![]() |
Tanrının ve bir kutsal kitabın olmaması bana acı veriyor
Tanrı neden yok neden
Neden kutsal bir kitap yok Bana yol gösteren hiç birşey yok Yaşamak için amaç yok İyi yada kötü olmak için amaç yok Tanrının olmaması bana çok acı veriyor... Tanrıyı çok aradım ama yok Çok dua ettim ama yok Bir kutsal kitap yok İnsanın var olma amacı yok Her yer kötülük Bazen çıldıracak gibi oluyorum İntar edecek gibi oluyorum İnsan çok aciz varlık İyi insanlar hep acı çekiyor Neden neden neden................ |
Afganistan/Irak/Somali gibi bir ülkede yaşamadığın için haline şükret:)
|
Hayali varlıkların ve onların boş )ve o kadar insani) sözlerinin hayatını yönlendirmesinden kurtulmuş olman hiç mi sevinç verici değil?
|
Alışırsın kardeş, yapacak bir şey yok. Bu konuda kimsenin elinden bir şey gelmez.
Sonra da eskilerinin yerine başka şeyler koyarsın, koymak zorundasındır. İyi tarafına bakmak teselli verir mi, pek sanmıyorum ama en azından Demokles'in kılıcı gibi tepende duran bir cehennem tehdidi yok artık. |
Dinden çıktığımı kendime itiraf edebildiğim zaman dilimi benim için de feci sancılı geçmişti. Bir yaratıcının varlığı o kadar netti ki kafamda. Dünyam başıma yıkılmıştı.
Düşündüm, çok düşündüm. Bir gün telefon çalsa ve annemin öldüğünü söyleseler ne hissedecektim? Şu hayatta her şeyden ama her şeyden çok çok daha fazla sevdiğim annem bir daha var olmamak üzere yok olup gitti. Bitti, her şey bitti. Bazen de kendimi düşünüyordum. Örneğin; gizli kalp hastası olanlar var. Yatağa yatıp uykusunda kalp krizi geçirip bir daha kalkamayanlar var. Ya ben de bir gün yatağa yatıp bir daha kalkamazsam? 20'lerin başlarındaydım. Hayatım inanılmaz kötü gidiyordu ve de yapmak istediğim milyon tane şey vardı. Yapmak istediklerimi hesapladığımda birkaç yüz sene yaşamam gerekiyordu ama ben daha hiçbirine bile başlayamadan uykuya yattığım yatağım mezar olabilirdi, ki hala da olabilir. Böyle böyle derken zamanla, insanın akıl sağlığını zorlayan düşünceler hafifliyor. Yine her şeyin farkında oluyor, ve hatta belki daha da fazla can acıtıcı şeyler öğreniyorsun ancak sürekli pis kokan ortamda bir zaman sonra nasıl kokuyu fark etmemeye başlıyorsan bu konuda da zamanla ilk zamanlar gösterdiğin refleksleri göstermemeye başlıyor alışıyorsun. Şu anda 26,5 yaşındayım ve light müslüman zamanlarımdaki gibi yaşıyorum neredeyse. Hiç yaşlanmayacak, kesinlikle hiç kaza geçirmeyecek, sakat kalmayacak, ölmeyecekmiş gibi. Richard Dawkins amcamızın söylediği gibi; hayat muhteşem bir gösteri, ve bunu doya doya seyredin, seyredelim :) Tabi şunu da unutmamak gerekir: Öldükten sonra bir yaratıcı ile karşılaşmayacağımızı da kimse bilemez :) Biz işimizi kış tutalım. Artık bahtımıza ne çıkarsa :) |
Alıntı:
Göremediğimiz, duyamadığımız, gösteremediğimiz o kadar çok kavram var ki bu kavramları var diye bilmekteyiz. Örnek ''ZAMAN'', zamanı gösteremezsiniz. Bir başka örnek de ''ZİHİN'' onu da gösteremezsiniz. Ancak görüp de, duyup da, başkalarına gösteremediğimiz gerçekler de var. Bunlara ''VAR'' diyebiliyoruz. Örnek olarak ''RÜYALARIMIZI'' verebilirim. Ve düşüncelerimiz içimizde gizli...Düşüncelerimizi kimseler bilmez, biz söylemedikçe! Şimdi siz eğer TANRI'yı gerçekten aramış olsaydınız, tanrının sizin içinizde sizinle ve herkesle birlikte olduğunu da görecektiniz. Öyle ki verdiğim örnekler bunu çok açık bir şekilde göstermektedir. Siz var mısınız? Yok musunuz? Tanrı işte bu soruda belirgin. Kutsal kitabı siz içinizdeki Tanrı ile birlikte yazmaktasınız. Yaşamın manasını henüz öğrenemedinizse, endişe etmeyin, sağlığınızda bir gedik oluşursa onu da öğrenirsiniz. Esenlik dileklerimle, |
Alıntı:
Hepsi bir yana neden bir AMAÇ arıyoruz? Tanrı olmak zorunda mı? Bir amaç olmak zorunda mı? Değil. Amaç zihni, subjektif bir olgu, varlık ise(genel, nesnel anlamıyla) nesnel ve amaçsız. Kısaca amaç olmak zorunda değil. Bir irademiz, zihnimiz var ve canlıyız, organize hareket edebiliyor ve planlar yapabiliyoruz. İlla bir amaç yükleyeceksek, planlarımız, organize hareketlerimiz, hedeflerimiz, aldığımız etkilerden verdiğimiz tepkilere kadar bir dolu amaç yükleyebiliriz... Doğa da bir amaç aramak, doğaya bir irade vermek çabasına dönüşür.(çünkü amaç iradi, zihni bir olgu, bir irade yoksa, amaçta olmayacaktır.). Bu çaba ise eni, sonu bu amacı güden bir varlık, irade olmalı-tanrı- sonucuna varmış. Bu konuda, başından beridir sorun, illa bir amaç aramak, amaçsızlığı kabullenememekten, normal karşılamamaktan kaynaklandı. Amacı normal karşılıyorsak, amaçsız varlığı da normal karşılamalıyız..... Boşverin amacı, iradeniz dışında bir amaç aramayı vs. Amaç iradelerden bağımsız değil, varlık ise iradeden bağımsızdır. İyi ya da kötü olmakta yine insana ait. İyi ya da kötünün ölçütü nedir? Kime, neye göredir? ortalama bir ölçü konulabilirse, bu ölçüte göre iyi ya da kötü olabilirsiniz. İyi olmak için çabalamaktansa, ölçütlere bakmak bence yeterli.. Siz nasıl bir yoldan ve rehberden bahsediyorsunuz tam anlayamadım, ama bu gün en büyük sorun, yol ya da rehber değil, maalesef insan ve toplumsal yaşamın dengesizliği, adaletsizliği, eşitsizliğidir. Bu insanları karamsarlığa, çaresizliğe, çıkar bir yol bulamamaya, yalnızlığa, elden bir şey gelmezciliğe, çaresizliğin kabulune vs mahkum ediyor.. Nedeni ise, dünya kimsenin malı değilken, üzerinde yaşayan insanlar, bazı aşırı bencil arzularla oluşan dengesiz sistemler sonucu, çok ağır ve eşitsiz koşullara mahkum. Asıl sorun da çıkmazda buradan kaynaklı diye düşünüyorum. Birileri zor hayat şartlarına mahkum ettikleri insanlar üzerinden eğlenirken, çoğunluk bütün ömrünü çıkmaz sokaklarda, ağır stres altında, gelecek korkusu ve kaygısıyla, mutsuz geçiriyor ve maalesef adı konmamış bu kaygılar bir çok farklı biçimde dışa yansıyor. Tanrı, amaç, gelecek, hayatın amacı yok gibi sonuçlara kadar varıyor... Laftan öte gitmeyen, masalımsı, hayal dünyalarından öte geçmeyen bir rehber olsa ne olur, yol olsa ne olur? Bunca sıkıntılar arasında masalımsı sözler, Polyannacılık, öldükten sonra öte alemde şarap ırmakları olacak vs uyuşturucu, kabullendirici sözler insana ne verebilir, nereye kadar verebilir? Doğa, evren amaçsız bu nesnel açı, öznel açıda ise insan amaçsız değil. İradesi var ve bu açıdan amaç çerçevesinde karamsarlığa düşmek anlamlı değil diye düşünüyorum. İrademiz varsa amaçlarımız da var demektir ve yaşam da ayrışmaz bir parçası. |
Alıntı:
|
İyi ya da kötü olmanın amacı neden olmasın ki.
İnsanlığa en büyük kötülük dinlerden gelmiştir. Bu beladan kurtuldun, artık iyi olmak için bir amacın var. Steven weinberg'in sevdiğim bir sözü var. Din insanlık onuruna bir hakarettir. Din olsa da olmasa da iyi insanlar iyi şeyler, kötü insanlar kötü şeyler yapacaktır; ama iyi insanların kötü şeyler yapması için din gerekir.” |
Arkadaşlar işin kötü yanı yıllardır ateist olmaya alışamıyorum....
Bir tanrıya yada bir dinede inanamıyorum... Çünkü tüm dinlerin bir açığı var... Şu lanet İslamdan kurtuldum o benim için çok büyük bir adım... Dünyaya bakışım çok iyi oldu ama hiç bir zaman mutlu olamıyorum... Hep bir eksiklik var içimde..... |
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 13:17 . |