![]() |
Arap Dili ve İslamlık Olmak
Türklerin anadili Arapça mı?
BAZI İslamcı çevrelerin, Müslümanlığı bir tür "Arapçılık" haline getirdikleri bir sır değil. Ve bu tutum bazen öyle bir hal alıyor ki en koyu Arap milliyetçisinin bile söylerken kırk kere tereddüt edebileceği şeyler yazılıp çizilebiliyor. Yeni Şafak’ta Nazif Gürdoğan’ın geçen gün yayımlanan yazısı da böyle bir yazıydı. Gürdoğan, Kuran’ın ve Müslümanların ibadet dilinin Arapça olduğundan yola çıkarak "Arapça bütün inananların anadilidir" diye yazıyor. "Arapça, dillerin anasıdır" diye de hükmünü tamamlıyor. Gürdoğan’ın düşünce zincirini takip edersek, Türkçe’nin Türklerin anadili olmadığı gibi bir sonuca ulaşıyoruz. Müslümanların ibadet ederken kullandıkları dilin dünyanın her yerinde Arapça olması, anadillerinin de Arapça olmasını gerektirmiyor. Ben kendi adıma kendi dilimden memnunum. Eminim ki Türklerin ezici çoğunluğu da benim gibi düşünüyor. http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/...rid=148&gid=61 bence Nazif Gürdoğan kendince sonuna kadar haklı. islamın bütün kaynakları onu haklı çıkarıyor. ne de olsa islam arabın dini... |
Re: arap dili ve islamlık olmak
Yazının orijinalini de vermekte yarar var Russell.
http://www.yenisafak.com.tr/ngurdogan.html Yalnızca İstanbul'da yarım milyondan fazla Arapça elmazyası kitap varmış. Bunların günışığına çıkabilmesi için Arapça'nın bir dünya dili olması gerekir diyor Gürdoğan. Son üç cümlesi ise çok anlamlı Mekke'nin kalbi Kabe, bütün insanlığın ilk evi, ilk mabedi ve ilk üniversitesidir. Kabe üniversitelerin, Mekke şehirlerin ve Arapça da dillerin anasıdır. Ana dilini bilmeyen, başka dilleri anlamakta güçlük çeker. İnanç dilinde böyle olabilir, gerçek hayatta Arapça nedir? Basit bir örnek göstermek yeterlidir sanırım. http://meta.wikimedia.org/wiki/List_of_Wikipedias Burdaki listede wikipedi'de hangi dilde ne kadar makale olduğu görülüyor. Canlı bir listedir. Her saniye değişiyor. Bu listede 1.2 milyar insanın ana dili olduğu iddia edilen Arapça 35. sıradadır. Estonya, Galiçya dillerinden bile daha az makale vardır Arapça'da. Gürdoğan doğru söylüyor. Arapça dillerin anasıdır. Demek ki anamızı ağlatmışlar. :D |
Re: arap dili ve islamlık olmak
Nazif Gürdoğan
Yeni Şafak İnananların anadili Arapça'dır İnsanların bildikleri diller ile düşünce dünyaları arasında doğru orantılı bir bağıntı vardır. Kelime hazineleri zengin olanların, düşünce dünyaları güçlü olur. Kelimeler insanları iç ve dış dünyalarında uzun yolculuklara çıkarırlar. Kültür kelimelerle zenginleşir ve yeni boyutlar kazanır. Kültür dünyasının zenginlikleri kelimelerle kuşaktan kuşağa, toplumdan topluma aktarılır. Az kelimeyle konuşan, dilleri yoksul olan toplumların, kültürün hiçbir alanında zengin olmaları mümkün değildir. Dünyanın en zengin, yüzyıllar boyunca hiç değişmeden gelen dillerinin başında Arapça gelir. Arapça Arapların değil, Allah'ın Kur'an için seçtiği, İbrahimi geleneğin, son halkası İslam'ın dilidir. Bütün diller değişebilir, ancak Arapça değişmez. Kur'an'ın dili, İslam'ın ilk yıllarında konuşulan Arapça ile bugün Arap dünyasının konuştuğu Arapça arasında önemli bir fark yoktur. Arapça inananların dünyasında Kur'an ile ölümsüzlüğe ermiş, korunan kutlu bir dildir. Arapça'ya ömrünü adayan DEÜ İlahiyat Fakültesi öğretim üyelerinden Prof. Dr. Muharrem Çelebi'yi Haziran ayının ilk haftasında yitirdik. Hafta sonunda Birlik Vakfı'nda, ağabeyi Ahmet Rüştü Çelebi, Prof. Dr. Suat Yıldırım, Erdem Bayazıt, Prof. Dr. Ahmet Turan Aslan, Doç. Dr. Said Öztürk, Kenan Seyithanoğlu, vakfın yorulmaz bilmez kurucuları İsmail Kahraman, Mustafa Şimşek, Mehmet Alacacı, Abdullah Nişancı, öğrenci ve dostlarıyla "Çelebi'yi anma, anlatma ve Arapça'yı anlama" toplantısı düzenlendi. Prof. Dr. Muhammed Hamidullah yetmişli yılların başında Erzurum İslami İlimler Fakültesi'nde misafir öğretim üyesiyken, doktora seminerlerinde sık sık, Kur'an'da İslam'ın Peygamberi'nin hanımlarının, bütün inananların anneleri olduğu açıkca belirtildiği için, ırkı ve rengi ne olursa olsun, Arapça'nın her Müslüman'ın ana dili olduğunu, vurgulardı. Anadolu insanı, Balkan ve Kafkas ülkelerinde olduğu gibi, Arapça'yı ikinci bir ana dil bilmiştir. İslam dünyasında Arapça Arapların değil, Kur'an'ın dili olarak algılandığı için, Türkçe, Farsca, Urduca, Balkan ve Kafkas dillerine binlerce Arapça kelime girmiştir. Müslüman ülkelerde Arapça hiçbir zaman yabancı bir dil olarak görülmemiştir. Arapça'nın yaygınlaştırılmasında ve bir düşünce dili olmasında Arap olmayanların, çok büyük katkıları olmuştur. Arapça bütün Müslümanların ortak ibadet dilidir. Ezanın ve namazın dili ülkeden ülkeye değişmez. Dünya kültürünün ana dillerinden biri Arapça'dır. Yalnızca İstanbul'da, yarım milyondan fazla Arapça elyazması kitap vardır. Bütün Anadolu şehirlerinde olduğu gibi, Balkan, Kafkas ve diğer İslam ülkelerinin her şehrinde, araştırmacıları bekleyen binlerce Arapça yazma kitap vardır. Onların günışığına çıkarılabilmesi için, Arapça'nın bir dünya dili olması gerekir. Mekke'nin kalbi Kabe, bütün insanlığın ilk evi, ilk mabedi ve ilk üniversitesidir. Kabe üniversitelerin, Mekke şehirlerin ve Arapça da dillerin anasıdır. Ana dilini bilmeyen, başka dilleri anlamakta güçlük çeker. Sevgili Rusell, Ben de yazısını aldım ki her kes görsün.Ben bu kişinin Türklüğünden şüphe ediyorum.Bunlar için zaten Türklük önemli değil.Biz boşuna bunlara ümmetçi demiyoruz.Ümmetçi zihniyetten başka ne beklenir ki.Bak bir de ne demiş yazısının sonunda.Ana dilini bilmeyen, başka dilleri anlamakta güçlük çeker. Ana dilini Türkçeyi inkar eden bir zat Türk olabilir mi?İşte Türk müslüman- ların şu arap uşaklarına alet olmasını kabullenemiyorum.Onlar için önemli olan islam olmak.Türklük mü?Umurlarında değil.Ama işte Atatürk bu ümmetçi anlayışı ortadan kaldırdığı için Atatürk'e fırsat buldukça saldırıyorlar. Atatürkü sevmedikleri bunun içindir.Laikliği getirdiği içindir.Ama Türk olup da bu gerçekleri görmeyenlere yazıklar olsun.Atatürk Türk Dil Kurumunu Türk dilini zenginleştirmek için kurdu.Ona göre bu ana dilimizi yabancı dil- lerin boyunduruğundan kurtarmak gerekiyordu.Büyük bir mesafede alındı.Ama 12 Eylül dilimize de darbe vurdu.Türk dil ve tarih kurumları göstermelik kurumlar haline dönüştürüldü.Onların attıkları tohumlar yeşererek bu gün iktidar olmuşlardır.Bir Türkçe öğretmeni olarak ana dilim olan Türkçeyle gurur duyuyorum.Eğer bu gün Türk milleti anadilinde ibadetini yapamıyorsa Türk olup da araplara uşaklık yapanlar sayesindedir. |
Re: arap dili ve islamlık olmak
Ne desem?
Okuyunca, o kadar sey aklima geliyor ki, o kadar sey his ediyorum ki, gecmisim yüzünden gülemiyorum bile, kalbim küt küt atiyor. Tipik bir islamci hayalci düsünür, dünyayi oldugu gibi degil, kendi islam anlayisina nasil olmasi gerektigi gibi düsünüyorm, hakiktaen bu düsünmekmi? Düsünmeninde bazi kurallari vardir elbett, insanin kendi hasta *fantazilerini dile getirmek olamaz, düsünmek, kücük cocuklarda fantezi eder, ama onlarin fantezileri, varsayimlari, hasta degildir, yaslarina, edindikleri tecrübelere göre, düsüncelirini gercek ile karsilastiklari orana göre gayet normaldir, ama maalesef islam bu devirde, yetiskin insanlari, cogunlukla erkekleri tabii, hayal ettiriyor, neymis arapca dünya dili imis, yok kabe üniversite imis. Idiaa ediyorum, yok bugün bilim degil de, askeriye dünya´ya yön veren olsa idi, o zaman yazisinda, kabenin ilk cephane, ilk kisla oldugunu yazardi, yok spor olsa idi, o zaman da kabe ölye insanlar icin , ilk acik hava spor alani olurdu, devamini siz düsünün... Bu düsünmek degil, uydurmakdir, böyle insanlara düsünür demekle, düsünmek´eve düsünenlere cok ayip ediyoruz bence. Hosca kalin. |
Re: arap dili ve islamlık olmak
Sevgil Ezkamo
Bu yazıyı almakla çok ibretlik bir ders vermiş oldun. Sağolasın varolasın. Zaten hadise de bundan ibaret, aslında bu yazar her şeriatçının kafasının içinden geçipte ifade edemediklerini yazmış. Her zaman söylerim ki; müslümanlık bahane Arap olmak şahane ...!! İşte böyle insanları "müslümanlık" adı altında kendine benzetirler. Bizim köyde buna "kültür emperyalizmi" diyorlar. Konu ingilizce olunca herkes aslan kesiliyor ama arapça olunca kimse de ses yok. Benim için ezanın ingilizce okunması ile arapça okunması arasında hiç bir fark yok. *İkisi de kulağımı tırmalar. Şimdi bu arkadaşlar kendi ana dilleri ile "dua" bile edemez haldeler bırak Kuran okumayı, din öğrenmeyi. Ve biliyormusun ki kendi ana dilleri ile ibadet edemeyen tek millettir türkler dünyada. Üstelik 6-7 yaşında bebelerin beyinlerine arapça dualar sokulmaya çalışılınca insan hepten sinir oluyor bu duruma. Bari bu ülkenin bebelerini kurtarabilseydik bunların elinden. |
Sözkonusu Laiklik ve Atatürkçülük dersleri olunca, okullarda hiçbir ideoloji olmasın deyipte tüm liselerden bunları kaldırıp, yerlerine tüm liselerde osmanlıcayı zorunlu, arapçayı seçmeli hale getirilmesi önerenler aynı insanlar!
|
|
Allahın konuştuğu arapçanın Arap ülkelerinde resmii dil olması sayesinde arap milleti imtihanda kayırılmış oluyorlar. Papualı bir insan, arap bir insanla aynı soru ve sorunlarla yaşam sınavına başlamış olsa bile sorulardan habersiz papualı cehenneme gidecek. Fakat kur'an Papualı bir peygamberin sözü olsaydı, bu kez Tokpisin dilinde yazılacaktı ve deveye binerek kabeye hacca gelin ayeti yerine, mavi papaz balığı hakkında yazılmış ayetler sözkonusu olacaktı. Araba onun anlayacağı dilden konuşması, arabın anladığı dildeki kutsal kitabın evrensellik niteliğini yok ediyor. Bırak evreni sanki gitmiş gözlem yapmış gibi bir de cennet dilinin, ahiret dilinin arapça olacağını iddia ediyordu Bugün gazetesi yazarı Mehmet Paksu.
Onun gibi gerçek müminler, 8 milyarlık dünyada anadili arapça olmayan ve pek az kişi tarafından zorlukla öğrenebilinen bir dili kutsamayı, şartlı tepki verdiği için söylemde destekliyor olabilirlere ama eminimki mantık olarak desteklemiyorlardır. Mehmet Paksu Vakia 21'e dayanarak cennette uçan kuşun tadını merak edince kızarıp geliyor diyor. Peygamber Muhammed ise, cennet ehlinin uçan bir kuşu gördüklerinde, canları kuşun etinden yemek istediklerinde, kuşun kızartılmış olarak önlerine geleceğini, yiyip doyduktan sonra da tekrar kemiklerinin toplanıp kuş olarak uçacağını haber vermiş. Peygamber Muhammed ile ümmeti Mehmet Paksu, cennet hayatına profesyonelce yaklaşmışlar, ayrıntılarıyla islamın ne denli saçma bir din olduğunun karşılığını panoramik aktarmışlar. |
Yazı oldukça eski, 2006'ya yazılmış, ancak Arap dini mensuplarının düşünceleri hâlâ aynı olduğundan yanıt yazmak için geç değil :)
Nazif Gürdoğan, tümüyle kendi ideolojik ve dini hislerinden doğan şahsî görüşlerini sanki bilimsel gerçeklermiş gibi yazmış. Özellikle şu sözü tam gülmelik Alıntı:
İlgili ayet, Diyanet İşleri Meali'nden Şûrâ-7 "Böylece biz sana Arapça bir Kur’an vahyettik ki, şehirlerin anası olan Mekke’de ve çevresinde bulunanları uyarasın. Hakkında asla şüphe olmayan toplanma günüyle onları uyarasın. Bir grup cennette, bir grup ise cehennemdedir". Ayetin Arapçasında umme'l kurâ tanımı geçer, buradaki kurâ /قُرٰى/ sözü < karye "köy" /قرية/ sözünün çoğuludur. Yani, umme'l kurâ "köylerin anası" demektir. Bu ayetten açıkça, Arap dininin ne denli yerel bir din olduğunu anlıyoruz. "Arapça inmiş ki köylerin anası ve çevresindekileri uyarmak içinmiş"... Demek ki köylerin anası ve çevresi dışındakileri ilgilendirmiyor bu Arap kitabı ve dini. Arapçanın dillerin anası olduğu iddiasında bulunabilmek için de aşırı derecede Arapçı olmak gerekir, aksi mümkün değildir. Bu saçma iddiaya yanıt vermeye dahi gerek yoktur. Aslında Arapça diye "bir" dil bile yoktur. Bugün, tüm Arap dünyasında yazı dili, eski Arapçaya dayanır, yani insanlar günlük yaşamda konuşurken kendi yerel lehçelerini/dillerini kullanırlar ancak bu lehçe/dil ile yazmazlar, tüm yazı dili eski Arapçadır. Buna şöyle bir örnek verelim, tüm Türk dilleri konuşan halkların, günlük yaşamlarında kendi dillerini kullandıklarını ancak bu dili yazı dili olarak kullanmadıklarını düşünün. Yazı dili, eski Türkçe diye düşünün ve eski Türk alfabesi kullanılıyor... İşte Arap dünyasındaki durum budur. Yapay ve zorlama bir durum söz konusu. Oysa doğal olan, her Arap dili konuşan halkın kendi yerel diliyle yazmasıdır, eğer bu yapılacak olsa hiçbir Arap birbirini anlayamaz. Fas'taki yerel Arapça ile Yemen'deki yerel Arapça iki ayrı dildir. Bu yapaylık uygulanınca, kaçınılmaz olarak "tüm" yerel Arap dillerindeki "tüm" sözcükler hoppalak Arapçaya aktarılıyor ve "Arabca çoh zengün dil" deniyor :) "tüm" Türk Dillerindeki "tüm" sözcükleri, bir dile aktardığınızı düşünün... Böyle bir durumda, söz gelimi bu "Ortak Türkçede" (Arapçadaki örneği Fusha, eski Arapçaya dayalı yazı dili, ortak dil) "nehir" için bile birden çok sözcük olacaktır: akarsu, özen, ırmak, yılga, sala, akkansu vb. İşte Arapçada, bu şekilde, tüm Arap dil ve lehçelerindeki sözcükler bir araya toplanmıştır. Bu yapaylığı da bize "Arabca çoh zengün" diye yutturmaya kalkıyorlar. Oysa Ummanca ayrı, Yemence ayrı, Fasça ayrı, Suriyece ayrı dillerdir... Hepsinin söz dağarcığını bir araya toplayıp, yazı dilini de eski Arapçada sabitlemek, yapay bir uygulamadır. Aynısını biz yapsak "uyduruhcacı" derler :) Bir de şu var, Arapçanın söz varlığındaki sözlerin büyük bir çoğunluğu "çeviri-türetim"dir. Özellikle Yunancadan, ikincil olarak da Aramca, İbranca gibi dillerden aktarımlardır. Ancak, ülkemizdeki Ottomancı-İslamcılar, bu sözcükleri, sanki binlerce yıldır Arapçada bulunan sözcükler sanırlar :) Araplar, eski Yunan kültürüyle karşılaşınca, eski Yunan metinlerinden çeviri yapmak için özel ocaklar kurdular. Bu çeviriler esnasında da, "ilk kez" karşılaştıkları kavramların/sözcüklerin de neredeyse tümünü paldır küldür Arapçaya çevirdiler. Çevirdikleri sözcüklerin Arapçada bir geçmişi, bir altyapısı yoktu üstelik. Söz gelimi, eski Yunanlar pergelin sabit duran ayağına kentron "batan, saplanan" demişlerdi. Bu sözü de < kenteo- "saplamak, batırmak" kökünden türetmişlerdi. Zaman içinde bu sözcük ikincil bir anlam daha kazandı ve "orta 2. merkez" anlamında da kullanılır oldu. Sözcük, Latinceye centrum olarak alındı, tüm batı dillerine de Latinceden aktarıldı (centre, center vb.). Şimdi, görüldüğü gibi bu sözcüğün Yunancada bir geçmişi var. Oysa Arapçada yok, Araplar bu sözcükle/kavramla ilk karşılaştıkları an, ne demek olduğuna, sözün kökenine baktılar ve paldır küldür aynı kökten Arapçasını türettiler (Ottomancı-İslamcı zihniyetine göre uydurdular) > rqz "sokmak, batırmak" kökünden > markaz "sokulan, batırılan" :) İşte bugün Arapçada kullanılan sözcüklerin neredeyse %65'i, bu gibi çeviri-türetimlerdir, özellikle de eski Yunancadan yapılan çeviriler. Ottomancı-İslamcılar ise bu sözleri binlerce yıllık sözcükler sanırlar :) Bir diğer örnek, eski Yunancada logos "söz 2. kelam 3. söz söyleme yetisi 4. anlatı 5. sayı" sözcüğünü kullanırlardı. Bu sözü de < log- "söylemek 2. seçmek 3. ayırmak" kökünden türetmişlerdi. Araplar, bu kavramla da ilk kez Yunan kaynaklarında karşılaştılar. O güne dek Arapçada böyle bir sözcük ve kavram yoktu, aynı kökten ve aynı yapıdaki Arapçasını türettiler > ntq "söylemek" kökünden > mantiq "söyleme 2. söz söyleme yetisi" :) Bizim Ottomanlar ise çeviri dahi yapmamış, Arapçadan hazıra almışlar. Bu nedenle bugün merkez ve mantık diyoruz örneğin. Bu sözcükler görünüm olarak Arapçadır ancak kökleri eski Yunancaya dayanır, Arap çevirisidirler. Araplar da Ottomanlar gibi yapsalardı, bugün Arapçanın yarısından fazlası Yunanca kökenli sözlerden oluşacaktı. Gerçi yine öyle, ancak hiç değilse görünümleri Arapça. Arapların çevirmeyip doğrudan aldıkları sözler azınlıktadır, birkaç örnek verelim, cûgrâfiya < geo-graphia "yer-yazımı", falsafa < philo-sophia "bilgelik-sevim/sevme", faylasûf < philo-sophos "bilgelik-sever", baladî/baladiyye < politeia "él, il" vb. Özetle Arapça, Ottomancı-İslamcıların iddia ettikleri ya da sandıkları gibi öyle çok da matah bir dil değildir, çünkü sahip olduğu sözcüklerin/kavramların büyük çoğunluğu eski Yunancadan çeviridir, bu sözcükler/kavramlar, kendilerine ait, özgün türetimler değildir. Oysa, söz gelimi eski Yunancadaki sözcükler/kavramlar, o dile özgüdür, eski Yunanların emek, bilim fikir ve türetimlerinin ürünüdür. Araplarsa hazıra, cumburlop, köksüz, geçmişsiz, masabaşı çeviri-türetimler yapmışlardır. Bizim Ottomanlar onu da yapmayıp cumburlop sözcüğün kendisini almışlar :) Bu arada olan Türkçeye olmuştur. Bu nedenle binlerce eski Türkçe söz, eylem ve ek unutulup gitmiştir. Tümü, bir biçimde diriltilmelidir... Bir iki örnekle bitirelim. Eski Türkçede orta "merkez" anlamına da gelirdi, bir de halk dilinde yaşamakta olan özek "merkez" sözcüğü vardır. Arap uydurması, Yunancadan çeviri merkez "sokulan, batırılan" yerine, kendi öz sözcüklerimiz kullanılabilir. Örneğin, diğer Türk dillerinde bizim Orta Asya dediğimiz gibi, Ortalık Asiya derler, çünkü İngilizcesi Central Asia "Merkezî Asya". Sondaki +lık eki, Arapça -î, Latince -alis'ten kısaltma Fransızca -al ekinin Türkçesidir. Günlük dilde kullandığımız ortalık yer de zaten "merkezî yer" anlamına gelir. Yani bizim Araplar gibi sıfırdan sözcük uydurup "batırılan, sokulan" dememize gerek yok "merkez" için :) orta ile özek sözlerimiz var. |
Güzel açıklamışsın Kut, emeğine sağlık. Arapça zengin bir dil olup insanların anlayabileceği seviyede uygun olduğundan ötürü islam için seçilmiş olsaydı, bir Uzman Vaiz 3.666.45 TL maaş ile sadece vaaz anlatmaya memur tayin edilmezdi. Bunun bir üstü müftü ise 5.887,92 TL maaş ile vaizlik yapan, vaaz anlatan hocalara ve imamlara amirlik yapıyor. Demekki islamda memurluk ve amirlik sıfatları, inandıkları tanrıları allahın gönderdiği, anlaşılması kendi başına yeterli olmayan arapça quran kitabının 1450 yıldır açıklanmaya çalışılması için var. Anlaşılan şu ki; "rabbin arşını taşıyanların sayısı, sur'a üfüren israfil orada göğün çevresi üzerindedir ve allahın arşı, arşı tutan melekler tarafından boşlukta tutulmaktadır" gibi nice ayetlerin meali üzerine tartışmaların ardı arkası kesilmeyecektir.
|
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 19:23 . |