Dinde Reform Yetmez -Tek Yol Devrim
Toplumlar yasalarla yönetilir.Toplum düzenini sağlamada , suçları engellemede ve suç işlemeyi caydırmada yasalara en büyük destek dini inanç ve kurallardan gelir..
Kanunlar , bireyi , yabancı gözlerden uzak kendi başına bulunduğu yerlerde kontrol etme imkânına sahip değildir. Kanunlar insanları disipline etme , yetiştirme ve sosyal hayatın ahengini teminde yeterli olmadığı için kişilerin manevî bir otorite altına alınması şarttır..
Bu otorite de ancak din olabilir. Din , hareketleri devamlı surette gözetleyen bir denetçiyi inananların kalbine yerleştirmiştir..
Kanun adamlarının ve diğer insanların kontrolünden uzak yerlerde ahlâka uymayan bir davranışa yeltenileceği vakit , Allah'ın herşeyi gördüğünü ve bu tür hareketleri cezasız bırakmayacağını söyleyen din , bu davranışlara karşı engelleyici bir unsurdur..
Aksi düşünüldüğünde , içinde bulunduğumuz şartlarda dini inanç ve kuralların olmadığı bir ortamda , sadece yasalarla kötülükleri önlemek , insanları iyilik yapmaya yönlendirebilmek ve suçların önüne geçmek imkansız gibidir..
Dinin kurum olarak yıkılması , insanların inançlarıyla özgür
kılınması , "inancın Allah'la kul arasında kalması" kimi kesimlerce yeterli görülse de , insanın karakteristik yapısı gereği , uzun vadede bozulmaların , dejenerasyonun ve sapkın inançların yerleşmesi olasılığı nedeniyle , dinin kurumsallığının sürdürülmesi gerekmektedir..
Ancak , dini , bir yönetim şekli olarak düşünenlerin organize olarak , demokrasiyi tehdit etmesi , çeşitli dini örgütlerin inançları sömürerek ve dini duyguları çıkarlarına alet ederek toplumsal sorunlara sebep olması , mezhep ve tarikatların , hadis ve sünnet adı altında dine ilaveler yapmasıyla , dinin toplumu bölen , mezhep çatışmalarına sebep veren bir unsur haline gelmesi , gitgide artan dinsel şiddet ve terörün de etkisiyle , din , toplumun korku duyduğu bir kuruma dönüşmüştür..
Bu durum , laik , demokratik , sosyal bir hukuk devleti için büyük bir tehlikedir..
Gelinen noktada , bu tehlikenin önündeki yegane engelin Türk ordusu olduğu bilinmektedir..
İktidarı ellerinde bulunduranların , gelişen dinci örgütlenme ve tehdite karşı tavizkar davranmaları hatta bu eylemlere destek olmalarından , iktidarlarının uzun sürmesi halinde , ordunun yapısına da el atılacağı görülmektedir.. Ordunun da pasifize edilmesi halinde , ülkenin sürükleneceği uçurum gözönüne alınırsa , bu konuya artık sivil toplum örgütlerinin ve ilerici , yurtsever halkın da el atmasının zorunlu hale geldiği anlaşılacaktır..
Dinde reformun lafını dahi ettirmeyen , mezhep , tarikat ve cemaatlere , reformun değil , hedefte devrimin olduğu gösterilmelidir..Bunun için sağlıklı bir örgütlenme şarttır..
Bir Atatürk'ün daha gelmesi umuduyla beklenmemelidir..80 yıl önce Atatürk'ün yaptığı devrimlerin çok daha fazlası yapılabilir..
Liderler , mücadelenin içinde yetişir ve çıkarlar..Mücadele olmadan lider gelmez..
Mücadele sadece dinde devrim maksadıyla değil , sürekli ve her alanda devrim amacıyla yapılmalıdır..
Türkiye'nin aydınlık yarınları , ancak devrimci atılımlarla sağlanabilir..
Bunun içinde halkı bilinçlendirme ve örgütleme seferberliğine girişilmelidir..Başka yol yoktur..
|