![]() |
Niçin SOSYALİZM
Sosyalizm:
Sosyalizm konusunda çok şeyler okuduk çok şeyler duyduk kimleri hayallerimizle eşleşti kimileri bizim hayalimizdekilere hiç benzemedi. Bir çok ülke, rejim, sosyalizm olduğunu iddia etti bir çok devlette. Kimiz devlet mülkiyetini sosyalizm dedik, kimimiz geniş sosyal hakları, kimimiz yüksek ücreti. Sosyalizm yani toplumsal düzen kapitalizmden kopup bir de devrim diye yıkıcı bir faliyetle (devrim) gelen şekli ile biraz kopan parçaları birazda değişmek isteyen parçalarla birlikte içinde taşınan sistem olmak isteyen içinde kendisi için özneler taşısa da içinde kendisine yabancı olan geçmiş rejimlerin öznelerini de bulunduran bir şekildir. Kapitalizmden kopmuş –Marxın kapitalizmin doğum izlerini taşıyan dediği- parçalar bulunduran az boz da değil bayağı bulunduran bir rejim halbuki bir çok şeyi yok etmek için yola çıkan insanların hedefi dir sosyalizm. İşçiliği ortadan kaldıracak mülkiyeti bütün toplumun yapacak yabancılaşmayı yok edecek insan sırtına gereksiz yük olan devlet din idoloji para Pazar gibi bütün gereksizleri ortadan kaldırmak için yola çıkanların hedefi olmuştur. Ama hiçbir yokuşu bir çırpıda çıkamadın gibi hiçbir inişi de bir çırpıda gerçekleştiremiyor insan.Mecburen çıktığı yollardan inmek durumundasın çıkarken kullandığın bazı araçları inerken de kullanmak zorundasın. İçinde bulunduğumuz kapitalizm yani sınıflı düzen ilk sınıflı oluşu özel mülkiyetle başlamıştır sonraları insanların bazıları çalıştıran esir eden köle sahipleri bazıları da çalışan, mülksüz, köle olmuştur.Bu sistemler 1 ayda 1 yılda olmamış 10 binlerce yıllık bir tarihsel süreçtir işte bu süreçlerin tasfiyesi içinde yüzlerce yıl gerekmektedir.Bu süreç içinde sadece mülkiyet engel değil ,insanında kendine yabancılaşması ürettiğine yabacılaşması da engellerdendir. Dünya bir çok sınıflı sistemler yaşadı köle istemi feodal sistem ve en son kapitalist sistem birde bu sistemlerin içindeki değişimler geri kalmışlıklar ilerlemişlikler sınırlar devletler ticaret din gelenek krallar baronlar beyler patronlar bankalar fabrikalar doğanın tahrifatı iklimlerin insanı tehdit etmesi gibi sosyalizmde insanın uğraşacağı çok büyük bir sorunlar yumağının düşünüldüğünde bayağı zor bir işi sosyalizmin özneleri yüklenmiş olmaktadır. İnsanın özgürleşmesi için bu içinde yaşadığımız zincirlerden kurtulmak gerekiyor onun için insanlığa bir rehber gerekmektedir. İşte bu rehber insan aklı, insan becerisi ve insanın bütün evreni anlamak istediği sorması, eleştirel bakması, merakı bunun için insan kendine bilimi rehber seçmelidir. Tarihimizde bir çok insanlığa rehberlik etmiş onlar için mürşid olmuş bir çok insanın dediği gibi bilim tanrıyı savaşta yendi. ---Bilimle gidilmeyen yolun sonu karanlıktır.Hacı Bektaş Veli: ---İlim şehirse (kendinden söz ediyor)Ali kapısıdı.Muhammed:---En hakiki mürşid ilimdir.M.Kemal.---gibi bir çok insan ilmi bilmeyi kamil insan olmayı önermiş cehaleti sadece inanmayı kimse tavsiye etmemiştir. İşte sosyalizm bütün bunlarla başa çıkabilecek ve bu yola inanmış insanların uzun soluklu yoludur.Bu bir hayal değil içinde yaşadığımız düzene baktığımızda düştüğümüz karanlıktan çıkmayı düşündüğümüzde bizde insanız müdahale ettiğimizde değişebilir dediğimizde önümüzde başka seçenek yoktur. Ya devrim ya barbarlık- diyan Rosa Lüxenburg.ve yaşamdaki karanlıları göstererek hayatın bize iki seçenek bırakmakta olduğunu söylemiştir. İkinci yazımda nasıl bir kapitalizmde yaşıyoruz sosyalizm in devrimci dönüşümler dönemi nedir. |
İşin doğrusu bu tip konularda benim aklıma bazı hususlar takılıyor. Örneğin "kapitalizm" külliyen zararlı bir sistem midir?
Evet köleliği ya da versiyonlarını, sömürüyü teşvik edici; fırsat eşitliğini de çiğneme potansiyeline sahip bir sistemdir ki bu potansiyelini de pek çok toplumda özellikle bizim gibi "gelişmekte olan" ve "az gelişmiş" ülkelerde ortaya koymaktadır. Ancak insanoğlundaki mal-mülk hırsı külliyen zararlı mıdır? Şirketlerin daha çok kâr edip, daha az maliyetle daha iyi ürünler satma güdüsü aslına bakarsanız "verimlilik" ya da "inovasyon" gibi terimlere yol açmıştır. Şirketlerin ya da kişilerin daha çok "para" kazanma arzusu olmasa acaba insanlık bugün ulaşmış olduğu teknolojik seviyeye ulaşabilir miydi? Daha adaletli bir gelir dağılımının olduğu bir kapitalist sistem tercih edilebilir olur muydu? Ya da gelir adaletsizliği, aile şirketleri, sömüren ve sömürülen tarafların oluşması, yeni pazarlar, tüketim çılgınlığı dolayısıyla teşvik edilip pohpohlanan insanları uyutmaya, kandırmaya, koyun sürüsü gibi yönetmeye meyleden sistemler kapitalizmin kaçınılmaz sonucu mudur? Aslında bu konudan hareketle başka sorular da sormak istiyorum. Aslolan bilimsel ilerleme ve teknolojik gelişim midir? İnsanlığın yönlendirilmesi gereken yol bu mudur? Derler ki insanlığın bugün ulaştığı seviyeden insanlığın sadece %1 i sorumlu. Bir şeyler keşfeden, geliştiren, icat eden oran sadece %1. İnsanlık geriye kalan %99luk potansiyelini kullanamıyor. Sadece %1 lik insanlık potansiyeli bizi bu seviyelere getirmiş ise, bu potansiyelin kullanımı %10 a çıktığında örneğin insanlık nasıl bir ilerleme kaydederdi? O zaman soru şu: insanlığın potansiyelini ortaya dökmesine olanak verecek sistem "Sosyalizm" midir? Ya da amaç bilimsel ya da teknolojik ilerleme değil de, kümülatif refah mıdır? Yani o kadar da teknolojikleşip, ilerlemeyelim ama genel olarak mutlu ve huzurlu olalım? Sosyalizm tam olarak hangi amaca odaklanmıştır? |
Bence, nicinden ziyade nasil bir sosyalizmin tartisilmasi ve ortaya konmasi gerekir.
Cunku, herseyden once her bir beyin duzeyinin sosyalizm kavramindan ne algiladigi ve nasil bir ve ne sekilde anlam ve icerik verdigi farklidir. O yuzden once sosyalizm kavraminin nasilinin anlam ve iceriginde ortak noktalarin bulunmasi gerekir. 21. yuzyildayiz. Cagimiz bilgi ve bilisim cagi. Ayni zamanda birey olmusluk cagi. Bu temelde ben once ideolojik degil de, etik; inancsal degil de bilissel ontolojik degil de epistemolojik sosyalizmden yanayim. Yani insanoglunun niceligini bir nitelik temelinde kitlesellestirmek yerine, insanoglunun niteligini one cikarmak. Bu da insanoglunun ne gibi yetilerinin oldugunun farkindaligini ve bilincini ortaya getirir. Buradan sinifsal degil de bireysel sosyalizm olgusu ortaya cikar. Iste bu bireysel sosyalizmin her bir bireyin sosyallige bunu etik temelde farklarin farkinda ve evreensel hukuk insan haklari temelindeki antiayrimci bir hak ve ozgurluklerin temelinde her turlu firsat esitligini savunan ve toplumun her bir kesiminin yasam standartini ve duzeyini yukseltici bir amac ile kurulacak olan ozgur birey devleti. Sosyal, normallesmis, sivil, hak ve ozgurlukcu, demokratik ve bireyin her turlu yasam ve iliskisindeki hak ve ozgurlugunu savunacak talep edecek ve koruyup/kollayacak siuvil ve yol gosterici kurum ve kuruluslar. Politikanin toplum uzerinde degil, devletin ve hukumetin kendi toplumu uzerinmdeki pragmatist yanasimi. Etik hic bir degerin politikanin somuru ve cikarina hizmet etmesine izin vermeyen bir hukuk sistemi. Sekuler bilincli bir yonlendirim ve yonetim bicimi, bilimsel bilissel ve bilgisel temelli cagdas egitim ve birey yetistirimi. Bireylerin sorgulamaya yonlenmesini saglayan niteligi oner cikarak kritik analitik analojik ve toplumun her bir bireyinin yararina bir beyin egitimi. Dusunen ve dusunduren beyinlerin egitimi. Kisaca zihinsel degisim ve devrimin yonlendiriom ve yonetimdeki ivedi onceligi. Daimi baristan ve hak ve ozgurluklerden yana bir tutum. Dunya halklarina ve onlarin hak ve ozgurluklerine etik deger farkina bakilmaksizin gosterilecek savunu ve verilecek destek. Aslinda bunblar daha da genisletiulebilir ve detaylandirilabilir. O yuzden nasil bir sosyalizmin tartisilmasi istenen arzu edilen sosyalizmin ne oldugunun ve nasil insa edileceginin tartisilmasi demektir. Aksi her bir beyinderki sosyalizm algisi v.s. farklidir. Ustelik ortayaatilan bir ideolojik dozen ve system olarak ta atildigi sekli ile cagdisidir. |
Alıntı:
Alıntı:
Alıntı:
Eğer üretim tarzı, mülkiyet ve mülkiyet ilişkileri, üretim ilişkileri konusunda yeterli bilgiye sahip değilseniz, yine de çok daha basit olan kapitalizmin en önemli çıkmazını karamak kolaydır.
Peki bunun sonu nereye varacak? Az gelişmiş ülkeler gelişirse, bu öteki ülkeler yukarıda basitçe ifade ettiğim çıkmazla boğuşmak durumunda. O halde az gelişmiş ülkeler gelişmemeli veya üretmemli, tüketim toplumu haline gelmeli, gerekirse siyasi istikrar sağlanmamalı, o ülkelerde maymun gözünü açmamalıdır vs... Başka çıakr yol yok. Ama diğer ülkelerde bu sayede sıkıntıyı 2 kat yaşarlar haliyle sular hiç bir zaman durulmaz, bir tarafın cehennemi, ötekinin cenneti olur... çok basit bir örnek verdim. Bir başka örnek daha, sistemler insanalrın düşündüğü gibi öyle kılıf, kabuk, görüntü öğeleri temelinde inşa olmamıştır, yani efendim kişinin mülkiyet hırsı, kişinin kar hırsı vb bunlar birey olarak sistemin temelini oluşturmazlar. Önceki sistem feodalizm idi, Kemal Sunal, Şener Şen filmlerinde izlediyseniz, topraklar kimindir? Ağanın, o topraklar üzeride yaşayan canlı, cansız ne varsa kimindir? Ağanın. Buna büyük baş, küçük baş diye ayrılan insan da dahik mi? dahildir. Şimdi bu sistemde sorun nerede? Ağa ve hırsında mı? hayır, marabaların çaresizliğinde mi? Aslında hayır! O halde nerede?Üretim tarzı ve üretim ilişkilerinde. Yani MÜLKİYETİN de biçiminde. Üretim tarzı toprağa dayalı, o halde toprak üzerinde emek sarfedilecek, birileri üretecek. Sonuç itibariyle, mülkten yoksun olanlar, mülk sahibi sınıflara köle olacaklar. Bu feodalizmde nasıl ise kapitalizmde de öyledir. Sosyalizm şu soruyu sorar, buğday üretmek için ağa gereklilik midir? hayır, toprağın mülkiyeti, sahibi olması gerekir mi? hayır, olması gereken ne, dün zaten aç karına ağaya çalışıpğ birde köle olan o insanların, bu üretim işini artık kendileri ve insanlığın ihtiyacı temelinde yapması! Bu nasıl oluyor, toprak üzerinde çalışan herkesindir denerek... Aslında illa bir mülkiyet gerektiriyor mu? hayır zira toprak dediğimiz dünyanın parçası, bizde üzerinde yaşayan bir canlı, bizim desek ne demesek ne, bu toprak açısından bir şeyi değiştirmez, aslı, özü kimsenin değil. İnsan o halde bu torpağı ekebilir, biçebilir, bizim demesede olur, desede olur bu özünde laftan ibaret... Kapitalizm de ise bu iş toprak, fabrika köleliği olarak yine devam etmektedir. Kısaca sosyalizm dediğimizde kişilerle işimiz yok, önemli olan biz nerede yaşıyoruz? Dünya da, tüm gereksinimlerimizi nasıl karşılıyoruz, dünyadan, peki üretiyor muyuz, evet üretiyoruz da, o halde KİM İÇİN? Sosyalizm, mülkiyet ilişkisi sorunu çöümü sonrası bu soruyu sorar. Feodalite üretim mehmet ağa içindir, kapitalizm de ise üretim Ahmet Ağa içindir... Yani insanlar birilerine üretip, elline sunmak için köle ya da modern köledirler, cennet hayatı birilerine, cehennem hayatı ötekilere düşer, birisinin cehennemi, ötekinin vennetidir ve kapitalizm birilerine cennet, çoğunluğa(büyük insanlık) ise cehennemdir. Ya herkese cennet olacak ya da herkese cehennem bunun ötesi yok. Yani kısaca insanlar feodalite, kapitalizm gibi sistemlerde, sistemin sömüren, köleci yanı, yüzüne mahkum ve böylelikle bir çok şeyden mahrum bırakılırlar. Sosyalizm de farklı nitelikte üretimi, paylaşımı, yaşam biçimini öngörür. Bu iyilikle olacak bir şey mi? Bu gün için imkansız çünkü kimse başkasının cehennemi üzerine inşa ettiği cennetini ve haliyle bu cennetin dünyası sistemi değişmezde, bırakmazda, sürekli toplumun bilinçsiz, cahil kendilerine mahkum kalmalarını isteyecek ve sağlayacaklardır(sonuna kadar elden geldiğince). Nasıl ki ağalar kapitalizme karşı elde silah direndi ve ciddi savaşlar yaşandı ise(ki avrupa da bu köylüler savaşı diye geçer yüzyılları alır) ise ve nasıl ki kapitalizm feodaliteyi yıkarken bunun en ideal yolu KÖYLÜYE TOPRAK, toprak reformu olmuş ve ağaların toprakalrı bir zamanlar köle olan ve o topraklarda kırbaç zoruyla çalışan marabalara dağıtılmış, böylelikle feodalite temelden çökmüş ise, kapitalizmin de çöküşünün özünde yatan aynı zemindir. üreten insan, ama her şeyi üreten, fakat üretirken araya girenlere köle olanda insan. yani aradakiler hiç bir şey üretmiyor, özünde insanın üretgenliğinin sömürmenin üzerinde varlık gösteriyorlar bunu da ÜRETİM ARAÇLARI MÜLKİYETİ'ni elleridne tutarak yapıyorlar. Aynen ağanın bu topraklar benim demesi gibi, hiç bir farkı yok, farkı yaratan üretim tarzı(birisi toprağa dayalı, öteki toprak dışı). Neyse sosyalizm kapitalizmden daha sonraki ve ileri bir aşamadır, kapitalizmde feodalizmden ileri ve sonraki aşamaydı. her sistem kendi alternatifi ve kendisinden sonra gelecek olanı kendisi doğurur, feodalite kapitalizmi, kapitalizmde sosyalizmi doğurdu. feodalite 1300 lü yıllarda kapitalizmi doğurdu ama devrimler 18.yüzyılda, arada 500 yıl vardır, kapitalizmde sosyalizmi doğurdu ama henüz yüzyıllar geçmiş değil. kapitalizmde feodalite de pratik uygulamalar, ara kazanımlar, kayıplar elde etti, sosyalizmde bu yoldan geçecek.. Feodalite güçlü iken kapitalizm CADI sistemidir, kapitalizm güçlü iken de Sosyalizm cadı sistemidir ve bu inanç bir süre insanlara aşılanır, propganda edilir ve etkin olur. örneğin feodalite kapitalizme karşı mücadele de LONCA sistemi kurdu, böylelikle burjuvalar pazarda yenilgiye uğrayacaktı, eh uzun yüzyıllar etkili oldu... Neyse ben elektrik üretmek için güneşe, doğaya ve emeğime olan gereksinim dışında neye ihtiyacım var? var mı araya hem çalışmayacak, hem alınteri dökmeyevcek, hem de üretmeyecek hem de hiçde öyle değilken toprağın, güneşin, hava ve suyun sahibi benim, benm için çalışacaksınız diyecek. eee bu kişi olmasa da bu üretim oluyor, zaten durumda öyledir, önce insan üretir, sonra tüketir, ve birileride bu işin tam orta yerine çöreklenir. Bu iş böyle başladı, sosyalizmde bu işi bitirmek derdinde. Üretirde, tüketirde ama araya birde yiyici almamaktır mesele. Ben ekonomi-politik bir dil kullanmama namına, herkesçe anlaşılır, hayli kaba kalarak, aslında işn temeldeki teknik, öz yanını değilde daha çok görünür haliyle ifade etmek zorunda kalıyorum. Yani bizim şaban'ın ula ağa da ne olirki dediği noktadır ifadelerim, ama asli bilinç, o sistemi yaratan temeldedir ki bu da bir çırpıda ele alınacak bir konu ve herkesçe anlaşılır mevzular değil... Sorun ne ağadır, ne maraba, ne ben, ne öteki, sorun kişi ya da kişisel temellerde değil, insanları bu biçide konumlayan ve iradelerimizden bağımsız üretim tarız ve üretim ilişkilerindedir, bu değişirse buna bağlı olarak açığa çıkan şeylerde değişir.... yani kapitalizm nasıl kötlüye toprak reformu yaparak, ağalığı bitirmiş ise, aynı şey kapitalizm içinde geçerli, yani mesele kişi ya da kişiler meselesi değil, insanların iradeleri dışı üzerine doğduğu sistemde, hangi sınıfa doğduğu, olanakları vb yani işleyen düzende ve muhtaçlık/mahkumiyet/mecbur kılına vb gibi düzeneklerdedir.. Alıntı:
Alıntı:
|
İnsanın, insanlığın potansiyelini bir izme ideolojiye insanoglunun yarattigi ve somutlasstirdigi bir dozen ve sisteme adamak ile, insanoglunun kendi anlattigi masallara kendisininm teslim olmasini savunmak arasinda hic bir fark yoktur.
Bu dusunce olarak kendisini insanoglu turunden gormeyen, insanoglunun niteliklerini hice sayan, insanoglunu sadece nicelik olarak tek bir nitelige mal, meta mulk olarak adayan ama insanoglu olamamis bir beynin dusuncesidir. Ayni beyin ne 21. yuzyilda oldugunun farkindadir, ne de beynin zihinsel oneminin bilincin farkindadir. Ne de bilgi ve bilisim caginda oldugunun farkindadir. Kisaca 19. yuzyildan kalma tek niteligi nicelik olarak algiladigi insanogluna dayatmaktan baska bir sey degildir. Zaten sosyalizmin de basarili olamamasinin sebebi budur. Insanoglunu bir mal meta olarak gormek ve kendisinin de niteligini insanogluna dayatmak. Bu zihniyetin aslinda hic bir dogma ideolojik ve dayatmali dinden de digger izmlerden de farki yoktur. Ne bir birey bilinci icerir ne de bir insanoglu farkindaligi. Zaten bu zihniyettir sosyalizmi kapitalizme de peskes ceken. Cunku ayni zihniyet bugun emperyalist zihniyettir. Yani guc otorite kullanarak insanoglu yerine koymadigi ulke ve toplumlara saldirmak. Yani "ulkelerin kaderlerini tayin etme hakkini" kendinde gormek. Insanoglu potansiyelini algilayamayan hic bir zihniyet, kapitalizmin somurusune ve onuncikarina teslimiyetine mahkumdur. Iste materyalizm ile idealizmin ortak akilciligi insanoglunu insanoglu disi bir fenomene teslim etmektir. Biri kul yaparken digeri insanoglunu metya mal yapar ve her ikisi de kendi niteligine kole olacak insanoglu niceligi arar. Kendisi aslinda bu zihniyet ile karsi oldugu sandigi idealism ile de kapitalizm ile de birlesmektedir. Iste o yuzden insanoglu potansiyelinin farkinda ve bilincinde olmayan bir beyin, birey bilinci tasimayan sosyal bilinc tasimayan bir beyindir. |
Niçin Sosyalizm.
Bizler yaşadığımız dünyadan hoşnut değilsek ve kendimiz için bir geleceğin bittiğini düşünürsek bu günün yerine bizim için daha güzel olacak bir dünya düşleriz. Bu düşlediğimiz dünyayı 2 soru ile anlatmaya çalışırız Kapitalizm,in karşısına sosyalizm (komünizm)gibi bir rejimi bize öğütlemişlerdir ve geçmişle karşılaştırıp insan için en doğal sistemin Komünizm olduğunu söyleyenler birde içine bilimsel sistem koyanlar bize 2 sorunun hangisinin öncel olduğunu sorarlar 1 niçin sosyalizm (komünizm) 2 nasıl sosyalizm (komünizm) biz yaşadığımız dünyadan kendi geleceğimiz için korkuyorsak bu kapitalizm bizim için tehlikeli bir hal almışsa önce niçin sosyalizm sorusu daha önce gelmektedir. Bu soru aslında yaşadığımız hayat için daha gerçekçi tıpkı soğukta kalmış bir insanın en acil ihtiyacı üstü kapalı rüzgar almayan sığınak istemesi gibi eğer sığınağı bulduğumuzda nasıl bir sığınak sorusunun cevabını arayacağız aramakta da haklıyız. Niçin sosyalizm: Bu yaşamış olduğumuz adına kapitalizm denilen sistem insandan çok sermaye birikimini hedefler bu birikim sınırsızdır öncelikle küçük sermayeleri üstüne çeker sonra daha büyükleri hiç doymaz hepsini tek elde toplamak onun rüyalarında gördüğü hayallerini kurduğu bir dünyadır, hatta bütün evreni ister. Onlara sömürü yetmez hapsini ister savaşlar çıkarır canlar yakar depremler yaratır yuvalar yıkar fırtınalar çıkarır ormanları yok eder daha doymaz gölleri kurutur denizleri kirletirler, karnı tok ama gözü açtır bunların. Hindistan da 80 sente ürettiği ayakkabıyı İstanbul da 200 liraya satar 250 bin yoksul çocuğu karın tokluğuna çalıştırır Irakta 1 milyon insan öldürür bir sürü cani yetiştirir doymaz çünkü istedikleri bütün evrendir Bunlar engerektir çıyandır der nazım usta aşımıza ekmeğimize göz koyandır der ustamız.İşte biz niçin sorusunu zorunluluktandır diye cevap vereceğiz çünkü artık bu dünyada bize yaşamı zehir ediyorlar daha 20 sine gelmeden toprağa veriyorlar kendileri saraylara sığmıyor bize bir barakayı haram ediyorlar bol bol cennet vaad edip kendileri cennette yaşıyorlar işte onun için sosyalizm başka şansımız kalmadığı için sosyalizm. Nasıl bir Sosyalizm : İçinde insana yakışan her şeyin olduğu sosyalizm özgürlüklerin demokrasinin gelişmenin sevmenin genç yaşta ölmemenin olduğu sosyalizm. Devletin giderek küçüldüğü insanın giderek büyüdüğü köleliğin bir daha gelmemek üzere gittiği sosyalizm. Çalışmanın zorunlu olmadığı bütün ihtiyaçların temin edildiği insan ömrünün uzatıldığı her kesin her kesi sevdiği korkunun tarihten silindiği sosyalizm. İnsan bilincinin geliştiği bütün yüklerin insan üstünden atıldığı insanların kendisi için bütün planlarını kendileri yaptığı bir sosyalizm istemekte hepimiz halkıyız ve bunu kimseden istemiyoruz biz kendimiz için bunu yapacak kudretteyiz yeterki bizi engelleyen şeyler ortadan kalksın Biz niçin istediğimiz ve nasıl istediğimizin bilincinde olalım. |
Alıntı:
Yeni bir terime, yeni bir harekete, yeni bir senteze ihtiyaç var gibi duruyor. İşte buna da sanırım "meritokrasi" diyecekler. "The Movement" da diyebilirler. Bakalım göreceğiz... Devrimin başladığını ilan etti birileri Yunanistan seçimlerinin belli olduğu gün... |
Birey bilinci, sosyo-etik bilinc ve ozgur birey devleti olmadan sosyalizm mumkun degildir.
Tabi burada her bir nitelige onem ve deger veren evrensel hukuk insan haklari temelindeki hak ve ozgurlukcu ve hak ve ozgurluk ihlalini onleyici bir sosyalizmden bahsediyorum. |
Alıntı:
Sorun değil, bu her dönem böyledir, şu kır hayatının %80 olduğu dönemlerin Türkiyesinde, kır filmlerinde ağaya karşı geldiği ve gözünü açtığı için Şaban'ı herkes kötülüyordu bir güzelde kırbaçlanıyordu (insanlar biraz böyledir, çünkü her sistem her insana enjeksiyon yapar, insanalr kendilerine yabancılaşır, kendi taleplerininde yine düşmanı kendileri olurlar vs) :) Kapitalizmde gelmeden önce feodalite tarafından aydınlar vs kötüleniyordu, çünkü maymun gözünü açarsa öyle açardı, kapatmak gerekiyordu, kötüleme, kara propaganda bu işi bir yere kadar götürür, bir yerden sonra ise tam tersine oklar kötüleyene çevrilir(maymun gözünü açtıkça). Yani isim önemli değil, kapitalizm koşulalrında başka isim bulsanız ve bu alternatif olacaksa , birinci gün zaten adı kötüye çıkmıştır bile :) |
Biraz somut olalim.
Ben sahsen Turkiye'de iktidara gelsem; neler yapardim. Birincisi ulkenin tum emperyalistlere olan borclarinin odenmesini; Yari yariya kabullenirdim. Diger yasrisini da ulkenin zengin kesiminden alir ve oderdim. Diyanet baskanliginin aldigi butceyi keserdim ve ozellestirirdim. Elinde olan tum devlet mallarina el koyardim. Yoksullardan vergi almazdim. Zenginlerden alinan vergiyi yukseltirdim. Aclik durumunu iyilestirirdim. Emekli isci ve memurun yoksulluk ustu gelir almasini saglardim. Egitimi tasmamen parasiz yapardim. Universiteye kadar olan egitimden tasima ucreti almazdim. Universite talebelerine, emeklilere isciye ve memura tasima indirimi uygulardim. Sagligindan dolayi calisamayacak durumda olanlara gecinecek maas verirdim. Emperyalizmin herhangi bir politik ya da ekonomik dayatmasini halka aciklar ve refarandum yapardim. Nato'dan ve B.Milletlerden cikardim. Yasam standartini yukseltecek kaynaklar yartatirdim. Egitimi bilimsel cagdas bilgisel ve birey yetistiren sekilde yapardim. Sosyal direnislere eylemlere izin verirdim. Polisi topluma karsi degil, topluma yardimci olarak kullanirdim. Hak ve ozgurlukler konusunda her turlu yardimci olacak yol gosterecek ve savunacak sivil kurum ve kuruluslar kurardim. Gelire gore kira alirdim. Sagligi az gelirliler icin parasiz, zenginler icin parali yapardim. Arz ve talebe gore okullarda yardimci dil olarak o bolgenin etnik dilinin ogretimini saglardim. Devleti Apolitik olarak duzenlerdim. Hukumetin her turlu politikasinda etik degerlerin politik somuru ve cikarini onlerdim. Universiteye kadar cocuk yardimi verirdim. Issizlere is olanagi sagliyacak egitici ve ogretici kurumlar acardim. Az gelir ile is bulanlara gecim yardimi yapardim. Is bulamayanlara yardim parasi verirdim. Tum dis politikami baris uzerine kurardim. Bunlar simdilik aklima gelenler. Bu sekilde somut onerisi olanlar da bu listeyi genisletebilirler. Sonucta toplumun ve farkli halklarinin ve kesimlerinin herbirinin ve tumunun devletinden ve hukumetinden bahsediyoruz. Ulke ve toplumun yasam standartinin yukseltilmesinden elverdigince refahindan bahsediyoruz. |
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 02:52 . |