşiyordu. Bunu Âişe’ye bildirme ki sana bir müjde vereyim. Çünkü ben ölürsem Ebû Bekir’den sonra hâkimiyet senin babana geçecektir, dedi. Hafsa gidip durumu Âişe’ye söyledi. Hz. Âişe, Rasûlullah’a ‘Sana bunu kim haber verdi?’ dedi. O da her şeyden haberdar olan Allah Teala haber verdi dedi. Hz. Âişe ona, ‘Mariyeyi kendine haram kılıncaya kadar sana bakmam dedi. Bunun üzerine Rasulullah da onu kendisine haram kıldı. Bu sebeple Allah Teâla: ‘Ey Peygamber eşlerinin hoşnutluğunu gözeterek Allah’ın sana helal kıldığı şeyi niçin kendine haram ediyorsun?’ ayetini inzal buyurdu. İbn Kesîr, Tefsîr-i İbn Kesîr,c.XIV, s.7964. |
Hanımların kıskançlığı o derece artmıştı ki, bunu siyer kitapları şöyle belirtiyor:
Bir gün Hz. Peygamber, Mariya'dan olma oğlu İbrâhim'i kolları arasına almış, onu okşuyordu ve çok memnundu. Hz. Âişe’ye “Bana ne kadar benziyor değil mi?” dedi. Ondan tatlı bir cevap bekliyordu. O ise sevgiden kaynaklanan samimi bir kıskançlık gayretiyle: ”Ben ise o kadar bir benzeyiş göremiyorum” dedi. Yine bir seferinde Hz. Peygamber, İbrahim’in pek gürbüz olarak büyüdüğünden bahsedince eşlerinden biri “İbrahim kadar bol süt bulan her çocuk onun gibi gürbüz olur” dedi. Bunlar hep kadınların kıskançlık eseriydi. İşte Îlâ hadisesi bu gibi sebeplerin neticesiydi. Osman Keski ve A. Himmet Berki, Hatemü’l-Enbiya, s.405. |
Şöyle düşündüm Pervane içinden geldiğin inancı bu ülkedeki hükümran olan din bu kurallar ile mi bu kadar hırpaladı, üzüntüm biraz daha katlanmış oldu sevgili okinono .
......... Sevgili Pervane; Üzüntünüz üzüntümüzdür, Emin olunuz. Selamlar |
Sevgili K.C’nin güzel bir sözü geldi aklıma. Vay babasınıı!
‘Biz Kureyşliler topluluğu, kadınlarına üstün gelen bir topluluk idik. Medine’ye geldiğimizde , kadınları kendilerine üstün gelen bir topluluk ile karşılaştık. Bizim hanımlarımızda onların hanımlarından bir şeyler öğrenmeye başladılar. ' Sevgili Pante; Biraz daha kurcalamaya devam edersek, bu başlık Dallas dizisinden daha çok entrikalarla dolu bir hal almaya başlayacak. Ne kadar ilginç bilgiler var bu satırlarda şaşırmamak elde değil. Bunları yazıya dökenler biliyorlar ki, ne söylersek karşımızdaki sürü, baygın gözlerle huşu içinde dinleyip Allah razı olsun diyecek. Neymiş efendim! İslamiyet öncesi kadınlar şöyle ezilmiş, yok böyle işgence görmüş, İslam ve peygamberi onları bu kötülüklerden korumak toplumu ıslah etmek için Allah tarafından görevlendirilmiş falan….. Şimdi bu bilgiler de havada sallanmaya başladı. Bakalım İnanır kardeşlerim ne diyecek bu konuda. Yine takıldım! Birgün karıma kızdım bir de baktım ki o, benden geri duruyor.Onun benden geri durmasını kınadım. Eşim senden geri durmamı niçin kınıyorsun?’ dedi. Allah’a and olsun ki Peygamberin eşleri de ondan geri duruyorlar ve içlerinden kimisi onu gündüzden akşama kadar yalnız bırakıp terk edip gidiyorlar.’ Dedi. Vallahi de bravo! Tarihin ilk toplu kadın hareketini başlatmışlar! Her zaman olduğu gibi Batılılar kesin bunu da İslam dünyasından aşırmış, ayıp ama bu kadar da olmaz ki, en azından kaynak belirtilmeli Avrupa’yı kınıyorum çalıntı hareketleri kendilerine mal ettikleri için.:) Diğer yasak aşk skandalı olayına değinmiyorum, özel hayata saygım gereği. Fekat!! Bu sebeple Allah Teâla: ‘Ey Peygamber eşlerinin hoşnutluğunu gözeterek Allah’ın sana helal kıldığı şeyi niçin kendine haram ediyorsun?’ ayetini inzal buyurdu. Bu ayeti ben Zeynep olayında inmişti diye hatırlıyorum!! Buraya ne zaman alındı iyice kafam karıştı. Şimdi Sevgili Okinono’nun neden sürekli kendi kendine konuştuğunun hikmetini çözdüm. Üzerinde düşünülmeye başlayınca bu Din insanı kendi kendine konuşturuyormuş demek ki. Sevgili Okinono bizleri “din” denen insan üretimi bir düzenle yeterince üzdüler, gelin sizler de bir el verin hep beraber, gelecekte yaşayacak olanlar bu kara tablo ile karşılaşmasınlar diye, bu irinli yaraya neşter olalım. Yüzyıllardır bu yaranın acısını çekenlerin iniltilerini duymayan bir Tanrıya inancınızla devam etmek tabi ki de sizin seçiminiz. Bize saygı duymak düşer. Şimdi konumuz; islamda boşanma sonrası kadını nasıl bir yaşam şekli beklediği ile ilgiliydi her zaman olduğu gibi geldik, Peygamber ve hanımlarının boşanma sorunları ile uğraşıyoruz. Ne kadar da Toplumuna yönelik kural ve kaideleri olan bir din! |
Sevgili Okinono bizleri “din” denen insan üretimi bir düzenle yeterince üzdüler, gelin sizler de bir el verin hep beraber, gelecekte yaşayacak olanlar bu kara tablo ile karşılaşmasınlar diye, bu irinli yaraya neşter olalım.
Yüzyıllardır bu yaranın acısını çekenlerin iniltilerini duymayan bir Tanrıya inancınızla devam etmek tabi ki de sizin seçiminiz. Bize saygı duymak düşer. ........ Sevgili Pervane Birşeyi ret ederken yerien ikame edeceğiniz uygulamayıda ortaya koymak daha iyi olmaz mı sizce? Dini ortandan kaldırığınızda, yerine kim neyi ikame edecek; bu konuda da bilgi rica edeceğim sizden. ....... Şimdi Sevgili Okinono’nun neden sürekli kendi kendine konuştuğunun hikmetini çözdüm. Üzerinde düşünülmeye başlayınca bu Din insanı kendi kendine konuşturuyormuş demek ki. ........... Dinin yaşanmadığı bir mekanda uygulanan kuralların etkisi, dini araştırmaktan daha fazla etkendir diye katii olarak size haber veriyorum; kendi kendine konuşana deli denir mealinizdeki yakıştırmanızda haklısınız. Bu aptal kurallar beni delirtti. Yaşadığı resmi kuralların hiç birisinde din etkeni yokken mevcut durumdan Allah'ı suçlayarak, hala delirmeyenlere de ben, inanın hayret ve gıpta ile bakıyorum. En iyisi ben değneğimi saklayım :) "Şimdi konumuz; islamda boşanma sonrası kadını nasıl bir yaşam şekli beklediği ile ilgiliydi" demişsiniz. Güzel öneri. Bugünden farklı nasıl bir bakış var dı acaba bende merak ettim ? Sizi dinliyorum. Selamlar |
kuranin yarisinin muhammed ve onun ozel hayatina ait sorunlar ve cozumlerle dolu oldugunu goz onune alirsan , her konunun eninde sonunda onun ozel hayatina ve karilarina gelmesi sasirtici olmaz diye dusunuyorum!!
Sayin okinono dinin yerine ne koyacagiz diye sormus , desen ki dunya din seriati altinda yonetiliyor , yuzyilardir toplumsal gelisme ile birlikte daha da olgunlasan medeni kanunlar yok mehirden yok koleye kole hure hur anlayisindan ,bilmem kan parasindan cok daha ustun bir HUKUK NORMu getirmistir. tammidir hayir , ama toplumsal hareketlilikle birlikte daha da iyilesecektir.. Isin ahlaki yonune gelirsen sanirsinki butun dunya ortadogu kokenli tek tanri inancinda , iyide oyleyse felsefi dogu dinlerini nereye koyacaksin !! Hem iyi durust olmak dinin tekelinden cikali yuzyillar oluyor .. Bugunden farki ne diye de sormussunuz , bana degil pervaneye ,ama olsun cikintilik yapmak huyumdur , Islam anlayisinda bosanma sonrasi kadin , erkegin evlilik oncesi kendi iradesi ile belirledigi ,ac parantez ; cinsel olarak kullanma hakki , kapat parantez , mehir disinda HIC BIR SEY BEKLEMIYOR sayin okinono ,, ne cocuklarinin velayeti , nede erkegin ,mehir, disindaki mallari... Gunumuzde , evlilik boyunca kadinin maddi olarak katisina bakilmadan elde edilen ,kazanilmis mallarin yarisi , ayrica cocuklarin velayetinde oncelik ve yine cocuklara ve kadina kocanin maddi olanaklarina oranla NAFAKA , gibi seyler bekliyor sayin okinono !! , Yani gunumuzde erkek oyle kafasina estigi gibi uc kere bos ol diyip elinede uc kurus mehir vererek kadini SOKAGA ATAMIYOR ,, Sayin okinono , onceki mesajimda yazdigim gibi , eger taraflardan biri bosanma hakkinda isin daha baslangicinda mahrum edilmisse ORDA ADIL BIR SISTEMDEN bahsedilemez.. gerisi ne yazarsaniz yazin , bostur , laftir , PS: Buyuk harfle yazdiklarim bagirma cagirma degil sadece sozcuklerin altini cizmektir !))) |
Sayın Niveru
Lütfen yazacaklarımı yanlış anlamayınız. Ben bu tür yüksek volume ile yazılı mesajları algılayamıyorum. Aslında içten gelen riyasız mesajlar oldukları için önemsiyorum. Ancak bir biri ardı sıra kontrolsüz olarak yazıya döküldüğünde bir tür panik atak gibi nereden başlayacağımı şaşırıyorum. Belliki düşüncelerimizde epey bir farklılık var. Sizden rica etsem, değerli fikirlenizden istifade edebilmek için bu yazdıklarınızı daha formel bir tarzda tekrar sunarak neyi cevaplayıp neyin sizin fikriniz olduğu ve saygı duymam gerektiği konusunda karar vermeye çalışmaktan beni kurtarmanız. Yazınızda gerçekten önemli ve bir müslüman olarak cevaplamakta zorlanacağım tespitler var gibi duruyor. Ama inanın koşar adım yazılmış yazıları algılamakta gerçekten çok yeteneksizim. Lütfen mesajımı bir ajite veya eleştiri olarak değil, cidden talep edilen bir istek olarak alınız. O yazınıza bağlı olarak fikir alışverişimize devam etmek isterim. Bekliyorum Selamlar |
Sayin okinono ,
soyle bir durdum , yazinizi okudum , yine okudum bir daha okudum ,,, bir kez daha okudum , ben bu dili , bu tarzi bu lisani cok iyi taniyorum ,, neyse oyle inceden inceye tarzinizi es geciyor uzerinde durmuyorum .. Formule edilecek bir sey yok , konu islamda bosanma ve bosanma sonrasi kadin : durun durun bir formul cikardalim , elimizdeki veriler : Bosanma : 1) kadin : Bosanma hakki yok; 2) erkek : kadini istedigi zaman , istedigi sebeb yada sebeb gostermeden bosama hakkina sahip Bosanma evresi : 1) Kadin : bosanma sonrasi , erkege ait bir cocuga hamile kalmadigini ispatlamakla hukumlu . Bu uc , yada 4 ay erkegin evinde , statusu -erkek tarafindan terkedilmis kadin- olarak kalmak zorunda "dusunsenizie eski kocaniz yeni karisi ile bir mutlu mesut yasarken siz buna gormek ve katlanmak zorundasiniz!)) Kadin erkek tarafinda bosanildigi halde bu sure zarfinda kendi oz iradesi ile bir yere gitme , baska bir yerde ikamet etme hakkina sahip degildir..(!resmen alikonma!)) 2) Erkek : Kadinin yuklu! bos oldugu kanitlanincaya kadar kadina bakmak ile hukumlu ,verecegi nafaka ve para erkegin iradesi altinda, A) Bosanma evresi yuklu olma durumus 1a) Kadin : bosanma evresi suresince kadin yuklu ! yani erkegin malini tasidigi anlasilirsa , kendisini terkeden erkegin evinde alikonma suresi dogum sonrasina kadar uzar. Bu zaman zarfinda kadin yine kendi oz iradesi ile baska bir yerde kalma , yerlesme , evlenme hakkina sahip degilidir! 2a) Erkek : Yine kendi belirledigi nafaka mikatrini kadin dogurana kadar ile hukumlu B) Bosanma evresi dogum sonrasi 1b) kadin : isterse kendi rizasi ile isterse para ile cocuga sut verme hakkina sahip . 2b)Erkek: kadin cocuga sut vermek icin para isterse bunu odemeli! Bosanma Sonrasi: 1) Kadin : yuklu ! olmadigi anlasildiginda yada yukunu ! bosaltikdan sonra evlilik oncesi erkek ile aralarinda sozlestikleri gibi mehiri talep etme hakkina sahip Bu mehir tarlada olur , tarlada zeytin agacida , yada bir zeytin taneside!! 2) Erkek: Onceden kararlastirilan mehiri odeme ile yukumlu! Evet sayin okinono , benim anlayabildigim islamda bosanma bu sekilde , yok baska turlu ise buyrun siz formule edin,, Medeni kanunda bosanma , ulkeden ulkeye degisiklik gostersede gunumuzde modern toplumlarinda genel olarak ; Taraflardan herhangi biri bosanma icin karar alabilir ,ilgili mahkemeye basvurabilir . Bosanma sonrasi , eger aralarinda onceden yapilmis bir evlilik sozlesmesi yoksa butun mallari , varsa evlilik boyunca elde edilmis mallari paylasirlar .burda ne kadinin nede erkegin maddi katkisi goz onune alinmaz.. kadin bosanma sonrasi erkegin gozetime aldina verilmez , eger isterse bosandigin gun evlenme islemlerine basliyabilir,yada istedigi kisi ile yasiyabilir.Cocuklarin velayeti konusunda anneye oncelik verilir cocuklar annenin yaninda kalsa bile baba onlarin bakimi icin maddi katki saglamak zorunda olur.. daha bir kac madde daha var ama el insaf hangisi daha medeni!!!! |
Sevgili Okinono;
Birşeyi ret ederken yerien ikame edeceğiniz uygulamayıda ortaya koymak daha iyi olmaz mı sizce? Dini ortandan kaldırığınızda, yerine kim neyi ikame edecek; bu konuda da bilgi rica edeceğim sizden. Bu konular hakkındaki görüş alışverişi paylaşımı için size özel bir başlık açtım İslam Forumunda duruyor. Başlamayı düşünüyorsanız ilgili başlıkta soru cevap şeklinde devam edebiliriz. Öncelikle red edilecek “BİRŞEY” in içinde neler var bilmem gerekiyor. Dinin yaşanmadığı bir mekanda uygulanan kuralların etkisi, dini araştırmaktan daha fazla etkendir diye katii olarak size haber veriyorum; kendi kendine konuşana deli denir mealinizdeki yakıştırmanızda haklısınız. Bu aptal kurallar beni delirtti. Deli deliyi dakkada bulurmuş. Tevekkeli hele! Bende kaç gündür neden sakin sakin devam ediyoruz diyordum kendi kendime, Memnun oldum!;) Yaşadığı resmi kuralların hiç birisinde din etkeni yokken mevcut durumdan Allah'ı suçlayarak, hala delirmeyenlere de ben, inanın hayret ve gıpta ile bakıyorum. Nasıl yaşanan resmi kuralların içinde din etkeni yok sevgili Okinono, Her uygulama “O” nun emir ve istekleri adı altında yapılmıyor mu? Sizin kurallarınızın kaynağını merak ettim şimdi, kişiye özel vahi alınıyor da benim haberim mi yok? Dinsiz Allah-Allahsız Din, İslam dini için yeni bir açılım mı? En iyisi ben değneğimi saklayım Değnekten korkmam ama değneğe hayır!!:) "Şimdi konumuz; islamda boşanma sonrası kadını nasıl bir yaşam şekli beklediği ile ilgiliydi" demişsiniz. Güzel öneri. Bugünden farklı nasıl bir bakış var dı acaba bende merak ettim ? İsterseniz yer değiştirelim, ben Müslüman siz Kafir olun sorularım bana geri neden döndü ki, başlama noktamız İslam Dininin kadına sundukları ve esirgedikleri ile ilgiliydi. Hatırlatayım İslamiyet boşanan kadın için kötü olan hangi uygulamayı iyileştirdi? Kendini kadın için nasıl anlamlandırdı?.....Burdan devam edelim isterseniz. Saygılar. |
Sevgili Niveru;
Evet bu başlığın güzel bir özetini çıkardığınız için teşekkürler. Benim dikkatimi epeydir bir konu çekti. Kadın konulu başlıklara sitedeki İnanır arkadaşlar uzaktan bakıyor. Başka konularda aynı mesafeli duruşu göremiyorum. Sevgili Okinono ve Pante'yi bu hassas konularda gösterdikleri açık yüreklilik nedeniyle takdir ediyorum. Bir defa daha teşekkürler. |
Sevgili Pervane;
Sondan başlıyorum izninizle; İsterseniz yer değiştirelim, ben Müslüman siz Kafir olun Ben bir zamanlar sizin ordaydım zaten. Sizde muhtemelen bir zamanlar bizim buradaydınız. Yabancılık çekmeyeceğimizden eminim :) Nasıl yaşanan resmi kuralların içinde din etkeni yok sevgili Okinono, Her uygulama “O” nun emir ve istekleri adı altında yapılmıyor mu? Sizin kurallarınızın kaynağını merak ettim şimdi, kişiye özel vahi alınıyor da benim haberim mi yok? Dinsiz Allah-Allahsız Din, İslam dini için yeni bir açılım mı? Cümlem şöyleydi. "Yaşadığı resmi kuralların hiç birisinde din etkeni yokken" Sanıyorum Laiklik ile dini bağdaştırmadığım için bu cümleyi söylemek hakkım. Ama hem laik hem de dindar olduğunu iddia edenlerin bu soruya dediğiniz gibi cevap vermesi gerekir. Bu konuda T.C anayasasını iddiama referans gösteriyorum. Siz belki de, Resmi kurallar tanımında dini algılayışı kast ettiğimi sanarak , Nasılsa deliliğini de kabul etti, bu nasılsa deli, ee peygameberlere de genelde deli yaftasını tarih vurmuştur, yakında Oki peygamberliğinide ilan eder gibi bir yargı ile beni vahiy almakla itham etmişsiniz. Haşa sümme haşa Allah beni ve tüm inanları bu tür nefsi iddialara muhatap olmaktan korusun. Ama eleştirinizi dikkate aldım. Zira demek ki yazılarımı okuyanlarda böyle bir sezinti varmış ve bunu acilen düzeltmem lazım. Teşekkür ederim. Ben bu çok önemli eksikliğimi düzeltirken lütfen sizde Müslüman ve İslam kelimelerinin kapsamları hakkında biraz araştırma yaparsanız sevinirim. Bu konular hakkındaki görüş alışverişi paylaşımı için size özel bir başlık açtım İslam Forumunda duruyor. Başlamayı düşünüyorsanız ilgili başlıkta soru cevap şeklinde devam edebiliriz. Öncelikle red edilecek “BİRŞEY” in içinde neler var bilmem gerekiyor. Başlığa bakacağım. ......... Hatırlatayım İslamiyet boşanan kadın için kötü olan hangi uygulamayı iyileştirdi? Kendini kadın için nasıl anlamlandırdı?.....Burdan devam edelim isterseniz. Boşanan kadının evlenirken aldığı mehirlerini boşanırken geri almasının söylenmesi ilk aklıma gelen uygulama. Bununla ilgli olayı rica etsem Sevgili pante acaba yazabilir mi? Çıkmam lazım zira. Acaba diyorum asıl soru şu mu? "İslamiyet Kadının talep ettiği uygulamalardan hangilerini iyileştirdi ? Peygamberin yaşamındaki kadınların tarihte bıraktıkları izlere bakınca bugünkü islam içerisinde kadının baskı ile kontrol edilmesi uygulaması bana pek anlamlı gelmiyor açıkcası. Ama "evlerinizde oturun " ayetinin de bir sakındırması var tabiki. Ama nasıl bir sakındırma. Eğer bu ayeti kafanı gözünü ört ve toplumdan ayrıl olarak anlayacak isek, o zaman Peygamberin hem kızının hem de eşlerinin toplumun içinde olmasını nasıl izah edeceğiz. Bırakın toplumun içerisinde olmayı, bugün laiklik ile yönetilen ülkemizde savaşa giden kadın yokken, peygamberin eşi ve kadın köleleri refakat için gerektiğinde hemşirelik de yaparak en uç saflarda bulunmuşlardır. Ancak, gelin görünki, dini dincinin uygulamasından eleştirmek istediğinizde din dincinin malı oluyor ve bütün bu eleştirileriniz tarihsel uygulamalarında desteği ile haklılık kesbediyor. Sorunun temel ayrışma noktalarından birisi bu bence. Şimdi izninizle Sayın niveru'ya bir kaç cümle söylemek istiyorum. Sayın niveru; soyle bir durdum , yazinizi okudum , yine okudum bir daha okudum ,,, bir kez daha okudum , ben bu dili , bu tarzi bu lisani cok iyi taniyorum ,, neyse oyle inceden inceye tarzinizi es geciyor uzerinde durmuyorum .. Formule edilecek bir sey yok , konu islamda bosanma ve bosanma sonrasi kadin : durun durun bir formul cikardalim , elimizdeki veriler : Beni tanıdığınızı sanmıyorum. Tanısaydınız bu yargıya varmazdınız zaten diye düşünüyorum. Kişileri genel yargılar ile sınıflandırmak etkili ama bir o kadar da tehlikelidir. Kadının boşanma hakkına dair hadisler olduğunu biliyorum. Ama inancı hadise bağlayan bir sistemden hep kaçındığım için ; Mevcut boşanma hukuku ile boşanmalardaki artışıda savunduğunuzu hatırlatarak,, Siz haklısınız deyince kavga çıkmazmış düsturuna sığınıyorum. Diğer maddeler halinde sınıflandırdığınız konularda ise Sevgili K.C. nin günümüz hukuk uygulamasındaki bilgilerine güvenerek konuyu izniyle ona havale etmek istiyorum. Selamlar |
kafa goz yarma diye buna denir , sanirim , hayir bugun bayram diyecegim ama, olmuyor yine de olmuyor..
Herseyden once su laik ulkede savasa giden kadin yok onergesinden basliyalim, Oyle bir yaziyorlar ki , bizler 5 yasinda cocuk onlari masal niyetine dinleyip " vayyyy beee " diyecegiz , el insaf , muhammed desen ki her sefere ciktiginda , hemsirelik yapsin diye yaninda kura ile belirledigi bir karisini goturuyordu ... ! yapmayin lutfen , geceleri yanliz kalmakdan korkuyordu deseniz daha inandirici olurdu/ Gel gelelim 1400 yillik , islam tarihinde ornek verebilecek tek kisi aysemidir ! o ayse ki muhammedin dul esi , ebubekirin kizi olmasa saniyormusunuz ki aliye karsi ordu toplayabilecek .. , ee ondan baska ? 1400 yillik islamda bir kadin yonetici varmidir ? benim bildigim kadari ile yok , bakin rontgen kelimesi nerden gelir bilirmisiniz , ingilterede bir derebeyinin karisi ,kocasinin halka saldigi agir vergileri protesto etmek icin koy meydanindan at ustunde ciplak olarak gecmeye karar verir , koy halki , kadina olan saygisindan ona bakmamak icin , evlerine kapanirlar sadece birisi rotgen isminde birisi kadini gizlice gozetler ! bu bir ufak ornek,anlayana , bunuda evirip cevirip iste bati kadini boyle rezil duruma dusurmus derseniz , simdi! laik ulkede yani turkiyede , yasalar erkekleri zorla asker altina aldigindan kadinlar askerlik yapmaz. benim yasadigim rusyada , hala kadin askerler vardir ,ve 2.dunya savasinda orduda cephe gerisinde degil , bizzat dusmana karsi cephede savasmislardir. Kadinlar sizin oyle zannettiginiz gibi naif yaratikalr degildir , ha ustad yeri geldiginde erkekden daha gaddar da olabilirler .. Hadislere bakmam demissiniz , aynen katiliyorum , yukarida ozetini vermeye calistigim islamda bosanma ve bosanma evreleri tamamen ayetlere dayanir , hadis yoktur hepsi allahin uygulanmasini istedigi kurallardir. Buyrun aksini gosteren kuran sozleri varsa yazin , ben ozur dilemesini ve yanilmisim demesini de bilirim , size sunu soyliyeyim ki yatip kalkip allaha sukredin ki bir seriat ulkesinde kadin olarak dunyaya gelmediniz , yoksa bakalim boylesine atesli bir sekilde kuranda , islamda kadina verilen haklari savunabilir ve onunla yetinebilirmiydiniz ! PS : sayin okinono , yine diyorum , oyle ince ince laf sokusturmalari , o tur kibar dil altinda kucumseleri ,ben cok haci hocadan biliyorum taniyorum , iki cami yaptirmis her daim imamlari hoca efendileri yedirmis icirmis ,beslemis bir aileden geliyorum , tarziniz ,stiliniz hep ayni gidiyor , birakin bunlari , burasi form odasi , ya ortaya bir sey koyarsiniz yada yazma zahmetine katlanmazsiniz .. |
Sevgili Okinono;
Bu konuda T.C anayasını iddiama referans gösteriyorum. Ben mümkün olduğunca günümüz T.C anayasası uygulamalarını konunudan uzak tutmaya çalışıyorum ama bu mümkün olamıyor. Sizi Resmi kurallar tanımında dini algılayışı kast ettiğimi sanarak , Nasılsa deliliğini de kabul etti, bu nasılsa deli, ee peygmeberlere de genelde deli yaftasını tarih vurmuştur, yakında Oki peygamberliğinide ilan eder gibi bir yargı ile beni vahiy almakla itham etmişsiniz. Hayır! Sevgili Okinono ne size ne de burada bulunan diğer arkadaşlara deli diyebilecek bir ukalalığı kendime asla yakıştırmayacağımı bilmenizi isterim. Bu forumdaki hiç bir kimsenin de böyle bir haddi olmamalı! fikirlerimizi paylaşırken arada biraz latife tuz biber olur diye düşünürüm, kasılmalara fazla gelemediğim gibi, burnundan kıl aldırmayan tiplere de ayrıca sinir olduğumu belirtmek isterim. Hatalarımı reddedip, övünçlerime tapınmıyorum çünkü her ikisi de benim. hayat yeterince gergin en azından benim tarafımda bu minval üzere, hem kendimi de bu latifenin içine koymuştum, bunu başka aldıysanız özür dilerim. Ne de 1400 yıl öncelerde yaşamış biri için tarih vurmuş olsa bile bugünkü bakış açım ile yaftalama hakkına sahip olduğumu hiçbir zaman düşünmedim kendi çağının delisi olabilir. Ait olduğu çağda kalmıştır. Benim üzerinde durduğum konu bu kişinin günümüze mal edilen uygulamaları. Şimdi Pervane sana ne oluyor ki, sen zaten bu uygulamaların içine doğmadın diyebilirsiniz. Derseniz bunu da ayrıca tartışabiliriz. Ancak, gelin görünki, dini dincinin uygulamasından eleştirmek istediğinizde din dincinin malı oluyor ve bütün bu eleştirileriniz tarihsel uygulamalarında desteği ile haklılık kesbediyor. Sorunun temel ayrışma noktalarından birisi bu bence. İyi de Sizden kaç tane daha var? Dincinin uygulamalarını dininden almadığına kendimizi inandırabilmemiz için, dincilerden ayıklandığında din ne işe yarar? Ne gerek vardı o zaman elçiler gönderip emirler yağdırmaya? Kendimce yazdıklarınızdan çıkarabildiğim sonuç yine bir kendini bilmezliğim olduysa düzeltebilirsiniz. Tanrının varlığı ve mükemmelliğine inanmak yeterli ise tek bunu beklemesi gerekmiyor muydu? İlahi vahiler ile kendi kuralını bozmuş olmuyor mu? Ayrıca; Müslüman ve İslam kelimelerinin kapsamları hakkında biraz araştırma yaparsanız sevinirim. Bu kelimelerin kapsamını sizden okumak güzel olurdu diye düşündüm. Rica etsem bu talebimi değerlendir misiniz? Saygılar. |
sayin okinono , yine diyorum , oyle ince ince laf sokusturmalari , o tur kibar dil altinda kucumseleri ,ben cok haci hocadan biliyorum taniyorum , iki cami yaptirmis her daim imamlari hoca efendileri yedirmis icirmis ,beslemis bir aileden geliyorum , tarziniz ,stiliniz hep ayni gidiyor , birakin bunlari , burasi form odasi , ya ortaya bir sey koyarsiniz yada yazma zahmetine katlanmazsiniz ..
.... Size birşey söyleyim mi sayın niveru Çok haklısınız. İçinizdeki hırsı kusmak için, edebi, edepsizlikle adlanıracak kadar küçük kelimelere sığınmanız beni burada ne arıyorum cümlesini düşünmeme sevk etti. Yaşamının bir bölümünü iyi bir ateist olarak geçiren şahsıma karşı bilmeden ve tehlikeli önyargılar ile saldırıda bulunmanız, bundan evvel de ciğeri peş kuruş etmeyecek adamlardan köpek yaftasını yemem kendime gelmemi sağladı. Sizin gibi aklı kıt hırsı bol insanlardan müslümanların içerisinde o kadar bolca var ki, dile getirmeye çalıştığınız ve içerisinde haklılık payı olan değerli fikirlerin üzerine abanarak böyle kıt ve sığ usluplar gerçek fikirlerin üzerine kara bir örtü olarak abanıp kalıyor. Tarih boyunca yapılanlardan pekte farklı değil tarzınız. Yazınızda belirttiğiniz tarihsel kıssasların neredeyse tamamı yanlış. Keşke Dini cami yaptırmak olarak algılamak yerine araştırmak olarak öğrenseydinizde yine bir inançsız olarak bilinçli ve düzeyli eleştirileriniz ile topluma katkı sağlayabilseydiniz. Bu tartışma benim için bitmiştir. ............... Sevgili Pervane; Müslüman ve İslam kelimeleri hakkında,eğer öm ile yapılan köpeklik yaıştırmasından ve burada riyakar ikiyüzlü imam yakıştırmalarının ruhumda açtığı tahribattan kurtulursam uzun bir yazıyı sizlerle paylaşmaktan gurur duyarım. Bu arada Kadın'ın bugünkü haklarını özellikle bu ülkede dinin etkisi ile tam özgürlük kıssası altında ilk meclise salık verildiğini ve İsviçre anayasasının uyarlanması sırasında bir çok dinden ayrı; özgürlük olarak görünen kanun da Allah'ın peygamberinin emirleri doğrultusunda karar olarak alındığını, bütün bunların Cumhurbaşkanlığı arşivinde kayıtlı olarak yer aldığını tarihsel belge olarak katınlarsam Müslümanlık şemsiyesi altında bir dine bağlanacakmısınız. Kadının ilk peçesinin kaldırılıp atıldığını, buna karşı hunharca başını açtığı için sarhoş meclisinde katledildiğini, eğitimin ve kadının aklarının yazılı kağıtlar ile korunarak evliliğin kutsal ve tek eşliliğin de şiddetle önerildiğini Allah'ın emri olduğunu iddia edersem ne diyrosun Oki; bunlar ilgimi çekti mi dersiniz ; yoksa hayır ben benliğimin beni götürdüğü aklıma razıyım diyerek bireysel davranmaya devam ederek ateizmin zahirdeki serbestliğine alışığım mı dersiniz? ... Son iki paragraftaki önerim size değil sayın niveru yanlış anlamayınız lütfen. Edep olmadan din olmaz zira. Selamlar |
Alıntı:
Alıntıladıgım paragrafın benim dikkatimi çekti. Bu konuda ilgili belgeler mevcut ise ilginç olur görmek tabi. Ama Osmanlı etkileri ile yani yuzyıllardır islamla haşır neşir bir topluluk olarak Türkiye Cumhuriyeti anayasına kadınla ilgili maddelerin yasımasının yine islamla paralel bilgilerler yasımış olması sizcede olası değilmi... Yani çoğunluğun Müslüman olduğu bir toplumda sosyal anlamdaki bazı düzenlemelerin yapılmasında dine başvurulması çok olası bence. Nihayetinde Diyanet gibi bir kurumla bu ülkede din yine faal kılındı kitleler üzerinde. Anayasal yaptırımları olmasada toplumsal bir çok gemi elinde tutan aktif mercilerden biri de diaynet değil mi hala ? Tabi yine de senin dikkat çekmek istediğin özel bir nüans varsa onu dinlemek isterim. |
sayin ! okino
Sizin gibi aklı kıt hırsı bol insanlardan ...: aynine iade ediyorum , altu ustu bir form sayfasinda ne hirsina sahipmisim.. burda ne elde etmeyi umuyorum makam mi, rutbe mi ? ben sizin uslubunuz hakkinda dogrudan ne dusundugumu soyledim , kendi aklinizca zekice , kibar sozler sosu altinda yaptiginiz ,ne yazik ki zekadan ve espiriden yoksun dokundurmalarinizi ve latif hakeretlerinizi ortaya koydum Benim uslubum budur,sizde gercek uslubunuza dondunuz sonunda , tamda dusundugum gibi.. Size sunu sordum daha onceden ozet cikardigim formulde islamda bosanmayi , buyrun siz cok engin bilginizle aydinlatin.... yoksa oyle hakeretlerle formu kirletmeyin oyle Yazınızda belirttiğiniz tarihsel kıssasların neredeyse tamamı yanlış demekle bu is olmuyor , yanlissa buyur yanlisi goster ,aksini ispat et bu form bu yuzden var tartisma benim acimdan bitmemistir , oyle hakeret edipde bir kenara cekilmek yok azizim , o sozlerini geri alacaksin , edebi edebsizden ogrenecek degilim , Hayir birde atmasyonu yokmu , desen allah tes esliligi siddetle onermis ,. NERDE? hangi ayetde ? yoksa muhammed kendi yasam tarziyla buna ornek mi olmus ?? bir sey soyluyorsan buraya kanitini yaz , burasi dini sohbet kosesi degil sayin bay! hem oyle ruhumda acilan yaralar gibi kliselerle nazik beyefendi ayaklarina yatma , hem millete dilegin hakareti edeceksin hemde kaba adamlarin tacizine ugramis kisiyi oynayacaksin,,,,, yahu acayip sinir oldum ,, yok bunlarin topu boyle,, bir fabrikadan cikmis gibi ,, alinacaksanda alin ,, !! vallahi sinri oldum!!! Neyse bana islamda kadinin bosanma hakki konusunda ayet getir , bende sana nasil oluyorda isvicre medeni kanunu islam ve seriata dayanarak turkiyeye hicbir degisiklik yapilmadan tamamen tercume edilerek kanun haline getirildigini aciklayayim, atmasyon serbets nasil olsa!! bu ara hirs ettim bu foruma modetor olacam!))) tovbe ya resmen sinir oldum!) edit... neyse devam edelim , su mukemmel din bosanma konusunda baska neler , hangin degerleri insanlaga onermis ,armagan etmis ,,, bosanma sonrasi eger erkek yeniden ayni kadinla evlenmek isterse ....Olmazzzzzz , bu isler oyle basit mi kardesim , hem bosiyacan hemde yeniden evlenecen bunlar coluk cocuk oyuncagimi yap boz gibi ,,onu bosanmadan once dusunecektin .. Ama islam kolaylik dini degilmiydi ? tabii bak islamin buyuklugu guzelligi simdi nasil ortaya cikacak , benim gibi kit akillilarin yuzune samar gibi patlayacak Eger bosandigin kadin bir baskasi ile evlenip onunla CINSEL ILISKIYE girdikden sonra , o erkek de kadini bosarsa o zaman tekrar evlebilirsin!)) Goruyormusun islamin guzelligini , mukemmelligini??!))))) ha bu ara kadin bu isin neresinde dersen , hic bir yerinde , bosandigi erkek ile tekrar evlenmesi icin baska bir erkegin koynuna girmesi gerektigi konusunda kimse ona fikrini sormuyor vessalam!! yahu normal bir ulkede bunu soylesen adama deli gozuyle bakarlar ama bizde yuzyilar boyunca uygulanmasi , insanlar hulle yoluna gitmek zorunda kalmislardir, boylesine insan onuruna yakisan bir dindir bu! sayin nazik kit aklimla atmasyon yapiyor dersin diye asagiya ayeti yaziyorum , benim sozum degil allahin kelami Bakara 230. Eğer erkek kadını boşarsa, ondan sonra kadın bir başka erkekle evlenmedikçe onu alması kendisine helâl olmaz. Eğer bu kişi de onu boşarsa, Allah'ın sınırlarını muhafaza edeceklerine inandıkları takdirde, yeniden evlenmelerinde beis yoktur. Bunlar Allah'ın sınırlarıdır. Allah bunları bilmek, öğrenmek isteyenler için açıklar. buyrun bay nazik konumuz bosanma , islamda bosadigin kadinla tekrar evlenmek icin onu baskasinin yatagina sokmak sartmidir , degilmidir!!))))) |
buyrun bay nazik konumuz bosanma , islamda bosadigin kadinla tekrar evlenmek icin onu baskasinin yatagina sokmak sartmidir , degilmidir!!)))))
......... "Tekrar alacağın kadını boşama. " Bu sorunuzun cevabı budur. Ama bazı kadınlar var ki, laf söz dinlemez ve hakareti kendilerine mesken tutmuşlardır. Bu tür kadınları boşamak el hak caizdir. Ve lütfen hakaretlerinize bir son verin... Selamlar |
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 00:39 . |