![]() |
Putperest'ler Allah'a inanıyorlar mıydı?
Putperest Araplar, İslamiyetten önce Kabe'yi yılda bir ziyaret ediyorlar ve sığınılacak kutsal bir yer olarak görüyorlardı. Her kabilenin Kabe'de kendi putları vardı. Ancak Kabe ile direk olarak ilişkilendirilen ve diğer idollerin üstünde kabul edilen Allah vardı.
Muhammet diğer kabileleri müşrik olarak suçlarken onları Allah'a inanmadıkları için değil, Allah'la ilişkilendirdikleri putlara da inandıkları için saldırır. Müşrik sözcüğü putatapan, çoktanrılı anlamına değil, Allah'a inanıp da bu tanrıyla ilişkilendirilen putlara inananlar için kullanılmıştır. Khawlan kabilesine ilişkin bir hadis bu açıdan ilginç bir bilgi verir. (İbn-i Hişam, Sira, I, 80-1; Ibn-i al-Kalbi, Asnam K.R,27). Tabari'nin Tefsir'inde ayet hakkında bu dikkate değer öykü yer almaz, fakat hiçbir kadile veya put adı vermemesine karşın aynı anlama çıkan çeşitli açıklamalar vardır. Yukarda verilen bilgiler G.R.Hawting'in 'The Idea of Idolatry and the Emergence of Islam' adlı kitabından özetlendi. Öykü, adı farklı kaynaklarda küçük farklılıklar taşıyan, kolaylaştırmak için Umyanis diyebileceğimiz, bir put ile ilişkilidir.Umyanis Khawlan kabilesine aitti. İnananları bi-za'mihim derlerdi, ekin ve hayvanlarını Umyanis ve Allah arasında paylaştırırlardı. Eğer Allah'a ayrılması gereken payın bir kısmı Umyanis'in payına karışırsa, dokunmazlardı; fakat Umyanis'in ayrılması gereken pay Allah'a gitmişse, o payı geri alır Umyanis'e verirlerdi. Bir başka değişle adakları paylaştırırken, kendi putlarına öncelik verirlerdi. Bu hikayenin Kuran'ın 6:136 nolu ayetin vahyi ile ilgili olduğu söylenir. Kendi zanlarına göre, “Bu Allah'ındır (bi-za'mihim), bu da putlarımızındır (şureka)” diyerek, Allah'ın yarattığı hayvanlar ve ekinlerden pay ayırdılar. Putları için ayırdıkları Allah için verilmez, ama Allah için ayırdıkları putlarına verilirdi; ne kötü hüküm veriyorlardı! (En'am Suresi, 136, Diyanet Çevirisi) Başka ayetlerde de aynı şey açığa çıkar. And olsun ki onlara: “Gökleri ve yeri yaratan, güneşi, ayı buyruğu altında tutan kimdir?” diye sorarsan, şüphesiz “Allah'tır” derler. Öyleyse niçin (aldatılıp) döndürülüyorlar? . . . And olsun ki onlara: “Gökten su indirip onunla, ölümünden sonra yeri dirilten kimdir?” diye sorarsan, şüphesiz, “Allah”tır derler. De ki: “Övülmek Allah içindir”, fakat çoğu bunu akletmezler. . . Gemiye bindikleri zaman, dini yalnız Allah'a haskılarak O'na yalvarırlar (mukhlisına lahu); ama Allah onları karaya çıkararak kutarınca, kendilerine verdiği nimete nankörlük ederek O'na hemen eş koşarlar (yushrikuna) (Ankebut Suresi, 61-66) Yukarda anlatılanlar G.R.Hawting'in 'The Idea of Idolatry and the Emergence of Islam' adlı kitabından özetlendi. Bu bölümün tam metnini sitenin Kitap/Film/VCD forumunda bulabilirsiniz. |
Bunu şöyle de ifade etmek mümkün. Allah, İslamiyetten önce putperest Arap'ların tanrılarından biriydi. Muhammet ise diğer tanrıları inkar etmiş, Allah'ın tek Tanrı olduğunu ileri sürmüştür.
Benzer bir süreç Musevi dininin gelişmesinde de var. 'İbrahim'in tanrısı', 'senin babanın tanrısı', 'Yakup ve İbrahim'in tanrısı' gibi pekçok ifade var Eski Ahit'te. Hatta Yakup'un Tanrı ile güreş etme sahnesi son derece ilginçtir. Tek tanrılı dinler çok tanrılı dinlerden doğmuş yani. |
İslam öncesinde de allah inancı vardı. Ancak allahın dışında başka tanrılara da inanılıyordu. Lat, Uzzat ve Menat, allahın kızları olan tanrıçalardı. Kuran'da tanrının bir tane olduğu, onun da allah olduğu, bu nedenle sık vurgulanır. Şirk koşmanın yani allaha eş koşmanın İslam inancında en büyük günahlardan biri olmasının nedeni de budur. Oysaki günümüzde çoktanrılı dinlere inanan insanların sayısı dünyada son derece azdır. Bu nedenle İslamda bu kadar geniş yer tutan tanrının bir olduğu iddiasının günümüzde fazla bir önemi kalmamıştır.
|
ben muhammedin allaha inanmadığını düşünüyorum, allaha inanmayacak kadar zeki biri, zaten ifadelerine iyi bakarsanız allahı tanımlamaktan hep kaçınız diyor, tanım bulduğunuz an artık neye taparsanız tapın o bir put haline geliyor zaten. onun varlık ve birlik anlayışı sistemin bütününü anlatmaya çalışan çok zekice bir anlayış, ki bu sebepten islam dininin çok esnek olduğunu anlatmaya çalışmış. Muhammed bugün yaşasa ve allaha inanan bu adamları görseydi, bu inancı yıkar yine bir çeşit varlık ve birlikten bahsederdi. isa da böyleymiş ki isanın neye inandığını muhammed çok iyi anlamış. Ama bu o kadar yüksek zeka düzeyi gerektiriyor ki ancak bunu anlatmayı tasavvuf yoluyla deneyenler olmuş, onları da anlayan çok az olmuş. Aslında ne demek istediğimi uzunca anlatmak isterdim fakat bunun için sağlam bir algoritma yazmam gerekir ve çok zaman alır diye düşünüyorum.
saygılar |
smile146
|
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 10:57 . |