![]() |
Voleybolcu kıza şort dayağı!
Beşiktaş bayan voleybol takımı alt yapı oyuncusu 19 yaşındaki Nurcan İbrahimoğlu, kısa şort giydiği gerekçesiyle saldırıya uğradı. Çenesine isabet eden yumruk yüzünden dudağının patladığını söyleyen İbrahimoğlu, olayın ertesi günü Ayazağa’daki polis merkezine gitti, ancak karakolda kimsenin kendisiyle ilgilenmediğini iddia etti. Ardından Şişli Adliyesi Adli Tabibliği’ne giden İbrahimoğlu, dudağındaki patlağa rağmen kendisine darp raporu verilmediğini iddia etti, genç kız, yaşadıklarına isyan etti.
http://www.hurriyet.com.tr/spor/amat...8361.asp?top=1 Acaba kıza saldıran, rapor vermeyen, polisi aramasına engel olan bu reziller kimden cesaret alıyor? |
Ülkemiz demokratikleşiyor. Artık yobazlar, kısa şort giyenleri dövme haklarını en demokratik biçimde kullanabilecek! Polisinden yargısına herkes bunu bir demokratik hak olarak görüp saygı duyacak, işlem yapmayacak. Zaten ülkenin muhafazakar vatandaşları çok demokratiktir, insanlık değerlerini çok iyi sindirmiştir. Kısa giyinen görünce hiç kaçırmazlar. Ya taciz ya dayak. Sivil iradenin hakimiyeti budur işte. Sivil irade şortluların dövülmesine karar vermişse polise, tabipe ne oluyormuş! Vesayeti kırdık çoktan!
Hey gidi hey... Hep söylüyoruz. Demokratikleşme en başta toplumsal bir olgudur, toplumun demokratik kültürü ne kadar içselleştirebildiğine ilişkindir, gerisi boş laftır, orduya ayar vermek hiçbir şey için yetmez diye... Hep söylüyoruz. Ordudan yetkiyi alıp polise yığmak sivilleşme değildir; sivil iradenin önünün açılması, söz konusu sivil irade demokratikse değerlidir, yoksa şu anki durum hiç de iç açıcı değil, çünkü toplumumuz demokratik bir kültüre sahip değil diye... Hep söylüyoruz. Devleti demokratikleştirmek eğer toplum demokrasiyi içselleştirmemişse bir anlam ifade etmez; bilakis, toplumdaki otoriteryan yönelimlerin seçimler yoluyla daha da baskın olmasına yol açar diye... Hep söylüyoruz. Devleti, orduyu eleştirmek yetmez; egemen muhafazakar kültürün de eleştirisi gerekir, aksi halde azınlıklara yaşam hakkı kalmaz diye. Hep söylüyoruz. Laikler artık azınlık, devlet üstündeki belli etkileri kırılınca azınlık oldukları daha da netleşecek ve korumasız kalacaklar, AKP'nin ''demokratikleşmesi'' tamamlanınca, önü açılan muhafazakar çoğunluğun baskısından bu azınlığı kim koruyacak, demokrat geçinenler bunu da hesap etmeli diye... Ama nafile... |
Ahlakin bozuluyorsa niye gidip, yanina oturuyorsun..
Kirik ve bicaklama olmadan rapor verilmeyisi de pek bir manidar! Demokrasi degil bu, alenen demo! |
Merhaba,
İnsanların davranılarına-giyimlerine-fikirlerine tahammül edemeyen bir toplum olduk...Haber yalan mı , gerçek mi diye düşünmüştüm bunu ilk okuduğumda...Ancak gerçek olabileceğini düşünüyorum...Gerçek olmayan bir durum içim kim niçin uğraşsın,ismi ortalıkta dolaşsın , kimse istemez... Özellikle " maganda-manyak - psikopat " ları barındırmamamız,sahiplenmememiz gerekmektedir...O otobüstekilerin yaptıkları o psikopat manyağın yaptığından çok daha rezilce... Sn.yucemanitu sormuş , bu reziller kimden cesaret alıyor diye...Yanıt aslında basit , kendileri gibi düşünen " tahammülsüz " ve tahammülsüzleri koruyan-kollayan kadrolardan,diye düşünüyorum... Sağlıcakla kalınız... |
Alıntı:
Alıntı:
Her şey bir düşünce ile başlar dünya yüzünde. Alıntı:
O halde? Siz şimdi bunu muhafazakar olan bu yönetimden mi bekliyorsunuz? Bu mümkün değil, ama ben o muhafazakar yönetimi ''sözde Türkiye'nin'' kurulduğu günden beri varolan ''sözde laikçi ve ilerici'' yönetime tercih eder miyim? Hayır, asla. Bunun bir çok nedeni var. Öncelikli ve en birinci nedenlerinden biri, siz; değer yargıları ve inançları her şeyleri olan bir toplumu arkanıza alarak, sözde onlara bir savaş kazandırıyorsunuz ve sonra onları paçavra gibi bir köşeye atarak, sırtından bıçaklıyorsunuz. Onlar için vatan kadar değerli olan inançlarından onları en adi, en olmaz, en olmayacak şekilde koparıyorsunuz. Ve bir yüzyıl bunun taravmalarını yaşayacak, travmalarından belki dünya döndükçe kurtulamayacak bir toplum yaratıyorsunuz. İşte bu aşağılıkça... Aptalca (aptalca sözü; eğer bu işin içinde yalnız iyi niyet vardıysa; yoksa aptalca değil eşi benzeri görülmedik, görülmeyecek bir adilikte). Ben her şeye rağmen tüm bu yaşananlardan öğrenildiği ve öğrendiğim için bunu dahi hoş görebiliyorum. Her oluş, her yaşanan kötü de olsa bir öğreti bırakıyor insana. Saydığım bu nedende sonra sayabileceğim daha pek çok neden var ki saymakla biter mi bilmem. Sizlerin bunları görmemesi ya da görememesi asıl benim için enteresan olan. Hani çok akıllı sanıyorsunuz ya kendinizi. Değil mi? Bu muhafazakar yönetim hiç durmadan bir yüzyıl çalıştı. Çünkü onların değerleri, inandıkları bir güç vardı ve çalışmalarının karşılığını alıyorlar şimdi. Kendi dünya görüşleri ve inançları çerçevesinde en hoşgörülü, en mantıklı çözümleri üretmeye çalışıyorlar kendilerince. Buna nasıl kızılabilir ki? Peki ya diğerleri? Onların hoşgörüsü ve mantığı bugünkü yönetenler kadar olabildi mi? İşte bu yüzden bu laflara karnı tok benim gibi pek çok kişinin. Alıntı:
İşte sırf bu görüşümden dolayı ortada olana kızmam mümkün değil. O toplum hiçbir zaman içinde yaşamak istemeyeceğim ve içinde yaşamadığım bir toplum olsa da neden eleştirmiyorum? Neden yönetimi takdir ediyorum? Çünkü hayatımı onlara, öyle bir topluma harcamakla geçirmiyor, harcanası olduğunu düşünmüyorum. Birileri hayatını onlar için harcıyor ve benden daha fazla şey yapıyorsa, onlara kızmak ve yalnız eleştirmenin onların yaptığından ya da ortada olandan daha büyük bir adilik olduğunu düşünüyorum. Sevgiler. |
Hoşgörüymüş, Utanmanız da yok artık ya...
|
Selalim, sandığının aksine ben kemalist değilim. Zerre alakam yoktur. Toplumu değiştirmeyi de devlet gücüne atfetmem. Bunu iktidar sahiplerinden beklemem. Toplum ancak yine toplumun içinden bir mücadeleyle, tabandan değiştirilir. İşte bu irade dün kemalistlerde yoktu, bugün de muhafazakarlarda yok. İlki toplumun muhafazakar ve otoriteryan yönelimlerini gösterip kendi vesayet kurumlarını meşrulaştırma yoluna gitti, toplumu ve kültürü demokratikleştirmek için hiçbir şey yapmadı. İkincisi de toplumun muhafazakar-otoriter yönelimlerine dayanarak kendi iktidarını kuruyor bugün. Bu açıdan birbirlerinden farkları yok. İkisi de toplumsal kültüre sinmiş olan milliyetçi-muhafazakar ve otoriteryan anlayışla hesaplaşmıyor.
Toplum nasıl demokratikleşir? Evvela toplum ile siyasetçiler arasındaki ayrımı hedef alır, toplumu siyasal bir özne haline getirirsin. Aktivist, eylemci bir toplum olması için uğraşırsın. İnsanları sokağa çağırırsın. Kendi özörgütlerinde kendilerini yönetmeleri için uğraşırsın. Mahalle meclisleri, işyeri komiteleri kurarsın. Dayanışma ağları kurup insanları birbirine yakınlaştırırsın. Kapitalizme karşı kitle hareketlerini, gösterileri, grevleri, işyeri işgallerini örgütlersin. İş sürecinin demokratikleşmesi, sosyal güvence, işçilerin üretim sürecinde denetim ve kontrollerinin artmasını gözetirsin. Toplumdaki azınlık kesimleri, kadınları, çevrecileri, savaş karşıtlarını, LGBTT bireyleri v.s. örgütler, kendi hakları için mücadele etmeye yönlendirirsin. Böylece duyarlı, aktif, örgütlü, özneleşmiş ve politik bir toplumsal yapı oluşur. Bu süreç içerisinde de toplum değişir. Yani hiçbir şeyi devletten beklemeye gerek yok. Ama kemalistler ve muhafazakarlar ne yapıyor? Üstte sıraladıklarımın hiçbirine izin vermiyor, devlet gücünü kullanarak sindiriyorlar. Bu açıdan da birbirlerinden hiç farkları yok. Aralarındaki çekişme, ''Sen mi yöneteceksin, ben mi yöneteceğim'' çekişmesi. Toplum ise yönetilen sınıf pozisyonunda durmaya devam ediyor. Oysa asıl değiştirilmesi gereken bu. Kemalistler de muhafazakarlar da insanların politik bir özne haline gelmesi yerine, seçimlerde çıkardıkları temsilcilere/vekillere politikayı terk etmelerini ve evlerine dönüp bir dahaki seçime kadar yine pasifize olmalarını tavsiye ediyor. Vekiller özne, toplum ise nesne oluyor. Hal böyle olunca, yani toplum eşitlik ve özgürlük ve elbette demokrasi için bizzat mücadeleye giren bir özne olamayınca mevcut otoriteryan kültür de değişmiyor. Biz de başlıktaki haber gibi olayları görüp üzülmeye devam ediyoruz. |
Alıntı:
Sadece neden başarıya başarı deyip, neyi neden takdir ettiğimi, neyi neden eleştirip eleştirmediğii paylaşmak istedim. Sevgiler. |
Akp ya da tatlı su muhafazakarlarının başarısı da herhalde bu konuda en ihtiyacımız olan şey olsa gerek...
|
Adam gençliğinde gıptayla baktığı ve asla elde edemeyeceği güzellikteki bu kızı görünce hayal kırıklıkları kine dönüşmüş ramazanı orucu da bahane ederek görgüsüzlüğünün,cahilliğinin,dar kafalılığının,zihinsel, fiziksel ve cinsel yetersizliğinin acısını çıkarmak istemiştir.
Haber linkinin altındaki bir okuyucu yorumu. Gerçekten tüm olayı özetlemiş. Bizim erkeklerimiz gerçekten cinsel açıdan tam bir ruh hastası. Cinselliğini sürekli bilinç altına iten bu toplumun sağlıklı bir demokrasi geliştirmesi mümkün değil. |
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 21:59 . |