Turan Dursun Sitesi Forumları

Turan Dursun Sitesi Forumları (https://turandursun.com/forumlar/index__1.php)
-   Politika (https://turandursun.com/forumlar/forumdisplay.php?f=21)
-   -   Yüzüme İyi Bak General (https://turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=12726)

saroz 14-09-2009 18:33

Yüzüme İyi Bak General
 
YUZUME IYI BAK GENERAL (Ece Temelkuran) okuyun ! mutlaka!



Ece Temelkuran, "yiğit kalem" olduğunu Milliyet'teki bugünkü 12 Eylül yazısı


Bana bak general! Yüzüme iyi bak! Çünkü general, benim çocuğum da bana benzeyecek. Aklında tut yüzümü.

Aklında tut, çünkü general, er ya da geç senin torunun, benim çocuklarımdan özür dileyecek. Sen torununa hesabını vermediğin cinayetleri miras bırakıyorsun.

Torunun senin gibi olmayacak general. Ama benim çocuğum aynı bana benzeyecek.

Torunun general...
Senin torunun general, senin yaptıklarını benim yazdıklarımdan öğrenecek. Alman çocuklar Yahudilerden nasıl özür diliyorsa her gün, şimdi, senin torunun da, hiç işlemediği günahlar için, benim çocuklarımdan özür dileyecek.

Bana iyi bak general! Sen bu memleketin ümüğüne çöktüğünde ben sekiz yaşındaydım. Bir sabaha karşı annem ağladı. Babamın yüzü ihtiyarlamıştı o sabah. Ben böyle bildim senin ne mal olduğunu. Ben o sabahı unutmam general. Kitaplar okudum, hikâyeler dinledim.

Sen, suçlarınla başka bir ülke, günahlarınla başka bir insan yaratmak istedin. Ama bak işte, ben olmadım. Ben general, sana karşı kazanılmış bir zaferim. İşte burada yazıyorum. Bana iyi bak general! Çünkü bu memlekette benden çok var.

Zalimleri hecele...
Bana bak general! Sen darağaçlarını kurduğunda ve Kürtleri Diyarbakır Cezaevi’nde ‘Co’ adlı bir ite selam durdurduğunda ben, dokuz yaşındaydım. Sen yazdırmadın, konuşturmadın, senin gibilere memleketi suspus selam durdurdun, unutturdun. Ama şu işe bak ki general, ezberden sayabilirim hepinizin adını, soyadını. Bana iyi bak general! Çünkü benim çocuğum da bana benzeyecek. Tıpkı benim gibi olacak o da; okumayı zalimlerin adlarını heceleyerek sökecek.

Böyle bir ülke...
Söylesene general, ben niye Commer’in ismini biliyorum? Co’yu neden bilmeliyim ben? Kaç kadına copla tecavüz edildiğini, insanların foseptik çukurlarında bekletildiğini, Mamak’ta başlarından aşağıya boşaltılan suyla ayakları buzlu zemine yapışmasın diye zıplayan çıplak adamları niye bilmeliyim?

Bi’ deyiversene general, babasının çocuğuna tecavüze zorlandığını niye öğrenmeliydim? İdam sehpalarında adamların kendi taburelerine tekme attığı niye rüyama girmeliydi daha 16 yaşımdayken? Erdal Eren’in yüzü niye aklına kazınsın bir çocuğun daha 10 yaşında? Bütün bunlar olmamış gibi yapan bir ülkede yalan söylememeyi öğrenerek nasıl büyür bir çocuk bilir misin general? Nasıl okur, nasıl gazeteci olur?

‘Hayır duam’
Ben sekiz yaşındaydım ve sen gelip bana böyle bir hayat verdin, böyle bir ülke, böyle insanlar. Zalimlerin isimlerini unutmamam gereken bir ömür verdin. General, sen beni, çocuklarıma bunları öğretmeye mecbur ettin.
Bana bak general! İyi bak general. Adımı ezberle. İyi bak general. Çünkü benim çocuğum da bana benzeyecek.

pervane 14-09-2009 23:03

Bu yazının her satırı bir bir yaşanmışlık ve okurken binlerce kişinin sesini haykırıyor.


Aklında tut, çünkü general, er ya da geç senin torunun, benim çocuklarımdan özür dileyecek. Sen torununa hesabını vermediğin cinayetleri miras bırakıyorsun.

Torunun senin gibi olmayacak general. Ama benim çocuğum aynı bana benzeyecek.

Fakat Ece hanım bilmezmi ki, armut dibine düşer ve tarih tekkerrürdür bu ülkede. genarellerin de kendilerine benzettikleri torunları yüzünden. Genareller yaşadıkça torunlarını kendilerine benzetecekler. Generaller hesapsız yaşayıp başkalarının torununu öldürerek kendi torunlarını yaşattıkça, general torunları haklı olduklarını hak olarak görecek ve özür nedir bilmeyecek. Generaller yaşadıkça miras bırakacakları cinayetleri kahramanlık, özür dilemeyi güçsüzlük olarak öğretecek torunlarına ve o torunlar hesapsız yaşayacak miraslarını, hak etmişlerdi diyecekler, haklıydı general olan dedemiz, haklılık sadece dede mirası hakkımızdır diyecekler...

AYATA 14-09-2009 23:10

Generaller.........onlar uzaydan gelmedi, bu halkın çocukları.....çoğunun ailesi orta direk bile değildir... herkes vatanını sever, farklıdır bu sevgi..herkes vatanı için bir şeyler yapmak ister, yapar...iyi şeyler yapıyorum sanır.....biri sevgisi ile vatanının anasını bellemiştir...bilmez...biriside bellemeye adaydır o da bilmez.

güneşinzaptıyakın 14-09-2009 23:11

Gerçeklerin yüksek sesle ve çoğalarak söyleniyor olması umut verici... söyleyenden çok okuyanların çoğalması önemli... bilinmesi önemli faşizm her an her yerde karşımızda...

inanın..
güzel günler göreceğiz çocuklar
güneşli günler
göre-
ceğiz
motorları maviliklere süreceğiz çocuklar!
ışıklı maviliklere
süre-
ceğiz.

pervane 14-09-2009 23:40

Generaller vatan sever değildir. Halktan ayrılır general olmak için ayrı bir boyuttadır, halkın değil torunlarının hakkına bakar.. halktan ayrı gezer. Hiç bir general halk içinde yaşamaz. Halkın eglencesinde, sofrasında yemez. Ayrıdır mekanı, kendi gazinosunda eğlenir, kendi kampında tatilini yapar, Dolmuşa binmez, paçası kirlenmez. Gündüz kışlada gece lojmanda konaklar. Halk gibi traş için bile halkın berberine gitmez. Çocuklarının halkın çocukları ile birlikteliği okulun çıkış kapısına kadardır. Özel araçlar ile taşınır generalin çocukları, emrinde halkın çocuğu olan erler eşliğinde. Generaller ne yapar hizmetindeki halkın çocuklarına kıyar bir bir gözünü kırpmadan, vatanın üzerinde yaşayan halkın çocuklarını öldürür. Hiç bir vatan halkından ayrı düşünülemez, halkı öldürülen bir vatan sadece generallerin çocuklarınındır. Halkın değil..
General halkın içine dönmemek için sürekli savaş kapıda diyerek tatbikat yapar. Vatan tehlikede değilse halkın gözü açılır bir kendi haline bir generale bakar. Tehlike sürmelidir yoksa generalin halkın sırtından yediği, halkın huzusuzluğundan beslenen huzuru kaçar.

Averroes 14-09-2009 23:54

Şimdi bu yazıyı gece gece bana ne diye okuttunuz da canımı sıktınız? Oysa planlarım arasında sigara içmek yoktu bu gece. Biraz sonra kızımın yanına gidip, yanağına bir öpücük konduracaktım. Babanın oğluna zorla tecavüz ettirildiğini, insanların köpeklere selam durdurulduğunu okutup da niye beni kararımdan caydırdınız? Şimdi ben o Diyarbakır Zindan'ının yanından tükrük bezlerim salgılanmadan nasıl geçeceğim? Ne diye aşk üzerine, dostluk üzerine, insanlık üzerine yazabilecek yazın yeteneğimi birilerine en galiz küfürler bulmada kullanmak isteyeyim? Saroz dostum şimdi ne diye astın bu yazıyı? Hadi Saroz sen astın, Pervane sen ne diye ikinci sigarayı yaktırdın?

Soda 15-09-2009 02:56

Bu yazı o kadar problemli ki, ancak Ece Temelkuran, Perihan Mağden gibi isimlerden çıkabilirdi böyle bir yazı, şaşırmadım.

12 Eylül'e ve bütün insanlık dışı uygulamalarına karşı çıkmak için çok geç kaldınız ey "Türkiye" aydını demek zorundayım.

İkincisi bari "işkence konusunda" ayırımcılık yapmamayı öğrenebilseydiniz derim.

Türkiye'de işkence sadece Diyarbakır cezaevinde olmadı. Günün anlam ve önemine binaen mi sadece Diyarbakır öne çıkartılır anlamış değilim.

Üçüncüsü,

"
Alıntı:

Aklında tut, çünkü general, er ya da geç senin torunun, benim çocuklarımdan özür dileyecek. Sen torununa hesabını vermediğin cinayetleri miras bırakıyorsun.

Torunun senin gibi olmayacak general. Ama benim çocuğum aynı bana benzeyecek"
bu cümledeki problemli ruh hali fazlasıyla sırıtmakta.

Hem "torunun senin gibi olmayacak" diyeceksin hem onun torununa kendi çocuğundan özür dileteceksin. Bu nasıl bir "Türkiye" aydını çelişkisi böyle?

Ece Temelkuran geleceğin intikam taşlarını şimdiden döşemek istemektedir.

Bu öyle bir intikam isteği ki, gerçek suçluyu geçip onun suçu olmayan çocuklarına yönelmekte. Tam bir (psikolojik) kan davası tetikçiliği.

Ayrıca bu "özür dileme" konusunda takıntılı bir aydın grubumuz var:

Alıntı:

Alman çocuklar Yahudilerden nasıl özür diliyorsa her gün, şimdi, senin torunun da, hiç işlemediği günahlar için, benim çocuklarımdan özür dileyecek.

Neden Ece Temelkuran?

Neden onun torunu senin çocuğundan özür dilesin?

Peki aynı işkencelerin "soykırım" boyutunda Türklere karşı Ermeni çeteciler tarafından uygulandığını sana söylesem acaba ne dersin?

Bugünün Ermenilerinden özür bekler misin?

Veya bekledin mi?

Veya tam tersi sen mi özür diledin onlardan?

Neden işkenceler "insanlara" değil de "Kürtlere" yapıldı (senin gözünde) Ece Temelkuran?

Ece Temelkuran'ın bu metnindeki özneleri işkenceci, soykırımcı Ermeniler ve işkenceye soykırıma maruz kalan Türkler olarak değiştirsem ve yazının kalan kısmına hiç dokunmasam bana ne dersiniz?

İyi ama ben sadece Ece Temelkuran gibi "Kürtler" için öfkelenmiyorum.
Ben bütün yapılmış işkencelere, katliamlara, soykırıma öfkeleniyorum ve yapanların hepsinden ama yapanlardan (torunlarından değil) özür bekliyorum. Torunlarından beklentim dedelerinin realitelerini kabullenmeleri olur en fazla.

Ben yapılmış işkenceler üzerinden günün mana ve önemine uygun bir ideoloji ve propagandayı pazarlamıyorum. Ve ilgisiz insanlara yönelik gelceğin linç kampanyalarının alt yapısını hazırlamıyorum.

Bence bu konular Ece Temelkuran'a ağır gelir.
Ona eskisi gibi Malezya modeli üzerine "ılımlı İslamı" tartışmasını öneririm. Biraz daha light konular seçmeli kendisine.

saroz 15-09-2009 10:36

Soda efendi,

Bok yedirilen, copla tecavüz edilen ve çocuğuna tecavüze zorlanan insanları anlamanı beklemiyorum. Hele bu insanlar kürtse haketmişlerdir bile değilmi??

Kabul et böyle düşünüyorsun. Ece temelkurana kin ekiyor diyorsun ama senin içinde hasat zamanı gelmiş geçiyor bile...

Molloch 15-09-2009 14:18

Alıntı:

Türkiye'de işkence sadece Diyarbakır cezaevinde olmadı.
Ece Temelkuran 12 Eylül'ün sadece Kürtleri hedef aldığını iddia etmiyor ki. Bu yazısında Diyarbakır Cezaevi'nin üzerinde durmuş sadece. Ece Temelkuran sadece Kürtlerle ilgili değil, Islamcıların baskısına uğrayan insanlar (kadınlar, Aleviler, dindar olmayanlar vs) hakkında da çok güzel yazılar yazıyor. Ayrıca başından beri AKPye muhaliftir.

Evren'in torununun "suçlu olması" konusunda ise Soda'ya katılıyorum, çocuklar ve torunlar, anne babalarının ya da dedelerinin/ninelerinin işlediği suçlardan sorumlu değillerdir.

Soda 15-09-2009 15:04

Herşeyden önce Kazım'ın avatarını kullanarak beni eleştirmen beni incitir.

Kazım benim İstanbul Üniversitesinden arkadaşımdır ve pek çok hoş anım vardır onunla.
Kazım "Kürtçü" değil "İNSANCI" idi. 12 Eylül karşısındaki duruşu ise herkesin zaten bildiği bir duruştur ve 12 Eylül faşizmine karşı pek çok eylemde birlikteydik. 80'li yılların sonları 12 Eylül faşizminin taptaze bütün canlılığı ile devam ettiği yıllardı. Bugün bakıyorum da herkes o kadar rahat bir ortamda konuşuyor ki 12 Eylül karşıtlığının bile pek bir anlamı kalmadı artık.

Dünün 12 Eylül savunucuları, işkenceye "münferit canım" diyenler bugünün en kral 12 Eylül karşıtı olmuş. Ben bunlara "tatlı su 12 Eylül karşıtı" derim. Hele hele 12 Eylül solun kafasını ezerken zevkten dört köşe olan, Evren'e olmadık yağlar çeken muhafazakar sağcıların bugün 12 Eylül karşıtı olması benim gözlerimi yaşartır.

Ece Temelkuran'a gelince:

Amerika'nın (fotoğraflarla belgeli) Iraklı'lara yaptığı işkenceler ve Kerkük, Telafer'de yaptığı Iraklı Arap, Türkmen katliamları, Afganistan'da yaptıkları ve Hocalı'da Ermeni katliamları konusunu da torunlarına initikal ettirecek mi görmek isterim.

Biz eğer torunların hesap sormasını isteseydik, bundan 90 yıl önce Anadolu'da Türk köylerinde Ermeni çeteleri tarafından yapılan katliamların hesabını bugün bizim aramızda yaşayan Ermenilerden sorardık ama Allah'tan Ece Temelkuran gibi çoluğu çocuğu işin içine katacak kadar kan davası güdecek bir hissiyata sahip değiliz.

Ermeni de bizim Kürt de bizim 12 Eylül mağdurlarının da hepsi bizim insanlaırmızdır.

Sadece onlar mı?

Kalbimiz Irak halkı için de Filistin halkı için de Afganistan halkı için de Azerbeycan halkı için de atar.

Kısacası, insanın olduğu heryerde varız.


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 23:17 .