İlahiyat profunun , Allah'ın sözlerine hikmet gözlüğünü takmadan bakması ve yorumlaması , " piç " sözündeki hikmeti anlamadığını ve ilahi prf unvanını hak etmediğini gösteriyor.
Allah. " Piç " derken ulvi bir yoldan yüce merhametini gösteriyor.
Allah , " döt" , " yaprağım" gibi ulvii kelimelerde kullansaydı orada bir yücelik bulmak için. AT GÖZLÜĞÜNÜ , pardon pardon edebi hikmet gözlüğünü takıp bakmamız gerekir.
Yoksa bir kayınbabanın gelinini almasını nasıl açıklardık!!!
Dinsizlerin bu kişiye sahip çıkmaya çalıştığını görüyorum.Yanlış yapıyorlar.Sonuçta bu kişi müslüman.
Dinden çıkıyorum filan demedi.Farklı/marjinal bir şeyler söyledi,hepsi bu kadar.
Turan Dursun'daki taşşak,öyle herkeste olamaz.
Dinden çıktığını söylerse,o zaman başımızın üstünde yeri var.
İşte böyleee,
Tolonbey:Kurandaki birbirine ters anlamlı ayatlar ALLAH degil FELLAHDIR %1000.
Gelin size getirdigim ANA yazıyı çoh dikkatlı okuyalım.
İŞTE O YAZI
Bir iktidar düşünelim;
Bir dediği diğerini tutmayan, dün söylediğini bugün değiştiren, yarın ne diyeceği belirsiz olan, uygulamaya aldığı birçok projeyi yarıda bırakıp farklı uygulamalara geçen…
Böyle bir iktidara güven duyulabilir mi? Tutarlı, istikrarlı olduğu söylenebilir mi?
Aldığı kararların, çıkardığı kanunların her çağda geçerli olabileceği düşünülebilir mi?
Savaş ve ekonomik kriz gibi olağanüstü durumlar haricinde elbette bu tutarsızlıkları normal karşılanamaz.
-
Peki ya Allah'ın gönderdiği öne sürülen ayetlerdeki hüküm değişiklikleri?
İktidarlar, neticede insanlardan oluşuyor ve hata yapabilirler ama tanrıya hata yakıştırmak mümkün müdür?
-
Önceki kitaplarda yazılanlarla çelişen ayetlere itiraz edilmesi üzerine, şu ayetle itirazcılara yanıt verilir:
-
Bakara/ 106. Herhangi bir ayetin hükmünü yürürlükten kaldırır veya unutturursak, onun yerine daha hayırlısını veya onun benzerini getiririz.Allah'ın her şeye kadir olduğunu bilmez misin?
-
Kur'an, ayetlerin değiştirilebileceğini söylüyor.
Peki değiştirilmiş midir?
Hem de bol miktarda.
Aşağıdaki ayet bunu doğruluyor zaten;
-
Nahl/ 101. Biz bir âyeti değiştirip yerine başka bir âyet getirdiğimiz zamanAllah ne indirdiğini pek iyi bilmiş iken kâfirler Peygambere: "Sen, ancak bir iftiracısın" dediler. Hayır öyle değil; onların çoğu bilmezler.
Ayetler değiştirilmiş ki Muhammed hazretlerine itiraz ediyor ve "Bunları sen uyduruyorsun" diyorlar.
(uyduran yalnız kendisi degil 5 denede öğretmeni vardı Muhammedin).
-
Kur'an gökten zembille inmiş değil.
Bir seferde yazılmış bir kitap da değil.
Muhammed hazretlerinin peygamberliğini ilan etmesinden ölümüne kadar olan 23 yıl boyunca gelişen olaylara göre yazılmış ve duruma göre kimi ayetleri daha sonra değiştirilmiş bir kitap.
-
Şimdi hükümleri kaldırılan ayetlere birkaç örnek verelim:
1 - Bir Müslüman kaç kafire bedeldir?
Enfal-65. Ey Peygamber! Mü'minleri savaşa teşvik et.
Sizden yirmi sabırlı kişi olsa, iki yüz kişiye üstün gelir.
-
Sizden yüz kişi de kâfirlerden bin kişiye üstün gelir;çünkü onlar anlayıştan yoksun bir güruhtur.
-
Bu ayeti okuduğunuzda geçerli olduğunu düşünmeyin.
Çünkü değişmiştir. Bu ayeti hükümsüz kılan ayet:
-
Enfal-66. Şimdi ise Allah sizde bir zaaf bulunduğunu bildiği için, yükünüzü hafifletti. Bu durumda, sizden sabreden yüz kişi olursa, iki yüz kişiye üstün gelir. Sizden bin kişi de Allah'ın izniyle iki bin kişiyi mağlûp eder. Çünkü Allah sabredenlerle beraberdir.
2 - Soru sormanın bedeli sadaka takdimi olursa
Mücadele-12. Ey iman edenler! Peygamber ile gizli bir şey konuşacağınız zaman özel görüşme sadakası takdim ediniz.
Bu sizin için daha hayırlı ve temizdir.
Şayet bir şey bulamazsanız, artık Allah bağışlayan ve merhamet edendir.
Yani MUHA.......... diyorki bana biraz paracık getirin,paranız varsa:-)))
Ayetteki sadaka şartından dolayı kimse soru sormaya gitmeyince, aşağıdaki ayetle bu şart kaldırılmıştır:
(hoppalaaaa)
-
Mücadele-13. Özel konuşmadan önce sadaka vermekten korktunuz da mı bunu yapmadınız?
Yine de Allah sizi bağışladı.
Siz de namazı dosdoğru kılmaya bakın,
zekâtı verin,
Allah'a ve Resulüne itaat edin.
-
Burdaki ALLAHI hep yedeginde kullanması Allah kendisine insanlar inansınlar deyedir.)bütün yaptıklarınızdan haberdardır.(senin paptıklaeından habardar ya Mehammet.
degilmi)
3 - İslam'ın amentüsü doğru mu?
Nisa-78. Kendilerine bir iyilik dokunsa "Bu Allah'tan" derler;
başlarına bir kötülük gelince de "Bu senden" derler.
"Hepsi Allah'tandır" de. Bu adamlara ne oluyor ki bir türlü laf anlamıyorlar!
-
Ayette iyiliğin de kötülüğün de Allah'tan olduğu söyleniyorsa da yanılmayın, çünkü değiştirilmiştir:
-
Nisa/ 79. Sana gelen her iyilik Allah'tandır, sana ne kötülük dokunursa kendindendir.(hoppalaaaa,noluyor bu adama,üstte iyilikte Allahtan kötülükte ALLAHDAN diyor NİSA 79 da iyilik ALLAHDAN kötülükse senden diyor.Benim TANRI BÖYLE SAÇMALIK YAPMAZ.Yapsa yapsa iki ayaklı arabın RABBI yapar.Karşınızda çocukmu varki kandırasınız.Çocukları ve çocuklaştırdıklarınızı kandıra bilirsiniz.Amaaaaaaaaa ALLHIN BAŞIMIZA KOYDUĞU AKLI KULLANANLARI KANDIRAMAZSINIZ.
-
Yahu bu hatayı degil ALLAH, orta okul ögrencisi bile yapmaz.)
-
4 - Peki Müslüman olmayıp, tek tanrıya ve ölümden sonra yaşama inananların durumu ne olacak dersiniz?
-
Bakara-62. Şüphe yok ki, iman edenler,
Yahudiler,
Hristiyanlar
ve Sabîler, bunlardan her kim Allah'a ve ahiret gününe gerçekten iman eder ve salih amel işlerse elbette Rableri katında bunların ecirleri vardır, bunlara bir korku yoktur, bunlar mahzun da olacak değillerdir.
Bakalım bunun tersi ayata.
(Bu nasıl ALLAHKİ boyuna fikir degiştiriyor?Ama ben iyi biliyorumki bunları yazanlar MUHA...... ve 5 ögretmenidir.O zamanın kafası ancak bukadar çalışıyorduu.Bunu kabul etmek ALLAHI tanımamaktır.Ben onu çok iyi tanıyorum)
(bakalım doğrumu)
Bu ayete bakarak başka dinden olsa bile iyi insanların cennete gideceğini düşündüyseniz yanılıyorsunuz:
Ali İmran-85. Kim İslam'dan başka bir din ararsa bilsin ki; (o din) ondan kabul edilmeyecek ve o ahirette kaybedenlerden olacaktır.
(hophop hoppala,Allaha bukadarbüyük iftirayı DİNSİZLER bile yapmaz.)
5 - Kuran'a göre miras paylaşımında vasiyetin geçerli olduğunu söyleyebilir miyiz?
Bakara-180. Sizden birisine ölüm yaklaştığında, eğer ardında mal bırakacaksa, vasiyet etmek farz kılındı.
Bu vasiyetin anne ve baba ile akrabaya uygun şekilde yapılması gerekir. Bu, takvâ sahipleri üzerine bir borçtur.
-
Bu ayete göre vasiyetin farz olduğunu ve bir Müslüman öldüğünde bıraktığı vasiyetin geçerli olduğunu düşünüyorsanız aldanırsınız.
Ne vasiyet ederseniz edin hükmü yoktur.
Miras paylaşımı aşağıdaki ayetlere göre yapılır:
-
Nisa/ 11-12. Allah size evlatlarınızın miras taksimini şöyle emrediyor
Çocuklarınızda,
erkeğe iki
kadın payı kadar,
eğer hepsi kadın olmak üzere ikiden de fazla iseler, bunlara mirasın üçte ikisi ve eğer bir tek kadın ise o zaman ona malın yarısı vardır…. (diye devam ediyor)
Bazı hadislere göre ise mirasın 1/3'ü vasiyet kapsamına alınabilir. Yani, hadisler de ayetleri neshetmektedir.
6 - Sizce ilk Müslüman kimdir?
Enam-163. O'nun hiçbir ortağı yoktur; böyle emrolundum ve ben müslümanların ilkiyim."(bu ayette konuşan kimdikkat edin.ortalığı FELLAH iyice karıştırdı.)
Yukarıdaki ayet, Muhammed hazretlerinin ilk müslüman olduğunu belirtir ama hükümsüzdür.
Araf-143. "Sen sübhansın", "tevbe ettim, sana döndüm ve ben müminlerin ilkiyim," dedi.
Yukarıdaki ayet de Musa‘nın ilk müslüman olduğunu belirten ayettir ve o da hükümsüzdür.
-
(ne bu yahu bunlar bizlerle gırgırmı geçiyorlar.Bu araplar ALLAHI bile TAKAZAYA alıyorlar.Bizide kendilerine inandırıyorlar)
(HAZRAT İbrahimin karısı baba terafından kız kardeşiyla evlendi bu yüzden etrafı ona düşman oldu oda kaçtı FİLİSTİNE.
Filistindyken duyduku Mısır Firavunu güzel kadınlar için yapmayacağı yardım veremeyecegi para yoktur.Bu habarı duyunca İbrahım karısına derki Mısıra gidiyoruz.Firavun güzel kadınlar için çok büyük servet veriyormuş.Gidiyoz dimi?
-
Karının canına COMCOM.
Koskoca FİRAVUNLA evlenecek.
Kalkar giderler Kahireye ve firavunun sarayının kapısına.
Muhafızlar kadını görünce hemen koşar fıravuna derki kapıya çok güzel birkadın geldi kardeşiyle.Firaun derki hemen getirin buraya ikisinide. Muhafız İbrahimlerin yanına gele dursun,İbrahım karısına derki sakın benim karım olduğunu söyleme beni öldürür.Bu adam benim abim diyecen deer.İbrahimin karısıda tamam der.
VVeeeeeeee,Firavunun huzuruna çıkarlar.Firavun garıyı görünce ÇARPILIR.Sorar bu adam senın neyin. Derki bu adam benim ABİM,Fravun Ibrahime sorar egerr kızgardaşını bana garım olması için verirsen sana 100 deve,100 at,100 sığır,100 koyun , 100 geçi ,100 katır buğday,arpa, fasulya hertürlü yiyecekten istedigin kadar verecem der.İbrahim zaten garıyı firavundan büyük serveet alacağını bildigi için getirdı mısıra.Büyük tantanalı bir dügünden sonra evlenip YATAĞA girerler.
--Ve uykuya dalarlar.Firaun ruyasında Allhı görür.Allah ona çok büyük kızgınlıkla derki,ulan bu kadın ibrahimin karısıdır.Sen nasıl onu karı edinirsin.Firaun durumu ALLAHA anlatır.Allahda derki her ne olursa olsun İbrahimin garısını geri verecen.Ona verdigin hiçbirşeyide almayacan tamammı der ALLAH.Yoksa 3 güne kadar canını alırım.bu arabın ALLAHIDA tamda suçludan yanaymış
- Firavun korkuyla uyanır.Nöbetciler diye bağırır.Nöbetciler gelince çabuk o ibrahim denen sahtakarı bana getirin.
Ve ibrahimi getirirler.
Fraun derki ulan neden bana YALAN söyledin AL garınıda verdiklerimide ülkemi hemen terk et.YAHUDULARIN peygamberi ABRAHAM(ibrahim) mısırı terk eder.Ondan sonra daha iki JIRALI bu şekilde folandırdığını yazar Mısırlı tarihciler.
-
Kabeyı onun kurduğunu müslümanlar söylerler.Ama tarıhlerin hiçbirinde onun suudu arabistana gittigini yazmaz.Sonra KABENİN kuruluşuyla İbrahimin yaşı arasında tam 2000 yıllık bir zaman farkı var.
-
Kabenin kapısının üstünde Altınla yazılı bir HİNTLİ imparatorunun adı var.Bir zamanlar Suudu arabistan hindistanın müstemlekesiydi.KABEYİDE yapan kapıda adı yazılı olandırHecerül esvet taşının aynıları hindu tapınaklarındada var.O şey hindulada nereye konmuşsa kabedede oraya konmuştur.
-İnternette ararsanız bulursunuz.
İbrahım(abraham)YAHUDİLERİN pygamberidir.
ARAPLAR kimlerin kültürüne,inanışlarına sahip çıkmadilarki.Bir kendilerine sahip çıkamadılar.Tolonbeg)
__________________________________________________ _______________
Ana yazıya devam
Her iki ayeti de hükümsüz kılan ayet:
Ali İmran- 67. İbrahim, ne Yahudi, ne de Hristiyandı. Fakat o, Allah'ı bir tanıyan dosdoğru bir müslümandı, müşriklerden de değildi.
İbrahim, Muhammed'den de, Musa'dan da önce yaşadığına göre müslümanlığı onlardan öncedir. Adem, İdris, Nuh gibi İbrahim'den önce yaşamış olan peygamberlerin Müslümanlık sırasının ise hesaba katılmadığını görüyoruz.
7 - Ganimetler kimin?
Enfal-1. Sana, ganimetlere dair soru sorarlar, de ki: Ganimetler Allah'ın ve Peygamberindir. İnanıyorsanız Allah'tan sakının, aranızdaki münasebetleri düzeltin, Allah'a ve Peygamberine itaat edin.
Ama Araplar savaş ganimetinin tadını almışlardır bir kere. Özellikle Bedeviler ganimet olmadan savaşmaya yanaşmazlar. İslam peygamberini bu konuda sıkıştırırlar ve sonuca da ulaşırlar:
Enfal-41. Eğer Allah'a ve hakkı batıldan ayıran o günde, iki topluluğun karşılaştığı günde kulumuza indirdiğimize inanıyorsanız, bilin ki, ele geçirdiğiniz ganimetin beşte biri Allah'ın, Peygamber'in ve yakınlarının, yetimlerin, düşkünlerin ve yolcularındır. Allah her şeye Kadir'dir.
8 - Cennetin genişliği ne kadar?
Ali İmran-133. Rabbinizin bağışına ve genişliği göklerle yer arası kadar olan, Allah'tan gereği gibi korkanlar için hazırlanmış bulunan cennete koşun!
Cennetin genişliğini "göklerle yer kadar" şeklinde ifade eden bu ve benzeri ayetleri düzelten ayet:
Hadid-21. Rabbinizden bir mağfirete; Allah'a ve peygamberine inananlar için hazırlanmış olup, genişliği gökle yer kadar olan cennete koşuşun.
Demek ki cennetin genişliği göklerden yere kadar değil, gökten yere kadarmış.
"Gökle yer arası"nın ne demek olduğu ise ayrı bir makale konusu.
9 - Dünya mı önce yaratıldı yoksa evren mi?
Bakara-29. O ki, yeryüzünde ne varsa hepsini sizin için yarattı . Sonra göğe yöneldi, onları yedi gök olarak düzenledi. O, her şeyi bilir.
Ama "Nasıl olur da evrenden önce dünya yaratılmış olabilir?" demeyin. Bu ayetin artık hükmü kalmamış, düzeltilmiştir. Yerine geçen ayet:
Naziat/ 27-30. Sizi yaratmak mı daha zor, göğü mü? Allah onu bina etti. Tavanını yükseltti, onu bir düzene koydu. Gecesini kararttı, gündüzünü çıkardı. Bundan sonra da yeryüzünü döşedi.
10 - Allah'tan başka şefaatçi olacak mı?
Kur'an'ın birçok ayetinde "Allah'tan başka şefaatçi olmadığı" ifadesine rastlayabilirsiniz. Örneğin;
Enam-51. Kendileri için Allah'tan başka ne bir dost, ne de bir şefaatçi bulunmaksızın, Rab'lerinin huzurunda toplanmaktan korkanları, Allah'a karşı gelmekten sakınsınlar diye, onunla (Kur'an ile) uyar.
Ama bu ayetler sizi yanıltmasın. Allah'tan başka şefaatçi vardır. Doğrusu aşağıdaki ayettir:
Meryem-87. Rahman olan Allah'ın nezdinde söz ve izin alanlardan başkası şefaat edemez.
Sonuç
Kur'an, incelendiğinde görülecektir ki bu verdiğimiz örneklere benzer nitelikte çok sayıda ayet vardır. Bilhassa Mekke dönemi ayetleri ile Medine dönemi ayetlerinde bu fark bariz olarak görülür. Bu çelişki ve tutarsızlıkların nedenini Tanrı'ya-Allah'a bağlamak mümkün değildir. Kur'an'daki çelişkilerin nedenlerini Tanrı'da değil, Kur'an'ı hazırlayanlarda, Muhammed hazretlerinin düşünce ve davranışlarında, mantığında ve değişen yaşam koşullarında aramak gerekir. 23 yıl boyunca devam eden Kur'an yazımında, her insanın 15-20 sene önceki farklı ortam ve olayda ne yazdığını hatırlaması mümkün değildir. Daha önce yazdıklarını kontrol etmesi de mümkün olmayabilir. Ya da daha önce böyle yazmış olsa bile gelişmeler, olaylar o yazdığını değiştirmek zorunda bırakabilir. Ayetleri incelerken, yazılma sebepleri ve yaşanan olaylar ile birlikte incelenirse görülecektir ki; bir kısım çelişkiler onun günlük siyasetinin gereksinimlerini kendi içinde bulunduğu koşullara uydurmaya çalışmasından, bir kısım çelişkiler güçsüz durumdan güçlü duruma geçmiş olmasından, bir kısım çelişkiler unutkanlığından, bir kısım çelişkiler uğradığı başarısızlıkların sorumluluğundan kurtulma çabasından, bir kısım çelişkiler bilgi eksikliği veya yanlışlığından, bir kısım çelişkiler de başka kaynaklardan duyup öğrendiklerini birbirine karıştırmasından ya da kendince değiştirerek aktarmış olmasından doğmuştur.
Kur'an'daki bu tutarsızlıklar mezheplere de yansımış, ayetleri kendilerine göre yorumlamış, hükümlerde değişiklik yapmaya kadar ileri gitmişlerdir. Örneğin; Kur'an'da zinanın cezası 100 sopa iken, Şiiler zinanın cezasının recm olduğunu, Kur'an kitap haline getirilmeden önce, recm ile ilgili ayeti bir keçinin yediğini öne sürerler. Bu yüzden Nur-2 zina ayetini uygulamak yerine, recm hadisleriyle hükmeder ve zina yapanı taşlayarak öldürürler.
Bir başka konuda ise tersi bir tutum içindedirler. Sünniler, Kur'an'da Mut'a nikahını ifade eden ayetin hadisle hükümsüz kılındığını ileri sürerler. Şiiler ise ayetin geçerli olduğuna inanarak mut'a nikahını caiz görürler.
Nisa-24. (Savaşta tutsak olarak) ellerinize geçen câriyeler dışında, evli kadınlarla evlenmeniz de harâmdır. Bunlar size Allâh'ın yazdığı yasaklardır. Bunlardan ötesini, iffetli yaşamak, zinâ etmemek şartıyle mallarınızla istemeniz, size helâl kılındı. O halde onlardan yararlanmanıza karşılık, kesilen ücretlerini bir hak olarak onlara verin. Hakkın kesiminden sonra karşılıklı anlaşmanızda üzerinize bir günâh yoktur. Allâh bilendir, hüküm ve hikmet sâhibidir.
Bu ayette anlatılan geçici evlilik türü, hadislerde Mut'a nikahı olarak geçer. 1 saatlik de olabilir, 1 günlük ya da daha fazlası da. Bir avuç hurma karşılığında birkaç gün bir kadınla beraber olunduğuna dair hadisler vardır. Bu ayeti hükümsüz kılan bir başka ayet yoktur. Ama ayetin hadisle hükmünün kaldırıldığı öne sürülür. Öyle ki "Mut'a nikahı leş, kan ve domuz eti yemek kadar haramdır." denilerek Kur'an ayetine atıfta bulunulur. Yani, Allah'ın gönderdiğine inanılan ayet, kul sözüyle hükümsüz bırakılır.
Bazı ayetler aradan yıllar geçtikten sonra değiştirilmişken, bazı ayetlerin aynı yıl içinde, ya da bir olayın hemen ardından birkaç gün zarfında değiştirildiği görülür. Örneğin Enfal-65 ayeti, Uhud Savaşından önce yazılmış olup, savaşta bozguna uğranılması üzerine, yerine Enfal-66 ayeti gönderilmiştir. Değiştirilme nedeni olarak da müslümanların zaafı gösterilmiştir. Çünkü Uhud Savaşında müslüman okçular Kureyşli kadınların hilesine kanmış, savaşmayı bırakarak eteklerini kaldırıp tepeye doğru kaçışan kadınları ganimet olarak kapma hevesine kapılmışlardı. Bu hile ile Kureyşliler savaşı kendi lehlerine çevirmiş ve kazanmışlardı. Bu ayetlerde Allah, geleceği bilmeyen, insanlardaki zaafı göremeyen bir tanrı konumuna düşürülmüştür.
Ama öyle ayet de vardır ki hükmü kaldırılmasa da, yazıldıktan hemen sonra değişikliğe uğramıştır. Abese suresinde peygamberin yüzünü ekşittiği gözleri görmeyen âmâ ile ilgili bir ayet daha var. Nisa-95 ayetinin "mazereti olanlar müstesna" kısmı bu âmâ sebebiyle ilave olunmuştur. Bakın nasıl:
Peygamber evinde birkaç kişi ile otururken vahiy gelir. Nisa-95′ dir gelen ayet ve savaşa gitmeyen, savaştan kaçanlar hakkındadır.
"Mü'minlerden, oturanlar ile, Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad edenler eşit değildir."
diye başlayan ayeti vahiy katibine yazdırır.
O sırada âmâ Abdullah Ümmü Mektüm gelir ve ayeti duyunca; " Benim de gözlerim görseydi ben de savaşa katılırdım ya resulallah, benim gibi mazereti olanların durumu ne olacak?" diye sorar. Bunun üzerine Muhammed hazretleri vahiy katibine "Ayete bunu da ilave et" der: "Mazereti olanlar müstesna"
Türkiye'de ilahiyatçı olmak - Ruşen Çakır'ın konuğu Prof. Dr. Mustafa Öztürk
* Bir ben vardır bende, benden içeri. (Yunus Emre) * Gören bizi sanır deli, usludan yeğdir delimiz. (Muhy-i) * Kadınlar insan, biz insanoğlu. (Neşet Ertaş) * Bu otobüs de benim Maserati'm, halkımla birlikte kullanıyoruz. (Tuncel Kurtiz) * Rahat yaşamak uğruna gerçeği mezara mı götüreyim; halka gerçeği anlatmak uğruna ölümü mü göze alayım? (Turan Dursun) * Beneath this mask there is more than flesh, beneath this mask there is an idea Mr Creedy, and ideas are bullet-proof. (V for vendetta) * O iyi insanlar, o güzel atlara binip çekip gittiler. Demirin tuncuna, insanın piçine kaldık. (Yaşar Kemal) * Sen yanmazsan, ben yanmazsam, biz yanmazsak, nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa. (Nazım Hikmet Ran) * Çin'den İspanya'ya, Ümit Burnu'ndan Alaska'ya kadar her milli bahride her kilometrede dostum ve düşmanım var. Dostlar ki; bir kere bile selamlaşmadık, aynı ekmek, aynı hürriyet, aynı hasret için ölebiliriz.. (Nazım Hikmet Ran) * Bir insan size alın teriyle zengin olduğunu söylerse, ona şunu sorun; kimin alın teriyle?.. (Don Marquis)
Diyanet'e beğenmediği veya sakıncalı bulduğu mealleri toplatıp yakma yetkisi verilmek isteniyor. Yasalaşırsa başta İhsan Eliaçık'ın ve Mustafa Öztürk'ün olmak üzere birçok meal toplatılıp yakılacak.
Kendi Mealimi Yakıyorum
Engizisyon gibi: Diyanet beğenmediği Kuran meallerini toplatıp imha edecek
* Bir ben vardır bende, benden içeri. (Yunus Emre) * Gören bizi sanır deli, usludan yeğdir delimiz. (Muhy-i) * Kadınlar insan, biz insanoğlu. (Neşet Ertaş) * Bu otobüs de benim Maserati'm, halkımla birlikte kullanıyoruz. (Tuncel Kurtiz) * Rahat yaşamak uğruna gerçeği mezara mı götüreyim; halka gerçeği anlatmak uğruna ölümü mü göze alayım? (Turan Dursun) * Beneath this mask there is more than flesh, beneath this mask there is an idea Mr Creedy, and ideas are bullet-proof. (V for vendetta) * O iyi insanlar, o güzel atlara binip çekip gittiler. Demirin tuncuna, insanın piçine kaldık. (Yaşar Kemal) * Sen yanmazsan, ben yanmazsam, biz yanmazsak, nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa. (Nazım Hikmet Ran) * Çin'den İspanya'ya, Ümit Burnu'ndan Alaska'ya kadar her milli bahride her kilometrede dostum ve düşmanım var. Dostlar ki; bir kere bile selamlaşmadık, aynı ekmek, aynı hürriyet, aynı hasret için ölebiliriz.. (Nazım Hikmet Ran) * Bir insan size alın teriyle zengin olduğunu söylerse, ona şunu sorun; kimin alın teriyle?.. (Don Marquis)
Ayetlere takla attıran modernist yazar tefsirlerinin yasaklanmasında sakınca yok, kılıfçı zaten onlar.
Doğru, aslına bakarsak zaten şu anda kendisi de tefsirinden pişman gibi, yine de tefsirlerinde Allah'nın sözü olamaz, bu beşer sözü olabilir gibi söylemleri varmış
Bir zaman kendisini dinlediğimde, darlanırdım, ancak her zaman saygılı, ağırbaşlı, duygusal, sorgulayan bir yanı vardı, aynı ağırbaşlılığı, sorgulamaları devam etmekle birlikte, güncel durumu ve ifade ediş tarzını taktir ediyorum.
Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
------- Korku ve menfaat dalkavukluğa yol açar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.
------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White
------
Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------
Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu
Ayetlere takla attıran modernist yazar tefsirlerinin yasaklanmasında sakınca yok, kılıfçı zaten onlar.
Sevgili kehf86irkalla; 'kamu düzeni' denen şey, kişisel yargılarla sağlanmaz.
Sizin sevgili canınız istedi diye, bazı kişilerin kitapları yasaklanmaz.
Burada keyfi bir tutum var ve bu keyfi tutumun önüne geçebilecek tek şey hukuktur ama hukukta, yürütme/iktidar ile beraber hareket ettiği için, bu keyfi tutuma karşı bir şey yapılamıyor. Yani asıl sorun kuvvetler ayrılığının ilga edilmesi. Bu sorun yüzünden bazı chpliler hapse giriyor, bazı kitaplar yasaklanıyor, bazı kişilere dokunulamıyor..vb
O halde kamu düzenini sağlayan şey ne olmuş oluyor?
Türkiye'deki kurulu sisteme göre kuvvetler ayrılığı. Yani hukukun tam/bağımsız olarak işlemesi. Yani keyfi tutumların askıya alınması.
Bunu bir vatandaş olarak herkesin bilmesi ve savunması elzemdir. Niye mesela?
Keyfi tutumların 'norm' olduğu yerde hukuktan söz edilemez.
Deprem oldu, ev üzerinize çöktü diyelim. Hukukun üstünlüğünü değil de, kişilerin canlarının istediği şeyi yapmalarını tasvip eden birisi iseniz, binanın altında ''nerede bu devlet, nerede bu millet?'' diye bağıramazsınız. Ya da ''bu ev, benim üstüme niye çöktü?'' diye dava açamazsınız.
Bu, şuna benzer. Bilim karşıtlığı yapan hocaların, sağlık sorunu yaşadıklarında doktora gitmeleri gibi.
Hukuktan yana değilseniz, o zaman karşınıza bir hukuksuzluk çıktığında ağlamayacaksınız.
Diğer yandan, ayetlerin doğru çevrilmesi diye bir şey yok.
Rasyonel bir müslüman, bu konudaki çok sesliliği tasvip eder. Niye?
Deve kelimesi için Arapça'da 1000 tane eşanlamlı kelime var. İnanılmaz bir çeşitlilik bu. Hangi kelimenin, hangi cümlede 'deve' anlamında kullanıldığını tespit etmek inanılmaz zor olur yani.
Kuran'da da bu çeşitlilik var. 50 Arapça lehçesi ve 8 yabancı dil var Kuran'da.
Bu rakamlara bakıp, X kişisinin veya kurumunun Türkçe'ye çevirdiği Kuran, doğru/rasyonel/kusursuz diyebilir misiniz?
Diyemezsiniz.
İtiraz ettiğiniz şey, aslında modernlik. Modernist yazarmış ya bu insanlar. Ne demek modern? Çağdaş, yenilikçi, uygar.
Yasakları savunan ne olmuş oluyor o zaman?
Modern kelimesinin karşısında ne var?
İşte durduğunuz yer orası.