![]() |
Harra Vakası - Büyük Hicaz Katliamı
Müslümanlar bilmez Harra ya da Harre vakasını. Çünkü bilinçli olarak üzerinde durulmaz, konu edilmez. Kerbela Katliamı'nı herkes bilir. Çünkü her yıl anma törenleri yapılır, katliamın acıları tazelenir. Halbuki Harra Katliamının yanında hiç kalır Kerbela. Kerbela'da öldürülenlerin yüz misli öldürülmüştür Mekke ve medine'de. Tecavüz ve yağmaların yanında Kabe'nin yakılıp yıkılması da vardır üstelik. Ama Kerbela bilinir, Harra bilinmez. Kerbela'yı parmak kesilmesine benzetirsek eğer, Harra'da kafa kesilmiştir. Türkleri katledenler, yüzbine yakın Türk'ü kesip sıra sıra ağaçlara asan, kadınlarına tecavüz edip köle pazarlarında satan Emeviler, bu alışkanlığı önce müslümanları katlederek kazanmışlardır.
Önce İslam kaynaklarından olayın özetini sunalım: Aralarında, Medine eşrafından Abdullah b. Hanzala, Abdullah b. Ebu Amr ve Münzir b. Zübeyr'in de bulunduğu bir heyet, Şam'a gidip Halife Yezid ile görüşmüşlerdi. Heyet, Medine'ye döndükleri zaman, Yezid'in dinsiz olduğunu, içki içtiğini, çalgı çaldırdığını, yanında şarkıcı kadınlar bulundurduğunu, köpek ve maymun beslediğini vs. söyleyerek, kendisini halife olarak tanımadıklarını açıklamışlar; bunun üzerine, Medineliler ayaklanarak henüz çocuk denilecek yaşta bulunan Medine valisi Osman b. Muhammed b. Ebu Süfyan'ı Medine'den sürüp çıkardıkları gibi, Medine'deki Emevîleri de Mervan b. Hakem'in evinde muhasara etmişlerdi. Emevîlerin acele imdat istemeleri üzerine, Yezid, Müslim b. Ukbe’yi oniki bin kişilik bir ordu ile Medine ve Mekke halkını tepelemeye memur etmişti. Müslim, Medine'de Kureyş'ten ve Ensardan binlerce kişiyi asıp kesmiş, şehri yağmaladıktan sonra Mekke üzerine yürümüş, Müsellel’e geldiğinde hastalanıp ölmüştü. Ölürken, Husayn b. Numeyr'i yerine bırakmıştı. O da mancınıklar kurdurarak Mekke'yi taşa tutmuş, Kabe’nin duvarları yıkılmış ve yakılmıştı. Taberî. Târîh. c. 7. s. 3-5. Ezrakî, Ahbânj Mekke, c. 1, s. 196-204, İtan Abdi Rabbih, Ikdu'l-ferfd, c. 4, s. 387-391 , Belâzurî, Ensâbu'l-eşrâf, c. 4, s. 42, M. Asım Köksal, İslam Tarihi, Köksal Yayıncılık: 4/349-350. |
Tabi bu olay farklı biçimde de okunabilir sevgili başkan. Yeni teoriye göre (ohlig) Heraklıos'un ölümünden sonra iyice otonomlaşan Arap gücü, devletlerini güneye doğru genişletmek amacıyla Medine ve Mekke kentlerini yağmalayarak fethettiler.
Ah DMA başımıza ne işler açtın :D |
Bir sorun var bu olay islamın veya peygamberin emriylemi oluyor.
Yoksa yezidin emriylemi. muhatabınız yeziddir islam değil |
Alıntı:
Bu olayla ilgili eldeki kaynaklar maalesef yine İslami kaynaklar. Bunlar İslam'ın su yüzüne vurdukları. Ya bilmediklerimiz? Neler döndü o karanlık devirde acaba? Yoksa Harra ve Kerbela, bir karşı din devriminin izleri mi? İslam bu karşı devrimle mi İslam oldu ve bir mezhepten dine yükseldi yoksa bu karşı devrimle Muhammed eliyle kurulan din büyük değişikliklere mi uğratıldı? Yoksa bir Aryüsçü Hristiyan mezhep inancı ikiye bölünmüştü de dediğin gibi kuzey, güney'i mi fethedip yeni bir din ortaya çıkardı? Ne yazık ki bunlara kesin emin olamayacağız. Tüm bunlara ışık tutacak sürpriz bir kaynağın ortaya çıkması zor görünüyor. Alıntı:
4786 - Ibnu'l-Museyyeb radiyallahu anh anlatiyor: "Ilk fitne yani Hz. Osman radiyallahu anh'in sehid edilmesi vukua geldigi zaman Ashab-i Bedr'den kimseyi hayatta birakmadi. Sonra ikinci fitne yani Harra hadisesi vukua geldi. Bu da Hudeybiye ashabindan kimseyi hayatta birakmadi. Sonra ucuncusu vukua geldi. O da insanlar arasinda akil ve kuvvet(sahabe) birakmadi." Buhari, Megazi 11. |
Kaynakların uzun uzadıya kaydettiklerine göre Medine’de gerçekleşen isyanın asıl sebebi sarayına yaptıkları ziyaret esnasında Yezid’in ahlaksızca yaşantı içerisinde olduğunu gördükten sonra Medinelilerin ona olan biatlerini geri çekmesi olmuştur.
İslâm Tarihçilerinden büyük çoğunluğu, Medinelilerin, Yezid b. Muaviye’ye karşı isyan etmeleri ve sonrasında gerçekleşen Harra vakasında (63/683) dinî veya siyasî sebeplerin etkili olduğu görüşündedirler. Studies in Jahiliyya and Early Islam kitabının yazarı Kister ise Medinelilerin isyanında dinî veya siyasi sebeplerden ziyade sosyo-ekonomik nedenlerin etkili olduğunu iddia etmekte ve bunu ilk dönem kaynaklarından olan ancak İslâm Tarihi araştırmacıları tarafından gözardı edilen kaynaklardan istifade ederek delillendirmektedir. Medine’deki isyanın gerçek sebebiyle ilgili olarak Ya’kubî’nin “Tarih”inde tamamen farklı bir bilgi yer almaktadır. Sorun aslında Muaviye’nin Medine’deki arazilerinin, tarlalarının, hurmalıklarının işlenmesi ve mahsüllerinin toplanması ile ilgilidir. Muaviye, bir çok bölgede bu tür mülkler edinmiş ve buralarda köleleri ya da kölelikten kurtulmuş mevali işçileri sistemli olarak çalıştırmaktaydı. Denildiğine göre Muaviye, zor kullanarak işçi çalıştıran ilk halife olmuştur. Medine’liler valiye “Biz çok zor durumda kalıp açlıkla karşı karşıya gelince Muaviye bizim bu durumumuzdan istifade etmek istedi ve bizim arazilerimizi gerçek değerinin yüzde biri kıymetinde bir parayla satın aldı.” diyerek şikayetlerde bulunmuşlardı. |
Bu arazi sorununa ilave siyasi bir sorun vardır ki o da Muaviye ölmeden önce oğlu Yezid’i halife yapmak istemiş, tüm bölgelerden biat edilmesine rağmen Mekke ve Medine’den biat gelmemiştir.
Yezid, Osman b. Muhammed b. Ebû Süfyan’ı Medine’ye vali olarak tayin edince Muaviye’nin Medine’deki arazilerinin âmili olan İbn Mîna, Osman b. Muhammed’e gelerek Medinelilerin daha önceki yılların aksine bu sene buğday ve hurma mahsulünü ve vergileri toplamasına engel oldukları hususunda bilgiler verdi. Vali Osman b. Muhammed, bir grup Medineliyi yanına getirtti ve onları bu tür davranışları sebebiyle sert bir şekilde azarladı. Bu tavır Medinelileri çok kızdırdı. Bir gün Medine’ye çokça yağmur yağdı ve halk yağmur sularını kendi tarlalarına akıtabilmek için koşuşturmaya başladı. Muaviye’nin Mevâlîsi de yağmur sularını Muaviye’nin arazisine bağlamak için harekete geçti. Bunun üzerine Medineliler, onlarla mücadele etmeye başladılar. Tansiyon yükseldi. Kerbela katliamının haber alınmasıyla ipler tamamen koptu. Abdullah b. Zübeyr, Yezid’e olan biatını geri çekti. Çarşı halkı bir bayrak açarak onun mevâlîsi ile çarpışarak bazılarını öldürdü. Bu olay, bardağı taşıran son damla oldu ve Medineliler vali ve Emevi oğullarına karşı isyanı başlattılar; onları Medine’den kovdular. Kovulan Emevi oğullarının geçecekleri yolları kayalarla tıkadılar. |
Yezid’in ordusu Müslim b. Ukbe komutasında Medine’yi kuşatıp teslim olmaları için 3 gün mühlet verdi. 3. günün sonunda şehre saldırdı ve kısa sürede şehri teslim aldı. Üç gün boyunca şehir yağmalandı, talan edildi. Kadınlara, kızlara üç gün boyunca tecavüz serbest bırakıldı. Birçoğu ganimet olarak alındı. Mekke ve Medine’de onbine yakın insan katledildi. Bu olaydan sonra aileler kızlarını evlendireceklerinde bekaret konusunda garanti veremiyorlardı. Harre katliamı da denilebilecek bu olay İslam tarihinin yüz karası olarak nitelenmiş ve Kerbela’dan değil asıl bundan dolayı Yezid’e lanet edilmesi caiz görüldü.
Mekke kuşatması sırasında Yezid ölünce önce oğlu II. Muaviye'ye, iki ay sonra onun da ölümü üzerine Mervan b. Hakem'e biat ettiler. Emevi ailesinden iki yöneticinin art arda ölümüyle meydana gelen kargaşa döneminde Filistin, Humus ve Kınnesrin ordugâhları Abdullah b. Zübeyr'e biat etmeye hazırlandılar. Fakat Mervan b. Hakem, kısa zamanda duruma hakim oldu. Bu arada, Abdullah'ın Filistin'i almak için kardeşi Mus'ab idaresinde gönderdiği ordu başarısızlığa uğradı. Bu mücadeleler devam ederken, 7 Mayıs 685'te Mervan öldü ve yerine oğlu Abdülmelik geçti. Karışıklıklar devam ediyordu. Müslümanlar ikiye bölündü. Hicaz ve doğu eyaletlerinde Abdullah b. Zübeyr, Suriye, Filistin ve mısır’da Abdülmelik hakimdi. Diğer taraftan Hariciler de çetelerle Abdülmelik’e karşı savaşıyordu. Karışıklıkları bastırıp duruma hakim olan Abdülmelik, hiç zaman kaybetmeden, ünlü komutanı Haccac b. Yusuf'u bir orduyla Mekke üzerine gönderdi. Haccac, şehri kuşattı. Şehir direnmekteydi. Haccac, Abdülmelik'ten hem takviye birlikler göndermesini hem de gerektiğinde şehre şiddetli bir taarruzda bulunmaya izin vermesini istedi. Abdülmelik, 5 bin askerden oluşan takviye bir birlik gönderirken taarruz iznini de vermişti. |
Mekke kuşatmasından dolayı evlerde yiyecek bir şey kalmamıştı. Birçok mahallede bulaşıcı hastalıklar ortaya çıkmıştı. Haber gönderilemiyor, yardım gelmiyordu. Birçok kaynakta, kuşatma altında çok zor günler geçiren Müslümanların binek hayvanlarını, hatta hakaret amacıyla Haccac tarafından kendilerine mancınıkla atılan köpekleri bile yemek zorunda kaldıkları anlatılmaktadır.
Kuşatmanın altıncı ayında yiyecek hiçbir şey kalmamıştı. Yorulan, bıkan, açlıkla baş başa kalan bazı direnişçiler; Abdullah b. Zübeyr'in etrafından ayrılmaya başladılar. Bunların arasında, Abdullah'ın oğullarının dahi bulunduğu kaydedilmektedir. Abdullah durumun çok kötüye gittiğini ve başka bir çıkış yolu olmadığını görmüştü. Teslim olmak yerine ölümü tercih etti. Şehirde yaşanan faciaya bir son vermek ve daha fazla insanın ölmesini engellemek amacıyla bir çıkış hareketi yaptı ve vuruşarak öldü (1 Ekim 692). Adı zamanla, zulüm ve zorbalıkla özdeşleşecek olan Haccac; büyük bir vahşet ve gururla Abdullah b. Zübeyr'in başını kestirerek önce secdeye kapandı, daha sonra da onun başını Suriye'ye gönderdi. Haccac; haram ayda, haram kılınan bir bölgede kan dökmekten, Allah'ın evini taşa tutmaktan ve Kabe'nin içine sığınan insanları bile katletmekten çekinmemişti. Kerbela’dan sonra Mekke ve Medine katliamlarıyla Müslüman sahabenin kökü kazınmış sayılırdı. Geride ses çıkacak, karşı koyacak, Müslümanlara önderlik yapacak kimse kalmamıştı. (Belki de karşı devrim tamamlanmıştı) 4790 - Hisam Ibnu Hisan rahimehullah anlatiyor: "Haccac'in hükmen öldürdüğü insanların miktarı sayılmış, 120 bin kişiye ulaştığı görülmüştür." Tirmizi, Fiten 43, (2221). |
Kabe'nin yakılıp yıkılması konusu net olarak anlaşılmamış olabilir, çünkü yazımda yeterince vurgulanmamış.
Önce 683'de Yezid'in zamanında saldırılıyor Mekke'ye ve Kabe'ye. Bu 1. kuşatmada Kabe'nin duvarları yıkılıyor, ahşap kısımları ve örtüsü yanıyor. Yezid'in ölümü ve halife seçimi konusunda çıkan karışıklıklar sırasında 9 yıl boyunca Abdullah b. Zübeyr Mekke'de halifelik yapıyor. Bu sıra İslam devleti çift başlı. Bir halife de Emevilerde var. Abdullah b. Zübeyr, kabe'yi tamamen yıkıp yeniden yaptırıyor. 692 tarihinde, Abdülmelik döneminde Mekke yeniden kuşatılıyor Haccac tarafından. Şehir ve Kabe yine mancınıklarla dövülüyor. Kabe 2. defa yakılıp yıkılıyor. Abdullah b. Zübeyr de öldürülüyor. Bu defa Abdülmelik yıkılan Kabe'yi tekrar yaptırıyor. Birinci kuşatmada biat etmeyenleri cezalandırmak, ikincide ise iki başlı hale gelmiş islam devletinin Mekke'de halifeliğini ilan etmiş olan Abdullah b. Zübeyr'i devirmek için. Düpedüz iç savaş yani. Üstelik en önemlisi de iç savaş ve taht kavgası kutsal tanımıyor. Ne Kabeymiş, ne kur'an'mış ne sahabeymiş, ezip geçiyor. |
Tuhaf bir durum.
Kadir-i mutlak son din olarak islamı seçiyor ve islamı kullarına anlatmak için bir kitap vahyediyor. Arapça ve apaçık bir kitap bu. Ama ne hikmetse daha iki cihan serveri sevgili elçisinin toprağı katılaşmadan kanlı bir hesaplaşmanın iktidar kavgalarının içine düşüyor. Sonra bu kavgaların, iktidar hırsının taşıyıcıları islamı dünyaya yayıyorlar. Gözünü kan bürümüş bir hırsın taşıyıcıları aynı zamanda islamı günümüze taşıyanlar. Ve bu din barış dini... Şaka olmalı tüm bunlar. |
Bu rivayetlerden islamın aleyhine ne çıkarılmak isteniyor?Aksine tüm bunlar Rasulullahın peygamber olduğuna,vahy aldığına delildir.Çünki o müslümanlar arasında fitnelerin olacağaını haber vermişdi.
9764- Ebû Sa'lebe el-Huşenî radiyallahu anh'dan: "O, Peygamber sallallahu aleyhi ye sel-lem'e 'Size nefsinizi korumak gerek' (Mâide, 105) âyeti hakkında sorunca, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şu cevabı verdi: 'Ma rufla amel edin, kötülükten uzak durun. Cimri insana itaat edildiğini, hevâ ve hevese uyuiduğunu, dünyanın âhirete tercih edildiğini ve herkesin kendi görüşünü beğendiğini gördüğünüz zaman (işte o zaman) sen kendine bak, avam halkı bırak! Sizden sonra Öyle bir zaman gelecek ki, o zamanda sabretmek, ovucuna köz (kor) almak gibidir. O zamanda bir isçi, bugün sizde çalışan etli işçinin aldığı ücreti alacaktır.' Ona denildi ki: 'Ey Allah'ın Resulü! Bizden elli kişi gibi mi yoksa onlardan elli kişi gibi mi ücret alacaktır?' 'Bilakis sizden elli kişinin aldığını alacaktır' buyurdu." |Ebû Dâvud ve Tirmizî.l 9765- Ebû Hureyre radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:) "Sen Öyle bir zamandasın ki, burada kişi emrolunduğunun onda birini bırakırsa helak olur. Daha sonra Öyle bir zaman gelecek ki kişi o zamanda emrolunduğunun onda birini yaparsa kurtulacaktır." |Tirmizî.] 9766- İbn Amr radiyallahu anh'dan: "Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem parmaklarını birbirine geçirip: 'Ey Abdullah bin Amr! Sözleri ve emanetleri bir birine karışmış hale gelen işe yaramaz değersiz insanların arasında bulunduğun zaman sen nasıl hareket edeceksin?' Dedi ki: 'Ey Allah'ın Resulü! O zaman ben nasıl davranayım?' Şöyle buyurdu: 'Tanıdığınla ilişkilerini devam ettirir, tanımadığından uzak durursun. Seçtiğin iyi kimseleri kabul eder, kötü kimseleri ve avamı terkedersin." [Buhârî.] |
Teşekkürler ehli tevhid
|
İçlerinde bir tane ahlaklı varmış o da Muhammed Mustafaymış :) Öyle diyolar.
|
Alıntı:
Yoksa Muhammed'e verilmiş bilmediğimiz böyle bir özelliği mi var? İslam'a göre geleceği ancak Allah bilir. Allah, Kur'an'da bildirmemiş de, özel iletiler mi göndermiş Muhammed'e? Kur'an'da aksine diğer din ve kitap sahipleri gruplara ayrılmakla, bölünmekle suçlanır. Her grubun kendini en doğru ve Allah'a en yakın olarak görüp böbürlendiği, onlarla ilişki kurulmaması, onların işinin Allah'a kaldığı söylenir. Tarihin ve talihin tecellisi ki daha da kötüsü İslam'ın başına gelir. Hem de daha başlangıçta, Muhammed'in ölümünden hemen sonra gruplaşmalar başlar ve diğer dinlerde görülmemiş savaşlar ve katliamlar yaşanır. Bugün de mezheplerin, tarikatların her biri kendini en doğru görerek böbürlenmektedir. Bu durumda Kur'an'a göre bir müslümanın bu mezhep ve tarikatların hiçbiriyle ilgisi, ilişkisi olmaması, onlara katılmaması gerekir. Ama görüyoruz ki forumlarda en çok rastladıklarımız, bu gruplara dahil olanlardır. Müminun/ 53-54. Ama insanlar din konusunda aralarında bölük bölük oldular. Her bölük kendi tuttuğu yolla övünür. Onları bir süreye kadar sapıklıklarıyla başbaşa bırak. Rum-32. Dinlerini parçalayan ve bölük bölük olanlardan olmayın. Onların her biri, kendilerinde olan ile böbürlenmektedir. Enam-159. Dinlerini parça parça edip, grup grup olanlar var ya, senin onlarla hiçbir ilişkin yoktur. Onların işi Allah'a kalmıştır, sonra (Allâh) onlara yaptıklarını haber verecektir. Bu ayetlere Hristiyan ve Yahudi mezheplerinden olanların inanmaması normaldir. Çünkü onlar Muhammed'e inanmazlar. Peki müslümanlar neden bu ayetlere göre hareket etmez, ayetlerin gereğini yerine getirmez? Getiremezler, çünkü hizipleşmeden kurtulmanın yolu birleşmektir. Birleşmenin yolu da hiziplerden ayrılmaktır. Ama menfaatler önde geldiğinden ayrılmazlar. |
Alıntı:
|
Alıntı:
On yıllar öncesinden birçok insan nasıl ki Sovyetler Birliğinin yıkılacağını tahmin etmişse, zamanında yaşanan çekişmelerden, kavgalardan dolayı Muhammed'in de ilerdeki bölünmeleri, fitneleri tahmin etmesi çok normal. Ganimetlerin paylaşımındaki çekişmelerden tutun da, İfk hadisesindeki cepheleşmeye, Zeynep'le evliliğine muhalifleşmeye, ensar ile muhacir arasındaki anlaşmazlıklara, hanımlarının kendisine karşı asileşmesine, Ayşe ile Fatma arasındaki kavgalara varıncaya kadar birçok ihtilaf daha Muhammed hayattayken mevcuttu. Ölüm döşeğinde başucunda yaşanan tartışma dahi tek başına yeterlidir. "Bana bir kağıt-kalem getirin de benden sonra ne yapmanız gerektiğini yazayım ki aranızda ihtilafa düşmeyesiniz." isteği Ömer tarafından "O şimdi ne dediğini bilmiyor" diyerek engellenmesinden sonra gelecekteki parçalanmayı kim tahmin etmeyebilir? |
Alıntı:
|
Alıntı:
bir rivayetide ben aktarıyım harra olayıyla ilgili "Müslim, kestiği sahabe başları ile esir sahabîleri Yezit'e gönderdi. Yezit bunların karşısına geçip Uhud günü intikam şarkıları söyleyen İbnu's-Sib'arî'nin, Bedir'de öldürülen müşriklerin intikamının alındığını ifade eden bir şiirini okudu. Bunun üzerine, kendini tutamayan bir sahabî haykırdı: 'Dinden çıkmış oldun!' Yezit cevap verdi: 'Ben hiç de o kanaatte değilim.' (Harra Olayı için özellikle bk. İbn Sa'd; Tabakat, 4/283; 5/65-68; İbn Kuteybe; el-İmáme ve's-Siyáse, 1/184; İbn Abdrabbih; el-İkdu'l-Ferîd, 4/390). |
Alıntı:
Saldırı yoğunlaştığında Kabe'nin içine giriyor Halife Zübeyr. Muhtemelen Al-i İmran Suresi 97. ayetine güveniyor: "Orada apaçık nişâneler, (ayrıca) İbrahim'in makamı vardır. Oraya giren emniyette olur. " Ancak umduğu gibi olmuyor. Kabe'yi vuran macınık taşları Kabe'nin yıkılmasına ve Zübeyr' in ölmesine neden oluyor. |
Harre Vakası'nı araştırırken bu siteye rastladığımı tanışalım bölümünde belirtmiştim.
Aklımdaki temel soru şu : Peygamber öldükten sonra , Kur'an ve İslamı belirleyen diğer kurallar ilk haliyle korunabilmiş midir? Peygamberin ölümünden kısa bir süre sonra, sistematik olarak tüm yakınları öldürülmüş. İslama ilk inanan ve dinin yayılmasına hizmet edenler de yok edilmiş. Bu sistemli yok edişin mimarı Beni Ümeyye.. Kabe'yi iki kez yıkarak ve peygamberin türbesini ahır olarak kullanarak hem de. Uzun bir dönem İslam coğrafyasının yöneticisi olan Beni Ümeyye'nin , Peygambere ve Sahabesine yaklaşımı böyleyken,Kur'anın değiştirilmemiş olduğuna inanmak mümkün müdür? Bugün İslam'a inanıyorum diyenler önce bu soruyu sormalı değil midir? İman, sorgulamaya açık değildir ama bu tarihi de bilmemek anlamını taşımamalıdır. |
Hepsi yalan..
Maksat.. Üretilen esas yalanın.. Yalan olduğunu kimse anlamasın.. Kerbela atmasyonuna Arap bile inanmıyor.. Bu konuda bir darbı meselleri bile var. Halamın falan filanı olsaydı amcam olurdu.. Anlamında kullanıyorlar. Tavuk mu kesiyorlar? Hepsini öldürmüşlermiş.. Hepsi.. O kadar tavuk bile yok o zaman oralarda.. Değil ki insan.. Yemen'de Hristiyan devleti vaaaaarmış.. Kralı fillerle Kabe'ye saldırmııııış.. Dünyanın en örgütlü dinine sahip olan Hristiyanların yapılan "elemtere fil" vakıası'ndan haberi yok. Kuran'da yazıyor.. |
Sayın Theatre;
Sitede yeniyim ve arkadaşların özgün usluplarını yanlış ya da eksik kavramış olma payımı saklı tutuyorum. Hicaz katliamında ölen insan sayısını abartılı buluyorsanız,size katılırım,o çağda o kadar nüfus yoğunluğu olamaz o bölgede. Ama katliam hiç yapılmadı diyorsanız sağlam gerekçeleriniz olmalı. İslamcı tarihçiler bile bu olayları kabul ediyor ve insani değerlere sığdırmayı başaramadıkları makul gerekçeler bulmaya çalışıyorlar. Kerbela katliamı tamamen gerçek dışıdır mı demek istediniz? O halde; Peygamberin torunu Hüseyin nerede ve nasıl öldü ? Bir açıklamanıza ihtiyaç duymamak mümkün değil. |
|
Peygamber torunu Hüseyin diye biri olsaydı ve Hüseyin Kerbela'da öldürülseydi..
Bir kandil gecesi de o günün önemine binaen ayarlanırdı. Forumda yeni iseniz önce forumdaki başlıkları okumanızda yarar var. Forumda bir çok başlıkta Peygamber ve Dört Halife Döneminin sonradan oluştuğuna dair yazılar var. |
Peygamber sözcüğünü sadece sıfat olarak kullandığımı,bana ait inancın göstergesi olmadığını belirtmeliyim önce.
Peygamberden sonra, Beni Ümeyye'nin rövanş aldığını ve Muhammet'ten kalan tüm verileri değiştirmiş olacağını düşünmüştüm. Kerbela atmasyon oldu, Hicaz katliamı palavra.. Ve açıklamayı gereksindim. Tarihteki olay ve kişilerin mevcudiyetini, adına özgülenmiş kandilleri referans alarak kabul edeceksek; Hüseyin'in öldüğü gün, Çok geniş bir coğrafyada kitleler halinde, kandillerden daha derin ve yoğun bir duygulanımı içeren, çarpıcı anma törenlerinin yapıldığını anımsamadan geçmemeliyiz. Sunni şeriatını ön kabulle hareket etmek zorunda da değilsek; Bu,Hüseyin'e ve ölüm şekline delalet eder mi dersiniz? Forumdaki tüm yazıları okurum elimden geldiğince elbette. Ben aranıza katılmadan önce, her şey tartışılıp, bir tek kelime eklemeye gerek kalmaksızın değişmeyecek sonuçlara bağlandı ve son kesinlemelere ulaşıldıysa, İşim çok kolay, Hazır yazıları okur, kemale ererim. Ama bir ricam var Anlamadığım hususları sorayım, zahmet eder açıklayan olursa çok sevinirim. |
Alıntı:
Bunu yazanlar.. Her zaman ve her yerde.. Kime neyi zannettirmek isterlerse zannettirebilirler. İslam ve tarihi ile ilgili herşeyi düşünmek mümkün. Zaten öyle olsun isteniyor. Peygamberin torunu Hüseyin'in öldürülmesi sadece Şiilerde anılıyor.. Onların anmasını sağlamak çok kolay.. Mesela.örneğin.. Kurban bayramları her sene bütün İslam dünyasında kutlanılıyor.. Hem de her tarafında.. Bunun bir bayram olduğuna bir kaç yüz milyon insan iyice inandırılmış. Bir de.. Sitede.. Hemen her konuda yeterince bilgi var.. Genelde site yöneticileri yeni üyeleri uyarır.. Önce sitedeki yazıları okuyun diye.. Bana da kısmet oldu.. Bu söz.. Bir nevi üzüm üzüme baka baka kararır hikayesi. |
Baris dini!!!!!????
|
Sayın Neva,
PAntenin yazılarını tekrar okumanızı öneririm. Barış dini derken? Binlerce Gerçek islam inanırının öldürüldüğünü fark etmiyormusunuz? Bi "Karşı Devrim"den bahsediliyor... Emevileri islamın Gerçek temsilcisi olarak görmek ne derece doğru? |
Sayin ExEgoist ;
Ben "baris dini "olarak lanse edilen kismindayim isin.. Aksi takdirde herseye bir kilif uydurmak inanin zor degil.. Baris dini=Iktidar, erk kavgasi.. Erk kavgasinin oldugu yerde, baris'tan, insanca yasamdan soz edebilir misiniz? |
Guncelleme.
|
Dün gece bu bilgiyi okudum ve bu gün bir mümine kabenizi yıkmış birisi dedim.
Heycanlandı Orayı kimse yıkamaz yüce rabbimin korumasi altında diyerek atarlandı. Ben demiyorum islam tarihcileiniz diyor deyiverdim. Arkadaşımın yüzüne pis pis gülerek oradan ayrildım.. Cok keyiflendim yahu. Kabeyi mancınıkla yıkmış biri yikanın eline sağlık. Fil hikayesinde GUŞ gönderen tanrı haccaca PLAKET yollamış. Medinedeki yaptığı yıkım ,talan ve tecavüzler o biçim olmuş. İslami bir sitede bu konu sorulmuş ve islami site hacacı evliya gibi gosterme yollarina kadar girmiş. Hacac kur-anı hatim etmiş ..hahahah.( maksat turkleri islam ile şereflendirme durumu!) Kimin aklina gelir EL-İLAHIN evini mancınıkla yıkmak. Yıkmış be adam. |
Alıntı:
http://onedio.com/haber/250-kisinin-...baskini-555169 |
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 17:48 . |