![]() |
Aileniz'in Dini Konuşmalarıyla Rahatsız Oluyor Musunuz?
Abilerim ailenizde mutlaka Allah'a inanlar olacaktır. Siz ailenizin "İnşallah, Allah yardımcın olsun, Allah izin verirse" gibi konuşmalarında rahatsız oluyor musunz?
Ben cidden çok rahatsız oluyorum. :target: Bir de sizin fikirlerinzi almak için bu konuyu açtım. Sağolun. |
Biraz saçma bir soru olmuş. Ben rahatsız olmuyorum hatta bazen ister istemez ağız alışkanlığından gayrimüslimler de kullanıyor bu ifadeyi. İnsani ilişkilerde bu denli derin düşünmemek gerek, kullandığımız çoğu kalıpların kökenine bakarsan altından neler çıkar kim bilir. O yüzden üstünde bu kadar durman manasız. Ayrıca rahatsız olsan ne değişir ki? Ben şahsen araba sesinden de rahatsız oluyorum fakat bunu değiştiremezsin.
|
Tamamdır :)
|
@Mihriser güzel açıklamış aslında, bende başka açıdan bakayım, bu işleri ne kadar kafaya takarsan, hayatta o kadar karşına çıkartır.
Burada inançlı veya inançsız olmanda fark etmez, değil mi ki bir yola girdin, diğer yoldakiler sana batar, rahatsız eder. Peki neden batar veya rahatsız eder? Sen o şeyle barış imzalayana kadar sürer bu, öteki türlü herhâlükarda rahatsız etmeye devam eder. Özetle hayat karşımıza bizi rahatsız eden bir şeyler çıkartıyorsa, o şeyle barışmamızı istiyordur derim. Bu herkes için geçerlidir, sadece Ateist için değil Dindar içinde geçerlidir, o da zıddıyla (yansımasıyla) barışmak zorundadır. Barışmıyor musun? Hayat sürekli çıkartır. |
Uçak türbülansa girdiğinde hiç de öyle olmuyor.:)
Ben çok rahatsız olduğunuzu sanmıyorum çünkü normal hayatınızda aniden ayağınız takıldığında, kolunuz çarptığınızda, aniden korkttuğunuzda, kısaca ani refleklerinizde eminim ağzından "Allah" kelimesi çıkıyordur. Kendi ağzınızdan bile Allah kelimesi çıkıyorsa aileniz size Allah ile ilgili cümleler kurmasını yadırgamanız anlaşılır birşey değil. |
İnsanlar alışkanlıklarından kolay vazgeçemiyorlar. İnançsız olduğumu bildikleri halde evet genelde ağızlarından çıkıyor. Hatta annem sağolsun arabaya bindiğinde dua etmeden duramaz.
Bende genelde benim dinsiz olduğumu bildikleri halde, din üzerinden yorum yaptıklarında amen derim yüce isa sizi korusun. Ağız alışkanlığı gereği yapılan tepkilere fazla takılmamak gerekir. 5 yaşına yeni giren yiğenim'in diline de Allah adını doladıkları için uzun süre bilincini kazanana kadar o kelime ile yaşamaya devam edecek. Dilinden ne zaman atabilir bilinmez. Bu arada gordion neye eminsin? Muhtemelen ayağı takıldığında diyen vardır. Ben benle ilgili durumlarda zeus aşkına da diyebilirim ama tamamen kritik bir anda temel türk ağzındaki nidalar çıkar. Bu nidalar alışkanlıktır ama arapların putu hiç dilimden çıkmaz. Mesela lan gibi argo kelimeleri diline dolayan çocukluk arkadaşlarım kritik bir konuşma anında bu tabiri tıpkı Allah gibi dillerinden eksik etmezler. Çocukluğunuzdan beri dilinize ve kimliğinize kazınanlardan arınmanız için gerçekten üst bilinç ve kültür gerekiyor. Tabi çabasız da olmuyor bu işler. İnsan zihni bilgiye, sorgulamaya ve araştırmaya açtır. Ne derece üzerinde düşünürseniz farkındalığınız o kadar artar ve toplumun klasikleşmiş bireyleri olmaktan öteye geçersiniz. Hali ile bir zamanlar ayağınız takıldığında ağzınızdan eksik etmediğiniz ata yadigarı tanrılar ağzınızdan bir daha dökülmez. (kediye tapan mısırlı kardeşim de ayağı takıldığında ulu orta yerde hay kedi demek zorunda kalmaz. Onların tanrısal nidaları tarihe gömüldü. Bir çok dinsiz içinde hayali arap putu ile ilişik anlık tepkiler tarihe gömüldü.) |
Alıntı:
Suçu çocukluğunuza atıyorsunuz fakat biz de çocuktuk, size tökezleyince veya ani refleksler olunca "Allah de" diye telkinde veya öğütte bulunuldu mu? hiç sanmıyorum, böyle bir yetiştirilme şekli yok. çocukken eminim uzun bir yaşa kadar arabayla oynamışsınızdır, hiç düşerken "araba" diyormusunuz? yada yıllarca hatta yetişkinliğe kadar yanınızda anne babanız vardı ama tökezleyince kaç defa "anne" dediniz? ben tahmin edeyim HİÇ. kız çocukarı da yılalrca bebekle oynamıştır ama tökezlerken "oyuncak bebek" diyen var mı? uçağın türbülansa girdiğindeki duaları ve Allah nidalarına girmiyorum bile. çoxukken kaç defa türbülansa girdiniz mesela? benim gözlemler gerçek, fakat "Allah" denmesine ilişkin bilimsel bir verim yok, lakin ben kişi ne kadar Allah'a inanmasa da hayatının bir bölümünde Allah ibaresini gayriihtiyari olarak bir şekilde kullandığını görüyorum ve bunun yetiştirilme şekliyle de bir ilgisi yok. |
Gerçekten "hiç"likten gelip "hiç"liğe gideceğimize mi inanıyorsunuz?
Yani şu hayatı en mükemmel ya da en berbat şekilde yaşasak bile sonuçta hepsi bu mu? yok olup gideceğiz mi? Ben "yok"luk fikrini kabullenemiyorum... her şeyi bir kenara bırakalım dini mini,,, ama şu yokluk fikri beni çıldırtıyor... Bir keresinde ameliyat olmuştum 4-5 saat baygın kalmıştım ; o süre ..hayatımdan kesip atılmıştı sanki... neredeydim ben o zaman zarfında... "ben şimdi yok'um bir hiç'im" bile diyemeyecek kadar bir yokluk hali... yok.... ha diyebilirsiniz ki doğmadan evvel böyle bir şeyin sıkıntısını çekmiyordun, rahat ol.. ama artık varım bir kere... dedem anlatırdı zaman zaman başından geçen bir olayı... çocukmuş... kendisi gibi çocuk olan amcasının oğluyla kırlara bayırlara açılmışlar... azgın bir nehirden çocuk aklıyla geçmeye kalkmışlar..dalgalar bunları az daha yutacakken babası gelmiş ellerinden tutmuş ve yürüye yürüye karşı kıyıya geçirmiş... o an doğal bir olay gibi karşılamışlar bunu... akşam eve gittiklerinde bir de ne öğrensinler babasının haberi bile yok... hadi diyelim dedem çocuk aklıyla hayal kurdu... diğeri de hatırlıyor bu olayı..... şimdi bu nedir? dedem orada boğulsaydı ben de yoktum... niye boğulmadı? kim ve neden kurtardı onları... dedem şimdi ölü.. peki nerde? boşuna mıydı herşey....? öyle doğanın salınımıyla rastgele mi oluştuk? yağmur neden yağıyor yüzyıllardır? ben nasıl sevmem "bir zamanlar anadolu'da" filmini şimdi? iğdebeli'ne yağmur yağıyor... yağsın ! yüz yıllardır yağıyor. ne farkeder? fakat bundan sadece yüz yıl sonra bile arap; ne sen, ne ben, ne savcı ,ne komser. hani şairin dediği gibi "yine yıllar geçecek ve geride benden bir iz kalmayacak. yorgun ruhumu karanlık ve soğuk kuşatacak." |
Alıntı:
Adamı kanser edersiniz. İntegrali dahi toplamayı bilmeyen adama zamanla öğretebilirim de sizin gibi mantıktan yoksun olanlara ne yapacağız bilemiyorum. Hangi çocuk doğduğunda Allah'ı biliyor ki? Elin japonu hiç tökezlerken Allah diyor mu? Atalarından, annesinden, babasından ne almışsa onu söylüyor. Yolculuğa çıkıyor, hamdi abi Allah'a emanet ol diyor, hayriye teyze diyor, necati abi diyor, zeynep diyor, anne diyor abla diyor diyor da diyor. Çünkü hepsi bunları atalarından alıyor ve hayatlarına sokuyor. 5 yaşındaki yiğenim Allah'ı ne bilsin değil mi? Canavarlardan korkuyor canavar yok diye öğretiyoruz ama hastalansa, Allah baba seni korur, o hepimizi sever diyor annesi, daha bu yaşta çok yaşa, aman, off, ohaaa gibi diline dolanıp kalıyor. Yıllarca arabaya araba derken, gidipte bir anda arabaya soğan diyen de olmuyor. Daha basit örnek vereyim, aileniz ize yıllarca hamdi desin. Siz yıllar sonra isminizi değiştirin. Anlık bir seslenme anında çoğu zaman dillerinden hamdi abi çıkacaktır. Sizin Allah meselesi de aynı hesap. Bilinçaltınızda yıllar boyunca korkularınız da maneviyatınızda da sarıldığınız hayaletin ismi kolay kolay zihinlerden silinmez. Unutmayın çocukların en iyi öğrenme yöntemi taklittir. Bir zamanlar arapların siyaseti bu topraklara karışmadan da ayaklar tökezlediğinde kimse Allah demiyordu. Bence zemzem ile bir el ele verin, hala geç değil bu kadar mantıksız fikirler yürütecek kadar kültürel içeriğimiz ve bilgilerimiz boşaltılmış mı üzerine kafa patlatın. |
Alıntı:
Evet bir zamanlar yokuz, ama artık varız diyebilirsiniz. Peki ama biz aslında her geçen zaman diliminde yok olup yeni bir benliğe bürünüyoruz. Belki temelde özelliklerimiz çok değişken değiller ama çocukça davranışlarımıza bile dönüp zamanla olgunlaşarak gülüyoruz. Aslında her saniye yok oluyor ve yeniden varlığa bürünüyoruz. Her canlı tam da bu yaşama endeksli eylem gerçekleştirip, yaşama tutunmak adına mücadele ediyor. Doğuyor büyüyor ürüyor ve ölüyoruz. Bir balıkta yaşam mücadelesi veriyor bir insan da, En sevdiğiniz köpeğiniz de yokluğa kavuşuyor. Görsel, fiziksel, ilimsel olarak onların yokluklarından farklı değildir insan bedeninin yokluğu. Onu ölümsüzleştirmeyi deneyen bizim düşüncelerimizdir. Ne var ki, şu anda zehir gibi çalışan zihniniz ile bu benliğinizi korumak istesenizde, bir kaza sonucu düşünce babında müthiş derecede zeka geriliği yaşayıp bambaşka bir karaktere dönüşseniz de yokluğun karşısında durmak isteyeceksiniz. Hanginiz gerçek? Ya da sizin varlığınız bu evren adına ne derece değerlidir? |
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 00:05 . |