Paolo´isimli üyeden Alıntı
Pagan dinleriyle İSEVİLİĞİ karıştırmayınız lütfen.Cennette vardır cehennemde.Sayın elçihan hangi yerde çelişki gördünüz acaba?Ayetlerde hiçbirinde çelişki yoktur.Üsteki ayette RAB gereksiz yere telaşlanmayın der.Benim yolumdan gidin size bunlar verilecek der.Diğer yerde ise beni izleyin der.Yani çelişki yok ortada.MESİH inancı idda ettiğiniz şekilde hiç zıddını söylemiyor.RAB vereceğim yük hafif demiştir.Zoruna giden insanın içindeki nefsidir.Evt İSEVİLİK insanın nefsine zor gelir.Sanırım bunu kastettiniz heralde.
|
Hristiyan Alemi ve " Pagan Felsefi Dogması "olarak Ölümsüzlük
2000 yıldır sürekli Onun hakkında konuşuldu,kendisi birçok sanat dalına ilham kaynağı oldu. Birileri Onun tarihsel kişi olduğunu düşünürken birileri Yüksek benlik öğrenği ve ulaşılmak istenen Ben olduğunu idda etti. Bu kişi İsa Mesihtir.
Hrıstıyanlık İsa mesihle başladı. Kendisi Ölümsüz can görüşünü destekliyor muydu yoksa sembolik anlatımlardan yararlanarak şu anki hrıstıyan aleminin can görüşünden çok mu uzaktı ?
Peki ama "ölümden sonra yaşamaya devam eden can" görüşü Hrıstıyan inanışına nasıl girdi ?
20. yüzyılın önde gelen İspanyol bilgini Miguel de Unamuno, İsa hakkında şöyle yazdı: "O [Yunan] Platoncu üsluba uygun olarak canın ölümsüzlüğüne değil, Yahudi üslubuna uygun olarak, bedenin dirilmesine inanıyordu. Bunun kanıtları her dürüst yorum kitabında görülebilir." Kendisi şu sonuca vardı: "Canın ölümsüzlüğü .... bir pagan felsefi dogmasıdır."
New Encyclopoedia Britannica ,Ölümsüz can inanışının Hrıstıyan inanışına nasıl sızdığına ilişkin şunları diyor: "Belli bir Yunan felsefesi eğitimi almış Hıristiyanlar, MS 2. yüzyılın ortalarından itibaren, hem kendilerini entelektüel açıdan tatmin etmek, hem de bazı eğitimli paganları kendi dinlerine çevirmek için, inançlarını bu felsefenin terimleriyle ifade etme gereği duymaya başladılar. Onlara en iyi uyan felsefe Platonculuktu."
(Hippolu
Augustinus )
Ayrıca Augustinus hakkında bilgi almak için wikipedia ya bakabilirsiniz.
Hıristiyan âleminin doktrinleri üzerindeki etkisi büyük iki filozoftan bahsedilmekte. Biri,
İskenderiyeli Origenes (MS y. 185-254), diğeri de
Hippolu Augustinus'tu (MS 354-430) Onlarla ilgili olarak New Catholic Encyclopedia şunu belirtiyor:
"
Canın ruhani bir töz olarak belirlenmesi ve onun doğasıyla ilgili felsefi bir kavram oluşturulması, Doğu'da yalnızca Origenes'le ve Batı'da Aziz Augustinus'la olmuştur."
Origenes, New Catholic Encyclopediya. göre "
Yunan can geleneğini açıkça alıp kendine mal etmiş Babaların ilki" olan İskenderiyeli Clemens'in öğrencilerindendi. Platon'un can ya da ruh hakkındaki düşünceleri Origenes'i derinden etkilemiş olmalıydı.
Augustinus, Hıristiyan âleminden bazı kişilerce ilkçağın en büyük düşünürü olarak görülmüştür. 33 yaşında "Hıristiyanlığı" kabul etmeden önce Augustinus'un felsefeye karşı yoğun bir ilgisi vardı ve kendisi Yeni-Platonculuğu benimsemişti. Hıristiyanlığı kabul etmesiyle
Yeni-Platoncu düşüncesi değişmedi. The New Encyclopaedia Britannica
"
onun zihni, Yunan felsefesinin Platoncu geleneğiyle Yeni Ahit dininin tam bir şekilde kaynaştırıldığı potaydı"
diyor. New Catholic Encyclopaedia, Augustinus'un geliştirdiği ve "Batı'da 12. yüzyılın sonlarına kadar standart olmuş [can] öğretisinin ....
Yeni-Platonculuğa çok şey borçlu" olduğunu kabul ediyor.
On üçüncü yüzyılda, Avrupa'da Aristoteles'in öğretileri rağbet görmeye başlıyordu; bunun nedeni büyük ölçüde, Aristoteles'in yazıları üzerine çok sayıda yorumu bulunan Arap bilginlerin yapıtlarının Latince olarak elde edilebilmesiydi.
Aquino'lu Tommaso adlı
Katolik bilgin, Aristotelesçi düşünceden derin şekilde etkilenmişti. Tommaso'nun yazılarından dolayı, Aristoteles'in görüşlerinin, kilisenin öğretisi üzerinde Platon'unkinden daha büyük bir etkisi oldu. Ancak bu eğilim, canın ölümsüzlüğü hakkındaki öğretiyi etkilemedi.Tommaso, canın ölümsüzlüğünün akıl yoluyla kanıtlanabileceğini öne sürerek Aristoteles'in can hakkındaki görüşünde değişiklik yaptı. Böylece kilisenin canın ölümsüzlüğü inancı değişmeden kaldı.
"
Gerçekte din, kendi ırkımızın büyük çoğunluğu için ölümsüzlük demektir, başka bir şey değil.
Tanrı da ölümsüzlüğün yaratıcısıdır."
- Amerikalı bir Bilgin