Bir Sinifsal Analiz Denemesi
Surekli Ergenekon haberleri aktariyoruz, ama bu surecin arkasinda ne oldugu konusunu pek tartismis degiliz. Arada bir sol yayinlara bakiyorum, "it dalasi" diyen var, egemen siniflar arasi catisma diyen var, "yiyin birbirinizi" diyen var. Liberal kesim acisindan kohnemis devlet burokrasisine karsi verilen bir mucadele, kimine gore devlet burokrasisi icinde hep varolagelmis cetelerin savasi, burokrasiyi ele gecirme savasi, ulusalcilara gore laiklik mucadelesine saldiri, kimine gore emperyalizmin oyunu, ulkeyi bolme gayreti.
Peki bu kesmekesi nasil aciklamak lazim?
Aslinda bu konulari daha ayrintili tartismak istiyordum, ama cok zaman ve efor gerektirecegi icin simdilik yuzeysel olarak da olsa tartismaya girmek niyetindeyim. En azindan antrenman olur.
Bu arada elimde Caglar Keyder'in once Ingilizce olarak yazdigi ve sonradan Turkce'ye de cevrilen "Turkiye'de Devlet ve Siniflar" kitabi var. Ondan da bazi alintilar yaparak sureci anlamaya ve anlatmaya calisacagim. Aslinda herkesin tahmin ettigi gibi yasadigimiz surecin kokeni Cumhuriyet'in kurulus surecine kadar gidiyor. Cumhuriyeti kuran, Avrupa'da oldugu gibi burjuvazi olmadi. Burjuvazinin kendisi yoktu ortada ama Osmanli burokrasinden geriye kalan aydin ve asker burokrat kadrolar diger dunya orneklerinden aldiklari emanet bir ideolojiyle kurulusu gerceklestirdiler. Tum surec burokrasinin kontrolunde gelistirildi. Burda Caglar Keyder'in aciklamalarindan bir bolum aktarayim:
"Burjuvazinin tarihi boyunca mucadele alanina hic cikmamis olmasi Turkiye'nin ideolojik evrimini tanimlayan baslica faktordu. Yukarida, Birinci Dunya Savasi oncesinde Osmanli Imparatorlugunda bir kentsoylu (bürgerliche) toplumun dogmaya basladigindan, ama bu gelismenin etkilerinin iktisadi ve kulturel alandan siyasi alana aktarilamadigindan soz etmistim. Cokmilletli imparatorlugun cokmesinden ve dogmakta olan burjuva toplumunun savas sirasinda ugradigi yikimdan sonra, Ankara hukumeti iktisadi odullerin dagitimini sikisikiya belirlemis ve beraberinde burjuva bir donusum getirmeyen kapitalist bir gelismeyi yonlendirmisti. Bu nedenler burjuvazi uzunca bir sure baglarini koparip kendisine ayri bir kimlik edinme firsatini bulamamisti. Donusumu yonlendiren burokrasinin perspektifi ise "devleti kurtarmak" endisesinin ortaya koydugu gibi, herseyden once devlete donuktu. "Devleti kurtarmak", devletin varlik nedenleri ugruna yurttas haklarini, mali guc ugruna iktisadi gucu ve onderleri arkasinda kenetleme ugruna katilim ve demokrasiyi feda eden butun gerekcelerin bir ozetiydi. Burokrasinin boyle bir tercih yapmasi olagandi; burjuvazinin muhalefetiyle karsilasmayan boyle bir tercih butun halkin baslica kaygisi haline gelerek kurumsallasti. Kemalist egitim sistemi, kendilerini hic bitmeyen bir "devleti kurtarma" gorevinin dogal adaylari sayan mezunlariyla bu kaygiyi yeniden uretti. Egitimdeki bu oncelik oylesine saglandi ki, tahsilliler, 1960'larin sonlarina kadar imtiyazlarinin dogal oldugundan hic suphelenmediler. 1950'deki ve sonrasindaki anti-otoriter dalga bile tahsilli seckinlerin normlarini degistiremedi: Cumhuriyetci modeli savunup, bu modelin kapsamini devletin daha da fazla kontrol edecegi bir sanayilesmeyi de icine alacak sekilde genisletmeye calistilar. Bir yandan da, guclenmekte olan isadamlarina sonradan gormus tasrali yaftasini astilar." (Caglar Keyder, Turkiye'de Devlet ve Siniflar, syf. 239)
Goruldugu gibi Cumhuriyet burokrasisi her ne kadar burjuvaziyi gelistirmek seklindeki bir ideolojiye sahip olsa da, kendinden bagimsiz gelisip, karsisina cikacak degil, varolan burokratik imtiyazlarini kabul edecek ve kendisiyle mucadeleye girismeyecek bir burjavizi olmasini istiyordu. Osmanli'dan devralinan ekonomik yapida ne buyuk toprak sahipligine dayanan bir sistem vardi ne de gayri-muslumler disinda bir burjuvazi. Boyle bir ekonomide, zaten Osmanli'dan devralinan kulluk sisteminin bir donusumuyle gerceklesecek yeni burokratik yapi cok buyuk direnislerle karsilasmadan kurulabildi.
Cumhuriyetin ilk donemlerindeki "devlet memuru" devletin, burokrasinin ve onun dayandigi ideolojinin de bir temsilcisiydi. Bu anlayis sonraki yillarin mali, ekonomik cokus sureclerinden sonra bir miktar erozyona ugradiysa da, burjuvazinin tum gelismesine karsin burokrasinin karsisina bir guc olarak cikamamasi dengeyi tumuyle degistirmeye yetmedi. "Devlet" ve dolayisiyla onun burokrasisi gecmisten de devralinan bir takim "milli" argumanlar esliginde kutsalligini surdurmeyi basardi.
|