Mustafa Kemal ATATÜRK´ün İslama ve dinci Osmanlı hükümetine karşı tavrı ve taktikleri
Mustafa Kemal Atatürk´ün ülkede birlik ve beraberliği sağlayıp, hilafet ve padişah yanlısı insanların isyan çıkarmaması için "İlk TBMM" nin kuruluşundan 1 gün sonra "24 Nisan kararları" arasına padişah ve halifenin tehlikede olduğunu ve kurtarılmasını gerektiğini ifade eden bir madde eklemiştir. Madde şu şekildedir:
"Bu meclis işgal edilen yerlerde bağımsızlığını kazanacak ve halife ile padişahı da kurtaracaktır.
Mustafa Kemal ATATÜRK´ün bu maddeyi "24 Nisan kararları" arasında eklemesindeki amacının işgalci devletlere karşı padişah yanlısı olanların da desteğini alarak, anadoludaki bütün halkın desteğini almak ve kurtuluş savaşında, fikir ayrılığı olmayan omuz omuza çarpışan bütün halinde bir türk halkı yaratmak istemiş olmasıdır.
"24 Nisan kararları"ndan sonra İstanbul hükümeti bir fetva yayınlamıştır. Fetva´da Mustafa Kemal ve yanlılarının padişaha karşı geldiği için katlerinin caiz olduğunu, öldürülmeleri gerektiği yazıyordu. Böylece halkın dini duyguları kullanılarak halk kışkırtıldı ve TBMM´ye karşı isyan çıkmasına neden olundu.
Anzavur (Balıkesir), Bolu, Düzce, Hendek, Adapazarı, Yozgat, Konya, Afyon, Koçgiri isyanları ve daha bir çok benzeri isyan bu isyanlardandır.
Buna karşı Mustafa Kemal ATATÜRK TBMM´yi korumaya yönelik çalışmalara başladı ve İstanbul hükümetine karşı asıl tavrını ve düşüncelerini, Misak-ı Milli kararları ve 24 Nisan kararlarına göre daha net ifade eden faaliyetlerine başlamış oldu:
*Fetvaya karşı fetva yayınlandı. Fetvayı yayınlayan Rıfat Börekçiydi ve fetvada asıl günah işleyenlerin osmanlı devleti hükümeti olduğu, zira kendilerinin hiçbir savunma ve faaliyet göstermeden, anadolunun diğer topraklarını kaale almadan sadece istanbulu düşünerek, vatanı ve milleti hiçe sayıp vatana ihanet ettiği ve ülkenin tapusunu işgalce devletlere sattığını dile getirildi.
*Hiyaneti vataniye kararı çıkarılarak vatana ihanet edenlerin tutuklanacağı belirtildi.
*İstiklal mahkemeleri işletilmeye başlandı.
Yani kısacası ilk başta birlik ve beraberlik bozulmasın diye padişaha dair düşünceleirini açıklamamış, hatta padişah yanlısı gibi davranmış , daha sonra padişahın gerçek yüzü ortaya çıkıp halk uyanınca padişah ve saltanat hakkındaki gerçek düşüncelerini belirtmiştir ve buna göre davranmıştır.
İslama karşı olan davranışıda yine aynı şekildedir.
Kurtuluş savaşı döneminde ve Türkiye Cumhuriyeti kurulmadan önce kendisinin islamı öven bir çok sözü vardır. Amaç yine tüm halkın desteğini alabilmektir. Bu kimi sözleri şu şekildedir:
- "İnsanlara feyz ruhu vermiş olan dinimiz son dindir. Eksiksiz dindir. Çünkü dinimiz akla mantığa, hakikate tamamen uyuyor ve uygun düşüyor"
- "Türk milleti daha dindar olmalıdır, yani bütün sadeliği ile dindar olmalıdır demek istiyorum. Dinime, bizzat hakikate nasıl inanıyorsam, bunada öyle inanıyorum"
- "Bizim dinimiz en tabi ve makul dindir ve ancak bundan dolayıdır ki son din olmuştur. Bir dine tabii olmasi için akla, fenne, ilme ve mantığa uygun olması lazımdır. Bizim dinimiz bunlara tamamen uygundur."
O anki Türk halkının bütüne yakını müslümandı. Atatürk islama ve muhammede karşı olan gerçek düşüncelerini açıklasa idi , halk onun yanında olmaz ve TBMM´yi doğal olarak desteklemezdi!
Ama kurtuluş savaşı kazanılıp, yeni bir devlet kurulup, ülkeye laiklik getirilip, insanlar dinin gerçek yüzünü, dinin bir joker olarak kullanıldığını, osmanlının dini nasıl kullandığını görüp dinden soğuduğu ve sorgulamaya başladığı an, Atatürk islam hakkındaki düşüncelerini de aynı geçmişte padişaha karşı yaptığı gibi rahat bir şekilde sonradan açıklamıştır ve muhammed ile islam hakkındaki gerçek düşüncelerini şu şekilde ifade etmiştir:
"Türkler arapların dinini kabul etmeden öncede büyük bir milletti, arap dinini kabul ettikten sonrada.Bu din ne arapların ne de aynı dinde olan acemlerin ve ne de mısırlıların vesairenin Türklerle birleşip bir millet oluşturmalarını sağlamadı. Bilakis Türk milletinin milli bağlarını gevşetti milli duygularnı milli heyecanını uyuşturdu.Bu da çok doğaldı çünkü muhammet’in kurdugu dinin amacı bütün milliyetlerin üstünde bir arap milliyetçiliği siyasetine sürüklemekti bu arap fikri ümmet kelimesi ile ifade edildi."
M.Kemal ATATÜRK
Mantık olarak baktığımızda önce islamı ve dini öven sözler ile bu cümleler uyuşmuyor.
Unutmayalımki o dönemde osmanlı fiilen olsa da hayla var idi ve halkın dini tarafı oldukça baskındı ve bu konudaki yanlış bir söz veya hareket herşeyi bozabilirdi.
Bu anlattıklarım ve Atatürk´ün taktikleri onun o üstün dehası ve zekasının sadece ama sadece çok küçük bir örneğidir.
Nutuk okuyan benzer konulardaki bir çok detayı ve Mustafa Kemal ATATÜRK´ün dehasının farkına varabilir.
Saygılarımla...
Merodach!
Konu VraeL tarafından (18-05-2009 Saat 16:40 ) değiştirilmiştir.
|