![]() |
Cinsel Düşmanlık ve Din - 1
Türkiye, kadınların sosyal, ekonomik ve siyasi yaşam katılımlarıyla ilgili olarak toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda hala ciddi sorunlarla karşı karşıya…
2005 Toplumsal Cinsiyet Güçlendirme Ölçümü’ne göre Türkiye, cinsiyet eşitliği ve katılımı konusunda 80 ülke içinde 76’ıncı sırada yer alıyor. 2006 yılındaki raporda ise 75 ülke arasında 72. sırayı paylaştı, yani değişen hiçbir şey olmadı. Sıralamaya baktığımızda islam dinini benimseyen ülkelerin son sıralarda yer aldığını görüyoruz, en son sırada ise Mısır varmış. Türkiye’de kadınların eşitliği ve özgürlüğüne hiçe saymaya devam eden en dikkat çekici sorunlardan biri, süregelen namus cinayetleri... UNDP'nin raporuna göre kamu personelinin aktif olarak vatandaşların temel hak ve özgürlüklerini sağlama ve demokratik bir toplumda namus kavramına dayanan cinayetlerin kabul edilebilir olduğu düşüncesini ortadan kaldırma görevini üstlendiğini gösteren örnekler var. Bununla beraber rapor, kamu personelinin namus cinayeti düşüncesine destek verdiği, namus cinayetlerinin ve böylece kadın haklarının aşırı derecede ihlal edilmesinin kabul edilebilir olduğu bir ortam yaratılmasına katkı sağladığı örneklerin de altını çiziyor. Bu örnekler, Türkiye’de demokratik kurumların, hukukun üstünlüğü, özgürlük ve eşitlik gibi evrensel değerleri ayakta tutma yoluyla, kadın haklarının korunması konusunda üstlenebileceği ve üstlenmesi gereken hayati rolü gösteriyor. Ayrıca hiç kuşkusuz, namus cinayetlerini kabul edilebilir gören zihniyetin ortadan kaldırılması; kamu görevlileri, öğretmenler, polisler, avukatlar, hakimler, yasa koruyucuları, medya, dini liderler, gençlik örgütleri, topluluklar ve ailelerin kendileri de dahil olmak üzere toplumunun bütün kesimlerinin ortak sorumluluğu … Bu nedenle rapor, devlet çalışmalarının, sivil toplum örgütlerinin, topluluk liderlerinin ve gençlerin, toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda eğitilmesi ve “namus” meselelerinin şiddet yerine tartışmalar ve arabuluculuk yoluyla çözülmesini sağlayacak mekanizmaların yaratılması için spesifiköneriler getiriyor. Kadınların halen namus adına öldürülmesinin Türkiye’deki en utanç verici insan hakları ihlali olduğuna inanıyoruz. Ailenin ve özellikle erkeklerin namusunun kadınların kontrolü aracılığıyla tanımlanması düşüncesi, kadınların kamusal alandan dışlanmasına neden olmaktadır. UNFPA raporunda da belgelenmiş olduğu gibi en çarpıcı nokta namus sisteminin/algılanmasının sonucu olarak kadın ve kız çocuklarının ülkenin her yerinde öldürülmesine yol açmaktadır. Namus cinayetlerinin en etkin sebebi ise din gibi doğmaların insanlar üzerinde kurduğu baskıdır. Buyrun yurdum insanı, namus hakkında neler diyormuş bakalım. Alıntı:
Alıntı:
Alıntı:
Alıntı:
Alıntı:
Alıntı:
Alıntı:
Alıntı:
Alıntı:
Bu örnekleri fazla çoğaltmaya gerek duymadan olayın dini boyutunu ele alalım. Makalenin bu bölümünde karşı cinse daha doğrusu bayanlara büyük bir kin ve nefret duyan İslam dininin bu konu üzerindeki etkisini ele alacağız. |
Dini Boyutu
Ankete katılan kişiler, namus konularındaki davranışlarının ve tepkilerinin dini inançlarına bağlı olduğunu söyleseler de, dinin bu davranışlar üzerindeki etkisi birbiriyle çelişen ifadelerle anlatılmaktadır. Bazı kişiler, kadının veya erkeğin din öyle emrettiği için öldürüldüklerini söylerken, bazıları dinin (yani İslamın) insan öldürmeye karşı olduğunu çünkü yaşamın Allah tarafından verildiğini ve yalnızca da Allah tarafından geri alınabileceğini söylemişlerdir. Ayrıca, imamların ve dindar kişilerin sık sık söylediği gibi, bazı hadislere göre zinanın hiçbir zaman kesin olarak tespit edilmesi mümkün değildir, çünkü bunun için topluluktan güvenilir dört kişinin söz konusu çifti cinsel ilişki sırasında görmüş olması gerekmektedir. Zinanın kesin olmadığı durumda da, ölüm cezası verilmemelidir. Bu görüşü savunan kişiler ortaya paradoks çıkardıklarının farkında değiller, çünkü bu görüşü savunmak zinayı serbest saymaktan ve zinaya teşvik etmekten farksızdır. Nasılmı? zina ederken sizi kim görecek, ulu orta bir şekilde zinayı kimse yapmaz. Hadi birileri gördü diyeyilim, bir kişinin veya üç kişininde görmesi zinayı kanıtlamaz. Aksine bir kişinin görüp sizi şikayet etmesi iftira olarak sayılır ve iftira attığı için 100 kırbaç veya sopa yemesi gerekir, bunu söyleyen hadis ve ayetler var. Şimdi gelelim İslamiyet'te bu durum karşısında içinden çıkılmaz olan çelişkili hükümlere. Alıntı:
İkinci gruba göre burdaki ayette (Nur-2) "evli olmayan" erkek ve kadın'ın kendi istedikleri doğrultusunda yaptıkları zinaya istinaden verilmeleri gerekir görüşünü savunur eğer evli iseler olay tecavüz olsun veya isterek zina olsun her koşulda recm'i uygun göre gruptur. Üçüncü grup ise Kur'an ayetlerinin eksik olduğunu savunan gruptur ki bu gruba göre asıl recm ayetleri keçi tarafından yenmiştir ve recm Muhammed tarafından'da bir kaç kez uygulnan bir ceza olduğu sebebiyle recm'i kesinlikle savunur. İster evli olsun ister bekar, eğer mumin kimselerden ise kesinlikle recm edilmeleri gerektiğini savunan gruptur. Aslında iyice incelediğimizde her 3 grupta bir noktadan sonra Recm'i savunur, sadece arada ufak bir fark var. Şöyle düşünün biri gidip bir mumin bayana tecavüz ediyor hem tecavüz eden erkek öldürülüyor hemde tecavüze uğrayan kadın öldürülüyor. Tecavüz eden erkeğin öldürülmesi bir noktaya kadar anlaşılabilir, yalnız tecavüze uğrayan kadının öldürülmesi adalete bağlanır bir tarafı yoktur. Bir örnek vererek bu çarpıklığı daha iyi anlatabiliriz; evinize hırsız giriyor malınızı çalıyor, hırsız yakalanınca sizde suçlu oluyorsunuz. Tüm bunlardan ziyade recm meydanında taşlama sırasında bile erkeğe bir üstünlük veriliyor, şöyleki; erkek kalçalarına kadar toprağa gömülürken, kadın ğögüslerine kadar gömülür, taşlama sırasında gömüldükleri yerden kaçıp kurtulanlar ölümden kurtuluyor. Kalçasına kadar gömülmüş bir erkeğin, göğsüne kadar gömülmüş bir kadından avantajlı durumda olduğunu belirtmeye bile gerek yok. Gelelim recm'i savunan mollaların recm'i uygulamak için desteklerine: Alıntı:
Alıntı:
Alıntı:
Alıntı:
Alıntı:
Alıntı:
Alıntı:
Alıntı:
Şimdi gelelim bu makalemizin en can alıcı noktasına yani cariyelere Alıntı:
Alıntı:
Alıntı:
Alıntı:
Alıntı:
Alıntı:
Yine ayrıca savaş sırasında ele geçen tutsak kadınların yani cariye olacak kadınlara nasıl davranıldığına bakalım.. Alıntı:
Daha fazla bu konuyu irdelemek gereksiz, baştan sona araştırdıkça içinden çıkılmaz karmakarışık bir hal alıyor, buda islam dinine has bir özellik, her şekle her kıvama rahatça girebiliyor. Çünkü çok yönlü bir din istediğiniz tarafa çekebiliyorsunuz, bir taraftan zinaya serbest derecede hükümler varken, diğer taraftanda kadına bakmak bile ölüm sebebi sayılabiliyor. Bu sadace cinsel muhabbete özgü birşey değil, islam'ın diğer hükümlerinde de böyle çelişkilerden söz etmek mümkün. Daha detaylı anlatım burada var http://www.deizm.net/islamiyet/288-k...ergilemek.html Bu konu üç faklı bölümden oluşacak, ilk konumuz İslam'ın namus cinayetleri üzerine etkisi ve toplumda oluşturduğu karşı cinse düşmanlığı üzerineydi. İkinci bölümde; İslam öncesi dinlerde karşı cinse bakış. Üçüncü bölümde; Dini yasak ve mukafatlar nedeniyle bastırılmış cinsi duyguların yarattığı sakıncalı durumlar. Kaynaklar Bianet Milletler Kalkınma Programı (UNDP) Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu (UNFPA) Kütüb-i Sitte Kur'an-ı Kerim 16.03.2009 tarihinde, Onursal Bedirhan tarafından http://www.deizm.net sitesinde yayınlanmıştır. |
Töre cinayetinin yeni adı: İntihar
Konuyla ilgili olduğunu düşündüğüm bir haber :
The Independent gazetesi,“Türkiye’de töre cinayetlerine sıkı önlemler getirilince aileler kızlarından intihar etmelerini istemeye başladı” yorumunu yaptı. Türk Ceza Yasası’nda 2005 yılında yapılan düzenlemelerden sonra ise artık ‘töre intiharlarının’ baş gösterdiği belirtildi. Yasadaki düzenlemeyle beraber artık töre cinayeti işleyenlerin ömür boyu hapse mahkûm edilmesiyle, intihar eden kadın sayısında hızlı bir artış görüldüğü kaydedildi. Batman Cumhuriyet Başsavcısı Mustafa Peker’in ifadelerine de yer verilen makalede, başsavcı bu intihar vakalarının çoğunun zorlamayla meydana geldiğini, kadınlara kendilerini öldürmek için ip, silah ya da fare zehiri kullanma seçenekleri sunulduğunu ifade etti. Dar giysiler giymenin ya da akrabalık bağı olmayan bir erkekle konuşmanın ailenin adını lekelediğine inanıldığını belirten gazete, bir kadının kaderinin aile meclisinde çizildiğini yazdı. Makalede, aile meclisinden zorla intihar ettirme kararı çıkmaması halinde, daha az ceza alacağı gerekçesiyle genellikle ailenin en küçüğünün kadını öldürmekle görevlendirildiği ifade edildi. Töre cinayetlerinin büyük bir kısmının Kürtlerin yaşadığı bölgelerde meydana geldiği belirtilirken, Kürtlerin bölgelerini terk etmeye başlamasıyla beraber bu suçun ülkenin diğer şehirlerine de sıçradığı ifade edildi. Makalede, son dönemde yayımlanan resmi bir rapora göre İstanbul’da her hafta bir töre cinayeti işlendiği de kaydedildi. http://www.milliyet.com.tr/Guncel/HaberDetay.aspx?aType=HaberDetay&KategoriID=24&Art icleID=1076429&Date=28.03.2009&b=Tore%20cinayetini n%20yeni%20adi:%20Intihar İster adına namus cinayeti densin isterse recm hepsi aynı anlayışın ürünü :Kadının bedeni erkeğin malıdır. Bu da şüphesiz dinden öte feodal ataerkil yapıdan kaynaklanıyor. |
Tore ne? din ne?
Degisik torelerin toplandigi kanun kitabidir din. Kim baslatmis, nereden cikmis diye sorarsan bilmezler, "eskiler oyle der", :Oyle denir" gibi, hicbir dayanagi olmayan kurallar. Dusunecek olursak toreler dinleri yaratmis da diyebiliriz; torenin baslangicina tarih ve isim koyamayanlar belki de uydurdu allah fikrini. Benim icin zaten allah bizi degil, biz insanlar yarattik allahimizi, herbirimizin de farkli tarifi olmasi bunu ispatliyor bana kalirsa. Tevrat incil ve kuranin col etrafinda dondugunu de unutmayalim; col kanunlari kitabina da bugunun dunyasinda inananlar, biraz da, tanridan degil, birbirlerinden cekindikleri icindir. Adam icine cikamama korkusu, tanrinin da ustunde bir guc galiba. Bunun kultur ve egitimi az ulkelerde yagin olmasi da bir tesaduf degil herhalde. Bedirhan Onursal'a bu konuyu isledigi icin tesekkurler. |
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 17:11 . |