lars vilks´isimli üyeden Alıntı
Şimdi Spartakus arkadaşım. Burda hep beraber oturmuş insanlığın sorunları üzerinde ve olası çözümler üzerinde konuşuyoruz. Böyle bir meselede tartışırken en önemli şey içinde yaşadığımız dünyanın ve bizim konumuzu ilgilendiren kısımlarını doğru anlamak öyle değil mi? En azından kaba hatlarıyla anlamamız gerekiyor. Ve bu konuyu tartışmaya girişmiş bir kişiden asgari beklentimiz de en azından kaba hatlarıyla çağımızın toplumsal gerçeklerinden haberdar olması değil mi?
|
Herhalde Şaka yapıyor olmalısın.
lars vilks´isimli üyeden Alıntı
Şimdi sen kalkıp bu lafı ederken karşındaki insanın nasıl düşünmesi gerekir? Sistem müsait diyorsun. Bir insan kalkıp "ben ağayım, bu insanlar da benim malım" diyebilir diyorsun. Buna içinde yaşadığımız sistem müsaitmiş. Yani sistem derken herhalde yasalar demek istiyorsun.
|
kişisel olarak düşünesin diye denmiyor.
Mülkiyetin ne olduğu değil karakteri önemlidir. Sen şimdi çıkıp ben ağayım bu insanlarda benim malım diyebilirsin? Sonuna kadar serbestsin(sistem müsait) öyle olmak ve öyle düşünmek istiyorsun çünkü evet buda bir mülkiyettir ve buna hakkım var diyebiliyorsun,
Bu sözümde ne demek istiyorum? Hala anlamadıysanız geçmiş yazıları bir daha yansız okumaya çalışın. Bir ayakkabı üreticisi ile açığa çıkmış ürün, birde kullanım değeri temelindeki eşya AYNI ŞEY DEĞİLDİR. Birisi toplu bir üretimdir, mahsuldür! ve ihtiyaca binaen
alıkonmazlar. Bu ayakkabı ile kullanım ve sarf değeri açısından benim ayakkabıya sahip olmam aynı şey değildir... üretim toplumsal o halde ürünlerinde
karakteri toplumsaldır, bireysel değil. 10 kişinin alınteriyle üretilen ürün bireysel bir aşamaya sahip değildir toplumsal üretilmiştir ve kullanıcıya kadar da mülkiyeti toplumsaldır!!! Herkes öncelikle insandır, insanın, doğada üretim yapmak için başka neye ihtiyacı var peki, üretim aletlerine vs ama asla ağayada onun mirasından geriye kalmış günümüz modern ağalarına da gerek yoktur, onlar o üretimin toplum temelinde
asalak yanını temsil ederler? Kişisel bir terim mi bu DEĞİL!!! Bu gün görmedik mi, işte feodalitede ağa olmadan üretim nasıl olsun denmiyor muydu? demek ki oluyormuş o halde çağımızda modern ağalar olmadan da üretim olabilir, ihtiyaçlar fazlasıyla hemde karşılanabilir, bu sistemin aşılmasıyla ilgilidir, kişisel değildir. Ağalar ne kadar asalaktı ise şimdilki modern ağalık koşulalrıda o düzeydedir, bu kişisel değildir. yasa ile sistem aynı şey değildir, bir pazar günü erkenden balığa gidelim senle....
[QUOTE=lars vilks;370635]
Sen İnsan Hakları kavramından, köleliğin kaldırıldığından falan haberin yok mu? Bu kadar tartışmaların içine girmiş birisi daha eleştirdiği çağın ve düzenin abc'sinden haberi yoksa, bu insanla oturup ne konuşabilirsin?
Sen akıllı aydın bir insan olarak geçinirken bu tarz bir lafı nasıl edebildin?
[/QUOTE
]
Ne demişim?Önce doğru okumak ve bakmak gerekiyor...
Çin'de ne olup bittiği ele alınan somut koşullar açısından bir değer taşımaz. Pol Pot bir değer taşısaydı o coğrafyada kapitalizmin tam 100 yıl nasıl bir sömürü, soykırım politikası izlediği(yıllık 200.000 ölü köle),
sömürgeciliğin aleni köleleştirmeye dayalı olduğu hatda kapitalist ülkelerde 100 yıla yakın sömürge bakanlıklarının dahi olduğunu! konuya dahil etmemiz gerekirdi.(Bu tür arızalar ve sanki konunun temeli bu ve benzeri şeylermiş gibi ele almalar pragmatist liberal kavrayışda ortaya çıkıyor.)
Kapitalizm 200 yıl nasıl bir örnek ve uygulama teşkil etti? Dünyaya bu gün baktığımızda tablo nasıl ki?
100 yıl evvelinin uygulamaları ile bu günki koşullar ve uygulamalar aynı değildir. Bu gün sistem değişmektedir, yönetişimden, ekonomik dağılımlara, ürün gamından, arz-talep meselelerine, ihtiyaçlardan üretim koşullarına kadar, değişmeyen kapitalizmin bir sömürge sistemi, üretim tarzı ve ilişkileridir.
lars vilks´isimli üyeden Alıntı
Demek ki sen daha hiçbirşeyi anlamıyorsun. Senin diğer fikirlerin daha temelden yanlış demektir.
|
O halde yanlış olduklarını göster, ama şu yukarıdaki örnekle gideceksen, sen yoluna ben yoluma gideyim, selam, selam... Ekonomi-politik konusunda çok yetersiz olmalısınız o yüzden biz sizinle tartışamayız siz ancak kavga edersiniz, tartışma(istişare) ile kavgayı aynı şey sanırsınız...(ki sürekli aynı şeyi yapıyorsunuz, üstelik sözde eleştirdiğiniz yazı zaten sizi bu yaklaşımlarınızdan dolayı eleştirmişti)
lars vilks´isimli üyeden Alıntı
Ve diğer bir konuya gelelim. Pol Pot'a atıfta bulunulmasına "slogan atmak" ve "provokasyon yapmak" diyorsun. Diğer iletilerde anlaşılan Stalin ve Mao'ya da atıfta bulunulmuş, buna da dikkat çekip hepsine provokasyon diyorsun.
Peki güzel kardeşim. Sen şimdi burda bize insanların mutluluğunu sağlayacak alternatif bir düzenden bahsediyorsan, ama senin sistemin de Stalin, Mao ve Pol Pot gibi caniler üretmişse, bu caniler diktatör haline gelmişse, hukuksuzca asıp kesmişlerse, biz de senin bize satmaya çalıştığın bu düzene şüpheyle bakmak hakkımız değil midir?
|
Hayır Pol Pot provakasyondur, o yazdığın yazı 5 satırdır ve bir bütün halinde bak, sadece Pol Pot değil. Diktatörün de, diktatörlüğünde ne olduğunu bilmiyorsunuz demek ki, sanıyorsunuz ki diktatörlük koşulları sadece 1 kişiyle ilgilidir... Busch diktatör değil mi o halde? Irakda 600.000 üzerinde insanı açlıkdan öldürürken kendisi ne yapıyordu acaba?
Kaldı ki ben şu başlıkda acaba şu ana kadar sorunlar bunlar ve nasıl çözülürden öte politik bir taraf mı belirtmişim, varsa getir yada olmayan şeylerde yorum üretme, şüphe ile bakıyorsun bu daha önceki eleştirimde dile getirdiğim gibi değil, sorunlar bunlar çözümü ne peki bunu dile getir.
Örneğin illa tarihsel gidelim derseniz yalana dayalı tarih anlayışınızla başlayabiliriz, bunun sosyalizmle hiç alakası yok. Mesala sadece mao veya Stalin'mi asmıştır? baksana 1917-1923 arası SSCB yi kimler işgal etmiş, kaç kişiyi asmışlar, kaç şehri işgal etmişler, işgal ettikleri yerlerde neler yapmışlar neden bakmıyorsun? HY Ağızlarıyla SSCB de deniyor ilk yıllarda 3.000.000 dan fazla insan öldürüldü, ölen asker sayısı kadar
doğrudur 2.600.000 kişiyi(sadece cephedeki Sovyet askeri bu sayı) emperyalistler ve kullandıkları bazı küçük devletler (Çarlık Rusyası ve çar taraftarı ordular, İngiltere, ABD, Almanya, Fransa, Japonya, Yunanistan, Çekoslovakya, Sırbistan, Polonya, Litvanya, Estonya, Letonya) öldürdü, 300.000 askerde işgal devletlerince savaşda öldü, şimdi muhasebe sizler gibi mi yapılır, gerçeklerin sizin için kıymeti olmayabilir fakat yalana dayalı CIA menşeili komplo teorilerinize gerek yoktur. O kadar devlet saydım izan sahibi önce o kadar devletin Rusyayı işgaline bir yuh çeker, o işgallerde kaç milyonu katlettiler neler yaptılar buna bakar, kıtlık olduysa neden olmuş, 9 yıl aralıksız savaştırılmış bir ülke yokmuymuş???. uygulamalardaki hatalar değil, düşmanlık ister başarmış olsun ister başarmamış isterse kötü bir tablo çizmiş olsun sadece sosyalizmedir, yeşil kuşağı kuran zihniyetlerden daha ne beklenebilir, yazık ki demokrasiyi emperyalistlerin temsil ettiğini savlayabiliyorsunuz... bende diyorum ki şablonları, etiketleri bırakın...
Dün idama karşı olmayanlar düne göre sistem ve uygulamalarda yaşadılar ben bu gün idamada karşıyım, zorbalığada. ABD gaz odalarında, elektrikli sandalyelerde idam gerçekleştirmiyor mu,
Rosenberg'ler neden öldürüldü acaba(
savaşa karşı oldukları için, politik temsiller ise gerçekçi değildir, aynen şu an AKP nin yaptığı gibi devirmci karargah benzeri tezgahlarla yargıladıkları için,
Endonezyada kaç milyon solcu katledildi peki(
ki bunlar ABD siz düşünülümez bile). Tabi zorbalığa karşı koymaya da karşı olamam bu farklı bir şey. yani demem oki bu başlıkda tarihsel nameler dizmemize gerek yok, sorunlar belli 4-5 maddedir, nasıl çözüyorsunuz. Başka uygualamaların yanlışlığı sizin çözümsüzlüğünüzü örtebilir mi hayır, bende bunu diyorum başka bir şey demiyorum...
Asıl soru şu: İnsanları özel mülkiyetten ve aileden vazgeçip "ormanmış gibi kardeşçesine" yaşamaya nasıl ikna edeceksiniz? Sadece vaaz edip insanların "adam olmasını" mı umacaksınız? Yoksa elinize silah alıp insanları tek sıra dizip "marş marş fabrikaya" mı diyeceksiniz? (Ya da "marş marş tarlaya" eğer Pol Pot'sanız).
provakatif yaklaşım diye ben buna dedim. Hiç bir yere atıfda falan bulunmuş değilim.... bu gün kapitalizmde hangi fabrikaya MARŞ, MARŞ diye girilmiyor(neden bunu bana göstrmiyorsun?) hayatında kaç kez çalıştın acaba?
çalışanlar için kıçına tekmeyi at gitsin diyebilirsin, yani sistem müsait diyorsam müsaittir...
Çin vb uygulamaların örnek gösterilmesine ise çok evvel bir şey dedim;
Ortada bu gün sistemden kaynaklı bu sorunlar vardır başkasının yanlışı sizlerin doğrusu değildir.
kapitalizm selefleri gibi sömürü sistemidir, bu bilinen bir gerçektir, saklısı gizlisi de yoktur... ister Çin deyin ister bilmem nere bu sistemin bu yapısını değiştirmiyor, kaldı ki kapitalizm Pol Pot'u bile bine katlayacak bir tarihe sahiptir... Alternatif oluşturabilecek düzeyde muhalif olmayagörün sistemin diktatörlüğününde, demokrasisinin de nerede durduğu o zaman anlaşılır...
lars vilks´isimli üyeden Alıntı
Ve sen kendi ağzınla zaten eski komunist devrimcilerle hemen hemen aynı kafada olduğunu, ve KAN istediğini ortaya seriyorsun:
Sen şimdi insanların bir kısmına "asalak takımı" diye bakıp, bunlardan insanlığın sırtındaki "kambur" şeklinde bakarak zaten içinde nasıl duygular taşıdığını ortaya seriyorsun. Bu katliam ve işkence yapmaya hazırlanan bir insanın öldürmek istediği insanları önce insanlığın dışında tanımlayıp şeytanlaştırarak caniliğe ahlaki zemin hazırlamasına benziyor. O zaman sen bu hızla Stalin'i de, Mao'yu da, Pol Pot'u da zaten savunabilecek bir ruh halindesin.
|
Şeytani kelimesini seçmen bana göre şans eseri değildir, önceki yazımda papazlıkdan bahsetmiştim. Kilise ne düzeyde teori üretiyor ise sizlerde o düzeyde teori üretiyorsunuz, koşulları maddeyi boyar gibi boyayıp hani bakın rengine öyle mi diyorsunuz... Tüm dinsel illizyonlarınıza itiraz edildiği anda işte inkarcılar diyor bu biçimde kişiselleştirmeye kalkıyorsunuz, değdiğim gibi yemezler! İşte örneği!
Şimdi o halde kapitalizmin milyonlarca insanı sömürü cenneti haline getirmek için milyonlarca insanı öldürmesini, köleleştirmesini savunuyorsun. Pragmatist tespitlerine bakarsak değil mi?(gördün mü senin kafa yapınla sen daha canisin!!!!!!!!!) benle bu tarz pragmatist yöntemlerle ne kapitalizmi, ne mao yu ne Pol Pot tartışabilecek düzeyde değilsin ki şu konuda ben hiç bunları tartışmışda, tartıştırmışda değilim, yırtık dondan çıakr gibi ikide bir siz çıkartıyorsunuz bu tür sudan sebep şeyleri. Bir önceki yazıda da her yazımdada asalak, kambur ifadeleri kişisel değildir diyorum, bu ben, sen anlamında değildir, koşullar gereği açığa çıkan sonuç budur, ne senin nede bir başkasının keyfiteyile açıklanamaz. Eğer insan, insanı koyun gibi kullanıyor ise ve insanlık toplumsal halde üretim yapıyor ve insanı kullananlar ürünlere sahip oluyorsa(ki toplumun sırtından milyarlarca dolar gelir elde ediyorsa) bu asalaklıktır, başka tabiride yok bunun. bumu dert oldu şimdi, 21. yüyılda hala sömürüyü savunuyor oluşunuzu dert etmiyorsunuzda bunu mu dert ediyorsunuz?
Nasıl ki tarihde ağalar toplum üzerinde kambur ise bu modern ağalarda o kadar ve daha fazla kamburdurlar. Aksini neden gösterme yoluna gitmiyorsun o halde?
lars vilks´isimli üyeden Alıntı
Yazdığın diğer bazı şeylere de kısaca değinmem gerekirse, ben açıkçası Türkiye'yi niye "bağımlı" saydığını anlayamadım. Bağımlılık heralde senin sözlüğünde farklı anlamlar taşıyor. Eğer uluslararası cemiyetle ilişkilerin varsa, BM'ye iştirak edip onun sözleşmelerine uyarsan, ve tabi ithalat ve ihracat yapıyorsan "bağımlı" oluyorsun heralde.
Bir de emperyalizmi ve köleliği ne diye kapitalizm ile ilişkilendirdiğini anlayamadım. Bu iki olay da fi tarihinden beri dünyada mevcuttur. Kapitalizm ile bir alakası yok ki. Modern özgür dünya tam tersine bugün köleliği yasak etmiştir, ve emperyalizmden de vazgeçmiştir ve kınamıştır. Bugün Batı ülkeleri sayesinde Hindistan'da kast sistemi yasak edilmiş ve Suudi Arabistan'da ve Afrika'da kölelik kaldırılmıştır. Batı sayesinde Saddam gibi potansiyel emperyalistlerin önü kesilmiştir. Ve nice potansiyel emperyalist saldırganlıklar caydırılmıştır.
|
İlk paragrafın için bunları yazabiliyorsan zaten benim yorumsuz geçmem gerekiyor. Ekonomi-politik temelinde yeterli bilince sahip değilsiniz demek ki.
İkinci paragrafınla ilgilide, emperyalizm ayrı bir olgudur sömürgecilik apayrı. Benim hiç bir yazımda sömürgecilik ile emperyalizmi bire bir aynı şeyler gibi sunduğum görülmez. Sömürgecilik sistemlerin
temelinde duruyor, emperyalizm ise kapitalizmin bir üst aşaması konumunda. 200 yıl önceki sömürgecilik ile bu günki aynı şey değildir, hem uygulama temelinde hemde biçim temelinde değişmiştir. Ekonomiye siz lokal düzeyde bakıyorsunuz fakat sistem olarak ekonominin ölçütü dünya ekonomisidir.
Kapitalizmde köleliği nasıl ilişkilendirdiğim ilk yazılarımda ve bir kaç yazımdan önce zaten somut olarak ortadadır. Yap alıntını eleştirini yap bakalım nasıl ilişkilendiriliyormuş?
Saddam konusunda ise yine yanlış bilgi veriyorsun. ABD Irak'a özgürlüğü götürdü değil mi? Sizi utangaç politikacılar sizi! Bunun için milyonlarca insanın ölmesi, hastalanması, sakat kalması, ambargolara maruz bırakılması mı gerekiyordu?(şimdi güllük gülistanlık olsa gerek!?). Zaten Japonya açısından da öyle yapmadı mı, Hiroşima ve Nagazakiye atom bombası değil bizzat gül torbaları attı değil mi? Irak'da petrol olmasaydı, Saddam aynı Saddam kalsaydıda 1980 lerde petrolü kamulaştırmasaydı o zaman ne olacaktı? Kutsanacaktı!(petrolü kamulaştırmadan önce yapıldığı gbi!?) Sorun ne demokrasi ne diktatör sorunudur, Busch da bir diktatördür zaten ve tek dert Irak'da petrolün kamulaştırılması, böylelikle emperyalist tekellerin elinden çıkmasıdır, işte emperyalizmden sana basit bir örnek(Afganistanda ABD demokrasisi(ki alakasız bir yanıltmaca bu söylem) açısından tam bir kapaktır bu konuda)... Bakü petrolünün uluslararası tekellerin eline nasıl geçirildiğini şöyle 20-25 yıl geriye git de bir araştır bakalım sömürgecilik bu gün hangi biçim altında işlemekde, hangi koşulları yaratmış ve nasıl işlevsellik kazandırılmıştır, daha sen kendi ülkende Tansu Çillerin sırf seçim yaklaştı diye İran'ın 50-70 km içlerine girip sözde operasyon yapma planlarından dahi haberin yok demektir, bu iki ülkeyi savaşa sokacak bir sebep iken beriki sadece alacağı oyları düşünmektedir, işte sana kapitalizm gerçeği, çağın gerçekleri...
Git bir bak Japonya, Çin, Hindistan bölgelerinde o tarihe kadar ülkeler kimlerin sömürgesidir ve japonya nasıl bir tehdit oluşturmuştur. Gördüğümüz bildiğimiz gerçekleri bari ters çevirmeyin. 300 yıl sonra yapabilirsiniz belki...
Emperyalizmi kınamıştır diyorsun, buradan anladığım eski dünyaya ait coğrafik ve işgale dayalı sömürgeciliğin kınanması olsa gerek. Yani emperyalizm=sömürgecilik diye algılamış olabilirisniz, fakat alakası yoktur, emperyalizm, kapitalist sistemin üst versiyonudur, bunu zaten kınayamaz.
Afrika da kölelik kaldırılmış falan değil? O kadar insan kime karşı savaştı o halde? Köleliği kaldıranlara karşı milyonların savaş vermesi, karşılığında topluca öldürülmelerine bakmadan nasıl oluyorda kasaplar kuzuların özgürlüğünü getirmiş oluyor? Kaç gün önce beni ithamcılıkla suçluyordu bazı arkadaşlar itham etmiyorum ben kendimden bir şey demiyorum!!. Örneğin senin bu bakış açın tek yanlılıktır ve kasap tarafından bir bakıştır. İster yerlilerin ister zencilerin direnişi ve mücadelesi olsun, bırak ABD yi, özgürlük dağıtmalarını, vakit ayır ve tarihi yansız bir biçimde incele, tüm ideolojik önyargılarını bir kenara bırak ve gözlemle.... Gerçektende öyle mi?!