Allah (c.c.) Diyor ki;
Muhammed hazretleri Medine'ye göç ettiği sırada Medine'de kıtlık ortaya çıkar. Ürünlerin fiyatı artar. Halk büyük sıkıntıya girer. Onlara göre sebebi Muhammed peygamberdir. Başlarlar söylenmeye. " Ne uğursuz adammış! Biz böyle uğursuz adam görmedik. Gelir gelmez meyvalarımız vermez oldu, herşey pahalandı. Bir de bizi uyduruk dinine çağırıyor"
Bunun üzerine Allah (c.c) ayet gönderir:
Araf-94. Biz hangi ülkeye bir peygamber gönderdiysek, onun halkını yalvarıp yakarsınlar diye mutlaka yoksulluk ve darlıkla sıkmışızdır.
Ne var ki insanlar ikna olmaz. Onlar, iyiliğin, bolluk ve bereketin Allah'tan olduğuna, kötülüklerin, dertlerin ve sıkıntıların insandan olduğuna inanıyorlardı.
O yüzden yaşadıkları bu sıkıntıları da kentlerine doluşan müslüman muhacirlere ve Muhammed'e isnat ediyorlardı.
Allah (c.c) duruma müdahale edip bir ayet daha gönderdi:
Nisa-78. Nerede olursanız olun ölüm size ulaşır; sarp ve sağlam kalelerde olsanız bile! Kendilerine bir iyilik dokunsa "Bu Allah'tan" derler; başlarına bir kötülük gelince de "Bu senden" derler. "Hepsi Allah'tandır" de! Bu adamlara ne oluyor ki bir türlü laf anlamıyorlar!
Bu ayet üzerine Allah hakkında tartışmalar başlar. Müslümanlar "Hepsi Allahtandır" sözünden dolayı kötülüklerin de Allah'tan olduğunu söylerler. Bu defa "O zaman kafir dediklerinizin kafirliği de Allah'tan, inanmamak da, günah işlemek de Allah'tan." denir. Bir inanç-fikir kargaşası ortaya çıkar.
Allah (c.c) duruma el koyar:
Nisa-79. Sana iyilik olarak ne gelirse Allah’tandır. Kötülük olarak gelenler de kendindendir. Biz, seni insanlara elçi olarak gönderdik. Şahit olarak Allah yeter.
|