Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > Dünya Dinleri, Mitoloji & Antik Uygarlıklar > Dünya Dinleri

 
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
Prev önceki Mesaj   sonraki Mesaj Next
  #1  
Alt 10-07-2009, 18:38
digeri_1 digeri_1 isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 11 Oct 2008
Mesajlar: 363
Standart Ölümsüzlük Düşüncesi ve Dinlerin Öğrettikleri

Sokrates ve Platon Canın Ölümsüz Olduğunu Öğretiyor

YETMİŞ yaşındaki bir bilgin ve öğretmen, öğrettikleriyle genç zihinleri saptırmakla ve dinsizlikle suçlandı. Duruşma sırasında çok parlak bir savunma sergilemesine karşın, önyargılı jüri kendisini suçlu bulup ölüme mahkûm etti. İdamına yalnızca birkaç saat kalmışken, bu yaşlı öğretmen etrafına toplanan öğrencilerine canın ölümsüz olduğunu ve ölümden korkulmama-sı gerektiğini kanıtlamak üzere bir dizi neden gösterdi.

Mahkûm edilen adam, MÖ beşinci yüzyılda yaşamış ünlü Yunanlı filozof Sokrates'ten başkası değildi. Öğrencisi Platon bu olayları Apologia Sokratous [Sokrates'in Müdafaası, 1942/Sokrates'in Savunması, 1973) ve Phaidon [Phaidon, 1943, 1989) adlı denemelerinde kaydetmiştir. Sokrates ve Platon canın ölmezliği düşüncesini geliştiren ilk kişiler arasında sayılır. Fakat bu öğretinin yaratıcıları onlar değildir.

Pythagoras ve Yunan Düşünürleri

Sokrates ve Platon'dan önceki Yunanlılarda canın ya da ruhun ölümden sonra yaşadığına inanıyorlardı. MÖ altıncı yüzyılda yaşamış ünlü Yunanlı matematikçi Pythagoras, canın ölümsüz olduğuna ve bedenden bedene göçe tabi olduğuna inanıyordu. Ondan önce, bilinen Yunanlı filozofların en eskisi olarak görülen Miletoslu Thales, ölümsüz bir canın yalnızca insanlarda, hayvanlarda ve bitkilerde değil, demiri hareket ettirebildiğine göre mıknatıs gibi nesnelerde de bulunduğunu düşündü. Eski Yunanlılar ölülerin canlarının, kayıkla Styks ırmağından geçirilerek yeraltı dünyası denen uçsuz bucaksız bir diyara götürüldüklerini ileri sürerlerdi. Orada yargıçlar, bu canların ya yüksek duvarlarla çevrili bir zindanda işkenceye ya da Elysion'da mutluluğa gitmelerine karar verirlerdi.

Zerdust Dini Ölümsüzlük Düşüncesini Öğretiyor

MÖ yedinci yüzyılda, İran'da, (Persis) Zerdüşt adlı bir peygamber çıktı. Kendisi daha sonra Zerdüşt dini ya da Zerdüştçülük olarak bilinmeye başlanan bir tapınma biçimi kurdu. Zerdüştçülük, Yunanistan'ın büyük bir güç haline gelmesinden önce dünya sahnesine egemen olmuş Pers İmparatorluğunun diniydi. Zerdüşt kutsal metinleri şöyle der:

"Ölümsüzlük içinde Adil kişinin canı hep Sevinçli olacak, fakat Yalancının canı muhakkak işkence görecek. Ve Ahura Mazda [anlamı "bilge tanrı"] bu Kanunları Kendi egemen yet-kesiyle takdir eylemiştir."

Canın ölümsüzlüğü öğretisi, Zerdüştçülük öncesi dönemde de İran dininin bir parçasıydı. Örneğin İran'daki eski kabileler, ölmüşlerin canlarına ilgi göstererek yeraltı dünyasında kullanmaları için onlara yiyecek ve giysiler sunarlardı.

Hinduizmde Ruhgöçü Öğretisi


ÖLDÜKTEN sonra insana ne olduğu so­rusu kadar sık sorulan ve insanın kafası­nı karıştıran başka bir soru muhtemelen yok­tur. Binlerce yıldır her uygarlıktaki zeki kişiler bu soruyu sormuştur. Fakat insan felsefele­ri ve birçok dinsel tabular sebebiyle karmaşık birçok teori ve hurafe üretilmiştir.

Hinduizmde insan canının ölümden sonra yaşamaya devam ettiği inanışı başından beri vardı. Bu nedenle Hindular atalara tapındılar ve ölülerin canı için sofralar kurdular. Canın göçü düşüncesi ,insanlar arası görülen acılar ve kötülükle ilgili evrensel meseleyle uğraşan hindu bilginlere çekici gelmiş olmalı.

Bu düşünceyi bir sebep-sonuç yasası olan karman adlı öğretiyle birleştiren hindu bilgeler ,bir yaşamdaki erdem ve kusurluluğun gelecek bir yaşamda cezalandırılması veya ödüllendirileceğine dayanan ruhgöçü kavramını& kuramını geliştirdiler.

Hinduizmin can hakkındaki görüşünü etkileyen başka bir kavram daha vardır; bu kavram Brahman-Atman (en üstün ve sonsuz Brahman , mutlak gerçek) denen felsefi kavramdıır. Bu düşünce hinduların nihai hedefini tanımlamak için ruhgöçü kavramıyla birleştirildi ; mutlak gerçekle bütünleştirilmek adına yeniden doğuş çeviriminden kurtulmak içn.

Böylece Hindu bilgeleri ,canın bedenden bedene göçü düşüncesini ,karman yasası ve Brahman kavramıyla birleştirerek ,ruhgöçü doktrini oluşturulmuş oldu. Hinduizm yayılırken ,brahmancılığın budacılığın ve başka asya dinlerinin belkemiğini teşkil eden bir düşünce tüm civar coğrafyaya yayılmaya başladı.

Ruhgöçü doktrini günümüz hinduizminin temel direğidir. Bir hindu filozof Nikhilananda şöyle diyor :
"Ölümsüzlüğe erişmenin yalnızca seçilmiş birkaç kişinin ayrıcalığı değil, herkesin doğuştan kazandığı bir hak olduğu her dindar hindunun kanaatidir".
Alıntı ile Cevapla
 

Önerilen Siteler


Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 06:00 .