
06-11-2015, 16:04
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 29 May 2015
Mesajlar: 691
|
|
2015 seçim analiz
Türkler 2200 yıldır yazılı tarihteler.
90 yıllık reklam arasından sonra, 2200 yılda yaratılmış değerlerin ülkede karşılığı % 50.
Son 13 yıldaki tüm seçimler, 2200 yıllık değerlerin tehdit edildiği bir ortamda yapıldı.
Yani bunları savunun % 50 'nin konsolide olduğu, birleştiği koşullar altında yapıldı.
7 Haziran'da ise hiç bir siyasi baskı yoktu, ortalık sakindi ve oylar konsolide olmadı.
Bir kısmı 90 yıllık alışkanlıklar ne ise = gönlünde ne varsa oraya gitti = MHP + HDP.
Gidenler sadece ve sadece "AKP nasılsa tek başına iktidar olacak" oylarıydı.
8 Haziran herkesi birden şaşırttı. Başta MHP'ye oy verenlerin % 22 'sini.
1 Kasım sadece ve sadece "önce ülke sonra parti" oylarının dönüşüydü:
2011 - 49,95
2015 - 49,49
Bu kadar net!
Peki diğer % 50 ?
90 yıllık ara köklü alışkanlıklar üretti: Kemik oylar =,
"Türkiye batsa, Dünya batsa gene partime veririm" oyları =,
CHP % 25 + MHP % 13 + HDP % 7 + diğer % 5
Görüldüğü gibi, maksadı anlaşılmaz HDP oyları hariç,
Ne bir gram artan bir oy var, ne bir gram azalan bir oy var.
Çünkü hareket edebilen tüm oylar zaten hareket etti, AKP'ye.
Hareket edemeyen tüm oylar da zaten hareket etmemekteler.
Öncelikle şunu belirtmek gerek, AKP diye bir parti zaten yok.
Kökeni Refah'ın oyları % 8. Bunun % 1 i şu anki Saadet.
O halde AKP'nin kendi oyu sadece % 7.
Geri kalan hepsi zaten diğer partilerin oyları.
Başka deyişle, hareket edebilen tüm oyların adı AKP.
Peki neden bütün partilerin hareket edebilir bütün oyları birleşti?
Çünkü konu parti konusu değil, siyaset, inanç vs. konusu da değil:
Dağılan imparatorluk ve yükselen Batı,
Tüm dünyada olduğu gibi Osmanlı aydınlarına bir seçim yaptırdı.
Redd-i miras = geçmişle ilgili tüm bağları koparmak, batılılaşmak.
Aradan geçen 90 yılda, Türkiye artık dağılan bir imparatorluk değil.
Ve Batı da yükselen bir uygarlık değil. Kendi sorunlarını çözemiyor,
Kendi dışındakiler için ise en büyük sorun haline gelmiş durumda.
Özetle Türkiye artık bir yol ayrımında.
Batının örtülü mandası olmaya devam etmek,
Veya kendi yoluna gitmek, kendi yoluna gidenlerle birleşmek.
Ve işte budur 2200 yıllık değerlerin bu ülkedeki % 50 karşılığı.
Yükselmek isteyen Türkiye muhalefeti, gereğin tam tersini yapıyor.
Amerikan neokonlarının Türkiye bürosu olmakta devam etmek,
Örtülü mandayı korumak ve % 50 ile asla uzlaşmamak demek.
MHP'nin milli duruşunu bundan düşersek geriye kalır % 37.
Manda olayını bilmeyen veya bilip umursamayan bu % 37'yi
Aralarında bölüşünce, muhalefete iktidar umudu yok.
Ülkenin bölge bölge kopartıldığı haber veriliyor,
Ülkenin muhalefeti olan bitenin farkında bile değil.
Çünkü örtülü manda neyi isterse onlara onu göstermekte.
Mesela yılbaşı paketlerinde alkol ve sigara olsun-olmasın?
Neokonlar kendi çıkarları için her gün politika değiştirirken,
Onların takipçisi siyasetlerin güven kazanmaları imkansız.
O yüzden muhalefet neyi denerse denesin yükselemiyor.
Oysa seçimler iktidar mı muhalefet mi seçimleri değil,
Seçimler bağımsızlık mı örtülü manda mı seçimi.
Muhalefet partileri, muhalifler önce karar vermeli:
Türkiye kendi ayaklarının üzerinde durabilir mi,
Türkiye kendi gücüne güvenebilir mi?
Bu soruyu müspet yanıtlayamadıkları sürece,
Ve müspet yanıta uyumlanamadıkları sürece,
Her seçime %50 eksik girecekler.
Çünkü ancak bu yanıtın sonrasında,
Hangi rejim, hangi siyaset, hangi parti sorusu var.
|

07-11-2015, 10:01
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 17 Jul 2015
Mesajlar: 63
|
|
ozkanates´isimli üyeden Alıntı
Türkler 2200 yıldır yazılı tarihteler.
90 yıllık reklam arasından sonra, 2200 yılda yaratılmış değerlerin ülkede karşılığı % 50.
Son 13 yıldaki tüm seçimler, 2200 yıllık değerlerin tehdit edildiği bir ortamda yapıldı.
Yani bunları savunun % 50 'nin konsolide olduğu, birleştiği koşullar altında yapıldı.
|
Bu 2200 yılı neye göre tespit ettiniz çok merak ettim. MÖ.185 yılına ait öncekilerini hükümsüz bırakacak bir yazıt mı bulundu?
Türk dediğinizi yazınızdaki şekilde sadece Türkiye Türkleri kullanır. Çünki onlar sadece kendilerini Türk sanırlar. Bu tarih bilmezliktir.
Türk dediğiniz kültür, kendi diline ait eserleri ile -en kaba ve tarihi, felsefeyi kendi grek geçmişine dayatmak için kıvranan avrupalı kaynaklarda bile- 5000 yıldır tarih sahnesindeler. En kötü yaklaşımla Orkun yazıtları bile MÖ.580 -bu bile çok tartışmalıdır ya neyse-yılına aittir.
Şimdi bu 90 yıllık reklam arası ne demek oluyor. Eğer konu Türk ise verilen ara 90 yıl değildir. Dinlerinden ve dolayısı ile kültürlerinden vazgeç-iril-dikleri 1000 li yıllarda başlayan ve halen devam eden süreçtir "ara". Hadi Anadolu'da Selçuklu Müslümandı ama arapçı olmadı falan dersek asıl verilen ara Osmanlı imparatorluğu diye bilinen Devlet-i Âliye-i'dir. Tam olarak din ve kültüründen zamanla dilinden, örfünden, adetinden, geleneğinden kopup arapçılaşan bir Anadolu vardır ortada.
Anadolu için bahsi geçen aranın bitmesi adına yapılan en büyük hamle birinin çıkıp siz arap değil Türk'sünüz ey halk demesi idi. Yapılan dil ve eğitim devrimlerinin arkasında da bu vardı. Orta Asya ise SSCB bitişi ile özgür olan Türk boylarının kendi kimliklerini yeniden arama, bulma uğraşındadır. Bu konuda Türkiye Türk'lerinden çok daha erdemli şekilde ilerlediklerine bizzat şahit oldum. Anadolu'daki sorun ise arapçılığın bırakılamasıdır. Öyle dış mihraklar palavralarına girmeyelim artık. Kendi benliğinizi bulamadığınız an güçlü devletler gelir sizi sömürür. Öyle eskisi gibi Devlet-i Âliye-i olacağız hikayeleri ile sadece zaman ve kan kaybediliyor.
|

17-11-2015, 15:18
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 29 May 2015
Mesajlar: 691
|
|
Başkalarından alıntı yapmasam da, zamanın ilerisindeki bu analiz paylaşmaya değer:
Celal Kazdağlı: Bu bir Bahçeli ne yaptı analizidir
Son 5 ayda en çok tartışılan isim MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli.
1 Kasım sonrası O'nu linç etmek isteyenler var. Eleştiriler parti tabanından çok başka mahfillerden geliyor. Küreselciler, Paralel Yapı, PKK Bahçeli'yi "yemeyi" kafalarına koymuş görünüyorlar. CHP ve HDP ise Bahçeli'yi "günah keçisi" olarak göstermeye çalışıyorlar.
MHP tabanı başka duygularla hareket ediyor; biraz buruklar, liderlerinin izlediği politikayı anlamaya çalışıyorlar. Aradıkları sorunun cevabı şu:
Devlet Bahçeli önüne gelmiş iktidar imkanını neden elinin tersiyle itti ve kötü adam olmayı bilerek ve isteyerek seçti?
Gerçekten Bahçeli neden iktidar olmadı da AK Parti'nin tek başına iktidar olmasının yolunu açtı?
Devlet Bahçeli 2002'de ne yaptı ise, 7 Haziran'dan sonra aynısını yaptı.
O zaman DSP-MHP-ANAP koalisyonu vardı. Bülent Ecevit Başbakandı.
Almanya'da bir toplantı yapıldı. Hürriyet grubunun Almanya tesislerinin açılışı vesilesi ile.
DSP içinde darbe yapılacak Ecevit Başbakanlık'tan düşürülecek, Türkiye'yi tam anlamıyla IMF'ye bağlayacak, adeta Batı'nın müstemlekesi bir ülke için yeni bir hükümet kurulacaktı.
Nedeni de Bülent Ecevit Irak'a ABD'nin Türkiye üzerinden operasyon yapılmasına karşı çıkıyordu.
Bahçeli o tehlikeyi gördü ve "seçim" dedi. Sandığı milletin önüne koydu.
2002'de kendisi dahil herkes o sandığın dışında kaldı.
Bahçeli bedel ödedi. Türkiye kazandı. 1 Mart 2003'te yeni Meclis CHP Genel Başkanı sıfatıyla Deniz Baykal'ın dik duruşu ile tezkereyi reddetti.
Deniz Baykal da o kararının bedelini ödedi lakin Türkiye o karar sonrası İslam Dünyası ile buluştu, gönül coğrafyasına açıldı.
Bugüne gelen yolun ilk taşını Devlet Bahçeli tek başına aldığı erken seçim kararı ile döşedi.
Abdullah Gül'ün Cumhurbaşkanı seçilmesinde oynadığı rolü, başörtüsü konusundaki duruşunu, Anayasa değişikliği gibi kritik konulardaki tavırlarından söz etmeye bile gerek yok.
7 Haziran sonrası Devlet Bahçeli ne yaptı?
Seçim sonuçlarının ne anlam ifade ettiğini daha ilk anda gören yegane isim Devlet Bahçeli'ydi.
Daha sandık kapanmadan "seçim" dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı çok eleştiren Devlet Bahçeli, "Erdoğan karşıtlığı" üzerine siyaset yapılmasına izin vermedi.
Önce HDP'yi dışladı. "Onunla asla yan yana gelmem" dedi.
Rövanşist anlayışı berhava etti. 3'lü blok içinde olmadığını ilan etti.
Çözüm sürecinden dolayı AK Parti ile de Hükümet kurmayacağını söyledi.
Geriye tek seçenek bıraktı: AK Parti-CHP Hükümeti.
CHP-MHP (içerden veya dışardan HDP destekli) hükümeti bir cephe oluşturuyordu. Bu Hükümet, karşısına Erdoğan'ı ve AK Parti'yi alacaktı.
AK Parti-MHP Hükümetini doğrusu her iki seçmen tabanı istiyordu. Ancak bu Hükümetin de bir başka cepheleşme olduğunu Bahçeli gördü. Kürtler kendilerini dışarda hissedecekti. Başkaları da "demokrasi güçleri dışarda kaldı" kampanyasını başlatmak için hazır bekliyordu.
Devlet Bahçeli o meşhur "Hayır"ları ile bu iki hükümet modeline hayır dedi.
12 Eylül öncesini yaşamış olan Bahçeli cepheleşmenin ne olduğunu, kimlerin nasıl o cepheleri inşa ederek 5 binden fazla gencimizin ölmesine neden olduğunu bilen bir siyasi liderdi.
O dönemleri yaşamış biri olarak Devlet Bahçeli Türkiye'nin bir 10 yıl daha kaybetmesine izin veremezdi.
Pekala, AK Parti-CHP hükümeti kurulabilirdi. Ancak AK Parti ve CHP başta olmak üzere Türkiye böyle bir koalisyona hazır değildi.
Bunu gören isim Recep Tayyip Erdoğan'dı.
AK Parti-CHP koalisyonunu önleyen isim Erdoğan oldu.
Seçime gidileceği anlaşıldığı an Türkiye'ye saldırılar başladı. Suruç'ta bomba patlatıldı ardından Ceylanpınar'da iki polis uykusunda öldürüldü.
Arka arkaya şehitler gelmeye başladı.
Devlet operasyon kararını uyguladı. PKK, IŞİD ve FETÖ aynı anda hedef alındı.
Saldırıların bir amacı da Türk kamuoyunu provoke etmekti.
Nitekim birileri harekete geçti, komşusu Kürt esnafına saldırmaya kalkıştı.
Birden sokak hareketlendi.
Herkes kabul eder ki, ülkücüleri sokaktan çeken adam Devlet Bahçeli'dir.
İlk kez ülkücüleri sokağa çıkardı Devlet Bahçeli.
Neden?
Bunu kimse anlamadı.
Ülkücüler bir yaz günü akşam saat 19.00'da Türkiye'nin pek çok şehrinde sokağa çıktı ve sokağı, sokağı karıştırmak isteyenlerden temizledi.
Kontrol etti, sükûneti sağladı, provokasyonları önledi.
Türkiye'yi karıştıramayan küreselciler bu defa bir büyük planı üç başkentte aynı anda uygulamaya kalkıştı.
Erbil, Riyad, Ankara.
Erbil'de 8-10 Ekim'de Barzani hedef alındı. Bir kalkışma yaşandı.
Aynı tarihte Suudi Arabistan Kralı zehirlenmek istendi.
Ve Ankara Garı'nda bomba patlattılar, 102 insanımızı öldürdüler.
Millet hedefin Türk Devleti olduğunu anladı. Bölgeyi yeniden dizayn etmek isteyenler önce Türkiye'yi bertaraf etmek istiyorlardı.
Devlet Bahçeli, o andan itibaren kampanyayı bitirdi.
Adeta "gidin istikrara oy verin" dedi.
Parti mi Millet mi; Parti mi Devlet mi; Parti mi Vatan mı?
Sorularına Devlet Bahçeli önce millet, önce devlet, önce vatan cevabını verdi.
Bir büyük oyunu bozdu.
Şimdi küreselcisi, paralelcisi, bölücüsü Bahçeli'ye diyor ki "Biz seni yiyeceğiz."
CHP'si, HDP'si, Doğan Medyası faturayı Bahçeli'ye kesmek istiyor.
Şunu bilmiyorlar.
Bu millet "Adam"ını artık hiç kimseye yedirmiyor.
Millet için, Devlet için, Vatan için Partisini feda edene Adam denir.
Celal KAZDAĞLI
|

17-11-2015, 15:26
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 07 Aug 2015
Mesajlar: 732
|
|
Bu Celal KAZDAĞLI denen kişiyi tanımıyorum. Ama yazdıklarından şunu diyebilirim. Bu kişi % 99,99 ihtimalle AKP lidir.
Her AKPlinin gözünde Bahçeli kıraldır. Ben AKP li olsam, en zor zamanlarımda hep imdadıma yetişen Bahçeliyi el üstünde tutardım.
Gerisi geyik yazılar.
Önce vatanı düşündü sonra partisini olayı zaten geyiğin kıralı. Ama bu aptalca manipülasyonu yiyenlerde var.
|

17-11-2015, 16:51
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 29 May 2015
Mesajlar: 691
|
|
Kurdistannn´isimli üyeden Alıntı
Bu Celal KAZDAĞLI denen kişiyi tanımıyorum. Ama yazdıklarından şunu diyebilirim. Bu kişi % 99,99 ihtimalle AKP lidir.
Her AKPlinin gözünde Bahçeli kıraldır. Ben AKP li olsam, en zor zamanlarımda hep imdadıma yetişen Bahçeliyi el üstünde tutardım.
Gerisi geyik yazılar.
Önce vatanı düşündü sonra partisini olayı zaten geyiğin kıralı. Ama bu aptalca manipülasyonu yiyenlerde var.
|
Merhaba Kurdistannn kardeşim,
Seninle yazışalı epey süre ve epey gelişme oldu,
Ve bu yargılara bağladığın her konu sonucuna bağlandı.
Bugün yeni gündemi/geleceği yine konuşalım sorun değil.
Yeter ki gelişmeler bizde öz-eleştiri sürecini tetikleyebilsin,
Ki sonsuza kadar gelecek geçmişin tekrarı olmasın.
Şimdi söyle, nedir geyik bulduğun, sendeki gerçekliğe uymayan?
|

17-11-2015, 16:53
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 29 May 2015
Mesajlar: 691
|
|
Kurdistannn´isimli üyeden Alıntı
Bir gün bu kavga sona erince
Elimde karanfil dönerim daye
Bedenim dönmezse ruhum dönecek
Alkışlar içinde göm beni daye
|
Kavgaya gerek yok,
Senin ölmene/öldürmene de gerek yok.
Bu dünya hepimize yeter.
|

17-11-2015, 17:08
|
|
Yasaklandı
|
|
Üyelik tarihi: 23 Sep 2009
Mesajlar: 579
|
|
ozkanates´isimli üyeden Alıntı
Kavgaya gerek yok,
Senin ölmene/öldürmene de gerek yok.
Bu dünya hepimize yeter.
|
Onu mümin kardeşlerinize söyleyin. Savunduğunuz din kötülüklerin ana kaynağıdır. Sen cehenneme gideceksin, sen kafirsin, sen müminsin cennetliksin diye ayırıyor insanları, birbirine düşman ediyor ve pek çok madrabaz da bu dini kendi kötülüğüne maske olarak kullanıyor. Sözde Sonsuz ve Saf Aşk'ı savunuyorsunuz ancak kasıtlı olarak yalan söyleyip içerisinde hiçbir ayrımı barındırmayan Mutlak Gerçek'i tutup psikopat bir dinle bağdaştırıyorsunuz.
|

17-11-2015, 17:39
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 29 May 2015
Mesajlar: 691
|
|
fidato´isimli üyeden Alıntı
Bu 2200 yılı neye göre tespit ettiniz çok merak ettim. MÖ.185 yılına ait öncekilerini hükümsüz bırakacak bir yazıt mı bulundu? Türk dediğinizi yazınızdaki şekilde sadece Türkiye Türkleri kullanır. Çünki onlar sadece kendilerini Türk sanırlar. Bu tarih bilmezliktir.
|
İlgisi yok ama aşağıdaki Jean Paul Roux metninde benim yanlış anlamam var:
Türk, Türkçe konuşandır. Bu ölçüt asla etnik değildir. Türklerin ilk kolunun belirgin bir ırkın özelliklerini taşıdığı doğrudur. Ama bu antropolojik niteleme ayırıcı özelliğini hemen kaybetmektedir. Hıristiyanlıktan hemen önceki dönemde, uzun boylu, sarışın, mavi gözlü paleo-Asyalılar ya da Türkleştirilmiş Hint-Avrupalılar olması gereken insanlardan oluşan Kırgız halkından Türk olarak söz edilir.
Metni, Türklerin yazılı tarihe ilk çıkışı olarak anlamışım, oysa Türklerin yazılı tarihe çıkışından hemen sonra tamamen farklı kavimlere de Türk denmekte olduğunu anlatıyor. Değerli düzeltme için teşekkür.
|
Türk dediğiniz kültür, kendi diline ait eserleri ile -en kaba ve tarihi, felsefeyi kendi grek geçmişine dayatmak için kıvranan avrupalı kaynaklarda bile- 5000 yıldır tarih sahnesindeler.
|
Bahsettiğin arkeolojik tarih.
|
En kötü yaklaşımla Orkun yazıtları bile MÖ.580 -bu bile çok tartışmalıdır ya neyse-yılına aittir.
|
Tekrar yazılı tarihe döndün. MÖ 400-600 yılları arası dersek, yuvarlak 2500 yıl yapıyor.
|
Şimdi bu 90 yıllık reklam arası ne demek oluyor. Eğer konu Türk ise verilen ara 90 yıl değildir. Dinlerinden ve dolayısı ile kültürlerinden vazgeç-iril-dikleri 1000 li yıllarda başlayan ve halen devam eden süreçtir "ara". Hadi Anadolu'da Selçuklu Müslümandı ama arapçı olmadı falan dersek asıl verilen ara Osmanlı imparatorluğu diye bilinen Devlet-i Âliye-i'dir. Tam olarak din ve kültüründen zamanla dilinden, örfünden, adetinden, geleneğinden kopup arapçılaşan bir Anadolu vardır ortada.
|
Jean Pual Roux: Türklerin dinle ilgili her şeye karşı büyük bir merakları olmuştur. Batılılara Muhammed ve Kuran'ın ateşli yandaşları, ardılları olarak görünseler de aslında Türkler, İslamiyet'te yollarını bulmadan önce birbiri ardınca dünyanın bütün büyük evrensel dinleri kabul etmiş ve çoğu zaman bu dinleri başarılı biçimde temsil etmişlerdir. Müslüman olduktan sonra bile diğer dinsel inançlara ilgi göstermeyi sürdürmüşlerdir. Kutsal metinleri dillerine çevirtmişler, teologlara sorular sormuşlar, kolokyumlar düzenlemişler ve bunlara çeşitli dinsel inanç temsilcilerinden olabildiğince çok sayıda kimsenin katılmasına çalışmışlardır.
|
Anadolu için bahsi geçen aranın bitmesi adına yapılan en büyük hamle birinin çıkıp siz arap değil Türk'sünüz ey halk demesi idi. Yapılan dil ve eğitim devrimlerinin arkasında da bu vardı. Orta Asya ise SSCB bitişi ile özgür olan Türk boylarının kendi kimliklerini yeniden arama, bulma uğraşındadır. Bu konuda Türkiye Türk'lerinden çok daha erdemli şekilde ilerlediklerine bizzat şahit oldum. Anadolu'daki sorun ise arapçılığın bırakılamasıdır. Öyle dış mihraklar palavralarına girmeyelim artık. Kendi benliğinizi bulamadığınız an güçlü devletler gelir sizi sömürür. Öyle eskisi gibi Devlet-i Âliye-i olacağız hikayeleri ile sadece zaman ve kan kaybediliyor.
|
Jean Pual Roux: Türklerde imparatorluk kurma eğilimi vardır. Türkler sözcüğün tam anlamıyla yeryüzünün hükümdarlarıdır. Kurdukları ve hiçbiri diğerine benzemeyen imparatorluklar iki bin yıl boyunca bazı temel özellikler taşımaktadır. Bu imparatorluklar birer halk mozaiğiydi; Türkler bu imparatorluklarda, halkları uyum içinde bir arada yaşatmaya çalışıyor, onlara güçlü bir biçimde merkezileştirilmiş bir iktidarın altında kimliklerini, dillerini, kültürlerini, dinlerini, hatta çoğunlukla önderlerini muhafaza etme hakkını da tanıyorlardı. Fetih hakkı olarak en yüksek görevler kendilerinin olduğu halde, ele geçirdikleri ülkenin insanları onlardan uygarsa, yerli halkı güven gerektiren makamlara getirmekten çekinmemişlerdir. Osmanlı İmparatorluğunda yüksek devlet görevlerinin çoğu Ermeni, Rum, Arnavut kökenliydi. Hatta Latin kökenli paralı askerlerin bile devlet hizmetine alındığı görülüyordu. Devlete yaralı olabilecek yabancıları çekiyorlardı, Hıristiyan İspanya'dan kovulan Yahudiler gibi. Hatta onların, kendilerine yararlı olacağını düşündükleri tekniklerini, kimi zaman yaşam tarzlarını, kimi zaman dinlerini, kimi zaman da dillerini almışlardır. Başlıca kaygıları ise onları örgütlemek, idare etmek, savaşa sürmek, ticaretlerini, sanayilerini geliştirmek, sanat eserleri üretmelerini sağlamak, arşivler kurmak olduğu anlaşılmaktadır. Neden genel olarak sonuçta ele geçirdikleri ülkelerin halklarının içinde eridikleri de böylece daha iyi anlaşılmaktadır.
Türklerin tarihi Osmanlı tarihi değil ama şu da var ki Türk denen kültür kendinin en güzel örneğini Anadolu topraklarında ve İslam ile, Osmanlı örneğinde verdi. Bu sebeple Osmanlı deyince, son 700 yılı anlamayız ama son 2500 yılda kurulun 120 devlet ve 11 imparatorluğun en son ve en parlak temsilini anlarız. Bütünü görmek için:
Jean Paul Roux, Türklerin Tarihi : https://www.turandursun.com/forumlar...51&postcount=9
|

17-11-2015, 17:46
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 29 May 2015
Mesajlar: 691
|
|
Snowmann´isimli üyeden Alıntı
Onu mümin kardeşlerinize söyleyin. Savunduğunuz din kötülüklerin ana kaynağıdır. Sen cehenneme gideceksin, sen kafirsin, sen müminsin cennetliksin diye ayırıyor insanları, birbirine düşman ediyor ve pek çok madrabaz da bu dini kendi kötülüğüne maske olarak kullanıyor. Sözde Sonsuz ve Saf Aşk'ı savunuyorsunuz ancak kasıtlı olarak yalan söyleyip içerisinde hiçbir ayrımı barındırmayan Mutlak Gerçek'i tutup psikopat bir dinle bağdaştırıyorsunuz.
|
Evren bir ayna, gördüğümüz kendimiz = Nefsimizde bulmadığımızı hiç bir Gerçek'de bulmayız.
|

17-11-2015, 17:59
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 24 May 2010
Mesajlar: 2.935
|
|
Midem bulandı lan bu kadar ikiyüzlü bir yazıyı okuyunca.
102 insanımız, küresel güçler ve çok bilinçli % 50 (yersen) yedirmiyor adamıymış.
O adamki bu coğrafyada dökülen her kanın küresel güçlerce tezgahlanmasında aktif rol oynayan, esad kadar suçlu, feto kadar suçlu, kandırıldığını iddia ettiği her suç ortağını harcayan ve ABD nin kanatları altında bop kuşatmasının yarattığı ortamda vurgubn yapan, ihya olan kişi.
Deniz Baykal, Devlet Bahçeli yemede yanında yat, hizmette kusursuzlar tıpkı APo ve PKK gibi.
Ülke türkçü-kürtçü-dinci faşizmin cirit attığı bir coğrafya ve halkmış . Ulan ancak sandıkta bir oy kadar hak ve özgürlük anlayışına sıkışmış bu insanları halk-(%50-gerisi terörist) yalanıyla, nefret aşılayarak savaşın ortasına sürüklüyor küresel güçler ve yandaş firmaları. Valla bu soytarıların adıda yazar oldu ya vay ki vay halimize.
Aptallar dahi olur halk cehalette boğulursa.
Değil % 50 % 99,99999 verse oyu gerçekler değişmiyor.
kenan evrenin anayasasınada % 95 vermişti halk oysa idamlar işkenceler baskılar had safhadaydı ve o halk sırt çevirmişti bunlara, görmezde geliyordu.
E noldu, şimdi halkın iradesini yok sayıyorsunuz bu durumda öyle mi? Niye yeni anayasa diyip yırtınıyorsunuz o halde? Bak o anayasayı kevgire çevirdiler.
Söyle bakim % 95 mi büyük, % 50 mi?
İkiside birbirinden beter milli irade yalanı.
Şimdilik saygımla gittim...
Sorular sormuyorsan ya ölüsün ya da köle...
|
Yetkileriniz
|
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.
HTML-KodlarıKapalı
|
|
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 21:55 .
|