Turan Dursun Sitesi Forumları

Turan Dursun Sitesi Forumları (https://turandursun.com/forumlar/index__1.php)
-   Politika (https://turandursun.com/forumlar/forumdisplay.php?f=21)
-   -   Lars Vilks'in Sosyalizm Tahlilleri (https://turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=23605)

lars vilks 10-03-2011 15:44

Lars Vilks'in Sosyalizm Tahlilleri
 
Şimdi Spartakus arkadaşım. Burda hep beraber oturmuş insanlığın sorunları üzerinde ve olası çözümler üzerinde konuşuyoruz. Böyle bir meselede tartışırken en önemli şey içinde yaşadığımız dünyanın ve bizim konumuzu ilgilendiren kısımlarını doğru anlamak öyle değil mi? En azından kaba hatlarıyla anlamamız gerekiyor. Ve bu konuyu tartışmaya girişmiş bir kişiden asgari beklentimiz de en azından kaba hatlarıyla çağımızın toplumsal gerçeklerinden haberdar olması değil mi?

Alıntı:

Sen şimdi çıkıp ben ağayım bu insanlarda benim malım diyebilirsin? Sonuna kadar serbestsin(sistem müsait)
Şimdi sen kalkıp bu lafı ederken karşındaki insanın nasıl düşünmesi gerekir? Sistem müsait diyorsun. Bir insan kalkıp "ben ağayım, bu insanlar da benim malım" diyebilir diyorsun. Buna içinde yaşadığımız sistem müsaitmiş. Yani sistem derken herhalde yasalar demek istiyorsun.

Şimdi böyle bir tartışmaya girdiğin bir insanla daha işin abc'sini konuşman gerekiyor olması biraz can sıkıcı bir durum değil mi?

Sen İnsan Hakları kavramından, köleliğin kaldırıldığından falan haberin yok mu? Bu kadar tartışmaların içine girmiş birisi daha eleştirdiği çağın ve düzenin abc'sinden haberi yoksa, bu insanla oturup ne konuşabilirsin?

Sen akıllı aydın bir insan olarak geçinirken bu tarz bir lafı nasıl edebildin?

Demek ki sen daha hiçbirşeyi anlamıyorsun. Senin diğer fikirlerin daha temelden yanlış demektir.

Ve diğer bir konuya gelelim. Pol Pot'a atıfta bulunulmasına "slogan atmak" ve "provokasyon yapmak" diyorsun. Diğer iletilerde anlaşılan Stalin ve Mao'ya da atıfta bulunulmuş, buna da dikkat çekip hepsine provokasyon diyorsun.

Peki güzel kardeşim. Sen şimdi burda bize insanların mutluluğunu sağlayacak alternatif bir düzenden bahsediyorsan, ama senin sistemin de Stalin, Mao ve Pol Pot gibi caniler üretmişse, bu caniler diktatör haline gelmişse, hukuksuzca asıp kesmişlerse, biz de senin bize satmaya çalıştığın bu düzene şüpheyle bakmak hakkımız değil midir?

Ve sen kendi ağzınla zaten eski komunist devrimcilerle hemen hemen aynı kafada olduğunu, ve KAN istediğini ortaya seriyorsun:

Alıntı:

(...) Bağımsız olabilmesi içinde hatrı sayılır oranda(ülkenin belkemiğinde ki kapitalistler!!!) kapitalisti tasviye etmesi gerekir (...)

(...) bu üretimden hırsızların, gaspçıların, asalak takınımın nasıl tasviye edilebilirliğini,(...)

(...) bu sırtında taşımaya mecbur kılınan kamburlarından da kurtulacaktır. (...)
Sen şimdi insanların bir kısmına "asalak takımı" diye bakıp, bunlardan insanlığın sırtındaki "kambur" şeklinde bakarak zaten içinde nasıl duygular taşıdığını ortaya seriyorsun. Bu katliam ve işkence yapmaya hazırlanan bir insanın öldürmek istediği insanları önce insanlığın dışında tanımlayıp şeytanlaştırarak caniliğe ahlaki zemin hazırlamasına benziyor. O zaman sen bu hızla Stalin'i de, Mao'yu da, Pol Pot'u da zaten savunabilecek bir ruh halindesin.

Yazdığın diğer bazı şeylere de kısaca değinmem gerekirse, ben açıkçası Türkiye'yi niye "bağımlı" saydığını anlayamadım. Bağımlılık heralde senin sözlüğünde farklı anlamlar taşıyor. Eğer uluslararası cemiyetle ilişkilerin varsa, BM'ye iştirak edip onun sözleşmelerine uyarsan, ve tabi ithalat ve ihracat yapıyorsan "bağımlı" oluyorsun heralde.

Bir de emperyalizmi ve köleliği ne diye kapitalizm ile ilişkilendirdiğini anlayamadım. Bu iki olay da fi tarihinden beri dünyada mevcuttur. Kapitalizm ile bir alakası yok ki. Modern özgür dünya tam tersine bugün köleliği yasak etmiştir, ve emperyalizmden de vazgeçmiştir ve kınamıştır. Bugün Batı ülkeleri sayesinde Hindistan'da kast sistemi yasak edilmiş ve Suudi Arabistan'da ve Afrika'da kölelik kaldırılmıştır. Batı sayesinde Saddam gibi potansiyel emperyalistlerin önü kesilmiştir. Ve nice potansiyel emperyalist saldırganlıklar caydırılmıştır.

berguzar 10-03-2011 16:21

Merhaba arkadaşlar,

Konu çok uzamış, açıkcası çok azını okudum.

Bu yüzden sadece fikrimi söylemek istiyorum.

Özel Mülkiyet nedir konuşulması yerine özel mülkiyet hak mıdır diye düşünenlerdenim. Ve insanın temel ihtiyaçlarının dışında böyle bir hakkı olduğunu sanmıyorum. Temel ihtiyaç ise o an için hayatta kalmasını sağlayan ihtiyaçlardır.

Bunu da kuranda bir ayete bağlayarak düşünüyorum. Bakara 219'da kısaca derki:

*Sana neyi infak edeceğini soruyorlar. Deki: ihtiyaçtan arta kalanı.*

Bana göre ihtiyaç fazlası şudur:

Ölümlü varlıklarız hepimiz (ama hepimizin aynı zamanda hayat hakkı vardır ve bu hakka eşitizdir. Bu eşitlik din/dil/ırk vs ayırmadan sabittir hemde) ve ne zaman öleceğimizi bilemeyen varlıklarız. Öğle vaktinde bir insanın karnı doymuşsa, akşam yiyeceği yemeğide hazırda ise işte bu akşam yiyeceği o insan için öğle vakti ihtiyaç fazlasıdır. Biliyorum çok ütopik şeyler gibi geliyor söylediklerim ama kuran bunu diyor ihtiyaçtan arta kalanı diyerek.

Şu anki dünya düzeninde mülkiyet nedir konuşmaktan öte, insanın özel mülkiyet hakkı var mıdır konuşmak bence daha akla yakın ve dediğim gibi yine bana göre insanın temel ihtiyaçları dışında mülkiyet edinim hakkı yoktur.

Tarihe bir bakın, harabe yada tarihi miras diye elimizde bulunan yapılarda bir zamanlar bizim gibi insanlar yaşıyordu. Yapılar bir nebze ayakta, hani ya o insanlar.

Selamlar...

lars vilks 10-03-2011 16:44

Alıntı:

spartacus´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 370641)
Çuval fabrikasının sahibi sinirlendiğinde çalışanlara ****** çocukları çalışın iş yetiştirin diye hitap ederdi
(...)
Patron kemer ile dövmüş! Gittim baktım şimdi sırası dedim, doğru aşağı indim, elimede şöyle güzel bir sopa aldım gerisi artık malum, sopayı vurmadığım bir gerçek, bir kaç uzvunu sıktım ve 3 kelime söz söyledim o kadar.

Bir kere işçisine böyle davranan adam şerefsiz olmasının yanında herşeyden önce yasaya göre suç işliyor; kimse kimseye böyle davranamaz ve darp yapamaz. Senin yapman gereken başka bir suç işleyip ona saldırmak değil o adamı mahkemeye vermektir. Kimseyi de keyfi olarak işten çıkartamaz. Yasa buna izin vermiyor. Sebepsiz işten çıkarttığın kişiye tazminat vermek zorundasın.

Böyle şeyler oluyor diye de "sosyalizm getirelim" demek de çözüm değil. Çünkü sosyalizmde de insanlara adam gibi muamele edilmez. Bütün o insanlık kardeşlik sloganlarının ardında aslında tek tek yurttaşların hiçbir değeri yoktur. Hepsi devletin kayıtlarında bir kalemden ibarettir. Ve tabiki hepsi çalıştırılacak işçilerdir. Belki sosyalizmde de başındaki bürokrat müdür sana baskı yapıyordur. Çünkü onlara da üstlerinden belli miktar üretim yapılması için kotalar veriliyor.

Kapitalizmde hiç olmazsa özgür basın var. Paran yok ama özel televizyondan mankenlerin götlerini izliyebiliyorsun. Kuzey Kore'de o da yok. Dinlediğin müzik türü herneyse sosyalizmde bu üretilecek mi? Devlet buna ödenek ayırıp bir kaç kişi rock müzik üretmeleri için istihdam edecek mi? Ya da Hollywood filmleri ayarında filmleri yapılabilecek mi? İnternetin olacak mı? Olursa sansürsüz olacak mı? Pornoya bilmemneye, canın ne isterse ona girebilecek misin?

Her iki sistemde de işçisin. Ama birinde hiç olmazsa özgürsün.

lars vilks 10-03-2011 16:54

Basın özgürlüğünü küçümsemeyin. Sosyalizmde devlet kanalı sana yalan haberler anlatır. Sadece propaganda yapar. Ama özgür basın ve birden çok özel haber kaynağı, ve dış haberlere olan erişimin hayati önem taşır. O zaman yalanlar saklanamaz.

Kuzey Kore'de insanlar dış haber kaynaklarına erişimden mahrumdur. Kendi ülkelerinde de özel haber kaynakları yoktur. Devletin bilgi erişiminde tam tekeli söz konusudur.

Sosyalist ülkelerde tipik olarak halk yasaları yapmak hakkına sahip değildir. Bizim kıçıkırık Türk demokrasisinde bile milletvekillerini seçip yasaları mecliste dolaylı olarak biz yapıyoruz.

Ama bugüne kadar hiçbir sosyalist ülkede demokrasi olmamıştır. Tepede bir avuç elit yasama, yürütme ve yargı güçlerini ipotek altına almış insanlara hükmetmiştir. Üstüne bir de pos bıyıklı diktatör için bir kişi kültü yaratıp bu adamın resimlerini heykellerini de heryere asıp insanlara taptırmıştır.

naper 10-03-2011 18:05

Kokuşmuş sistemi savunma yönteminiz, sosyalizme yergiler düzmek noktasına geldi ise, bu benim açımdan sevindiricidir.
İzlemediyseniz, izleyiniz;
http://www.zeitgeisthareketi.org/index.php?kat=4&no=4

spartacus 10-03-2011 19:20

Alıntı:

lars vilks´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 370635)
Şimdi Spartakus arkadaşım. Burda hep beraber oturmuş insanlığın sorunları üzerinde ve olası çözümler üzerinde konuşuyoruz. Böyle bir meselede tartışırken en önemli şey içinde yaşadığımız dünyanın ve bizim konumuzu ilgilendiren kısımlarını doğru anlamak öyle değil mi? En azından kaba hatlarıyla anlamamız gerekiyor. Ve bu konuyu tartışmaya girişmiş bir kişiden asgari beklentimiz de en azından kaba hatlarıyla çağımızın toplumsal gerçeklerinden haberdar olması değil mi?

Herhalde Şaka yapıyor olmalısın.

Alıntı:

lars vilks´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 370635)
Şimdi sen kalkıp bu lafı ederken karşındaki insanın nasıl düşünmesi gerekir? Sistem müsait diyorsun. Bir insan kalkıp "ben ağayım, bu insanlar da benim malım" diyebilir diyorsun. Buna içinde yaşadığımız sistem müsaitmiş. Yani sistem derken herhalde yasalar demek istiyorsun.

kişisel olarak düşünesin diye denmiyor.

Mülkiyetin ne olduğu değil karakteri önemlidir. Sen şimdi çıkıp ben ağayım bu insanlarda benim malım diyebilirsin? Sonuna kadar serbestsin(sistem müsait) öyle olmak ve öyle düşünmek istiyorsun çünkü evet buda bir mülkiyettir ve buna hakkım var diyebiliyorsun,

Bu sözümde ne demek istiyorum? Hala anlamadıysanız geçmiş yazıları bir daha yansız okumaya çalışın. Bir ayakkabı üreticisi ile açığa çıkmış ürün, birde kullanım değeri temelindeki eşya AYNI ŞEY DEĞİLDİR. Birisi toplu bir üretimdir, mahsuldür! ve ihtiyaca binaen alıkonmazlar. Bu ayakkabı ile kullanım ve sarf değeri açısından benim ayakkabıya sahip olmam aynı şey değildir... üretim toplumsal o halde ürünlerinde karakteri toplumsaldır, bireysel değil. 10 kişinin alınteriyle üretilen ürün bireysel bir aşamaya sahip değildir toplumsal üretilmiştir ve kullanıcıya kadar da mülkiyeti toplumsaldır!!! Herkes öncelikle insandır, insanın, doğada üretim yapmak için başka neye ihtiyacı var peki, üretim aletlerine vs ama asla ağayada onun mirasından geriye kalmış günümüz modern ağalarına da gerek yoktur, onlar o üretimin toplum temelinde asalak yanını temsil ederler? Kişisel bir terim mi bu DEĞİL!!! Bu gün görmedik mi, işte feodalitede ağa olmadan üretim nasıl olsun denmiyor muydu? demek ki oluyormuş o halde çağımızda modern ağalar olmadan da üretim olabilir, ihtiyaçlar fazlasıyla hemde karşılanabilir, bu sistemin aşılmasıyla ilgilidir, kişisel değildir. Ağalar ne kadar asalaktı ise şimdilki modern ağalık koşulalrıda o düzeydedir, bu kişisel değildir. yasa ile sistem aynı şey değildir, bir pazar günü erkenden balığa gidelim senle....

[QUOTE=lars vilks;370635]
Sen İnsan Hakları kavramından, köleliğin kaldırıldığından falan haberin yok mu? Bu kadar tartışmaların içine girmiş birisi daha eleştirdiği çağın ve düzenin abc'sinden haberi yoksa, bu insanla oturup ne konuşabilirsin?

Sen akıllı aydın bir insan olarak geçinirken bu tarz bir lafı nasıl edebildin?
[/QUOTE]

Ne demişim?Önce doğru okumak ve bakmak gerekiyor...

Çin'de ne olup bittiği ele alınan somut koşullar açısından bir değer taşımaz. Pol Pot bir değer taşısaydı o coğrafyada kapitalizmin tam 100 yıl nasıl bir sömürü, soykırım politikası izlediği(yıllık 200.000 ölü köle),sömürgeciliğin aleni köleleştirmeye dayalı olduğu hatda kapitalist ülkelerde 100 yıla yakın sömürge bakanlıklarının dahi olduğunu! konuya dahil etmemiz gerekirdi.(Bu tür arızalar ve sanki konunun temeli bu ve benzeri şeylermiş gibi ele almalar pragmatist liberal kavrayışda ortaya çıkıyor.)

Kapitalizm 200 yıl nasıl bir örnek ve uygulama teşkil etti? Dünyaya bu gün baktığımızda tablo nasıl ki?

100 yıl evvelinin uygulamaları ile bu günki koşullar ve uygulamalar aynı değildir. Bu gün sistem değişmektedir, yönetişimden, ekonomik dağılımlara, ürün gamından, arz-talep meselelerine, ihtiyaçlardan üretim koşullarına kadar, değişmeyen kapitalizmin bir sömürge sistemi, üretim tarzı ve ilişkileridir.


Alıntı:

lars vilks´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 370635)
Demek ki sen daha hiçbirşeyi anlamıyorsun. Senin diğer fikirlerin daha temelden yanlış demektir.

O halde yanlış olduklarını göster, ama şu yukarıdaki örnekle gideceksen, sen yoluna ben yoluma gideyim, selam, selam... Ekonomi-politik konusunda çok yetersiz olmalısınız o yüzden biz sizinle tartışamayız siz ancak kavga edersiniz, tartışma(istişare) ile kavgayı aynı şey sanırsınız...(ki sürekli aynı şeyi yapıyorsunuz, üstelik sözde eleştirdiğiniz yazı zaten sizi bu yaklaşımlarınızdan dolayı eleştirmişti)

Alıntı:

lars vilks´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 370635)
Ve diğer bir konuya gelelim. Pol Pot'a atıfta bulunulmasına "slogan atmak" ve "provokasyon yapmak" diyorsun. Diğer iletilerde anlaşılan Stalin ve Mao'ya da atıfta bulunulmuş, buna da dikkat çekip hepsine provokasyon diyorsun.

Peki güzel kardeşim. Sen şimdi burda bize insanların mutluluğunu sağlayacak alternatif bir düzenden bahsediyorsan, ama senin sistemin de Stalin, Mao ve Pol Pot gibi caniler üretmişse, bu caniler diktatör haline gelmişse, hukuksuzca asıp kesmişlerse, biz de senin bize satmaya çalıştığın bu düzene şüpheyle bakmak hakkımız değil midir?

Hayır Pol Pot provakasyondur, o yazdığın yazı 5 satırdır ve bir bütün halinde bak, sadece Pol Pot değil. Diktatörün de, diktatörlüğünde ne olduğunu bilmiyorsunuz demek ki, sanıyorsunuz ki diktatörlük koşulları sadece 1 kişiyle ilgilidir... Busch diktatör değil mi o halde? Irakda 600.000 üzerinde insanı açlıkdan öldürürken kendisi ne yapıyordu acaba?

Kaldı ki ben şu başlıkda acaba şu ana kadar sorunlar bunlar ve nasıl çözülürden öte politik bir taraf mı belirtmişim, varsa getir yada olmayan şeylerde yorum üretme, şüphe ile bakıyorsun bu daha önceki eleştirimde dile getirdiğim gibi değil, sorunlar bunlar çözümü ne peki bunu dile getir.

Örneğin illa tarihsel gidelim derseniz yalana dayalı tarih anlayışınızla başlayabiliriz, bunun sosyalizmle hiç alakası yok. Mesala sadece mao veya Stalin'mi asmıştır? baksana 1917-1923 arası SSCB yi kimler işgal etmiş, kaç kişiyi asmışlar, kaç şehri işgal etmişler, işgal ettikleri yerlerde neler yapmışlar neden bakmıyorsun? HY Ağızlarıyla SSCB de deniyor ilk yıllarda 3.000.000 dan fazla insan öldürüldü, ölen asker sayısı kadar doğrudur 2.600.000 kişiyi(sadece cephedeki Sovyet askeri bu sayı) emperyalistler ve kullandıkları bazı küçük devletler (Çarlık Rusyası ve çar taraftarı ordular, İngiltere, ABD, Almanya, Fransa, Japonya, Yunanistan, Çekoslovakya, Sırbistan, Polonya, Litvanya, Estonya, Letonya) öldürdü, 300.000 askerde işgal devletlerince savaşda öldü, şimdi muhasebe sizler gibi mi yapılır, gerçeklerin sizin için kıymeti olmayabilir fakat yalana dayalı CIA menşeili komplo teorilerinize gerek yoktur. O kadar devlet saydım izan sahibi önce o kadar devletin Rusyayı işgaline bir yuh çeker, o işgallerde kaç milyonu katlettiler neler yaptılar buna bakar, kıtlık olduysa neden olmuş, 9 yıl aralıksız savaştırılmış bir ülke yokmuymuş???. uygulamalardaki hatalar değil, düşmanlık ister başarmış olsun ister başarmamış isterse kötü bir tablo çizmiş olsun sadece sosyalizmedir, yeşil kuşağı kuran zihniyetlerden daha ne beklenebilir, yazık ki demokrasiyi emperyalistlerin temsil ettiğini savlayabiliyorsunuz... bende diyorum ki şablonları, etiketleri bırakın...

Dün idama karşı olmayanlar düne göre sistem ve uygulamalarda yaşadılar ben bu gün idamada karşıyım, zorbalığada. ABD gaz odalarında, elektrikli sandalyelerde idam gerçekleştirmiyor mu, Rosenberg'ler neden öldürüldü acaba(savaşa karşı oldukları için, politik temsiller ise gerçekçi değildir, aynen şu an AKP nin yaptığı gibi devirmci karargah benzeri tezgahlarla yargıladıkları için, Endonezyada kaç milyon solcu katledildi peki(ki bunlar ABD siz düşünülümez bile). Tabi zorbalığa karşı koymaya da karşı olamam bu farklı bir şey. yani demem oki bu başlıkda tarihsel nameler dizmemize gerek yok, sorunlar belli 4-5 maddedir, nasıl çözüyorsunuz. Başka uygualamaların yanlışlığı sizin çözümsüzlüğünüzü örtebilir mi hayır, bende bunu diyorum başka bir şey demiyorum...

Asıl soru şu: İnsanları özel mülkiyetten ve aileden vazgeçip "ormanmış gibi kardeşçesine" yaşamaya nasıl ikna edeceksiniz? Sadece vaaz edip insanların "adam olmasını" mı umacaksınız? Yoksa elinize silah alıp insanları tek sıra dizip "marş marş fabrikaya" mı diyeceksiniz? (Ya da "marş marş tarlaya" eğer Pol Pot'sanız).

provakatif yaklaşım diye ben buna dedim. Hiç bir yere atıfda falan bulunmuş değilim.... bu gün kapitalizmde hangi fabrikaya MARŞ, MARŞ diye girilmiyor(neden bunu bana göstrmiyorsun?) hayatında kaç kez çalıştın acaba? çalışanlar için kıçına tekmeyi at gitsin diyebilirsin, yani sistem müsait diyorsam müsaittir...

Çin vb uygulamaların örnek gösterilmesine ise çok evvel bir şey dedim;

Ortada bu gün sistemden kaynaklı bu sorunlar vardır başkasının yanlışı sizlerin doğrusu değildir.

kapitalizm selefleri gibi sömürü sistemidir, bu bilinen bir gerçektir, saklısı gizlisi de yoktur... ister Çin deyin ister bilmem nere bu sistemin bu yapısını değiştirmiyor, kaldı ki kapitalizm Pol Pot'u bile bine katlayacak bir tarihe sahiptir... Alternatif oluşturabilecek düzeyde muhalif olmayagörün sistemin diktatörlüğününde, demokrasisinin de nerede durduğu o zaman anlaşılır...

Alıntı:

lars vilks´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 370635)
Ve sen kendi ağzınla zaten eski komunist devrimcilerle hemen hemen aynı kafada olduğunu, ve KAN istediğini ortaya seriyorsun:

Sen şimdi insanların bir kısmına "asalak takımı" diye bakıp, bunlardan insanlığın sırtındaki "kambur" şeklinde bakarak zaten içinde nasıl duygular taşıdığını ortaya seriyorsun. Bu katliam ve işkence yapmaya hazırlanan bir insanın öldürmek istediği insanları önce insanlığın dışında tanımlayıp şeytanlaştırarak caniliğe ahlaki zemin hazırlamasına benziyor. O zaman sen bu hızla Stalin'i de, Mao'yu da, Pol Pot'u da zaten savunabilecek bir ruh halindesin.

Şeytani kelimesini seçmen bana göre şans eseri değildir, önceki yazımda papazlıkdan bahsetmiştim. Kilise ne düzeyde teori üretiyor ise sizlerde o düzeyde teori üretiyorsunuz, koşulları maddeyi boyar gibi boyayıp hani bakın rengine öyle mi diyorsunuz... Tüm dinsel illizyonlarınıza itiraz edildiği anda işte inkarcılar diyor bu biçimde kişiselleştirmeye kalkıyorsunuz, değdiğim gibi yemezler! İşte örneği!

Şimdi o halde kapitalizmin milyonlarca insanı sömürü cenneti haline getirmek için milyonlarca insanı öldürmesini, köleleştirmesini savunuyorsun. Pragmatist tespitlerine bakarsak değil mi?(gördün mü senin kafa yapınla sen daha canisin!!!!!!!!!) benle bu tarz pragmatist yöntemlerle ne kapitalizmi, ne mao yu ne Pol Pot tartışabilecek düzeyde değilsin ki şu konuda ben hiç bunları tartışmışda, tartıştırmışda değilim, yırtık dondan çıakr gibi ikide bir siz çıkartıyorsunuz bu tür sudan sebep şeyleri. Bir önceki yazıda da her yazımdada asalak, kambur ifadeleri kişisel değildir diyorum, bu ben, sen anlamında değildir, koşullar gereği açığa çıkan sonuç budur, ne senin nede bir başkasının keyfiteyile açıklanamaz. Eğer insan, insanı koyun gibi kullanıyor ise ve insanlık toplumsal halde üretim yapıyor ve insanı kullananlar ürünlere sahip oluyorsa(ki toplumun sırtından milyarlarca dolar gelir elde ediyorsa) bu asalaklıktır, başka tabiride yok bunun. bumu dert oldu şimdi, 21. yüyılda hala sömürüyü savunuyor oluşunuzu dert etmiyorsunuzda bunu mu dert ediyorsunuz?

Nasıl ki tarihde ağalar toplum üzerinde kambur ise bu modern ağalarda o kadar ve daha fazla kamburdurlar. Aksini neden gösterme yoluna gitmiyorsun o halde?

Alıntı:

lars vilks´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 370635)
Yazdığın diğer bazı şeylere de kısaca değinmem gerekirse, ben açıkçası Türkiye'yi niye "bağımlı" saydığını anlayamadım. Bağımlılık heralde senin sözlüğünde farklı anlamlar taşıyor. Eğer uluslararası cemiyetle ilişkilerin varsa, BM'ye iştirak edip onun sözleşmelerine uyarsan, ve tabi ithalat ve ihracat yapıyorsan "bağımlı" oluyorsun heralde.

Bir de emperyalizmi ve köleliği ne diye kapitalizm ile ilişkilendirdiğini anlayamadım. Bu iki olay da fi tarihinden beri dünyada mevcuttur. Kapitalizm ile bir alakası yok ki. Modern özgür dünya tam tersine bugün köleliği yasak etmiştir, ve emperyalizmden de vazgeçmiştir ve kınamıştır. Bugün Batı ülkeleri sayesinde Hindistan'da kast sistemi yasak edilmiş ve Suudi Arabistan'da ve Afrika'da kölelik kaldırılmıştır. Batı sayesinde Saddam gibi potansiyel emperyalistlerin önü kesilmiştir. Ve nice potansiyel emperyalist saldırganlıklar caydırılmıştır.

İlk paragrafın için bunları yazabiliyorsan zaten benim yorumsuz geçmem gerekiyor. Ekonomi-politik temelinde yeterli bilince sahip değilsiniz demek ki.

İkinci paragrafınla ilgilide, emperyalizm ayrı bir olgudur sömürgecilik apayrı. Benim hiç bir yazımda sömürgecilik ile emperyalizmi bire bir aynı şeyler gibi sunduğum görülmez. Sömürgecilik sistemlerin temelinde duruyor, emperyalizm ise kapitalizmin bir üst aşaması konumunda. 200 yıl önceki sömürgecilik ile bu günki aynı şey değildir, hem uygulama temelinde hemde biçim temelinde değişmiştir. Ekonomiye siz lokal düzeyde bakıyorsunuz fakat sistem olarak ekonominin ölçütü dünya ekonomisidir.

Kapitalizmde köleliği nasıl ilişkilendirdiğim ilk yazılarımda ve bir kaç yazımdan önce zaten somut olarak ortadadır. Yap alıntını eleştirini yap bakalım nasıl ilişkilendiriliyormuş?

Saddam konusunda ise yine yanlış bilgi veriyorsun. ABD Irak'a özgürlüğü götürdü değil mi? Sizi utangaç politikacılar sizi! Bunun için milyonlarca insanın ölmesi, hastalanması, sakat kalması, ambargolara maruz bırakılması mı gerekiyordu?(şimdi güllük gülistanlık olsa gerek!?). Zaten Japonya açısından da öyle yapmadı mı, Hiroşima ve Nagazakiye atom bombası değil bizzat gül torbaları attı değil mi? Irak'da petrol olmasaydı, Saddam aynı Saddam kalsaydıda 1980 lerde petrolü kamulaştırmasaydı o zaman ne olacaktı? Kutsanacaktı!(petrolü kamulaştırmadan önce yapıldığı gbi!?) Sorun ne demokrasi ne diktatör sorunudur, Busch da bir diktatördür zaten ve tek dert Irak'da petrolün kamulaştırılması, böylelikle emperyalist tekellerin elinden çıkmasıdır, işte emperyalizmden sana basit bir örnek(Afganistanda ABD demokrasisi(ki alakasız bir yanıltmaca bu söylem) açısından tam bir kapaktır bu konuda)... Bakü petrolünün uluslararası tekellerin eline nasıl geçirildiğini şöyle 20-25 yıl geriye git de bir araştır bakalım sömürgecilik bu gün hangi biçim altında işlemekde, hangi koşulları yaratmış ve nasıl işlevsellik kazandırılmıştır, daha sen kendi ülkende Tansu Çillerin sırf seçim yaklaştı diye İran'ın 50-70 km içlerine girip sözde operasyon yapma planlarından dahi haberin yok demektir, bu iki ülkeyi savaşa sokacak bir sebep iken beriki sadece alacağı oyları düşünmektedir, işte sana kapitalizm gerçeği, çağın gerçekleri...

Git bir bak Japonya, Çin, Hindistan bölgelerinde o tarihe kadar ülkeler kimlerin sömürgesidir ve japonya nasıl bir tehdit oluşturmuştur. Gördüğümüz bildiğimiz gerçekleri bari ters çevirmeyin. 300 yıl sonra yapabilirsiniz belki...

Emperyalizmi kınamıştır diyorsun, buradan anladığım eski dünyaya ait coğrafik ve işgale dayalı sömürgeciliğin kınanması olsa gerek. Yani emperyalizm=sömürgecilik diye algılamış olabilirisniz, fakat alakası yoktur, emperyalizm, kapitalist sistemin üst versiyonudur, bunu zaten kınayamaz.

Afrika da kölelik kaldırılmış falan değil? O kadar insan kime karşı savaştı o halde? Köleliği kaldıranlara karşı milyonların savaş vermesi, karşılığında topluca öldürülmelerine bakmadan nasıl oluyorda kasaplar kuzuların özgürlüğünü getirmiş oluyor? Kaç gün önce beni ithamcılıkla suçluyordu bazı arkadaşlar itham etmiyorum ben kendimden bir şey demiyorum!!. Örneğin senin bu bakış açın tek yanlılıktır ve kasap tarafından bir bakıştır. İster yerlilerin ister zencilerin direnişi ve mücadelesi olsun, bırak ABD yi, özgürlük dağıtmalarını, vakit ayır ve tarihi yansız bir biçimde incele, tüm ideolojik önyargılarını bir kenara bırak ve gözlemle.... Gerçektende öyle mi?!

lars vilks 10-03-2011 20:09

Spartakus arkadaşım, gene üşenmemiş yazmışsın. Bazı şeyleri anlamakta zorlanıyorum yanlız. Bir kere emperyalizm sömürgecilik değildir diyorsun, ve kapitalizmin bir üst versiyonudur diyorsun. Şimdi bu tezi Lenin ortaya atmıştı. Yani "emperyalizm kapitalizmin son merhalesidir" falan gibi bir tezi vardı, yanlış mıyım? İyi de Lenin bu tezi ortaya attığında emperyalist güçler bildiğin eski tip sömürgecilik yapıyordu. Lenin öldükten onyıllar sonra ki İngiltere ve Fransa sömürgelerinden vazgeçtiler. O zaman sen hem Lenin'in tezine dayanıp emperyalizm kapitalizmin üst merhalesidir diyorsun, ama bu tezin ortaya atıldığı zaman ki anlamını da kabul etmiyorsun. Buna yeni bir anlam yüklüyorsun. Biraz çelişkili bir durum değil mi? Yani sormak istediğim şu: Lenin bugün yaşasa hala "emperyalizm" falan diye konuşur muydu? Çünkü bugün itibariyle normal insanlar emperyalizmin 1950lerde son bulduğunu söylüyor. Marxistler dışında kimse emperyalizmden söz etmiyor artık. Siz de Lenin öyle bir laf ettiği için, ve onun sözlerine kutsal metin gibi yaklaştığınız için bu söylemden kurtulamıyorsunuz. Ama Lenin kitabını yazdığı zaman hakkaten emperyalizm vardı, ve artık yok, bunu da es geçiyorsunuz. Lenin'i yeniden yorumluyorsunuz bir yerde. Ve aynı söylemi devam ettirmeye çalışıyorsunuz.

Şimdi ikinci olarak gözüme çarpan şey de ısrarla Bush için diktatör demen. Yani "bugün sistem müsaittir, insanlara benim malım diyebilir isteyen" deyip gerçeklikten kopuk şeylerden bahsettiğin daha önce görmüştük. Bunun üstüne pek çok Marxist'in muzdarip olduğu bu az önce anlattığım "emperyalizm devam ediyor" hezeyanı da sende doğal olarak gene gözlemliyoruz. Ama bunun ötesinde bu ettiğin laf, yani Bush'un bir diktatör olduğunu iddia etmen sende kavramların iyice karıştığını, ve gerçeklikten koptuğunu gösteriyor.

Yani bir insan Kim Jong İl yahut Saddam ile Amerikan başkanı arasında politik güçleri yetkileri ve anayasal sınırlandırılmaları açısından bir ayırım yapamayacak durumda ise, ve hepsine birden "diktatör" deyip geçiyorsa, sonra da karşısındaki adama "senin ekonomi-politikin kıt" diyorsa burda şimdi karşıdaki insan ne demelidir? İnsanı resmen afallatıyorsun. Bush diktatör demek ne demektir? Hiç mi içinde yaşadığın dünyadan haberdar değilsin? Amerika'da demokrasi olduğundan haberin yok mu? Yoksa diktatör lafının ne anlama geldiğini mi bilmiyorsun?

Üstüne gene acaip şekilde gerçeklikten koparak benim verdiğim örneği yani insanların silah zoruyla "marş marş" fabrikaya veya tarlaya sürülmeleri olayını kapitalizmde aynen olduğunu söylüyorsun. Şimdi burda mecazi olarak diyebilirsin ki, insanlar kapitalizmde de çalışmak zorunda olduğu için, yani çalışmasa aç kalacağı için onlar da bir nevi köle edilmiştir falan, ama burda mecaz yaptığını unutmayıp mecazın sınırlarını zorlamamak kaydıyla. Eğer ki kalkıp Pol Pot'un insanları silah zoruyla tarlalara sürmesini kalkıp kapitalist dünyada insanların aç kalmamak için mecburen fabrikaya gştmesiyle birebir, lafzi anlamında aynı olduğunu söylersen artık burda mecazı suistimal ediyorsun, ve gene yukarda saydığım gerçeklikten kopuk hezeyanlı laflarına bir yenisini ekliyorsun demektir.

Bunun üzerinde bir başka ilginç lafın da üretimin toplu yapıldığı için mahsulun de toplumsal olması gerektiği, sanırım burdan çıkarttığın sonuç da işyeri sahibinin ürüne "el koyması"nın bir çeşit gasp olduğu şeklinde. Şimdi malesef burda da gerçeklikten kopuk bir bakış açısı sözkonusu. Yani bunu ilkokul çocukları bile anlar ki, eğer ki sen bir ücret karşılığı birisine bir iş yaparsan sen ücreti alırsın, yaptığın işin mahsulunu de bu anlaştığın kişi alır. Bir üretim yerinde pek çok işçi var diye burda üretilen şey toplumun malı olacak bir kaide nasıl olabilir? İşyeri sahibi burda binaya, makineye, hammaddeye, elektriğe vs para vermiş, ve tabi ki işçiye de emeği karşılığında bir ücret veriyor. Ne diye ürüne sahip olamayacakmış? Yani bu kadar basit bir denklemi anlayamıyor olamazsın. Büyük ihtimalle aklına yatmasa da tekrar edegeldiğin tekerlemeleri sırf Marx'ın büyük dehasına duyduğun saygı sebebiyle tekrar ediyorsun. Yoksa kimse bu kadar gerçeklikten kopuk olamaz.

Son olarak şunla bitireyim. Slogan atmayalım, prvoke etmeyelim deyip sonra da bu Hiroşima Nagazaki olayını pişirip pişirip önümüze getirmeyin. İkinci dünya Savaşında şehirleri yukardan bombalamak vardı. Henüz ne BM kurulmuş, ne de Cenova Sözleşmesi imzalanmıştı. O savaşta herkes birbirini havadan bombaladı, ve herkes sivilleri kasten hedef aldı. Zaten toplam ölü sivil sayısından bu bellidir: 49 milyon ölü sivil vardı o savaşta. Amerika sadece daha büyük bir bomba attı diye bunu savaşın en büyük caniliği olarak göstermek sadece sizin Amerika'ya karşı olan kininizin bir ifadesi. Hiroşima ve Nagazaki'de 200.000 sivil öldürüldü evet. Ama Stalin'de Polonya'da Katyn ormanında o gariban memurları kafalarına tek kurşun sıkıp toplu mezarlara gömdürdüğünde kaç insanı bu şekilde katletti? 22.000. Bu da az bir rakam mıdır? Ne diye Nagazaki deyip duruyorsunuz? Hadi Amerika pislik bir devlet diyelim. Ya sizin üstün ahlaklı, Marxist evliyanız Stalin nasıl böyle katliamlar yapıyor da suçsuz günahsızları öldürüp toplu mezarlara gömüyor? Ya Kızıl Ordu askerleri Almanları yendikten sonra bol bol Alman kızlarına tecavüz edip ortalığı yağmaladıklarında Stalin ne diye bunu dünya kamuoyuna savunup "o kadar yol tepmiş adam biraz gönül eğlendirip bir iki hatıra aldıysa ne var bunda" diyebiliyor? Hani nerde sizin üstün proleter ahlakınız? Bu mudur?

AlbatrosS 10-03-2011 20:51

Alıntı:

Bir de emperyalizmi ve köleliği ne diye kapitalizm ile ilişkilendirdiğini anlayamadım. Bu iki olay da fi tarihinden beri dünyada mevcuttur. Kapitalizm ile bir alakası yok ki. Modern özgür dünya tam tersine bugün köleliği yasak etmiştir, ve emperyalizmden de vazgeçmiştir ve kınamıştır. Bugün Batı ülkeleri sayesinde Hindistan'da kast sistemi yasak edilmiş ve Suudi Arabistan'da ve Afrika'da kölelik kaldırılmıştır. Batı sayesinde Saddam gibi potansiyel emperyalistlerin önü kesilmiştir. Ve nice potansiyel emperyalist saldırganlıklar caydırılmıştır.
şimdi... hakikaten... yani bu kafayı anlamak zor... hele suud örneği verildi ya, neremle güleceğimi bilmiyorum... katar... suud... bae... kuweyt... dolar trilyonu şeyhler... aşiretler... sıfır demokrasi... dini baskı... her tür pislik... peki sormak gerekiyor: batı venezüella ve küba'da aklettiği ''basın özgürlüğü, çoğulcu demokrasi'' gibi moderen kavramların %1'ini neden suud diktatörlüğü ve şeyhliklerinde propaganda etmiyor? neden onlara karşın venezeüella'ya davul-zurnayla ilan edilen demokrasi naraları yükselmiyor? bu ve benzeri ama batı/abd yanlısı diktatörlüklerin/şeyhliklerin benimsediği değerler ve yönetim biçimleri demokrasi ve özgürlük ideallerimizi arşa mı erdirmekte???

suudilerde sorun olmayan neden iran'da sorun oluyor yahut venezüella'da??? çünkü petrol gelirleri devlet tekelinde... cevap basit... kapitalizm emperyalizm değil diyen muhterem buna karşın ırak'taki muhteşem şeffaf ve uhrevi petrol işletme ihalelerini sıralayacak, hiç denemeyin; ırak'a girildiğinden beri ordaki şirketlerin karları ortada ve amaç sadece petrol değil...

şimdi ben şu sığ aklımla bile anlıyorum ki, kapitalist hegemonya iktisadi bekası için enerji kaynaklarını bir şekilde kontrol etmek zorunda... aksi durumda, petrol fiyatlarındaki artışlara paralel ciddi ekonomik zorluklar bekleniyor... iyi ama, elindeki malın kullanım değeri ve yaygınlığı nispetinde satıcı malını istediği fiyata satamayacaksa ve bu fiyatı pazar belirlemeyecekse bunun adı ''sömürü'' değilse nedir???

bakın bu başlıkta yine bu konuyla paralel biçimde toprak ve doğal kaynaklar üzerinden mülkiyet sorununu tartışmaya çalıştım hep ve dedim ki: kim bu kaynaklara sahibiyet hakkını kimden hangi yetkiyle aldı??? dahası kaynakların işletilmesi mevzularında kapitalist hegemonyanın ciddi baskı ve dayatmaları mevcutken kapitalizmin ekonomik/iktisadi bir sistem olarak bunun dışında değerlendirilmesi nasıl mümkündür??? neticede üretim için toprağa ve doğal kaynaklara ihtiyacınız var: bunları henüz mars'tan getirmediğinize göre???

lars vilks 10-03-2011 21:15

Albatros, herşeyden önce Soğuk Savaş biteli daha 20 sene oluyor. Yani Amerika'yı Araplar'a demokrasiyi bastırmadı diye eleştirmek için erken, ki son ayaklanmaları ve diktatörlerin yıkılmasını Amerika destekledi. Soğuk Savaş zamanında Amerika daha büyük bir tehlikeyle mücadele ederken diktatörlüklerle de dinci rejimlerle de ittifak yapmak zorundaydı. Bunu anlamamazlıktan gelip çocuk gibi sızlanmayı artık bırak. Bunu sana Ateforumda da yüz kere anlattım ludwig adıyla. Ama seni biliyoruz. Sen anlamakta zorluk çeken birisindir. Amerika'ya olan kökten ve özentice düşmanlığını aşamıyorsun, ve sana açıklansa da aynı teraneleri tekrarlayıp duruyorsun.

Petrol mevzunda da sömürüden bahsederken biraz mantıklı konuş. Bu adamlar topraklarının altındaki petrol için bir emek vermediler. Kimse onların emeğini sömürmüyor. Onlardan tek istenen bu petrolü makul bir fiyatla satmalarıdır. Hepimizin petrole ihtiyacı var. Petrol fiyatları yükselirse de bundan en çok etkilenen Amerika ve Batı olmayacak. İlk önce Afrika'da ve bilimum fakir ülkelerde insanlar açlıktan ölecek. Çünkü petrol fiyatları yiyecek fiyatlarıyla direk bağlantılıdır. Petrol sadece pet şişe yapmakta ve lüks arabaları tekneleri hareket ettirmekte kullanılmıyor. Petrol herşeyden önce tarımda böcek ilacı, traktör mazotu vs olarak kullanılıyor, sonra da bu mahsulleri nakletmekte kullanılıyor. Petrol fiyatları çocuk oyuncağı değildir yani.

Sen belki içinden "ah be petrol fiyatları artsa da bu modern medeniyet çökse, belki sonra ilkel ama çevreci bir anarşist sosyalizm olur" falan diye hayaller kurup böyle konuşuyorsun. Senin için bu işler oyuncak gibi. Heralde bir iki milyar insan açlıktan ölse senin için sorun olmayacakmış gibi rahat konuşuyorsun.

Şimdi Amerika'nın on tane kolu yok. Bir yandan petrol fiyatlarını makul seviyelerde tutmak için belli dengeleri korumak zorunda, bir yandan Ortadoğu'da o kadar çok faktör var ki: Saddam gibi psikopat diktatöründen tut, İran gibi nükleer geliştirenlere, terör yaratan İslami köktenciliğine bir sürü parametresi var. Amerika güçlü evet ama herşeyi bir parmak şıklatarak değiştirme gücüne sahip değil. Köprüyü geçene kadar ayıya dayı da diyeceksin, mecburen Suudi ailesini de destekleyeceksin vs.

Diğer taraftan sen diyorsan ki Küba ve Venezuela'da demokrasi isterken niye Arabistan'da istemiyorsun. Kardeşim, heryerde demokrasi istiyoruz. Ama istemekle olmuyor işte. İşte İran'da bir tür demokrasi var, ama adamlar gidip şeriata oy veriyor. Homoseksüelleri asmak onlara doğru geliyor. Nasıl yapacaksın bu adamlarla? Küba ve Venezuela ise hesapta aklı başında adamlar. O zaman onlardan demokrasi beklemek normal değil mi? Çünkü onlar Müslümanlar gibi aptal değiller ya.

naper 10-03-2011 21:39

Alıntı:

lars vilks´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 370739)
Petrol mevzunda da sömürüden bahsederken biraz mantıklı konuş. Bu adamlar topraklarının altındaki petrol için bir emek vermediler. Kimse onların emeğini sömürmüyor. Onlardan tek istenen bu petrolü makul bir fiyatla satmalarıdır. Hepimizin petrole ihtiyacı var.

Yuhh!
Pes!
Bizlerin başından beri iddia ettiğini sen itiraf ediyorsun.


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 01:07 .