Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > İbrahimi Dinler > İslam

 
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
Prev önceki Mesaj   sonraki Mesaj Next
  #1  
Alt 02-07-2009, 14:06
Reha - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Reha Reha isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 14 Jun 2008
Mesajlar: 55
Standart İbrahim Kabe'yi Yapmış Olabilir Mi?

Merhaba arkadaşlar,

Tevratta yaptığım aramada tek bir yerde bile "Kabe"den bahsedilmediğini fark ettim.Bilinen diğer isimleriyle de sonuç değişmedi.

Neden...???

Kuran'ın anlatımına göre, Mekke'de bulunan Kabe peygamber İbrahim tarafından yapılmıştır.

Kendisi ve oğlu İsmail Arabistan'a gelmişken o binayı inşa etmişler. Bu öğretişle Arapların tapınma merkezi olan Mekke bugüne kadar önemini devam ettiriyor.

Onun için buna şimdi biraz dikkat edelim, acaba İbrahim gerçekten o binayı yaptı mı?

Dikkatle ve tarafsız araştırdıktan sonra anlayacağız ki, bu sonradan uydurulmuş bir öğretiştir.

1) Bu bilgi İbrahim'in biyografisine uymuyor...

İbrahim'in hayatını adım adım Tevrat'ın Tekvin kitabında okuyoruz, bugünkü Irak’ta bulunan Ur kasabasında doğdu, sonra Türkiye'deki Haran kasabasında yaşadı. Bir zaman için Mısır'a kaçtığını da okuyoruz. Hayatının geri kalan günlerini de Filistin'de geçirdi. Ama hiç bir yerde Arabistan'a ayak bastığını okumuyoruz. Öyle olsaydı, Tevrat onu yazmayacak mıydı?

İbrahim'in yolculukları (kırmızı çizgi)


Müslümanlar bunun gibi çıkmaz durumlara düşerken 'Ama tevrat değiştirildi' lafını ortaya atıyorlar.Tabii ki, öyle bir şey mümkün ama tevratı değiştirip Kabe’nin İbrahim tarafından yapıldığını anlatan bölümlerin çıkartılması kimin ne işine yarayacaktır? Bunun mantıklı tarafı da yoktur.

Elimizdeki Eski Ahit el yazmaları Muhammed'in zamanından 600 seneden daha eskidir. Ve onlarda İbrahim'in Mekke'ye ya da Arabistan'a gittiğini okumuyoruz. Muhammed'den önce kimse 'İbrahim Arabistan'a gelip, Kabe'yi kurdu' teorisini ortaya atmamıştı. Muhammed'den 600 sene önce kişilerin daha Arapların peygamberi'nin ortaya çıkacağından haberleri yoktu. Nasıl o zaman kendi kutsal saydıkları kitabını değiştirmeye ihtiyaç duysunlar?

Kuran'ın anlattığına göre, İbrahim Mekke'deki Kabe'yi oğlu İsmail ile birlikte yapmış;
Bakara 127-Ve o zaman ki, Ibrahim Beyt'in temellerini yükseltiyordu. Ismail ile birlikte söyle dua ettiler: "Ey Rabbimiz, bizden kabul buyur. Çünkü daima işiten, daima bilen Sensin ancak Sen!


Tevrat'ta ise, öyle bir şey okumuyoruz. Bu Arapların boş hayallerinden fırlama bir öğretişdir.

Zira İsmail soyunun Arapları oluşturduğu farzedilir,tevrata göre vaad edilmiş çocuk aslında “İshak”tır ve İbrahimin gerçek eşi Sara’dan olmadır, halbuki İsmail hizmetçisi Hacer’den olmadır ve kuvvetle muhtemel Araplar bir şekilde bu durumdan bir hayıflanma gösterdiklerinden kabe yapıcıları olarak İbrahim ve İsmail’i öne çıkartmaya çalışmışlardır.

Gerçekliği ispatlanmış olmamasına rağmen İsmail için bugün hala Araplar "Arapların babası" terimini kullanırlar ki bu herhalde yeterli bir etkendir.

2) Bu bilgi tarihe de uymuyor...

Tarihe bakarsak, Mekke'deki Kabe ilk olarak İsa'dan önce 60 senesinde Romalı bir tarihçi olan Diodorus'un kitaplarında geçiyor. Onu 'bütün Araplar tarafından büyük saygı gören bir putevi' olarak anlatıyor.

İbrahim İsa'dan 2000 sene önce yaşadı. Bütün bu zaman içide bir kere olsun, tarihçiler Mekke'deki Kabe'yi anlatmıyorlar. Mesela, “tarihçilerin babası” olan Yunanlı Herodot İsa'dan 440 sene önce İran'ı ve de Arabıstan'ı anlatırken, Arapların adetleri ve inançlarından da söz ediyor. Kuran'da geçen Al-İlat putunun adını kullanıyor. Fakat kabe'den hiç söz etmiyor.

Demek ki Kabe, Herodot'un zamanı (İsa'dan önce 430 senesi) ile Flavius'un (İsa'dan önce 60 senesi) zamanının arasında yapıldı. Bütün bunlar gösteriyor ki, Kabe İbrahim'den çok sonra yapıldı.

3) Bu öğretiş hadislere uymuyor...

Son olarak, Müslüman kaynaklarında yer alan ve birbirlerine ters düşen iki bilgiye de yer verelim.

Yukarıda gördüğümüz gibi, Muhammed de Arapların 'Kabemiz İbrahim tarafından kuruldu' masalını Kuran'ın içine aldı. Bunun mümkün olmadığını da gördük.

Ama aynı zamanda en büyük Hadis koleksiyonu olan ve Kuran'dan sonra ikinci önemli kitap olarak anılan Buhari'nin hadislerinde Muhammed'in şu sözünü okuyoruz:
Abu Dar şöyle rivayet etti:
Ben dedim: "Ey Resulullah! Yeryüzünde yapılan ilk camii hangisi idi?" O da dedi: "(Mekke'deki) Mescidi Haram." Ve ben sordum: "Ya ondan sonra hangisi yapıldı?". O da cevap verdi: "(Yeruşalim'deki) Mescidi Aksa". Ben gene sordum: "Onların yapılmasının arasında ne kadar zaman geçti?" O da, "Kırk sene" diye cevap verdi...
(Sahih Buhari, cilt 4, kitap 55, hadis 636)


Mekke'deki Kabe ne zaman yapıldığı bilinmiyor; oysa Yeruşalim'deki Mescidi Aksa hakkında kesin tarih bilgilerimiz var onu kral Süleyman İsa'dan önce 953 senesinde tamamladı.

Bu hesaba göre, Kabe ondan 40 sene önce, yani 993 senesinde yapılmış olmalı. O da İbrahim'in hayatından 1100 sene sonradır. Bu durumda birisi yanlış söylüyor ya Kuran, ya da Buhari'nin hadisi.

İkisi aynı anda doğru olamaz.

Kabe MÖ 1700 lerde "Tamil" dilinden gelme bir kelimedir.

Tamil’de Nadu Kabaalishwaran tapınağı tanrı Shiva’nın tapınağıdır ve Kabaall, tanrı Shiva’yı temsil eder,

Abu Dar şöyle rivayet etti:
Ben dedim: "Ey Resulullah! Yeryüzünde yapılan ilk camii hangisi idi?" O da dedi: "(Mekke'deki) Mescidi Haram." Ve ben sordum: "Ya ondan sonra hangisi yapıldı?". O da cevap verdi: "(Yeruşalim'deki) Mescidi Aksa". Ben gene sordum: "Onların yapılmasının arasında ne kadar zaman geçti?" O da, "Kırk sene" diye cevap verdi...
(Sahih Buhari, cilt 4, kitap 55, hadis 636)
Mekke'deki Kabe ne zaman yapıldığı bilinmiyor; oysa Yeruşalim'deki Mescidi Aksa hakkında kesin tarih bilgilerimiz var onu kral Süleyman İsa'dan önce 953 senesinde tamamladı.

Bu hesaba göre, Kabe ondan 40 sene önce, yani 993 senesinde yapılmış olmalı. O da İbrahim'in hayatından 1100 sene sonradır.
Eğer Kabe 993 senesinde yapılmışsa aşağı yukarı 2000 sene Shiva'nın tapınağıyla arasında geçen süredir ki bu oldukça uzun süre içinde kabe tapınak anlamına kayarak tapınak olarak kullanılmış olabilir.

Yani Shiva'nın tapınağına Kabe denmesi onun illaki hintliler tarafından yapılmış olduğunu kanıtlamaz ama iyi bir dayanak noktasıdır.bir de "tavaf" ritüelinin içeriğini gördükçe Hinduizme benzemeler su götürmez,hele ki ihramda örtünme şekilleri,

KABE’NİN İÇİYLE İLGİLİ BİLGİLER:

Bir gözlemcinin aktardığına gore (Kuzey Amerika Müslüman Toplumu lideri Dr. Muzammil Sıddıki, Ekim 1998)
İçeride üç adet sütun vardır.
Kenarda, üzerine parfüm gibi şeylerin durduğu bir masa vardır.
Tavandan, fener tipinde iki adet lamba sarkmaktadır.
İçerisi yaklaşık 50 kişiyi alabilecek büyüklüktedir.
Elektrikli aydınlatma aracı bulunmamaktadır.
Duvarlar ve yer mermer kaplıdır.
Pencere yoktur.
Yalnız tek kapısı vardır.
Duvarların yukarı kısımları, üzerinde ayetler yazan bir perdemsi bir kumaşla kaplıdır.

Kabe’nin, zaman boyunca 5 ile 12 kez arasında tekrardan inşa edildiğini söylenir. Kabeyi ilk inşa edenin Adem olduğu anlatılır. Kuran’da, Kabe’nin Allaha ibadet etmek için yapılmış olan ilk yapı olduğu söylenir.

Kabe’nin içi.


Kabe’nin köşesindeki kara taş, müslümanlar tarafından kutsal Kabul edilir ve Hacerül Esved diye adlandırılır. Bu, Sanskritçe bir kelime olan “Sanghey Ashweta “ dan gelir ve “beyaz olmayan taş” anlamındadır. “Shiva Lingam”’ın adı da “Sanghey Ashweta”dır. Kabe’de bulunan bu taş, Hindu kutsallarıyla büyük benzerlik gösterir.

Shiva Lingam: Hinduizm’de kutsal olan ve yaratıcının enerjisini simgeleyen taş.


KARA TAŞ NEDEN KABE’NİN KÖŞESİNDE YER ALIR?

HACERÜL ESVED’İN YÖNÜNE DİKKAT EDİNİZ:
Saivagama ve Veda Kutsal Kitaplarında bütün Shiva tapınakları, Shivalinga (Shiva’nın sembolü) doğu yönüne bakacak şekilde inşa edilirler. Dünyadaki tüm tapınaklarda bu gözlemlenir. Tapınağın giriş kapısı her zaman doğu veya kuzeydoğu yönüne bakar. Vaastu’ya gore (bir mekanı fiziksel ve metafiziksel güçlerle uyum içinde olacak şekilde düzenlemek, tasarlamak), ibadet bölümü her zaman evin kuzey doğusunda olmalıdır ve tanrı-tanrıça simgeleri de doğuya bakmalıdır. Evin giriş kapısı doğuya ya da kuzey doğuya bakmalıdır. Bu durum, Kabe’nin girişi ve Hacerül Esved’in yerleştirildiği yerde de aynı şekilde görülebilir.

Tamamen bilimsel olan Tarihî Muhammet çalışmalarında, peygamberin ahlak olarak örnek olmakla ilgili rolü, İslami yasalar ve Kuran’ın tanrısal yapısıyla ilgili konularda temel sorular ortaya çıkmaktadır. Bilim adamları, Muhammet’in yaşadığı konusunda da şüphelere sahiptirler. Bilim adamları, Kuran’ın Muhammet’in hatta Ararbistan’ın bir ürünü olmadığını, daha sonraki bir devrin gereksinimlerini karşılamak için sonradan birbirine iliştirilmiş bir takım malzemeden oluşturulduğunu söylemektedirler. Ortaya çıktığı kabul edilen zamandan iki veya üçyüz yıl sonrasına kadar İslam yoktu. Yedinci yüzyılda çok geniş bir bölgeyi fetheden Arap kabilelerinin insanları Müslüman değildi. Bunlar, bilim adamlarının pagan olarak adlandırdığı putperest insanlardı.

Muhammet gerçekten dünyaya gelmiş olsa da, onunla ilgili belgeye, ancak ölümünden yaklaşık yüzelli yıl kadar sonra rastlanabilmektedir. Bu uzun kayıp dönem, yalnızca onun varlığından şüpheye düşmeyi değil, aynı zamanda kanıtlar, Arap kaynaklarının peygamberin hayatı üzerinde yapılan yandaşlar arasındaki yoğun tartışmalar bağlamında oluştuğunu gösteriyor. Peygamberin hayatı üzerine en eski kaynaklar, papiruslar, yazıtlar ve madeni paralar, standart biyografiyle (peygamberin bilinen hayatıyla) çelişmektedir. Bir yazıt ve bir Yunan kaynağı Muhammet’in doğumunu 570 değil, 522 olarak saptar. Muhammet’in kariyeri Mekke’de değil, buradan yüzlerce kilometre kuzeyde gerçekleşmiştir.

Klasik Arap dili bugünkü Arabistan’da değil, Levant denen, Arabistan yarımadasının kuzeyinde, Akdenizden başlayarak bugünkü Suriye ve Irak’ı içine alan geniş bölgede gelişmiştir. İslam ortaya çıkmadan çok once de, Kabe bir hac yeriydi. Kabe kelimesi olasılıkla yaklaşık MÖ1700 lerde, Tamil dilinden gelme bir kelimedir. Tamil’de Nadu Kabaalishwaran tapınağı tanrı Shiva’nın tapınağıdır ve Kabaall, tanrı Shiva’yı temsil eder.

Kabe’de sekizgen şekilli kaide (bir taş) İbrahim’in makamı adıyla bilinir. Hinduizm’de yaratıcı Brahma’nın kaidesi de sekizgen şeklindedir. Müslüman hacılar, Kabe’nin etrafını yedi kere dönerler. Hindular da tanrı ve tanrışalarını tavaf (paradakshina) ederler. Bu, Kabe kutsallığının islam öncesi dönemden gelen bir geleneğidir. Müslüman hacıların, aynen Hinduların kendi kutsalları etrafında tavaf yapmaları gibi, Kabe’yi tavaf etmeleri, söylenenin aksine, İslam’da taşların kutsal olmadığı iddiasının doğru olmadığını gösterir.

Kral Vikramaditya yazıtı, kutsal Kabe’de asılı duran altın bir kabın üzerinde bulunmuştur. Bu, hiç bir şüpheye yer bırakmaksızın, Arap yarımadasının tarihteki Hindistan İmparatorluğunun bir parçası olduğunu kanıtlar.
(Kaynak: Mekteb-i Sultani (Galatasaray Lisesi) kütüphanesi, Sayar-ul Okul, sayfa 315). Kral Vikrama’nın vaizleri, birzamanlar Hint ve Vedik yaşam şeklinin takipçisi olan Araplara, Hindu Vedik yazıtlarının dağıtılmasında ve yayılmasında oldukça başarılı olmuşlardı. Okaj adıyla bilinen yıllık fuar, her yıl Mekke’deki kutsal Kabe çevresinde düzenlenirdi. Bu, şimdi müslümanların icra ettikleri hac ibadetinin islam öncesindeki organize haliydi.

Bugün bile antic Siva işaretleri görülebilir. Müslüman hacılar, Shankara (siva) taşına dokunmak ve onu öpmek için yarışırlar. Müslümanlar, saç ve sakallarını traş ederler ve iki parçadan oluşan beyaz kumaşlara sarınırlar. Bir parçası bellerine, diğeri omuzlarına dolanır. Bu gelenekler, Hindu tapınaklarına girmek için gerekli olan temizlik ve beyaz örtülere sarınma ritüelleridir.

Kabe’de kırılan 360 tanrıyı simgeleyen putlarda biri de Saturn’u simgeleyendi. Bir diğeri, Ay’ı simgeleyen puttu ve birisi de Allahtı. Bu gibi bilgilerden, islam öncesi Arapların, dokuz gezegeni kutsal bildiklerini anlayabiliyoruz. Hindistan’da “Navagraha puja” dokuz gezegeni kutsar ve bugün hala geçerli bir inanıştır. Bu dokuz gezegenden ikisi Satürn ve Aydır. Hilal şeklindeki Ay, Siva sembolünün başının üzerinde bulunur. Bu simge, Kabe’deki hilal şekliyle de ilişkilidir ve bugün islamın bir sembolü olarak kullanılır.

Hindu Veda yazısındaki bir harf olan Sanskritçe AUM “ “ aynadan okunduğunda Arapça 786 sayısını gösterir. Bu müslümanlar için kutsal bir sayıdır ve Kuran’ın kopyaları üzerinde bu gizemli işaret “786” basılıdır. Cahillikleri nedeniyle, bunun sadece yanlış okunan bir harf olduğunu bilmezler, ancak Arap alimler bunun nereden geldiğini biliyor olmalıdırlar.

Mekke’den belirli bir uzaklıkta büyük tabelalarda, müslüman olmayanların giremeyeceği yazar. Bu, Kabe’nin müslümanlar tarafından ele geçirilmesi zamanından kalma bir tedbirdir. Müslüman olmayanların buraya alınmaması, Kabe’nin müslüman olmayanlar tarafından yeniden ele geçirilmesini önleme amaçlıdır.

Hindu inancında Ganj nehri, Shiva simgesinden ayrılmaz, başka bir kutsaldır. Siva simgesinin olduğu her yerde Ganj da ondan ayrılmayan bir kutsal su olarak yer alır. Bu bağımlılık gereği, Kabe’nin yanında da kutsal bir su vardır; Zemzem. Bu su da islam öncesi tanrı Siva’nın ayrılmaz parçası olan Ganj’ı temsil etmek üzere kutsal olarak Kabul edilmiştir.

Kaynak : http://www.scribd.com/doc/9629512/The-Facts-of-Kaaba
Çeviren : Pergel...( KAYNAK )
Gelelim Hacer-Ül Esved'e

Evet arkadaşlar son olarak bu konu üzerine söylenecek bir şey daha kaldı,

Düşündüm ki en azından tevratta Hacer-ül Esved'den bahsetse yine söylediklerim boşa çıkacak,

Bu sefer de onu aradım,sonuç tahmin ettiğiniz gibi "sıfır",

Fasil : FEZAİL BÖLÜMÜ
Konu : Mekkenin Fazileti
Ravi : İbnu Abbas
Hadis : Resulullah (sav) buyurdular ki: "Haceru`l-esved, cennetten indi. İndiği vakit sütten beyazdı. Onu insanların günahları kararttı."
HadisNo : 4577

http://hadis.ihya.org/kutubusitte/hadisler...esved&yer=hadis
Bu taş İbrahim'e gökten verilmiş olsaydı, İbrahim'in hayatını anlatan Tevrat kitabında bu kadar önemli bir mesele yazılmaz mıydı? Ama öyle bir şey okumuyoruz. Hatta, Kuran'da bile öyle bir şey yazmıyor.

Gene görüyoruz ki, putperest Arapların gözüne girmek için, Muhammed onların adetlerini kendi dininin içine aldı, orada bugüne kadar o putperest adetler devam ettiriliyor.

Arapça "Hacer" /taş/ demektir. Esved ise /kara, siyah/ demektir. Şu halde Hacer-ül Esved = Kara Taş olmaktadır.

Bu sözün "Sangey Ashveta" sözü ile ilgili olabilmesi için Sangey sözü ile Hacer sözü arasında bir bağ kurmak ve ortak kökenini göstermek gerekir.

Sangey sözü Hintçe taş olduğunu Farsça /seng/ sözünün "taş" anlamına geldiğinden de çıkarabiliriz. Belki de İngilizce "suya batmak" anlamında olan /to sink/ fiili de aynı /seng/ köküne dayanır.

Tevfik Fikret bir şiirinde: "Biraz hayat-ü hararet şu cism-i sengine" der. Yani: Şu taş gibi katı karakterine biraz hayatın sıcaklığı eklensin, der.

Bir diğer ilginç nokta da şu: Hacer-ül esved her ne kadar Türkçe "Kara Taş" olarak çevrilse de -ül takısını doğru kullanırsak "Taş olan kara" anlamı ortaya çıkar ki bunun yorumu siyah bir taş olmaktan çok daha derindir.

İnanışa göre "kara taş" cennetten düşmeden evvel beyazdı ama dünyevi kötülükler yüzünden karardı.

"Taş olan kara" deyişindeki "kara" sözcüğünü kötü,habis olan ile ilişkilendirirsek eğer "maddeleşmiş kötülük" anlamına yorabiliriz.

Böylelikle taşın neden Kâbe'nin dışında durduğunu da açıklamış oluyoruz. Çünkü "maddeleşmiş kötülük" Kâbe'nin içine giremez.

Haklı bir neden,klasik putperest düşüncesiyle de örtüşüyor,diğer putlara verilen "kutsi" değerler gibi "karataş"a da bir çeşit onlara gelecek kötülükleri bünyesine çeken,kötülük paratoneri muamelesi yapılmış olabilir.

Diğer putlardan ayrı tutulması bu açıdan gayet makul.

Son olarak Brahma-->Abraham--İbrahim bağlantısı da göz almaktadır,

Ben kabenin hint kaynaklı olduğunu düşünüyorum,bütün bu bilgiler ışında müslüman arkadaşlardan "Kabe"nin İbrahim tarafından yapıldığına dair sair bilgiler bekliyorum.


Saygılarımla...



THeGoDiSNoWHeRe
Alıntı ile Cevapla
 

Önerilen Siteler


Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 17:42 .