
16-02-2009, 18:06
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 04 Feb 2009
Mesajlar: 26
|
|
Ateist Richard Dawkins'e Cevaplar!
Richard Dawkins`in "Tanrı Yanılgısı" kitabına
www.kurandaceliskiyoktur.com dan önemli bir cevap
Dünyanın en ünlü ateisti kim diye sorulsa herhalde ilk akla gelen isim "Richard Dawkins" olacaktır. Oxford Üniversitesi`nde Zooloji profersörü olan Richard Dawkins, hayatını ateizmi kanıtlamaya adamış ender bilim adamlarından biri.
Etkili olduğunu da söylemeliyim.
Çünkü Türkiye`de ve dünyada ateistlerin temel argümanlarının neredeyse tamamı Richard Dawkins`in kitaplarına dayandırılıyor.
Dawkins, geçtiğimiz aylarda yayınlanan "God Delusion" (Tanrı Yanılgısı) kitabı Türkiye`de ve dünyada büyük ses getirdi.
Bu kitaba kendi sütunumdan bir cevap vermeyi düşünüyordum. Geçtiğimiz günlerde Yük. Makine Mühendisi Bülent Tatlıcan tarafından kaleme alınmış bir makaleyi okuduğumda, böyle bir yazı yazmak yerine bu makaleyi kendi sütunumda yayınlamayı uygun gördüm. Kuran ve bilim konularındaki makalelerini www.kurandaceliskiyoktur.com internet sitesinde değerlendiren Yazar Bülent Tatlıcan`ın çalışmaları önemli bir boşluğu dolduruyor. Kur`an`ın Allah sözü olduğu konusunda geniş bir arşive sahip olan bu site, başta Kur`an`a iman olmak üzere islamın inanç esasları hakkında vesveseye kapılan insanların sorularına yine Kur`an`dan cevaplar veriyor. Site hakkında bu kısa açıklamadan sonra yazar Bülent Tatlıcan tarafından kaleme alınmış makaleyi alıntılıyorum:
RİCHARD DAWKİNS`İN YANILTMASI
Richard Dawkins`in son kitabına koyduğu isim "Tanrı Yanılgısı" ( The God Delusion) oldu. Çıkar çıkmaz en çok satan kitaplar listesinde yer aldı. Yurt dışında olduğu gibi bu kitap ülkemizde de bir çok baskı yaptı. Dinlere
Daha önceki kitaplarında ağırlıklı olarak Evrim Teorisi`nin savunmasını seçen yazar, bu defa dinleri eleştirmeyi seçmiş.. Bunu yaparken somut deliller yerine, kelime oyunları ve aldatmalar ile okuyucu yanıltmaya çalışmış.
Yazar Kitapta Tanrı`nın olmadığı ve sosyal yaşam içinde insanların Tanrı inancına aslında ihtiyacı olmadığını anlatamaya çalışmakta.
HAYAL EDİN
Kitabın girişinde yazar "Hümanist" düşüncenin "milli marşı" olarak kabul edilen İmagine(Hayal edin) isimli şarkıdan esinlenerek, bir hayal Kurmuş. Bu hayalini Dawkins şöyle ifade ediyor:
John Lennon ile birlikte dinin olmadığı bir dünya hayal edin. İntiharHaçlı seferlerinin, cadı avlarının, Barut Komplosunun, Hintlilerin ve Pakistanlıların ayrılmalarının, İsrail- FilistinSırp- Hırvat- Müslüman katliamlarının, "İsa katilleri" yakıştırmasıyla Yahudilere yapılan eziyetlerin, Kuzey İrlanda sorunlarının, "namus cinayetlerinin", saf insanların paralarını ellerinden alarak onları soyup soğana çeviren parlak takım elbiseli kabarık saçlı televanjelistlerin olmadığını hayal edin. ( Richard Dawkins, Tanrı Yanılgısı, Aralık 2007, 4.baskı, Kuzey Yayınları, sf. 10)
Bu listeyi uzatan Dawkins dinin olmadığı bir dünya hayal edildiğinde hiçbir sorunun olmayacağı ve insanların barış içinde mutlu yaşayacağını sonucuna varıyor.
Gerçekten böyle olabilir mi? Dinler olmasaydı insanlar mutlu olur, hiç savaş olmaz mıydı?
Tabi ki bu sadece bir hayal, üstelik çıkış noktası da gerçeklerden oluşmayan bir yalan.
Yazar çok ciddi bilgi eksikliği ile bu yorumları yapmış, daha doğrusu okuyucuyu eksik bilgi ile yanıltmaya çalışmış.
Dünya savaşları hakkında kısa bilgisi olan bir kişi bu hayalin çıkış noktasının yanlış olduğunu kolaylıkla anlayabilir. . Örneğin1. dünya savaşı gibi, 2. Dünya Savaşının da motivasyon kaynağı kesinlikle din değildir. Aksine din karşıtı olan Hitler gibi, Stalin gibi, Musolini gibi liderlerin çıkarttığı ve komünizm, Faşizm gibi ideolojilerin neden olduğu savaşlardır. Sadece bu savaşta kıta Avrupa`sında 50 milyondan fazla insan ölmüştür.
2. Dünya savaş sonrasında Stalin, Mao, Pol Pot gibi ateist liderlerin yaptığı katliamlarda ölen insanların sayısı hala belirsizdir.
Richard Dawkins "Bazı ateistler kötü eylemler sergileyebilir ancak bu kötülükleri ateizm adına yapmazlar" ( a.g.e sf. 262) diyerek konuyu kapatmaya çalışsa da, aynı hoşgörüyü neden din için göstermediği anlaşılamamaktadır.
Ayrıca kurduğu mantık da yanlıştır. Gerek Hitler olsun gerek Stalin olsun, Sosyal Darwinzmi kendisine bilimsel temel alarak ideolojilerini kurmuş ve bu kanlı eylemlerini gerçekleştirmiştir.
Hitlere göre evrimi son ürünü olan "Ari Irk" yaşam mücadelesinde üstün gelip, tüm dünyayı yönetecek ve bin yıllık Alman İmparatorluğunu kuracaktı. Diğer zayıf ırklar ise yaşman mücadelesini kaybedip, elimine olacaklardı. Bunun için Alman bombaları altında ölen insanlar doğal seleksiyonun bir sonucuydu ve güçlü olmadıkları için yaşamayı hak etmiyorlardı. Yine Stalin gibi komünist liderler milyonlarca insanı ölüme gönderirken kendisini bir ateist olarak haklı görüyordu.
Her düşünce olduğu gibi Din de bir motivasyon aracı olarak kullanılabileceği açıktır. 9/11 ve 7/7 eylemlerini yapan kişiler din ile motive edilmiş olabilirler. Fakat onların yaptığı bu eylemi dünya üzerinde kaç Müslüman tasvip etmektedir? Bir insanı kurtarmanın dünyaları kurtarmakla eş değer olduğunu söyleyen Kuran ayetlerine göre böyle bir eylem, dini açıdan kabul edilebilir mi?
Bu tarz eylemler 10`larca yıldır İslam dünyasına yapılan saldırı ve sömürüye karşı verilmiş olan yanlış tepkilerdir. Bu saldıralar dini değerler açısından kabul edilir bir tarafı yoktur.
Bence ne bu eylemlerde ne Pakistan- Hindistan bölünmesinde, Ne de Sırp- Hırvat- Müslüman katliamlarında gerçek neden din değildir. Bunlar dinin yanlış bir şekilde motivasyon aracı olarak kullanılmasıdır.
İnsanlar hata yaparlar, dine inandığını söyleyen insanlar da hata yaparlar. Din zaten bunun için vardır. İnsanların hatalarını göstermek ve doğru yola onları iletmek için bir rehberdir. Dinler sayesinde tarih içinde insanlar medenileşmiş, bir hukuka sahip olmuşlardır. Tarih içinde medeniyet kurmuş dinsiz bir toplum örnek verilebilir mi?
Dolayısıyla Dawkins`in dediği gibi dinleri kaldırdığınızda ortaya bir barış toplumu çıkmaz. Aksine dinler sayesinde insanlar belli ahlak normlarına sahip olmuş ve medeniyetler kurmuşlardır.
DUA DENEYİ
Dawkins kitabında bir çok yanlış ve yanıltıcı mantık kurduğu yerler bulunmaktadır. Hepsini teker teker ele almak çok vakit alacağından özellikle en abuk bulduğum, ‘dua` üzerine yazdığı bölüme değinmek istiyorum.
Dawkins duanın bir anlamı olmadığı dolayısıyla bir Tanrı`nın olmadığı sonucuna varmak için bir deneyden söz eder. Buna göre farklı iki grup seçilir ve bir kısmına dua edilip diğer kısmına dua edilmez. Böylece duanın etkisi sınanmak istenir:
Bu deneyin kitaba uygun olabilmesi için double- blinded prosedürüne uyulması gerekir ve bu kurala katı biçimde uyulmuştur. Tam anlamıyla rastgele hastalar seçilen hastalar belirlenir. İlk grup denek grubu( dua edilen) diğeri ise kontrol grubu olarak belirlenir ( dua edilmeyenler). Ne hastalar, ne doktorlar, ne de hasta bakıcılar ne de denekler hangi hastalara dua edileceğini ya da hangilerinin kontrol üyesi olduğu bilinmez. Ancak deneysel duayı edenlerin her kim için dua ederlerse isimlerini bilmeleri gerekir; aksi takdirde, belirlenen kişiler haricindeki ilgisiz kişiler için dua etmenin ne anlamı olurdu? Ancak duacılara hastaların yalnızca ön isim ve soyadının ilk harflerini vermek yeterlidir. Görünüşe göre bu sayede Tanrı doğru hastane yatağının yerini tam olarak saptayabilecekti. ( sayfa 65)
Sonuç tam Dawkins`in istediği gibidir. Duanın hiçbir etkisi olmamıştır. Dolayısıyla ona göre bu sonuçla Tanrı yoktur. .
Eğer deneyin temelini yanlış bir kavramın üzerine kurarsanız sonuçlarınız da yanlış olur.
Dua sadece belli bir sözcüğün ifade edilmesi değildir. Din böyle bir şey ilk başta zaten öngörmez. Yani tanımadığınız, hiç görmediğiniz, varlığından bile emin olmadığınız, sadece adını bildiğiniz bir kişiye dua edeceksiniz, sonra bunun etkili olup olmadığını gözlemleyeceksiniz. Dinin dua tanımı zaten bu değildir.
Kuran`da duayı Allah Kuran`da şöyle açıklar:
Rabbinize yalvara yalvara ve için için dua edin. Şüphesiz O, haddi aşanları sevmez. (7,Araf Suresi, 55
Ya da sıkıntı ve ihtiyaç içinde olana, Kendisi`ne dua ettiği zaman icabet eden….(27, Neml Suresi, 62)
Dolayısıyla dua sadece söz değildir. Bir kişinin hiç bilmediği, tanımadığı, sadece adını bildiği bir kişi için dua etmesi, ne derece dinin dua tanımına uyar? Dinin vaaz etmediği bir şey ile dinin sınanmaya çalışması açık bir mantık hatasıdır.
Ayrıca dua son derece göreceli bir konudur. Dua edilmeyen grup içinde bulunan hastalar kendisine dua edip etmediğini neye göre ölçülebilir. Bu grupta olan kişilere dua eden olmamasına rağmen bu kişiler hastalıklarından dolayı sıkıntı çekip içli bir şekilde Allah`a dua etmiş olabilirler. Samimi bir şekilde kendi sıkıntısı için Allah`a dua eden, fakat dua edilen grubun içinde olmayan kişiye Allah karşılık vermiş olabilir.
Ayrıca dua eden kişilerin inançları neye göre tesbit edilmektedir. Bu kişiler bir dine inandıklarını söyleseler de yanlış bir dini kavrayışları olabilir. Yada tümüyle inançsız olup, sadece bu deney için belli cümleleri tekrarlıyor olabilirler.
Dolayısıyla bu deney baştana aşağı eksik bilgi ve mantıksızlıklar üzerine kurulmuştur. Dawkins`in örnek verdiği bu subjektif deneyin dışında bu konuda yapılmış daha objektif yayınlanmış deneyler vardır. Bu yayınlarda dinin insan sağlığı üzerindeki etkisi açıkça ortaya konmaktadır. Bu konuda detaylı bilgi edinmek isteyenlere Patrick Glynn in yazdığı ve Gelenek Yayınları
KİTABI MUKADDES VE KURAN
Dawkins kitabının Kitab-ı Mukaddes eleştirisine de yer vermiştir. Bu eleştirilerin büyük bir kısmı haklı gerekçelere sahipken, bir kısmı da ise kasıtlı çarpıtmalar mevcuttur.. Kitab-ı Mukaddeste tahrif edilmiş ve yanlış bir çok inanç ve konu ilave edilmiştir. Bunları Müslümanlar da kabul etmemektedir. Kitabı Mukaddes`e yönelik eleştirilere burada girmeyeceğim.
Kuran ve İslam üzerine ise Dawkins çok sınırlı ve yüzeyler bilgileri olduğu yorumlarında anlaşılıyor. Kitabında Kuran hakkında şöyle bir yorum yapmaktadır:
Ne yazık ki Kuran`daki barış yanlısı pasajlar, genelde sadece ilk bölümdedir, yani Muhammed`in Mekke`de olduğu zamanlar. Daha kavgacı satırlar kitabın sonraki bölümlerindedir. Medine`ye kaçması ile başlar. (a.g.e, sf. 291)
Tahmin ediyorum Dawkins bu satırlarda ifade etmeye çalıştığı düşünceleri, Kuran`ı okuyarak elde etmemiş, onun hakkında okuduğu yorumlardan almaya çalışmıştır. Okuduğu bu yorumları da yanlış anladığını düşünüyorum.
Kuran`a yönelik olan bu iddia aslında şöyle.
İlk inen ayetler barış yanlısı iken, daha sonra inen ayetler savaş yanlısı ifadeler içerir. İslam dini devlet olduktan sonra savaşı teşvik etmiştir.
Fakat Kuran şu anda iniş sırasına göre düzenlenmemiştir. Dolayısıyla Mekke döneminde inen ayetlerle Medine döneminde inen ayetlerin sırası karışıktır. Daha sonradan Kuran`ın bu sırası peygamber tarafından vahiyle düzenlenmiştir. Dolayısıyla Dawkins`in söylemeye çalıştığı kitabın ilk bölümü, ikinci bölümü, Mekki yada Medeni ayetler diye ayrılmaz.
Bu yanlış anlaşılmayı açıklığa kavuşturduktan sonra, bu iddianın yanlışlığını da vurgulamak isterim.
Kuran`a göre savaş ancak savunma amaçlı yapılır. Yani haksız yere, ortada hiçbir neden yokken, sadece işgal etmek amaçlı savaş Kuran`a göre yasaktır. Ayette savaşın ölçüsü şöyle bildirilmektedir:
Allah, sizinle din konusunda savaşmayan, sizi yurtlarınızdan sürüp-çıkarmayanlara iyilik yapmanızdan ve onlara adaletli davranmanızdan sizi sakındırmaz. Çünkü Allah, adalet yapanları sever. (60 Mümtehine Suresi,)
Belirtilen bu sınırların dışında bir sebeple savaş edenler, dinen hata etmiş olurlar. Bunun cevabını Allah katında vermek zorundadırlar.
Genelde Kuran`da savaş ile ilgili ayetler var. Düşmanın yıldırılması, onlara şiddetle karşılık verilmesini tavsiye eden bir çok ifadeyi görebilirsiniz. Fakat burada yapılan hata yada yanıltma bu ifadelerin metni genel akışından kopartılarak yorumlanmasıdır. Bu ayetlerin konu içindeki akışına bakarsanız, gerçekte savaşı tavsiye etmediği, aksine savaşa karşı iman edenleri kendilerini en iyi şekilde korumaya teşvik ettiği görülecektir.
Anlaşılıyor ki, Dawkins de bilerek yada bilmeyerek bir yanıltıcı yorumları aynen alarak kitabına eklemiş ve İslam dinine eleştiri getirdiğini düşünmüş.
İslam tarihin de bir çok yanlış davranış olmuş olabilir yada halen İslam ülkelerinde din adına geleneksel uygulamalar sürdürülüyor olabilir. Fakat bunların hiç biri Kuran`dan kaynaklanmamaktadır. Bu davranışların temelinde geleneksel öğretiler, dinin bazı çıkarcı insanlar tarafında siyasi ve maddi amaçlı kullanılması gibi sebepler yatmaktadır.
Suudi Arabistan yada Afganistan gibi ülkelerde kadın düşmanlığına varan davranışların kökeni Kuran değil, o toplumların gelenekleridir. Bilgi ve iletişim araçları arttıkça, insanlar eğitildikçe, bu yanlış inanışlarından kurtulup gerçek İslam`ı kavrayacaklardır.
Yine tarih içinde ve günümüzde sadece siyasi ve maddi çıkarlar elde etmek için insanlar dini kullanmış ve insanları kendi çıkarları için din adına motive etmişlerdir. Bu sadece İslam dinine özel bir durum değildir. Farklı dinlerde ve hatta farklı ideolojilerde benzer durumlar vardır.
Dolayısıyla bu sömürü dinden değil, dine rağmen yapılan bir sömürüdür. Dinin haram kıldığı bir şeyin, uygulamasıdır sadece.
Dawkins İslam dinine eleştiri getirirken 2006 yılında Afganistan`da yaşanan bir idam olayını örnek verir. Abdul Rahman isimli bir Afgan`lı Hıristiyan dinine geçince hakkında idam cezası verilmiştir. ( a.g.e, sf. 272)
Bu olay gerçekten yaşanmıştır. Fakat yine olay kendisi Kuran ile ilişkili değildir. Geleneksel öğretinin bir ürünüdür. Bazı uydurma hadislerin etkisiyle böyle düşünen dini gruplar olsa da, Kuran inananlara böyle bir şey vaaz etmez. Kuran`da düşünce suçundan söz edilemez. Müslümanlar bu konuda kendilerini sorgulamaktadır. Uydurma hadislerin ve inanışların İslam dininden temizlenmesi için çalışmalar yapılmaktadır.
Hata her yerde olabilir. Fakat bunun kökenine bakmak gerekir. Burada sorulması gereken soru, yanlış inanışların kökeni din midir? Yoksa dine daha sonradan sokulmaya çalışılan yanlış inanışlar mıdır? Olduğudur.
Kuran`a göre insanlar inançlarını seçmekte özgürdür. İsteyen din değiştirebilir. İsteyen de inançsızlığı seçebilir. Kuran`da inkarcılara şöyle hitap edilir:
De ki: "Ey inkar edenler." "Ben sizin taptıklarınıza tapmam. Benim taptığıma siz tapacak değilsiniz. Ben de sizin taptıklarınıza tapacak değilim. Siz de benim taptığıma tapacak değilsiniz. Sizin dininiz size, benim dinim bana."(109, Kafirun Suresi, 1-6)
İnkar eden bir kişi istediği şeyi seçebilir. Herkesin dini kendisinedir. Ayrılığa
Hindisan ve Pakistan`ın bölünmesi konusunda da dinleri suçlu bulan Dawkins, dinler olmasaydı bu ülkenin bölmeyeceği kehanetinde bulunur.
Hindistan`da bölünme zamanın`da, bir milyondan fazla kişi Hindu ve Müslümanlar arasındaki dinsel çatışmalar sırasında katledildi. Öldürülecek
Bu da Dawkins`in son derece yanlış bir yorumudur. İlk önce kendisine şunu sorması gerekir. Neden bu insanlar yüzlerce yıl farklı dinden olmalarına rağmen bir arada yaşamışlardır? Neden 20. yüzyıla gelindiğinde böyle bir bölünme yaşamak zorunda kalmışlardır. Bu konuda acaba asıl sebep o bölgeyi işgal etmiş olan sömürgeci güçler olabilir mi? Acaba Dawkinsİngiliz devletinin bu bölünmedeki katkılarını incelemesi gerektiğini düşünüyorum.
Dawkins bu bölümde de sadece görmek istediği tabloyu görmüş ve bunu okuyucuya aktararak yanıltmaya çalışmaktadır. Ortadoğu sorununda olsun, Hindistan- Pakistan sorununda olsun asıl sorun din değildir. Dini değerler kullanılmaktadır. Bu sayede sömürgeci güçler bölge halklarını yönetebilmektedir.
Dindarlar kendilerini kullandırdıkları için bu konuda suçludurlar. Kendi dini değerlerini terk ederek, dine rağmen bu katliamlara sebep oldukları için suçludurlar. Oysa daha önce yüzlerce yıl birlikte yaşadıkları gibi, hayatlarına devam edebilirlerdi. Tabi emperyalist devletler buna izin verselerdi.
|
Yetkileriniz
|
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.
HTML-KodlarıKapalı
|
|
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 01:34 .
|