![]() |
İfade özgürlüğünün sınırları
Bu mevzuyu birkaç gündür kendimle tartışıyorum. Bu konularda sizlerin de görüşlerinizi almak isterim.
Şahsen, bir yandan hakaret, sövme ve iftira yasaklarının eşit uygulanamadığı düşünüyorum. Öteki yandan hem iftira hem hakarete maruz olan insanlar ile de empati kurabiliyorum. Ancak bu olaylar yasa ile, en azından mevcut yasalar ile çözümünün kurbanları korumaktan ziyade otoriteyi korumaya ve özgür düşünceyi bastırmaya yaradığını düşünüyorum. Anket için yedi seçenek hazırladım. Birisi gırgır. Diğerlerinin de bütün posizyonları tasvir edemiyeceğini biliyorum. 5. seçenekteki 'iftira sadece belli durumlarda yasak'dan kastim: devleti temsil eden şahısların, tirajı yüksek gazete ve dergilerin, ve televizyon kanallarının veya bu kanalarda canlı yayına çıkan insanların sarf ettiği ifadeler. Kitap ve haber sitelerinin forumlarını muaf tutuyorum. |
Herşeyin serbest olması taraftarıyım. Ekşi sözlük'ün alt kısmında yazan paragraf bu konudaki görüşlerimi %100 yansıtıyor:
Alıntı:
|
İftira ya da hakaretin olmaması gerektiğini düşünüyorum. İftira tartışmayı saçma sapan yerlere sürükleyen ve boşa zaman kaybettiren bir durum. Hakaret ise tartışmayı yarıda bıraktırıp kavgaya başlamaya neden olabilecek bir etken.
|
İfade/düşünce özgürlüğünü tam anlamıyla açıkladığını düşündüğüm çok iyi bir tanım:
Alıntı:
İfade/düşünce özgürlüğü budur. Bu devlet ve devletin başındakiler ifade/düşünce özgürlüğünü başka taraflarından anlıyorlar ya da işlerine gelmiyor. İnsanımız salak zaten haklarını bilmiyor. |
Irkcilik gibi nefret suclari haric her turlu seyin ifade edilebilmesinden yanayim. Buna kufur etmek ve iftira atmak gibi seyler dahildir. Eger ifade ozgurlugunuzu kufur etmekten yana kullanirsaniz soylediginiz seylerin tesiri azalir. O yuzden bunu kisitlamanin veya bundan korkmanin bir anlami yok. Kotu soz sahibinindir neticede.
|
Ben ifade özgürlüğünün belli durumlarda sınırlanması gerektiği kanaatindeyim. Bunları kısaca hakaret(bunun da sadece hukukta "gerçek kişi" sayılan insanlar için geçerli olması yerinde olur), iftira, dolandırıcılık ve de kişi ya da gruplara saldırı/zarar çağrısı (yani çeşitli suçlara doğrudan veya dolaylı olarak azmettirme) başlıklarında toplayabiliriz herhalde. Bu ayrımı da genel olarak Mill'in zarar prensibi ışığında yapabileceğimizi düşünüyorum.
|
Iftira atmak noktasinda ifadelere bir kisitlama getirmenin manasi yok. Idda edilen seyin bir iftira oldugunun kanitlanmasi durumunda bunu sarfeden kimse iftiraci durumuna dusecek ve kendi sayginligini yitirecektir. Anlamsiz seylerden korkup ozgurlukleri kisitlamanin bir manasi yok. Abuk sabuk seylere yasak koydugunda zaten zincirleme seklinde bunlar uzayip gitmeye baslar
|
Malesef bizim gibi geri kalmış ülkelerde ifade özgürlüğü devletin belirlediği ideolojik sınırlar dahilinde kısılıp kalmaktadır.Buradan öteye geçemiyor olmasını halen daha görmek pek te keyif verici değil.
|
Alıntı:
Anket sorusunu bir admin düzeltirse çok sevinirim. Kendim yapamıyorum. |
Dolandiricilik sikkinin da ifade ozgurlugu anketinde olmasi bana biraz sacma geldi. Bu zaten bir suc fiilidir. Ifade ozgurlugu ile ne alakasi var, suc tespit edilince cezalandirirsin zaten.
|
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 01:49 . |