
28-03-2009, 00:33
|
|
|
Cinsel Düşmanlık ve Din - 1
Türkiye, kadınların sosyal, ekonomik ve siyasi yaşam katılımlarıyla ilgili olarak toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda hala ciddi sorunlarla karşı karşıya…
2005 Toplumsal Cinsiyet Güçlendirme Ölçümü’ne göre Türkiye, cinsiyet eşitliği ve katılımı konusunda 80 ülke içinde 76’ıncı sırada yer alıyor. 2006 yılındaki raporda ise 75 ülke arasında 72. sırayı paylaştı, yani değişen hiçbir şey olmadı.
Sıralamaya baktığımızda islam dinini benimseyen ülkelerin son sıralarda yer aldığını görüyoruz, en son sırada ise Mısır varmış.
Türkiye’de kadınların eşitliği ve özgürlüğüne hiçe saymaya devam eden en dikkat çekici sorunlardan biri, süregelen namus cinayetleri... UNDP'nin raporuna göre kamu personelinin aktif olarak vatandaşların temel hak ve özgürlüklerini sağlama ve demokratik bir toplumda namus kavramına dayanan cinayetlerin kabul edilebilir olduğu düşüncesini ortadan kaldırma görevini üstlendiğini gösteren örnekler var. Bununla beraber rapor, kamu personelinin namus cinayeti düşüncesine destek verdiği, namus cinayetlerinin ve böylece kadın haklarının aşırı derecede ihlal edilmesinin kabul edilebilir olduğu bir ortam yaratılmasına katkı sağladığı örneklerin de altını çiziyor.
Bu örnekler, Türkiye’de demokratik kurumların, hukukun üstünlüğü, özgürlük ve eşitlik gibi evrensel değerleri ayakta tutma yoluyla, kadın haklarının korunması konusunda üstlenebileceği ve üstlenmesi gereken hayati rolü gösteriyor. Ayrıca hiç kuşkusuz, namus cinayetlerini kabul edilebilir gören zihniyetin ortadan kaldırılması; kamu görevlileri, öğretmenler, polisler, avukatlar, hakimler, yasa koruyucuları, medya, dini liderler, gençlik örgütleri, topluluklar ve ailelerin kendileri de dahil olmak üzere toplumunun bütün kesimlerinin ortak sorumluluğu … Bu nedenle rapor, devlet çalışmalarının, sivil toplum örgütlerinin, topluluk liderlerinin ve gençlerin, toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda eğitilmesi ve “namus” meselelerinin şiddet yerine tartışmalar ve arabuluculuk yoluyla çözülmesini sağlayacak mekanizmaların yaratılması için spesifiköneriler getiriyor.
Kadınların halen namus adına öldürülmesinin Türkiye’deki en utanç verici insan hakları ihlali olduğuna inanıyoruz. Ailenin ve özellikle erkeklerin namusunun kadınların kontrolü aracılığıyla tanımlanması düşüncesi, kadınların kamusal alandan dışlanmasına neden olmaktadır. UNFPA raporunda da belgelenmiş olduğu gibi en çarpıcı nokta namus sisteminin/algılanmasının sonucu olarak kadın ve kız çocuklarının ülkenin her yerinde öldürülmesine yol açmaktadır.
Namus cinayetlerinin en etkin sebebi ise din gibi doğmaların insanlar üzerinde kurduğu baskıdır. Buyrun yurdum insanı, namus hakkında neler diyormuş bakalım.
|
“Namus, şu anda yaşamamızın sebebidir, namus. Ya şu anda biz namus için yaşıyoruz yani. Namus olmazsa, bilmiyorum yani, yaşamanın bi anlamı yok herhalde. (…) Paran olmasın şerefin olsun. Budur yani.”
|
|
“İnsan ne için çalışır, ne için yaşar? Önce namus için. Önce namus, sonra ekmek parası için. İnsan aç kalabilir, ama bir tabak yemek yersen karnın doyar. Ama namusunu kaybedersen dönüşü yoktur…
- Peki nedir namus?
- Helalindir”.
|
|
“Eskiden derler ya ‘at avrat silah’. Bu üçü kutsaldır. Namus eşin kocasını aldatması. Ama kandırma anlamında değil de, başka bir erkekle ilişkiye girmesi. (…) Sonuçta insan namusu şerefi için yaşar. Senin namusun karındır. Karın seni aldatınca şerefin ayaklar altına alınıyor. İrtibatlı.”
|
|
“Kadın eşittir namustur diyen bir kültürümüz var. Biz bu kültüre karşı değiliz açıkçası, ama neyi namus diye tanımlıyor? (…) Nesi namus mesela işte bakışı namus, saçı namus, uykusu namus, eteği namus, ben ne bileyim, filanca tarafı namus.”
|
|
“Bizde namus kavramı şeydi yani, sadece cinsel ilişkiye girmek diyildir bizim için. Konuşmak, sinemaya gitmek, radyodan şarkı istemek bile bir ölüm kararıdır. Oldu böyle bir olay da, Urfa’da yaşandı; bir kız radyoya çıkıpta “bütün sevenler, sevilenlere” şarkısını armağan edince kadının ölüm kararı çıktı ve sokağın ortasında infaz edildi. Bir kadın Mardin’de, sinemaya gittiği için öldürüldü. (…) Ha, Batman’da bi tane yaşanan, şimdi aklıma geldi, kız pantolon giyip düğüne gittiği için öldürüldü.”
|
|
“Boyun eğiyorsa kadın olarak namusludur, boyun eğmiyorsa, karşı çıkıyorsa, intihar ediyorsan, sevdiğine varmak için ölümü göze alıyorsan namussuzsun, (…) özgür ruha sahipsen namussuzsun.”
|
|
“Namus dinimizin emrettiği gibi yaşamaktır. Namus hudutları geçmemektir. Yani namus Allah’ın yasak ettiği yere girmemektir. Çizilen hudutlara karşı gelmemektir. Mesela sadece karısı değil, annesi bacısı, komşusu da namusudur. (…) Bir adam kendi namusunu nasıl koruyorsa başkalarının namusunu da o şekilde koruması lazım.”
|
|
[Kocasının kendisini dövdüğünü anlatıyor]… öyle yaptığı zaman çocuklarımı öldüresim geliyor, o hırsı çocuklarımdan alıyorum. (…) İstiyorum ki o anda kendimi öldürsem. (…) (bıkıp ailesine dönse) sahip çıkmazlar, doğu tarafında herkes öyle. Tabi, tabi. Ölüm var geri dönüş yok. Açsak, sürünsek de mecburuz, çare yok. Yaşayacaksın, bi de dayanacaksın.”
|
|
“Mesela biz Türk olarak aile bağlarımızın çok güçlü olmasını isteriz.
Niye? Çünkü namusumuzdur. Aile bağlarımız sadece kendi kızımız veya hanımımız üzerine değil, esas yani toplumumuzun hepsini kavrama almak isteriz ama alamıyoruz.(…) Aile bağları ve namus bizim için çok önemlidir. Ya da dinimizde de Türk toplumu olarak da çok önemlidir. Ama bunlar çok zayıfladı.(…) Yine kocasına sadık olan, ailesine bağlı olan, geleneklere uyan kadın namuslu kadındır.(…) Yani bu dul kadın da Adana’ya geldiğine göre düşün ne kadar namuslu kalabilir? (…) Onun için namuslu kalmak, yani kadının aile bağları zayıfladığı zaman kadının namuslu kalması yani %5’lere düşer.”
|
Anketlere katılan kadınarın %70'i kadını namus olarak görüyor, namus cinayetlerini normal sayanlar arasında din görevlisi, polis, avukat gibi meslek dallarına sahip olan insanlarda var, buda olayın diğer can alıcı noktası. Yukarıdakiler aslında yapılan anketlerin sadece ufak bir bölümüydü, anket Adana, Şanlıurfa, Batman ve İstanbul'da yapılmış, tabiki yurdun her tarafında butür düşünenler var. Kuşkusuz bu tür düşünen zihniyetteki insanları ağır adli cezalarda önleyemez.
Bu örnekleri fazla çoğaltmaya gerek duymadan olayın dini boyutunu ele alalım. Makalenin bu bölümünde karşı cinse daha doğrusu bayanlara büyük bir kin ve nefret duyan İslam dininin bu konu üzerindeki etkisini ele alacağız.
|

28-03-2009, 00:41
|
|
|
Dini Boyutu
Ankete katılan kişiler, namus konularındaki davranışlarının ve tepkilerinin dini inançlarına bağlı olduğunu söyleseler de, dinin bu davranışlar üzerindeki etkisi birbiriyle çelişen ifadelerle anlatılmaktadır. Bazı kişiler, kadının veya erkeğin din öyle emrettiği için öldürüldüklerini söylerken, bazıları dinin (yani İslamın) insan öldürmeye karşı olduğunu çünkü yaşamın Allah tarafından verildiğini ve yalnızca da Allah tarafından geri alınabileceğini söylemişlerdir. Ayrıca, imamların ve dindar kişilerin sık sık söylediği gibi, bazı hadislere göre zinanın hiçbir zaman kesin olarak tespit edilmesi mümkün değildir, çünkü bunun için topluluktan güvenilir dört kişinin söz konusu çifti cinsel ilişki sırasında görmüş olması gerekmektedir. Zinanın kesin olmadığı durumda da, ölüm cezası verilmemelidir. Bu görüşü savunan kişiler ortaya paradoks çıkardıklarının farkında değiller, çünkü bu görüşü savunmak zinayı serbest saymaktan ve zinaya teşvik etmekten farksızdır.
Nasılmı? zina ederken sizi kim görecek, ulu orta bir şekilde zinayı kimse yapmaz. Hadi birileri gördü diyeyilim, bir kişinin veya üç kişininde görmesi zinayı kanıtlamaz. Aksine bir kişinin görüp sizi şikayet etmesi iftira olarak sayılır ve iftira attığı için 100 kırbaç veya sopa yemesi gerekir, bunu söyleyen hadis ve ayetler var.
Şimdi gelelim İslamiyet'te bu durum karşısında içinden çıkılmaz olan çelişkili hükümlere.
|
"Zina eden kadın ve zina eden erkekten her birine yüz sopa vurun; Allah'a ve ahiret gününe inanıyorsanız, Allah dini(ni tatbik) hususunda sizi sakın acıma duygusu kaplamasın! Müminlerden bir grup da onlara uygulanan cezaya şahit olsun." Nur-2 E.Hamdi Yazır
|
Bu ayette islam "âlim"leri 3 ayrı gruba ayrılmışlar. Birinci grup islam'da recm yoktur diyip, böyle birşeyin kur'an'da geçmediğini savunur bu ayetin ister evli olsun ister bekar mumin olanlara verilebilecek ceza olduğunu savunur, yani iki tarafada 100 er sopa!, eğer ortada tecavüzlük bir vaka varsa bu grupta recm'i savunur.
İkinci gruba göre burdaki ayette (Nur-2) " evli olmayan" erkek ve kadın'ın kendi istedikleri doğrultusunda yaptıkları zinaya istinaden verilmeleri gerekir görüşünü savunur eğer evli iseler olay tecavüz olsun veya isterek zina olsun her koşulda recm'i uygun göre gruptur.
Üçüncü grup ise Kur'an ayetlerinin eksik olduğunu savunan gruptur ki bu gruba göre asıl recm ayetleri keçi tarafından yenmiştir ve recm Muhammed tarafından'da bir kaç kez uygulnan bir ceza olduğu sebebiyle recm'i kesinlikle savunur. İster evli olsun ister bekar, eğer mumin kimselerden ise kesinlikle recm edilmeleri gerektiğini savunan gruptur.
Aslında iyice incelediğimizde her 3 grupta bir noktadan sonra Recm'i savunur, sadece arada ufak bir fark var. Şöyle düşünün biri gidip bir mumin bayana tecavüz ediyor hem tecavüz eden erkek öldürülüyor hemde tecavüze uğrayan kadın öldürülüyor. Tecavüz eden erkeğin öldürülmesi bir noktaya kadar anlaşılabilir, yalnız tecavüze uğrayan kadının öldürülmesi adalete bağlanır bir tarafı yoktur. Bir örnek vererek bu çarpıklığı daha iyi anlatabiliriz; evinize hırsız giriyor malınızı çalıyor, hırsız yakalanınca sizde suçlu oluyorsunuz.
Tüm bunlardan ziyade r ecm meydanında taşlama sırasında bile erkeğe bir üstünlük veriliyor, şöyleki; erkek kalçalarına kadar toprağa gömülürken, kadın ğögüslerine kadar gömülür, taşlama sırasında gömüldükleri yerden kaçıp kurtulanlar ölümden kurtuluyor. Kalçasına kadar gömülmüş bir erkeğin, göğsüne kadar gömülmüş bir kadından avantajlı durumda olduğunu belirtmeye bile gerek yok.
Gelelim recm'i savunan mollaların recm'i uygulamak için desteklerine:
|
Aişe(r.ah) derki Peygamber(s) vefat edinceye kadar Recm ayeti okunurdu.
Muslim c. 4. s. 167, Tirmizî, c.2, s.309
|
|
"Keçinin yemesi sonucu Kuran'dan çıkan taşlama ayetini Ömer Kuran'a tekrar sokmak istedi; ancak halkın dedikodusundan korktuğu için cesaret edemedi"
(Buhari 53/5; 54/9; 83/3; 93/21; Muslim, Hudud 8/1431; Ebu Davut 41/1; Itkan 2/34).
|
|
Kenz-ül Ummal'da Ömer b. Hattab'ın Müsned'inden naklen, Ömer'in Hüzeyfe'ye şöyle dediği nakledilmiştir: Ömer b. Hattab bana dedi ki: "Ahzap suresinin (ayetlerini) kaç olarak sayıyorsunuz?" Ben de "72 veya 73 olarak" dedim. O da şöyle dedi: "Oysa (büyüklükte) Bakara suresine yakındı! Recm ayeti de onun içindeydi
Kenz-ül Ummâl, c.2, s.480.Aynı rivayet şu Müsned-i Ahmed'de Ubeyy b. Ka'b'dan nakledilmiştir.; c. 5, s.132. Yine Beyhaki de nakletmiştir Sünen'inde: c. 8, s.211. Müstedrek-üs Sahihayn, c.2, s.415, c.4, s.359.
|
|
1568 - Vail Ibnu Hucr Ibni Rebia (radiyallahu anh) anlatiyor; "Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'in sagliginda, namaz kilmak maksadiyla bir kadin evinden cikmisti. Yolda ona bir erkek rastladi. Kadina cullanip ihtiyacini giderdi. Kadin bagirdi, adam ise sivisti gitti.
(Cigligi uzerine) kadina bir erkek ugramisti. Ona basindan geceni anlatip, bir adam bana boyle boyle yapti dedi. Sonra, bir grup muhacire rastladi, basindan geceni onlara da anlatip: "Bir adam bana boyle yapti!" dedi. Hep beraber yuruyup, kadinin kendisine tecavuz ettigi kimseyi yakalayip kadina getirdiler. Kadin:
"- Evet bu odur?" dedi. Sonra adami Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam)'in yanina goturduler. Resulullah adamin recmedilmesini emrettigi sirada, kadina tecavuz etmis olan kimse kalkip:
"- Ey Allah'in Resulu, suclu benim!" diye itirafta bulundu. Resulullah (aleyhissalatu vesselam) kadina:
" Git. Allah gunahlarini affetti" dedi. Zan altinda kalmis olan kimseye de guzel sozler soyleyip (gonlunu aldi). Mutecavizin recmedilmesini emretti ve recmedildi.
Sonra Resulullah sunu soyledi: " Bu adam oyle bir tevbe ile tevbe etti ki, boyle bir tevbeyi Medine ahalisi yapsaydi kabul edilirdi."
Tirmizi, su ziyadede bulunmustur: "Vail (radiyallahu anh) Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam)'in kadina mehir takdir edip etmedigini zikretmedi."
Tirmizi, Hudud 22, (1452); Ebu Davud, Hudud 7, (4379).
|
Burda tecavüze uğrayan kadın recm edilmiyor, erkek recm ediliyor. Muhammed adamı recm ettikten sonra adamın tövbesinin kabul olduğunuda eklemeyi ihmal etmiyor.
|
Übeyy b. Kab bana şöyle dedi: "Ey Zerr, Ahzap suresini kaç (ayet) olarak okuyorsun?" Ben de "Yetmiş üç" dedim. O zaman şöyle dedi: "Oysa Bakara suresine benziyordu; yada ondan da uzundu!! Biz onda recm ayetini de okuyorduk." Bir nakilde ise şöyle geçer: "O (Ahzap suresinin) sonunda şöyle diyordu: "Evli erkek ve evli kadın zina ettiklerinde, onları elbette recm edin!! Allah'tan bir ceza olarak; ve Allah Aziz ve Hekim'dir!! Bu hesaba göre Ahzap suresinden 200'ü aşkın ayet eksilmiştir.
Kenz-ül Ummâl, c.2, s.567, Ed-Dürr-ül Mensûr (Suyûtî), c. 5, s180.
|
|
Hz. Ömer (ra)'i hutbe verirken dinledim. Şöyle demişti: "Allah Teala hazretleri Muhammed (sav)'a hak (din ile) gönderdi ve O'na Kitaba indirdi. Bu indirilenler arasında recm ayeti de vardı! Biz bu ayeti okuduk ve ezberledik. Ayrıca, Resulullah (sav) zina yapana recm cezasını tatbik etti, ondan sonra da biz tatbik ettik. Ben şu endişeyi taşıyorum: Aradan uzun zaman geçince, bazıları çıkıp: "Biz Kitabullah'da recm cezasını görmüyoruz (deyip inkara sapabilecek ve) Allah'ın kitabında indirdiği bir farzı terkederek dalalete düşebilecektir. Bilesiniz, recm, kadın ve erkekten muhsan olanların zinaları, -delil veya hamilelik veya itiraf yoluyla- sübüt bulduğu takdirde, onlara tatbik edilmesi gereken Kitabullah'da mevcut bir haktır. Allah'a kasemle söylüyorum, eğer insanlar: "Ömer Allah Teala' nın kitabına ilavede bulundu" demeyecek olsalar, recm ayetini (Kitabullah'a) yazardım."
Buhari, Hudud 31, 30, Mezalim 19, Menakibu'l-Ensar 46, Megazi 21, İ'tisam, 16; Müslim, Hudud 15.
|
Gördüğünüz gibi değişmemiş/değişmez olduğunu savunan Kur'an'ın (Hicr 9, Enam 115), değişmiş/eksik olduğunu savunan sahih hadisler mevcut. Hatta Muhammed sağken recm'i uyguladığını bile savunan hadisler mevcut. Hiç durmaya niyetim yok, hadislere devam ediyoruz!
|
1562 - Ibnu Abbas (radiyallahu anhuma) anlatiyor: "Allahu Teala Kur'an-i Kerim'inde: "Kadinlarinizdan fuhsu irtikab edenlere karsi icinizden dort sahid getirin. Eger sehadet ederlerse onlari olum alip goturunceye, yahud Allah onlara bir yol acincaya kadar. kendilerini evlerde alikoyun (insanlarla ihtilattan menedin)" buyurdu. (Nisa 15).
Cenab-i Hakk, bu ayette (zina meselesinde) once kadini zikrettikten sonra, erkegi kadinla birlikte ele alarak soyle demistir: "Sizler-den fuhsu irtikab edenlerin her ikisini de (kinayarak) eziyete kosun. Eger tevbe edip (nefislerini) islah ederlerse artik onlara (eziyetten) vazgecin. cunku Allah tevbeleri cok kabul eden, en cok esirgeyendir" (Nisa 16). Cenab-i Hakk bu ayeti, celde ayetiyle neshederek soyle buyurdu: "Zina eden kadinla zina eden erkekten her birine yuzer deynek vurun. Eger Allah'a ve ahiret gunune inaniyorsaniz bunlara, Allah'in dinini tatbik hususunda, aciyacaginiz tutmasin. Mu'minlerden bir zumre de bunlarin azabina (bu cezalarina) sahid olsun" (Nur 2). Sonra Nur suresinde recm ayeti nazil oldu. Onceki (celdeyi emreden) vahiy bekar (zani) icindi. Sonra recm ayeti tilavetten kaldirildi, ancak hukmu baki kaldi."
Ebu Davud, Hudud 23, (4413).
Bu rivayetin "...yuzer deynek vurun"ibaresine kadar olan kisim Ebu Davud'a aittir, mutebakisini Rezin ilave etmistir.
|
İlginç olan bir kısım var burda, bunada neshetmek diyoruz, yani değiştirmek. Allah önce ayet gönderiyor ardından pişman oluyor, başka bir ayet gönderek önceki ayeti geçersiz kılıyor. Ne kadarda istikrarsız/iradesiz bir Allahmış! Kur'an'da nesh edilen ayetler çıkmazı diye geniş kapsamlı bir konu burada var http://www.deizm.net/islamiyet/300-k...FDkmaz%FD.html
|
1563 - Ebu Hureyre (radiyallahu anh) anlatiyor: "Sa'd Ibnu Ubade (radiyallahu anh): "Ey Allah'in Resulu, ne buyurursunuz, zevcemi bir erkekle yakalarsam dort sahid getirmek icin bekleyecek miyim?" diye sordu. Resulullah (aleyhissalatu vesselam):
"-Evet bekleyeceksin!" dedi."
Muslim, Lian 14, (1498); Muvatta,Hudud 7, (2,823); Ebu Davud, Diyat 12, (4532, 4533).
Muslim ve Ebu Davud'un bir diger rivayetinde: "Bir adam, karisinin yaninda bir yabanci yakalasa onu oldurebilir mi ne dersiniz?" diye sorar. Resulullah (aleyhissalatu vesselam): "Hayir!" deyince, Sa'd: "Bilakis evet! Seni hak dinle sereflendiren Allah'a yemin ederim, firsati yakalarsam ondan once kilincimi isletirim" der. Resulullah (aleyhissalatu vesselam): "Efendinizin ne soyledigine bakin!" buyurur.
|
Evet, bu sahih kabul edilen ve inanmayanların kafir sayıldığı hadis kaynağından da anlaşıldığı üzere bir din ancak bu kadar kendisiyle çelişiyormuş.
Şimdi gelelim bu makalemizin en can alıcı noktasına yani cariyelere
|
1564 - Ebu Hureyre ve Zeyd Ibnu Halid (radiyallahu anhuma) sunu anlattilar: "Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'a muhsan olmayan cariye zina yaparsa ne gerekir? diye sorulmustu, soyle cevap verdi:
"- Cariye zina yaparsa ona celde uygulayin, yine zina yaparsa yine celde uygulayin, yine zina yaparsa yine celde uygulayin ve sonra onu (kildan mamul adi) bir ipe mukabil de olsa satin gitsin."
Buhari, Buyu 66,110,17; Muslim, Hudud 30, (1703);Muvatta, Hudud 14, (826); Tirmizi, Hudud 13, (1440);Ebu Davud, Hudud 33, (4469, 4470, 4471).
Bir rivayette: "(Efendisi) ona celde tatbik etsin, bir de ayiplamasin" denmistir.
|
Burada cariyeye recm edilmesine gerek duyulmuyor.
|
1565 - Ebu Abdirrahman es-Sulemi (radiyallahu anh) anlatiyor: "Hz.Ali (radiyallahu anh) hutbede soyle buyurdu: "Ey insanlar, kolelerinize -ister muhsan olsunlar, ister olmasinlar- haddleri tatbik edin. Zira, Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam)'in bir cariyesi zina yapmisti, ona celde tatbik etmemi emretti. (Dovmek uzere) yanina geldim. Yeni nifas olmustu. Doversem oldururum diye korktum. Durumu Resulullah'a arzettim. Bana:" Iyi yapmissin, iyilesinceye kadar ona dokunma" dedi."
Muslim, Hudud 34, (1075); Tirmizi, Hudud 13, (1441); Ebu Davud, Hudud 34, (4473).
|
Burada da recm edilmesi gerek duyulmuyor. Ayrıca atıp tutan Ali'ye bak hele, Muhammed sağken Muhammed'in korkusundan Fatma ile tek evli kalan Ali, Muhhammed öldükten sonra 8 evlilik yapıp artı cariylerden de almayı ihmal etmiyen Ali! kalkıp bide elalemin apış arasının bekçiliğini savunuyor. İfk hadisesinde zaten Muhammed'e " Ey Allahın Elçisi Allah dünyayı sana dar etmedi ya! Aişe'den başka da kadın var, kadın çok Bkz. Buhâri, e's-Sahih, Kitabu'ş- Şehâdât/15; Kitabu'I-Meğâzî/34; Tecrîd, hadis no: 1151; Müslim, e's- Sahih, Kitabu't-Tevbe/56, hadis no: 2770." diyen Ali'ye bak hele bilmeyende seni adaletin kılıcı sanıyor. Okadar adildin'de Aişe ile aranda neden cebel vakasını başlattın. Okadar adildinde Beni Kureyza katliamında teslim olan yüzlerce yahudinin, kafa kesme işini neden üstlendin. (Bkz: Vakıdi, Meğazi, 2/512-517) Neyse Ali'ninde vukuaatları say say bitmez, biz geçelim konumuza..
|
1566 - Ebu Hureyre (radiyallahu anh) anlatiyor: "Resulullah (aleyhissalatu vesselam) hur kimseye terettup eden haddin bolunebilen cesidinin yarisini koleye hukmetti. Sozgelimi zina yapan bakirenin haddi, iftira (gazf) haddi ve surbu'l-hamr (icki) haddi boyledir. (Bunlar bolunebilen haddlerdir, koleye hep yarisi tatbik edilir).
Rezin ilavesidir.
|
Burada da zina yapan cariyenin dövülmesi uygun görülüyor, yani recm yok.
|
1567 - Ibnu Omer (radiyallahu anhuma) hazretlerinden rivayete gore: Cariyelerinden birine hadd tatbik etmis, bu maksadla ayaklarina ve bacaklarina vurmaya baslamisti. Bunu goren Salim (rahimehullah) kendisine:
"- (Sen niye boyle yapiyorsun?) Cenab-i Hakk'in"Bunlara Allah'in dinini tatbik hususunda aciyacaginiz tutmasin..:" (Nur 2) sozu nerede kaldi?" der. Abdullah Ibnu Omer (radiyallahu anhuma) de:
"- Beni ona sefkatli davraniyor mu buldun? Her halde Cenab-i Hakk onu oldurmemi emretmedi" cevabini verir.
Rezin ilavesidir.
|
Buda ilginç bir hadistir ki Nur-2 ayeti cariyeler içinde geçerli görülüyor, yani sadece dövmek.
|
1569 - Ibnu Abbas (radiyallahu anhuma) anlatiyor: "Hz. Omer'e, zina yapmis olan deli bir kadin getirildi. (Recm edilip edilemeyecegi hususunda) halkla istisare ederek recmedilmesine hukmetti. Kadina Hz. Ali (radiyallahu anh) ugradi. (Hazirligi gorunce):
"- Bunun hali nedir?" diye sordu. Kendisine: "Falanca kabileden deli bir kadindir, zina yapmistir. Hz. Omer (radiyallahu anh), recmedilmesine hukmetmistir" dediler. Hz. Ali (radiyallahu anh):
"- Kadini geri goturun!" dedi, sonra Hz. Omer'e ugrayip:
"- Ey mu'minlerin emiri! Bilirsin ki, Resulullah (aleyhissalatu vesselam) :
"Kalem uc kisiden kaldirilmistir (artik onlar yaptiklarindan sorum1u degildirler): Buluga erinceye kadar cocuktan, uyanincaya kadar uyuyandan, sifa buluncaya kadar bunamistan." Bu bicare kadin falanca kabilenin bunagidir. Ona tecavuz eden, muhakkak ki akli noksanligi sirasinda tecevuz etmistir" dedi."
Ebu Davud Hudud 16. (4399.4400. 4401. 4402).
|
Çok sevip sayılan adil Ömer nedense hep gaddarlığıyla hadislerde ön plana çıkıyor. Bu arada islamiyette bahsi geçen halife Ömer lerin birbirine karıştırıldığınıda ekleyeyim. Hadisler hangi Ömer'i kastediyor kestirmek zor.. Birincisi Ömer bin Hattab, ikincisi Ömer bin Abdulaziz'dir.
|
1570 - Habib Ibnu Salim (rahimehullah) anlatiyor: "Abdurrahman Ibnu Huneyn denen bir adam karisinin cariyesine temasta bulundu. Hadise, Kufe emiri Nu'man Ibnu Besir (radiyallahu anh)'e goturuldu.
"- Ben, dedi, hakkinizda, Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'in hukmuyle hukmedecegim: Eger zevcen, cariyeyi sana helal ederse, yuz deynek yiyeceksin, helal etmezse recmedileceksin.."
Sonra (tahkik etti) karisinin cariyeyi adama helal ettigini gorunce, emir yuz deynek vurdu."
Tirmizi, Hudud 21, (1451); Ebu Davud, Hudud 28, (4458, 4459); Nesai, Nikah 70, (6,124); Ibnu Mlace, Hudud 8, (2551).
|
İlginçtir, burada da cariye'nin ırzına geçen kişi recm'den son anda kurtulmuş. Oysaki İslamiyet'te 4 eşe kadar evlenmek helal sayılmıştır, artı olarak cariyelerden alabilmek vardı. bkz Nisa 3/4 ikinci kez evlenmek için hanımından izin almaya gerek duymayada gerek yok. bkz: Mehmet Dikmen "İslamda Kadın Hakları" Elmalı'nın Tefsiri
Yine ayrıca savaş sırasında ele geçen tutsak kadınların yani cariye olacak kadınlara nasıl davranıldığına bakalım..
|
- "Peygamberle birlikte Benû Mustalık Gazası'na çıktık. Ve Arap tutsaklarından tutsaklar elde ettik. O sırada kadınlar iştahımızı çekti. Bekarlık çok güç gelmişti bize o günlerde. Ve azil yapmak istedik. İstiyorduk azil yapmayı. Ancak, 'Peygamber aramızdayken ona sormadan nasıl azil yapacağız?' dedik ve gidip peygambere sorduk. Peygamber de azil yapmamakta sizin için bir sakınca yoktur. (Yapabilirsiniz de. Yapmaya bilirsiniz de.) Ama bilin ki, kıyamet gününe değin meydana gelecek bir yavru, ne olursa olsun meydana gelir." (Bkz. Buhari, e's-Sahih, Kitabu'l-Itk/13; Tecrîd, hadis no: 1596; Müslim, e's-Sahih, Kitabu'n-Nikâh/127, hadis no: 1438; Ebu Davud, Sünen, Kitabu'n- Nikâh/49, hadis no: 2170.)
|
Burada azil yapmaktan kasıt, spermleri kadının içine boşaltmamaktır. Zira sperm kadında kalır ve çoçuk meydana gelirse, islam hükümlerine göre o kadınla evlenmen gerekir. Tutup satmak varken, cariye olarak kullanmak varken, kim neden evlensinki? işte arap kültürü, işte 7. y.y ahlak kuralları!
Daha fazla bu konuyu irdelemek gereksiz, baştan sona araştırdıkça içinden çıkılmaz karmakarışık bir hal alıyor, buda islam dinine has bir özellik, her şekle her kıvama rahatça girebiliyor. Çünkü çok yönlü bir din istediğiniz tarafa çekebiliyorsunuz, bir taraftan zinaya serbest derecede hükümler varken, diğer taraftanda kadına bakmak bile ölüm sebebi sayılabiliyor. Bu sadace cinsel muhabbete özgü birşey değil, islam'ın diğer hükümlerinde de böyle çelişkilerden söz etmek mümkün. Daha detaylı anlatım burada var http://www.deizm.net/islamiyet/288-k...ergilemek.html
Bu konu üç faklı bölümden oluşacak, ilk konumuz İslam'ın namus cinayetleri üzerine etkisi ve toplumda oluşturduğu karşı cinse düşmanlığı üzerineydi.
İkinci bölümde; İslam öncesi dinlerde karşı cinse bakış.
Üçüncü bölümde; Dini yasak ve mukafatlar nedeniyle bastırılmış cinsi duyguların yarattığı sakıncalı durumlar.
Kaynaklar
Bianet
Milletler Kalkınma Programı (UNDP)
Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu (UNFPA)
Kütüb-i Sitte
Kur'an-ı Kerim
16.03.2009 tarihinde, Onursal Bedirhan tarafından http://www.deizm.net sitesinde yayınlanmıştır.
|

28-03-2009, 15:55
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 10 Sep 2008
Bulunduğu yer: Ankara
Mesajlar: 1.493
|
|
Töre cinayetinin yeni adı: İntihar
Konuyla ilgili olduğunu düşündüğüm bir haber :
The Independent gazetesi,“Türkiye’de töre cinayetlerine sıkı önlemler getirilince aileler kızlarından intihar etmelerini istemeye başladı” yorumunu yaptı.
Türk Ceza Yasası’nda 2005 yılında yapılan düzenlemelerden sonra ise artık ‘töre intiharlarının’ baş gösterdiği belirtildi. Yasadaki düzenlemeyle beraber artık töre cinayeti işleyenlerin ömür boyu hapse mahkûm edilmesiyle, intihar eden kadın sayısında hızlı bir artış görüldüğü kaydedildi.
Batman Cumhuriyet Başsavcısı Mustafa Peker’in ifadelerine de yer verilen makalede, başsavcı bu intihar vakalarının çoğunun zorlamayla meydana geldiğini, kadınlara kendilerini öldürmek için ip, silah ya da fare zehiri kullanma seçenekleri sunulduğunu ifade etti.
Dar giysiler giymenin ya da akrabalık bağı olmayan bir erkekle konuşmanın ailenin adını lekelediğine inanıldığını belirten gazete, bir kadının kaderinin aile meclisinde çizildiğini yazdı. Makalede, aile meclisinden zorla intihar ettirme kararı çıkmaması halinde, daha az ceza alacağı gerekçesiyle genellikle ailenin en küçüğünün kadını öldürmekle görevlendirildiği ifade edildi.
Töre cinayetlerinin büyük bir kısmının Kürtlerin yaşadığı bölgelerde meydana geldiği belirtilirken, Kürtlerin bölgelerini terk etmeye başlamasıyla beraber bu suçun ülkenin diğer şehirlerine de sıçradığı ifade edildi. Makalede, son dönemde yayımlanan resmi bir rapora göre İstanbul’da her hafta bir töre cinayeti işlendiği de kaydedildi.
http://www.milliyet.com.tr/Guncel/HaberDetay.aspx?aType=HaberDetay&KategoriID=24&Art icleID=1076429&Date=28.03.2009&b=Tore%20cinayetini n%20yeni%20adi:%20Intihar
İster adına namus cinayeti densin isterse recm hepsi aynı anlayışın ürünü :Kadının bedeni erkeğin malıdır. Bu da şüphesiz dinden öte feodal ataerkil yapıdan kaynaklanıyor.
|

28-03-2009, 20:41
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 15 Mar 2006
Bulunduğu yer: Toronto
Mesajlar: 8.614
|
|
Tore ne? din ne?
Degisik torelerin toplandigi kanun kitabidir din. Kim baslatmis, nereden cikmis diye sorarsan bilmezler, "eskiler oyle der", :Oyle denir" gibi, hicbir dayanagi olmayan kurallar.
Dusunecek olursak toreler dinleri yaratmis da diyebiliriz; torenin baslangicina tarih ve isim koyamayanlar belki de uydurdu allah fikrini. Benim icin zaten allah bizi degil, biz insanlar yarattik allahimizi, herbirimizin de farkli tarifi olmasi bunu ispatliyor bana kalirsa.
Tevrat incil ve kuranin col etrafinda dondugunu de unutmayalim; col kanunlari kitabina da bugunun dunyasinda inananlar, biraz da, tanridan degil, birbirlerinden cekindikleri icindir. Adam icine cikamama korkusu, tanrinin da ustunde bir guc galiba. Bunun kultur ve egitimi az ulkelerde yagin olmasi da bir tesaduf degil herhalde.
Bedirhan Onursal'a bu konuyu isledigi icin tesekkurler.
Iman, ask gibidir,gozleri koreltir,beyni muhurler.
|
Yetkileriniz
|
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.
HTML-KodlarıKapalı
|
|
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 12:04 .
|