![]() |
Nükleer Santral Öcü Değildir
Hem temiz hem de yüksek çıktılı nükleer enerjinin karşısında olmak irrasyonel bir bakış açısıdır. Nükleer Santral, yüksek kurulum maliyetli, düşük sera gazı üretimli ve yüksek enerji üretim kapasitesi olan bir tesisdir.
Stratejik açıdan da, nükleer santral, enerji bağımsızlığı yolunda atılan çok önemli bir adımdır. Nükleer atık, kendini çevreci sananların düşündüğü gibi "çöp" değildir. Verimli enerji üretme kabiliyetini kaybetmiş radyoaktif çubuklardır. Bu çubukların, radyoaktivitesinin tamamen kullanılması ya da yeni teknolojilerle atomik özelliklerinin değiştirilip radyoaktif ömrünün saniyeler boyutuna indirilmesi yönünde çok ciddi çalışmalar vardır. Çernobil faciası elbette korkunç bir olaydır ve tekrarlanmayacağını kimse söyleyemez. Sonuçta minimize edilse de, işin içinde insan faktörü vardır. Ya da bir savaş, terörist saldırı olabilir. Fakat bilinmesi gereken, Çernobil Santrali'nin güvenli inşa edilmediğidir. Normalde bir aksilik durumunda reaktörü radyasyon kaçırmayacak şekilde bloke eden betonarme güvenlik duvarları olması gerekirken, bu santral de bunlar yapılmamıştır. En yaygın iki sözde sözde çevreci argümanına, kısaca cevap vermek istedim. Bunlar atık ve reaktör güvenliğidir. Bunlar göz önünde bulundurularak, Dünya'da nükleer enerjinin ne kadar yaygın olduğunu aşağıdaki grafikle göstermek ve tek bir nükleer santrali olmayan Türkiye'nin sözde çevrecilerin kötü niyetli oyunlarıya enerji alanında geri kalmış bırakılmak istenmesi argümanımı sunmak isterim: http://upload.wikimedia.org/wikipedi...tation.svg.png Kaynakhttp://img535.imageshack.us/img535/6130/nukelegend.jpg |
Nükleer santrallara karşı çıkılmasını ben de tamamen irrasyonel buluyorum. Uzun vadeli bakıldığında aklı başında bir çevrecinin en çok favorize etmesi gerektiği alternatif bu oysa.
Aynı veya benzer verimlilikte, çevre için aynı şekilde zararsız ve üstelik bir de daha az tehlikeli (veya tamamen tehlikesiz) yeni kaynak ve metotlar geliştirilirse (ki bu yönde de çalışmalar var), o zaman nükleer santrallara karşı çıkmak için makul sebeplerimiz olur. Ama diğer yandan milo'nun da dediği gibi, nükleer santrallardeki 'tehlike' boyutunu -neredeyse- sıfıra indirgemek için de çalışmalar sürmekte. Elimizde şu an olan imkanlardan yola çıkacak olursak, çevre temizliği için daha iyi bir alternatif yok! Ama 'çevreciğili' kendi tekelinde gören gruplarda maalesef bu tartışmalarda daha çok irrasyonel komplo teorileri hakim. saygılarımla |
nükleer enerji denildiğinde kontrollu füzyon kastedilmediğine göre, nükleer santralleri savunmak çılgınlıktır.
dünyada bunca çevresel felaket varken bu riski dünyanın kaldırabileceğini umut edebilmek fazla iyimserlik. sayın ulpianın bahsettiği daha az tehlikeli ve ya zararsız diye nitelediği çalışmaların çoğu füzyon ile ilgili çalışmalar.radyoaktifivite yada nükleer santral tanımına pek girmiyor. daha doğrusu nükleer santral denildiğinde klasik radyoaktif enerji kastediliyor. |
Alıntı:
saygılarımla |
nükleer santrallerle (fisyon) küresel ısınma arasında bir korelasyon olup olmadığını bilemiyorum.
kaza riski çok düşük ancak çok yıkıcı bir şeyden bahsediyoruz. füzyon ise daha kontrollu ve kaza durumunda yıkıcı etkisi çok az (teorik olarak). ancak füzyon bildiğim kadarıyla ekonomik değil ve halen geliştirilme aşamasında. yani uygulanabilir değil henüz. kontrollü füzyonu kesinlikle destekliyorum ancak nükleer enerji santralleri başka bişey. klasik radyaoaktif enerji her zaman tehlikeli oldu. yakın zamanda bu teknolojinin (kontrollü füzyon) geliştirilmesi durumunda zaten klasik fisyona dayalı nükleer santral teknolojisi tümden terkedilecektir. konunun ayrıntılarına dair formasyonum olmadığı için söylebileceklerim bundan ibaret. |
Sayın nihilist,
Henüz endüstriyel anlamda aktif bir füzyon reaktörü yoktur. Muhteşem çalışmalar yapılageliyor ama önümüzdeki 10 yıldan önce sonuç beklelemek gerek. Türkiye'de gelmesi çok daha uzun sürebilir. Başlık prototipleri değil bugün çalışan reaktörleri kastetmektedir. Bu reaktörler son derece çevreci ve yüksek çıktılıdır. Eleştirilen, kendini çevreci sanan bir çok örgüt ve şahsın irrasyonel olarak nükleer enerjiye karşı çıkmasıdır. Nükleer Santralin Çevreye etkisini gösteren grafik aşağıdadır[1]. Füzyon çalışmaları ile ilgili bir video. Harika ama reaksiyonu başlatmak için Güneş'in 10 katı sıcaklık gerek! :) |
Nükleer santral konusunda sorun atik ve reaktör güvenligi. Ben her iki konuda da Türkiye'de bir felaket yasanayacagina nerdeyse eminim. Almanya'da bunlar oluyorsa, kimbilir bizde neler olacaktir.
http://www.dunyabulteni.net/news_detail.php?id=111258 Su anda detaylarini hatirlamiyorum ama gecenlerde bu Gorleben ile ilgili bir yazi okumustum. 70'lerde Almanya hükümeti nükleer atiklari Gorleben'deki tuz yataklarinin altina gömecegini aciklamis. Iste 5 metre asagi gömünce etkisi olmuyor falan diye seyler söylemisler. Ama olay hic göründügü gibi degil. Buna benzer birseydi, dedigim gibi detayini hatirlamiyorum simdi. Bu is Alman titizligiyle böyle oluyorsa, Türk umursamazligiyla felaket ki ne felaket. |
Alıntı:
Bu verdiğin örnek yine kel alaka. Alman Hükümeti, daha kuru ve depolamaya uygun bir yer yerine, ıslak bir depo alanı seçmiş. Neden? Çünkü burası ucuz ve çok düşük nüfuslu. Ortada bir sızıntı yok, yaygara koparılacak bir şey yok. Artı, Greenpeace bu ajitasyonu yapmak için teröristlere hedef göstermeyi göze alıyor. Kim bilir belki kendisi bombalar orayı! Atık ve reaktör güvenliği konularından bahsettim yukarıda. Her ikisinde de rasyonel bir muhalefet duymuşluğum yoktur. Varsa yoksa konuyu bilmeden ama geçmişteki silah amaçlı nükleer güç kullanımları hafızasına kazındığından alerjik tutarsız reaksiyonlar. Güneş nükleer enerjiyle çalışır. Radyoaktivite yadsınamaz bir güçtür ve onun uygar kullanımlarına kapıyı kapamak bir çeşit yobazlık olur. |
sevgili milomanara öncelikle türkiyeye güvenden bahsederken elinde neler var??
ben sana sadece bu ülkede madenciliğin neredeyse cumhuriyet kurulduğundan beri yapıldığını söyleyebilirim ve 2010 yılının türkiyesinde yılda ortalama 100 kişi maden kazasında ölmektedir!! yada diğer ağır sanayi iş kollarından bahsedebiliriz??? sevgili milomanara ülkeye güvenmek esastır ancak türkiyeye güvenmek felakettir burda ağaılık kompleksi felan yok! bu ülkenin bakanı radyoaktivite tehlikesi olan çağı içip bakın ben içtim işte bişey olmadı diyen birisidir!! kazım koyuncu neden öldü??? bende isterim ülkemde bu santraller olsun enerji kaynağımız gelişsin ama bu ülkede bişeyler değişmedikçe hep karşı olacağım! kım bir kazada olabileceklerin telafisini yapabilir?? bizim hüketimiz bu işi doğru düzgün yapabilecek mi sen buna inanıyormusun? taşeron firmalara veir bu işide özelleştirir kıme gittiği belli olmaz yahu limanlarını topraklarını satan ülkesindeki telekominikasyon ağını yabancılara devreden ülkesindeki tek yakıt işleme fabrikası tüpraşı satan ve daha nice kaynakları yok eden bir iktidara sen nasıl güvenebiliyorsun?? ben güvenmıyorum ve ülkemde böyle bir kazanın gerçekleşme ihtimali oldukça bu santrallere karşı olacağım.... bu ülke atıklarını nereye atacağını bile bilmıyor avrupa ülkeleri bile bu konuda sıkıntıdalar... |
Alıntı:
"Bu ülkede bir şeyler değişmesi" nedir? Benzin tankerinin yanında sigara içen hayvan kalmaması mıdır? Ya da 45 tonluk tırla 180 km/s hızla giden yaratık kalmaması mıdır? Malzeme bu, ya büyük projeleri bunlardan menkul yapacağız ya da 21.yy'ın sefilleri olacağız. Bence hükümetle falan alakası yok. Bir çok tesisimiz sistemleşmiştir ve bu devasa sanayi kurumlarında iş kazası bile nadiren olur. Onu da geçtim, eşeklikte(yüksek ölümlü iş kazası oranları olan) bizimle yarışan ama başarıyla nükleer santral çalıştıran ülkeler var[1 Veriyi daha anlaşılır hale getirmiştim ama, dikkat etmediğim bir kısımdan koca grafik anlamını yitirdi. Ham veriye bakabilirsiniz oradan. Biz yapamayız argümanı anlaşılabilir değildir. Eşek cenneti değil ya burası be? |
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 04:03 . |