![]() |
Milli Eğitim Bakanı Değil-İstihbarat Servisi Ajanı
Alıntı:
Norm kadrolar, her yıl emekli olan öğretmen sayısı ve bunun yeni alımlara ve eskiye oranları... gibi değerleri isteyen sendikalardan öğrenir. Ancak Milli Eğitim Bakanı rakamları ciddi derecede çarpıtmakta. Şimdilik bu kadarını söylüyelim. Bundan daha da felaket olanı ''öğretmen adayları''nın HEDEF GÖSTERİLMESİ'dir. Sayın Bakan'ın neden bu izahları yaptığı ve yaptığı izahlarda dilinin altında ne tür baklalar ve niyetler olduğunu aslında biz biliyoruz. Güğümlere Ne Dökülmek İsteniyor? AKP iktidarının 10 yıllık serüveni incelendiğinde şunu görebiliriz. Şayet İKTİDAR herhangi bir kurumu, kitleyi ve grubu hedef alıyorsa ya o grup, kitle ve camia üzerinde devam eden bir OPERASYON vardır yahut olacaktır! Peki Sayın Bakan böyle konuşarak ne murad etmekte, kimi hedef almaktadır? Aslında bu konuşmanın öncesi ve sonrası da var. Genel mevzu sahip olduğu konum nedeniyle ''eğitim, işsizlik, öğretmen atamaları ve 19 mayıs gibi güncel konular''. Bakan büyük bir iki yüzlülük ve pişkinlikle ''ihtiyaçtan çok mezun var'' diyebilmektedir. Oysa, henüz doğru düzgün alt yapısı bile olmadan onlarca yeni okul-üniversite açtıran; öğretmen yetiştiren okul kapasitelerinin 10 yıl önce bile fazla olmasına rağmen bunların artmasına göz yuman yine kendileri! Hepsini geçtik; Mevcut atama statüsünü bile yerli yerinde bir sisteme koyamayan, mezunların statüleriyle deli şeyini kurcalar gibi zırt pırt oynayan yine kendileri. Sayın Bakan, sınav sisteminden alt yapısı rezalet okullara; eğitim planlamasının piyasalaştırılmasından gerek öğretmenlerin gerekse öğrenci sorunlarının her geçen gün derinleşmesinden toplumda artan rahatsızlık düzeyine ilişkin izahlar yapmak zorundaydı. Yıllar yılı basiretsiz ve çapsız politikalarla eğitim kalitesi ve işlevinin kötüye gitmesinin müsebbibi oldukları gibi; bu işi ne eğitim planlayıcıları, ne eğitim uzmanları ne de mevzuya hakim geniş akademisyenlerle işbirliği yaparak çözme ihtiyacı duymamaktadırlar. Her sene değişen sınav ve eğitim yönetmelikleri dahi başlı başına bir başıboşluk, laçkalık ve plansızlığın sonucu değil midir? Bizzat kendi iktidarları döneminde yaşanan sınav skandallarından tutun da eğitim-sınav-okul sistemlerinin her sene değişmesinin sorumlusu kendileri değil midir? Peki ne yapıyor sayın Bakan? Kendinden öncekiler ne yaptıysa, tıpkı ünvanı gibi yalnızca BAKIYOR. Kendinden öncekilerin plansız, programsız ve bol alavere-dalavereli her işte olduğu gibi bolca KOMPLO ÜRETİYOR, kafaları bulandırmaya ve mevzuyu bizzatihi yine kendilerinin yarattıkları belirsiz ÖCÜLERLE çözmeye çalışıyor. İktidarının ardı arkası kesilmeyen eğitim skandallarının sorumluluğunu, bu konuda kendisine birçok başka alanda olduğu gibi Sendikalardan, meslek kuruluşlarından, sivil toplum örgütlerinden ve ÖĞRETMEN ADAYLARI'ndan çıkarmaya çalışıyor! Halihazırda zaten birçok sorunla boğuşan, iktidarın ''TERÖR ÖRGÜTÜ ÜYELİĞİ'' komplolarıyla mücadele eden meslek odaları, sendikalar ve eğitim platformlarını ağzından gelecek güzel günleri müjdeleyecek şekilde yeniden ve tekrar HEDEF GÖSTERİYOR! AKP siyasetine yabancı olmayan bizler biliyoruz, iktidarın bir bakanı ağzından ''terör'' yumurtasını çıkardığında arkasında illaki birileri hedef gösterilecek ve kuluçkaya yatırılacaktır. Adını da koymak lazım gelirse; öğretmen adayları ve mevcut ''muhalif öğretmenler'' bir bütün halinde hedef gösterildiği gibi; özelde de EĞİTİMSEN(KESK) VE ATAMASI YAPILMAYAN ÖĞRETMENLER PLATFORMU(AYÖP) gibi örgütler her an yeni operasyon dalgalarıyla sindirilmeye çalışılmaya gebedir! Bununla kalsa kafi; sayın Bakan, devletlunun geleneksel ''Kürt düşmanlığını'' da hatırlatmayı ihmal etmiyor; o bölgedeki ''öğrenciler eğitilemiyor'' diyerek aslında ''biz o çocukları yeterince asimile edemiyoruz'' diyor. Dikkat buyurunuz: Bu imalar bu ülkenin İstihbarat Şefleri'nin değil kaynağı ve tanımı itibariyle birçok ''modern unsuru'' barındıran Eğitim'den sorumlu kişiden çıkmakta. Sayın Bakan akşamdan sabaha her dem yeniden mayalanan, hamuru değiştirilen eğitim politikasızlığı sorununuysa ''kalitesiz öğretmenlere'' bağlayarak mevzuyu saptırmaya çalışıyor. Bağımsız meslek kuruluşlarından akademisyenlere dek hiçbir meslek kuruluşu ve uzmanla görüşmeyi sevmeyen sayın Bakan ''kalite'' sözcüğünü adeta bir kara mizah örneği olarak sergiliyor. Ne denir ki: Böyle iktidara böyle bakan!... |
AlbatrosS,
Bu ve diğer konudaki mesajlarını okuyunca diyorum ki, kırılma ama; Kim olsa sana yaranamaz... Ayrıcana, açtığın bu konunun başlığını şiddetle kınıyorum. Bir başkası, senin sevdiğin insanlar arasından birisi için yapmış olsa idi, yazdığın cevapların içinde her iki kelimenden birisi faşist olurdu. Çok bu konuya değinmek istiyorsan, üniversitelerimiz ile ilgili başlıklar aç, kaçı mezun olmuş, kaçı mezun olamamış, olamayanlar niye olamamış, okullardaki sorunlar nelerdir, vs. hep beraber tartışırız. Ama kimsenin üzümlere baktığı yok, hep bağcı dövülmek isteniyor. |
Alıntı:
Sevgili Yergin, sevgili diyorum, size cidden saygı duyarım. Siyasetin cilvesi diyelim, biraz da güncel siyasetle yoğun olarak hemhal olup ''medya okuryazarlığı'' gibi bir hassasiyet olması. Kaldı ki muhalif olmak da biraz böyle bişi. Bir şeyi, icraati ve söylemi eleştirmek için ''fail''in konuştuğu bağlama, siyasal tarz ve üslubuna bakarsınız. O güne kadar ne yapmışlar, nasıl davranmışlar gözlemlersin. Öte yandan ''metin tahlili ve analizi'' diye bir şey var. Edebiyat eğitimi aldığımdan olsa gerek; metin tahlilleri ve ''söylem analizleri'' noktasında daha farklı perspektiflerden bakma alışkanlığımız var. İmaj, sembol ve çağrışımları gerek ''metin bağlamı'' gerekse metnin söylendiği ''sosyal bağlam'' çerçevesinde değerlendirme diyelim... Son ve aslında en önemlisi bir Eğitimci adayı olarak hassasiyetlerimiz var. Mevzu derin... Neden bu denli kızdığımı, neden eleştirdiğimi yazımda zaten belirttim. Sevgili Yergin gönül ister ki bunları kaale alıp değerlendirin. Alıntı:
Hayır. Cidden yanılıyorsunuz. Sayın Bakan'a ''sanki istihbarat ajanı'' derken ki kastımız şuydu: Doğu'da ücretli öğretmenler varmış, bunlar PKK muhbiri gibiymiş hatta PKK'ce yönlendiriliyormuş ve bu yüzden çocuklara yeterince kaliteli ve düzgün eğitim verilip Türkçe öğretilemiyormuş. Bir kere bu bilgi son derece yanlış ve öğretmenleri alenen hedef göstermektir. Neden mi? Ücretli öğretmenlik, açık kadro olan yerlerde Milli eğitim bakanlığının il-ilçe milli eğitim müdürlüklerinin aradığı bazı ''şartlara haiz'' olarak yapılır.Sırasıyla Eğitim fak. olup atanamamış, fen-edeb. fak. bitirip formasyon almış, fen-ede. fak. bitirip formasyon almamış, lisans mezunu, ön lisans mezunu... insanlar başvurabilir. Yani eğitim ve fen-edebiyat fak. mezunları (eğer yoksa lisans mezunları) ''kpss sonuç belgeleri'' ile müdürlüklere başvurur. Ve bunlar arasından seçilirler. Yani bu adamları devlet seçer. Tabi bu işin ''resmi'' kısmı. Bu işin ekseriyetle ''milli eğitim müdürlükleri'' personelinde ayısı-dayısı olan adamlarca kotarıldığı da bilinir. Ekseri ''iktidar yandaşları''nca. Peki SINAVLA ATADIĞI bir öğretmenin yine KPSS sonuç belgesine göre alınan bir öğretmenden ne farkı var? İkisini de devlet atamıyor mu? Kolpalıklar bir yana, usul ve yöntem olarak bir farkı yok. Peki sayın Bakan ne demeye çalışıyor o halde? Ben söylüyeyim: Örneğin Hakkari'nin halkının BDP'ye olan ilgisi ma'lum. Biz burada ücretli öğretmen alacak olsak ekseriyetle başvurular Hakkari ve yakın yerlerden olur. Bu herifler de TERÖRİST'! Yani neymiş? Devletlumuz o bölge insanını toptan ''terörist'' görüyormuş. Devlet için örneğin Hakkarili olmak terörist olmakla eş değermiş. Eee, akıl sahibi bir adam ULUDERE'DE 34 adamın öldürülüp neden devlet erkanından uzun süre çıt çıkmadığını, çıksa dahi bir özür bile dilenmediğini anlıyor... Net'çede bu adamlar Uludereli. Yani? Terörist! PEKİİ... Bu tarz bir konuşmayı en çok kim yapar? Elbette İSTİHBARAT AJANI, POLİS VS. Polis tanıdıklarınız varsa biraz sohbet edin, o bölge halkına genel bakış açıları nasıl? Alıntı:
Üzüm yemek derdinde olmayan ben değilim ki, bir bölge insanını toptan TERÖRİST ilan eden sayın Bakan. Hangi AKILLI insan kendi eliyle seçtiği adamı toptan terörist yapar ki? Burası Türkiye değil mi? Ben konuşurum. Ben söylerim. Nasılsa birileri önünü arkasını pek düşünmez. Canım biz de ''çok siyaset yapıyoruz'' değil mi? Öte yandan, kesk'e yapılan operasyonlar da ma'lum. Belki haberiniz yok ancak birçok KESK'li uyduruk iddianamelerle tutuklandı. Tuvalden terörist; puşudan örgüt çıkaran devletimiz için KESK'ten Ergenekon çıkarmak zor olmaz. Siz de ''yahu ayıptır, resim yapmak nasıl terör eylemi'' olabilir hayret bişi! diye bile sormazsınız. Farkında mısınız? Resim, müzik, tuvalle TERÖRist faaliyet sayılıp kitaplardan sonra TABLOLAR bomba ve kurşunla eş değer sayılıyor! Duyuyor musunuz sevgili Yergin? Kitap=bomba Tuval=bomba Ressam=terörist. Ahval-i adiye'nin böyle olduğu bir ülkede eğitim bakanının ÜCRETLİ ÖĞRETMENLERi terörizmle itham etmesi=TEHDİT ETMEKTİR! Bu iki anlama gelir: a. TANYELİ ve oryantal. b. Operasyon. 3 gün sonra ataması yapılamayan öğretmenler yahut eğitim-sen hakkında bir ''terör fezlekesi'' çıkarsa kimse şaşırmasın. Tayyip ve şürekası DELİKANLI adamlardır. Dediklerini yapar. |
http://www.radikal.com.tr/Radikal.as...&CategoryID=98
Şu yazıya bakmak faydalı olur. Dünyanın terör tutuklularının üçte biri bizde: 12bin. Bunların kaçta kaçı acaba fiili(ve evrensel standartta hukuki-meşru) olarak terör eyleminde bulunup da tutuklananlardır? |
Ben birsey merak ediyorum sadece.. Buyuk sehirden giden ogretmenin pkk'dan etkilenmeyecegine dair garantileri nedir?
|
Ücretli (sözleşmeli )öğretmenlik ; İşçilerin 4-B statüsünün çok altındadır. Değil öğretmene, hiç bir meslek grubuna reva görülmemelidir.
Fakat işçisi taşeronun elinde sosyal güvencesiz, işsizlik sigortasız, kıdemsiz inim inim inleyen bir ülkenin öğretmenlerinin haline şaşmalı. Seçimlerden önce vatandaşına 60 bin öğretmen kadrosu SÖZÜ veren, seçimlerden bir kaç ay sonra sözünü tutamayacağı için öğretmenlerden özür dileyen, mazeretler üreten bir zihniyetle yaşıyoruz.. Sözleşmeli öğretmenlik türkiyenin ayıbıdır. Hayatımın en az 20 yılını özel okullarda öğretmen olarak geçirdim. Haziranda akit yenileme stresi dışında bir çok yönüyle güzel, doyurucu bir dönem idi. İktidarın kendi insanına en ufak bir sevgisi, saygısı, olsaydı * işçinin taşeronluk müessesesini * sözleşmeli öğretmenliği * 4-B Yi çoktan kaldırır veya hiç ihdas etmezdi. Hoş; asıl işsizlerin başı şimdi GSS ile büyük dertte. Devlet yamalı bütçeyi üretimle istihdam ile, tasarruf ile denkleştirme niyetinde olmadığı için kendi vatandaşına Sağlık Sigortası SATIN ALMA zorunluluğunu getirmiştir. Gelir beyan etmenizi beklemektedir. Fakat beyanınızı aslında hiç ciddiye almadığı için, teftiş kadroları (ilk etapta 3000 olduğu söylenir) kurmuş, ve bu müfettişlere ev ziyareti yaptırarak vatandaşının hayat standardını, gelirini, giderinin kontrol ve denetlemek görevi vermiştir. Yazıklar olsun, lanet olsun falan demeye gerek yok şimdiden. Asıl şenlik ''Katılımcı'' anayasa sürecinde başlayacak. Ak koyun, kara koyun belli olacak. |
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 00:26 . |