![]() |
Yasin Ceylan köşesi
Dünya Görüşleri ve Hümanist Değerler
Dünya görüşleri yaşam proglamları olarak insanlara birçok değer sunarlar. Bu değerler, bireylerin hem doğa hadiselerini hem de beşeri ilişkileri yorumlamada ölçüt olarak rol alırlar. İnsanlık tarihinde çok değişik dünya görüşleri ortaya çıkmıştır. Çoğu zaman bir devirde farklı coğrafyalarda farklı dünya görüşleri uygulanmıştır. Ayrı dünya görüşlerine mensup iki kişi aynı olaya farklı açılardan bakabilir ve değişik değerlendirmelerde bulunabilirler. Öyleki, birinin “iyi” dediğine diğeri “kötü”, birinin “güzel” dediğinie diğeri “çirkin”, birinin “doğru” dediğine diğeri “yanlış” diyebilir. Dünya görüşleri, din kaynaklı veya ideoloji kaynaklı olabildiği gibi bir medeniyet temeline de dayanabilir. Dünya görüşlerinin tarihsel seyrine baktığımızda, insanlığa sundukları değerlerde bir evrilmenin varlığını farkedebiliriz. Kan bağı, kabile gelenekleri ve yerel şartların belirlediği değerlerden, zaman içinde, inanca dayalı değerlere geçilmiştir. Onsekizinci asırdan itibaren dinsel değerlerin yerini ırk, dil ve coğrafi yakınlık beraberliğini esas alan ulus-devlet değerleri almıştır. Ulus-devletin koyduğu değerler, bir taraftan dinsel bağlılıkları, kimlik belirlemesinde geri plana atmakla, dindaşlığın ortaya koyduğu “bizden” şemsiyesini genişletirken, diğer taraftan soydaşlık ve dilbirliğini temele almakla, imparatorluk dönemi evrensel değerlerinin gerisine düşmüştür. Bu bakımdan ulus-devlet değerler sistemi bir önceki döneme kıyasla bir evrilme göstermemektedir. Hatta bir gerileme bile sayılabilir. Ulus-devlet değerlerinin evrensel hümanist değerlerden uzak kalması, dinkardeşliğini daha cazip hale getirmiştir. İmparatorlukar dönemindeki değişik millet ve dinsel gruplar arasındaki hoşgörü, daha uygar bir yaşam tarzı olarak, bazı haklardan yoksun bırakılmış azınlıklar tarafında özlenen bir pratik haline gelmiştir. Ulus-devletin kapsadığı şaibeli değerler, günümüzde, devletler ve kıtalararası yoğun ilişki ve iletişim sebebiyle ve bilginin ulaşılabilir yaygın hale gelmesiyle cazibesini kaybetmiştir; bu değerlerin yerini, yavaş yavaş, tüm insanları içine alan hümanist değerler almaktadır. Ulusal kimlik belirlemeleri, aynı topraklarda asırlardır beraber yaşayan aidiyetleri birbirine düşman yapmıştır. Diğer taraftan, asırlardır birbirinden uzak kalmış, birbirine hem görünüm olarak hem zihinsel olarak yabancı kalmış milletleri, soydaşlık adına dost ve “bizden” kılmıştır. Değerlerin evrilme dinamiğine ters düşen bu insanlık denemesi, Tanrı’ya şükür, kısa ömürlü olacaktır. Nitekim, Avrupa Birliğinin yirmibeş ülkesi, ulusal kimlik tutkusundan vazgeçip tekrar bir nevi imparatorluk aidiyatine geri dönmüşlerdir. Ulusal değerler, insanlık tarihinin, ömrü en kısa ve ayıbı en çok olan bir dünya görüşü olarak tarihe geçecektir. İnsanları “bizden” ve “bizden olmayan” gibi sınıflara ayıran ve aidiyeti, düşman unsuruyla besleyen dünya görüşlerinin, ikna edecek bir savları kalmamıştır. Milletlerarası bireysel tanışmalar, dostluklar ve arkadaşlıklar, bize, “kötü” ve “çirkin” diye anlatılanların doğru olmadığını göstermiştir. İnsanın gerçek kimliği, onu bütün insanlıkla birleştiren “insan” kimliğidir. Dinsel ve ulusal kimlikler arizi kimliklerdir. Değerlerin evrilmesiyle, yolculuğun sonunda ulaşacağı kimlik işte bu gerçek kimliktir. Yasin beye yazılarını burada yayımlamama izin verdiği için teşekkür ediyorum. Hürmetlerimle hocam. |
belki bir gun gercekten de dunyada ulkeler arasinda sinir kalmayacak,tek devlet dunya olacak.milliyetcilik,ummetcilik bitecek,sadece ve sadece humanism ayakta kalacak.biz o gunleri goremeyecegiz ama belki ileride bir zamanda olacak.avrupa birligi gercekten de cok guzel bir ornek.
saygilarimla |
KC,
izin verirsen köşeye bir katkı yapmak isterim ;) Prof Dr Yasin Ceylan'ın Radikal'deki türban ve laiklik üzerine bir yazısı: http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=245133 |
Düsünce güzel, örnek ile celiskili
Dünya Görüşleri ve Hümanist Değerler
Nitekim, Avrupa Birliğinin yirmibeş ülkesi, ulusal kimlik tutkusundan vazgeçip tekrar bir nevi imparatorluk aidiyatine geri dönmüşlerdir. Ulusal değerler, insanlık tarihinin, ömrü en kısa ve ayıbı en çok olan bir dünya görüşü olarak tarihe geçecektir. Sevgili K.C.; sn Yasin beyin düsüncelerine katiliyorum. Fakat verdigi Avrupa Birligi ülkeleri örnegi, bu düsünceler ile celiski olusturmaktadir. Nedendir bilinmez, ülkemizde ki bir cok aydin da, tv den izledigi olaylari kafasinda gelistirip yorum yapabilmekte ve ona göre tavir almaktadirlar. Ayrica tv lerden ve sanal alemden edilen bilgilerin cogunun, insanlarimizi yanlis yönlendirmekte oldugunu düsünüyorum. Avrupa birligi kurulduktan sonra sadece Almanya ve Fransa' nin Euromilitary adi altinda gizli bir ordu kurdugunu Yasin bey biliyormu? :) Bu olusumun varligi belli olunca yok edildi ve sanki hic bir sey olmamis gibi devam edildi birlesmeye, unutuldu gitti....:rolleyes: Arupa Birligi ülkelerinde yasayan halklar, neden cogu konularda referendum yapma hakkina sahip degillerdir?:) En son AB ortak anayasasi konusunda referandum yapilan ülkelerde ortaya cikan yanitin ne oldugunu biliyor mu Yasin bey?:) Ayrica halklarin referandum ile verdikler yanitlarin, Avrupa parlementosunda manipule edilerek, nasil degistirildigi hakkinda bir bilgisi var mi Yasin beyin?:) En son Inanc ve Insan Haklari bildirisinde ( 10 Aralik 2008 ) gelisen olaylardan haberi var mi Yasin beyin?:) Gitmedigi hic bir AB ülkesi kalmayan ben, ( Turistik amacli degil ) bu cesit yazilari ve konusmalari okuyup, izledikce; '' Acaba ben hangi ülke ve insanlarini gördüm, birlikte yasadim'' diye derin derin düsünmekten kendimi alamiyorum. Gümrük bariyerlerinin ve sinir polislerinin ortadan kaldirilmasi, ortak paranin kullanilmasi ( Tam basarilamamistir ) emperyalist ve kapitalist düsüncelerin bir oyunudur. Liberallerde bunlara canak tutmaktadirlar. Konu cok uzundur. Yasin beyin humanist güzel düsüncelere sahip olmasi, verdigi örnekle hic uyusmamaktadir. Insan haklari cogu ülkelerden fazlamidir? Evet. Aydini aldatir, siyasetcisi aldatir, basini aldatir, hukukcusu aldatir... Oturduklari yerden ahkam keserler, Verirler millete Talkini, kendileri yerler koca Salkimi.... Nasil bir ülkedir bu ? Saygilarimla. |
Cigi 'ye katılıyorum bende yazıyı okuduğumda ulusalcılığın kısa süreli ve en kötü birşey olduğunu vurgulayan cümleleri gördüm ve inanın güldüm.
AB iflas etti ve AB dağılma sürecinde. Küreselleşme emperyalizmin yeni versiyonu ve bizler bunu göremiyorsak kim görecek merak ediyorum. Küresel krizden tek etkilenmeyen ülke Küba imiş neden ki acaba? |
arkadaslar ben bu iletiyi slovakyadan yaziyorum ve adamlar AB ye girdiginden beri inanilmaz ilerleme gosterdiler.2004 uyelik,2007 schengen ve 2009 euro ya gecis.su anda berbat olan ekonomileri ust seviyede ve AB projeleri sehirlerini bu 4.5 senede cok gelistirdi ve cok minnettarlar.haftasonlari da sinir olmadigi icin rahatca komsu ulkelere ziyaretlere gidiyorlar.
AB nin dagilma surecinde olduguna katilmiyorum.yollarina guzelce devam etmekterler.yeni donem yoneticisi olan cek cuhmuriyetine de burdan basarilar diliyorum :) saygilarimla |
Karamanın koyunu sonra çıkar oyunu bekle gör neler olacak!
Ayrıca küreselleşme ve küreselleşen dünyada bu kürenin içinde var olamayacakların durumunu düşünün derim. saygılar |
Sn. Yasin Ceylan'ın alıntıladığım yazısının tarihini yazmayı ihmal etmişim. 01.04.2007
|
Elbette memnun olacaklar
Alıntı:
Elbette memnun olacaklar. Slovakya da is imkani dogal olarak cok genisledi. Neden? :) Fakat buralarda calisan Slovak arkadaslar devamli agliyorlar, hic memnun degiller.Cok da cabuk geri dönüyorlar. Neden?:) AB nin endüstri devleri olan ülkelerde, su anda calisma olanagi bulan ve buralarda yasama savasi veren insanlarin hangi ülkelerden geldiklerini ve nasil bir ortamda bulunduklarini anlatmami istermisiniz?:) AB üyesi olmadan önce; papa John Paul II den torpilli insanlar ülkesi olan POLONYA lilarin, Almanya da ki calisma sartlarini ve su anda her tarafta calisabilen Polonya' lilari anlatmami istermisiniz?:) Aslinda sizin yazinizda sakli bir cok yanitlar var. Düsünürseniz bulacaginiza inaniyorum. Benim savasim; ülkemde ki insanlarimizi her konuda aldatan ve kendilerini entel, aydin, profesor, yazar, gazeteci ve benzeri sekilde empoze edenler iledir. Ölene kadar da hic bitmeyecek. Pijamali profesorler sadece benim ülkemde bulunmaktadir. Ilgisini ceken arkadaslar buyursunlar arastirsinlar.:) Saygilar. |
Alıntı:
su dili artik biraksaniz diyorum. Kimse kimseyi aldatmiyor, herkes görüsünü söylüyor. Senin bakis acinla hareket edersek sen bizi, biz seni aldatmaya calisiyoruz. Halbuki bu tamamen yanlis. Senden farkli düsünenler kitleleri aldatmaya calismiyorlar. Onlar dogru süsündüklerini söylüyorlar. Bence sen Avrupa ülkeleri hakkinda da Türkiye hakkinda da yanlis görüslere sahipsin. Ama bu yüzden sana bizi aldatmaya calisan pijamali entel demiyoruz. Ayni seyi senden de beklemek hakkimiz vardir sanirim. Avrupa'da milyonlarca azgelismis ülke vatandasi var. AB cokseydi, bunlarin hepsi daha iyi kazanacaklari yerlere giderdi, merak etme. Kimse buna inanmadigi icin kipirdamiyor. Not: Elbette kitleleri manipule etmeye calisayan guc odaklari her zaman olur. Medya tekelleri, devletler, siyasi partiler vb. Ancak bu tamamen ayri ve daha karmasik bir konudur. Siyasi akimlari bu sekilde nitelemek yanlis bir seydir. Siyasi akimlar ancak sinifsal baglantilari ve tarihsel sürecleri ile aciklanirsa anlamli olabilir. Ama senin yaptigin bu degil ne yazik ki. |
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 21:03 . |