
02-06-2025, 01:16
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 22 Aug 2017
Mesajlar: 4.575
|
|
What is reality? What is Truth? What real? - Gerçek Nedir?
What is reality? What is Truth?
Reality is the original, as opposed to the fake, and the concept cannot be stripped down or explained in any other way. Reality is what we refer to as real or genuine. It is the opposite of fake, imitation, and counterfeit.
Real: the opposite of anti-real, non-real, or unreal.
Is there such a thing as unreal?
We should say anti-reality or anti-real.
The determination of truth is the differentiation between authenticity and falseness within the determination of reality.
The most authentic, purest, virgin state of something, which cannot be further stripped away.
This answer is like peeling an apple.
What is the truest thing? Specify. Which fake were you looking for the most authentic version of? We should have asked.
Universal, objective; objective relative to the subjective; real
Authentic and most genuine reality relative to the fake
Wild reality relative to the domesticated
The real orchid on the mountain relative to the one at the florist's
Like
Universals are general and do not point to a single point. Expand the search for the most authentic truth that points to the answer to a single central question. A central object/core deviation like God, a misconception like the initial core, an absurdity like a distant singularity—put an end to this, stop searching. Questions, breadth, and the universe. The universe is infinitely and boundlessly expanding and expanding, and truths are plural, divided, and scattered according to realities. There is no central focus.
Anti creates anti. Without otherness, there is no being.
Without conflict, there is no dynamic reproduction.
There is no such thing as a center or focus in the universe; stop fixating on a single point. We are not looking for a central focus of ascent and progress. We are not going anywhere like that. In your mind and in the universe, don't look for a point or a focus; expand, spread out. We are not going up or forward, and we are not leaving. The universe is a scattered whole. Every place is equivalent, identical, and interconnected, and there is no central corner. Every place is everywhere, and every place is equivalent to any place/location. The universe is itself. It has no center and no focus.
An ocean, a forest. There is no special point to go to. There is no special passage to find. Every place is completely forest and every place is completely ocean.
Do not search for a central part/region or truth in the universe because it does not exist because it never did. This is scattered, now scatter and spread and expand and think of it as expanding by heating. Spread and open, extend...
Reach out to and go to/focus on everything and everywhere; do not focus on one place. There is no center. Wholeness.
Scattered wholeness. Scattered hair. Mirrored mirror.
Go in all directions and to everything and open yourself up, expand. Like a wave, spreading, opening, expanding.
Becoming universal.
Open up to thoughts of broad expansion, widespread and deep expansion, listen.
We are not looking for a point, there is no center. There is no house where God sits, or a tunnel hole where truth and reality sit—or special areas—and there never was.
Knowledge and truths are everywhere. They spread throughout the entire universe, signals. You don't need to move or go anywhere, you don't need to take it from someone else, it will come to you, believe. Everywhere. There is no center. No moving. Free.
No searching for special regions; no searching for special things, there are none. Listen to yourself, listen and feel like a wolf, open up, listen...
No distance, no foreign hand, everyone is the most genuine, and everything is, and listen to yourself. Take from yourself; you are the center, you are now at the center.
There is no selection, there never will be...
Selection is an equation, it is natural, and think of it like mathematics selects.
This is objective reality.
Herkesin yanıldığı ya da herkesin kaybettiği gün neyin olduğunun önemi yok
|

02-06-2025, 01:17
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 22 Aug 2017
Mesajlar: 4.575
|
|
Gerçek nedir?
Gerçek nedir?
Gerçek sahteye göre/nazaran asıl olandır ve kavram başka türlü soyulamaz ya da açılamazdı. Gerçek, gerçek -hakiki/reel- dediğimizde belirlenendir. Sahte ve imitasyonun ve taklitin tersi
reel: -anti ya da gayrı reel ya da reel olmayanın tersi olarak reel olan
Reel olmayan nedir var mı?
Anti-realite ya da anti ve gayrı reel demeliyiz
Gerçek belirlemesi, gerçeklik belirlemesinin içlndeki, hakikilik ve sahtelik türevlerinin ayrımsanması.
Bir şeyin hakiki olanının en hakisisi, en saf temiz, bakir hali. ve daha da soyulamaz.
Bu yanıt elmayı soyduğunda olan gibidir.
Neyin en gerçeği, spesifikleştirin. Hangi sahtenin en aslını arıyordun? demeliydik?
Evrensel, objektif; subjektife göre objektif; gerçek
Sahteye göre asıl ve en hakiki gerçek
Evcile nazaran/göre yaban gerçek
Çiçekçideki orkideye nazaran dağdaki gerçek
gibi
Evrenseller geneldir ve bu tek bir noktaya işaret etmez. Merkezi tek bir sorunun cevabına yönelen en hakiki hakikat aramasını genişlet. Tanrı gibi bir merkez obje/nüve sapması, başlangıç çekirdeği gibi yanılgı, uzaktaki tekillik gibi saçmalık, buna son ver, artık arama. Sorular, genişlik ve evren. Evren sonsuz ve sınırsız genişleyen ve genleşendir ve gerçekler de gerçekliklere göre çoğul ve bölünmüş ve dağınık haldedir. Merkezi bir odak yok.
Anti antiyi vareder. Gayrı olmadan na olmaz.
Çatışkı olmadan dinamik üremez.
Evrende merkez ya da odak diye bir şey yok, bir noktaya takılmaya son ver. Merkezi bir odak yükselişi ve ilerlemesi aramıyoruz. Öyle bir yere gitmeyeceğiz. Kafanda ve evrende nokta, odak arama, genişlet, yay. Yukarı ya da ileri gitmiyor ve çıkmıyoruz. Evren dağınık bir bütünüktür. Her yeri eşdeğer, özdeşik ve işleşiktir ve merkezi bir köşesi yok. Bunun her yeri heryeridir ve her yeri olarak herhangi bir yere/yerine eşdeğer. Evren kendisidir . Merkezi ve odağı yoktur.
Bir okyanus, bir orman. Gidilecek özel nokta yok. Bulunacak özel geçit yok. Her yer tamamen orman ve her yer tamamen de okyanus..
Evrende merkezi bir bölüm/bölge ya da hakikat arama çünkü yok çünkü hiç olmadı .Bu dağınıık, şimdi dağıt ve yay ve genişlet ve ısıtarak genleştirdiğini düşün. Yay ve aç, uza-t...
Her yerine ve herşeye/herşeyine kavuş ve git/odaklan; bir yerine odaklanma/değil. Merkez yok. Bütünük.
Bütünüklü dağınık. Dağınıklı saçınık. Aynıklı ayn
Tüm yönlere ve tüm herşeye git ve kendini aç, genişlet. Bir dalga gibi, yayılan açılan genişleyen.
Ev-ren-sel-leş-me.
Geniş uzamlaşma, yaygın ve derinik uzamlaşma düşücenlerine açıl, kulak ver.
Nokta aramıyoruz, merkez yok.. Tanrının oturduğu ev ya da hakikatin ve gerçeğin içinde oturduğu tünel delik -ya da özel bölgeler- ve hiç olmadı.
Bilgi ve doğrular her yerdedir. Tüm evrene yayılır, sinyaller. Bir yere taşınman ya da gitmen gerekmez, birinden alman gerekmiyor, sana gelecek, inan. Heryerde. Merkezi yok. Taşınma. Serbest.
Özel bölge arama yok; özel şey kimse arama, yok.. Kendine kulak ver, kurt gibi dinle ve hisset, açıl, dinle...
Uzak yakın, yabancı el yok, herkes en hakiki ve herşey de ve kendine kulak ver. Kendinden al, merkez sensin, sen şimdi merkezdesin..
Seçici yok, asla olmayacak...
Seleksiyon bir denklemdir, doğaldır ve matematik seçer gibi düşün
Bu objektif realite
Herkesin yanıldığı ya da herkesin kaybettiği gün neyin olduğunun önemi yok
|

02-06-2025, 02:43
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 06 Apr 2006
Mesajlar: 13.668
|
|
Gerçek, dayanak fizik, gerçek olmayan dayanağı metafizik... Kısaca gerçek somut... Bu bahisle soyut da, ancak somuttan soyutlanabilir... Bir soyutlama üzerinden temele doğru hareket edildiğinde somuta ulaşılamıyorsa, ya konu edebiyat vb. alanındadır ya da sorunludur...
Gerçek ortadadır, kişi iradesinden bağımsızdır ve kanıta gereksinimi yoktur, ancak ifadesi, algısı, iddiası, işareti ise kanıt, dayanak gerektirir. Bu dayanak öznel değil, nesnel, yani herkesin, ilgili ortam ve koşullarda duyu organlarıyla erişebileceği dayanaklı, somut kanıt gerektirir, bu bağlamda somutlanamayan her iddia da gerçeği yansıtmaz, bu iddia ne olursa olsun, sözde bir peygamberin herşeye kadir tanrının sadece kendisi ile konuştuğu iddiası gibi, ayrıca bu durum ve postacı, aracılık mantık dışıdır da...
Her özne duyu organlarından hareketle bir çevre algısı edinir, böylece de lokalize eder, lokalize ettiğini ise yer, alan gibi tanımlar ve kendi duyu organlarından hareketle merkeze yerleştirdiği de yine kendisidir, özneldir ve merkeze koyana göre tarifler, tanımlar değişebilir. Nesnel yaklaşım ve tanımlar ise, ortam, koşulun tüm bileşenleri ve aralarındaki ilişkiye vb. göre yapılır, ikisi arasında fark vardır ancak sonuç olarak her iki lokalleştirme de öznel dayanağı, tanımlayıcıyı şart koşar, bu bağlamda soyutlamanın sağlıklı olabilmesi için, yukarıda ifade edilen, soyutlananın dayanağına hareket üzerinden somuta ulaşabilme kıstası ve kişilerin ne hissettiğinden ziyade, bu etkinin nasıl ve nereden hareketle elde ediliği kriteri vb. unutulmamalıdır.
Doğada, ne kendi ne de paketler halinde bilgi diye bir şey, sinyal vb. bulunmaz. Bizim sinyal dediğimiz ilişkiler ağımızda etkileşime girdiğimiz diğer nesneler veya nesnelerin oluşturduğu ortam etkisine verdiğimiz tepkidir, bu tepki daim aynı ve süreğen olursa zaten yorumlanamaz, bu halde aralıklar, farklı etkiler vb. sinyal olarak yorumlanır, tanımlanır. Bir su dalgasının kıyıya fasılalı olarak dokunması gibi, her bir dalga etkisi ve etkisizliği kıyası ve süregiderliği sinyal olarak tanımlarız, bu ister su dalgası, ister ortamdaki basınç farkı ve etkileşim değişimleri(ses, ışık etkisi farkları) olsun, bunalr kendi başına bilgi değildir, bilgi de içermez, ancak yorumlayan, etkiyi alan özne bu etkileri kriterlediği ve yorumladığı üzre bilgi edinir, bu eylem halinde oluşur.
İnsanlar bu sinyallerin çeşitli etkilerine çeşitli harf, rakam tanımlarsa bu halde iletişim aracı olraak da kullanabilirler, verici, alıcıya bilgi yollamaz(ancak yorumlandığında, bilgiyi elde etmenin yolu, kaynağını oluşturur), ama çeşitli harf, rakamlara göre sembolik kodlanmış fiziki etkileri yani yorumlanmak üzere verileri yollar. Alıcı da verici ile aynı kodlama dilini kullandığı için, gelen etkileri, çözümler, alıcı çalışmıyorsa bilgi de oluşmaz, elde edilemez. Bilgi de, öznelerin doğa, fizik dahilinde edindiği etkileşim, duyumların yorumuyla oluşur, böylece doğaya, özneye, duyuma ve yoruma bağlı-dayalı bir edinimdir de denebilir. Bizler çoğunlukla veri(ki aslında bu da yine yorumlanmış etkiye biçilen anlamdır) ile bilgi arasındaki farkı ayırt edemiyoruz, bunun da en önemli sebebi, beynimizin, duyularımızın etkileri alması, yorumlaması, yani zaten doğal olarak verilerin işlenip, bilgi ediniminin sağlanması, doğallığıdır. Bir diğer sorun da, her verinin işlenip, yorumlandığı yanılgısına düşüyoruz... Çünkü yine organizma olarak, doğal olarak her etkiyi yorumluyoruz ve tersin geri her etkinin de önceden yorumlandığı yanılgısına düşebiliyoruz, oysa doğadaki etkiler ortama, koşula, duruma göre iradi değil fizikidir ve insanın iletişim için bu etkileri kullanması, doğanın da ilahi, her şeyi bilen, müdahale eden, özel bir iradesi olduğu ve böyle etkiler oluşturduğu yanılgısına düşülebiliniyor. Örneğin dalgalar kıyıları döverken, insan için dalga sesi, veri olayım da hem görsün hem duysun hem bu etkileri harmanlasın da, dalga sesi desin diye davranmaz(bu iradi ve keyfi olurdu). O dalgalar ne veridir ne de iradi, insan bunu tecrübe eder, görür, beraberinde kulak zarı titreşir, etkilenir, birlikte yorumlar ve bu etkinin kaynağının gözlemlediği dalga olduğu kanısına varır, böylece hem yorumlamış, hem aldığı etkiyi sembolik bir anlam yükleyerek verileştirmiş(!) hem de bilgi edinmiştir... Daha etraflı incelediğind eise ortamdaki rüzgarın itkisi, suyun ve yüzey ısı değişimleri gibi etki, faktörleri çözümler, yani ortada keyfi bir durum yoktur.
Derin uykuda ne oluyor? Yani beyin saf dışı ve duyular işlenmiyor, alınmıyorsa ya da alınsa dahi ilgili yorumcu işlemiyorsa, alınan, hissedilen, duyumlanan nedir? Doğa da (organizmaların duyumsal edinimi ve yorumlayışı, özneye has olan dışında) budur, şeyler ortadadır, bilgi yok, amaç yok, irade yok, kişi yok, şu yok, şuna haslık, ona haslık, berikine haslık, benlik, senlik, var, yok vb. gibi ayrımları-tanımı yok, bilgi de yok, bilgisizilik de, irade de yok, iradesizlik de, tüm bunlar ancak özneldir ve özne oluştuğu ve organizma işlevlerini yerine getirdiği ve yorumlayabildiği sürece anlam kazanır... Kısaca derin bir uyku, ne huzur ne huzursuzluk, ne bir kaygı, korku ne bir arzu, hedef, amaç, anlam, daha fazla yaşama isteği, gayreti vb... anlamsız ve gereksiz....
Ne demişti Seneca
Ölenler nereye mi gider?
Hiç doğmayanların olduğu yere (yani hiç doğmayan ne ise ölenin de olacağı, döneceği, evrileceği bu, fiziğin dışında metafizik bir alem anlamsız, zaten muhatabı da yok).
Peki, öznenin temeline baktığımızda milyonlarca spermden sadece birisi, hepsi bile olsaydı yine de her birisi, kendine özne olacaktı, peki o milyonlarcası nerede? Peki o spermin muhtevası neydi? Yine doğa, süzülen mineraller, kimyasallar ve yine biyolojik organlarla süzülmesi, fiziken işlenmesi vb. Peki hiç sperme dönüşmeyen sonsuz madde ve kimyasallar, neredeler? Hal böylre olunca doğup, doğmadığı hale geri dönen için de durum değişmiyor, artık şahsına münhasırlık taşımayacak, hiç doğmayanlara, muhtevaya katılacak, kısaca form, yapısı değişecek, evrilecek, o artık "o" olmaktan, öznelikten çıkacak en önemlisi de O'nu özel ve özne kılan temel organ da yani beyin de maddenin doğasına karışacak. Hatta öyle ki yeri gelecek muhtevadaki karbon, dönüşüm etkisi vs. kömür olacak, petrol olacak, kullanılacak... Kimisi ölüyü yani artık işlevini kaybetmiş bedeni(maddi formu) yakacak, kül edecek, kimisi gömecek kömür, bakterilere gıda edecek vs.
Özne için, öznenin namına eylem her ne ise, ancak yaşarken ve ancak yaşamla, özne olduğu ve kalabildiği, eylem halinde olabildiği sürece muhataplığı, şahsına münhasırlığı, doğadan edindiği etkileri yorumlayarak elde edebileceği bilgi vb. olacak... Yorumlayıcı yoksa bilgi de, his de, arzu da, istem de, beklenti de, öznelik mefhumu da anlam taşımayacak...
Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
-------
Korku ve menfaat dalkavukluğa yol açar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White ------ Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------ Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu
|
Yetkileriniz
|
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.
HTML-KodlarıKapalı
|
|
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 19:09 .
|