linkte 6 dakikalık bir video var.
üşenmeyin seyredin.
ingilteredeki bir islam okulundan.
insanlar sistematik düşünebilecek olgunluğa gelemeden, fikir sahibi oluyorlar.
üstelik sadece retoriklerle.
retoriklere dayalı ve önyargıdan ibaret bu sözde fikirlerin doğruluğuna; daha o fikirleri test edilebilecek seviyeye ulaşamadan inandırılıyor koşullanıyorlar.
Bu toprakta bir kalp çarpar hakkın bilimin aşkına
Bir kalp çarpar her bedende Cumhuriyet uğruna
Bir çarpar ki hep ileri Mustafa Kemal adına
Öyle çarpar ki ritmine cümle alemler aşina
Üretilecek bilim olmaz tabiiki Dia üstad, Bilimsel yetersizlik kendini felsefi adanmışlığa itecektir.
Bilimsel gerçeklikler, sırf kuranda yazmıyor diye dışlanıp kabul edilmeyecektir.
İnsanlar bu okullarda eğitim değil, resmen şartlanma ve beyin yıkama eğitimi alıyorlar.
Çocukların savunmasız çağlarında beyinlerinin yıkanarak şartlandırılmasından başka bişey değil malesef.
Malesef acı bir durum, daha acısı ise ortadoğu..
Paylaşımın için sağol Dia, kesinlikle 6 dakika hayatımdan kaybolmadı, hayatıma yeni şeyler kattı.
İddia ediyorum ki ikimiz de "Tanrıtanımaz" larız. Sadece benim inandığım tanrı sayısı seninkinden bir eksik. Diğer olası tanrıları neden reddettiğini anladığın zaman, benim de seninkini neden reddetiğimi anlayacaksın.
Zihin paraşüt gibidir, sadece "açıkken" çalışır.
Benim manevi mirasın akıl ve bilimdir. Atatürk.
Konu Nova tarafından (27-08-2010 Saat 03:55 ) değiştirilmiştir.
Bilim ve bilimsellik, bir kisinin hizmeti; inanc ise bir kisinin kendi icin sahiplendigi kimligidir. Bu temelde olaya bakarsak ve bugun dunyadaki her bilim dalinda calisan bilim adamlarina tek tek sorabilirsek, cok aciklikla, bazilarinin bir dini oldugunu ve kendi ozellik verdikleri, ya da dinlerinin ortaya koydugu bir tanriya inanclari pekala olabilir.
Onemli olan, bilim adamligi gorevlerini yerine getirirken, bilimsel bilgi, birikim, gozlemlerini uygulamak; normal bilimdisi kisisel yasamlarinda da inandiklari dini uygulama ne ise onu yerine getirmektir.
Avrupalilarin ve "gelismis ulkelerin" birey bilincli kisilerinin bunu basardigi acikca ortadadir.
Sunu da unutmamak gerekir, 1430 lardaki ronesans dahil; ilk sekuler dusunce, ilk dusunce ozgurlugu, ve cogu yeni dusunceler, bilim ve felsefe dalinda, dini inanci olan kisilerden cikmistir. Cunku, dunyanin neresinde olursa olsun, dogan bir kisinin, ilk kendisine verildigi, bulundugu cografya ve toplum temelinde dini inanc ve uygulamadir. Sorgulama, zaten bu hazir verileni "kurcalamakla" baslar.
Turan Dursun'u da bu konuda ornek verebiliriz. Belki bir bilim adami olarak degil ama; Turkiye'deki yerlesik ve alisilagelmis dini inancin tabulugunu yikma bilincine eristigi icin.
Turkiye'yi bilmem ama; burasi dahil, Avrupa'da bir suru Pakistan, Bengaldes ve diger musluman ulkeler kokenli bilim adamlari mevcuttur.
Turkiye'de boyle bir cikis yoksa; bu kisilerden degil; duzen ve sistemin "dusuncenin ne oldugunu bilmemesinden", birey bilinci olmamasindan, korku felsefesi ve suru psikolojisinden kaynaklanir. Yani, cogunluk kendisine dogumdan itibaren verileni, sorgusuz alir ve uygular.
Bu arada yurt disinda yasam suren Turkiye kokenli bilim kisilerini de unutmayalim. Bunlarin musluman olmadigini kim idda edebilir.
Ozetle, birey bilincini almis bir bilim adami, kisisel inanci ile, insanliga yaptigi sosyal, bilimsel hizmeti bir birine karistirmaz ve etkiletmez.
Bulunduğu yer: Siteye ulaşabildiğim herhangi bir yer
Mesajlar: 536
Sayın Evrensel-İnsan
Bir çok yazını takip ediyorum ve fikirlerinin bir çoğuna taraf olmamam mümkün değil. Yanlız bu konuda sizden biraz daha farklı düşünüyorum.
Darwin, evrim teorisiyle ilgili kitabını yazmak istediği sıralarda klise tarafından bir çok baskıyla karşılaşmıştı. Bu baskılar yüzünden kitabı neredeyse 15 yıl kadar gecikti.
Benzeri bir durumu İslam için düşünelim, Turan Dursun o zamana kadar yazılmamış ve bilimsel gerçekliklere dayanarak yazdığı kitaplar yüzünden öldürülmüştür. hatta bazı forumlarda bu cinayetin doğru olduğunu söyleyenler bile vardır.
Ayrıca söyle bir sorgulama yapalım, inançlı ve böyle bir çevreye sahip bir bilim adamının yaptığı araştırmalar sonunda evrim teorisi için güçlü bir kanıt bulduğunu farzedelim, bu kişi gönül rahatlığıyla bu bilgileri kamu bilgisine sunarken tereddüt etmezmi? ya da çevresinden ciddi bir baskı gelmez mi?
Ayrıca bir başka konu da zamanında en fazla bilim adamı ve yazar çıkarak ülke SSCB idi. bir çok yazar ve bilim adamı ise ateistti. Dinden soyutlanan bir beyin sorgulama konusunda çok daha başarılıdır.
Son olarak buradaki forumda bir kaç kez ilettiğim bir gerçek var, o da şu:
Türkiye için din kabullenmesi söyle yapılıyor, Okuma öğrenmeden inanacaksın, anlamadığın bir dilde okuyacaksın, sonra da anlamadığın şeyleri kabullenip sorgulamayacaksın. Sorgulayana ise sözlü, yazılı ve fiili şekilde saldıracaksın.
Bu yüzden anlamadığını okuma, anlayabileceğini ise okumama; bizim insanımıza çocukluktan itibaren aşılanıyor. Bu şekilde yönlendirilmiş bir beynin ise malesef ki bilimsel alanlarda geri kalıyor. Tıpkı diğer islam ülkelerinde olduğu gibi.
bir insan müslüman diye bilimsel düşünemeyecek anlamına gelmez....
ki dünyadaki bilim adamı olup da dine ianna bir çok insan vardır...
din kimi insasnlara göre (ki bencede böyle olmalı)çok abartılmayacak bi meseledir..
hayatın her köşesine tanrı sokmayan bi çok müslüman vardır...
müslümanlık bir seçimdir..bir parti tutmak gibi..tek farkı din hayatını degiştirmek ister sen de hayır dersin..
Ayrıca bir başka konu da zamanında en fazla bilim adamı ve yazar çıkarak ülke SSCB idi. bir çok yazar ve bilim adamı ise ateistti. Dinden soyutlanan bir beyin sorgulama konusunda çok daha başarılıdır.
Saygılarımla
Bilge Engin bey; rica etsem google marifetini kullanmadan SSCB'den çıkan yazar ve bilim adamlarından bildiklerinizi yayınları veya buluşları ile birilikte yazar mısınız?
benim bildiğim SSCB li yazar Cengiz Aytmatov ve Alexander Soljenitsin var. Kaldıki alexander soljenitsin'in SSCB ve stalin otoritesine muhalif tavrı yüzünden başına gelmedik kalmamıştır.
ya lütfen usturuplu atışda bulunalım....
İslam kültürünün ürettiklerinin yanında SSCB nin ürettikleri cüce bile sayılmaz...
Tarihsel olarak bakildiginda, tanrisal yamasimda, Darwin; insanoglunun tanriyi sorgulama cesaretini gosteren bir biridir. Zaten ben kitleselkabullerden de bahsetmedim. Sadece tanriyi, dini ve inanci sorgulayacak olanlarin, genelde ve mutlaka icinde dogduklari cografya ve ait olduklari toplum temelinde, mutlaka kendilerini bir din, inanc ve tanri verildiginden bahsettim. 1430 lara kadar da, zaten inancsizlik konu degildi.
Iste Darwin, insanoglunun tanri ve din yanasimindaki, aldigi en onemli donum noktasidir. O yuzden kisilerin sorgulamasi baska, sorgulamanin kitlesellesmesi baskadir. Sonucta, biliyorsun; Vatikan, Darwin'den ozur de diledi. Ya da Galile, "beni assaniz da, asmasanizda dunya yuvarlak ve donuyor" gercegini yasamiyla odedi.
Ayrica, tarih bizlere, dini temelden gelip te, dini acikca dusunce olarak desifre eden ve sorgulayan, din adamlarinin, hepsinin akibetinin de insanlikdisi uygulamalarla son buldugunu gosterir.
Darwin de bilindigi gibi, hem esinden uzun sure saklami, hem de kiliseye gitmeyisini inanca baglamamistir. Ayrica Darwin donemi, Schopenhauer, Feuerbach ve Marx donemidir. Yani sorgulama sadece dogada degil, felsefede de baslamistir. Cunku KRITIK DUSUNCE AKIMINI, idealizm ve materyalizme sapmadan, ortaya koyan, schopenhauer, Marx'in dogmasina onculuk etmistir.